(5237 S. K. m. 51, 53, 62, 96) (5271 S. K. m. 223, 280, 286)
Müsnet suçtan yukarıda açık kimliği yazılı sanık M. Y. hakkında Dairemizde istinaf yoluyla açılan kamu davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Gereği düşünüldü:
İDDİA: İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 14/09/2015 tarih 2015/28410 Esas sayılı iddianamesiyle; Sanık M. Y. hakkında eziyet etme suçundan cezalandırılması istemiyle İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın TCK'nun 96/1 maddesi gereğince neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, cezanın ertelendiği anlaşıldı.
Erteleme kararına karşı sanık müdafinin istinaf dilekçesi üzerine dosya dairemize gönderilmiş olup dairemizce yapılan ön incelemede istinaf yoluna başvuran sanığın taraf sıfatının bulunduğu, başvurunun süresinde yapıldığı, tebligat eksikliğinin bulunmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilebilir kararlardan olduğu, dairemizin görevli ve yetkili olduğu anlaşılmakla başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilerek incelemeye geçilmiş, yapılan inceleme sonucunda sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için CMK'nun 280/1-c maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılması kararı gereği; Sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için duruşma açıldığı, sanık, sanık müdafi ve katılan S. A. ile katılan vekili adına duruşma gün ve saati gösterir davetiye çıkartıldığı, sanık, sanık müdafi, katılan S. A. ile katılan vekilinin duruşmaya geldiği ve beyanlarının alındığı anlaşıldı.
SAVUNMA:
Sanık M. Y. Mahal Mahkemesince Alınan Savunmasında; "Atılı suçlamaları kabul etmem. Bu konuda hazırlık aşamasında verdiğim beyanlarım doğrudur. Ben doktor olarak görevimin gereklerini yerine getiriyorum. Ancak daha önce müşteki ile aramızda bazı sorunlar oluştu. Poliklinik odasına kamera koymam ile ilgili verilen ihtar puanının iptali konusunda idare mahkemesi tarafından karar verildi ve reçete yazılması ve diğer konulardaki ihtar puanlarının 100 puanı aşması nedeni ile görevden uzaklaştırma kararı İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Görev yaptığım Gazikent 3 Nolu Aile Sağlık Merkezinde yılda toplam 30 kadar obezite işlemi yapılması gereken hasta olur. Gelen hastaların karın çevresi ölçümü ile boyları ölçümü belli bir sınırı aştığında obezite durumuna girmeleri söz konusu olur ve bunlar halk sağlığı merkezine bildirilir. 6 ayda bir ya da daha kısa sürelerde de bildirilebilir. Bunun yanında 15-49 yaş arasındaki kadın izlemleri ve 50 yaş ve üzerindeki kadın izlemlerinde ayrı gruplar halinde belirli yönlerden liste yaparak halk sağlığı merkezine bildiririz. Bu işlemler yapılmadığı için hemşire olarak görev yapan S. A.'dan bunlara ilişkin listeleri hazırlamasını istedim. 15-49 yaş arasındaki hastaları sayıları çok olduğu için gruplara bölerek sıra ile hemşire hanıma verdim. Obezite hastaları ile ilgili olarak da yine beden kitle indeksleri hazırlansın diye talimat verdim. Ancak bunları bir haftalık bir sürede bitirmesini istemedim. Zaten 1 yıllık süre boyunca sürekli bildirimde bulunmamız gerekir ve 6 ayda bir bildirimde bulunmamız gerekir. Kadın izlemlerinin sayısı çok daha fazla olduğu için söylediğim gibi parti parti bu hastaların işlemlerinin yapılmasını istedim. Müştekiyi hastalarım ve çalışma arkadaşlarının yanında yüksek sesle bağırarak rencide ettiğim de doğru değildir. Bir keresinde 14 mart tıp bayramında bir çocuk hastaya bakarken çocuk kusup başı döndüğü için müştekiyi çağırdım. Ancak müşteki doktor A. Y.'ın odasında idim. Koridordan hemşire hanıma seslendim. Duymayınca A. Beyin odasına gittim. Hasta olduğunu söyleyip gelir misiniz dedim. Burada benim yüksek sesle konuştuğum söylenmektedir. Ben bunun farkında değilim. Hatta o gün baktığım çocuk hastanın annesi de benim yüksek sesle bağırmadığımı hemşire hanımın yüksek sesle konuştuğunu söylemişti. Bu hastanın annesinin adı Ö. A... ya da Ö. A...oğludur. Bu tanığımın açık kimlik bilgileri ve adresini sunacağım, dinlenmesini istiyorum. Müştekiyi poliklinik odasına almadığımda doğru değildir. Poliklinik odasında kendisinin de oturması için masa sandalye vardır. Benim odamı ve dolapları kilitlediğim söylenmekte ise de bu da doğru değildir. Aksine ben müştekiden yardım almaya çalışıyorum. Ancak aramızda husumet oluştuğu için müşteki poliklinik odasına alınmadığı iddiasında da bulunmuştur. Poliklinik odasının anahtarı ben de müştekide ve temizlik görevlisi P. U. da bulunmaktaydı. Poliklinik odasına müştekinin hiç kimse ile konuşmaması ve sorulmadan hiç kimseye cevap verilmemesi konusunda yazı yazdığım da doğru değildir. Hemşire hanım hastaları sırayla aldığımız zaman henüz içeriye hasta alması sırası gelmediği halde kapıya gelen hastalara girin