(5237 S. K. m. 37, 50, 52, 53, 58, 62, 158, 204) (5271 S. K. m. 33, 34, 35, 223, 226, 227, 229, 231, 232, 280, 286)
Yerel mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dairemizce yapılan yargılama sonucunda:
Dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
İDDİA:
Karşıyaka C. Başsavcılığı 20/11/2015 tarih 2015/6273 E sayılı iddianamesi ile sanıklar S. Y., Ö. T., M. P. K., F. K. ve D. T.'ın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından eylemlerine uyan TCK 158/1-d, 204/1, 37/1, 53, 58 maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarını talep ve iddia etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ SORGU, SAVUNMA VE BEYANLAR:
Sanık S. Y. savunmasında özetle; sanıklardan Ö. T. ve D. T.'ı tanıdığını, diğer sanıkları tanımadığını, ancak sanıklardan M. P. K.'yu Alaşehir'de tanınmış bir esnaf olması sebebiyle uzaktan bir iki defa görmüşlüğü olduğunu, Ö.'ın M. P. K. ile bir ticari alışveriş yaptığını, bu alışverişten dolayı da M.P.’tan da birden fazla çek aldığını, o dönemde Ö.'ın kendisini aradığını, temiz bir araç bulabilirsen ben bir araç almak istiyorum dediğini, elimde bir çek var, bir kısmını bu çekle bir kısmını da nakit olarak ödemek istiyorum dediğini, hatta çeki bana faksla örneğini gönderdiğini, bu çekin 28.500 TL lik suça konu edilen çek olduğunu, çek örneği eline ulaştıktan sonra bunu bankalara sorduğunu, çekin sağlam olduğu ve karşılığı olduğunu öğrendiğini, internetten bir araştırma yaptığını, internette belirtilen telefon numarasını aradığını, aracın 2011 model Ford Focus marka araç olduğunu, 35.000 ya da 37.000 TL ye anlaştıklarını, müştekiye araç bedelini bir kısmının nakit bir kısmının da nakit olarak verileceğinin, çeki kendisinin de araştırmasını söylediğini, onun da araştırdığını, sonra tamam gelin dediğini, Karşıyaka 3 Notere Ö. ve D. ile birlikte gittiklerini, orada müdahile 28.500 TL bedelli çeki verdiklerini, Ö.'ın kalan kısmı da nakit olarak verdiğini, aracın satışının da Ö.'ın eşi D.'nun üzerine olduğunu, çekte herhangi bir ismi veya cirosunun olmadığını, olayla ilgisinin bundan ibaret olduğunu, bu araç pazarlığını müşteki ile yaptığında ve çeki verdiğinde çek sahibi firmanın iflas ettiğini, batık olduğunu bilmediğini, zira M. P. K.'nun Alaşehir’de çok büyük bir esnaf olduğunu, ancak daha sonrasında bu araç satışı yapıldıktan yaklaşık iki ay sonra M. P. K. isimli şahsın firmasının iflas ettiği, borca batık olduğunu etraftan konuşulanlardan duyduğunu, ancak öncesinde bilmediğini beraatini istediğini ifade etmiştir.
Sanık Ö. T. savunmasında özetle: çekin M. P. K.'ya ait olduğunu ve kendisine verdiği borca karşılık bu çeki kendisine verdiğini, eşinin altınlarını ona borç olarak verdiğini, daha sonra da bu çeki araba alış verişinde kullandığını, hatta eşi D.'ya araba aldığını ve araba alış verişinde kullandığını, M. P. K.'nun işlerinin kötü olduğundan haberi olmadığını, suç işleme kastı olmadığını, bu çeki M. P. K.'dan aldığını, kendisine elden hanımının altınlarını borç verip aldığını, bu çekin S. Y. ile bir bağlantısı olmadığını, bu çeki S. Y.'den almadığını, beraatini istediğini, hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebi de olduğunu ifade etmiştir.
Sanık M. P. K. savunmasında özetle; sanıklardan F. K.'nun babası olduğunu, Ö. T.'ı ise daha önce ticari ilişkisi olduğu için tanıdığını, diğer sanıkları tanımadığını, Ö. T.'ın sahibi olduğu M.K.Gıda Ltd.Şti'ne alkollü ve alkolsüz içecek sağladığını, kendisinden satın aldıkları içecekleri piyasaya sattıklarını, bu nedenle aralarında ticari ilişki olduğunu, M. K. Gıda Ltd.Şti babam F. K. şirket müdürü, kendisinin de şube müdürü olarak görev yaptığını, ancak zaman içerisinde şirketin durumunun kötüye gitmeye başladığını, 2014 Mart ayı içerisinde iflas erteleme kararı aldıklarını, iddianamede sözü edilen çeki Ö. T.'a kendisinden satın almış olduğu içecekler karşılığında verdiklerini, verdikleri tarihte çekin karşılıksız kalabileceğini bilmediklerini, o zaman halen ödemeleri yaptıklarını, çekin vadesini ve meblağını hatırlamadığını, zira Ö.'a birçok çek verdiklerini, zaten müşteki çeki aldıktan sonra ilgili bankadan teyit ettirilerek teslim aldığını ve aracını ondan sonra devrettiğini, Ö. T. ile müşteki arasındaki ilişkinin hukuki bir alacak ilişkisi olduğunu düşündüğünü, kendisinin ve babasının resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu işleme kastı olmadığını suçlamaları kabul etmediğini ifade etmiştir.
