(5237 S. K. m. 6, 43, 53, 62, 63, 86, 96, 106, 232) (5271 S. K. m. 223, 232, 280)
Müsnet suçtan yukarıda açık kimliği yazılı sanık İ. P. hakkında Dairemizde istinaf yoluyla açılan kamu davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28/06/2017 tarih 2017/24033 Esas sayılı iddianamesiyle; sanık İ. P. hakkında Çocuğa Karşı Eziyet, Tehdit, Hakaret suçlarından cezalandırılması istemiyle İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın hakaret suçundan CMK 223/8 md. gereğince Düşme, tehdit suçundan TCK'nun 106/1 md. 2 yıl hapis cezası ve eziyet suçundan TCK'nun 96/2-a-b md. 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Mahkumiyet kararına karşı sanık müdafinin istinaf dilekçesi üzerine dosya dairemize gönderilmiş olup dairemizce yapılan ön incelemede istinaf yoluna başvuran sanığın taraf sıfatının bulunduğu, başvurunun süresinde yapıldığı, tebligat eksikliğinin bulunmadığı, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilebilir kararlardan olduğu, dairemizin görevli ve yetkili olduğu anlaşılmakla başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilerek incelemeye geçilmiş, yapılan inceleme sonucunda sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için CMK'nun 280/1-c maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılması kararı gereği; Sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için duruşma açıldığı, sanığın üzerine atılı suçların niteliği, mevcut delil durumu, sonuç ceza ve tutuklulukta geçen süre göz önünde bulundurularak tutukluluk halinin devamına karar verildiği, sanığın duruşma gün ve saatinde hazır edilmesi için müzekkere yazıldığı, sanık müdafi ile katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili Av. P. M. ile yaşı küçük mağdur vekili Av. M. K.'in duruşmada hazır oldukları ve beyanda bulundukları, yapılan yargılama sonucu sanığın tahliyesine karar verildiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık İ. P. Mahal Mahkemesince Alınan Savunmasında; “Müşteki D. P. benim 8 yılık eşim olur, bu evliliğimizden P. isimli 2012 doğumlu bir kızım bulunmaktadır, eşim çalışmıyor, çocuğuma da kendisi evde bakıyor, ben hamallık yaparak geçimimi sağlıyorum, olay günü evde ben uyuyordum, küçük çocuğun hışımla uyuduğum odaya girdi, ben uyandığımda eşim de çocuğun arkasından odaya girip ben bu çocukla başa çıkamıyorum, altına işiyor, komşulara sataşıyor diyerek çocuktan şikayetçi oldu, bende uyandıktan sonra sigara içmek için çakmağı çıkarmıştım, o anki sinirle elindeki çakmağı yakarak temas ettirmeden seni yakarım diyerek çocuğu korkutmak istedim, akabinde balkona çıkarak sigara içtim, ben balkona çıktığımda kızım yanıma geldi, kendisini öpüp kokladım, daha sonra birlikte uyuduk, ben uyandığımda çocuğumla eşim yoktu, sanırım çocuğuma çakmağı yakıp korkutmak istediğim esnada eşim cep telefonu ile bu görüntüleri kameraya almış, eşim müdahale etmek istediğinde seni öldürürüm, seni de yakacağım şeklinde tehdit etmiş değilim, daha önce böyle bir olaylar olmadı, suçlamaları kabul etmiyorum, çocuğum altını ıslatıyor, eşim de bana çocuğun altını ıslattığını söyleyince ben neden ıslatıyorsun diyerek kızdım, ancak bu amaçla kendisinin kolunu yakmış değilim, suçlamaları kabul etmiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık İ. P. Dairemizce Alınan Savunmasında; ''Ben hayatımda sadece 19/07/2017'de mahkemeye çıktım, bir de şimdi çıkıyorum, o yüzden ifademi yazılı olarak sunmak istiyorum, yazılı savunmamı tekrar ederim, eşimin şikayetten vazgeçmesini kabul ederim, zaten aramızda bir sorun yok, eşimi de çocuğumu da çok seviyorum '' demiştir.
TOPLANAN DELİLLER;
1-İddia,
2-Sanığın savunması,
3-Mağdur beyanı,
4-Nüfus ve sabıka kaydı,
5-Tutanak,
6-CD çözümüne ilişkin kayıtlar
7-Tahkikat evrakları,
8-Tüm dosya kapsamı.
Hukuka aykırı elde edilen bir delil olmadığı görülmüştür.