dediği için ya da örneği bir hastaya bakarken çocuk hastanın su içip içmemesi gerektiğini annesi sorduğunda ona ben cevap vermeden içebilir gibi cevap verdiği için bu davranışları yanlış olduğundan kendim bu yanlış davranışları yanımdaki bir kağıda not almaya başladım. Göreve ilk başladığım için işlem yapma kodum henüz gelmediği için resmi olarak işlem yapamıyordum. Reçete yazamıyordum. Bu sürede hemşire hanımın yanlış davranışlarını söylediğim gibi kendim not almaya başladım. İleride resmi olarak görev yapmaya başladığımda bu hususları kendisine bildirebilirim diye not alıyordum. Ama bu yanlışları müştekiye söylemiyordum. Müşteki habersiz olarak sağlık merkezi dışına gittiğinde kendisinin nerede olduğunu sorduğumda fotokopi çektirmeye gittiğini söylemiştir. Benim ona fotokopi makinesini kullandırmamam söz konusu değildir. Müşteki dışarıya çıkmasını bahane olarak fotokopi çektirmeye gittiğini söylemek için bu şekilde beyanda bulunmuştur. Zaten işlerin bir an önce bitmesi için benim sağlık merkezindeki fotokopi makinesini kullandırmam gereklidir. Müşteki işini ihmal ediyordu. Kendisini aradığımda bulamıyordum. Bir keresinde hasta ev ziyaretine gittiğimde dönüşte müştekiyi göremeyince nerede olduğunu sordum. Hemşire P. U. da bana müştekinin gözündeki rahatsızlık nedeniyle kendisinin ona göz damlası damlattığını bu nedenle müştekinin içeride uzandığını söyledi. Ancak ben içeriye baktığımda kendisini göremediğimden iş yerinde bulunmaması nedeniyle yukarıda söz ettiğim kendi notlarımı yazdığım kağıda iş yerinde bulunmadığına ilişkin not düştüm. Müştekinin iş yerinde bulunmadığına dair tutanak tutmadım. Tutanak tutmak için düzenlenen tutanağı başka bir hekimin de imzalaması gerekir. Ben müştekiyi hasta ev ziyaretlerine götürmüyordum. Çünkü aramızda husumet vardı. Birlikte gittiğimiz zaman tartışma çıkabilir diye sorun yaşanacağı için götürmüyordum. Diğer doktorlar da hasta ev ziyaretlerine hemşire götürmemektedir. Halk sağlığı müdürlüğü tarafından 1.000 kişiye 1 saat 4.000 kişiye toplam 4 saat olmak üzere sağlık hizmeti sunmamız gerektiği bize bildirilmiştir. Hasta ev ziyaretlerine hemşire ile birlikte gitmemiz konusunda halk sağlığı müdürlüğü tarafından yapılan düzenlemede bir açıklama bulunmamaktadır. Benim hastalarım tansiyonunu müştekiye ölçtürmemem söz konusu değildir. Ancak bir keresinde bir hastanın tansiyonunu ben 3 kez ölçtüm her ölçmemde hemşire hanım farklı olduğunu söyleyip kendisi ölçüp daha düşük söyledi. 3 kez benim her tansiyonunu ölçmeme rağmen kendi ölçümünün farklı olduğunu söyledi. Bunun üzerine ben hastayı eczaneye ölçtürmesini söyledim. Hasta eczanede tansiyonunu ölçtürüp geldi. Benim ölçümümün doğru olduğunu söyledi. Ben yine de hastayı bir saat gözlem altında tuttum. Hakkımda ceza verilecek olduğu takdirde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuş, ancak esas hakkındaki son savunması sorulduğunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine rızası bulunmadığını bildirerek beraatine karar verilmesini talep etmiştir'' demiştir.
Sanık M. Y'ın Dairemizce Alınan Savunmasında; ''Ben mesleğimi severek yapıyorum, kimseye eziyet etmedim, insanlara yardımcı olmaya çalışıyorum, görevimi layıkıyla ve titizlikle yapıyorum'' demiştir.
TOPLANAN DELİLLER;
1-İddia,
2-Sanığın savunması,
3-Katılanın beyanı,
4-Nüfus ve sabıka kaydı,
5-Tanık anlatımları,
6-Tutanak,
7-Tahkikat evrakları,
8-Tüm dosya kapsamı.
Hukuka aykırı elde edilen bir delil olmadığı görülmüştür.
Katılan S. A. Mahkemesinde Alınan Beyanında: "İddianamede yazılan hususlar doğrudur. Daha önce İzmir Mahalli Halk Sağlığına sunduğum yazılı savunmamın suretini ve orada bulunan belge suretlerinden bir kısmını mahkemenize sunuyorum. Sanığın görev yaptığı sağlık ocağında hemşire olarak çalışıyorum. 2010 yılında beri birlikte çalışıyoruz. Ben poliklinik odasında doktor olan sanığın yanında görev yapıyordum. Sanık iş sırasında diğer hemşirelerin odaya girmelerini istemiyordu. Odada bir şeyler kaybettiğinde sürekli olarak bu eşyasını kaybettiğini ima ediyordu. Bunu çay ocağında görevli P. U.'ya ve diğer hemşire arkadaşlara da söylüyordu. Bana da bu eşyaların almış olabileceğimi ima ediyordu. Ancak daha sonra eşyasını buluyordu. Daha sonra sanığın poliklinik odasına gizli kamera yerleştirdiği ortaya çıktı. Bu konuda şikayette bulunduk. Ancak sanık görevden uzaklaştırılmasına rağmen idare mahkemesi tarafından daha sonra bu konuda verilen ihtar puanının düşürülmesine karar verildi. Sanık tekrar işe geri döndü. Ancak memur suçları ile ilgili büro görevlileri bizim ihbarımızdan 5 ay kadar sonra gelip inceleme yaptıklarında ve bu sırada sanığın odasındaki bilgisayarını değiştirmiş olduğundan kamera ile kayıt yapıldığına dair delil bulunamadı. Bu olaydan sonra sanık bana iş yerinde eziyet etmeye başladı. Benim oturduğum poliklinikteki masamın üzerine kendi eşyalarını doldurdu. Ben orada oturmak istediğimi söyleyince iş yerini bir astsubayın kızını bilgisayara hasta giriş kayıtlarını yapması için getirdi ve onu benim masama oturttu. Masamdaki eşyaların bir kısmını çöpe attı. Anahtarı da benden alıp çay ocağında görevli poliklinik odasının anahtarını sadece P.'da ve kendisinde bulunacağını söyledi. Bu nedenle ben de kapıyı kilitlediği için ve P.'