T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/543
KARAR NO : 2024/1820
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/11/2021
NUMARASI : 2020/557 Esas - 2021/823 Karar
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/10/2024
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/11/2021 gün ve 2020/557 Esas 2021/823 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, davacının davalı banka nezdinde kullandığı ticari kredinin kapatılması üzerine tahsil edilen erken kapatma ücretinin iade edilmesi gerektiğini, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00-TL'nin davalıdan tahsili talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 97.444,20-TL'ye arttırmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan 09/01/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davacı şirketin davalı bankadan vadeli ticari kredi kullandığı, davacının krediyi vadesinden önce kapamak istemesi nedeniyle davalı banka tarafından erken kapatma cezası olarak 130.029,28-TL tahsil edildiği, ödenmek zorunda kalınan fazla tahsil edilmiş bedelin tahsili amacıyla iş bu davanın açıldığı, davacı tarafça davalıya ödenen erken kapatma cezasının fazladan yatırılan kısmının iadesi isteminin erken kapatma tarihi dikkate alınarak bu konuda yapılan düzenleme ve tebliğ hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, davacının 97.444,20-TL fazla ödeme gerçekleştirdiği belirtilerek; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı ile davalı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi çerçevesinde davacının 30.07.2019 tarihinde 2.000.000,00.-TL bedelli ticari kredi kullandığını, davacının söz konusu krediyi vadesinden evvel kapatmak istediğini belirterek bankaya başvurduğunu, davacıya, kredinin erken kapatılması halinde maliyetin olacağı ve bu maliyetin karşılanması halinde kredinin erken kapatılabileceği belirtildiğini, davacının erken kapama ücreti de dahil olmak üzere bakiye borç tutarının hesaplarından tahsil edilerek kredinin kapatılmasını talep ettiğini, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, tacirler arasında yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin kesin yetkili olması nedeniyle mahkemenin yetkili olmadığını, erken kapama komisyon bedeli 17.02.2020 tarihinde tahsil edilmiş iken o tarihte mevcut olmayan 01/03/2020 yürürlük tarihli tebliğ'in 11.03.2020 yürürlük tarihli hükmüne göre erken kapama oranı esas alındığını, yasal düzenlemeler geriye yürütülmek suretiyle hüküm kurulduğunu, banka tarafından 2006/1 sayılı tebliğ uyarınca yapılan bildirim çerçevesinde, bildirim ile aynı doğrultuda yapılan hesaplama neticesinde davacıdan erken kapama komisyonu tahsilatı yapıldığını, hükme esas alınan tebliğ'in 01.03.2020 yürürlük tarihli olup dava konusu erken kapama ücretinin tebliğin yürürlük tarihinden önce 17/02/2020 tarihinde tahsil edildiğini, eksik inceleme yapıldığını, bildirimi aşar şekilde bir komisyon alınıp alınmadığının hesaplanması gerektiğini, tahsil edilen erken kapama tutarı sözleşmeye uygun ve makul olduğunu, davacının erken kapama işlemi esnasında kabulünde olan erken kapama ücretinin iadesini sonradan talep edilemeyeceğini, erken kapama maliyetinin içerisinde BSMV ücreti de yer aldığını, bu ücretin iade edilmesinin mümkün olmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, ticari kredi kapsamında tahsil edilen erken kapama ücretinin iadesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. 6100 sayılı HMK'nın "yetki sözleşmesi" başlığını taşıyan 17. maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmü yer almaktadır. Söz konusu yetkiye ilişkin kural, HMK'nın 18/1. maddesinin "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz." hükmünden de açıkça anlaşılabileceği üzere mahkeme re'sen gözetilecek kesin bir yetki kuralı niteliğinde değildir. Yine madde hükmünden hareketle, taraflarca aksi kararlaştırılabilecek bir yetki kuralının, kamu düzeni mülahazası ile va'zedilmiş olan kesin yetki kuralları arasında yer alması söz konusu olamaz. 6100 sayılı HMK'nın 19/2'nci maddesi uyarınca yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Aynı Kanunun 19/4'üncü maddesi de yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalının süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmadığı takdirde, davanın açıldığı mahkemenin yetkili hale geleceği düzenlenmiştir. Somut olayda dava dilekçesi davalıya 28.10.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı tarafından süresi içerisine 06.11.2020 havele tarihli dilekçe ile cevap süresinin uzatılması talep edilmesi üzerine İDM tarfından10.11.2020 tararihli karar ile cevap süresinin yaal cevap verme süresinin bitiminden itibaren iki hafta uzatılmasın karar veril ve bu karar davalı vekiline eloktirnik posta adresine 11.28.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup her ne kadar davalı tarafından 28.01.2021 tarihli cevap dilekçesi ile taraflara rasında yetki sözleşmesi bulunduğundan bahsile yetki itirazında bulunulmuş ise de davalı vekilinin yetki itirazı süresinde olmadığından 6100 sayılı HMK'nın 19/4'üncü maddesi uyarınca mahkeme yetkili hale gelmiştir. ( Yargıtay 11. HD'nin 12.01.2015 tarih ve 2014/18146 E. - 2015/154 K. )
3. 6102 sayılı TTK'nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin münasip bir ücret isteyebileceği düzenlenmiştir. Davalı banka tacir olup, davacıya ticari işletmesiyle ilgili, ticari nitelikli genel kredi sözleşmeleri ile ticari kredi kullandırmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmelerde anılan hesaplardan yapılan işlerden tarafların sıfatı, işin niteliği ve mutad bankacılık uygulaması açısından ücret tahsil edebileceğinin kabulü gerekir.
