T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1818
KARAR NO : 2026/802
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/05/2023
NUMARASI : 2022/684 E. 2023/344 K.
DAVANIN KONUSU : Alacak
KARAR TARİHİ : 07.05.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 07.05.2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.05.2023 tarih 2022/684 E. 2023/344 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davalı ...'ın %50 iki hissedardan oluşan .... Şti.'nin ortakları olduğunu, davalı ...'in şirketin bir önceki ortağı olup hissesini kardeşi olan diğer davalı ...'a devrettiğini, şirketin iştigal alanının, içme suyu çıkarılması, işletilmesi, su dolum tesisi kurma ve pazarlaması olduğunu, şirketin, maliki olduğu araziler içinde çıkan kaynak suyunu işletmek hususunda yasal izinleri bulunan, dolum tesisi kurulmuş, gerekli teçhizatla donatılmış bir işletmenin sahibi olduğunu, işletmenin 2 adet taşınmaz üzerinde kurulu olduğunu, işletme üretime hazır hale getirildikten sonra, şirket müdürlüğünün 2013 yılında davalı ...'a devredildiğini, dava konusu çekişmenin, davalılar (sırayla davalı ... ve daha sonra hisse devri ile davalı ...) ile müvekkili arasındaki 15.07.2011 tarihli protokolden kaynaklandığını, taraflar arasında "adi yazılı" imzalanan 03.07.2011 tarihli belge ile 200.000 TL bedelle, davalı ...'e, müvekkilin babası tarafından %50 şirket payı devredilmesine karar verildiğini, belge metninin ".... .. Şti.'nin (bundan sonra şirket olarak adlandırılacaktır) veya bu şirketin nevi değiştirmesi durumunda oluşacak şirketin ortaklık payı (veya hisse senedi devrine kaşılık şirket ortağı ...'e (ikiyüzbinlira) 200.000-TL verilmiştir...." şeklinde olduğunu, belge vekaleten veya asaleten ... ile şirket ortağı sıfatı ile ... arasında imzalandığını, o tarihte müvekkilinin şirket payının %1 olduğunu, katılan %,05 hisse için bu miktarı ödemediğine göre, payı devredecek olanın .... olduğu ve onun %50 payının karşılığı olarak ...'e verilmek üzere ödeme yapıldığının sabit olduğunu, bu tarihte şirketin, su ruhsatı ve sair izinler dışında bir malvarlığı bulunmadığını, suyun çıktığı arazinin mülkiyetinin ise halen davacı ... üzerinde olduğunu, yani katılan, henüz mameleki sadece su ruhsatı olan bir şirketin %50 payı için ...'e söz konusu ödemede bulunduğunu, 14.07.2011 tarihinde, anlaşmaya uygun olarak söz konusu şirketin %50'si vekaleten hareket edilen davalı ...'e devredildiğini, ... bu devir ile yegane mameleki su ruhsatı olan bir şirkete %50 ortak olduğunu, nitekim müvekkiline ait taşınmazın satışı ve devri hususunda daha sonra bir sözleşme yapılmış olup, davalılar şirkete ortak olduğunda, su kaynağının bulunduğunu, taşınmazın halen müvekkilin mülkiyetinde olduğunu, davalılar şirkete ortak olduktan sonra müvekkilinin davacı ile 15.07.2011 tarihli "başlıksız" sözleşmeyi akdettiklerini, şirketin asıl fiili işi olacak pet şişe dolum tesisinin, 19 litrelik pet şişe dolum tesisini üretime hazır hale getirilmesinden şirket müdürü ...'in sorumlu olduğunu, ...'in bu sorumluluğu yerine getirirken üretimde kullanılacak suyun çıktığı arazinin şirket üzerine geçmesini ve dolum tesisi için alınacak arazinin şirket adına satın alınmasını sağlayacak, bu arazi üzerine gerekli inşaatın yapılması, gerekli makineleri satın alarak tesisi çalışır hale getirilmesini sağlayacağını, şirket müdürü ...'in yapacağı 1. maddedeki işler karşılığında şirket ortağı ...'in 1.500.000 TL peşin, 1.000.000 TL' yi de şirket ortağı ...'e ödeyeceğini, arazinin satın alınmasını sağlamada ve şirketin asıl fiili işi olacak pet şişe dolum tesisinin, 19 litrelik pet şişe dolum tesisini üretime hazır hale getirilmesinden şirket müdürü davacı ...'in sorumlu olacağını, ...'in bu sorumluluğu yerine getirirken üretimde kullanılacak suyun çıktığı araz t üzerine geçmesini ve dolum tesisi için alınacak arazinin şirket adına satın alınmasını sağlayacağını, bu arazi üzerine gerekli inşaatın yapılması, gerekli makineleri satın alarak tesisi çalışır hale getirilmesini sağlayacağını, şirket müdürü davacı ...'in yapacağı 1. maddedeki işler karşılığında şirket ortağı davalı ...'in 1.500.000 TL peşin, 1.000.000 TL yi şirket ortağı ...'e ödeyeceğini, hisse devrinin bu sözleşmeden 1 gün önce gerçekleştiğini, bu sözleşme ile de şirketin amacına uygun bir işletmenin (arazileri ve makine teçhizatı ile birlikte) kurulmasının amaçlandığını, bu sözleşme, içinde taşınmaz satımı, taşınmaz alımı, fabrika binasının inşası, makine teçhizat alımı ve kurulumu ile işletmeye hazır hale getirilmesini içeren, bir "karma sözleşme" olup aynı zamanda "iş görme, menkul ve gayrimenkul satışı" sözleşmesi olduğunu, sözleşme metni incelendiğinde, taşınmazların hangi fiyata satın alınacağının, fabrika binası için hangi arazinin alınacağı ve kaç liraya alınması gerektiği, hangi üreticiden hangi vasıflarda ve bedele makine alınacağının belirlenmediğini, ne kadar işçi çalıştıracağı, hafriyat için ne ödeneceğinin belirlenmediğinin