ı bana odayı açmaması için tembihlediğinden poliklinik odasına giremeyerek mutfak, aşı odası ya da diğer görevlilerin boş olan odalarında çalışma yapmaya çalışıyordum. 15-49 yaş arasında kadın izleme ile obezite izlemleri ve tansiyon işlemlerini hem bizim hem de doktorların yapması gereklidir. Sanık izne ayrılırken bana bir hafta içinde işlemleri halletmemi söyledi. Bir yılda yapılması gereken işleri bana bir haftada yapmam gerektiğini söyledi. Kapısını da kilitlediği için ve benim bilgisayarımda program açılmadığı için ben işlemleri yapamadım. Ben bu bir hafta gelen hastaların hepsini takip edip notlarını aldım. Ancak daha önceki hastaların işlemlerini söylediğim gibi bilgisayarı kullanamadığım için yapamadım. Bu nedenle sanık benim hakkımda halk sağlığı müdürlüğüne şikayette bulundu. Dosyadaki belgeler içinde de sanığın benim kimse ile konuşamam ve sorulmadan bir şeye cevap vermemem gerektiğini kendi el yazısı ile yazdığı yazının sureti bulunmaktadır. Bu yazıyı sanık oturduğu poliklinik odasındaki masasının yanına astı. Doktor bey çocuk hastaları muayene ettiği sırada ben hasta annesinden bilgisayar kayıtlarına geçirmem gereken soruları sorup kayıtlara giriyordum. Bu sırada çocuğun annesi örneğin çocuğun ağzında pamukçuk oldu ne yapmalıyım gibi sorular sorduğunda su içmesi gerektiğini söylediğimde sanık benim konuşmamam için müdahale ediyordu. Sanık poliklinik kapısına tansiyon, nabız, kilo ölçümü gibi işlemlerin ebeye yaptırılması gerektiği konusunda yazı asmıştı. Biz zaten sürekli olarak bu işlemleri yapıyoruz. Ancak ben kan alma, hastaya iğne yapılması gibi işlemler için poliklinik odasından çıktığımda bu gibi işlemleri yapmam mümkün değildir. Bu durumda doktor kendisi de bu işlemleri yapabilir. Ancak sanık kendisi yapmayıp bu işlemleri bana gönderiyordu. Ayrıca ben sanığın yanında tansiyon ölçtüğüm zaman bana inanmayıp kendisi ölçümü yapıyordu. İkimizin sonucu farklı çıktığında benim yanlış ölçtüğümü hastaların yanında söyleyerek hastayı eczaneye gönderiyor ve beni rencide etti. Bu olay defalarca kez oldu. Hatta ben bir keresinde bu olaya çok üzülüp kapının önünde bayılmıştım. Bu olaya hemşire arkadaşlarımda şahittir. Sanığın benim yerime oturttuğu bayanı ben halk sağlığı müdürlüğüne şikayet ettiğimde Halk Sağlığı Müdürlüğü izinsiz görevli çalıştığı için uyarmıştı. Sanık beni ev ziyaretlerine de götürmüyordu. Doktorların ev ziyaretlerine hemşire ile birlikte gitmesi gereklidir. Sanık beni arkadaşlarımın yanında olumsuz sözler söyleyerek beni rencide ediyordu. Sanıktan şikayetçiyim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan S. A. Dairemizce Alınan Beyanında: Adalete asla güvenmiyorum, tek sözüm bu, lehime ifade verdikleri için aynı yerde çaycı olarak çalışan karı koca işten çıkartıldı, demiştir.
Tanık V. Ö. Mahkemesinde Alınan Beyanında: "Ben sanığın görev yaptığı Gazikent 3 Nolu Aile Sağlığı Merkezinde doktor olarak görev yapıyorum. 2013 yılından beri burada görevliyim. Merkezimizde her doktorun kendisine yardımcı olan bir hemşire bulunmaktadır. Hemşire S. A. da M. Y. ile çalışıyordu. Ben göreve başladığımda sanık ile müşteki arasında bir huzursuzluk olduğu belliydi. Müşteki sanığın görev yaptığı poliklinik odasına pek girmiyordu. Çalışmalarını dışarıda uygun bulduğu yerlerde yapıyordu. Sanık bana müştekinin benim poliklinik odama girmesine izin vermememi istedi. Nedenini sorduğumda bir keresinde kendisi eczanede iken müşteki ve diğer hemşirelerin benim odamda oynadıklarını gördüğünü bunun uygun olmadığını söyledi. Ben de çevreye rahatsızlık vermedikten sonra benim odama girip istediklerini gibi davranabilirler dedim. Daha sonra bu olayla ilgili olarak halk sağlığı müdürlüğünde ifade verdim. Bir keresinde de sanığın müşteki hemşireye koridorda bağırdığını görmüştüm. Aradan süre geçtiği için hatırlayamıyorum. Soruşturma aşamasındaki ifademde bu konuda beyanda bulunmuşsam doğrudur. Sanık müştekiye tüm hastalarının içinde bağırarak kan alma odasında bulunan müştekiye "sen burada ne yapıyorsun" deyince müşteki de ağlamaklı bir şekilde "beni polikliniğe almıyorsunuz, boş oda bulduğumda orada işlerimi yapmaya çalışırken beni engelliyorsunuz, ben nerede durup işimi yapacağım" diye sitem etmişti. Hatırladığım kadarıyla sanık poliklinik kapısına gelen her hastanın