Yaşı küçük Mağdur vekili Av. M. K.: Müşteki ve sanık beyanlarında aleyhe olan ifadeleri kabul etmiyoruz, sanığın eşinin soruşturma aşamasında verdiği beyanlarının dikkate alınmasını talep ederiz, zaten yerel mahkemede alınan beyanı da bununla örtüşmektedir, istinaf talepleri reddedilsin, bizce eziyet suçunun unsurları oluşmuştur, cezanın teşdiden belirlenmesi de bizce yerindedir, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının onanmasını talep ediyorum, demiştir.
Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili Av. P. M.: Önceki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, ayrıca mağdurun maruz kaldığı şiddet neticesinde bakanlığımız tarafınca çocuk hakkında sağlık ve danışmanlık tedbiri kararları alınmıştır, buna ilişkin uzman raporunu da dosyaya sunuyoruz, ilk derece mahkemesinin kararının onanmasını talep ediyoruz, demiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA AYNEN; ''İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/07/2017 tarih, 2017/544 esas no ve 2017/597 karar nolu kararında; “…müşteki ile sanığın evli olup, bu evliliklerinden 07/03/2012 doğumlu P. B. P. isimli bir çocuklarının bulunduğu, dönem dönem aralarında geçimsizlik olması nedeni ile müştekinin iddiasına göre sanığın kendisine şiddet uyguladığı, ancak bundan dolayı herhangi bir şikayette bulunmadığı, zaman zaman küçük çocuğuna da kızan sanığın olay tarihinde evde bulundukları sırada çocuğu olan P.'ın oturma odasında sanık babasına hitaben "bir kardeş istiyorum" demesine sinirlenen sanığın mutfaktan almış olduğu çakmağı yakıp kendisini savunmayacak 5 yaşındaki kızı P.'ın koluna tutmak, kafasına ve koluna sürekli vurmak suretiyle "bir daha isteyecek misin, seni adam edeceğim, seni öldüreceğim" şeklindeki fiziki ve sözlü şiddette bulunmak suretiyle eziyette bulunduğu, mağdurun bu eylem karşısında yalvarıp "baba yapma" şeklindeki sözlerine rağmen sanığın ısrarlı ve şiddetli bir şekilde küçük çocuğun psikolojisini bozacak, ruhsal çöküntüye sokacak şekilde eylemini şiddetli bir şekilde devam ettirdiği, kendisini uyaran eşi D.'ya da sürekli olarak "seni de öldürürüm, çocuk muhabbeti konuşmayacaksın" şeklinde tehditte bulunduğu, aynı zamanda gerek vurmak ve gerekse çakmak ile mağdure çocuğun kollarına tutarak korkutmak ve acı vermek eyleminin yanında "o hareketlerinden vazgeçeceksin, o kelimeleri unutacaksın, eğer unutmazsan seni öldürürüm" şeklinde tehditte bulunduğu, bu eylemleri neticesinde mağdurenin korkup altını o anda ıslattığı, eşinin sanığı uyarıp "yeter artık, çocuk altını ıslattı" demesine rağmen eylemine devam ettirip, yoğun kast altında gerek eşini ölümle tehdit ettiği ve gerekse küçük yaştaki çocuğuna yönelik ısrarlı ve sürekli şekilde vurmak, koluna yakmış olduğu çakmakla tutarak acı vermek ve tehdit etmek suretiyle eziyette bulunduğu anlaşıldığından sanığın kastı, eyleminin boyutu, gerek çocuk ve gerekse mağdur üzerinde meydana getirdiği tahribatta nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 96/2-a,b, 106/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanık lehine takdiri indirim uygulanmasını gerektiren bir neden bulunmadığından 5237 sayılı TCK'nun 62.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın bu eylemleri sırasında eşine yönelik hakarette bulunduğu sabit ise de, müştekinin yargılama aşamasında sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olması nedeni ile hakkında bu suçtan açılan kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeni ile düşürülmesi…” yönünde hüküm verildiği ve buna karşı sanık müdafiinin istinaf başvurusunda bulunması gereğince; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2017/4061 esas sayılı dosyasında yapılan kovuşturma neticesinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde elde edilen deliller ile dinlenen sanık, katılan/müşteki ve tanıklar beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde; Eziyet suçunda önemli olan, eziyet etme kastının bulunması, bir defaya mahsus olarak değil de sistematik şekilde ve belirli bir