T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2055
KARAR NO : 2026/797
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/10/2023
NUMARASI : 2022/561 Esas - 2023/827 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 07/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 07/05/2026
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/10/2023 gün ve 2022/561 Esas - 2023/827 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31.07.2021 günü davalı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile park yerinden sola doğru çıkmak isteyen sürücü ...'ın kullandığı ...plakalı araca çarptığını, çarpmanın etkisiyle aracın savrularak park halinde bulunan müvekkil ...'e ait .... plakalı ... marka aracın sol ön köşe kısımlarına çarptığını, kazanın meydana gelmesinin ardından müvekkil’in ikamet ettiği Almanya'ya döndüğünü, araçta meydana gelen hasarın tespiti için Araç Bilirkişi Ofisi .... ünvanlı hasar tespit bilirkişisine aracı muayene ettirdiğini, bu rapor için KDV dahil 703,47 Euro ödediğini, raporda araçta meydana gelen hasarın 5.435,86 Euro olarak belirlendiğini, araç ikame değerinin de yine aynı raporda 3.200 Euro olarak belirlendiğini, aracın hasar onarım bedeli araç ikame bedelinin %70 i ve daha fazlası tutara denk geldiğinden aracın tamirinde bir fayda bulunmaması nedeniyle araç pert sayılacak olduğundan kayıtlı olduğu ülkedeki 2. El rayiç değerinin, ikame araç bedelinin dikkate alınması gerektiğini, ekspertiz raporunda yaklaşık 3.200 Euro olarak belirtilmiş olsa da, aracın yabancı ülkedeki 2. El piyasa değeri fiyatlarını gösterir belgelerden, piyasa araştırmasından da görüleceği üzere aynı marka, aynı model ve müvekkilin aracına yakın/aynı kilometredeki araçların değerleri ortalaması alındığında çıkan bedelin yaklaşık 3.700 Euro olduğunu, bu nedenle dava konusu taleplerinin 3.600 Euro olduğunu, kazaya karışan araçlardan ...'a ait aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta şirketi olan davalı ... A.Ş.'ye yapılan başvurunun sigorta şirketine 24.03.2022 tarihinde, diğer davalı ..... A.Ş.'ye yapılan başvurunun 24.03.2022 Tarihinde tebliğ edildiğini, ilgili Sigorta şirketlerince kısmi ödeme yapıldığını ve zararın tamamı giderilmediğini, sigorta şirketlerinden ....Şirketi tarafından 01.07.2022 tarihinde 2.572,94 TL kısmi ödeme, diğer sigorta şirketi ... A.Ş. Tarafından yine 01.07.2022 tarihinde 13.719,00 TL kısmi ödeme yapıldığını, ödeme yapılan tarih olan 01.07.2022 tarihi TCMB efektif şatış kuru 1 Euro=17,5281 TL olup, buna göre .... A.Ş. tarafından yapılan ödeme 146,785 Euro, ... A.Ş. Tarafından yapılan ödeme ise 782,68 Euro olduğunu, bakiye hasar bedeline ilişkin müteselsil sorumlulukların devam ettiğini, dava konusu trafik kazası nedeniyle aracı pert olan müvekkilin aracının kayıtlı olduğu ülkedeki 2. El rayiç bedeli olan 3.600 Euro araç bedelinden ; sigorta şirketlerince gerçekleştirilen toplam 929,476 Euroluk ödemenin mahsubu ile, geri kalan bakiye zarar bedeline ilişkin müteselsil sorumlulukları devam etmekte olduğundan, bakiye tutar olan 2.670,524 Euro'nun aynen ya da mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının 3095 s.k. 4/a uyarınca işletilecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının ödediği 703,47 € eksper ücretinin aynen yahut fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuruna göre hesaplanacak Türk Lirası karşılığı dahil olmak üzere tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ....A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafın araç hasarının karşılandığını, davacı tarafın müvekkil şirkete davadan önce yaptığı başvuru üzerine 769326 numaralı hasar dosyası açıldığını ve bağımsız sigorta eksperi atandığını, hasardan hemen sonra davacının araç hasarı talebi ile ilgili yapılan ekte yer alan ekspertiz raporunda 2.572,94.TL tazminat hesaplandığını, ödeme gerçekleştirilirken ödeme tarihindeki Euro kuru üzerinden hesaplama yapıldığını ve 2.572,94.TL miktarındaki tazminatın 01.07.2020 tarihinde başvuran hesabına ödendiğini, davacı tarafa hiçbir fatura bulunmadığından KDV ödemesi yapılmadığını, davacı tarafın kaza sonrasında aracın onarımı Türkiye sınırlarında gerçekleştirmeksizin Almanya' ya dönüş yapıp onarımını orada gerçekleştirdiğini, fahiş taleple açılan işbu davayı kabul etmediklerini, müvekkil şirketin sorumluluğunun bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacı taraf, sigortalımızın kusurunu ve zararını usulen ispat etmesi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirketin faizden dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu belirterek aleyhe açılan davanın reddini, davacının davasının ispatı halinde; müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı bakiye poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmilini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava konusu araca ilişkin hasar bedeli ödendiğinden davanın reddi gerektiğini, davacı vekili tarafından aracın nerede ve nasıl tamir edildiğinin, değişim görmesi gereken parçaların neler olduğunun ve kaza anındaki durumlarının (orijinal olup olmadığının), hangi parçaların nasıl değişim gördüğünün (emsali ile değiştirilip değiştirilmediğinin), ispata yarar delillere dayanarak dava açılması gerektiğini, müvekkiline sigortalı aracın sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu, davacı tarafından aksini ortaya koyar mahiyette delil sunulamadığı dikkate alınarak haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini , hasar gören parçanın onarımının mümkün olup olmadığının, mümkün ise onarılması, değil ise eşdeğeri parça ile değiştirilmesi, bu da mümkün değilse ancak yenisi ile değiştirilmesi durumlarının değerlendirilerek hasar miktarının tespiti gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin yalnız gerçek zarardan sorumlu olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin yalnızca yaptırmış olduğu ekspertiz raporundaki miktarla sınırlı kalarak sorumlu tutulmasını ,müvekkil şirketin KDV’den sorumlu tutulması mümkün olmadığını, faize ilişkin taleplerin kabul edilebilir nitelikte olmadığını, sigorta kuruluşunun faiz ile ilgili yükümlülüğünün yasal faiz olduğunu belirterek yetkisiz mahkemede ikame edilen işbu davanın usulden reddini, davacının hasar bedeline ilişkin zararı tam ve layıkıyla karşılandığından hasar bedeline ilişkin taleplerine itibar edilmemesini, her durumda hasar bedelinin Genel Şartlar ekinde yer alan hususlar çerçevesinde belirlenmesini, her durumda poliçe teminat limitinin gözetilmesini, kusur oranlarının tespit edilebilmesi için konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasını, fazlaya dair taleplerin reddini talep etmiştir.
Davalı ... Vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya yetki itirazları olduğunu, kaza raporunu kabul etmediklerini, yeniden keşif yapılmasını, birinci derecede kusurlunun davacı taraf olduğunu, davanın sigorta şirketlerine yöneltilmesi gerektiğini, esas bakımından davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ....'a usulüne uygun olarak tebligat yapıldığı, davalının davaya cevap sunmadığı ve duruşmalara katılmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kazaya karışan araç sürücülerinin olayda kusurlarının bulunup bulunmadığı, kusur oranları, davacıya ait araçta kaza nedeniyle meydana gelen hasarların neler olduğu, hasardan davalı şirketin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının hangi tarihten itibaren ne tür faiz talebinde bulunabileceğinin tespiti noktalarında toplandığı, 31.07.2021 günü saat, 07.47 sıralarında, .... İli, .... Bulvarı ... önünde, ..., ... ve ... plakalı araçların karıştığı 3 araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazaya ilişkin görevli resmi trafik ekibi tarafından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 83, 84. Maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliği 154, 155, 156, 157 ve 158. Maddesi hükümlerine göre trafik kazası tespit tutanağı düzenlendiği, kaza oluş şekline göre ...plakalı araç sürücüsü ..., kazanın oluşumunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 67/a ve 84/f ile Yönetmeliğin 137. maddesinde belirtilen kuralları ihlal ettiği, ... plakalı araç sürücüsü ...., kazanın oluşumunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 52/b maddesinde belirtilen kuralları ihlal ettiği, ...’in maliki olduğu, park halinde olan .... plaka sayılı araç sürücüsünün atfi kabil kusurunun olmadığı 31.07.2021 tarihli kaza tespit tutanağı krokisinde çizilen araç konumları , çarpışma noktası dikkate alındığında dava dosyasına sunulu fotoğraflara göre dava konusu otomobilin hasara uğrayan yedek parçalarının vaki kaza ile uyumlu olduğu, 31.07.2022 tarihli kaza neticesinde dava konusu .... plakalı .... model .... otomobilde meydana gelen hasarın/zararın giderim bedelinin 5.434,86 Euro (KDV dahil) olduğu, dava konusu otomobilin 2. El rayiç bedelinin ortalama 3.200 Euro civarında olduğu ve dava konusu aracın onarımının ekonomik olmadığı total pert olarak değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu otomobilin hasarlı hali ile sovtaj bedelinin olmadığı, Aracın pert total olarak değerlendirilmesi nedeniyle davacı yanın zararının aracın kaza öncesi 2.el rayiç bedelinden sovtaj bedelinin düşülmesi ile araçta meydana gelen zararın 3.200 Euro olduğu, dava konusu otomobilin total pert olması nedeniyle otomobilde değer kaybı zararı meydana gelmeyeceği, davalı ... A.