4. Bankacılık uygulamalarında genel olarak, kredi sözleşmelerine; kredinin erken kapatılmasının bankanın kabulüne bağlı olduğu ve bankanın mahrum kalacağı faiz gelirine karşılık belli bir erken kapama ücreti (erken ödeme cezası) mukabilinde kredinin erken kapatılabileceği yönünde hükümler konulduğu görülmektedir. Hatta kredilerin erken kapatılmasında, bankaların mahrum kalacağı faiz gelirinin bir kısmına karşılık, erken kapama ücreti alınmasının âdet hâline geldiği ve dolayısıyla faiz gelirinin bir kısmından vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Erken kapama ücretinin öngörülmesinin asıl sebebi borçluyu erken ifa düşüncesinden caydırmaktır. Ayrıca bankacılık uygulamalarında kredi taksitlerinin geri ödemelerinde başlangıçta faize daha fazla kesinti yapılmakta ve giderek kredinin sonuna yaklaşıldığında neredeyse faizin tamamı tahsil edilmiş olmaktadır. Faiz kesintisinin başlangıçta fazla olması bankacılık uygulamasında aslında örtülü bir erken kapama ücretinin bulunduğunu göstermektedir. Zira bankalar, ilk taksitlerde faiz kesintisini fazla tutarak erken kapamanın risklerinden kendilerini korumuş olmaktadırlar. Erken kapama ücreti alınabilmesi, müşteri ile banka arasındaki kredi sözleşmesinde bu yönde hüküm bulunmasına bağlıdır. Dolayısıyla erken kapama ücreti, yasal bir medeni ceza olmayıp, taraflar arasındaki sözleşmeden doğan bir yan yükümlülüktür. Erken kapama ücreti ile faiz indiriminden yararlanarak kâr eden müşteri ile faiz geliri düşmek suretiyle gelir kaybına uğrayan bankanın menfaatlerinin dengelenmeye çalışıldığı görülmektedir. Nihai olarak erken kapama ücreti ile kredi veren bankanın zararının bir kısmının tazmin edilmesi amaçlanmaktadır.
5. Ticari kredilere ilişkin erken kapama komisyonu ile ilgili olarak 818 sayılı Borçlar Kanunun zamanında düzenlenen sözleşmeler yönünden sözleşmede bir oran belirtilmesi halinde bu oran, bir oran belirtilmemesi halinde bankanın T.C. Merkez Bankasına bildirdiği oran, bu da yok ise emsal banka uygulamalarına göre makul bir oran belirlenmesi, sözleşme tarihi 6098 sayılı TBK döneminde ise sözleşme hükümleri yönünden aynı yasanın 19, 20. maddesi uyarınca genel işlem koşulları yönünden incelemeye tabi tutulması, kredi sözleşmelerinde yer alan masraf tahsiline ilişkin hükümlerin yazılmamış sayılması sebebiyle oluşan boşlukların öncelikle bankanın 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3., 4. ve 6/2 maddeleri uyarınca belirleyip ilan ettiği oranlar, bankanın bu yönde yapmış olduğu bir ilan bulunmadığının tespit edilmesi halinde ise emsal banka uygulamaları gözetilerek doldurulması gerekir.(Yargıtay 11. HDB'nın 16/12/2019 tarih 2018/4910 E. -2019/8174 K. 30.09.2019 tarih 2018/5750 E. - 2019/5991 K., 26.09.2019 tarih 2018/4650 E, - 2019/5901K.)
6. Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden sonra imzalanması nedeniyle sözleşme tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. Sözleşme imzalanmadan önce davacı şirket yetkililerinin sözleşme metnini daha önceden şubeden edindikleri, okuyup inceledikleri, banka tarafında bilgilendirildikleri ve hükümlerinde tamamen mutabık olduklarına dair şirket yetkililerin sözleşmede bu hususta el yazılı beyan ve imzaları bulunmadığı gibi aksi de banka tarafından ispatlanamamıştır. Ancak, genel kredi sözleşmesinde erken kapama seçeneği olmasa dahi, müşterinin erken kapama talebini bankanın uygun görmesi ve banka tarafından hesaplanacak erken kapama ücretinin ödenmesi ile mümkün olacaktır. Nitekim, kredinin erken kapatılmasının her iki tarafın da menfaatine olduğu, tarafların serbestçe erken kapama ücretini belirleyebilecekleri, ancak bunun sınırının dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı olduğu, tüketici kredisi niteliğindeki konut finansmanı kredilerinin erken kapatılması hâlinde dahi erken kapama ücreti alınmasının mümkün olduğu gözetilerek diğer bankaların dava konusu krediler ile aynı özellikteki (kullanım tarihi, vade tarihi, taksit ödeme aralığı, miktarı, erken kapama tarihi) kredilerin erken kapatılması hâlinde alacakları erken kapama ücreti tespit edilerek, her iki tarafın menfaatleri de dikkate alınıp TMK’nın 2. maddesi çerçevesinde yukarıda bahsedilen hususlarda gözetilerek erken kapama ücretinin belirlenmesi gerekmektedir.(Yargıtay HGK'nun 20.10.2022 tarih ve 2020/11-656 E. - 2022/1350 K.)
7. Her ne kadar İDM tarafından davalı bankaca ilgili tebliğ gereğince Merkez Bankası'na bildirim ve ilan yapılıp yapılmadığına ilişkin gerek davalı banka gerek ise TCMB nezdinde usulüne uygun şekilde bir araştırma bir yapılmaksızın ve emsal banka uygulamaları gözetilmeksizin erken kapama ücretinin tahsil edildiği tarihte yürürlükte olmayan 10.02.2020 tarihli Banka ve Ticari Müşterilerden Alınabilecek Ücrete İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik Hükümleri çerçevesinde yapılan hesaplamaya üstünlük tanınarak davalı bankanın talep edebileceği erken kapama ücretinin tespiti cihetine gidilmiş ise de açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan ararştırma yetersiz olup eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
8. Hakim, hukuki nitelendirmeyi yapmak ve uygulanacak hukuk kurallarını belirlemekle görevli olduğundan, esasen uyuşmazlığın doğduğu tarihte yürürlükte olmayan mevzuat hükümlerine dayanan ve bu nedenle hukuken hükme esas almaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna davalı tarafından itiraz edilmemesi nedeniyle davacı lehine usuli kazanılmış hak doğurduğundan da bahsedilemez.
( Yargıtay HGK'nun 15.03.2023 tarih ve 2022/3-508 E. 2023/226
K. )
9. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından davalı banka ve TCMB'dan sorulmak suretiyle banka tarafından davaya konu kredileri kapsayacak şekilde 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3., 4. ve 6/2 maddeleri uyarınca belirleyip ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı sorulup bu husustaki eksiklik giderildikten sonra dosyanın bankacılık alanında hesap bilirkişine yeniden tevdi ile banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, davaya konu kredi sözleşmesi kapsamında acıkılanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirilmesi suretiyle BSMV’nin mükellefinin davacı kredi kullanan-kapatan taraf, davalı bankanın ise bu vergiyi tahsil edip ilgili vergi dairesine yatırması gereken vergi sorumlusu olduğu üzerinde durularak, bankanın erken kapama ücreti adı altında davacıdan fazladan tahsil ettiği bir ücret bulunup bulunmadığını gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli ek bilirkişi raporu alınarak, varsa rapora yönelik itirazlarda giderilerek oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalıların istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/11/2021 tarih 2020/557 Esas 2021/823 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.