T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/503
KARAR NO : 2024/1852
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/11/2021
NUMARASI : 2016/446 Esas - 2021/809 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 30/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/10/2024
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/11/2021 tarih 2016/446 Esas 2021/809 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacılar vekili, davalı ... Sigorta Şirketine ZMMS sigortalı ... plakalı sahibi ve sürücüsü ... olan aracın 08.11.2015 tarihinde ... ili ... ilçesinde davacı ... in yaralanmasına sebebiyet verdiğini, sürücü ...'nin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, lastik patlamasıyla kazanın meydana geldiğini, davacının vücudunda derin ve açık yaralar oluştuğunu, altının bez ile bağlandığını bu konuda birçok masraf yaptığını, iyileşemediğini, ömrünün geri kalanını refakatçisiz geçiremeyeceğini, beyin hasarı oluştuğunu, evde tek başına kalamadığını ve özürlü hale geldiğini, sürekli iş göremezlikden dolayı şimdilik 2.000 TL, oğlu ... için de görev yeri Siirt den babasının bakımı için uçakla gidip gelmesi için 3.000 TL harcama yaptığını, ... için şimdilik 1.000 TL tazminatın, ... için de eşi ... e ömür boyu refakat edecek olmasından şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın tahsilini, ayrıca davacının sakat kalmış olması nedeniyle SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve diğer giderleri için toplam şimdilik 4.000 TL'sinin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 29/03/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat bedelini 534.007,30 TL ye arttırmıştır.
CEVAP : Davalı vekili, davalının sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuruyla sorumlu olduğu, ... plakalı aracın ... adına sigortalı olduğunu, kişi başına sakatlık ve ölüm tazminatının 290.000 TL ile sınırlı olduğunu, davalı şirketin sigortalısının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, kusur oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesinde rapor alınmasını istediklerini, ayrıca sürekli maluliyet içinde Üçüncü İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, zarar hesabı için de aktüerya bilirkişilerden seçilecek heyetten rapor alınması gerektiğini, davacının bakıcı giderlerine yönelik giderlerinin maluliyet teminatından ödendiğini, bakıcı giderlerinin tamamından sigorta şirketinin sorumlu olamayacağını, görev ve zaman aşımı itiraz ve def-isinde bulunduğu, esasa ilişkin olarak ise davalı şirket sigortalısının kusurunun bulunmadığını, seçilecek aktüerya bilirkişilerinin sicile kayıtlı bilirkişiler olmasını istediklerini, tedavi masraflarından sigortacının sorumlu olmadığını, bakıcı giderlerinin maluliyet teminatı kapsamında kaldığını, ayrıca bu bakıcı giderlerinden indirim yapılmasını istediklerini, müterafik kusurun tazminattan düşürülmesini istediklerini, davacının emniyet kemeri takmadığını, davalının dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı ... plakalı aracın sürücüsü ve sigortalısı ...'nin kullandığı aracın lastiğinin patlamasıyla kazanın meydana geldiğini, kazanın oluşumunda sağ arka tekerleğin patlaması neticesinde aracın hâkimiyetini kaybeden sürücünün yolun sağ tarafındaki şarampole devrilmesi sonucu, ... ve ...'in yaralandığını, bu kazanın meydana gelmesinde alınan ilk raporlarda kazanın teknik bir sebepten kaynaklandığını ve sürücüye herhangi bir kusur izafe edilmediğini ancak Adli Tıp Kurumundan alınan raporda sürücü ...'nin %80 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini ve bu kusur oranının belirlendiğini, Karayolları Trafik Kanunu m.92 ye göre "... İşletenin eşinin, usul ve furunun kendisine evlat edinme ilişkisine bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin ZMMS kapsamında