muayeneden önce ebe Serap Hanımdan tansiyon, nabız işlemleri gibi işlemleri yaptırması konusunda bir yazı asmıştı. Bu tip işlemlerin her hastaya yapılması söz konusu değildir. Doktor gerekli görürse tansiyon ölçme ve nabız alma gibi işlemleri yapar. Bu uygulamada yapılan bir iş değildir. Bilgim bundan ibarettir. Ben doktor olarak evde bakım hastalarına benimle çalışan hemşire ile gidiyorum. Hemşire de ben muayene yaptıktan sonra tansiyon ölçümü, nabız alma gibi işlemleri yapmaktadır. Hemşire ile doktorun birlikte gitmeleri daha doğrudur. Ben müştekinin sık sık dışarıya çıktığı konusunda bilgi sahibi değilim. Benimle çalışan hemşire sigara içme gibi ihtiyacı için dışarıya çıkmaktadır. Ayrıca hemşireler ilaç almak için eczaneye gidebilir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Ö. A. Mahkemesinde Alınan Beyanında: "Ben öğretmenim. Bir gün okuldan kızım rahatsızlanınca kendisini sanığın doktor olarak görev yaptığı aile sağlık merkezine götürdüm. Doktor M. bey kızımı muayene etti. Tansiyonunu ölçmesi için hemşire S. A. hanıma seslendi. Sanık koridora iki kez seslendi. Ancak hemşire hanım duymayınca sanırım onun yanına doğru gitti. Biraz sonra sanık geri geldi. Peşinden de katılan S. geldi. Sanık tansiyonunu ölçmesini söylediğinde katılan S. sinirli bir şekilde ve "hep böyle yapıyorsunuz, bana hep böyle davranıyorsunuz, koridorda bağırıyorsunuz" şeklinde söylenerek tansiyon ölçmek için hazırlık yaparken sanık katılana sakin olmasını hasta olduğunu söyleyince katılan aynı şekilde söylenmeye devam etti. Sanık ve katılan karşılıklı olarak yüksek sesle tartışıp birbirlerine bağırarak konuşunca çevreden doktor ve hemşireler geldi. Ancak sanık sürekli olarak katılana "hemşire hanım lütfen içeride hasta var, çocuk var, hasta tedirgin oluyor" diyordu. Daha sonra başka bir hemşire gelip tansiyonu ölçtü. Gelenler katılan S.’ı odadan alıp götürdüler. O ortamdan uzaklaştırmak istediler" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Z. K. Mahkemesinde Alınan Beyanında: "Ben öğretmenim ve doktor M. Beyin hastasıyım. Daha önce tansiyon rahatsızlığım olduğu için sağlık merkezine gittiğimde doktor M. Bey huzurdaki hemşire katılan S. hanımdan tansiyonumu ölçmesini istemişti. Hemşire hanım 10-5 ya da 9-5 gibi bir tansiyon ölçünce sanık benim yüksek tansiyon hastası olduğumu, sonucun yanlış olabileceğimi söyleyip kendisi tansiyonumu ölçünce tansiyonum 16-17 gibi yüksek bir rakam çıktı. Sanık bana ilacımı aldığımı söyleyince bir süre daha dinlenmemi söyleyip bu sırada bir hasta daha aldı. Benden sonra gelen hastanın da tansiyonunu ölçen katılan ona da benim tansiyonum gibi düşük bir tansiyon ölçtüğünü söyledi. Sonra benim tansiyonumu doktor sanık ölçtüğünde tansiyonum 16-17'den biraz daha düşmüştü. Sanık alette arıza olup olmadığını anlamak için bir de eczanede ölçtürelim deyince ben eczanede tansiyon ölçtürdüm. Daha doğrusu sanık böyle söylemedi ama ben sanığın tansiyon aletinden şüphelendiğini düşündüm. Eczanede tansiyonum 13-8 çıkıp döndüğümde katılan tekrar tansiyon ölçünce ve 10-5 olduğunu söyleyince doktor bey katılana "hemşire hanım herkesin tansiyonu 10-5 mi çıkıyor" dedi. Hemşire hanım da ben ne duyuyorsam onu söylüyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. F. A. Mahkemesinde Alınan Beyanında: "Ben de sanığın görev yaptığı aile sağlık merkezinde doktor olarak görev yapıyorum. Sanığın doktor, katılanın da hemşire olarak görev yaptığını biliyorum. Ben sanığın katılana eziyet ettiği yönünde bir davranışını görmedim. Biz doktor olarak evde bakım hastalarına bazen kendi aracımızla bazen yaya olarak gideriz. Ancak hemşirelerin evde bakım hastalarına doktorun yanında gitme zorunluluğu yoktur. Bu konuda yani hemşirelerin gitmesinin zorunlu olduğu konusunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Ben 10 kere evde bakım hastasına gidersem 4 ya da 5 keresinde belki hemşire götürürüm" demiş sanık vekilinin talebi ile tanıktan sorulduğunda: "15-49 yaşı arasındaki kadın hastaların izlenmesi ile ayrıca obezite hastalığı konusunda hastaların izlenmesi işlemleri basit işlemlerdir. Obezite hastalarında hastaların karın, bel ve kalça ölçümü mezure ile yapılır. Hasta tartılarak boyu ölçülür. Bu işlem 1 dakika kadar bir sürede gerçekleştirilebilir. 15-49 yaş arasındaki kadın hastaların izlenmesi ise hastaya soru sorularak gerçekleştirilir. Sorulacak sorular en fazla 1 dakika kadar sürer. Hastalara 8-10 tane soru sorulmaktadır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. E.'in ifadesi alındıktan sonra tanık A. F. A.'dan tanık A.'in beyanı ile kendi beyanı arasında çelişki bulunması nedeni ile sorulduğunda kendi beyanlarının doğru olduğunu, bazı doktorların hemşireleri götürdüğünü bu hususun doktorun tercihine bırakıldığını bildirmiştir.