Sanık F. K. Savunmasında özetle; suçlamayı kabul etmediğini, çek ile ilgili herhangi bir ilgi ve alakası bulunmadığını, şirkete ait resmi ve değerli belgelerde imza yetkisinin kendisine ve oğlu M. P. K.'ya ait olduğunu, muhtemelen oğlunun borcu nedeniyle çeki imzalayıp vermiş olabileceğini ifade etmiştir.
Sanık D. T. savunmasında özetle; suçlamayı kesinlikle kabul etmediğini, bu işlerle hiçbir ilgi ve alakası olmadığını, sanık Ö.'ın eşi olduğunu, 2 yıldır evli olduklarını, işleri gereği Buca'da oturduğunu, eşinin galericilik yaptığını, bazen kendisinin üstüne de araba aldığının olduğunu, bu araba alışverişinden çekten bir haberi olmadığını, S. Y.'ü tanımadığını, M. P. K. ve F. K.'yu da tanımadığını, İ. A.'yı da tanımadığını, beraatini istediğini, hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebi de olduğunu ifade etmiştir.
Müdahil İ. A. beyanında özetle; Ford Focus marka otomobilini S. Y. isimli kişiye sattığını, buna satarken yanında D. T. isimli bayan olduğunu, D. T.'ın kimliğini getirdiğini kimliğini gördüğünü, o kimliğe göre vekalet verdiğini, S. Y.'ün ismini S. olarak tanıttığını, hatta bu aracı D. T.'ın babasına alıyoruz diye de bir ifade kullandıklarını beyan etmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ SORGU, SAVUNMA VE BEYANLAR:
SANIK Ö. T.'IN DAİREMİZCE ALINAN 05/10/2017 TARİHLİ SAVUNMASINDA: "Sanıklardan D. eşim olur. M. P. K. ile Alaşehir’de otel işletmeciliği yaptığım sırada tanışmıştık. Kendisi Tuborg bayisiydi. Ondan alışveriş yapardık. M. P. K. işlerim bozuldu maddi sıkıntım var diyerek borç isteyince o sırada yeni evlendiğimizden eşimde bulunan düğün takılarını altınların gramını hesaplayarak verdik. Karşılığında hatırladığım kadarıyla 3 ay civarında vadesi bulunan çek verdi. Biz de o sırada eşime araba alacağımız için arkadaşım S. in yardımı ile müşteki ile görüşüp arabasını satın alıp kendisine bu çeki verdik. 8500 TL de peşinat vermiştik. Biz önce çeki kendilerine bırakmıştık. Onlarda sorgulatmıştı. Alışveriş bu şekilde oldu. Sonrasında ise eşim araba düz vites olduğu için arabayı kullanamadı ben de ona kızdım ve arabayı bir galericiye sattım. Suçsuzum dedi. " demiştir.
SANIK D. T.'IN DAİREMİZCE ALINAN 09/03/2017 TARİHLİ SAVUNMASINDA: "Önceki savunmalarımı aynen tekrarlarım. Suçsuzum. Araç düz vitesti. Ben otomatik vites kullanıyordum. Bunu belki kullanırım diye almış isem de alışamadım sattım. Kısa süre sonra sattığımız doğrudur. Arabayı eşim sattığı için neden daha fazla beklemedi bilmiyorum. Aracı eşim sattığı için kime ne kadara sattı bilmiyorum. Ben parayı da almadım." demiştir.
SANIK M. P. K. TALİMATLA ALINAN 27/09/2017 TARİHLİ SAVUNMASINDA: "Önceki savunma ve beyanlarımı aynen tekrar ediyorum. Atılı suçlamaları kabul etmiyorum. F. K. babam olur. Ö. T.' ı daha önce ticari ilişkimiz olduğu için tanırım. S. Y., D. T.'ı tanımam. Ö. T.'dan alkollü ve alkolsüz içecek temin ederdim. Söz konusu M. K. Gıda, İnşaat. Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aile şirketiydi. Ö. T.'a içecek temini için çek vermiştim. Bu çeki sonra Ö. başka bir yerde kullanmış. Bu arada bizim işler sıkıntıya girdiği için çek ödenmemiş. Ö.'dan pek çek almazdım. Ancak ben aldığım mal karşılığı Ö.'a çek verirdim. Babam bu işlerle uğraşmazdı. Babam hiç Alaşehir' de bulunmadı. Benim şirkette imza yetkimde vardır." demiş, sanık müdafiinin talebi üzerine sorulduğunda; "Biz çeki verdiğimizi sırada çeki ödeme gücümüz vardı. Zaten onlarda bankadan sormuşlar. Şirket de henüz iflas durumuna gelmemişti. İşlerimizi toparlamaya çalışıyorduk. O dönemde bir çok çekimizde ödenmiştir. Ö.'a verdiğimiz diğer çekler de ödendi. O döneme kadar başkalarına verdiğimiz tüm çekler ödendi. İflastan sonra da kalan çekleri ödemeye devam ettik. Hakkımda mahkumiyet kararı verilmesi halinde verilen hapis cezasını takdir edilen süresini kamuya yararlı bir işte çalışarak geçirmek isterim." demiş, sanık hakkında TCK' nun 158/1-f-son maddesinin uygulanması ihtimaline CMK'nun 226. Maddesi gereğince ek savunma hakkı verildiğinde;" Mahkemenizdeki savunmalarımı aynen tekrar ediyorum. Ek savunmam bundan ibarettir dedi.