olmadığının... "belirtildiğini, somut olayda davacıların bu araçta sürücü ...'nin bulunduğu sırada yolcu olarak yer aldıklarını ve aracın lastiğinin patlamasıyla aniden devrildiğinin belirlendiğini, aracın İzmir'den Antalya'ya doğru gitmekte olduğunu ve daha önce bakımlarının yapıldığını, ancak tüm tanık beyanları ve yolcuların da beyanlarıyla aracın lastiğinin patlamasıyla şarampole yuvarlandığının belirlendiğini, alınan bilirkişi raporlarına göre davacının somut olayda sürekli maluliyetinin %100 olduğu bu nedenle oluşan zararının 415.648,50 TL ve sağlık giderlerinin ise 8.240,00 TL olduğu tespit edilmiş olduğunu bu zarar kalemi için bakıcı gideri dahil 582.597,96 TL zararı bulunduğunun tespit edilduğini, davalı tarafın bakıcı giderinde indirim yapılması talebinin davacı ... ...in %100 maluliyet oranı, eşi tarafından bakılacak olması ve bakım zorluğu gözetilerek bakım giderinde bir indirim yapılmasına gerek olmadığının belirlendiğini, ancak davacı ... ...in somut olayda emniyet kemerini takmadığından T.B.K m. 52 e göre zararın artmasına sebebiyet verdiğinden tespit edilen maddi tazminat miktarında hakkaniyete uygun olarak %10 indirim yapılmasına karar verildiğini, diğer davacılar olan ...in ise bakım gideri talebinin davacı ...’in kendisinin herhangi bir bakıma muhtaç olmaması ve davacının bu talebinin eşi ...’e bakıcı olması nedeniyle bakım tazminatı talebi ret edildiğini, diğer davacı ...'in de bakımla ilgili sorumluluğunun bulunmamış olması, babasının yanına gidip gelmesinin ise tazminat kapsamına girmediği tespit edildiğinden bu konudaki talebi reddedildiğini, davacı tarafın 02.04.2019 tarihli dilekçesiyle davasını ıslah etmiş olduğunu ve talebini 4.000 TL’den 534.007,30 TL’ye yükseltmiş ise de bu talebinden davacı ... ve ... hakkındaki 1.000 TL’lik tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin gerek sakatlanma ve ölüm tazminatı 290.000.00 ve gerekse sağlık gideri ve bakım gideri olmak üzere toplamda 290.000.00 TL ile sınırlı olmak üzere sorumluluğu bulunduğunun belirlendiğini ve bu miktarla sınırlı olarak davacıların davasının dava ve ıslah dilekçesindeki talebinin kısmen kabulüne, davacı ...’in meydana gelen kazada davalı sigortanın sorumlu olduğu aracın kusur durumu ve davacının maluliyet oranı gözetilerek 415.648,50 TL sürekli maluliyetten kaynaklı maddi zararı bulunduğu tespit ve kabul edilmekle, bu tazminattan %10 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak 374.083,65 TL tazminatın (davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında zararın 290.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, davacı ... meydana gelen kazada davalı sigortanın sorumlu olduğu aracın kusur durumu ve muris davacının ilaç gideri 8.240,00 TL ile bakıcı gideri 582.597,96 TL zararının bulunduğu tespit ve kabul edilmekle toplam 590.837,96 TL’den %10 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak 531.754,16 TL tazminatın (davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında zararın 290.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tüm davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, davacı ...’in bakıcı gideri talebinin reddine, davacı ...’in tazminat talebinin şartları gerçekleşmediğinden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, 03.11.2021 tarihli gerekçeli kararın duruşmalara yetki belgesiyle giren anlaşmalı Av. ...'a 13.12.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, tebligatın usulune uygun olmadığını, 07/05/2019 tarihli yetki belgesinde "tebliğ almaya yetkili değildir" denilmek suretiyle adı geçen avukatın yetkisinin taraflarından kısıtlanması nedeniyle kararın yetkili vekile tebliğini talep etmiş, yerel mahkemece davalı vekiline usulüne uygun yapılan karar tebliğine müteakip istinaf isteminin süresi içerisinde olduğu değerlendirilerek, dosya ele alınmıştır.