Tanık B. K. Mahkemesinde Alınan Beyanında: "Ben 6 yıldır sanığın takip ettiği bir hastayım. Hemşirelik son sınıf öğrencisiyim. Yaz tatillerinde ve dönem tatilinde sanığın yanına bir öğrenci olarak bir şeyler öğrenmek için gidiyordum. Bana yardımcı oluyordu. Sanığın katılan ile ilişkilerini sürekli olarak görüyordum ve sanığın katılana eziyet niteliğinde bir davranışta bulunduğunu, bağırdığını ya da kötü davrandığını görmedim. Ancak katılanın sanığın odasında olduğunu görmüyordum. Sürekli olarak ya çay ocağında ya sağlık merkezinde başka bir bölümde ya da sağlık merkezinin karşısında eczanede olduğunu görüyordum. Diğer hemşireler de bu şekilde çalışıyordu. Ben diğer doktorların yanında bulunmadım. Ancak diğer doktorların da tansiyon alınacağı ya da başka bir işlem yapılacağı zaman hemşireleri dışarıdan çağırdıklarını diğer hemşirelerin de sağlık merkezinin doktor odası dışındaki odalarda bulunduklarını görüyordum. Katılanın sanığın talimatı ile mi dışarıda çalıştığı konusunda bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. K. Mahkemesinde Alınan Beyanında: "Ben 2011 ve 2012 yılları arasında sanığın yanında tıbbı sekreter olarak staj yapmıştım. Sanığın katılana kötü muamele ya da eziyet niteliğinde davranışta bulunduğunu görmedim. Baskıda bulunduğunu görmedim. Aksine iyi bir davranışta bulunduğunda doktor bey takdir ettiğini de söylüyordu" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. E. Mahkemesinde Alınan Beyanında: "Ben sanığın görev yaptığı sağlık ocağında 8 yıldır hemşirelik yapıyorum. Katılan ya da ben olmazsam hemşire olarak birbirimizin işlerine bakıyorduk. Sanığın katılana iyi davranmadığını biliyorum. Sanık katılanın doktor odasına girmesini istemiyordu. Bu nedenle katılan sağlık ocağı içinde başka yerlerde çalışmak zorunda kalıyordu. Nerede yer buluyorsa orada çalışıyordu. Katılan olmayıp ben onun yerine baktığımda sanık benim de odada olmamı istemedi. Ben sanığın odasına kamera koyduğunu da bir dönem duymuştum. Bunu duyduktan sonra zaten hiç odasına girmedim. Doktor bey varken de yokken de odasına girmiyordum. Katılan da ben de sanık bizi çağırdığında yanına gidiyorduk. Ben kendi odamda kalıyordum. Ben sanığın katılana karşı davranışlarının rahatsız edici olduğunu düşünüyorum. Çünkü sanık örneğin benimle bir şey konuştuğunda başka şey söyleyip arkamdan farklı beyanda bulunurdu. Bir keresinde de benim çalıştığım doktor ile araları bozulduğunda sanığın buna benim neden olduğumu düşündüğünü duymuştum. Sanık insanların arkasından farklı konuşan birisiydi. Bilgim bundan ibarettir. Evde bakım hastaları ziyaretine hemşireler doktorlarıyla birlikte her zaman gidilirdi. Ancak doktor bey katılanı bu ziyaretlere götürmüyor ve ona benim ziyaretim bitinceye kadar sağlık ocağından ayrılmayacaksın diyordu. Sanık fotokopileri katılanın kendi odasında çektirmesini istemediği için katılan benim odamda fotokopi çekerdi. Bir keresinde katılan ve ben ve diğer arkadaşlarımız ile iş ile ilgili bir konuyu görüşürken sanık yanımıza gelip katılan S.'a neden burada oturuyorsunuz diye bağırarak konuşmuştu. Katılan çok zor durumda kalmıştı. Katılan sanığın peşinden gidip ona kendisine bağırma hakkı olmadığını söyledi. Diğer hemşireler de katılana fazla tepki verdiğini söylediler" demiş, tanığa kendi beyanı ile tanık A. F. A.'un beyanı arasında çelişki bulunması nedeniyle tanık A.'in beyanları okunup, sorulduğunda: "ben doktor Y. H. D. ile çalışıyorum. Y. bey beni sürekli evde bakım hastalarına götürdüğü için hemşireler gider diye ifade verdim. Diğer doktorların da hemşireleri götürdüğünü düşünüyorum" demiştir.
