T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2158
KARAR NO : 2026/817
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/09/2023
NUMARASI : 2021/301 E. 2023/658 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Tazminat)
KARAR TARİHİ : 08.05.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 08.05.2026
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.09.2023 gün ve 2021/301 E. 2023/658 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili, 22.12.2019 tarihinde, davalının ZMMS sigortacısı, dava dışı .....'nun sürücüsü olduğu.... plakalı aracın, davacının yolcu olarak bulunduğu, dava dışı ....'ın sürücüsü olduğu .... plakalı araca çarpması sonucu davacının ağır yaralandığını, kaza tespit tutanağına göre sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, davalıya yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere 200,00 TL'nin 01.04.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 04.08.2023 tarihli değer arttırım dilekçesi ile, 390.000,00 TL limitli sağlık gideri teminatı kapsamında geçici iş göremezlik tazminatı istemini 12.444,31 TL'ye, 390.000,00 TL limitli sakatlanma ve ölüm teminatı kapsamında sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 390.000,00 TL'ye yükselterek toplam 402.444,31 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacının başvuru şartını yerine getirmediğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, tedavi giderleri ve geçici işgöremezlik tazminatının SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, Ege Üniversitesi Adli Tıp Ana Dalı tarafından Adli Sağlık Kurulu Raporu uyarınca davacının sürekli engellik durumunun %8 olduğu, iyileşme süresinin ise 45 gün olduğu yönünde tespitte bulunulduğu, sigortalı araç sürücüsü ....'nun kazanın oluşumunda asli kusurlu, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü dava dışı ....'ın tali kusurlu olduğu, davacı yolcunun kusurunun bulunmadığı, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ... ...'ın %25, sigortalı araç sürücüsü ....'nun %75 oranında kusurlu olduklarının kabulü gerektiği, davacının sürekli iş göremezlik zararının 1.547.321,16 TL, geçici iş göremezlik zararının 16.592,42 TL olduğu, kusur oranlarının gözetilmesi gerektiği yönündeki gerekçe ile, davanın kabulüne, 12.444,31 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 390.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 01.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, ilk derece mahkemesince verilen kararın eksik incelemeye dayalı ve hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını, hesaplamaya esas geliri kabul etmediklerini, davacının kaza tarihinde 23 yaşında ve lise mezunu olduğunu, 27.06.2022 tarihli SGK hizmet dökümüne göre davacının kaza tarihi itibariyle gelirinin asgari ücret seviyesinde olduğunu, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekirken emsal ücret esas alınarak asgari ücretin 4.886 katı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, tespit edilen kusur oranlarının hatalı olduğunu, bilirkişi asıl ve ek raporunda hiçbir araştırma ve inceleme yapılmaksızın kaza tespit tutanağının tekrarlandığını, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ....'ın kaza esnasında yasal sınırın üzerinde 0,84 promil alkollü olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, şayet kusuru var ise de bunun tali kusur mahiyetinde olduğunu, hükme esas alınan Ege Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan 11.02.2022 tarihli raporda maluliyet oranının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca %8 olarak belirlenmiş olduğunu, ancak bu konuda yetkili kurumun ATK 3. İhtisas Kurulu olduğunu, Resmi Gazete’de yayımlanan 20.02.2019 yayım ve yürürlük tarihli 30692 sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin yürürlüğe girdiğini ve bu yönetmelik ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığını, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, kaza tespit tutanağında davacının yolcu olarak bulunduğu .... plakalı araç sürücüsünün 0,84 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, davacının araca binerken sürücünün alkollü olduğunu bildiği veya bilebilecek durumda olduğunu, bu nedenle tazminat tutarlarından %20’den az olmamak üzere müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kaza sonucu davacının boynunda, kaburga kemiklerinde kırıklar meydana gelmiş olduğundan, emniyet kemeri takmamış olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca tazminattan hatır taşıması indirimi de yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda TRH-2010 mortalite tablosu