görüldüğünü, çünkü bedeli ödeyen davalıların amacının şirketin faaliyet konusuna ve sahip olduğu ruhsata uygun bir tesisin kurulması, müvekkile ait taşınmazın devri ve gerekli ekipman ve cihazların satın alınarak şirkete devredilmesi olduğunu, bu işlemlerin ve harcamaları için müvekkilin ne kadar para harcayacağı, işi üstlenen müvekkilin ticari riski olduğunu, önemli olanın, taşınmazların şirkete intikali ve üretim amacını gerçekleştirecek bir tesisin faal hale getirilmesi olduğunu, bu nedenle müvekkili ...'e ödenecek ücretin götürü ücret şeklinde belirlendiğini, sözleşme kapsamında 2.500.000,00 TL toptan bedel karşılığındaki müvekkilinin edimlerinin, su kaynağının bulunduğu müvekkiline ait araziyi bedeli karşılığında şirkete devretmek, satışını yapmak, tesisin kurulacağı yan taraftaki araziyi satın alıp şirkete devretmek, tesis için gerekli inşaatı yapmak, 19 litrelik pet şişe dolum tesisini üretime hazır hale getirmek ve bu kapsamda gerekli makineleri satın alıp şirkete devretmek olduğunu, sözleşmeye göre ...'in söz konusu işler karşılığında ...'e 2.500.00,00 TL götürü ücret ödemeyi kabul ettiğini, müvekkilinin edimlerini tamamını yerine getirdiğini, davalıların bakiye 850.000,00-TL yi ödemediklerini, sözleşmeye bağlı alacaklarda zamanaşımı süresinin 10 yıl olup (TBK m.146) bu süre alacağın muaccel hale gelmesi ile başladığını, kaldı ki satış sözleşmeleri de 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, nitekim müvekkilinin gerek kendisi adına kayıtlı taşınmazı şirkete sattığı gibi, tesisin kurulacağı taşınmazı ve tesis ekipmanları ile sair işçilik hizmetlerini de götürü bir bedelle şirkete sattığını, satış bedellerinin davalı ortaklar tarafından üstlenilmiş olup, satış bedeli 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan 15.07.2011 tarihli menkul ve gayrimenkul satışı ile dolum tesisinin bedeli karşılığında kurulmasına dair sözleşme ile belirlenen bedel bakiyesi 850.000,00 TL'nin 12.06.2016 tarihinden itibaren TCMB avans faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, müvekkilin munzam zarara karşılık şimdilik 5.000,00 TL belirsiz alacağın dava tarihinden itibaren TCMB avans faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddia ettiği gibi; 15.07.2011 tarihli sözleşmeye göre davalı tarafın 850.000-TL' lik borcun doğmadığını, davacı tarafın vermiş olduğu dilekçeye göre 15.07.2011 tarihli sözleşme gereği davacı tarafın, suyun çıktığı arazinin şirkete devredeceğini, su dolum tesisinin kurulacağı araziyi satın alacağını, satın alınan arazi üzerine gerekli inşaatı yapacağını, gerekli makinelerin satın alacağını, su dolum tesisini çalışır hale getireceğini, bunun karşılığında da davalı taraf 1.500.000TL’sı peşin, 1.000.000TL’sının da şirketin faaliyete geçmesi sonucu dağıtılacak şirket karından davalı tarafa ait olan kısmından ödenmek üzere, toplam 2.500.000TL ödemesi gerektiğini ifade ettiğini, davalı tarafın 1.650.000TL’lık ödeme edimini yerine getirdiğini, edimin bakiye kısmı olan 850.000TL’nın ödenmesi için bu davayı açtıklarını ifade ettiklerini, davacı taraf satın alınan arazi üzerine gerekli inşaatı yapmadığını, yapılması gereken inşaatın su dolum tesisi olması gerektiği konusunda davacı tarafın bir itirazının olmadığını, davacı tarafın su dolum tesisi inşaatı yapıp yapmadığı olduğunu, su dolum tesisi inşaatının nasıl yapılacağı “İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik” de açıklandığını, ilgili yönetmeliğe göre su dolum tesisi inşaatı yapabilmek için önce “tesis izni” almak gerektiğini, tesis izni alabilmek için önce davacı tarafın su ruhsatı dediği “Yeraltı Suyu Kullanma Belgesi” ile su kaynağının plan ve krokisiyle birlikte Valiliğe ilk müracaatın yapılması gerektiğini, müracaat üzerine Valiliğin kurul oluşturarak ve kurul kaynak mahalline gelerek gerekli tetkikleri yaparak su kaynağından numune su alarak, numuneyi yetki verilmiş laboratuvarda analiz ettireceğini, kurulun bu çalışmalardan sonra olumlu ön rapor verirse su dolum tesisi inşa etmenin ilk koşulunun sağlanmış olacağını, davacı ...'in davalı tarafın şirkete ortak olduğu 14.07.2011 tarihinden, 28.01.2013 tarihine kadar gayrimenkul alıp satmak da dahil olmak üzere bir anlamda sınırsız yetkili şirket müdürü olduğunu, davacı ...'in su dolum tesisi inşaatını bitirdiğini, makinelerin kurulumunu tamamladığını kendi tabiriyle düğmeye basılsa su dolumu yapılacak hale geldiğini davalı ...’a Ocak 2013 bildirdiğini, bu bildirim üzerine İstanbul’da yaşayan davalı ...'ın Söke’ye geldiğini, davacı ve davalının 28.01 2013 tarihinde üretim ruhsatı alma taleplerini iletmek ve üretim ruhsatı almak için gerekli evrakların ne olduğunu öğrenmek amacıyla Aydın Halk Sağlığına birlikte gittiklerini, Aydın Halk Sağlığı yetkilileri Yönetmelik hükümlerine göre ne yapılması gerektiğini açıkladığını ve o tarihe kadar neden Aydın Halk Sağlığına gelmediklerini ve dosya açtırmadıklarını sorduğunu, davacı ...’in 28.01.2013 tarihine kadar Aydın Halk Sağlığına gitmediğini ve herhangi bir başvuru veya belge vermediğini öğrenen davalı ...'