Ş. tarafından davacı vekiline hasar dosyası kapsamında .... A.Ş. tarafından yapılan ödemenin 146,78 Euro, ... A.Ş. tarafından yapılan ödemenin 782,68 Euro olduğu, bakiye hasar bedelinin 2.270,54 Euro olduğu, davacı tarafından ....Ekspertizlik Bürosu tarafından düzenlenen bilirkişi raporu için 07.10.2021 tarihli ve BE1021HA10 sıra numaralı fatura karşılığı KDV dahil 703,47 Euro ödeme yapıldığı, ödenen bedelin Almanya şartlarında makul olduğu, davacı ...'in Kırşehir Asliye Ticaret Mahkemesi muhaberesi aracılığıyla 19/10/2023 tarihli dilekçesiyle davalı ...'a yönelik davasında feragat ettiğini bildirdiği, yargılamanın 18.10.2023 tarihli celsesinde verilen kısa karar ile karara çıkarıldığı ve dosyadan el çekildiği bu nedenle de bu aşamada davacının talebinin değerlendirilemediği gerekçeleriyle davanın kabulü ile 2.670,52 Euro'nun 3095 Sayılı kanunun 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ödeme günündeki TCMB Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalı sigorta şirketinin poliçe limiti olan 43.000 TL aşılmamak kaydıyla sigorta şirketi bakımından müracat tarihi olan 05/05/2022, diğer davalılar bakımından ise 31/07/2021 tarihinden itibaren 4/a maddesindeki faiz oranları kapsamında davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğunu ve lehe yönlerine katılındığını, davaya konu tazminat ve ekspertiz raporu bedelindeki taleplerin Euro cinsi olduğunu, davacının alacaklı olduğu tutarın Euro cinsinden aynen veya ödeme tarihindeki efektif satış kuru karşılığının talep edildiğini ancak mahkemece kararda sehven Türk Lirası'na çevrilerek hüküm kurulduğunu, Euro cinsi talep edilen taleplerin Türk Lirası'na çevrilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, talep konusu döviz cinsi alacakların Euro olarak hüküm altına alınması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı tarafça süresinde yetki ve görev itirazlarının ileri sürüldüğünü, davanın görülmesinde Kırşehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili ve görevli olduğunu, davacı ...'in davalı ...'a yönelik olarak "...'a yönelik davamdan feragat ediyorum." beyanıyla davalı ... yönünden davanın reddini talep ettiğini, davadan feragatin mahkemece dikkate alınması gerektiğini, olayın oluş şekline göre davalı ...'ın kusurunun bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı .... A.Ş. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararında davalı sigorta şirketinin sınırlı sorumluluğu gözetilmeksizin yargılama giderleri, vekalet ücreti ve harçların tamamından sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu yönlerden davalının bakiye poliçe limiti sorumluluğu dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun kusur ile orantılı olması gerektiğini, davalının sigortalısı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu bulunduğu halde zararın tamamından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... A.Ş. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda bakiye hasar bedelinin 2.270,54-Euro olduğu tespit edildiği halde 2.670,52-Euro hasar bedeline hükmedilmesinin dayanağının anlaşılamadığını, mahkemenin bu yöndeki maddi hatasının düzeltilmesi gerektiğini, dava konusu hasara ilişkin zararın sigorta şirketinin ödemesiyle karşılandığını, davacının bakiye zararının bulunmadığını, bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmelerin hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, piyasa değerlendirmesine esas alınan ilanlarda pazarlık payının bulunduğunu, doğrudan ilanlar üzerinden rayiç değer tespitinin hatalı olduğunu, aracın rayiç değerinin 3.200,00-Euro'dan daha düşük olması gerektiğini, ihbar bulunmaksızın ödenen ekspertiz ücretinden davalının sorumlu tutulamayacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, yabancı plakalı aracın Türkiye'de karıştığı kaza nedeniyle hasar bedeli zararının tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 310. maddesinde "(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Müteselsil borçlulardan birinin zarar görenin zararını ödemesi oranında diğer borçlular borcundan aynı oranda kurtulurlar. TBK’nun 166. maddesi “Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır” hükmünü içerir.
Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği açıktır.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olduğundan karar tarihinden sonra davacı asılın davalı ...'a yönelik 19.10.2023 tarihli feragat beyanıyla ilgili olarak, özellikle yukarıda açıklandığı üzere feragatin diğer müteselsil sorumlulara sirayet edip etmeyeceğine esas olmak üzere gerektiği takdirde feragatin bir ödemeye dayanıp dayanmadığı taraflardan sorulmak suretiyle feragatin diğer davalılara ne ölçüde sirayet edeceği de değerlendirilerek feragat doğrultusunda ek karar verilmesi gerektiği halde dosyadan el çekildiği gerekçesiyle talebin değerlendirilmemesi hatalı olmuştur. Davalı ... vekilinin istinaf istemleri bu yönden yerindedir.
Anayasa'nın 141.maddesi uyarınca mahkemelerin tüm kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekmektedir. Buna istinaden bir kararın gerekçelendirildiğinin kabulü için kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik bulunması esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay HGK 24/02/2010 tarih, 2010/1 - 86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak kısaca; maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir ... Kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur."
Somut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesince karar gerekçesinde davacıya ait aracın rayiç değerinin 3.200,00-Euro olduğu ve davalı sigorta şirketleri ödemelerinin mahsubu sonarsı davacının bakiye zararının 2.270,54-Euro olduğu belirtilmesine karşın gerekçenin devam eden bölümlerinde davacının davasının 2.670,52-Euro üzerinden kabulüne karar verildiği ve davanın bu miktar üzerinden karara bağlandığı görülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere gerekçe ile hüküm arasında kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir uyumluluk bulunması gerekmekte olup kararda davanın 2.670,52-Euro üzerinden kabulüne karar verildiği halde gerekçe içerisinde bakiye zararının 2.270,54-Euro olduğu belirtilmesine rağmen temel gerekçeyle çelişki yaratacak şekilde 2.670,52-Euro maddi tazminata hükmedilmesiyle gerekçeli kararla hüküm arasında çelişki oluşmuştur. Bu durumda, ilk derece mahkemesince verilen karar gerekçesiyle hüküm arasında çelişki bulunduğundan istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir.
Kabule göre de; Davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalıya yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. İlk derece mahkemesince davalı sigorta şirketi harç, yargılama gideri ve avukatlık ücretinden, sigorta bedelinin (limitinin) hükmolunan tazminata oranı dahilinde sorumlu tutulması gerekirken yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. Davalı .... A.Ş. vekilinin bu istinaf sebebi de yerindedir. (Yargıtay 4 HD 22.02.2024 tarihli 2023/4101 E. 2024/1970 K.; 17. HD 14.06.2017 tarih ve 2016/12075 E. - 2017/5498 K.)
Yine kabule göre; Ekspertiz gideri yargılama giderlerinden olup yargılama giderlerine eklenerek davanın kabul ve red oranına göre karar verilmesi gerekir.( Yargıtay 17. HD'nın 21.10.2019 tarih ve 2017/1822 E.- 2019/9723 K). Buna göre yabancı para cinsinden talep edilmesi halinde ekspertiz ücretinin talep edilmesi halinde fiili ödeme tarihindeki kura göre tahsiline karar verilmesi gerektiği halde Türk Lirası üzerinden hüküm altına alınmış olması atalı olmuştur. (Aynı yönde Dairemizin 10.02.2017 tarih ve 2017/72 Esas 2017/111 Karar sayılı ilamı)
Bu durumda, ilk derece mahkemesince verilen kararda hüküm fıkrasıyla gerekçe arasında çelişki bulunması ve feragatle ilgili olarak bir karar verilmemiş olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/10/2023 gün ve 2022/561 Esas - 2023/827 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine,
5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.07/05/2026