(5237 S. K. m. 50, 51, 53, 62, 106, 125) (5271 S. K. m. 231, 280, 286)
Müsnet suçtan yukarıda açık kimliği yazılı sanık C. Y. hakkında Dairemizde istinaf yoluyla açılan kamu davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Gereği düşünüldü:
İDDİA; Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17/12/2015 tarih 2015/3570 Esas sayılı iddianamesiyle; şikayetçi Y. U.'nun Eceabat Devlet Hastanesi'nde hekim olarak görev yaptığı, suç tarihinde saat:01.35 sıralarında şüpheli C. Y.'ün alkollü bir şekilde Eceabat Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne geldiği, kolundaki yaraları göstererek muayene olmak istediğini söylediği, şüphelinin alkollü olmasından dolayı güvenlik görevlisi olan tanık D. K. Kılıç'ın şüphelinin belinde bulunan bıçağı aldığı ve şüpheliyi pansuman odasına gönderdiği, şüphelinin pansumanı yapılırken şikayetçinin şüphelinin yanına geldiği, şüpheliyi muayene ettiği, şüphelinin yaralarına dikiş atılmasını istediği, şikayetçinin ise dikiş gerekmediğini söylediği, şüphelinin bunun üzerine şikayetçiye “Sen D. hanıma dua et, yoksa burasını dağıtırım. Gününüzü gösteririm. Eceabat'ı başınıza yıkarım. Sizin a..nıza koyarım” dediği, bunun üzerine hastaneye çağrılan polis ekibinin şüpheliyi alarak polis merkezine götürdüğünün soruşturma evrakının incelenmesinden anlaşıldığından bahisle, sanığın yargılamasının yapılarak eylemlerine uyan sevk maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın üzerine atılı hakaret suçundan TCK'nun 125/1, 125/3-a-son, 125/4, 53 maddeleri gereğince neticeten 1 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, tehdit suçundan ise TCK'nun 106/1, 53 maddeleri gereğince 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, mahkumiyet kararına karşı sanığın istinaf dilekçesi üzerine dosya dairemize gönderilmiş olup dairemizce yapılan ön incelemede istinaf yoluna başvuran sanığın taraf sıfatının bulunduğu, başvurunun süresinde yapıldığı, tebligat eksikliğinin bulunmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilebilir kararlardan olduğu, dairemizin görevli ve yetkili olduğu anlaşılmakla başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmiş ve yapılan inceleme sonucunda her iki suç yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için CMK'nun 280/1-c maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilmiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA AYNEN;
''Sanık hakkında 18.11.2016 tarihinde doktor olan müştekiye görevi sebebiyle “sen D. Hanıma dua et, yoksa burasını dağıtırım, o…çocuğu, senin ….. koyarım, burasını dağıtırım, Eceabat’ı başına yıkarım, gününüzü gösteririm” şeklinde sözlerle tehdit ve hakaret suçunu işlediği iddiasıyla Çanakkale C. Başsavcılığınca düzenlenen iddianameyle TCK’nun 125/1-3-a,125/4,106/1-1.cümle maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonucunda sanığın suçları sabit görülerek 02.11.2016 tarihli karar ile TCK’nun 125/3-a, 125/4, maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay hapis cezası ile, TCK’nun 106/1-1.cümle maddesi uyarınca da 9 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği,
Sanık tarafından verilen 25.11.2016 tarihli istinaf dilekçesi ile istinaf talebinde bulunulduğu,
Bunun üzerine de dairemizce yapılan inceleme sonunda “TCK’nun 125/4 maddesinin uygulanma koşullarının yeniden değerlendirilmesi ve tehdit suçu yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi “gerektiği kabul edildiğinden CMK’nun 280/1-c maddesi gereğince DAVANIN YENİDEN GÖRÜLMESİNE VE DURUŞMA AÇILMASINA KARAR VERİLEREK duruşmanın bugüne bırakıldığı,
Dosyanın incelemesine ve davanın yeniden görülmesine göre de; sanığın eyleminin olay tarihinde Eceabat Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine yarasına pansuman yapmak için gittiğinde pansuman odasında bulunduğu sırada görevli doktor katılana hitaben “sen D. Hanıma dua et, yoksa burasını dağıtırım, o…çocuğu, senin….. koyarım, burasını dağıtırım, Eceabat’ı başına yıkarım, gününüzü gösteririm” şeklinde tehdit ve hakaret içerir sözler söylediği, sanığın hakaret sözlerine söylediği yerin pansuman odası olması nedeniyle burasının aleni bir yer olmadığı, bu nedenle de hakkında TCK’nun 125/4 maddesinin uygulanmamasının gerektiği, sanığın söylediği tehdit sözlerinin ise yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre de TCK’nun 106/1-2. Cümledeki basit tehdit suçunu oluşturduğu anlaşıldığından,
Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02.11.2016 tarih ve 2016/17 esas, 2016/520 karar sayılı hakaret suçundan mahkumiyet kararının CMK’nun 280/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın eyleme uyan hakaret suçu nedeniyle TCK’nun 125/3-a maddesi uyarınca cezalandırılmasına, hakkında TCK’nun 53. maddesinin uygulanması, tehdit suçundan mahkumiyet kararının CMK’nun 280/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın eyleme uyan basit tehdit suçu nedeniyle TCK’nun 106/1-2. cümle maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.'' demiştir.
Davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılması kararı gereği; Dairemizce sanığın istinaf talebi hususunda diyeceklerinin sorulması ve TCK'nun 106/1-2.cümle maddesinin uygulanma ihtimaline binaen mahal mahkemesine talimat yazıldığı, mahal mahkemesince ikmalen cevap verildiği, katılan hakkında sanığın istinaf talebine karşı diyeceklerinin sorulması için Gelibolu 2. Asliye Ceza Mahkemesine yazılan talimata bila ikmal cevap verildiği görülmüştür.
SAVUNMA:
Sanık C. Y. Mahal Mahkemesince Alınan Savunmasında; "Ben o akşama ilişkin hiçbir şey hatırlamıyorum. Alkollüydüm. Benim alkol bağımlılığı dışında herhangi bir psikolojik sorunum yoktur. Eğer yanlış birşeyler yaptıysam özür diliyorum. Ben bu olaydan sonra AMATEM'e yattım. Artık alkol kullanmıyorum. İlaçlarımı içiyorum” demiştir.
Sanık C. Y. Talimat Mahkemesince Alınan Savunmasında; ''Ben bahsi geçen olayı hiç hatırlamıyorum. Olayı burada mahkemede öğrendim. Verilen kararın yanlış olduğunu düşünüyorum bu nedenle itiraz ettim, Bölge Adliye Mahkemesi 12 Ceza Dairesi'nin istinaf incelemesi yapmak suretiyle kararı bozmasını istiyorum, ben başka bir şey hatırlamıyorum, karşı taraftan da özür diliyorum, çok pişmanım'' demiştir.
TOPLANAN DELİLLER;
1-İddia,
2-Sanığın savunması,
3-Hazırlık ifade tutanakları,
4-CD ve CD inceleme tutanağı,
5-Eceabat Devlet Hastanesi 2015 Kasım ayı acil yardım hizmetleri nöbet listesi,
6-Olaya ilişkin tutanak, muhafaza altına alma ve olay tutanağı,
7-Sanığın mali sosyal durum araştırması yanıtı,
8-Nüfus ve sabıka kaydı,
9-Tanık anlatımları,
10-Tüm dosya kapsamı.
Hukuka aykırı elde edilen bir delil olmadığı görülmüştür.
Tanık N. D. Mahal Mahkemesince Alınan Beyanında: ''Ben bu konuda daha önce beyanda bulunmuştum aynen tekrarlarım, sanık hastaneye geldiğinde ebe hemşire olarak ben müdahale ettim, pansumanını yaptım, ben kendisinde bıçak görmedim ama elini beline götürüp o tarafa doğru bakıyordu, sanık alkollü idi, kendisini görevim gereği tanırım, sürekli alkollü gezer, o gün doktor Y. beye sinkaflı küfürler etti, "Orospu çocuğu senin amına koyarım, sen D. hanıma dua et yoksa burasını dağıtırım" dedi. Doktor bey kesinlikle sanığa yönelik kötü bir söz ya da davranış sergilemedi, sanık sürekli bu şekilde sürekli davranmaktadır o gün neden bu şekilde davrandığını da ben bilmiyorum olay hastane acil servisinde meydana geldi" demiştir.