ın 28.01.2013 tarihinde şirket müdürlüğünü devraldığını, o anda görünen tablonun; davacı ...’in Yönetmelik hükümlerinden bihaber veya Yönetmelik hükümlerini dikkate almadan su dolum tesisi diye adlandırdığı bir tesis yaptığını, davalı ...'ın 28.01.2013 tarihinde şirket müdürü olduktan sonra şirketin evraklarını davacı ...’den aldığını ve yaptığı inceleme sonucunda davacı ...’in su dolum tesisi olarak yaptım dediği inşaat için 06/12/2011 tarihinde “Zirai Amaçlı Depo” yapmak üzere Aydın İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü’ne başvurduğunu, bu birimin de 08/12/2011 tarih ve 20365 sayılı yazıları ile ekindeki 2011-84 sayılı “Yapılaşma İzni Koşulları” belgesine göre yoldan 10 metre çekilerek zirai amaçlı depo yapım izni verdiğini tespit ettiğini, davacı ...'in yapı izin belgesindeki yoldan 10 metre çekme mesafesine uymadan yola sıfır olacak şekilde su dolum tesisi dediği zirai amaçlı depoyu inşa ettiğini ve 05/07/2012 tarih ve 754-10695 sayılı yazı ile de Aydın İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü’nün verdiği “Zirai Amaçlı Depo” yapı kullanma izin belgesini aldığını, davalı ..., davacı ...’in su dolum tesisi yerine zirai amaçlı depo yaptığını öğrenmesine rağmen, su üretim ruhsatı alabilmek için 08/02/2013 tarihinde Aydın Valiliği’ne başvuru yaptığını, yapılan bu başvuru sonucunda Valilik tarafından oluşturulan Kurulun 21/02/2013 tarihinde işletmeye gelip inceleme yaptığını, yapmış olduğu inceleme sonucunda kurul üyelerinin 05/03/2013 tarihli “İnceleme Kurulu Raporu” düzenlediklerini, kurulun hazırlamış olduğu “İnceleme Kurulu Raporu”na göre; su deposunun toprak ile bitişik olmaması gerekirken yapılan deponun kot farkından dolayı toprakla bitişik olduğu, su deposunun depo ve manevra odası olmak üzere iki bölümden yapılması gerekirken yapılan deponun tek bölüm halinde yapıldığı, su deposunun havalandırmasının yeterli olmadığı, su deposunun etrafının çevrilmesi gerektiği, tesiste yeterli sayıda tuvalet ve sosyal tesis (yemekhane, giyinme soyunma yerleri) bulunmadığı, tesiste su analizlerinin yapılacağı laboratuvarın bulunmadığı, mevcut tesisin yapı kullanma izin belgesinin Zirai Depolama Yeri olarak alındığı, yapı kullanma izin belgesinin su işletmesi olarak değiştirilmesi için projelerin yeniden çizilmesi ve çizilen projelerde imlahane, hammadde depolama, ürün depolama, sosyal tesisler, hurda depolama, büro, laboratuvar vb. alanların açıkça gösterilmesi ve üretim tesisinin projelere uygun hale getirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, sonuç olarak davacı ..., su dolum tesisi inşaatı yapmak yerine hem hukuken hem de fiilen zirai amaçlı depo inşaatı yaptığını, yani ortada ne hukuken ne de fiilen su dolum tesisi bulunmamakta olduğunu, davalı ...’ın 08/02/2013 tarihinde Aydın Valiliği’ne yapmış olduğu başvuruya istinaden 27/02/2013 tarihinde de Aydın Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü elemanlarının şirkete gelerek su kuyusundan su numuneleri aldıklarını, alınan su numuneleri kimyasal ve mikrobiyolojik analiz yapılmak üzere İzmir Halk Sağlığı Laboratuvarı’na, radyoaktivite analizlerinin yapılması için de Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezine gönderildiğini, İzmir Halk Sağlığı Laboratuarı’nda yapılan analizler sonucunda suda koliform bakteri, pseudomonasaeruginosa, enterokok, anaerop sporlu sülfat redükte eden bakteriler ve clostridiumperfringers (sporlular dahil) parametrelerinin bulunduğu, bunların da Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunun tespit edildiğini, yapılan bu analiz sonuçlarının da 28.03.2013 tarihli Aydın Halk Sağlığı yazısı ekinde şirkete gönderildiğini, yani Aydın Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü elemanlarının resmi olarak aldıkları ve analizini yaptırdıkları suya göre, suyun şişelenip satılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın gerekli makineleri satın almadığını, su dolum tesisinin çalışır hale getirmediğini, davacı ...’in açtırdığı kuyudan elde edilen ve suyun satılması hem insani açıdan, hem de mevzuat açısından mümkün olmadığını, yine DSİ 21.Bölge Müdürlüğü mıntıkasında 35 5 24129 D-41 67993 koordinatlarında 211.K.10.457 DSİ kuyu numarası olan bu su kuyusu, elde edilen suyun satılabilir olmaması nedeniyle kapatıldığını, davacı tarafın anlaşmış oldukları makineleri satın almadığını, davalı ...’ın Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu şikayet üzerine Söke 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın Yargıtay nezdinde temyiz aşamasında olduğunu, ortak olma sürecinde davacı ve davalının mevcut olan 25/09/2009 tarihli yatırım teşvik belgesine göre saatte 1100 adet üretim yapan 19 litrelik pet şişe su üretim bandı satın alınması konusunda anlaştıklarını, fakat davalı ... 