T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/600
KARAR NO : 2024/1802
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18.01.2022
NUMARASI : 2018/1103 Esas 2022/43 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 23.10.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23.10.2024
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.01.2022 tarih 2018/1103 Esas 2022/43 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacılar vekili, davacıların 24.05.2018 günü saat 08.30 sıralarında ... plakalı motorsikletleri ile Musalla Mah. 1065 Sok. üzerindeki Otogar kavşağından Liman kavşağı istikametine seyir halinde iken; ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ön tampon kısmıyla ... sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu düşerek sakatlanmış olduklarını, kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere davacıların bulunduğu araca çarpan ... plakalı aracın sürücüsünün kavşakta geçiş önceliği kuralını ihlal etmiş olduğunu, olay neticesinde Çeşme Devlet Hastanesi'ne götürülen davacı ...'in baş ve boyun bölgesinde hassasiyet, sol dizde şişlik saptandığını ve ortopedi kliniğine yönlendirildiğini, orada da davacının diz ve bileğindeki şişlik ve ödem dolayısıyla tedavi uygulandığını, diğer davacı ...'te ise radius alt uç kırığı tespit edildiğini, sol el bileğinde ağrı ve şişlik, sol dizinde ise yaralanma olduğunun saptandığını, bu yaralanmaların davacıların hayati fonksiyonlarını açıkça etkileyerek günlük işlerini dahi yapmalarına engel olduğunu, kazaya konu ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından 1955239 numaralı ZMMS poliçesi ile bağlı olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak herhangi bir yanıt alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla davacılara ödenmesi gereken işgücü kaybından doğan 2.000,00 TL (1.000 TL ..., 1.000 TL ... için) daimi sakatlık tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 05.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, davacı ... için talep edilen 1.000,00 TL maddi tazminatı 59.699,16 TL daha arttırarak toplam 60.699,16 TL'ye arttırdıklarını, davacı ... için bilirkişi raporu doğrultusunda geçici iş göremezlik tazminatı olarak hesaplanan 6.534,28 TL'nin, davacı ... için bilirkişi raporu doğrultusunda geçici iş görmezlik tazminatı olarak hesaplanan 5.803,64 TL olmak üzere toplam 73.037,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, görev itirazlarının olduğunu, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, ayrıca davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, yetkili Mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, ... plakalı aracın davalı tarafından ZMMS ile sigortalı olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, yapılacak yargılamada araçların kusur durumlarının tespit edilmesi gerektiğini, davacıların ATK 3.İhtisas Kuruluna sevk edilerek maluliyetlerinin tespit edilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere tazminat hesabının genel şartlara göre yapılması gerektiğini, davacıların ...'dan ödeme alıp almadıklarının araştırılması gerektiğini, yapılacak hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, aktüer hesabının yetkili aktüerya tarafından yapılması gerektiğini, temerrüde düşmeyen davalı hakkında faiz talebinin haksız olduğunu beyanla. davanın öncelikle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise, esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 17/01/2019 havale tarihli kusur raporunda, kazanın oluşumunda davalı sigortaya sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü davacı ...' in kusursuz olduğu, davacıların yaralanması nedeniyle Ege Üniversitesi ATK 'nca aldırılan 15/02/2019 tarihli ve 18/09/2020 tarihli raporlarda; davacı ...' in meydana gelen kaza nedeniyle Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe göre kalıcı maluliyet oranının %4 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin ise 4 ay olarak kabulünün uygun olacağının belirtildiği, diğer davacı ...' in meydana gelen kaza nedeniyle maluliyet oluşturacak kalıcı bir arızaya yol açmadığı, tıbbi iyileşme süresinin 4 ay olarak kabulünün uygun olacağının belirtildiği, raporların denetime elverişli ve açık olması nedeniyle mahkemece itibar edildiği, mahkemece aldırılan 29/05/2019 havale tarihli asıl ve 09/07/2021 havale tarihli ek hesap bilirkişi raporlarına göre; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %10 artış-%10 iskonto esasına dayalı progresif rant yöntemi ile yapılan hesaplamanın güncel Yargıtay içtihatlarına da uygun olduğundan mahkemece bu hesaplamanın hükme esas alındığı, buna göre davacı ...' in kalıcı maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 60.699,16-TL, geçici maluliyetten kaynaklı tazminat alacağının 6.534,28-TL olduğu, davacı ...' in geçici maluliyetten kaynaklı tazminat alacağının 5.803,64-TL olduğu ancak motosiklette yolcu konumunda bulunan davalı ...' in kask takmayarak kazanın sonucu üzerinde kendi yaralanmasında zararı artırıcı etkisi olduğundan dolayı müterafik kusurlu olduğu, belirlenen tazminat miktarından davacı ... açısından %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında, davacı ...' in geçici maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 