T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/597
KARAR NO : 2024/1849
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/01/2022
NUMARASI : 2017/1488 E. 2022/47 K.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 30.10.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 30.10.2024
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.01.2022 tarih 2017/1488 E. 2022/47 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, davacının alacağının sağlanması amacıyla 11/04/2017 tarihi itibariyle 205.342,47 TL alacağın tahsili için İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2017/5125 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı ancak davalı şirketin takibe itirazı nedeniyle takibin durdurulduğu, yapılan itirazın haksız olduğu, davacının davalının Denizli ilinde faaliyet gösteren acentesi konumunda olduğu, davalının aradaki sözleşmeyi herhangi bir bildirimde bulunmadan fesih ettiği ve başka bir firma ile anlaşma sağladığı, davacının alacaklarını ödemekten imtina ettiği, davacı ile davalı şirketin muhasebe kayıtlarını BA-BS formları ile düzenle olarak teyit edildiği, davacının davalı adına ticari nitelikte anlaşmalar yapmasına ve bundan dolayı alacağının olmasına rağmen davalının ödemekten imtina ettiği, durumun ticari kayıt ve defterlerin incelenmesi ile ortaya çıkacağı hususları ileri sürülerek davalının İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2017/5125 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve davalının % 20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesinin yanı sıra yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasının talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, acentelik sözleşmesinden doğan taleplerin TBK'nın 147/5 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğundan kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacağın zamanaşımına uğradığının beyan edildiğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalının temerrüte düşürülmediği için işlemiş faiz talebinde bulunulamayacağını, davacının davalının Denizli ilindeki acentelik faaliyetini üstlendiği, davalıdan herhangi bir alacağının olmadığını, şirket kayıtları ile de sabit olduğunu, davacının 200.000,00 TL'lik alacağının neye dayandığının ve hangi kalemlerden oluştuğunun belli olmadığını, davacının Denizli ilindeki müşterilerden tahsilat makbuzları ile tahsil ettiği bir kısım müşteri ödemelerini davalıya vermediğini, bu durumun TTK 112' ye aykırı olduğunu, ayrıca tahsilat makbuzları ile tahsil olunan hizmet bedellerini de aynı şekilde vermediğini, bunları müşterilerin kendi cari hesaplarına kaydettirdiği ve ancak davacı tarafça kayıt edilmediği ve kendisine alacaklı gibi göstermeye çalıştığını, kabza salahiyetli olduğu parayı zimmetinde tutarak alıkoyan davacının esasen davalının zararlarını karşılaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 07/06/2010-07/06/2015 tarihleri arası geçerli olacağı kararlaştırılan sözleşme ve bu sözleşme kapsamında hazırlanan protokol kapsamında ticari bir ilişkinin kurulduğu, bu sözleşmeye göre davacının davalı adına davalının gösterdiği Denizli lojistik merkezinin işletilmesi ve bu kapsamda bağlı hinterlantı içerisinde belirli sayıdaki araç ve dağıtım elemanı ile ürünlerin adreslerine teslimatının yapılması ve davalının şubelerine sevk olanacak ürünlerin toplanması ile ilgili hizmetlerin sunulmasına dair iş birliği şartlarının tespiti, tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesine dair anlaşmanın yapıldığı, davacının söz konusu sözleşme gereği yükümlülüğünün acentelik olarak kararlaştırıldığı, bu ilişki kapsamında taraflar arasındaki ilişkinin 2016 yılı sonunda ticari defter ve kayıtlardan da anlaşılacağı üzere bitirildiği, sözleşmenin 17. maddesine göre süre bitiminden 30 gün öncesine dair her iki tarafça da fesih ihbar talep edilmediğinden ve az önce de belirtildiği gibi ticari ilişkinin bitim tarihi olarak kararlaştırılan 07/06/2015 tarihinden sonra da devam ettiği anlaşılmakla sözleşmenin aynı süre ile yenilendiği, davacı kayıtlarına göre davacının davalıdan 205.522,81 TL tutarında alacaklı olduğu buna karşılık davalı kayıtlarına göre ise davalının davacıdan 114.963,84 TL tutarında alacaklı olduğu, taraf ticari