SANIK F. K. TALİMATLA ALINAN 27/09/2017 TARİHLİ SAVUNMASINDA: "Atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Oğlum ticari ilişkimiz nedeniyle çek alıp verirdi. Benim çekle ilgili bir alakam yoktur. Oğlumun imza yetkisi de vardır. Oğlum söz konusu çeki borcu nedeniyle vermiştir. Ö. tanırım. Diğer sanıkları tanımam. O dönemde şirketin tüm çekleri ödendi. Ö.'a verilen çekte sıkıntı çıktı. Başka çeklerde çıkmadı. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isterim." demiş, sanığa yargılama sonunda hakkında mahkumiyet kararı verilip hapis cezası takdir edilmesi hâlinde, TCK'nun 50/1-f maddesi gereğince, mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalışma seçenek yaptırımına çevrilmesini isteyip istemediği sorulduğunda; "Hakkımda mahkumiyet kararı verilmesi halinde verilen hapis cezasını takdir edilen süresini kamuya yararlı bir işte çalışarak geçirmek isterim." demiş, sanık hakkında TCK'nun 158/1-f-son cümle maddesinin uygulanması ihtimaline CMK'nun 226. Maddesi gereğince ek savunma hakkı verildiğinde; "Mahkemenizdeki savunmalarımı aynen tekrar ediyorum. Ek savunmam bundan ibarettir." demiştir.
SANIKLAR MÜDAFİİ SAVUNMASINDA: "Müvekkil F. K.'nun söz konusu çekle hiç bir ilgi ve alakası yoktur. Çekte imzası bulunmadığı gibi alışveriş sırasında da müvekkil yoktur. Diğer müvekkil M. P. K. ise şirketin şube müdür olması nedeniyle ticari ilişki sırasında Ö. T.'a olan borçları nedeniyle birçok çek vermiş, bu çeklerin tamamına yakın kısmı ödenmiş, suça konu çeki verdiği dönemde şirketin ödeme gücü bulunmaktadır. Hatta katılanlar suça konu çeki bankaya sordurduktan sonra almışlardır. Çekin düzenlendiği tarihte müvekkilin ve şirketin çeki ödeme gücü bulunmaktadır. Hatta çalışmış oldukları banka hesap dökümleri incelendiği çekin verildiği tarihte ve daha sonrası tarihlerde bir çok çekin ödendiği görülecektir. Dolayısıyla taraflar arasındaki ilişki ve suça konu ilişki hukuki ihtilaf mahiyetinde olup, müvekkilin suç kastı bulunmaması nedeniyle müvekkillerin beraatlerine karar verilmesini talep ediyoruz." demiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"1-Sanık F. K. hakkında her ne kadar resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davası açılmış ise de; Karşıyaka 2. Ağır Ceza mahkemesinin 18/10/2016 tarih ve 2015/470 E, 2016/364 K sayılı kararı ile sanık hakkında beraat hükmü kurulduğu, yapılan yargılamaya, elde edilen delillere ve dosya içeriğine göre sanığa atılı suçları işlediğine ilişkin yeterli delil bulunmadığından istinaf isteminin reddine,
2-a) Sanıklar Ö. T. , M. P. K., S. Y. ve D. T. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmış ise de: Karşıyaka 2. Ağır Ceza mahkemesinin 18/10/2016 tarih ve 2015/470 E, 2016/364 K sayılı kararı ile sanıklar hakkında beraat hükmü kurulduğu, yapılan yargılamaya, elde edilen delillere ve dosya içeriğine göre sanıklara atılı suçun unsurları oluşmadığından istinaf isteminin reddine,
B) Sanıklar Ö. T. , M. P. K., S. Y. ve D. T. haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucu Karşıyaka 2. Ağır Ceza mahkemesinin 18/10/2016 tarih ve 2015/470 E, 2016/364 K sayılı kararı ile beraat hükmü kurulduğu anlaşılmış ise de; yapılan yargılamaya, elde edilen delillere ve dosya içeriğine göre sanıklara atılı suçun unsurlarının oluştuğu anlaşıldığından Karşıyaka 2. Ağır Ceza mahkemesinin 18/10/2016 tarih ve 2015/470 E, 2016/364 K sayılı kararının dairenizce kaldırılarak sanıkların TCK 158/1-f-son ve 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılmalarına, sanık Ö. T. ve S. Y. haklarında ayrıca TCK nın 58/6 maddesinin uygulanmasına karar verilmesi talep ve mütalaa olunur." demiştir.
