T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/601
KARAR NO : 2024/1810
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20.01.2022
NUMARASI : 2020/328 E. - 2022/51 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 23.10.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23.10.2024
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.01.2022 tarih 2020/328 E. - 2022/51 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından kasko sigortası ile sigortalı ... plakalı davacıya ait aracın 01.04.2019 tarihinde İzmir ili Buca ilçesinde gerçekleşen trafik kazası neticesinde yüksek maddi hasara uğradığını, kazanın meydana geliş biçiminin taraflarca düzenlenen kaza tutanağı ile sabit olduğunu, davacıya aracın kaza tarihi itibarı ile davalı tarafından kasko sigortalı olduğunu, davacı aracındaki hasarın tazmini amaçlı olarak akdedilen kasko poliçesi gereği davalı yana hasarın tazmini için dava öncesinde başvuruda bulunulduğunu, başvuruya istinaden davalı tarafından hasar dosyası açıldığını, hasar dosyası kapsamında davacının zararının karşılanmadığını, işbu sebeple meydana gelen hasara ilişkin olarak kasko poliçesini tanzim eden davalı şirketten tazminat talebi istendiğini, davalının en erken ekspertiz raporu düzenleme günü, en geç ihbar tarihinden 45 gün sonra gerçek zararı öğrenerek, tazmin yükümlülüğünün doğduğunu ve bu gün itibariyle temerrüde düştüğünü, taraflar arasındaki uyuşmazlığın T.T.K'nunda düzenlenen sigorta hukukundan kaynaklandığını ve bu tür sözleşmelerin T.T.K madde 3,4 gereği mutlak ticari işlerden olduğunu, hükmedilecek meblağa temerrüt tarihinden itibaren avans (ticari temerrüt) faizi uygulanmasını talep ettiklerini, Kasko Poliçesi Genel Şartları ,T.T.K ve B.K gereği sigortalısının zararını poliçe teminat limit ve şartları dahilinde ödemekle yükümlü olan davalı tarafın eksik ödeme yapmış olması nedeniyle yasal yollara başvurma zorunda kaldıklarını, hasar alacaklarının likit alacak olarak kabul edilmediği ve yargılamayı gerektirdiği için HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak olarak açılan davada alacağın belirli hale geldiğinde taraflarınca talep değerinin artırılacak olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 8.500,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans (ticari temerrüt) faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davanın görev yönünden reddi gerektiğini, araç ruhsatında ''İzmir 33. Noterliğinin 13/05/2016 tarih ve 7519 yevmiye nolu rehin sözleşmesi ile Rehinlidir-Satılamaz '' şeklinde kayıt bulunduğunu, işbu poliçede belirtilen aracın, kiralık araç (rent a car), off road aracı, sürücü kursu aracı, uzun/kısa süreli veya sözleşme karşılığı kiralama, taksi/dolmuş, mobil uygulamalar aracılığı ile yolcu ve/veya yük taşımacılığı hizmeti veren araç olarak kullanılamayacağını, ilaç firmaları ve ecza depolarına ait araçlar, Kurye/ Kargo araçları, Sağlık Sektörü (Dağıtım ve Satış Faaliyeti olan firmalar), Tekel Maddeleri Depolama/Dağıtım ve Satış Faaliyeti olan firmalar, Taş ve Maden Ocaklarına ait araçlar ile taş ve maden ocaklarında kullanılan (hususi ve hafif ticari araçlar hariç) araçlar, zırhlı araçlar, tüp taşıyan kamyon ve kamyonet kullanım tarzındaki araçlar, hazır beton firmalarına ait (hususi ve hafif ticari araçlar hariç) araçlar, karayolu, demiryolu, köprü, tünel/tüp geçit, havalimanı, baraj inşaatı ve bakım çalışmaları için kullanılan hafriyat araçlarına teminat verilmeyeceğini, sigortacı tarafından bu tarz bir kullanımın tespit edilmesi veya teminat kapsamında olmayan bu faaliyet kollarına teminat verildiğinin anlaşılması halinde her hasarda hasar bedeli üzerinden %80 oranında tenzili muafiyet uygulanacağını, herhangi bir hasar vukuunda yukarıda yazılı faaliyet konularından birinin poliçenin ilk sayfasında "Firmanın Faaliyet Konusu" veya "Alt Kullanım Türü" bölümünde belirtilmiş ise, sigortacının bu rizikoyu kabul ettiğini, fiyat ve şartlarını bu rizikoya göre belirlemiş sayılacağından yukarıda yazılı muafiyet uygulanmayacağını, hasar tutarının ise 6.068,69-TL olup %80 muafiyet ile ödenmesi gereken tazminat tutarının 1.213,74-TL olduğunu, araç onarımı aşamasında ise 2.410,69-TL aracın onarımını yapan ... isimli firmaya yapıldığını, fazla ödenen 1.196,95-TL'nin rücu