süre devam ederek, mağdur üzerinde bedensel ve ruhsal açıdan acı çekmesine yol açacak şekilde basit yaralama, tehdit, sövme, cinsel taciz suçlarından biri veya bir kaçının işlenmesi veya yapılması gereken bir işin uzun süre yapılmaması suretiyle kötü muamelede bulunulması gerekir. Sanık İ. P.’in kızı mağdur P. B. P.’e karşı eylem sürecinde eziyet suçunun kanuni suç tipine uygun eziyet kastı ile eylemin işlenmesi ve eylem zamansal/sistematik işlenme unsuru mevcut olmadığı; eylemin tehdit ve yaralama suçu kapsamında bulunduğu kanaati ile; sanık müdafiinin çocuğa karşı eziyet suçu yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile; İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/07/2017 tarih, 2017/544 esas no ve 2017/597 karar nolu kararında yer alan Sanık İ. P.’in eşi D. P.'i tehdit etme suçundan kurulan hükmüm yönünden; eylemde hedeflenen amaç, kullanılan araçlar ve elde edilen sonuç göz önüne alınarak sanık İ. P.'in tek eylem süreciyle eşi D. P. ve kızı P. B. P.'e karşı tehdit eyleminde bulunduğundan, TCK'nun 43. maddesinin uygulanma alanı kapsamında eylem süreci mevcut olduğundan; istinaf başvurusunun kabulü ile sanık İ. P.'in üzerine atılı tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak, Sanık İ. P.’in kızı mağdur P. B. P.’e karşı eziyet suçundan kurulan mahkümiyet hükmünün kaldırılarak; Sanık İ. P.’in kızı mağdur P. B. P.’e karşı çakmağı kollarına tutarak vücuduna karşı tehdit içeren eylem ve eylem sürecinde eşi D. P. ve kızı P. B. P.'e karşı tehdit suçunu işlediği TCK'nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri gereğince söylem sürecinde bulunarak silahla tehdit suçunu işlediği ve sanık İ. P.'in kızı mağdur P. B. P.'e karşı kafasına/koluna tokat atarak yaralama suçunu işlediğinden; TCK’nın 106/2-a, 43, 53/1, 63; 86/2., 86/3-a-b. ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi, mevcut mütalaa kapsamında sanığın tutuklulukta geçen süresi de göz önüne alınarak tahliyesine karar verilmesi talep ve mütalaa olunur'' demiştir.
DELİLLERİN BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMESİ VE KABUL; Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Mağdur D. ve sanığın evli olup, bu evliliklerinden 07/03/2012 doğumlu P. B. P. isimli bir çocuklarının bulunduğu, sanığın olay tarihinde evde bulunduğu ve uyuduğu sırada kızı olan P.'ın "kardeş istiyorum" demesine sinirlenen sanığın çakmağı eline alarak yakıp kendisini beden ve ruh bakımından savunmayacak durumda olan 5 yaşındaki kızı P.'ın koluna tuttuğu, "bir daha isteyecek misin, seni adam edeceğim, seni öldüreceğim" şeklindeki sözlerle onu tehdit ettiği ve kafasına ve koluna vurmak suretiyle mağdur P.'ı darp ettiği, kendisini uyaran eşi D.'ya da "seni de tokatlarım" şeklinde tehditte bulunduğu anlaşılmıştır.
TCK.nun 96/1. maddesinde "Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi..." ibaresi yer almakta; yasada eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise "Eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir." denilmektedir.
TCK.nun 232/1. maddesinde ise, "aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı, kötü muamelede bulunan kimse cezalandırılır. Kötü muamele, merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmayacak davranışlardır. Ancak, bu muamele biçimi kişide basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde bir etki meydana getirmiş ise, artık kasten yaralama suçundan dolayı cezaya hükmedilmelidir” denilmektedir.
Yarı aç veya susuz bırakma, uyutmamak, zor koşullarda çalışmaya mecbur etmek gibi hareketleri kötü muameleye örnek olarak vermek olanaklıdır.
Disiplin yetkisinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirilen davranışın kişide, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde bir etki meydana getirmemiş olması gerekir. Aksi takdirde, kasten yaralama suçundan dolayı cezaya hükmedilmelidir. Keza hakaret oluşturan fiiller, bu disiplin yetkisi kapsamına girmedikleri gibi, kötü muamele suçu olarak değil, hakaret suçundan dolayı cezalandırılmayı gerektirir.