DELİLLER:
-Sanıkların savunmaları,
-Nüfus ve adli sicil kayıtları,
-Katılan beyanı
-Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İncelenen dosya içeriğine göre;
Müştekinin 35 KC 28.. plakalı 2011 model Ford Focus marka aracını satış için internete ilan verdiği, adının S. olduğunu söyleyen bir kişinin 0507 188 95 33 numaralı telefondan kendisini arayarak müşteri olduğu ve alım satım konusunda anlaştıkları, telefonda S. adlı kişinin çek verebileceğini söylediği, daha sonra 07/03/2014 günü S. adlı kişi ile D. T. adlı kişinin müşteki ile buluştuğu, birlikte Karşıyaka 3. Noterliğine giderek D. T.'a satış konusunda vekaletname verdiği ve müştekinin karşılığında 28.500 TL bedelli 21/04/2014 vadeli M. P. K. Gıda İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.'ye ait çeki aldığı, daha sonra çek sahibi şirketin iflas aşamasında olduğunu öğrenen müştekinin çeki tahsil edemediği, yapılan araştırmada D. T. ın 10/03/2014 günü arabayı Ş. K. isimli şahsa sattığı, 20/03/2014 günü Ş.’in de Y.K.’a sattığı ve bu şahsın da 08/01/2015 günü A. G. isimli şahsa sattığının belirlendiği, kendisini S. olarak tanıtan kişinin S. Y. olduğunun anlaşıldığı, bu şekilde sanıklardan karı koca olan Ö. T. ve D. T. ın sanık Ö. ın arkadaşı olan diğer sanık S. Y. ile birlikte hareket ederek müşteki ile irtibata girdikleri, yine bu sanıklar ile birlikte hareket eden şirket yetkilileri diğer sanıklar M. P. K. ve F. K.'nun şirket iflas halinde olmasına rağmen ödenmeyeceğini bildikleri ve borçlar için tedbir kararı aldıklarından dolayı tahsil edilemeyecek durumdaki suça konu çeki diğer sanıklar vasıtası ile müştekiye vererek ve kısa süre içerisinde aracı ellerinden çıkararak haksız kazanç elde ettikleri iddiası ile tüm sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda suça konu çekin orjinal olduğu, eylemin hukuki ihtilaf boyutunda olduğu gerekçe gösterilerek sanıkların beraatine karar verildiği, bu karara karşı katılan İbrahim vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu ve dairemizce yapılan ön inceleme sonucunda sanıkların suç kastı ile hareket edip etmediğinin değerlendirilmesi bakımından davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Gerek Karşıyaka 2 Ağır Ceza Mahkemesinin yargılaması ve duruşma zabıtları ve gerekse dairemizce yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Müşteki İ. A.'nın sahibi olduğu aracı satmak üzere internete ilan verdiği, kendisini arayan ve müşteri olan kişiler ile buluştuğu, görüştüğü kişiler ile aracın 28.500 TL'ye satılması konusunda anlaşmaya vardıkları, sanık D. T.’a müştekinin Karşıyaka 3. Noterliğince düzenlenmiş, 07/03/2014 tarih ve 27136 yevmiye nolu aracın devrine yönelik vekaletname verdiği, karşılığında M. Kuzu Gıda İnş. Tur. Tic. San. Tic. Ltd. Şti'nin Yapı kredi bankası Ödemiş şubesine ait 7227530 nolu 21/04/2014 tarih ve 28.500 TL meblağlı çeki aldığı, çekin karşılıksız çıkması üzerine müştekinin şirket ve M. P. K. adına İzmir 20 İcra Müdürlüğünün 2014/14112 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine giriştiği, bunun üzerine borçlu şirket vekilinin İzmir 5. İcra Hukuk Mahkemesine başvurarak müvekkili şirket hakkında Kiraz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/45 esas sayılı dosyasına iflasın ertelenmesi davası açıldığından ve 12/03/2014 tarihli ara karar ile davacı şirket hakkında yapılan ve yapılacak olan icra takipleri ile ihtiyati Haciz dahil tüm takip işlemlerinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmesini belirterek takibin iptali talebinde bulunduğu ve 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 27/11/2014 tarih 2014/811 esas 2014/653 karar sayılı ilam ile takibin durdurulmasına karar verildiği konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Sanık Ö. T. 28/01/2015 tarihli emniyet ifadesinde; telefon ile müştekiyi arayanın ve pazarlık yapanın kendisi olduğunu, ertesi gün eşi D. ve arkadaşı S. ile birlikte müşteki ile buluştuklarını, satış bedelinin 9.000 TL'sini verdikten sonra noterde suça konu çeki müştekiye verip karşılığında satış için vekalet aldıklarını belirtmiştir.
Sanık D. T. 28/01/2015 tarihli emniyet ifadesinde: Müştekiye ait aracı internetten eşi Ö.'ın bulduğunu ve kendisini kullanması için satın aldığını, ancak araç manuel olduğu için kullanamadığı ve bir hafta içinde sattıklarını belirtmiştir.
Alaşehir 1 Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan Ş. K. savunmasında; Sanık Ö.'ı tanımadığını, aracı D. T.’dan 35.000 TL karşılığında aldığını belirtmiştir. Bu dosyada tanık olarak dinlenen Ö. T. ifadesinde; araç karşılığında 8.000 TL para ve suça konu çeki verdiğini ve bu aracı 31.000 TL'ye sanık Ş.’in patronu H.'e sattığını, ancak sanıktan ve H.'den para almadıklarını, aracı H. K.'ye karşı olan borcuna mahsup ettiklerini belirtirken, D. T. tanık olarak ifadesinde; Bu aracı 8.000-9.000 TL peşinat ile ve kalanı çek ile vermek üzere aldıklarını ve H. K.'ye sattıklarını, kendisinin karşılığında para almadığını belirtmiş, bu husus sanık Ş. K.'a tekrar sorulduğunda; Sanık Şerif; Duyfu T.'a 35.000 TL ödeme yaptığını tekrar etmiştir.
Sanık Ö. T. savcılık ifadesinde; Müştekiyi tanımadığını, arkadaşı sanık S.'in hem kendilerini hem müştekiyi tanıdığı için aracı olduğunu, çeki M. P. K.'dan aldıktan 20-25 gün sonra iflas ettiğini öğrendiğini belirtmiştir.
