Dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
Başvurunun kabule şayan olduğuna ilişkin ön inceleme sonucu esastan incelemeye geçilerek;
TESPİTLER
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 01/08/2018 tarih ve 2018/33439 Sayılı iddianamesi ile;
"Müşteki ...'ın 09/05/2018 tarihinde 0531 … .. .. numaralı hattan bir erkek şahıs tarafından arandığı, şahsın kendisini polis olarak tanıttığı, müştekiye terör örgütleri ile bağlantılı olabileceklerini söyleyerek müştekiden banka hesap bilgilerini sorduğu, müştekinin polis olduğunu düşündüğü için...BANK da bulunan hesabına ilişkin bilgileri şüpheliye verdiği, müştekinin şüpheliye hesabında 75.00 TL parası olduğunu söylediği, şüphelinin terör örgütlerine finansal destek sağlandığını söyleyerek müştekiden hesaptaki paralarını kendi verecekleri hesap numarasına aktarıp güvence altına almaları gerektiğini söylediği, müştekinin buna inanarak hesabında bulunan paranın 71.500 TL lik kısmını M. G... adına Türkiye ...Bankasında açılmış olan hesaba Çeşme ...BANK şubesinde EFT yaptığı, EFT sonrasında banka görevlilerinin müştekiyi arayarak yaptığı para transferi nedeniyle dolandırılmış olabileceğini söyledikleri, müştekinin de olay nedeniyle şikayetçi olduğu, müştekinin olaydan sonra ikamet adresi olan İzmir'e döndüğü, şüpheli şahısların müşteki ile 13/05/2018 tarihinde tekrar irtibata geçtikleri, bu defa şüphelinin şüphelilerin kendilerini polis memuru ve İzmir Cumhuriyet Başsavcısı M. D. olarak tanıttıkları, İzmir'de bir kuyumcunun soyulduğunu, konu ile ilgili olarak bir kısım şüpheli şahısların yakalandığını, bu şahısların üzerinden müştekiye ait kimlik belgesinin çıktığını, şüpheli şahısların beyanlarında çaldıkları altınları müştekinin ikametine koyduklarını beyan ettiklerini söyleyerek müşteki şahıslardan evlerinde ve bankadaki kasalarında bulunan altın ve dövizleri evlerine gelecek olan görevli polis memuruna teslim etmelerini istedikleri, müştekiye yapılacak kriminal incelemenin ardından döviz ve altınların tekrar müştekiye teslim edileceğini söyledikleri, şüpheli şahısların müştekiyi 14/05/2018 tarihinde tekrar arayarak döviz ve altınların teslimi hususunda müştekiye baskı yaparak tehdit ettikleri, müştekinin daha önce dolandırıldığı için polis ekiplerine durumu anlatarak şikayetçi olduğu, polislerin yönlendirmesi ile müştekinin şüphelilere altınları ve dövizleri teslim edeceğini söylediği, şüpheli şahısların bir polis memurunun gelerek ikametten altınları ve dövizleri alacağını söyledikleri, polis memurlarının müştekiye ait ikametin etrafında gerekli tedbirleri aldıkları ve şüpheli şahsı beklemeye başladıkları, bir şüpheli şahsın müştekinin evine doğru geldiğinin görüldüğü, müştekinin evden çıkarak bina dışında yaklaşık 30 metre mesafede bulunan şüpheli şahsın yanına giderek altın ve dövizlerin bulunduğu poşeti şüpheli şahsa verdiği, poşeti alan şahsın olay yerinden ayrılmak için hareket ettiği anda polis ekiplerince yakalandığı, yapılan tahkikatta söz konusu şahsın A. B. isimli şahıs olduğunun tespit edildiği, şüphelinin alınan ifadesinde, kendisinin sadece verilen talimat gereği müştekinin ikametine gelerek onun verdiği şeyi alıp götürmekle yükümlü olduğunu, poşetin içerisinde ne olduğunu bilmediğini, kendisine bu talimatı veren şahsın köylüsü olan M. Ç. isimli şahıs olduğunu, bu iş sonunda M. Ç..'nin kendisine SGK'ya olan borcunu kapatacağını söylediği için bu işi kabul ettiğini, kendisini ikamete giderken telefonda yönlendiren kişinin ise H. S. isimli şahıs olduğunu, bu işi gerçekleştiren M. Ç. ya da onunla beraber hareket edenlerin eylemlerine iştirak etmediğini, müştekinin EFT yapmış olduğu 71.500 TL den herhangi bir haberinin olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar şüphelinin alınan ifadesinde üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmış ise de, şüphelinin bu savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, bu nedenle şüphelinin beyanlarına itibar edilemeyeceği, nitekim şüphelinin müştekiden altın ve dövizleri almak için geldiği sırada polis ekiplerince suç üstü yakalandığı, şüphelinin altın ve dövizleri almaya geldiği sırada telefonla sürekli birileriyle görüşerek talimat aldığının kolluk kuvvetlerince tutulan tutanakta belirtildiği, şüphelinin bir organizasyon dahilinde müştekinin dolandırılması olayında iştiraki olduğunun açık olduğu, tüm bu anlatılanlar ve dosya kapsamında bulunan deliller ışığında şüphelinin eylemiyle üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği yukarıda belirtilen esasa etkili delillerden anlaşılmış olduğundan" sanığın TCK'nun 158/1-L,53 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı,
İzmir 5.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/10/2018 tarih ve 2018/292 Esas,2018/320 Karar sayılı kararı ile;
" Katılan ....'ın 09/05/2018 tarihinde 0531 … .. .. numaralı telefondan kendisini polis olarak tanıtan kişi tarafından arandığı, kendisinin ve eşinin kimliklerinin kopyalandığını, terör örgütünün eline geçtiğini, çok kapsamlı bir soruşturma yürütüldüğünü, bu operasyonun çok gizli olduğunu, kendilerine yardımcı olmalarının gerektiğini, kendileri gibi 20 kişinin daha kimlik bilgilerinin ele geçtiğini söylediği, kendilerinin inanmak istemediğini ancak telefonla 155'e yönlendirildiğinde kendilerinin ve çocuğunun ayrıntılı bilgilerini bilen işiyle konuştuğu, soruşturma ile ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcısının isminin doğrulanması karşısında söylenenlere inanmak durumunda kaldığı, hesabında bulunan 71,500 TL'yi bildirdikleri hesaba göndermesinin istediği, Çeşme ... Bank da bulunan hesaptan 71,500 TL'yi bildirilen M. G. adına hesaba EFT yaptığı, arayan kişilerin aramaları ve kendilerine yönelik taleplerinin devam ettiği, katılanın polise giderek şikayetçi olduğu, buna ilişkin soruşturmanın başlatıldığı, katılanın polis merkezinde bulunduğu sırada tekrar arandığı, arayanların evde bulunan 69 adet cumhuriyet altının kuyumcu soygunundaki altınla karşılaştırılmasının yapılması için incelenmesi gerektiğini söyledikleri, görevli polislerin katılanları yönlendirmesiyle katılanın 69 adet cumhuriyet altınını temin ettiği, arayanları talebi üzerine 69 adet cumhuriyet altını ile 2 bin doların fotoğrafını çekip whatsaptan gönderdiği, altınların incelenmek üzere Y. parolasını söyleyen bir polis memuru tarafından gelip alınacağının söylendiği, görevli polislerin tedbir aldıkları, olay yerine gelen emniyet görevlisi olduğunu ve parolayı söyleyen sanık A. B.'un görevli polisler tarafından yakalandığı, sanık hakkındaki soruşturma ayrılarak mahkememize kamu davası açıldığı, sanık A. B. mahkememizdeki savunmasında M. Ç. ve H. S. isimli kişilerin kendisini yönlendirmesiyle katılanın yanına gidip poşeti aldığını, poşeti M. Ç.'nin gelip alacağını beyan ettiği, Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 05/10/2018 tarih ve 2018/2107 soruşturma sayılı yazısıyla diğer şüphelilere ilişkin soruşturmanın devam ettiğinin bildirildiği, sanık A.B'un kendisini kamu görevlisi olarak tanıtan kimliği tespit edilemeyen en az iki kişi ile birlikte hareket ederek katılana karşı dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediği iddia, sanık savunması, katılan beyanı, tanık beyanı, 14/05/2018 tarih saat 18:30'da olay yakalama üst arama ve muhafaza altına alma tutanağı ve tüm dosya kapsamında anlaşılmakla,