kayıt ve defterlerdeki farklılığın davalı kayıtlarında olan ve fakat davacı kayıtlarında olmayan 2015 yılı için 84.792,15 TL ile 2016 yılı için 321.755,13 TL olmak üzere toplam 406.547,28 TL ödeme belgesi olmayan tutardan oluştuğu, bu tutarın oluşumuna esas bilgi ve belgelerin davacı tarafından davalı tarafa tesliminin ispatlanması gerektiği ve ancak davacı tarafça sözleşme ile yükümlü olunmasına rağmen bu yükümlülüğün yerine getirilemediği ve bu nedenle davalı tarafa tesliminin ispatlanamadığı kanaatine varıldığı bu kapsamda esasen kayıtlara göre davalının davacıdan 114.963,84 TL alacaklı olduğu ve bu durumun aksine yönelik olarak davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığından bu hususta bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığı göz önünde bulundurulduğunda davalı yanca yapılan itirazın haklılık teşkil ettiği ve davacı tarafça alacağın varlığının kanıtlanamaması nedeniyle açılı davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, bilirkişilere yaptırılan incelemeler sonucunda davacı defter ve kayıtlarında bulunmayan ancak davalı defter ve kayıtlarında bulunan yansıtma faturaları ile ödeme farklılıklarından kaynaklanması nedenine dayanarak davacının davalı şirkete borçlu olduğu yönünde rapor verilerek davanın reddine karar verildiğini, bu rapora karşı itiraz ettiklerini, davalı tarafça sunulan belgelerin çok olmasının incelemeye engel bir durum oluşturmayacağını ve davacı çalışanı olarak görülen ... isimli şahsın imzasının neye dayanarak kabul edildiğinin açıklanmadığını, davacının defter ve kayıtlarının hiçbirinde yansıtma kayıtların mevcut olmadığını, yansıtma kayıtların davalı tarafından tek taraflı olarak acentesi olan davacı danışmadan herhangi bir bilgi vermeden düzenlenen ve davalı taraf defterlerinde bulunan kayıtlar olduğunu, bunlar dışında belgelerin çok olması nedeni ile hepsinin incelenmediği yönündeki açıklamanın da raporda yer alan ayrı bir hukuk garabeti olduğunu, bilirkişinin evrakların çok olması nedeni ile inceleme yapmamasının verilen görevi layıkıyla yerine getirmediği sonucunu ortaya çıkardığını, ayrıca davacı defter ve kayıtlarında yer almadığı belirtilen 2015 ve 2016 tarihinde toplam 141.236,08 TL nedeni ile davalı defter ve kayıtlarının daha özenli ve detaylı tutulduğu görüşünün ise davacı ile davalı şirket arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin 4ncü maddesinin 15 numaralı bendinde yer alan madde uyarınca hatalı bir değerlendirme olduğunu, davacının acente olması nedeni ile davalı şirket adına üçüncü kişilerden tahsil edilen taşıma ücretlerini davalı şirkete gönderdiğini, davacının bu ödemeler ile ilgili olarak davalıya bir hizmet vermediği gibi bu ücretlerin hak edilmesi amacı ile hiçbir işlem yapmadığını, davacı defter ve kayıtlarında bu ödemelerin yer almamasının nedeninin bu olduğunu, yerel mahkemede bilirkişi raporu doğrultusunda yansıtma kayıtları altında imzası olduğu iddia edilen ... isimli şahsın imza incelemesi yapılmadığını, davacı defter ve kayıtlarında bulunmayan yüzlerce yansıtma kaydının tek bir çalışan tarafından çalıştığı iş yerine bildirilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı çalışanlarına ait imza incelemesi yapılarak söz konusu hususun değerlendirilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir inceleme yapılamadığını, 05.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı ve davalı şirket arasında bulunan meblağ farklılıklarının temelinin yansıtma faturaların yanı sıra davalı tarafın defterlerine kayıtlı ve davacıya ödendiği gösterilen meblağların oluşturduğu hususunda değerlendirmede bulunmadığını, davalı taraf tarafından sunulan ödeme belgeleri olduğu iddia edilen belgelerde davacı yahut yasal temsilcilerine ait herhangi bir teslim tesellüm evrağının da bulunmadığını, bu hususa ilişkin olarak herhangi bir bildirimde bulunmadığını, 16.