Sanık M. P. K. 09/10/2015 tarihli emniyet ifadesinde; Müştekiyi tanımadığını, suça konu çeki Ö.'a kendisinin verdiğini, o sırada mali kriz içerisinde olmadığını belirtirken çeki ne amaçla Ö.'a verdiğini açıklamamıştır.
Sanık Ö. T. duruşmadaki savunmasında; Sanık M. P. K.'nun kendisinden borç istediğini ve eşinin düğünün takılarını verdiğini, karşılığında 28.500 TL lik çek aldığını ve bu çek ile eşi olan sanık D.'ya araba aldığını, sonradan çekin karşılıksız çıktığını belirtmiştir.
Sanık M. P. K. duruşmadaki savunmasında; Ö. T. ile aralarında bir ticari ilişki olduğunu, suça konu çeki sanık Ö. ın iş yerine satmak üzere temin ettiği alkollü ve alkolsüz içecekler karşılığında verdiğini, o gün ödeme zorluğu çekmediklerini, daha sonra şirket durumu kötüye gidince 2014 mart ayı içerisinde iflas erteleme kararı aldıklarını belirtmiştir.
Sanık D. T. duruşmadaki savunmasında; S. Y.'ü ve diğer sanıkları tanımadığını ifade etmiştir.
Sanık S. Y. duruşmadaki savunmasında; arkadaş olan Ö.'ın M. P. K. ile arkadaş olduklarını ve ondan birden fazla çek aldığını öğrendiği, Ö.'ın kendisini arayarak bana temiz bir araç bulursan satın almak istiyorum. Elimde çek var. Bir kısmını nakit, kalanının çek ile ödeyeceğim dediğini, çeki bankalardan sorup karşılığının olduğunu öğrenince internetten araştırma yaptığını, müşteki ile telefonda görüştüğünü, 35.000 ya da 37.000 TL'ye anlaştıklarını, Ö. ve D. ile birlikte müşteki ile Karşıyaka 3. Noterliğinde buluşup suça konu çeki vererek araç ile birlikte vekalet aldıkları, çek sahibinin iflas ettiğini o sırada bilmediğini savunmuştur.
Sanık F. K. ise tüm aşamalarda çekle ve bu alışveriş ile bir ilgisinin olmadığını, oğlu M.’in borcu sebebi ile vermiş olabileceğini ifade etmiştir.
Alaşehir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 19/02/2015 tarihli yazısından anlaşılacağı üzere suça konu çek sahibi olan şirketin yetkilisinin M. P. K. olduğu belirlenmiştir.
Savunmalardan ortak olan husus diğer sanıkların ve müştekinin beyanlarında sanık F. K. yu tanımadıkları, F. K.'nun çekin verilmesi ve aracın alınması aşamalarında, ne diğer sanıklar ile ne de müşteki ile herhangi bir görüşmesinin olmadığı hususudur. Ticaret Sicil Müdürlüğünden alınan yazıya göre zaten şirketin ortaklarından olan sanık M. P. K.'nun şirketin yetkilisi olduğu belirlenmiş ve tüm dosya kapsamına göre sanıklardan F. K.'nun suça konu eyleme iştirakı sübut bulmadığından dolandırıcılık suçu yönünden Karşıyaka 2 Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu beraat kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirlenmiş ve bu sanığın dolandırıcılık suçu yönünden almış olduğu beraat kararına yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Suça konu çek M.K. Gıda İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ne ait orjinal bir çektir. Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısına göre şirket yetkilisi olan sanık M. P. K. tarafından imzalanmıştır. Çekin üzerinde herhangi bir tahrifat da söz konusu değildir. Dolayısı ile orjinal olan ve yetkili kişinin imzasını içeren çekte herhangi bir sahtecilik söz konusu değildir. Bu sebepler ile tüm sanıklar hakkında sahtecilik suçundan açılan kamu davasında Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu beraat kararının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle katılan vekilinin bu suça yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Diğer sanıklar yönünden suça konu çek ile yapılan alışverişin bir dolandırıcılık olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından bu sanıkların nasıl bir araya geldikleri, ne gibi ticari ilişkileri olduğu, çek sahte olmasa da tahsil kabiliyeti bulunup bulunmadığı, eğer müşteki bu çeki tahsil edememişse sanıkların planlı ve kasıtlı hareketlerinin bu sonucu doğurup doğurmadığı ve sanıkların haksız menfaat temin etmedikleri hususları tartışılmalıdır.