mektubu ile sigortalıdan rücuen talep edildiğini, huzurdaki davada ticari temerrüt faizi talep edildiğini, oysa davaya konu vakıanın haksız fiile dayandığını ve haksız fiilde ticari faiz uygulanamayacağını, kabul anlamında olmamak kaydıyla ticari temerrüt faizi talebinin reddi gerektiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, poliçenin 15/05/2018 başlangıç tarihli olduğu, dava konusu trafik kazasının 01/04/2019 tarihinde meydana geldiği, 14 günlük sigorta sözleşmesinin itiraz süresinin geçmiş olduğu, sigorta sözleşmesine davacı tarafın 14 günlük süre içinde itiraz ettiğine yönelik bir delil bulunmadığı, alacağa dayanak teşkil eden kasko sigorta poliçesinin faaliyet klozu özel maddesinde tüp taşıyan kamyon ve kamyonet kullanım tarzındaki araçlarda teminat verilmeyeceği, bu tarz kullanımın tespit edilmesi halinde veya teminat kapsamında olmayan bu faaliyet kollarına teminat verildiğinin anlaşılması halinde her hasarda teminat bedelinin %80'ni oranında tenzili muafiyet uygulanacağının yer aldığı, davacı sigortalı aracın tüp taşıyan kamyonet olduğu, tüp taşıma işinde kullanıldığı, bu nedenle poliçenin faaliyet klozu başlıklı özel maddesi gereğince meydana gelen kaza nedeniyle oluşan hasarın %80'si oranında tenzili muafiyet uygulanması gerektiği, düzenlenen bilirkişi raporu ve dosyadaki belgelere göre davacıya ait kamyonetin tüp dağıtımı işinde kullanıldığı, dava konusu kaza sonucunda araçta meydana gelen hasar nedeniyle %80 tenzili muafiyet uygulanarak poliçe kapsamında hasarın ödenmesi gerektiği, davacıya 1.213,74-TL ödeme yapıldığı, davacıya ait araçta meydana gelen hasarın 7.198,00-TL olduğu, araçtaki hasarın %80'ni indirildiğinde ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme de bu bedelden düşüldüğünde davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında ödemesi gereken bedelin 225,86-TL olduğu ve yine poliçe genel şartları uyarınca ekspertiz tarihine 10 iş günü eklenmek suretiyle temerrüt tarihinin belirlendiği ve hükmedilecek bedele 03/05/2019 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 225,86-TL hasar tazminatının 03/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, usul yönünden, bilirkişi raporlarının hukuki olgular üzerinde kanaat getiremeyeceğini ve bu kapsamda bilirkişi heyetine hukukçu bilirkişi dahil edilemeyeceğini, hukuki olgularda takdir ve kanaat yetkisinin ancak hakime ait olduğunu, bu sebeple hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunun kabulünün mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesinin kısmi kabul kararına gerekçe gösterilen faaliyet klozunun somut uyuşmazlıkta uygulama alanı bulmasının hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ilk uyuşmazlığın davalı yanın dava öncesi yapıldığı iddia edilen ödeme hususu olduğunu, davalı yanın cevap ve beyanlarında iddia ettiği gibi onarım yapılan oto-servise toplam zarar ödemesini 2.410,69 TL olarak belirttiğini, ancak ardından faaliyet klozu öne sürülerek davacıya 1.196,95 TL rücu edildiğini, ödemede bulunulduğunu iddia eden karşı yanın bu hususu ancak yazılı delille ispat edebileceğini, buna göre yazılı olarak sunulan ve karşı yanın ödemeye delil olarak gösterdiği belgede yalnızca 935,11 TL ödendiğinin görüldüğünü, davalı yan tarafından bu bedel dışında bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle davalının 2.410,69 TL dava öncesi ödeme yaptığı varsayılarak yapılan değerlendirmenin ve kurulan hükmün yerinde olmadığını, buna göre davacı alacağının 504,49 TL mi yoksa 6.262,89 TL mi olduğunun tartışılması gerektiğini, anılı klozun kamyonet tipi araçları kapsadığını, dava konusu aracın ruhsat kaydında ise hali hazırda kamyonet olarak kayıtlı olduğunu, davalı yanın ilgili klozu eksik yapılan ödemeye neden olarak öne sürmesinin kötü niyetli olduğunu, poliçenin içeriği, klozların içeriği hakkında gerekli bilgilendirmenin davacıya yapılmadığını, üstelik riziko gerçekleşene kadar da poliçenin davalı tarafından ayakta tutulduğunu, hal böyle iken anılı klozun uygulama alanı bulmasının hukuka aykırı olduğunu, zira davacı aracının tüp taşıma işi sırasında kazaya karışmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili, taraflarınca poliçe klozları ve expertiz raporu gözetilerek inceleme yapılması talep edilmişse