T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/589
KARAR NO : 2024/1866
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/11/2021
NUMARASI : 2021/48 E. 2021/260 K.
DAVANIN KONUSU : Markanın Hükümsüzlüğü
KARAR TARİHİ : 31.10.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 31.10.2024
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 30.11.2021 tarih 2021/48 E. 2021/260 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davacının 2012/47832 tescil numarası ile 30. Nice sınıfında kayıtlı “...” ibareli markasının sahibi olduğunu, davcının markasının tüketici nezdinde de ayırt edicilik arz eden ibaresinin ... olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen 2019/121449 tescil numaralı 43. Nice sınıfında kayıtlı “...” markasının 10.09.2020 tarihinde davalı adına tescil edildiğini, davacının markası ile davalının markasının benzer olduğunu, davalı tarafından tescili talep edilen markanın esaslı unsurunun davacının tescilli markası olan ... ibaresinin teşkil ettiğini, davalı markasının daha önceki tarihte tescil edildiğini, kötü niyetli tescilin söz konusu olduğunu, davacının markası ile davalının markasının kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği neticesinde iltibas tehlikesi ortaya çıktığını belirterek; markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkininine, karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacı adına kayıtlı 2012/47832 tescil nolu " ...+şekil " markasının noter aracılığıyla davacı tarafından davda dışı ...’dan devir alındığını, davacı tarafın markayı ilk tescil ettirdiği tarihte 43.sınıfın müsait olduğunu, bu alanda hizmet vermediği için tescil ettirmediğini, davaya dayanak yapılan markanın tescilinden başka markalaşmak adına bir şey yapılmadığını, davalının oğlunun isminin ... olduğunu, ad ve soyadı birleşiminden marka yaratıldığını, davacının markasını tescil ettirdiği sınıfta bir kullanımı olmadığını, aktif dava ehliyeti bulunmadığını, önceye dayalı bir kulaanımın söz konsu olmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benisenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait 2012/47832 nolu “...” ibareli markanın 30. Sınıfta, "Kahve, kakao: kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar. bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar.Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz.Hububat (tahıl) ve mamulleri. Pekmez" emtiyalarında, davalıya ait 2019/121449 nolu “...” ibareli markanın ise 43. Sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” emtiyalarında kayıtlı olduğu, her iki marka farklı sınıflarda yer alsa da davacı markasının tescil olduğu 30.sınıf ile davalı markasının tescil olduğu 43.sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." yönünden hitap benzer tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali olduğu, 30. Sınıfta yer alan mallar ile 43. Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." halk nezdinde karıştırma ihtimali bulunduğu, davalının 43. Sınıfta yer alan sair emtiyalar yönünden ise halk nezdinde irtibatlandırma ihtimali olmadığı, davalının tescil olduğu 43. Sınıfta yer alan " Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” emtiyaları bakımından sınıfsal benzerlik bulunmadığı, davacı markasının karma nitelikte bir marka olduğu, hem şekil hem de yazıdan oluştuğu, şekil unsurunun kelime unsuru kadar dikkat çekici olmayıp markanın geneline hâkim nitelikte de olmadığı, şekil unsurunun genele hakim olmadığı karma markalarda işaretlerin benzerlik incelemesinde kelime unsurları esas alınması gerektiği, görsel olarak yazı karakteri farklı olsa da her iki markada ... yazdığı, Davacı markasının yazıdan oluştuğu, esaslı unsuru ... olup, markanın devam eden unsurları tanımlayıcı nitelikte olup karıştırılma ihtimalinde dikkate alınmayacağı, taraf markalarından davalı markası karma marka olduğu, karşılaştırılan işaretlerden birisi karma nitelikte diğeri değilse de benzerlik değerlendirmesi ayırt edici unsur üzerinden yapılacağı, yiyecek içecek hizmetleri için ... ibaresi ayırtediciliği yüksek bir ibare