4.642,91-TL olduğu, bu miktar üzerinden geçici maluliyet tazminatı talebinin kabulüne karar verildiği, davacı ...' in meydana gelen kaza nedeniyle kalıcı maluliyet oluşmadığı anlaşıldığından, kalıcı maluliyet tazminatı talebin reddine, her ne kadar davacılar tarafından dava açılırken geçici maluliyet tazminatı talep edilmemiş ise de; ıslah yapılarak geçici maluliyette talep edildiği anlaşıldığından mahkemece ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verildiği, ayrıca mahkemece resen müterafik kusur indirimi yapıldığından davalı ...'in kısmi olarak reddedilen geçici maluliyet tazminatı nedeniyle davalı ... aleyhine yargılama giderine hükmolunmayarak, açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı ...’in kalıcı maluliyete ilişkin davasının reddine, davacı ... için 4.642,91 TL geçici maluliyet tazminatının ıslah tarihi olan 05/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin geçici maluliyet tazminatı talebinin reddine, davacı ... için 60.699,16 TL kalıcı işgöremezliğe ilişkin maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, davacı ... için 6.534,28 TL geçici maluliyet tazminatının ıslah tarihi olan 05/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının %4 oranında maluliyeti olduğunun belirlendiği, söz konusu oranın hatalı hesaplandığı, davalı tarafça kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde sadece sürekli sakatlık tazminatına ilişkin talepte bulunulmuş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından taleple bağlılık ilkesine aykırı olacak şekilde geçici iş göremezlik yönünden de hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, mahkeme tarafından kurulan hükümde her ne kadar ıslah yapılmış olduğu belirtilmiş ise de, davacı tarafından kısmi ıslah yapıldığını, kısmi olarak yapılan ıslah neticesinde taleplerin değiştilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin olarak hesaplama yapılsa da, söz konusu tazminat kaleminin davalı şirket sorumluluğunda olmadığını, 01.06.2015 Yürürlük ve 04.05.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca geçici iş göremezlik talepleri teminat dışında olduğundan davalı şirketin davaya konu talepler bakımından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, mahkeme tarafından davacıların ...'dan geçici iş göremezlik yönünden ödeme alıp almadıkları hususunda araştırma yapılmadığını, mükerrer ödemeye sebebiyet verebilecek nitelikteki eksik inceleme sonucunda hüküm kurulduğunu, aldırılan aktüer raporunun denetime elverişsiz ve genel şartlara aykırı hazırlandığını, mahkeme tarafından yapılan hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu Prograsif Rant sistemine göre yapıldığını, ancak kişinin yaşam olasılıklarının göz önünde bulundurularak %1,8 teknik faiz uygulanması gerekmekte olduğunu, maluliyet tespitine ilişkin tanzim edilen raporda esas alınan yönetmeliğin hatalı olduğunu, raporda hatalı yönetmelik esas alınmış olması nedeniyle raporu tanzim eden kurul ve raporun tanzim edilme usulünün de hatalı olduğunu, dosyada mübrez ATK raporunun davacının muayenesi yapılmadan mevcut evraklar incelenerek tanzim edilmiş olmasının yönetmeliğe aykırı ve denetime elverişli olmadığını, hesaplanacak tazminattan koruyucu tedbirler alınmadığından indirim yapılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davalı temerrüde düşmediğinden aleyhe hüküm kurulsa dahi faiz işletilmemesi gerektiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalı şirketin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, 24.05.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle yaralanan davacıların karşı aracın ZMMS sigortacısına yönelik sürekli ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
24.05.2018 günü saat 08:30 sıralarında Çeşme ilçesi 1065 sokak istikametinden 2122 sokak istikametine seyir eden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kaza mahalline geldiğinde aracının ön kısımları ile 1065 sokak istikametinden Liman Kavşağı istikametine seyir eden sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosikletin sağ yan tarafına çarpması neticesinde maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen kaza sonucu davacıların yaralandıkları, Mahkemece alınan 17/01/2019 havale tarihli kusur raporuna göre; kazanın oluşumunda davalı sigortaya sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü davacı ...' in kusursuz olduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin maluliyete ilişkin istinaf nedenlerinin irdelenmesinde; Anayasa Mahkemesi’nin 2019/40 esas, 2020/40 karar, 17/07/2020 tarihli iptal kararının, 9 Ekim 2020 günü 31269 sayılı RG’de yayınlandığı, bu karar ile 14/04/2016 tarihli, 6704 sayılı 3. Maddesiyle değiştirilen 90. Maddesinin 1. cümlesinde yer alan “… ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin, ikinci cümlesinde yer alan “… ve genel şartlarda…” ibaresinin iptaline karar verilmesinden sonra, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/12789 esas, 2021/6360 karar sayılı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3987 esas, 2021/6270 kara sayılı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/5423 esas, 2021/6085 karar sayılı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/5350 esas, 2021/6077 