1.500.000TL’yı ödedikten sonra, davacı ...'in makineleri satan firma ile görüşüp saatte 500 adet üretim yapan 19 litrelik pet şişe su üretim bandına ilişkin yeni bir proforma fatura ve bu proforma faturaya istinaden de 18.01.2012 tarihli yeni yatırım teşvik belgesi aldığını ve bu yatırım teşvik belgesine istinaden de saatte 500 adet üretim yapan 19 litrelik pet şişe su üretim bandını satın aldığını, davacı ...’in saatte 1100 adet üretim yapan 19 litrelik pet şişe su üretim bandı yerine, saatte 500 adet üretim yapan 19 litrelik pet şişe su üretim bandı satın aldığını, İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre ortada satışa konu edilebilecek su olmaması ve su dolum tesisi diye zirai amaçlı depo yapılması, yapılan zirai amaçlı depoda da yine İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre su dolumu yapılamayacağı için çalışır halde su dolum tesisi bulunmadığını, satın alınan arazi üzerine gerekli inşaatın yapılması, gerekli makinelerin satın alınması ve su dolum tesisini çalışır hale getirilmesi edimlerini yerine getirmediği için davalı tarafın edimini yerine getirmesini isteyemeyeceğini, davacı ...’in yapılan sözleşme uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmediği kesinleşen Yargıtay kararıyla da sabit olduğunu, şöyleki davacının 26/06/2013 tarihinde Söke 1 Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi Hakimliği’ne vermiş olduğu dava dilekçesi nedeniyle 2013/390 esas numaralı dosyayla ilgili olarak yapılan yargılama sonucunda, hem Söke 1 Asliye Hukuk Mahkemesi, hem de kesinleşen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2014/13491 Esas Numaralı, 2015/10179 Karar Numaralı 08.10.2015 tarihli kararında; “bir dönem şirket müdürlüğünü yerine getiren davacının ana sözleşme ve taraflar arasındaki sözleşmeler uyarınca yüklenen yükümlülüklerini yerine getirmediği” ifadesi ile davacı ...’in 15.07.2011 tarihli sözleşme hükümlerini yerine getirmediği kesinleşen Yargıtay kararıyla sabit olduğunu, davacı tarafın yaptığı açıklamalara göre davacı taraf edimlerinin tamamını yerine getirmediği için davalı tarafın 850.000TL’lık borcu doğmadığından, davacı tarafın davasının reddedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın, davacı ile davalılardan ... adına vekili ... ile arasında düzenlenen 15.07.2011 tarihli adi yazılı sözleşmeye dayanarak bedel bakiyesi 850.000,00TL'nin ve munzam zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davacı tarafça sunulan davanın dayanağını oluşturan 15.07.2011 tarihli belge incelendiğinde; davacı ile davalı ... adına diğer davalı ... tarafından düzenlenen adi yazılı bir belge olduğu, bu belgenin içeriğinden, dava dışı .... Şti.'nin ( şirketin yeni ünvanı...Şti. olduğu) asıl fiili işi olacak pet şişe dolum tesisinin, 19 litrelik pet şişe dolum tesisini üretime hazır hale getirilmesinden şirket müdürü olan davacının sorumlu olacağı, davacı şirket temsilcisinin bu sorumluluğu yerine getirirken üretimde kullanılacak suyun çıktığı arazinin şirket üzerine geçmesini ve dolum tesisi için alınacak arazinin şirket adına satın alınmasını sağlayacağı, bu arazi üzerine gerekli inşaatı yaparak, gerekli makineleri satın alarak tesisi çalışır hale getirilmesini sağlayacağı, şirket müdürü davacı ...'in yapacağı bu işler karşılığında şirket ortağı ...'in 2.500.000TL ödemeyi taahhüt ettiği, bu paranın 1.500.000-TL'sinin davacıya peşin ödendiği, kalan 1.000.000-TL'nin ödenmesinin ise şarta bağlandığı, şirketin her hesap dönemi sonunda kar dağıtım kararı alacağı ve dağıtılacak karın şirket ortağı ...'e kalacak kısmının en az %50'si 1.000.000,TL'ye ulaşıncaya kadar davacı ...'e ödeneceğinin yazılı olduğu, söz konusu 15.07.2011 tarihli bu belge tanzim edilmeden önce davalı ...'in dava dışı şirketin %50 hissesini devralarak şirkete ortak olduğu, bu sözleşme tarihi itibariyle hem davacının hemde davalılardan ...'in şirket ortağı olduğu, davacının aynı zamanda şirket temsilcisi olduğu, davalı ...'ın ise iş bu adi yazılı sözleşmede vekil olarak imzalaması dışında bizzat taraf olmadığı, dolayısıyla bu sözleşmeye dayalı olarak yükümlülük altına girmediği, davalı ...'in hissesini diğer davalı ....'e 04.07.2012 tarihinde devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı, ancak davalı ...'ın davalı ...'ın 15.07.2011 tarihli sözleşmedeki borcunu devraldığına ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu sebeple 15.07.2011 tarihli belgeye dayanarak davacının davalı ...'dan alacak talep edilemeyeceği, 15.07.2011 tarihli adi yazılı sözleşme tarihi itibariyle, davacının dava dışı .... Şti.'nin ( şirketin yeni ünvanı ... Şti. olduğu) temsilcisi olduğu, davacının adi yazılı sözleşmenin 1. maddesinde, şirket adına taşınmaz satın alınmasını sağlamaya dair taahhüdünün bulunduğu, bu sözleşmede satın alınacağı belirtilen taşınmazın davacıya ait olmadığı, yine davacıya ait taşınmazın dava dışı şirkete devrinin taahhüt edildiği, davanın bu taşınmazlara ilişkin bir bedel talebi ile ilgisinin bulunmadığı, taşınmazların bedelinin davanın konusu olmadığı, davacının 