T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/450
KARAR NO : 2024/1883
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23.12.2021
NUMARASI : 2018/1268 Esas 2021/1014 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 01.11.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 01.11.2024
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.12.2021 tarih 2018/1268 Esas 2021/1014 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, 21.08.2018 tarihinde davalı şirketin ZMMS sigortacısı, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın müvekkilinin sürücüsü olduğu ... plakalı motosikletine çarpması sonucu müvekkilinin ağır yaralandığını, kaza tespit tutanağına göre her iki araç sürücüsünün de kusurlu bulunduğunu, davalı sigorta şirketine 20.09.2018 tarihinde başvuruda bulunduklarını, ancak sağlık kurulu raporu ve başkaca evrakların eksik olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacının başvurusu üzerine hasar dosyası açıldığını, davacı tarafın gerekli evrakları tamamlamadan ve neticeyi beklemeden kötü niyetli olarak dava açtığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminatı ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, mağdurun gerçek zararının uzman bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kavşakta ilk geçiş hakkını ihlal ederek %75 oranında kusurlu olduğu, davacının ise kavşağa bir tehlike anında tedbir alamayacak bir düzeyde mahal şartlarına göre yüksek hızla giriş yaparak %25 oranında kusurlu olduğu, Ege Üniversitesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen rapora göre davacının maluliyet tespit işlemleri yönetmeliğine göre %6.1 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu, 26.11.2020 havale tarihli aktüerya bilirkişi raporunda PMF Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamaya göre davacının sürekli iş göremezlik zararının 65.261,27 TL, geçici iş göremezlik zararının 12.292,63 TL olduğu, davacı tarafça yapılan bu hesaplamaya istinaden dava değerinin artırıldığı, TRH 2010 Yaşam Tablosu verileri ve bilinmeyen dönem için progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplama sonucunda ise davacının 80.512,65-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 12.292,63-TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 92.805,28-TL maddi tazminat alacağının bulunduğunun hesaplandığı; davacı vekilince daha evvel bedel artırım yolu ile dava değeri belirlendiğinden bu tutar üzerinden davanın ıslah edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 80.512,65 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 12.292,63 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 92.805,28 TL maddi tazminatın 17.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre davacının kusur oranının %25 olduğunun kabul edildiğini, zarar gören davacının zararı doğuran fiile engel olmaya çalışması gerektiğini, davacının bu şekilde davranmadığını, davacının meydana gelen zararın oluşumunda etken olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmadan hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun geçici iş göremezlik yönünden sona erdiğini, geçici iş göremezlik zararının Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmesi gerektiğini, poliçenin 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olması nedeniyle yeni genel şartların uygulanarak hesaplamanın TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanarak düzenlenmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince trafik bilirkişisinden alınan 18.03.2019 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün KTK'nın 84/a ve 53. md gereğince kavşaklarda ilk geçiş önceliğine uymaması nedeniyle %75 oranında asli kusurlu olduğu, davacı motosiklet sürücüsünün ise KTK'nın 52/a md gereğince kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmak kuralını ihlal etmesi nedeniyle %25 oranında tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Belirlenen kusur oranlarının dosya kapsamı ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Trafik kaza tespit tutanağında davacının kaskının takılı olup olmadığına dair bölüm "tespit edilemedi" şeklinde işaretlenmiş olup, bu aşamada davacının kaza sırasında kask takıp takmadığının tespiti de objektif olarak mümkün görülmemektedir. Kaldı ki, davacıya ait adli muaye evrakları ile maluliyet raporu içeriğinden davacının yaralanması sonucunda ortaya çıkan maluliyetin şekline göre kask takılmaması ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/1-a bendi gereğince motosiklet yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, dizlik takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir zorunluluk öngörülmemiştir. Davacının mevcut yaralanmasına göre somut olayda tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamış olmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 4. HD 20.09.2022 tarih ve 2022/5575 E - 2022/10706 K.) Davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince (Kapatılan 17. HD) de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40 -2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. HD 22.06.2021 tarih 2021/3089E, 2021/3441K). Davalı sigorta şirketi vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri bu nedenle yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili hüküm altına alınan geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamında olmadığını istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasa’nın 59.maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceği," öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere geçici işgöremezlik talebi yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiğinden mahkemece gecici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. (Yargıtay 4. HD 13.09.2021 tarih 2021/3454 E, 2021/4465 K). Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatı bedelinden sorumlu bulunmadıkları yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 6.339,52 TL'den peşin alınan 317,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.022,52 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 01.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.