Bu suçlarda temel özellik, kötü davranmadır. Bu kötü davranma, mağdurun dövülmesi, onur ve şerefiyle bağdaşmayan muameleye tabi tutulması, ona acı veren ve insan olarak hak etmediği bir işlem uygulanması olabilir. Bu eylemler çoğunlukla, yaralama, tehdit, sövme gibi yasanın başka maddelerinde açıkça düzenlenmiş suçlar dışında kalan eylemleri kapsar. Bu eylemler, çıplak gezdirme, aç bırakma, sürekli alay etme, korkutma gibi olabilirler. Bu eylemler aynı zamanda bu bölümde incelenen eziyet suçunu da oluşturan eylemlerdir. Eziyet suçu ile bu suçları ayırt etmek açısından, eziyet suçu bakımından sistematik olma ve süreklilik unsurunun aranacağı ve kastın bu unsurları da kapsaması gerektiğidir. Öte yandan eziyet genel bir suç tipi iken, diğer suçlar için faille mağdur arasında özel bir ilişki olması gerekir.
Somut olayda; sanık ile mağdurun resmi nikahlı evli oldukları, mağdur P.'ın da müşterek çocukları olduğu, olay tarihinde sanığın işten gelmesi nedeniyle uyuduğu sırada küçük kızı mağdurenin ağlaması ve eşinin uyandırması ile kalktığı ve kızının kardeş istemesi ve altını ıslatması nedeniyle kızına tehdit içeren sözlerle bağırdığı ve çakmak ile kolunu yakmakla tehdit ettiği, kızını alınan rapora göre BTM ile giderilebilir şekilde darp ettiği, eylemlerin bu şekilde sabit olduğu ve sanık hakkında çocuğa eziyet suçundan dava açıldığı anlaşılmış ise de; suçun oluşması için eylemin sistematik ve sürekli olması gerektiği, mevcut delil durumu ve doktor raporları dikkate alındığında sanığın eyleminin sistematik ve süreklilik arz edecek biçimde olmadığı anlaşıldığından, beden ve ruh bakımından kendisini savunmayacak durumda bulunan mağdur kızına karşı kasten yaralama ve silahla tehdit suçundan mahkumiyete karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Sanığın elindeki çakmağı yakarak mağdur çocuğa doğru tutarak “seni öldürürüm, gömerim vb” diyerek tehdit ettiği somut olayda; 5237 sayılı Kanunun 6/1-f maddesinin 4.bendindeki “saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmaya elverişli diğer şeylerin” silah tanımı içinde değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin hüküm göz önünde bulundurulduğunda, ele geçmeyen çakmağın herkesçe bilinen yakıcı özelliği nedeniyle kanuni tanımında belirtilen “elverişlilik” ölçütüne özellikle hedef alınan çocuk üzerinde yaratacağı etki dikkate alındığında uygun olduğu ve silahtan sayılması gerektiği, böylelikle sanığa yüklenen eylemin TCK'nın 106/2-a maddesinde düzenlenen “silahla tehdit” suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında mağdur D. P.'e karşı tehdit suçu yönünden de; Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 esas, 2013/297 karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere TCK'nun 43. maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın kanunun 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Tehdit suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için tehditin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek tehdit içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın önce kızına sonra da karısına karşı tehdit içeren sözler söylediğinin kabulü halinde eziyet suçundan değil de tehdit suçundan hüküm kurulması ve sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Bütün bu hususlar değerlendirildiğinde, sanığın istinaf nedenleri yerinde görülmekle, İzmir 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 19/07/2017 tarih, 2017/544 esas ve 2017/597 karar sayılı eziyet ve tehdit suçlarından verilen mahkumiyet kararının CMK.'nun 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak, eziyet suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanığın kızına ve eşine yönelik eylemlerinin silahla zincirleme şekilde tehdit ve kızına karşı kasten yaralama suçlarını oluşturacağı ve atılı bu suçlardan sanığın ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan ve tartışılan nedenlerle;
A-İzmir 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 19/07/2017 tarih, 2017/544 esas no ve 2017/597 karar nolu kararından, sanığın eşini ölümle tehdit etmek suçuna ilişkin 2 nolu hüküm ile sanığın kızına karşı eziyet suçuna ilişkin 3 nolu hükmün KALDIRILMASINA,
B-Her ne kadar sanık hakkında İzmir C. Başsavcılığı'nın 28/06/2017 tarih ve 2017/24033 esas sayılı iddianamesiyle kızı P. B. P.'e yönelik eziyet ve eşi D. P.'e karşı nitelikli tehdit suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, eziyet suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanığın kızına yönelik eylemlerinin tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturacağı, sanığın aynı olay kapsamında ve aynı nedene dayalı olarak eşi ve kızını tehdit etmesi eyleminin bir bütün halinde teselsül eden tek bir tehdit suçunu oluşturduğu ve buna göre sanığın teselsül eden tehdit ve kızına karşı kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği kabul edildiğinden;