de, bu hususta eksik inceleme yapılarak karar verildiğini, bilirkişi ek raporunda hasar miktarı yedek parça tutarının 3.000-TL ve işçilik tutarının 3100-TL olmak üzere toplam 6.100,00-TL olarak hesaplandığını, dosyaya sundukları ekspertiz raporunda ise hasar tutarı toplamının 3.192,12-TL hesaplandığını, bu tutara 1.149,16-TL iskonto uygunlandığını ve 2042,96-TL hasar miktarı belirlendiğini, işçilik ücretinin ise hem bilirkişi raporunda hem de eksper raporunda aynı tutarda hesaplandığını ve 3100-TL olduğunu, bilirkişi raporunda bakiye tazminat çıkmasının sebebinin eksper raporunda iskonto uygulanmışken bilirkişi raporunda bu yönde bir işlem yapılmamış olması olduğunu, hasar miktarı bakımından iskontolu tutar gözetilerek hesaplama yapılması gerektiğini, poliçenin taraflar arasında mahkeme kararında da belirtildiği üzere TTK m. 1423/2 gereği geçerli şekilde kurulduğunu, ancak bilirkişi raporuyla gerek eksper raporu gerekse poliçe klozları gözetilmeden incelenme ve hesaplama yapıldığını, bakiye hasarın kabulünün mümkün olmadığını, aslında bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere davalı şirketin hasar tutarını poliçe klozlarına uygun olarak tam ve eksiksiz şekilde ödediğini, mahkeme kararında 1320-TL arabulculuk ücretinin davalı şirketten tahsiline karar verildiğini, davanın reddi gerektiğini ve bu tutardan da davalı şirketin sorumlu olmaması gerektiğini, kabul anlamında olmamak kaydıyla biran için davalı şirketin bakiye tazminattan sorumlu olduğu düşünüldüğünde 8500-TL talep edilen bir uyuşmazlıkta 225,86-TL'ye hükmedilmekle davalı şirketin haksızlığından da söz edilemeyeceğini, bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu, davada davacı aleyhine 225,863-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak davada 8500-TL talep edilmiş olup davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu durumda reddedilen kısım gözetilerek lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, 01/04/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacı aracında meydana gelen hasar bedeli zararının kasko sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
01.04.2019 tarihinde ve saat 12.100 sıralarında meydana gelen ve kazaya karışan araç sürücüleri tarafından ittifakla tanzim edilen ve imzaları ile teyit edilen “Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı”na göre kazanın oluşumunun; “Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile İzmir İli, Buca İlçesi, 315 Sokak üzerinde seyir halinde iken aracının ön ve sol yan kısımları ile 298 Sokaktan gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı care sol ön yarı kısımlarına çarpması” şeklinde meydana geldiğinin belirtildiği, meydana gelen kazada her iki aracın da aynı nitelikte olan ancak farklı sokaklardaki kontrolsüz kavşakta seyir ettiği ve kontrolsüz kavşaklarda, soldaki araç sürücülerinin, sağdaki araçlara yol vermek zorunda olduğu, somut olayda sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile İzmir İli, Buca İlçesi, 315 Sokak üzerinden, 298 Sokak kontrolsüz kavşağına geldiğinde durup, sağdan gelen taşıtlar var ise bunların geçişini bekleyip, yolun güvenli olduğunu gördükten sonra harekete geçerek kavşağa girip seyrine devam etmesi gerekirken, böyle yapmayıp, dikkatsiz ve tedbirsiz davranıp, görüş alanını yeterince kontrol altında tutmadığı, kavşağa giriş yaptığı sırada sağ taraftan gelen ve kavşak konumundan dolayı ilk geçiş hakkına sahip olan ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'a ilk geçiş hakkını vermeyerek karıştığı olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışından dolayı kazanın oluşumunda;2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Madde : 57/c (Kontrolsüz kavşaklarda kavşak kollarının farklı oldukları işaretlerle belirlenmemiş ise, soldaki araç sağdaki araca yol vermek zorundadır) kuralını ihlal ettiği, dava dışı araç sürücüsü ...'ın ise; sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçla seyir şeridini takiben doğru yönde seyir halinde olduğu, kontrolsüz kavşağa davacı taraf aracına göre sağdan girmesi nedeniyle, kaza mahalli kavşakta geçiş önceliği hakkına sahip olduğu, buna göre herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığının alınan kusur raporu ile tespit olunduğu görülmüştür.