Sanığın eylemine uyan TCK 37 maddesi delaletiyle TCK 158/1-L maddesi gereğince suçun işleniş özellikleri, sanığın kastın yoğunluğu, suç sebebiyle elde edilen menfaat miktarı dikkate alınarak takdiren teşdiden 8 yıl hapis ve 9,272 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın dolandırıcılığa teşebbüs suçunu kimliği tespit edilemeyen ve sanığın savunmasına göre H. ve M. isimli şahıslarla birlikte gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığa verilen cezanın TCK 158/3 maddesi gereğince 1/2 oranında arttırılarak sanığın 12 yıl hapis ve 13,908 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşıldığından sanığa verilen cezanın TCK 35/1-2 maddesi gereğince sanığın eylemi nedeniyle katılanların zararının doğmamış olması da dikkate alınarak takdiren 1/2 oranında indirilerek sanığın 6 yıl hapis ve 6,954 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri ve sanığa verilen cezanın geleceği üzerinde olası etkileri dikkate alınarak TCK'nun 62.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığa verilen 6,954 Gün adli para cezasının TCK 52 maddesi gereğince günlüğü taktiren 20 TL'den hesap edilerek 139,080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK 52/4 maddesi gereğince sanığa verilen adli para cezasının 24 eşit taksitte ve 1'er ay arayla tahsiline, taksitlerden biri ödenmediği takdirde tamamının tahsiline, sanığa verilen sonuç ceza, sanığın tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak bilhakkın tahliyesine başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse derhal salıverilmesinin temini için C. Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, sanığın müsnet suç nedeniyle gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler ile hükmen tutuklulukta geçireceği sürelerin 5237 Sayılı TCK.nun 63.maddesi gereğince cezasından mahsubuna," şeklinde karar verildiği tespit edilmiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 19/11/2018 tarih ve 2018/6857 Esas 2018/8173 Karar sayılı BOZMA kararının 1. numaralı bendinde;
"Ancak;
1- TCK'nın 158/3. maddesi gereğince arttırım yapılması için, bütün sanıklar hakkında aynı anda kamu davası açılması zorunlu olmasa bile, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlendiğinin kesin olarak belirlenmiş olması gerektiği, somut olayda, sanığın, ... ve ... isimli kişilerin kendisini suç işlemeye yönlendirdiklerini belirttiği ve mahkemece bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, buna karşın, kararın gerekçesinde, sanığın, kendisini başkalarının yönlendirdiğine ilişkin savunmalarına itibar edilmediğinin belirtilerek kararda çelişkiye neden olduğu dikkate alınarak, adı geçen kişilerle ilgili soruşturma veya kovuşturmanın akıbetinin araştırılması, adı geçen kişilerin tespit edilmiş olması halinde, dosyanın soruşturma aşamasında olması durumunda, ilgili dosyanın getirtilerek incelenmesi, onaylı suretinin dosyaya konulması, bu kişiler hakkında bir kamu davası açılmış olması halinde de, ilgili dosyanın bu dosya ile birleştirilip delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sanığın suçu kaç kişi ile birlikte ve ne şekilde işlediği, katılan ve katılanın eşini arayan kişiler ile katılanın yanına gelen sanığın farklı üç ayrı kişi olduğunun ne şekilde ortaya çıkarıldığının kesin olarak belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması..." şeklindeki bozma kararı,
İddianame yer verilen ve;
"Katılan ...'ın 09/05/2018 tarihinde 0531 ... numaralı telefondan kendisini polis olarak tanıtan kişi tarafından arandığı, kendisinin ve eşinin kimliklerinin kopyalandığını, terör örgütünün eline geçtiğini, çok kapsamlı bir soruşturma yürütüldüğünü, bu operasyonun çok gizli olduğunu, kendilerine yardımcı olmalarının gerektiğini, kendileri gibi 20 kişinin daha kimlik bilgilerinin ele geçtiğini söylediği, kendilerinin inanmak istemediğini ancak telefonla 155'e yönlendirildiğinde kendilerinin ve çocuğunun ayrıntılı bilgilerini bilen işiyle konuştuğu, soruşturma ile ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcısının isminin doğrulanması karşısında söylenenlere inanmak durumunda kaldığı, hesabında bulunan 71,500 TL'yi bildirdikleri hesaba göndermesinin istediği, Çeşme ... Bank da bulunan hesaptan 71,500 TL'yi bildirilen M. G... adına hesaba EFT yapma" şeklinde gerçekleşen tamamlanmış eylem nedeniyle Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığının 18/07/2018 tarihli TEFRİK kararı ile 2018/2251 Sayılı soruşturma üzerinden soruşturmanın devam ettiği,