Tanık P. U. Mahkemesinde Alınan Beyanında: "Ben 3 nolu aile sağlık merkezinde 8 yıldır çay ocağında çalışırım. Hemşire olan katılanın suç tarihlerinde sanık olan doktor beyin odasında çalışamadığını biliyorum. Sürekli olarak çay ocağında benim yanımda elindeki laptopu ile işlerini yapardı. Nerede boş oda bulursa orada çalışıyordu. Doktor bey istemediği için katılanın dışarıda çalıştığını biliyorum. Doktor beyin odasında ilaç mümessilleri ya da stajyerler olduğu zaman katılan onun odasına yer olmadığı için gitmiyordu. Onlar yokken gittiği olurdu. Ancak bir dönem sanık ve katılanın aralarında işteki uyuşmazlıklar yüzünden anlaşmazlık çıktı. O tarihten sonra katılan sanığın odasına gitmedi. Bir gün katılanın gözü rahatsız olduğu için gözüne damla damlatmıştı. Sanık benim yanıma gelip katılanın nerede olduğunu sorunca içerideki odada gözüne damla damlatmış olduğunu söylediğimde sanık "o burada gözüne damla damlatamaz, gitsin damlasını evinde damlatsın" demişti. Ben eczaneye fotokopi çektirmeye giderdim. Ancak işim olduğu zaman katılan fotokopi çekmeye kendisi giderdi. Yine sanık tarihini hatırlamadığım bir gün katılanı arayıp sorduğunda ben fotokopi çektirmeye gitti deyince onun fotokopi çektirmeye gidemeyeceğini söyleyince katılanı çağırmamı istemişti. Yine bir gün bir ramazan gününde katılan koridorda rahatsızlanıp bayıldığında daha doğrusu sanık ile tartışmalarından sonra koridorda fenalık geçirince sanık onunla ilgilenmemişti. Ben tartışmalarını görmemiştim. Katılan çevredekilerin yardımıyla kendisine geldikten sonra sanık ile tartıştıkları için fenalık geçirdiğini söylemişti. Sağlık ocağının dış kapı anahtarı bende bulunur. Doktorların kendi anahtarları kendilerinde bulunur. Daha önce katılandan sanığın odasının anahtarı vardı. Ama bir süre sonra söylediğim gibi araları bozulunca sanık ondan anahtarı geri almıştı. Doktor bey katılanın nerede olduğunu sürekli bana sorardı, ben de nerede olduğunu söylediğim zaman oraya gidemez, onu çağır diye bana söylerdi. Katılan sağlık ocağının içinde arkadaşlarının yanına gitse ya da işi olmadığı zaman kapının önünde dursa sanık bana sorar ve söylediğim gibi oraya gidemeyeceğini söyleyip onu çağırmamı isterdi. Bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık S. Y. Mahkemesinde Alınan Beyanında: "Ben sanık ile katılanın görev yaptığı sağlık merkezinde hemşire olarak çalışırım. Sanık ve katılanın ilişkileri iyiydi. Ancak sanığın odasında kamera yerleştirilmiş olduğu ortaya çıkınca sanık katılana kötü davranmaya başladı. Sanık daha önce katılanın odasında oturmasına izin verdiği halde odada oturmasına izin vermemeye başladı. Normalde hemşirelerde doktor odasında oturur ve masaları vardı. Katılanda boş bulduğu yerlerde çalışmaya başladı. Mutfakta bile çalıştığını görürdüm. Doktor olan sanık M.'nın koridorda hastalar bulunduğu ve sağlık merkezi kalabalık olduğu zamanlarda hastaların da duyabileceği şekilde katılan S.'a bağırıp çağırdığını duyduk. Bu hareketlerini son zamanlarda arttırmıştı. Sanık ve katılanın aralarında husumet olduktan sonra sanığın başkalarının yanında ona rencide edecek şekilde bağırdığını, birden fazla kez görmüştüm. Bir keresinde küçük bir çocuğun tansiyonu alınırken bir kaç kez katılana tansiyon ölçtürdüğünü gördüm. Daha doğrusu sanık bir kaç kez tansiyon ölçme yüzünden katılana kızıp bağırınca biz de yanlarına gidip sakin olmaları için kendileriyle konuşmuştuk. Ben doktor V. Ö.'ın hemşiresiyim. Ben evde bakım hastalarına doktorum ile birlikte gidiyorum. Diğer doktorlar hemşirelerini götürür mü bilgim yoktur. Çoğunlukla arkadaşlarının gittiğini biliyorum. Ancak sanığın katılanı bu ziyaretlerde yanında götürmediğini biliyorum" demiştir.
Tanık H. G. Mahkemesinde Alınan Beyanında: "Ben 2010 ve 2011 yılında Gazikent 3 nolu Aile Sağlık Merkezinde stajer olarak çalışıyordum. Ben diyetisyenim. O zaman Sağlık Merkezinde staj yapmıştım" demiş hakimliğimizce tanıktan sorulması üzerine devamla; "ben aslında staj yapmamıştım. Gönüllü olarak orada çalışmıştım. Stajımızı hangi Fakültede okuyor isek, o fakülteye ait hastanede yapıyoruz. Sanık doktor M. Y'ın benden talep etmesi üzerine onun yanında gönüllü olarak çalışmaya başlamıştım. 2010 ve 2011 yılında yaz aylarında tatilde olduğum dönemlerde öğrenci iken onun yanında çalışmıştım. Ben o dönemlerde doktor M. Y'ın odasında onun sandalyesinin yanında bulunan hemşire sandalyesinde oturuyordum. 2010 ve 2011 yılları itibari ile ben sanık tarafından müştekiye yönelik eziyette bulunulduğunu, ters bir davranışta bulunulduğunu görmedim. Sadece ben katılanın yerine oturduğum için katılanın oturacağı yer kalmamıştı. Hasta bulunduğu zaman katılan bir sandalye çekip oda içinde oturuyor, diğer zamanlarda ise sağlık ocağında bulduğu uygun yerlerde kalıyordu" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA AYNEN;'' İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarih, 2015/847 esas no ve 2017/19 karar nolu kararında; “…sanık M. Y'ın Gaziemir İlçesinde bulunan Gazikent 3 Nolu Sağlık Merkezinde aile hekimi olarak görev yaptığı, katılanın da aynı yerde hemşire olarak çalıştığı, ancak sanık ve katılan arasında suç tarihinde idari soruşturma dosyalarına konu husumet bulunduğu anlaşılmaktadır. Tanıklardan B. K.'