15.07.2011 tarihli adi yazılı sözleşmesinin 1. Maddesindeki tüm taahhütlerin dava dışı şirketin ana sözleşmesi ve şirket temsilcisinin temsilcilik görevi sebebiyle zaten yapması veya yaptırması gereken işler olduğu halde yapılacak bu işler karşılığında davalı ... ile davaya dayanak sözleşmenin yapıldığı, bu sözleşmenin içerdiği taahhütler nazara alındığında, dava dışı şirket adına işleri takip etmekle vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirilebileceği, davacının üçüncü şahsa ait taşınmazın şirkete satın alınmasını sağladığı, satın alınan bu arazi üzerine şirketin asıl fiili işi olacak pet şişe dolum tesisini inşa edip, makineleri satın alıp 19 litrelik pet şişe dolum tesisini üretime hazır hale getirilmesi işini ise tam olarak yerine getirmediği, dosyada yukarıda incelenen Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/390 Esas, 2014/274 Karar sayılı dosyasında verilen ve kesinleşen gerekçeli kararda davacının 15.07.2011 tarihli belgeye göre şirketin iştigal konusu olan damacana su dolum tesisinin yapımı, tesis için gerekli ekipmanların kurulması işini tam olarak yerine getirmediği, şirket temsilcisi olarak ve taraflar arasındaki sözleşme gereği yapması gereken yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği, şirketin davacı tarafça faaliyete geçirilemediğinin kabul edildiği, Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/182 Esas 2019/177 Karar sayılı dosyasında davacı sanık ...'in şirkete satın alınacak makinelere ilişkin toplam 680.860,00 Euro bedelli proforma fatura ve yatırım teşvik belgesini katılanlara göstererek sözleşme imzaladığı, daha sonra da daha düşük bedelli makinalara ilişkin yeni bir proforma fatura alıp yeni bir yatırım teşvik belgesi alarak düşük bedelli makineyi tesise kurduğu kabul edilerek davacının TCK'nın 158/1-h maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırıldığı, yine davacının bu durumu gizlemek amacıyla dava dışı sanık ....'ın çalıştığı ....Bankası şubesinde sanık ....'in katılımı ile gerçekte para yatırılmadığı halde toplam 300.000 Euro bedelli sahte dekont düzenleyip şirket belgeleri arasına ekledikleri, ayrıca bu dekontları katılana da gönderdikleri, bu itibarla sanıkların iştirak iradesi içerisinde üzerlerine atılı TCK'nın 207/1. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırıldığı, Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 2021/22737-9210 esas ve karar sayılı ilamı ile özel belgede sahtecilik suçunun onanarak hükmün 26.10.2021 tarihinde kesinleştiği, nitelikli dolandırıcılık suçundan ise sanıkların eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, suç vasfında hataya düşüldüğü belirtilerek yerel mahkeme kararının bozulduğu, bozma sonrası Aydın 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/72 Esas ve 2022/221 Karar sayılı kararı ile sanık ...'in hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, iş bu suç yönünden verilen karar kesinleşmemiş ise de bozma ilamı doğrultusunda hüküm kurulduğu, dosyada alınan ve mahkemece itibar edilen 17.05.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının yaptığı zirai depo binası olarak geçen binanın su deposu olarak kullanılmasının İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmeliğe aykırı olduğu, yönetmelikte istenen ilk başvuru, inceleme ve analiz şartları, işletmeye ait proje ile ilgili belgeler ve yönetmelikte belirtilen değişik ölçekte hazırlanan projeler, dosya tanziminde istenen belgeler, tesislere ait özelliklerde belirtilen kaptaj, isale, depo, imlahane, sosyal tesisler ile su ile temas eden yüzeyler ile ilgili hususlar, imlahenede olması gereken koşulların sağlanmadığı, söz konusu işletmenin İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik şartlarını tam olarak sağlamadığı, bu durumda davacının davaya dayanak sözleşmedeki ''19 litrelik pet şişe dolum tesisine ilişkin inşaatı yapıp üretime hazır hale getirme edimini ifa etmediği, sözleşmedeki bu edimler ifa edilmediği için davacının alacak ve zarar talebine yönelik davasında haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın sözleşmede vekil olarak yer almasına karşın gerçekte diğer davalı ...'in kendisi adına hareket ettiğini, bu hususta Söke 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/72 Esas sayılı yargılamasında beyanda bulunduğu, sözleşmede bahsi geçen paraların kendisi tarafından verildiğini beyan ettiğini, dava dilekçesinde de bu hususta açıklamaların yer aldığını, ilk derece mahkemesince sözleşmenin yeterince anlaşılamadığını, davalıların şirkete ortak olduktan sonra davacıyla 15.07.2011 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sözleşme uyarınca davacının 4 kalem edim üstlendiğini, bunların sırasıyla su kaynağının bulunan davacıya ait araziyi bedeli karşılığında, ortak oldukları dava dışı şirkete devretmek, satışını yapmak, tesisin kurulacağı yan taraftaki araziyi satın alıp şirkete devretme, tesis için gerekli inşaatı yapmak ve19 litrelik pet şişe dolum tesisin