Davalı vekili, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, poliçe teminatı kusur sorumluluğuna dayandığından kusursuzluk nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, davaya konu kazanın aracın arka tekerleğinin patlaması sonucunda direksiyon hakimiyetinin kaybı sonucu gerçekleştiğini, mahkemece teker patlama olayının teknik arızadan mı yoksa yol durumundan mı kaynaklandığı hususu irdelenmeden karar verildiğini, yoldaki cam veya taş da aracın tekerleğinin patlamasına sebebiyet verebileceğini aracın bakımlarının yapılıp yapılmadığı hususunda yerel mahkemece herhangi bir araştırma yapılmadığını, eksik değerlendirme yapılması nedeniyle hükmün kaldırılması ve yeniden değerlendirilerek kusursuzluk nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 08.09.2021 tarihli bilirkişi hesap raporunun hatalı düzenlenmiş olduğundan hükme esas alınmaması gerektiğini, 08.09.2021 tarihli rapor TRH 2010 yaşam tablosundan yararlanılarak yapılmış olup bunun hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirket aleyhine bir tazminata hükmedilecekse PMF-1931 yaşam tablosu'na göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerektiğini, tarafların ömür ve destek sürelerinin belirlenmesinde Yargıtay kabullerine uygun olarak PMF-1931 yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini, 08.09.2021 tarihli raporda tespit edilen belgeli tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, bu giderlerden davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davacının takması zorunlu emniyet kemerini takmadığından müterafik kusurunun bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere müterafik kusurunun tazminat hesabından en az %20 oranında indirim uygulanması gerektiğini, toplanan delillerle beraber davacılar murisinin emniyet kemerini kullanmaması ve müterafik kusur durumunun mevcudiyeti durumunda belirlenen tazminattan indirim yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, 08/11/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Olay günü olan 08/11/2015 günü saat 17:00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile Antalya yönünden Denizli istikametine seyir D.585-11 sayılı karayolunu takiben seyir halinde iken, olay mahalline geldiği esnada, direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun solunda bulunan orta refüj bordür taşlarına çarpıp yolun sağından yol dışı kalması sonucu, araçta yolcu olarak bulunan davacılar ... ve ...'in yaralandığı kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır.
Yerel Mahkemece olaydaki kusur durumunun tespiti açısından bilirkişi incelemesine başvurulduğu, bu kapsamda dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 28/02/2020 tarihli raporunda, sürücü ...'nin, idaresindeki araç ile meskun mahal dışı yolda seyir halinde iken, yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, aracının sağ arka lastiğinin patlamasının ardından uygun şekilde yavaşlayarak aracını kontrol altında tutması, istikametine ayrılan yol üzerinde kalacak şekilde hareketini sürdürmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, sağ arka lastiğinin patlamasının ardından uygun tedbir almaması sonucu direksiyon hakimiyetinin kaybetmesi ile meydana gelen olayda, %80 oranında asli derecede kusurlu olduğu, ... plaka sayılı aracın seyir halinde iken sağ arka lastiğinin patlamasının meydana gelen olayın oluşumunda %20 oranında tali derecede etken olduğu, davacı yolcu ...'in emniyet kemerinin takılı olmadığı, diğer davacı yolcu ...'in emniyet kemerinin ise takılı olup olmadığının ise tespit edilemediğine ilişkin kusur raporunun olayın oluş şekli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu değerlendirilmekle istinafa gelen tarafın sigortalının kazada kusursuz olduğuna yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Öte yandan Yargıtay tarafından uygulama birliğinin sağlanması için tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosunun esas alınması yönünde içtihat geliştirmesi nedeniyle, davacıların ve desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapılması icap etmektedir. (Yargıtay 4. H.D'nin 14.03.2022 tarih 2021/15277E, 2022/14707K). Davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları bu nedenle yerinde değildir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır.
Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesi'nin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici iş göremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. (Yargıtay 4. H.D 10.03.2022 tarih 2021/12001 E, 2022/4532 K ve 24.03.2022 tarih 2021/22793 E, 2022/5790 K sayılı kararları). Davalı sigorta vekilinin, tedavi giderleri ve bakıcı giderlerinin SGK'nın sorumluluğunda olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde müterafik kusur söz konusu olacaktır. Müterafik kusurun varlığı halinde 6098 sayılı TBK'nun 52. Maddesi gereğince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekir. Hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeni ile yerleşik uygulama doğrultusunda birden fazla müterafik kusur indirimi sebebinin varlığı olsa da %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi cihetine gidilmelidir. (Yargıtay 4. HD 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. - 2022/9666 K., 04.04.2022 tarih ve 2021/13491 E. -2022/6733 K.,23.03.2022 tarih ve 2021/11590 E. - 2022/5710 K. Sayılı ilamları) İlk derece mahkemesince müterafik kusur nedeniyle sadece %10 indirim yapılmış olmakla birlikte poliçede öngörülen limitlere nazaran bu husus istinafa gelen sigorta şirketi yönünden sonuca etkili olmayacağından takdir edilen indirim oranı kaldırma nedeni yapılmamıştır.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 36.324,13 TL'den peşin alınan 9.905,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 26.419,13 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 30/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.