ın sanığın 6 yıldır takip ettiği hastası olup hemşirelik son sınıf öğrencisi olması ve yaz tatillerinde sanığın yanına gönüllü olarak bir öğrenci olarak gidip kaldığı, tanık A. K.'ın bir dönem sanığın sekreterliğini yaptığı, yine tanık H. G.'in resmiyette stajer olmadığı halde bir süre sanığın görev yaptığı sağlık merkezinde gönüllü olarak staj yaptığı anlaşılmış olup bu tanıkların ifadelerinde sanığın katılana eziyet niteliğinde bir davranışını görmediklerini bildirdikleri anlaşılmış ise de; mahkememizce bu tanıkların sanık ile aralarındaki açıklanan bu ilişkiler nedeni ile taraflı beyanda bulunma ihtimalleri olduğu kabul edilmiştir. Sanığın iddianamede sözü edilen bazı eylemleri nedeni ile idari soruşturmalar yapıldığı, sanık ve katılan hakkında mahkememizce celbedilen İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/794 Esas, 2016/535 Karar sayılı ilamına konu eylemler nedeni ile yargıya yansıyan husumet bulunduğu anlaşılmış ise de; bu dava ve idari soruşturmaya konu eylemleri değerlendirme dışında bırakılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda mahkememizce tarafsız tanıklar P. U., S. Y., V. Ö., Ö. A..., A. E., Z. K.'nın beyanlarına itibar edilerek katılanın hemşire olup doktor olan sanığa bağlı hemşire olarak görev yaptığı, sanığın katılana çalışma ortamında sağlık merkezindeki koridorda hastaların bulunduğu ve sağlık merkezinin kalabalık olduğu zamanlarda hastaların da duyabileceği şekilde katılana bağırıp yüksek sesle onu rencide edecek şekilde konuştuğu katılanın gözünün rahatsız olduğu bir dönemde gözüne bir odada damlattığı sırada gözüne damla damlatamayacağını, damlasını evinde damlatması gerektiğini söylediği, katılanın bir keresinde sanık ile tartışmalarından sonra koridorda rahatsızlanıp fenalık geçirdiğinde sanığın katılanla ilgilenmediği, sanığın kendi poliklinik odasında gönüllü öğrenci ve stajerin oturmasına izin verip katılan hemşirenin oda dışında bulduğu çalışması için uygun olmayan çay ocağı, koridor ve boş bulduğu diğer yerlerde çalışmasına sebebiyet verdiği, katılanın tanık hemşire A. E. ve diğer görevliler ile birlikte oturduğu sırada sanığın yanlarına gelip neden birlikte oturduklarını sorup katılanı zor duruma düşürdüğü, tanık Ö. A...'ın kızını rahatsızlığı nedeni ile sanık olan doktora muayene ettirdiği sırada tansiyon ölçtürmek istediğinde sanığın katılana gelmesi için seslendiğinde katılanın sanığın yanına geldiğinde kendisine hep bu şekilde davranıp koridorda bağırdığını söylediği, sanığın aynı yerde görev yapan doktor V. Ö.'dan katılanın tanık Vedat'ın odasına girmesine izin vermemesini istediği, Sağlık Ocağına gelen her hastanın muayeneden önce tansiyon ve nabız işlemlerinin yapılması gerekli olmadığı halde muayeneden önce katılana tansiyon ve nabız işlemlerini yaptırmaları gerektiği konusunda poliklinik kapısına yazı astığı, bir hastanın tansiyonunun katılan tarafından ölçülmesinden sonra birden fazla kez sanığın kendisi ve katılan tarafından yapılan tansiyon ölçümlerinin farklı olması üzerine hastanın tansiyonunu sağlık merkezindeki başka bir tansiyon aleti ile ölçtürme ya da başka bir hemşire ya da doktor tarafından ölçülmesini istemek yerine sağlık merkezindeki bu görevliler kadar ehil olamayacak eczanedeki personele tansiyonun ölçtürülmesini istediği bu şekilde sanığın yanında çalışan hemşire olan katılana birden fazla kez ve değişik zamanlardaki hareketleri ile onun acı çekmesine, aşağılanmasına, kişiliğinin rencide edilmesine neden olabilecek davranışlarda bulunmak sureti ile katılana yönelik eziyet suçunu işlediği…” kanaati ile TCK’nun 96/1, 62/1, 51, 51/3, 51/6, 51/7, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılması yönünde hüküm verildiği ve buna karşı sanık müdafiinin istinaf başvurusunda bulunması gereğince; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2017/1627 esas sayılı dosyasında yapılan kovuşturma neticesinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde elde edilen deliller ile dinlenen sanık, katılan/müşteki ve tanıklar beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde; eziyet suçunda önemli olan, eziyet etme kastının bulunması, bir defaya mahsus olarak değil de sistematik şekilde ve belirli bir süre devam ederek, mağdur üzerinde bedensel ve ruhsal açıdan acı çekmesine yol açacak şekilde basit yaralama, tehdit, sövme, cinsel taciz suçlarından biri veya bir kaçının işlenmesi veya yapılması gereken bir işin uzun süre yapılmaması suretiyle kötü muamelede bulunulması gerekir. Sanık M. Y’ın eylem sürecinde Eziyet Etme suçunun kanuni suç tipine uygun eylem içeriğinin bulunmadığı kanaati ile; sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarih, 2015/847 esas no ve 2017/19 karar nolu kararında yer alan eziyet etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak; Sanık M. Y’ın katılan S. A.’a karşı Eziyet Etme suçunun kanuni suç tipine uygun eylem içeriğinin bulunmaması nedeniyle beraatine dair karar verilmesi talep ve mütalaa olunur'' demiştir.