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan ve itiraz ettikleri bir diğer husus olan, davalı şirket tarafından davacı aleyhine 11.11.2016 tarihinde 8.919,00 TL, 18.11.2016 tarihinde 11.110,00TL, 21.11.2016 tarihinde 11.000,00TL, 30.11.2016 tarihinde 23.841,00 TL, 30.11.2016 tarihinde 147.521,21 TL ve 31.12.2016 tarihinde ise iki kez 26.449,84 TL olmak üzere toplamda 255.290,89 TL alacak kaydedildiği yönünde tespit de tevsik zorunluluğu kapsamında aracı kurum olan bankalar aracılığı ile gönderilmesi gerekirken davalı kayıtlarına nakit tahsilat olarak yer aldığını, bilirkişi tarafından muteber kabul edilen davalı kayıtları tevsik zorunluluğuna uymayan daha birçok kayıt içermesine rağmen 05.10.2021 tarihli raporu sunan bilirkişi tarafından muteber kabul edildiğini, davalının ödeme belgeleri konusunda somut bir belge ortaya koymadığını, davalı tarafın defterlerinde yer alan kayıtların ve ödeme belgelerinin çoğunun davalı şirketin davacı ile ticari ilişkisi sona ermesinden sonra düzenlendiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki protokol ve acentelik sözleşmesine dayalı alacak iddiasına ilişkin olarak davacı yanca davalı şirket aleyhine girişilen icra takibine davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davaya dayanak teşkil eden İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2017/5125 esas sayılı takip dosyası ile davacı alacaklı tarafından davalı şirket aleyhine Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2017/1113 esas sayılı takip dosyası üzerinden cari hesap alacağına dayalı 200.000,00 TL asıl alacak ve 5.342,47 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 205.342,47 TL üzerinden ilamsız yolla takibe girişildiği, borçlu tarafça borca ve yetkiye itirazda bulunulması üzerine takip dosyasının İzmir İcra Müdürlüğü'ne gönderilerek belirtilen esas üzerinden borçluya ödeme merinin tebliğinden sonra borca itiraz nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacı yanca davalı İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2017/5125 esas sayılı dosyası haricinde tarafların ticari defter ve belgelerine dayanıldığı, taraflarca gösterilen delillerin mahkemece toplanılmasından sonra önce Denizli İlinde bulunan davacının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla talimat mahkemesi kanalıyla SMM bilirkişisine dosyanın tevdi edilerek rapor aldırıldığı, bilahare İzmir İlinde bulunan davalıya ait ticari defter ve belgelerin yine aynı nitelikteki bilirkişiye tevdi edilerek sırasıyla 16.05.2019, 09.06.2020 ve 07.04.2021 tarihli bilirkişi rapor ve ek raporlarının alındığı, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla son olarak dosyanın SMM bilirkişisi ...'a tevdi edilmek suretiyle tanzim edilen 05.10.2021 havale tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmak suretiyle yukarıda detaylı şekilde belirtildiği üzere davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece hükme esas kabul edilen 05.10.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafça muavin defterlerinde kayıt altına alınmayan anacak davalı tarafça kayıt altına alınan müşterilerden yapılan tahsilatlardan kaynaklı her iki yanın defterleri arasında fark bulunduğunun tespit edildiği, davalının ticari defterlerine göre davalının davacı taraftan 114.963,84 TL alacak kaydının bulunduğu, davacının ticari defterlerinde ise davalı taraftan 205.522,81 TL alacak kaydının tespit edildiği, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının yasal prosedürlere uygun tutulduğunun anlaşıldığı, davacının davalıya yaptığı 141.236,08 TL ödeme kaydının dahi kendi ticari defterlerine işlenmediği gibi davalı tarafından sunulan belgelerde ödeme belgesi olduğu halde davalı kayıtlarında tespit edilmediği, 2015 yılına ait Haziran - Temmuz - Ağustos - Eylül dönemlerine ait kasa föyleri ile mahsup fişleri, 2016 yılına ait Ocak- Şubat- Mart- Nisan aylarına ait belgelere nazaran kalan aylara ait değerlendirme yapılamamasının davalı tarafın 2018 yılında konkordato sürecine girmesi sebebiyle belgelerinin tamamını ibraz edememesinden kaynaklandığı, davalı tarafa ait 2015-2016 yıllarına ait kısmi dökümlerden taraf ticari defterlerinde belirleyici unsurun davalı kayıtlarında olup tevsik edici belge bulunmadığından davacı kayıtlarında olmayan 2015 yılı için 84.792,15 TL, 2016 yılı için 321.755,13 TL olmak üzere toplam 406.547,28 TL tutarın belirleyici olacağı, buna göre davalı tarafın davacıdan 114.963,84 TL alacaklı olduğu yönündeki bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu ve hükme esas almaya elverişli, yeterli mahiyette tanzim edildiği değerlendirilmiştir.