Tanık D. K. Mahal Mahkemesince Alınan Beyanında: "Sanığı görevim nedeni ile tanıyorum, kendisi sürekli alkol ve madde kullanmakta ve sorun çıkartmaktadır, o gün de doktor bey yarasına dikiş atılmasını gerekli görmediği için ona kızarak "Sen D. hanıma dua et yoksa burasını dağıtırım, senin amına koyarım, orospu çocuğu" gibi sözler ile ve sinkaflı daha bir çok küfürle hakaret etti, tehditte bulundu, elini bu arada sürekli beline atıyordu, sanık ilk geldiğinde alkollü olduğunu ve belinde bıçak bulunduğunu görünce kendisine fark ettirmeden belindeki bıçağı almıştım, olay hastane acil servisinde meydana geldi" demiştir.
DELİLLERİN BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMESİ VE KABUL; Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Sanık hakkında suç tarihinde doktor olan müştekiye görevi sebebiyle “sen D. Hanıma dua et, yoksa burasını dağıtırım, o…çocuğu, senin ….. koyarım, burasını dağıtırım, Eceabat’ı başına yıkarım, gününüzü gösteririm” şeklinde sözlerle tehdit ve hakaret suçunu işlediği iddiasıyla Çanakkale C. Başsavcılığınca düzenlenen iddianameyle cezalandırılması istemiyle Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın suçları sabit görülerek 02.11.2016 tarihli karar ile TCK’nun 125/3-a, 125/4, maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay hapis cezası ile, TCK’nun 106/1-1.cümle maddesi uyarınca da 9 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, sanığın verilen karara karşı süresinde istinaf talebinde bulunması üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda "TCK’nun 125/4 maddesinin uygulanma koşullarının yeniden değerlendirilmesi ve tehdit suçu yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi" gerektiği kabul edildiğinden CMK’nun 280/1-c maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verildiği görülmüştür.
Sanık savunmaları, müşteki ve tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; olay günü sanığın alkollü bir şekilde Eceabat Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne geldiği, kolundaki yaraları göstererek muayene olmak istediğini söylediği, alkollü olmasından dolayı güvenlik görevlisi olan tanık D.'in sanığın belinde bulunan bıçağı ona farkettirmeden aldığı ve onu pansuman odasına gönderdiği, pansumanı yapılırken görevli doktor katılan Y.'ın sanığın yanına geldiği, muayene ettiği, sanığın, yaralarına dikiş atılmasını istediği, katılanın ise dikiş gerekmediğini söylediği, sanığın bunun üzerine katılana “Sen D. hanıma dua et, yoksa burasını dağıtırım. Gününüzü gösteririm. Eceabat'ı başınıza yıkarım. Sizin a..nıza koyarım” dediği, bu şekilde sanığın üzerine atılı görevli memura görevinden dolayı alenen hakaret ve sair tehdit suçlarını işlediği, olay öncesinde katılanın sanığa yönelik haksız tahrik teşkil edecek bir eyleminin bulunmadığı, dolayısıyla sanığın sübut bulan atılı suçlardan cezalandırılması gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine varılmıştır.
-Hakaret suçu açısından yapılan değerlendirmede;
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın, pansuman odasında yarasının muayenesi yapılırken "a..nıza koyarım" şeklindeki katılana yönelttiği sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluştuğu kabul edilmiştir.
Ancak TCK'nın 125/4. maddesinde ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin söz konusu olabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi karşısında, hastanenin acil servisinde pansuman odasında gerçekleşen hakaret eyleminde aleniyet unsurunun oluşmadığı bu nedenle yerel Mahkemenin TCK 125/4 maddesi uygulamasının yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
-Sair tehdit suçu açısından yapılan değerlendirmede;
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Bu açıklamalar ışığında; somut olayda, sanığın katılan doktora hitaben söylediği "Sen D. hanıma dua et, yoksa burasını dağıtırım. Gününüzü gösteririm. Eceabat'ı başınıza yıkarım." şeklinde sözlerle katılanı tehdit ettiği ve bu şekilde atılı suçu işlediği kabul edilmiştir. Ancak yerel Mahkemece atılı suç TCK 106/1-1 cümle kapsamında değerlendirilmiştir. Oysa ki, sanığın söylediği iddia ve kabul edilen "Sen D. hanıma dua et, yoksa burasını dağıtırım. Gününüzü gösteririm. Eceabat'ı başınıza yıkarım." şeklindeki sözler TCK 106/1-2.cümlede tarif edilen sair tehdit suçunu oluşturmaktadır.