karar sayılı emsal ve istikrar kazanan kararlarında “ Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden rapor alınması gerekmekte olup, davacıların yaralanması nedeniyle Ege Üniversitesi ATK 'nca aldırılan 15/02/2019 tarihli ve 18/09/2020 tarihli raporlarda; davacı ...' in meydana gelen kaza nedeniyle Engellilik Ölçütü Sınıflandırılması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe göre kalıcı maluliyet oranının %4 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin ise 4 ay olarak kabulünün uygun olacağının belirtildiği, diğer davacı ...' in meydana gelen kaza nedeniyle maluliyet oluşturacak kalıcı bir arızaya yol açmadığı, tıbbi iyileşme süresinin 4 ay olduğunun rapor edildiği, kaza tarihi itibarıyla maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. HD 2021/6445 E. 2021/8550 K.) Bu kapsamda , dosyada kaza tarihi dikkate alınarak Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınan raporların hükme esas alınması isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili hüküm altına alınan geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamında olmadığını istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasa’nın 59.maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ...nın yükümlülüklerinin sona ereceği," öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı ...'na geçmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere geçici işgöremezlik talebi yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiğinden mahkemece gecici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. (Yargıtay 4. H.D'nin 13.09.2021 tarih 2021/3454E, 2021/4465K sayılı kararı). Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatı bedelinden sorumlu bulunmadıkları yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir. Öte yandan davacılara ... tarafından geçici ve sürekli iş göremezlik ödeneğinin ödendiğine dair belgeye rastlanılamadığından kaldırma nedeni yapılamamıştır.
Davalı vekilinin aktüerya raporuna yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde; trafik kazalarında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince(Kapatılan 17. H.D) de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40 -2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. H.D. 22.06.2021 tarih 2021/3089E, 2021/3441K). Bu nedenle aktüerya bilirkişi tarafından tanzim edilen , hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli mahiyette, dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmekle davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde müterafik kusur söz konusudur. Müterafik kusurun varlığı halinde 6098 sayılı TBK'nun 52. maddesi gereğince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. Maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında kask kullanılması zorunlu zorunlu olup illiyet bağı kurulması halinde meydana gelen zarar nedeniyle hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. ( Yargıtay 4. HD'nın 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. - 2022/9666 K. sayılı ilamı) Her ne kadar davalı vekilince hesaplanacak tazminattan koruyucu tedbirler alınmadığından indirim yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, Mahkemece hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere davacı ...'in kask takmayarak kazanın sonucu üzerinde kendi yaralanmasında zararı arttırıcı etkisi olduğu kabul edilerek, müterafik kusurlu bulunduğundan bahisle belirlenen tazminat miktarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı, davacı ...'deki yaralanmanın yeri ve mahiyetine göre illiyet bağı kurulamadığından, bu hususun indirim nedeni yapılmamasının yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.
İstinafa gelenin faiz başlangıcına ilişkin istinaf nedeni yönünden davalının dava açılmadan evvel temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamamış olmasına nazaran, dava konusu bedellere dava tarihi ve ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönündeki Mahkeme kabulü yerinde olup, davalı sigorta vekilinin bu husustaki istinaf nedeninin de reddi gerekmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 323/1-ğ. maddesi gereğince vekille takip edilen davalarda hükmedilecek vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamında kaldığı aynı kanunun 326. maddesi gereğince de yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden kabul ve red edilen tazminat talebi yönünden 6100 sayılı HMK'nın 323, 326/1. ile AAÜT 10.2-3 ve 3/2. maddesi gereğince ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmelidir. (Yargıtay 4. HD'nın 29.09.2022 tarih ve 2021/22327 E. - 2022/11247 K. 20.06.2022 tarih ve 2022/3776 E. - 2022/9079 K.) Davalı sigorta vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri bu nedenle yerinde görülmemiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, her ne kadar davacılar tarafından dava açılırken geçici maluliyet tazminatı talep edilmemiş ise de, davanın yeni verilen dava dilekçesi içeriğindeki ıslah dilekçesi ile davanın ıslahı yoluna gidilmiş olması karşısında, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 4.909,87 TL'den peşin alınan 1.310,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.599,87 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.