Öncelikle müşteki ile telefonda gerçekleşen ilk görüşme ve pazarlığın yapılması hususunu kim gerçekleştirdiği konusu sanıkların çelişkili ifadelerini doğurmuştur. Sanıklar D. ve Ö. ifadelerinde telefon görüşmesini sanık Ö. ın yaptığı, müşteki ile pazarlığı yapan kişinin Ö. olduğunu belirtmelerine rağmen sanık S. savunmasında bu hususu doğrulamamış ve Ö.'ın kendisine araç bulmasını istediğini, internetten yaptığı araştırmada bu araç ilanını görüp müştekiyi aradığını ve pazarlığı kendisinin yaptığını ikrar etmiştir. Nitekim müşteki de D. ile birlikte notere kendisini S. olarak tanıtan kişinin geldiğini ve sonrasında bu kişiyi bir daha görmediğini belirterek sanık S.'e işaret etmiştir. Burada dikkat çeken en önemli husus sanık S.'in kendisini S. adı ile tanıtmasıdır. Hazırlıkta uzun süre kendisine ulaşılamayan hatta yargılama aşamasında da aranılan sanık S.'in yanlış isim vererek kendisini gizlemeye çalıştığı ve bu husus ortaya çıktığında muhtemelen "Ben S. dedim. O S. zannetmiş olabilir" savunmasını getirebilmek için ismine benzer bir sahte isim kullandığı şüphesine düşülmüştür. Ancak burada şüphenin ötesinde kesin olan husus sanık S.'in kimliğini gizlemeye çalıştığı gibi sanıklar D. ve Ö.'ın bu aşamada sanık S.'i saklamaya çalıştıkları ve bu konuda yalan söyledikleri hususudur. Sanık S.'in sabıka kaydındaki dolandırıcılık suçlarına ilişkin birden fazla mahkumiyet incelendiğinde S.'i olaydan uzak tutmak istemelerinin sebebi anlaşılmaktadır.
Sanık M. P. K. savunmasında; alkollü ve alkolsüz içecekler satan bir işyeri sahibi olduğunu, sanık Ö. ın kendisine bu içeceklerden temin etmesi sebebi ile bu ticari alışverişinden kaynaklı borcunun bulunduğunu, bu borca karşılık çeki verdiğini belirtmiştir. Oysa ki sanıklar Ö. ve D., D.'nun düğün altınları ile araba almayı düşündükleri sırada M. P. K.'nun kendilerinden borç istediklerini, altınları borç olarak verip araba alımında kullanmak üzere karşılığında suça konu çeki aldıklarını savunmaktadırlar. Bu davada böyle önemli bir konuda bu kadar net çelişkinin doğmuş olması M. P. K.'nun bu çeki karşılıksız verdiği ve araç alım satımında kullanıp nakte çevirmek istediği gerçeği dışında nasıl açıklanabilir.
Sanık M. P. K. 2014 yılı mart ayında iflas kararı aldıklarını belirtmektedir. Suça konu çekin tarihi 21/04/2014 tür. Yani iflas kararının şirket yetkilisi tarafından alındığı tarihten bir ay sonraya aittir. Şirketin birden bire bir iki gün içerisinde iflas aşamasına gelmeyeceği, bunun evveliyatında bir süre mali sıkıntılar çekecekleri, her türlü izahtan varestedir.
Yapı kredi Bankası Ödemiş Şubesinin 19/03/2015 tarihli yazısına göre şirketin çekleri ile ödeme sıkıntısı 05/03/2014 tarihinde başlamıştır. Bu tarih bankanın kayıtlarına yansıyan ilk tarih olup şirket sahibinin bu tarihten de önce işlerinin iyi gitmediğini bilmesi gayet doğaldır. Kaldı ki sanıkların müşteki ile noterde buluştukları ve alım satımı gerçekleştikleri tarih 07/03/2014 günüdür. Yani ödeme sıkıntısının banka kayıtlarına yansıdığı tarihten iki gün sonrasıdır. Başka bir deyişle şirketin banka kayıtlarındaki sıkıntısı 05/03/2014 tarihinde başlamış olup bu tarihte bankada parası bulunmamaktadır. 06/03/2014 günü internetten araştırma yapan sanıklar müşteki ile görüşmüş ve 07/03/2014 günü suça konu çeki verip alışverişi gerçekleştirmişlerdir. Sanık S. 06/03/2014 günü Ö. ile telefonda görüşerek Ö.'ın kendisine bir araç bulmasını istemesi üzerine ödeme yapacağı çek fotokopisini istediğini, bu çek fotokopisini aldığını da bankaya sorduğunda karşılığı olduğunu öğrendiğini savunmuştur. Banka yazısına göre bu savunmanın yalan olduğu açıkça ortadadır. O halde şirketin fiilen iflasta olduğu, bankada paralarının bulunmadığı ve ödeme imkanının olmadığı bir tarihte suça konu çekin verildiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde;
Sanık M. P. K.'nun yetkilisi olduğu şirketin iflas aşamasında olduğu ve bu sebeple mart 2014 tarihinde iflas erteleme kararı aldığı, Yapı kredi Bankasının yazısına göre 05/03/2014 tarihinden itibaren şirketin bankada nakti bulunmadığı ve ödeme sıkıntısı çektiği, sanık M.'in arkadaşı olan Ö. ile görüştüğü, bizzat Ö.'ın hazırlık ifadesine göre suça konu çek dışında başka çekleri de Ö. vasıtası ile ve hatta Ö.'ı kefil göstererek piyasaya sürdüğü, bundaki amacın zaten ödeme imkanı olmadığı ve iflas erteleme talebinde bulunacağı için çek ödemeleri ile icra takipleri konusunda ihtiyati tedbir kararı alacağını bildiği için ileri tarihli bu tür çeklerin ödenmemesinin yasal zemini hazırlayan sanık M. P.'ın ödeme niyeti olmaksızın bu çekleri piyasaya sürerek nakte dönüştürmeyi amaçladığı, Bunun için arkadaşı sanık Ö.'ı kullandığı, Ö.'ın da arkadaşı sanık S. aracılığı ile müştekiyi bulduğu ve sözde eşi D.'ya bu aracı satın alıyormuş gibi işlem yapıp ödeme kabiliyeti bulunmayan M. P. K.'nun şirketine ait çeki verdiği, müşteki ile ilk görüşme yapan S.'in sahte isim kullanarak kendisini gizlemeye çalıştığı, D. ve Ö. ile M. P.'ın ifadeleri arasında ticari ilişki veya borç meselesi sebebi ile birbirine tamamen zıt, çelişkili ifadeler verildiği, bunların sanıkların birlikte hareket ettiklerini gösterdiği dikkate alınmıştır.