Buna göre; sanık hakkında -Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02.11.2016 tarih ve 2016/17 esas, 2016/520 karar sayılı hakaret ve tehdit suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının CMK’nun 280/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve sanığın hakaret ve sair tehdit suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan ve tartışılan nedenlerle;
1-Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02.11.2016 tarih ve 2016/17 esas, 2016/520 karar sayılı hakaret suçundan mahkumiyet kararının CMK’nun 280/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Sanık C. Y.'ün sübut bulan kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan, suç ve suçun işlenmesindeki özelliklere, suçun işlendiği yer ve zamana, sanığın güttüğü amaç ve saike, kastının yoğunluğuna binaen eylemine uyan TCK.nın 125/1 maddesi delaletiyle TCK'nun 125/3-a-son maddesi uyarınca 1 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Yasal unsurları oluşmadığından TCK'nun 125/4 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın gerçek anlamda pişman olduğuna dair bir tavır ve davranışının bulunmayışı, geçmişteki hali gözetilerek cezasından TCK.nun 62. maddesi gereğince indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın geçmişi ile kişilik özelliklerine, suç işlemeye yatkın kişiliğine göre cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceği yolunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından, sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK'nun 50. Maddesi gereğince tedbire çevrilmesine veya TCK 51.madde gereğince ertelenmesine yer olmadığına,
Sanığın geçmişi ile dosyaya yansıyan olumsuz kişiliğine göre bir daha suç işlemeyeceği yolunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından ayrıca hakkında daha önce verilmiş HAGB kararları bulunduğundan ve sanık bu kararlarda öngörülen denetim süresi içinde davamıza konu suçu işlediğinden, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 SK.nın 72.maddesi ile değişik CMK.nın 231/8 maddesi uyarınca yasal şartları oluşmayan CMK 231 maddesinin uygulanmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetilerek sanık hakkında TCK'nun 53/1. maddesinin uygulanmasına,
3-Sanık C. Y.'ün değişen suç vasfıyla sübut bulan sair tehdit eyleminden dolayı suç ve suçun işlenmesindeki özelliklere, sanığın güttüğü amaç ve saike, suçun işlendiği yer ve zamana kastının yoğunluğuna binaen TCK nun 106/1 maddesi 2.cümlesi uyarınca takdiren teşdiden 2 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Yasal unsurları oluşmadığından TCK'nun 125/4 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın gerçek anlamda pişman olduğuna dair bir tavır ve davranışının bulunmayışı, geçmişteki hali gözetilerek cezasından TCK.nun 62. maddesi gereğince indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın geçmişi ile kişilik özelliklerine, suç işlemeye yatkın kişiliğine göre cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceği yolunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından, sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK'nun 50. Maddesi gereğince tedbire çevrilmesine veya TCK 51.madde gereğince ertelenmesine yer olmadığına,
Sanığın geçmişi ile dosyaya yansıyan olumsuz kişiliğine göre bir daha suç işlemeyeceği yolunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından ayrıca hakkında daha önce verilmiş HAGB kararları bulunduğundan ve sanık bu kararlarda öngörülen denetim süresi içinde davamıza konu suçu işlediğinden, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 SK.nın 72.maddesi ile değişik CMK.nın 231/8 maddesi uyarınca yasal şartları oluşmayan CMK 231 maddesinin uygulanmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetilerek sanık hakkında TCK'nun 53/1. maddesinin uygulanmasına,
4-Sanık hakkında daha önce verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bulunduğundan ve sanık bu kararlarda öngörülen denetim süreleri içerisinde davamıza konu suçu işlediğinden, iş bu karar kesinleştiğinde gereğinin takdir ve ifası için ilgili mahkemelere İHBARDA BULUNULMASINA,
5-Katılan taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.800 TL vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile KATILANA VERİLMESİNE,
6-Sanık tarafından sarfına sebebiyet verilen 5 adet tebligat gideri 50 TL.den ibaret yargılama giderinin, sanıktan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair; İsteme uygun, iddia makamında C.Savcısı Raşit Erden'in (38849) huzuru ile;
-Sanık ve katılan vekilinin yokluklarında CMK 286/2 maddesi gereğince KESİN OLMAK ÜZERE oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup gerekçesi ana çizgileriyle anlatıldı. 06.03.2017 (¤¤)