1-Sanık İ. P.'in sübut bulan eşi ve kızına yönelik “silahla tehdit” suçunu işlediği sabit görülmekle eylemine uyan TCK.nun 106/2-a maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, sanığın kastının ağırlığı, amaç ve saiki ile meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden sanığın 3 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık bir suçu işleme icrası kapsamında, aynı suçu birden fazla kişiye karşı işleyerek eylemini teselsül ettirdiğinden sanığa verilen cezanın TCK'nun 43/1-2 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında arttırılarak sanığın 3 YIL 9 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları, tevil yollu ikrarı, gözlemlenen pişmanlığı ile verilecek cezanın geleceği üzerindeki olumsuz etkisi nazara alınarak sanığa verilen cezadan TCK.nun 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 3 YIL 1 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında başkaca kanuni veya taktiri arttırma ve eksiltmeye takdiren yer olmadığına, Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53./1-a-d-e bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53/1-c bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53/1-b bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,
Verilen cezanın cinsi ve miktarı itibariyle yasal şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nun 50, 51 ve CMK'nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
2-Sanık İ. P.'in sabit olan, kızı olan 07/03/2012 doğumlu mağdur P. B. P.'i kasten yaralama suçundan TCK'nun 61. maddesindeki esaslardan olarak suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak ve buna göre hapis cezası tercih edilerek TCK'nun 86/2 maddesi gereğince takdiren ve teşdiden 1 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık eylemini, yaşı itibariyle kendisini savunamayacak konumda bulunan öz kızına karşı işlemesi nedeniyle sanığa verilen cezanın TCK'nun 86/3-a-b maddesi gereğince 1/2 oranında arttırılarak sanığın 1 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yargılama sürecindeki davranışları, tevil yollu ikrarı, gözlemlenen pişmanlığı ile verilecek cezanın geleceği üzerindeki olumsuz etkisi nazara alınarak sanığa verilen cezadan TCK.nun 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 1 YIL 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen ceza kısa süreli olmadığından TCK'nun 50. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın 2 yılın altında olması sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, sanığın kişilik özellikleri ile yargılama sürecindeki tutum ve davranışları göz önüne alındığında ileride yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşması gözetilerek CMK’nun 231/5 maddesi gereğince SANIK HAKKINDA KURULAN HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
CMK’nun 231/8 maddesi gereğince, sanığın kişiliği ve sosyal durumu göz önüne alınarak herhangi bir yükümlülük altına alınmaksızın sanığın 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına,
CMK’nun 231/10-11 maddesi gereğince, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı yeni bir suç işlemediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşürüleceğinin, aynı süre içerisinde sanığın kasten yeni bir suç işlemesi halinde açıklanması geri bırakılan hükmün mahkememizce açıklanacağının sanığa ihtarına(edildi)
3-Yapılan yargılama giderleri CMK'nun 324/4 maddesi gereğince 6183 sayılı kanunun 106. Maddesinde belirtilen terkin edilmesi gereken miktar olan 20-TL nin altında olması nedeniyle bu yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.980.-TL ücret takdiri ile sanıktan alınarak katılana verilmesine,
4-Sanığın tutuklulukta geçirdiği sürelerinin 5237 sayılı TCK'nun 63/1 maddesi gereğince cezasından mahsubuna,
Sanığa verilen sonuç ceza ve tutuklulukta geçen süre gözetilerek hükümle birlikte sanığın TAHLİYESİNE,
Başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal salıverilmesi için yazı yazılmasına,
Dair; İsteme uygun, iddia makamında C. Savcısı M. K. Z.'in (34429) huzuru ile;
-Sanık, sanık müdafi, yaşı küçük mağdur vekili ve katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin yüzlerine karşı, CMK 286/2 maddesi gereğince KESİN OLMAK ÜZERE oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup gerekçesi ana çizgileriyle anlatıldı. 23/10/2017 (¤¤)