Arabanın sanık D.'ya alındığının söylenmesine rağmen sanıkların arabayı hemen elden çıkardıkları, aracı satın aldıkları ve sattıkları miktarlar konusunda da çelişkili ifadeler verdikleri, ancak D. ve Ö. ın aracı 3 gün sonra aldıkları fiyatın zararına sattıkları konusunda tutarlı ifadeler verdikleri, oysaki Ö.'ın galericilik yaptığından bahseden bu sanıkların aracı derhal satmaları için bir sebep yok iken bu şekilde davranmış olmalarının, verdikleri çekin ödenmeyeceğini bilmeleri ve bu şirketin iflas halinde olduğunun duyulmasından korkarak elinden çıkarmak ve özellikle derhal nakte çevirmek amaçları ile açıklanabilir. Çünkü bu kişiler M. P. namına hareket etmektedir. M. P. K.'nun çekini bu şekilde nakte çevirmek suretiyle ona yardımcı olmaktadırlar. Aracın satılmaması D.'nun elinde kalması halinde kendileri M. P. K.'ya ödemek durumunda kalırlar ki bu da D. ve Ö.'ın ve dolayısı ile S.'in amacının bir araba alışverişi değil, ödenme imkanı bulunmayan bir çek ile haksız menfaat temin etme kastı taşıdıklarını gösterir.
Nitekim müşteki çek karşılıksız çıkınca icra takibine girişmiş, ancak bu sefer sanık M. P.'ın İzmir 5 İcra Hukuk Mahkemesine açtığı takibin iptali davası ile karşılaşmıştır. Nitekim M. P. K., Kiraz Asliye Hukuk Mahkemesinden 12/03/2014 tarihli ara karar ile tedbir kararı aldırmış ve buna istinaden takibi durdurmuş olup müştekinin tahsil imkanını tamamen ortadan kaldırmıştır.
Dosyada bir örneği buluna Kiraz Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/04/2014 tarihli tedbirin kaldırılmasına ilişkin ara kararı takas, mahsup ve temlik işlemlerine yönelik olup çek ödemeleri ve icra takiplerine ilişkin tedbir devam etmektedir.
Sonuç olarak dört sanığın birlikte hareket ettikleri aşikar olup sanık M. P. K.'nun şirketinin iflas aşamasında olup çekleri ödeme imkanının kalmadığı bir tarihte suça konu çek ile araba satın alıp 3 gün içerisinde başkasına satmak suretiyle nakte çevirdikleri, aynı günlerde iflas erteleme kararı alan ve iflas erteleme davası açan ve buna istinaden çeklerin ödenmesi ve icra takiplerine tedbir koyduran sanık M. P. K.'nun ödeme niyeti olmadığı ve karşılıksız çıkmasından mütevellit bir yasal kovuşturmaya uğramayacağını da düşünerek bu çeki verdikten sonra müştekinin yaptığı icra takibine de itiraz ederek çekin tahsil imkanını yok ettiği, bunun karşılığında arabayı satmak suretiyle haksız menfaat temin ettikleri, bütün bu fiilleri bir plan çerçevesinde yaptıkları ve dolandırıcılık kastı ile hareket ettikleri sabit görülmüş, ilk derece mahkemesinin beraat kararı yerinde görülmeyerek kaldırılmak suretiyle sanıklar S., Ö., D. ve M. P. K.'nun mahkumiyetlerine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Resmi Belgede Sahtecilik suçu yönünden yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı iddia ve savunmalarda dile getirilen ve re'sen dikkate alınan esasa müessir tüm delillerin hukuka uygun yöntemlerle toplandığı, iddia ve savunma ile birlikte toplanan delillerin gerekçeli kararda tartışıldığı, vicdani kanının dosyadaki bilgi ve belgelere uyumlu olarak ve CMK 223/2-a maddesindeki kriterlere dayandırıldığı ve sanıkların üzerlerine atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından,
Katılan vekilinin istinaf başvuru gerekçeleri yerinde görülmediğinden incelenen resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin beraat kararlarına vaki istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Dolandırıcılık suçu yönünden yapılan incelemede;
A) Sanık F. K. yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı iddia ve savunmalarda dile getirilen ve re'sen dikkate alınan esasa müessir tüm delillerin hukuka uygun yöntemlerle toplandığı, iddia ve savunma ile birlikte toplanan delillerin gerekçeli kararda tartışıldığı, vicdani kanının dosyadaki bilgi ve belgelere uyumlu olarak ve CMK 223/2-e maddesindeki kriterlere dayandırıldığı ve sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülmediği anlaşıldığından,
Katılan vekilinin istinaf başvuru gerekçeleri yerinde görülmediğinden incelenen sanık Fahrettin'in üzerine atılı dolandırıcılık suçuna ilişkin beraat kararına vaki istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
B) Sanıklar S. Y., Ö. T., M. P. K. ve D. T. yönünden;
Karşıyaka 2. Ağır Ceza mahkemesinin 18/10/2016 tarih ve 2015/470 E, 2016/364 K sayılı kararının duruşmalı olarak yapılan incelemesinde;
Sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerinin sabit görülmediğine ilişkin kabulün kanuna aykırı olduğu anlaşıldığından kararın CMK 280/2 maddesi gereğince hükmün bu sanıkların üzerine atılı dolandırıcılık suçuna ilişkin beraat kararına yönelik bölümün kaldırılmasına,
1-Sanıklar S. Y., Ö. T., M. P. K. ve D. T.'ın dolandırıcılık suçu yönünden sabit görülen eylemlerine uyan TCK 158/1-f-son maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, işlenen suçun özelliği, sanıkların kastının yoğunluğu, zarar miktarının ağırlığı nazara alınarak her bir sanık yönünden takdiren ve teşdiden AYRI AYRI 4'ER YIL HAPİS VE 1000'ER GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA, Ancak adli para cezası haksız menfaatin iki katından az olamayacağından ADLİ PARA CEZASININ 2850'ŞER GÜN ADLİ PARA CEZASI OLARAK BELİRLENMESİNE,
Sanıklardan D. T.'ın geçmişi, dosya kapsamından mahkememizde oluşan hal ve hareketleri dikkate alınarak TCK 62. maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 3 YIL 4 AY HAPİS VE 2375 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanıklar Ö. ve S. in geçmişleri ve sanık D. dışındaki tüm sanıkların duruşma kapsamından ve dosyadan belirlenen olumsuz hal ve hareketleri ve cezanın gelecekteki olası etkileri dikkate alınarak haklarında TCK 62 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasına mahkumiyetinin yasal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı R.G.'de yayımlanan, 8.10.2015 T., 2014/140 E. ve 2015/85 K. sayılı Kararı göz önüne alınarak 5237 sayılı TCK'nun 53/1.2.3 maddelerinin uygulanmasına,
Sanıkların belirlenen ekonomik ve sosyal durumu ile şahsi halleri dikkate alınarak adli para cezasının bir gününün 5237 Sayılı TCK’nun 52/2 maddesi gereğince takdiren alt sınırdan 20,00 TL olarak belirlenmesi suretiyle sonuç itibarı ile sanıklardan D.'nun 2375 gün karşılığı 47.500,00 TL, sanıklar S., Ö. ve M. P.'ın 2850 gün karşılığı 57.000 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA,
Tüm sanıkların ekonomik ve şahsi halleri dikkate alınarak haklarında hükmedilen adli para cezalarının 5237 Sayılı TCK’nun 52/4 maddesi gereğince birer aylık arayla takdiren 24 eşit taksitte ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geriye kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanıklara ihtarına,(hazır olan sanık Ö.'a yapıldı)
Sanıklardan S. Y.'ün sabıka kaydında görülen Alaşehir Sulh Ceza Mahkemesinden aldığı 28/06/2013 tarihinde kesinleşen hapisten çevrili 500 TL adli para cezasının ve sanıklardan Ö. T.'ın sabıka kaydında görülen Alaşehir 1 Asliye Ceza Mahkemesinden aldığı kesinleşip 11/03/2013 tarihinde infaz olunan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasının tekerrüre esas olduğu anlaşıldığından TCK'nun 58/6 maddesi uyarınca sanıkların cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, denetim süresinin infaz aşamasında belirlenmesine,
Dosyada yapılan 9 posta gideri 60,15 TL 29 davetiye gideri 298 TL olmak üzere toplam 358,15 TL yargılama giderinin mahkum olan sanıklardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Katılan vekili kendisini vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 1980 TL avukatlık ücretinin mahkum olan sanıklardan tahsili ile katılana verilmesine,
Dair, sanıklardan Ö. T.'ın yüzüne karşı, diğer sanıklar ile katılan ve vekilinin yokluklarında, iddia makamında C. Savcısı İskender Dadalı(28105)'nın katılımıyla, 5271 sayılı CMK'nun 33, 227, 229 ve 280/2 maddelerindeki usul kaidelerine uygun oybirliğiyle karar verilip,
Tüm sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin karar ile sanıklardan F. K. hakkında dolandırıcılık suçu yönünden verilen kararın 5271 sayılı CMK'nun 286. Maddesi gereğince temyiz yolu kapalı olarak verilen KESİN kararlar olduğu belirtilip,
Sanıklar S. Y., Ö. T., M. P. K. ve D. T. haklarında dolandırıcılık suçu yönünden verilen mahkumiyet kararına karşı sanık Ö. yönünden tefhimden diğer sanıklar yönünden tebliğden itibaren 15 gün içinde dairemiz, ilk derece mahkemesi yahut tarafların bulunduğu yer mahkeme kalemine verilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle düzenletilecek tutanağın hakime onaylatılması suretiyle ve cezaevinde bulunan sanık Ö. T. yönünden cezaevi müdürlüğü aracılığı ile vereceği bir dilekçe ile Yargıtay İlgili Ceza Dairesi Nezdinde Temyiz Yolu Açık olmak üzere,
5271 sayılı CMK'nun 34/1-2, 35/1, 231/1, 232/6 maddeleri doğrultusunda tutanağa geçirilen hüküm alenen okunup hüküm fıkrası ve gerekçesi ana çizgileri ile usulen anlatıldı. 23.11.2017 (¤¤)