Her ne kadar istinafa gelen tarafça bilirkişi raporu doğrultusunda yansıtma kayıtları altında imzası olduğu iddia edilen ... isimli şahsın imza incelemesi yapılmadığını, davacı defter ve kayıtlarında bulunmayan yüzlerce yansıtma kaydının tek bir çalışan tarafından çalıştığı iş yerine bildirilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı çalışanlarına ait imza incelemesi yapılarak söz konusu hususun değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu hususun süresi içerisinde davacı yanca ileri sürülmediği, delilleri arasında gösterilmediği, davanın genişletilmesi mahiyetinde bulunduğu, HMK 357/1.maddesine nazaran ilk derece mahkemesinde ileri sürülemeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı, davalıya gönderilmeyen tahsilatlara ilişkin davacı çalışanları tarafından imzalanan belgelerin aksinin davacı yanca kanıtlanamadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
İDM'ce, taraflar arasında 07/06/2010-07/06/2015 tarihleri arası geçerli olacağı kararlaştırılan sözleşme ve bu sözleşme kapsamında hazırlanan protokol kapsamında ticari bir ilişkinin kurulduğu, bu sözleşmeye göre davacının davalı adına davalının gösterdiği ... merkezinin işletilmesi ve bu kapsamda bağlı hinterlantı içerisinde belirli sayıdaki araç ve dağıtım elemanı ile ürünlerin adreslerine teslimatının yapılması ve davalının şubelerine sevk olanacak ürünlerin toplanması ile ilgili hizmetlerin sunulmasına dair iş birliği şartlarının tespiti, tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesine dair anlaşmanın yapıldığı, davacının söz konusu sözleşme gereği yükümlülüğünün acentelik olarak kararlaştırıldığı, bu ilişki kapsamında taraflar arasındaki ilişkinin 2016 yılı sonunda ticari defter ve kayıtlardan da anlaşılacağı üzere bitirildiği, sözleşmenin 17. maddesine göre süre bitiminden 30 gün öncesine dair her iki tarafça da fesih ihbar talep edilmediğinden ve az önce de belirtildiği gibi ticari ilişkinin bitim tarihi olarak kararlaştırılan 07/06/2015 tarihinden sonra da devam ettiği anlaşılmakla sözleşmenin aynı süre ile yenilendiği, davacı kayıtlarına göre davacının davalıdan 205.522,81 TL tutarında alacaklı olduğu buna karşılık davalı kayıtlarına göre ise davalının davacıdan 114.963,84 TL tutarında alacaklı olduğu, taraf ticari kayıt ve defterlerdeki farklılığın davalı kayıtlarında olan ve fakat davacı kayıtlarında olmayan 2015 yılı için 84.792,15 TL ile 2016 yılı için 321.755,13 TL olmak üzere toplam 406.547,28 TL ödeme belgesi olmayan tutardan oluştuğu, bu tutarın oluşumuna esas bilgi ve belgelerin davacı tarafından davalı tarafa tesliminin ispatlanması gerektiği ve ancak davacı tarafça sözleşme ile yükümlü olunmasına rağmen bu yükümlülüğün yerine getirilemediği ve bu nedenle davalı tarafa tesliminin ispatlanamadığı kanaatine varıldığı bu kapsamda esasen kayıtlara göre davalının davacıdan 114.963,84 TL alacaklı olduğu ve bu durumun aksine yönelik olarak davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığından bu hususta bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığı göz önünde bulundurulduğunda davalı yanca yapılan itirazın haklılık teşkil ettiği ve davacı tarafça alacağın varlığının kanıtlanamaması nedeniyle açılı davanın reddine yönelik verilen kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 30.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.