için gerekli makineleri satın alıp şirkete devretmek olduğunu, davacının sahip olduğu ve içinde su kaynağı bulunan taşınmazın bir değeri olduğunu şirkete bağışladığına dair bir anlaşma olmadığına göre, doğal olarak hem taşınmaz değerinin hem de su kullanma hakkının bir bedelinin olacağını, tesis için alınacak taşınmazın, yapılacak inşaatın ve makine ekipmanının da bir değeri olacağını, davacının sözleşme konusu edimleri, dava dışı şirkete bağışlamayacağını ve bunların bir bedelinin olması gerektiğini, sözleşmenin 2.maddesinde ise karşı tarafın edimlerinin düzenlendiğini, bu işler karşılığında davacıya davalı tarafından 2.500.000,00-TL ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeyle davacının ayni edimleri karşılığında davalının da para ödemeyi taahhüt ettiğini, sözleşme gereğince davalının davacıya 2.500.000,00-TL borçlanmış olduğunu, sözleşmede taşınmazların edinilme fiyatının, makinelerin edinme bedelinin ve işçi çalıştırma gibi hususların belirlenmediğini, bunun sebebinin sözleşmedeki amacın şirketin faaliyete geçirilmesine yönelik olması olduğunu, davacının 850.000,00-TL bakiye asıl alacağını ve bu alacağın geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zararını talep ettiğini, bu durumda davacının edimini ne oranda ifa ettiğinin ve bakiye ücretin belirlenmesi gerektiğini, mahkemece keşif ve bilirkişi işlemleri yapıldığını, bilirkişilerin resmi onay belgesine rağmen suyun amaca uygun olmadığı yönünde maddi ve hukuki gerçeğe aykırı rapor düzenlediklerini, sözleşme kapsamında davacının müdürlük görevinin davalıya devredildiği 28.01.2013 tarihinden önce gerçekleştirildiğini, bu tarihe göre bir değerlendirme yapılması gerektiğini, davalının müdürlüğü döneminde atıl kalan ve yıpranmış hale gelen duruma göre değerlendirme yapılmasının yerinde olmadığını, edimlerin ifası değerlendirilirken ifa oranına göre inceleme yapılması gerektiğini, edimin ifası için yapılan harcama miktarının önemli olmadığını, eksik ifa bulunması halinde sözleşmenin tümüne göre değerinin belirlenerek sonucuna gidilmesi gerektiğini, davacının edimlerin ifası kapsamında davacıya ait ....ili .... ilçesi.... Mah. .... ada .... parsel sayılı taşınmazı bedelsiz olarak şirkete intikal ettirdiğini, ikinci edim olan yan parselin şirkete devrinin sağlanmasına yönelik olarak .... Mah... ada.... parsel sayılı taşınmazın bedelsiz olarak şirkete intikalinin sağlandığını, üçüncü edim olarak .... Mah. ... ada .... parsel sayılı taşınmaz üzerine tesis için gerekli inşaatın yapıldığını, bilirkişilerce davalıların atıl bıraktığı depo üzerinde bir inceleme yapılmayıp yalnızca fabrika binasında inceleme yapıldığını, deponun keşif sırasında incelenmediğini, faaliyet için gerekli idari izinlerin ilgili kurumlardan alındığını, 17.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda depoda bir inceleme yapılmadığı halde bu yönde olumsuz görüş verildiğini, davacının üçüncü edimi için belirtilen eksikliklerin önemsiz bir bedele karşılık geldiğini ve ifanın bütününün reddine sebebiyet veremeyeceğini, Ocak 2013 tarihi itibariyle bu eksiklerin mevcut olup olmadığının değerlendirilerek sonuca varılması gerektiğini, inşaatın bitiminden 10 yıl sonra icra edilen keşif itibariyle binanın atıl ve tahrip edilmiş olması nedeniyle elinde proje olmayan bilirkişilerin söz konusu bölümler hakkında gözlemde bulunmadıklarını, proje temin edildikten sonra keşif yapılması gerektiğini, projede yer alan bölümlerin inşa edilmiş olduğunu, işletmede mesul müdür bulundurulmasının sözleşmenin konusunu oluşturmadığını, bilirkişilerin sözleşmenin ve davanın dışına çıkarak rapor düzenlediklerini, bilirkişi raporunda makine ve teçhizatların 19 litre damacana su dolum ve üretimi için yeterli sayıda ve uygun olduklarının tespit edildiğini, bununla davacının dördüncü edimini de ifa etmiş olduğunun belirlendiğini, sonuç olarak proje temin edilmeden yapılan keşif sonucunda birkaç bin liralık işler dışında davacının tüm edimlerinin yerine getirildiği tespit edilmesine rağmen sözleşmenin konusunu oluşturmayan sebeplerle davanın reddine karar verilmesinin haksızlık olduğunu, ilk derece mahkemesinin sözleşmeyi yanlış yorumladığını, davacının bir bedel olmaksızın şirkete bedavaya mal ve hizmet sunmasının mümkün olmayacağını, sözleşme tarihinde şirketin yalnızca su ruhsatı bulunduğunu, taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğunu, davalıların yalnızca su ruhsatı bulunan bir şirketin %50 payı için dava dışı ...'e 200.000,00-TL ödemede bulunduklarını, 14.07.2011 tarihinde %50 payın ...'e devredildiğini, hisse devrinden bir gün sonra şirkete aktarılacak emtia ve teçhizatla ilgili olarak tarafların anlaştıklarını ve 15.07.2011 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, davacının şirket müdürü olarak işletmenin üretime hazır hale gelmesinden sorumlu olduğunu ancak bunun için bir kısım mal ve hizmetleri şirket adına temin ettiğini, sözleşmenin konusunu oluşturan edimlerin bunlar