Sanık A. B.. Savunmasında:
"M. Ç.. isimli Şanlıurfa'dan tanıdığım bir şahıs beni telefonla aradı. İzmir de bir yerden alacağı olduğunu söyledi. Alacaklı olduğu miktarı söylemedi. Sadece parayı alıp kendisine teslim etmemi söyledi. Ben parayı aldıktan sonra şahıs kendisi gelip parayı benden alacaktı. O gün için işi olduğunu söylemişti. M. Ç. isimli şahsın bildirmiş olduğu adrese gittim. Müşteki poşet içerisinde bana para verdi. Ne kadar para verdiğini bilmiyorum. Bu parayı M. Ç. gelip alacaktı. Ben daha önceki zamanlarda müştekiden herhangi bir para almadım. M. Ç.nin söylemesi üzerine ilk defa müştekiden para aldım" şeklinde beyanda bulunduğu,
Katılan ... beyanında:
"Eşimle birlikte evde bulunduğum sırada kendisini terör ve bilişim suçları ile ilgili polis biriminden başkomiser olduğunu söyleyen bir şahıs ev telefonumuzu aradı. Benim ve eşimin kimliklerinin kopyalandığını, terör örgütünün eline geçtiğini, çok kapsamlı bir soruşturma yürütüldüğünü, bu operasyonun çok gizli olduğunu, bizim yardımcı olmamız gerektiğini, bizim gibi 20 kişinin daha kimlik bilgilerinin ele geçtiğini söyledi, biz inanmak istemedik ancak telefonla 155’e yönlendirildiğimiz de bizim ve çocuğumuzun ayrıntılı bilgilerini bilen şahısla konuştuk. Ayrıca soruşturma ile ilgili İzmir CBS'nin isminin doğrulandığı kişinin bize beyanı karşısında söylenenlere inanmak durumunda kaldık. Kendileri ile gelip görüşmek istediğimizde bizi azarlıyordu ve tehdit ediyorlardı. Öncelikle hesabımızda bulunan 71,500 TL yi bildirdikleri hesaba göndermemizi istediler. Çeşme’deki bankada bulunan hesapta 71,500 TL yi bildirilen hesaba EFT yaptık. Ancak banka görevlileri miktar yüksek olduğu için bankaya gidip onay yapmamız gerektiğini söylediler. Eşim ile birlikte bankaya giderek onay verdik. Bu süre içerisinde sürekli telefonla görüşüyorduk. Şahısların bizi aramaları ve bize yönelik talepleri devam ediyordu. En son biz polise başvurduk. Emniyet görevlileri bankadan EFT yaptığımız miktarla ilgili şikayetçi olup olmadığımızı sordu. Biz şikayetçi olduğumuzu söyledik. Aynı zamanda şahısların yakalanmasını istiyor musunuz diye sorunca, biz de yakalanmasını istiyoruz dedik. Polis merkezinde bulunduğumuz sırada şahıslar bizi tekrar aradı. Evde bulunan 69 adet cumhuriyet altının kuyumcu soygunundaki altınla karşılaştırılmasının yapılması için incelenmesi gerektiğini söylediler. Polisin yönlendirmesiyle 69 adet cumhuriyet altını temin ettik. Ayrıca 2 bin dolar talep ediyorlardı. 69 adet cumhuriyet altını ile 2 bin doların fotoğrafını çekip whatsaptan göndermemizi istediler. İstediklerini yaptık. Altınların incelenmek üzere bir polis memuru tarafından gelip alınacağı söylendi. Gelen polis memurunun Y. parolasını söylemesi üzerine altın ve 2 bin doları verecektik. Polisin yönlendirmesiyle altın yerine bozuk para, para yerine peçete koyarak poşet yaptık. Emniyet görevlisi olduğu söylenen sanık geldi. Y. şeklindeki parolayı söyledi. Ben elimde bulunan altın yerine bozuk para, ABD doları yerine peçetelerin bulunduğu poşeti kendisine teslim ettim. Sanık bu sırada gerçek polisler tarafından yakalandı. Sanığa para ya da zilyet eşyası teslim etmedim. Ancak telefonla arayan şahsın bildirmesi üzerine M. G. isimli şahsın hesabına 71,500 TL para gönderdik. Bununla ilgili soruşturma halen Çeşmede devam etmektedir. Sanıktan şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum" şeklinde,
Katılanın eşi olan tanık U.G. beyanında:
"Bu olayla ilgili olarak daha önceden emniyette ifade vermiştim. İfadelerim doğrudur. Eşim olan müşteki ile birlikte evde bulunduğumuz sırada telefonla arayan kişiler kendilerini emniyette görevli gizli soruşturma yapan baş komiser ve emniyette görevli kişiler olduğunu söylediler. Ayrıca İzmir CBS olduğunu söyleyen kişi ile de görüşme yapıyorduk. Kendisini A. Y. olarak tanıtan ve baş komiser olarak tanıtan kişi söylediklerinin doğru olduğunu ve devlet görevlisi olduğunu kanıtlamak için farklı yerleri aratıyordu. Onun söyledikleri doğru çıkıyordu. Sabit numaradan yıldız yapıp 155’i aradığımızda görüştüğümüz kişiler arayan kişinin söylediklerini doğruluyordu. Ayrıca bizim aile bilgilerimizi ve çocuklarımızla ilgili bilgilere ulaşmışlardı. Çocuklarımız ile ilgili bilgileri verince onların dediklerini yapmak durumunda kaldık. Çeşmedeki banka hesabımızdan 71,500 TL EFT yaptık. Bankada görevli kişiler dolandırılmış olabileceğimi söylemeleri üzerine polis merkezine giderek şikayetçi olduk. Ancak İzmir’deki emniyet görevlileri olayın olduğu Çeşme polis merkezine gitmemiz gerektiğini söylediler. Çeşmeye giderek şikayetçi olduk. İzmir'e geldiğimizde aynı şahıslar yeniden arayarak kuyumcu soygunu olduğunu, elimizdeki altınları teslim etmemiz gerektiğini söylediler. Biz polise başvurduk. Polisin yönlendirmesiyle şahıslarla görüşmeye devam ettik. Onların dediklerini yaptık. Sonuçta sanığın yakalanması konusunda polis tedbir aldı. Ve yakaladı. İlk olayda telefon görüşmesi yapan kişilerle sonradan altın ve döviz isteyen kişi aynı kişiydi. Sonradan öğrendiğime göre EFT yaptığımız 71,500 TL para M. G. isimli şahıs tarafından çekilmiştir." şeklinde beyanda bulunduğu tespit edilmiştir.
KABUL;
İddianamede belirtildiği üzere, katılana yönelik 09/05/2018 tarihinde kamu görevlisi olarak kendisini tanıtan kişi veya kişilerin katılanı bankaya yönlendirerek katılanın hesabında bulunan 71.500-TL parayı M. G. isimli kişinin hesabına yatırılmasının sağlandığı, bu eylemin tamamlanmasından sonra aynı kişi veya kişilerin ilk olaydan 4 gün sonra evde bulunan 69 adet cumhuriyet altının kuyumcu soygunundaki altınla karşılaştırılmasının yapılması için incelenmesi gerektiğini söyledikleri, görevli polislerin katılanları yönlendirmesiyle katılanın 69 adet cumhuriyet altınını temin ettiği, arayanları talebi üzerine 69 adet cumhuriyet altını ile 2 bin doların fotoğrafını çekip whatsaptan gönderdiği, altınların incelenmek üzere Y. parolasını söyleyen bir polis memuru tarafından gelip alınacağının söylendiği, görevli polislerin tedbir aldıkları, olay yerine gelen emniyet görevlisi olduğunu ve parolayı söyleyen sanık A. B.'un görevli polisler tarafından yakalanması şeklinde meydana gelen olay nedeniyle,
Sanığın savunmalarında M. Ç. ve H. S. isimli kişilerin kendisini yönlendirmesiyle katılanın yanına gidip poşeti aldığını, poşeti M. Ç.'nin gelip alacağını beyan etmesi ve 71.500-TL paranın M. G.'in hesabına yatırılması ve paranın hesaptan çekilmesi nedeniyle Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 05/10/2018 tarih ve 2018/2107 soruşturma sayılı yazısıyla diğer şüphelilere ilişkin soruşturmanın devam ettiğinin bildirilmesi karşısında,
SONUÇ: Devam eden soruşturma nedeniyle 3 veya daha fazla kişi tarafından müsnet suçların işlenip işlenmediği hususunda devam eden Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığınca dava açılmış ise her iki dosyanın birleştirilmesi veya dava açılmamış ise dava dosyası getirtilerek incelenip sanığın kim veya kimler ile birlikte müsnet suçları işlediğinin tespiti gerekmesine rağmen, yargılamaya devam edilerek mahkumiyet kararı verilmiş olması CMK'nın 289/1-e maddesince kararın hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, CMK.nın 280/1-d maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 08.04.2019 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)