DELİLLERİN BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMESİ VE KABUL; Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Sanığın Gaziemir ilçesinde bulunan Gazikent 3 No'lu Aile Sağlık Merkezinde Aile Hekimi olarak görev yaptığı, katılanın ise aynı yerde ebe hemşire olarak çalıştığı, sanığın birlikte çalıştığı ebe hemşire olan katılandan obezite için tüm hastaların BKİ (Beden Kitle İndeksi) ile 15-49 yaş arasındaki kadın izlemlerini bir hafta içinde bitirmesini istediği, katılanı sürekli olarak hastaların ve çalışma arkadaşlarının yanında yüksek sesle bağırmak suretiyle rencide ettiği, yaklaşık 2,5 yıldan bu yana katılanı poliklinik odasına almadığı, bu nedenle katılının göreviyle ilgili işlerini mutfak, aşı odası veya diğer görevlilerin odalarında yürütmeye çalıştığı, kendisinin evlerdeki hastaları ziyarete gittiğinde müştekiyi yanında götürmediği gibi, poliklinik odasını kilitleyerek müştekinin odayı kullanmasına engel olduğu, poliklinik odasına katılanın hiç kimse ile konuşmaması ve sorulmadan hiçbir şeye cevap vermemesi konusunda yazı astığı, bu yazının denetime gelen Halk Sağlığı Müdürlüğünün yetkilisi tarafından kaldırıldığı, katılanın kısa süreli izin alarak kendisine de bilgi verdikten sonra daireden ayrıldığı konusunda bilgisinin bulunmasına rağmen, sanığın bu durumdan haberinin olmadığını belirterek katılanı Toplum Sağlığı Merkezine şikayet ettiği, dairede fotokopi makinesi bulunduğu halde, kullandırmaması nedeniyle katılanın fotokopi çektirmek amacıyla yakındaki eczaneye gittiğinde, işlerin olmadığında Aile Sağlığı Merkezinin önüne çıktığında ve mesai saati içinde çalışma arkadaşı P. U.'ya gözündeki rahatsızlık nedeniyle göz damlası damlattırmasından dolayı katılanın hakkında disiplin işlemi uygulanması için tutanak tuttuğu, bu şekilde Aile Hekimi olarak görev yapan sanığın aynı yerde birlikte çalıştığı katılana karşı yaklaşık 2 yıldan bu yana sistematik bir şekilde hareket etmek suretiyle insan onuruyla bağdaşmayan, ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunduğunun sabit olması nedeniyle sanığın üzerine atılı olan eziyet suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Yerel Mahkemece sanık hakkında yapılan yargılama neticesinde sanığın katılana karşı üzerine atılı eziyet suçunu işlediği sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafii tarafından verilen karara karşı süresinde istinaf talebinde bulunulmuştur.
5237 sayılı TCK.nun 96/1. maddesinde "bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." İbaresi yer almakta, yasada eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır.
Madde gerekçesinde ise "eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir." denilmektedir.
Somut olayda;
Sanığın Gazikent 3 Nolu Sağlık Merkezinde aile hekimi olarak görev yaptığı, katılanın da aynı yerde hemşire olarak çalıştığı, ancak sanık ve katılan arasında suç tarihinde idari soruşturma dosyalarına ve ceza davasına konu husumet bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sanık ve katılan hakkındaki İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/794 Esas, 2016/535 Karar sayılı ilamının incelenmesinden, M. Y. hakkında muayene odasında kamera sistemi kurmak suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla ve doktorun izinde olduğu dönemde raporlu hastalara sahte reçete düzenlemek suretiyle resmi evrakta sahtecilik suçundan S. A. hakkında kamu davası açıldığı, yargılama neticesinde, sanık Mustafa'nın beraatine ve sanık S.'ın ise cezalandırılmasına ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Katılan ile sanık arasında, bu ceza davasına konu olan odaya kamera konulması nedeniyle husumetin başladığı, akabinde katılanın da kendi isteği ile sanık ile aynı ortamda bulunmamak adına odasına girip çıkmadığı, kaldı ki sanığın da bunu istemediği, katılanın işlerini oda dışında hallettiği anlaşılmıştır. Ayrıca sanık doktorun ev ziyaretlerine gittiğinde yardımcı olarak yanında bir hemşire götürmesinin yasal bir zorunluluk olmadığı, bunun bir tercih sebebi olduğu ve taraflar arasındaki husumet nazara alındığında sanığın katılanı götürmeme tercihinin de anlaşılabilir olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca sanığın birlikte çalıştığı katılandan obezite için tüm hastaların BKİ (Beden Kitle İndeksi) ile 15-49 yaş arasındaki kadın izlemlerini istemesinin de diğer doktor tanığın beyanlarına göre katılana karşı eziyet teşkil edecek eylemler değildir. Sanığın sürekli bir şekilde katılanın acı çekmesine, aşağılanmasına, kişiliğinin rencide edilmesine neden olabilecek davranışlarda bulunmak sureti ile katılana yönelik eziyet suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden sanığın atılı suçu işlediği yönünde kesin ve inandırıcı delil elde edilememiştir.
Sonuç olarak, sanık müdafisinin istinaf nedeniyle yerinde görülmekle İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarih, 2015/847 esas ve 2017/19 karar sayılı eziyet suçundan verilen mahkumiyet kararının kaldırılmasına ve sanığın eziyet suçunu işlediği yönünde delil bulunmadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın atılı suçtan beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan ve tartışılan nedenlerle;
1-İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarih, 2015/847 esas no ve 2017/19 karar nolu kararının KALDIRILMASINA,
2-Sanığın üzerine atılı eziyet suçunu işlediği sabit görülmediğinden CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
Sanık kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre 2.970,00-TL (1.980,00-TL + 990,00-TL) maktu vekalet ücretinin hazineden alınıp sanıklara verilmesine,
Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Dair; İsteme uygun, iddia makamında C. Savcısı M. K. Z.'in (34429) huzuru ile;
-Sanık, sanık müdafi, katılan S. A. ile katılan vekilinin yüzlerine karşı, CMK 286/2 maddesi gereğince KESİN OLMAK ÜZERE oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup gerekçesi ana çizgileriyle anlatıldı. 23.10.2017 (¤¤)