olduğunu, şirketin bir parası olmadığı için bunların davacı tarafça karşılandığını, davacının edim değerinin 2.500.000.00-TL olduğunu ve davalının da buna karşılık bu miktarda borçlandığını, davalıların 1.650.000,00-TL ödemekle bu davalılara iade edildiğinde davalıların su kullanma izni bulunan şirkete ortak olarak kalırken davacının 2 adet taşınmaz maliki, fabrika binası maliki ve dolum tesisi maliki olarak edim ifa ettiğini, davalının bakiye borcunun şirket tarafından değil bizzat davalı tarafça ödeneceğini, sözleşmenin karma nitelikte bir iş görme sözleşmesi olduğunu, davalının davacıya ifa edeceği edimler karşılığında 2.500.000,00-TL ödemeyi taahhüt ettiğini, davacının edimlerinin ne ölçüde ifa edildiğine yönelik bir inceleme yapılmadığını, davalıların şirket ortaklık payına el koymak için birlikte hareket ettiklerini ve bedelsiz olarak gizli ortakları ...'ın kardeşinin sahibi olduğu şirkete devrettiklerini, şirketin 2016 yılından itibaren işletmesi ve arazilerinin bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin davacının ifa ettiği edimlerin şirket yöneticisi olarak görevi kapsamında olduğuna yönelik kabulünün hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin davalı ... yönünden davanın reddine dair gerekçesinin kabulü halinde pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesi ve buna istinaden davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceğini, mahkemenin davalı ...'ın kendi aleyhindeki beyanlarını görmezden geldiğini, davalının Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/72 Esas sayılı dosyasının 05.04.2022 tarihli duruşmasında ve İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine verdiği 09.09.2015 tarihli beyanında davacının yapacağı işlerin finansmanı olarak para ödediğini, paranın şahsi hesaplarından çıktığını ve zararının şahsi olduğunu ileri sürdüğünü, diğer davalının sermayesinin bulunmadığını kabul ettiğini, davalının şirketin gerçek ortağı ve sözleşmenin gerçek tarafı olduğunu, su kaynağı üzerinde bir analiz ve karşılaştırma yapmayan ve sahte analiz raporlarını dikkate alan bilirkişi raporlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, yeraltı suyunun içme suyu özelliği bulunup bulunmamasının sözleşmenin konusunu oluşturmadığını, sözleşmede davacıya su kaynağına ilişkin edim yüklenmediğini, şirkete kazandırılan arazide 2 adet su kuyusu bulunduğunu ve bunların aynı arazideki aynı su havzasında olduğunu, kuyuların her ikisinin de aynı özellikte olduklarını, davalıların mahkemeyi aldatmak için ceza davasında yer alan ve davalının müdür olduktan sonra kapattığı kuyu olduğunu, İzmir Hıfzıssıhha Enstitüsü Müdürlüğünün 19.01.2012 tarihli artezyen suyu numunesi analiz raporunda bu kuyudan alınan numune örneklerinin yönetmeliğe uygun olduğunun belirtildiğini, davacının ortağı olduğu ....Şti. Adına düzenlenen 19.07.2012 tarihli Yeraltı Suyu Kullanma Belgesi ve eklerinin de içme suyu üretim izni alınmasına uygun olduğunu, davacı şirket müdürüyken gerekli şartların sağlandığının resmi olarak tespit edildiğini, davalı ...'ın 2013 Nisan ayında sahte suç duyurusuna delil yaratmak maksadıyla bizzat aldığı numuneleri analize götürerek aleyhe analiz sonucu çıkardığını, daha önce uygun olan su kullanım ruhsatına bağlı analizlerin aksine davalının götürdüğü numuneler üzerinde birkaç defa analiz yapılarak rapor düzenlendiğini, 15.06.2015 tarihinde dava dışı .... Şirketi'ne kaynağın bulunduğu arazinin ve ruhsatın muvazalı olarak kiralandığını, su kullanım hakkını ve araziyi gizli ortaklara 15.06.2015 tarihinde kiraladıklarını, 31.07.2015 tarihinde özel istek üzerine elverişsiz raporu düzenlenen bir numunenin kuruma götürüldüğünü, analiz sonuçlarının kuyu hakkında değil getirilen numuneyi kapsadığını, bu tarihten 3 ay sonra kiralama yapan... şirketinin yeni kuyu açma izni talep ettiğini, aynı havzada açılan kuyuya ilişkin 26.12.2015 tarihli içme suyu kullanım ve satış ruhsatı alındığını, arazide bulunan ikinci kuyunun ise muvazalı olarak kiralama yapılan ....A.Ş. Adına düzenlenen belgeye istinaden açıldığını, bu kuyudan alınan numunelerle ilgili olarak olumlu analiz raporu düzenlendiğini, aynı havzada bulunan iki farklı kuyudan farklı sonuçlar elde edilmesinde çelişki olduğunu, ilk derece mahkemesince bu yönde bir inceleme yapılmadığını, ancak bu hususun sözleşmede bir edim olarak yer almadığını, sözleşmede edim olsa dahi yeni kuyu açma masrafının mahsup edilerek sonuca varılması gerektiğini, Söke 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/390 Esas 2014/274 Karar sayılı dosyasının şirketin feshi istemine ilişkin olduğunu, anılan davada 26.03.2013 dava tarihine göre değerlendirme yapılarak karar verildiğini, istinaf incelemesine konu mahkeme dosyasında ise bu kararın gerekçeye dayanak yapılamayacağını, işletme izni alınmasına yönelik bilirkişi değerlendirmesinin hatalı olduğunu, bunun sözleşmenin konusunu oluşturmadığını, şirket müdürlüğünün Ocak 2013 tarihinde davalıya geçtiğini ve gerekli izinlerin alınmasının davalı yükümlülüğünde olduğunu, davalının gerekli tüm izinleri şirket mallarını ....