olduğu, her iki markanın esaslı unsurunun ... ibaresi olduğu hitap ettiği tüketicilerin benzer olduğu ve tüketiciler nezdinde karıştırma ihtimalinin bulunduğu, marka tescil belge sahibinin tescil edildiği sınıflarda kullandığı kabul edilldiği, hükümsüzlük davası açan davacıların ilgili markayı kullandığını ispatlaması gerekmediği, bu durumun istisnası davacının markasını kullanmadığı defi olduğu, bu durumda tescil tarihinden itibaren 5 yıl geçmiş marka sahibinin tescil belgesi olsa da markayı kullandığını ispatlaması gerektiği, kullanılmama defisinin mahkemece resen dikkate alınamaycağı, davacının markayı kullandığını ispatlaması gerektiren diğer durum ise tescilsiz markaya dayalı hükümsüzlük davası olduğu, bu davalarda davacının tescilsiz marka sahibi olduğunu ispatla mükellef olduğu, davalının kullanılmama defisinde bulunmadığı, mahkemenin resen bu hususu araştırmayacağı, davacının marka tescil belgesi sahibi olduğu, her ne kadar davacı markayı devralsa markada sürekliliğin esas olduğu, devredilmiş olmasının buna engel olmayacağı, davacı hükümsüzlük davasını tescil belgesine dayandırdığı, iltabas olgusunun bulunduğunu iddia ettiği, iltibasa dayalı hükümsüzlük değerlendirilmesi yapılırken kullanma hususunun araştırılmayacağı, davacının tanınmışlığını, davacının eskiye dayalı kullanım sonucu markayı ayırt edici hale getirdiği iddiası ve kötüniyet iddiaları yönünden yeterli delil bulunamadığı, belirtilrek; davacının davasının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, ısapt yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacının restoran hizmetleri sınıfında markaya kendi faaliyetiyle ayırt edicilik kazandırdığı iddiasını ortaya koyup kanıtlayamadığını, kullanmama def'inin davayla bir ilgisi bulunmadığını, dayanılan davacı markasının hamur işi ürün markası olup bu davacının bu mallardaki kullanımın davalı markasının geçerliliğine etkisi bulunmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, davacının markasının tanınmışlığının bulunmadığını, davacının devir adlığı markanın geçmiş mirasına dayanamayacağını, davacının öncelikli kullanım hakkına dayanarak hükümsüzlük talep ettiğini, davacı şirketin 27.08.20|18'de kurularak ve faaliyetine başladığını, dava konusu ettiği markanın başvuru tarihinin ise 04.12.2019 olduğunu, bu iki tarih aralığında dayandığı marakasının ihdas edildiğinin ispatlanmadığını, davanın restoran hizmeti bakımından hükümsüzlüğe gitmesinin mümkün olmadığını, hükümsüzlük koşulların oluşmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, 6769 sayılı SMK'nın 6/1,2, 5 ve 9 (bezerlik/iltibas, önceki hak sahipliği, tanınmışlık ve kötüniyet) 25. maddesi kapsamında markanın hükümsüzlüğü ile istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olmasına, davaya konu markaların tescilli olduğu sınıf ile mal ve hizmetlere ilişkin karşılaştırma ve ayrıştırma yapılmasına, davacının markası ile davalının markasının esaslı unsusunun ... kelimesi olmasına, davalının kullanımlarının davacının markasını hakim unsurunu birebir içermesine, davacının markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile davalının faaliyet alanı mal ve hizmetlerinin "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" emtiyası yönünden ilişkili olup her iki grup malların da aynı tüketici kitlesine hitap etmesi, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olması nedeniyle benzer olmasına, davacının markası ile davalının markaları arasında karıştırmaya neden olacak benzerlik bulunduğunun tespit edilmesine, söz konsunu benzerliğin iltibasa yol açarak ortalama tüketici nezdinde karışıklıklığa neden olacak olmasına 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmasına, markanın kullanımında sürekliliğin esas olup devredilmiş olmasının kullanmama olgusunu kesen nedenlerden olmamasına, davanın ve talebin niteliğine göre hükümsüzlük ve sicilden terkin kararı ile yetinilmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, tarafların istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 31.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.