Davalı vekilinin istinaf itirazının değerlendirilmesinde; 6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca ilk derece mahkemeleri tarafından verilen miktar veya değeri 1.500,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, anılan miktar aynı yasanın Ek. 1. maddesi uyarınca 01.01.2022 tarihi itibariyle 8.000,00 TL'dir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebin kabul edilmeyen bölümünü geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.
Somut olayda davacı vekili, 8.500,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş ve mahkemece 20.01.2022 tarihinde davanın kısmen kabulü ile 225,86-TL hasar tazminatının 03/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine karar verilmiş olup, kabul edilen miktar hüküm tarihi itibariyle yukarıda anılan kanun hükmü uyarınca istinaf sınırının altında kaldığı anlaşıldığından istinafı kabil olmayıp, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; Yerel Mahkemece taraf delillerinin toplanılmasından sonra dosyanın aktüerya ve otomotiv bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetine tevdii olunarak sırasıyla 09.04.2021 tarihli kök rapor ile bu rapora yapılan itirazlar üzerine 17.12.2021 tarihli ek raporların alınarak, işbu raporların hükme esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne yönelik yukarıdaki şekilde karar verildiği görülmüştür.
Davaya konu ... plakalı ve davacı ... adına kayıtlı aracın davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 30700014062090 nolu poliçe ile 15.05.2018-2019 tarihleri arasında kasko sigorta örüntüsü içine alındığı, dosya içinde mevcut hasar beyanına göre 01.04.2019 tarihinde sigortalı aracın maddi hasarlı kazaya karıştığı ve iddia edilen kaza tarihinin kasko sigorta sözleşmesi teminat süresi olan 15.05.2018-2019 tarihleri içinde olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından kazanın teminat içinde kaldığını kabul ettiğinin davacı yana yapılan ödemeler ile kabullenildiği, dosyaya davalı sigorta şirketi tarafından sunulan sigorta poliçesinde mevcut olduğu görülen faaliyet klozu başlıklı özel maddesi “İş bu poliçede belirtilen araç, .... tüp taşıyan kamyon ve kamyonet kullanım tarzındaki araçlar, — araçlarına teminat verilmez. Sigortacı tarafından bu tarz kullanımın tespit edilmesi veya teminat kapsamında olmayan bu faaliyet kollarına teminat veridiğinin anlaşılması halinde her hasarda teminat bedelinin %80 oranında tenzili muafiyet uygulanacaktır. Herhangi bir hasar vukuunda yukarıda yazılı faaliyet konularından biri poliçenin ilk sayfasında firmanın faaliyet konusu veya alt kullanım türü bölümünde belirtilmiş ise sigortacı bu rizikoyu kabul etmiş fiyat ve şartlarını bu rizikoya göre belirlemiş sayılacağından yukarıda yazılı muafiyet uygulanmayacaktır. “ hükmü mevcut olduğu, davacı aracının kamyonet olduğu, ancak bu kamyonetin tüp dağıtım işinde kullanıldığının sunulan delillerden anlaşıldığı, aracın ruhsat kaydında kullanım şeklinin “ yük nakli “ olarak belirtildiği, poliçede de kullanım türü olarak kamyonet denildiği, alt kullanım türünün belirtilmediği görülmüştür.
6102 sayılı TTK'nun aydınlatma yükümlülüğü başlıklı 1423/2.maddesi "(1)Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce gerekli inceleme süresi de tanınmak şartı ile kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgilerin, sigortalının haklarına, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. (2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına 14 gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğini ispatı sigortacıya aittir. (3) Hazine müşteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliği'nin düzenlemelerini dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler." düzenlemesini haiz olduğu, aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde sigorta ettirenin 14 gün içinde itiraz edebileceği, 14 gün içinde itiraz edilmemesi halinde sözleşmenin poliçede yazılan şartlarla yapılmış olduğunun kabulünün gerekeceği anlaşılmakla, davaya konu aracın kasko sigorta poliçesinde ''faaliyet klozu'' nun geçerli bulunduğu, davacı yanın aracının da bu faaliyet klozları arasında sayılan tüp taşıyan kamyonet olmakla bilirkişi heyet raporu ile tespit edilen 7.198,00.-TL'nin (KDV dahil) % 80'nin tenzili muafiyet ile ödenebilir tazminat tutarının 1.439,60 TL olduğu, sigorta şirketi tarafından sunulan belgelere göre 1.213,74.-TL ödendiği, bakiye tutarın (1.439,60-1.213,74 ) 225,86-TL olduğu anlaşılmakla mahkemece verilen kısmen kabul kararı yerinde olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri isabetli bulunmamıştır.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf isteminin kararın istinafı kabil olmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kararın istinafı kabil olmadığından REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
4-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.