ve %1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, SGK tarafından davacıya gerçekleştirilen tüm ödemelere ilişkin evrakların temini için SGK'ya müzekkere yazılmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kaza tarihi itibariyle müvekkilinin telefon tamirciliği yaptığını, esnaf faaliyeti yürüttüğünü, aylık gelirinin 10.000,00 TL civarinda olduğunu belirtmiştir. Mahkemece İzmir Elektronikçiler Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na davacının aylık ortalama geliri sorulmuş, verilen cevabi yazıda, kaza tarihi itibariyle Bornova'da işlek bir caddede 20-25 m² büyüklükteki işyerinde telefon tamirciliği, telefon ve telefon aksesuarı satışı yapan bir telefoncu dükkanının emsal ortalama aylık brüt kazancının 12.500,00 TL civarında olduğu bildirilmiş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan raporda davacının aylık net gelirinin 9.874,12 TL olduğu, bu tutarın da asgari ücretin 4,88 katı olduğu kabul edilerek tazminat hesaplanmış, ilk derece mahkemesince bu hesaplama esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Davacı gibi aylık net sabit geliri olmayan, serbest olarak mesleki çalışma yapan, ticari işletmesi bulunan veya tarımsal faaliyet icra eden kişiler yönünden işletmesine ilişkin bilgileri, işletme defteri ve vergi kayıtları toplanarak, yapılan işten sağlanan bir gelirin bulunması halinde bu gelirin elde edilmesinde yaralı ya da malul olan kişinin bedensel ve yönetsel katkısı belirlenip, kişinin yerine başkasının çalıştırılması olanağı gözönüne alınarak ona yapılacak ya da yapılması gereken ücret temel esas alınarak bu miktar üzerinden çalışma gücü zararının hesaplanması gereklidir. Bu bakımdan böyle bir davada gerçek zararın belirlenmesi için, davacının gelirinin daha net kriterle ortaya konulması gerekmekte olup, açıklanan hususlar gözönüne alınarak; ilk derece mahkemesince, SGK'dan getirtilen belgelerde davacının işyeri tescil tarihinin kaza tarihinden sonraki bir tarih olduğu da gözetilerek, davacının kaza tarihindeki ekonomik ve sosyal durumunun kolluk marifetiyle tespit edilmesi, davacının bağlı olduğu vergi dairesinden kaza tarihi ve öncesine ait gelir beyannameleri getirtilerek, işyeri kapasitesi dikkate alınarak, davacı yerine başkasının çalıştırılması olanağı da göz önüne alınarak ona yapılacak ya da yapılması gereken ücretin tespiti ile aynı bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. HD 06.10.2022 tarihli 2022/750 E. 2022/11716 K.; Yargıtay 17. HD 03.12.2020 tarihli 2019/5812 E. 2020/8102 K. sayılı ilamları)
Davalı vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde müterafik kusur söz konusudur. Müterafik kusurun varlığı halinde 6098 sayılı TBK'nun 52. maddesi gereğince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekir. Araçta yolcu olan müteveffanın sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği anlaşılmaktadır. Araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilindiği halde araca kendi isteğiyle binmesi durumunda hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeniyle yerleşik uygulama doğrultusunda %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. (Yargıtay 4. HD 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. - 2022/9666 K., 04.04.2022 tarih ve 2021/13491 E. -2022/6733 K.,23.03.2022 tarih ve 2021/11590 E. - 2022/5710 K. Sayılı ilamları) Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. HD'nın 29/06/2022 tarih ve 2021/14115 E. - 2022/9666 K. sayılı ilamı) İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar davacı için hesaplanan tazminat tutarları ve davalı sigorta şirketinin teminat limitine göre müterafik kusur indirimi yapılması halinde dahi davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarın değişmeyeceği yönünde görüş bildirilmiş ise de, mahkemenin kabulüne göre 12.444,31 TL geçici iş göremezlik tazminatının sağlık gideri teminatı kapsamından hükmedildiğinin gözden kaçırılması ve mahkeme gerekçesinde müterafik kusurun tartışılmaması isabetli olmamıştır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerindedir.
Mahkemenin kabulüne göre de, geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup, sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince geçici iş göremezlik zararına ilişkin talebin sağlık gideri klozundan karşılanmasına yönelik belirlemesinin yerinde olmadığı, limit aşımı yapıldığı anlaşılmaktadır. (Yargıtay 4. HD 09.01.2025 tarihli 2022/14422 E. 2025/314 K.)
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.09.2023 gün ve 2021/301 Esas 2023/658 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2026