Şirketi üzerine geçirdikten sonra aldığını, izinlerin farklı bir şirket üzerine alındığını, mahkemece sözleşme kapsamında tarafların edimlerini incelemesi gerektiğini, davalıların kasten atıl bıraktıkları fabrika durumuna göre değil ifa tarihindeki duruma bakılması gerektiğini, su depolama alanı olarak hatalı değerlendirilen fabrika binasının ve su deposunun keşif yapılarak incelenmesi gerektiğini, mahkemece sözleşmenin konusunu oluşturmayan hususlarda inceleme yapılarak karmaşaya düşüldüğünü, inceleme sırasında bilirkişi heyetine hukukçu öğretim üyesi de dahil edilerek sözleşmenin yorumlanması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 15.07.2011 tarihli sözleşme nedeniyle davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 1.maddesine göre Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. Taraflarca karşılıklı olarak beyan edilen ve mutabık kalınan sözleşme metni bazı durumlarda taraflarca farklı olarak yorumlanabilmektedir. Bazı hallerde tereddüte yol açabilecek mahiyette veya birden fazla anlama gelebilecek sözcük ve cümlelerin varlığı halinde sözleşmenin yorumlanması gerekecektir.
"Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler" başlıklı TBK'nın 19.maddesinde "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." hükmü düzenlenmiş olup, TBK'nın 1, 2. ve 19.maddelerinde yer alan hükümlerle sözleşmede karşılıklı irade açıklamalarıyla yer alan ifadeler dikkate alınarak yapılan değerlendirme ve uyuşmazlık konusu sözleşme içeriğinin incelenmesinde; sözleşmenin 1.maddesinde "Şirketin asıl fiili işi olacak pet şişe dolum tesisinin, 19 litrelik pet şişe dolum tesisini üretime hazır hale getirilmesinden şirket müdürü ... sorumludur. ... bu sorumluluğu yerine getirirken üretimde kullanılacak suyun çıktığı arazinin şirket üzerine geçmesini ve dolum tesisi için alınacak arazinin şirket adına satın alınmasını sağlayacak, bu arazi üzerine gerekli inşaatın yapılması gerekli makineleri satın alarak tesisi çalışır hale getirilmesini sağlayacaktır." ve 4.maddesinde " Şirket ortağı ...'in vekili ... tarafından ödenen 1.500.000 TL'nin haricindeki 1.000.000 TL'de aşağıdaki şart ve koşullarda ...'e ödenecektir. Şirket her hesap dönemi sonunda kar dağıtım kararı alacak ve dağıtılacak karın şirket ortağı ...'e kalacak kısmının en az %50'si 1.000.000 TL'lik borcuna karşılık olmak üzere ... tarafından ...'e ödenecektir. Bu şekilde yapılacak ödemeler 1.000.000 TL'sine ulaşıncaya kadar devam edecektir" hükümleri düzenlenmekle davacının sözleşme kapsamında pet şişe dolum tesisinin 19 litrelik pet şişe dolum tesisini üretime hazır hale getirilmesinden sorumlu tutulduğu, bu sorumluluğu yerine getirirken gerçekleştireceği edimlerin ise maddenin devamında düzenlendiği, 4.maddede ise bakiye 1.000.000,00-TL sözleşme bedeline hak kazanılmasının koşulu olarak şirketin faaliyet karı elde etmesine bağlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşmeyle davacının edimi olarak kararlaştırılan "şirkete ait 19 litrelik pet şişe dolum tesisini üretime hazır hale getirme-tesisi çalışır hale getirme" şeklindeki edimin, özellikle 4.maddede bakiye bedelin elde edilen kar payından yapılacak kesintilerle ödeneceği hükmü de nazara alındığında salt şirkete arazi kazandırma, bina yapımı ve makine tesisatının satın alınıp kurulmasıyla tamamen ifa edilmiş sayılmayacağı, gerekli izinlerin alınamamış olmasından dolayı tesisin üretime geçmemiş olması nedeniyle davacının edimlerini tam olarak ifa etmemiş olduğu şekildeki ilk derece mahkemesi kabulünün yerinde olduğu değerlendirilmiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delillere göre davacının sözleşme kapsamında taşınmazların şirkete devri, makine ve tesisatların alınması gibi edimleri ifa etmekle birlikte şirketin 19 litrelik pet şişe dolum tesisini işletmeye alamadığının sabit olmasına, sözleşmenin 1. maddesi ve 4.maddesi birlikte değerlendirildiğinde davacının edimlerini tam olarak ifa etmediğine yönelik değerlendirmenin yerinde olmasına, sözleşme kapsamında bakiye ücrete hak kazanılmasının şirketin faaliyete geçmesine ve kar payı dağılımı şartına bağlı olarak hak kazanılacağının düzenlenmesine, şirketin kar payı dağıtacak şekilde faaliyette bulunduğuna dair ispatın sağlanmamasına, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi rapor ve ek raporuna göre davacının şirkete devrettiği taşınmazların ve yapılan işlerin sözleşmeyle davalı taraftan alınan bedelin altında kaldığının tespit edilmesine, davalı ...'a yöneltilen dava ve sorumluluğa ilişkin dayanağa ve davanın her iki davalı yönünden esastan reddedilmesine göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmasına, davacı tarafça ileri sürülen sair istinaf sebeplerinin sonuca etkili bulunmadığının değerlendirilmesine göre, söz konusu tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07.05.2026