(5237 S. K. m. 43, 52, 53, 62, 158, 207) (5271 S. K. m. 33, 34, 35, 223, 227, 229, 231, 232, 280)
Dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
İDDİA:
Balıkesir C. Başsavcılığının 14/04/2016 tarih ve 2014/15503 sor, 2016/1667 esas, 2016/140 sayılı iddianamesiyle;
A. İ. G. 11/12/2014 tarihli ifadesinde 2. Gündoğan Mh. Cengiz Topel Caddesi No 205/a'da faaliyet gösteren Amaç Ortak Sağlık Güvenlik Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd (Balıkesir Ticaret Odası Sicil No 17733 Odaya kayıt tarihi 29/05/2014) U. B. ve babası A. B. tarafından işletildiğini kendisinin de söz konusu işyerinde 04/06/2014-08/10/2014 tarihleri arasında çalıştığını işyerinden ayrılırken kaşesini işyerinde unuttuğunu daha sonra kaşesini istediğinde U. B.'nun kaşenin kırıldığını söyleyip iade etmediğini; çevreden yaptığı araştırmada Balıkesir İl Merkezinde bulunan Coşkun Dizayn ve Balıkesir Akar İnşaatta kendisine ait kaşeyi kullanarak kendisinin imzasının taklit edilmesi sureti ile İş Sağlığı ve İş Güvenliği İlişkin Tespit ve Öneri Defterinin imzalandığı bu suret ile 6331 S.K'na göre hekim tarafından yapılması gereken işlemin doktor olarak tanıtılan kişiye A. İ. G.'in kaşesinin kullanılması ve sahte olarak A. İ. G. imzası atılması sureti ile sahte evrak tanzim edildiğini bildirmiştir.
Akar İnşaat yetkilisi S. A. 06/01/2015 tarihli ifadesinde Akar İnşaatın sahibi ve tek yetkilisi olduğunu Coşkun Dizaynın sahibi İ. C.'un da kendisinin amcası olduğunu ve Coşkun Dizayn ve Akar İnşaatın Amaç Ortak Sağlık Güvenlik Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. ile sözleşmesini her iki işyeri adına tek sözleşme olarak kendisinin yaptığını İ. C.'un Amaç Ortak Sağlık Güvenlik Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. yetkilileri ile muhatap olmadığını söylemiştir. İ. C.'da S. A.'ı doğrular mahiyette ifade vermiştir. S. A. ifadesinde İş Sağlığı ve İş Güvenliği İlişkin Tespit ve Öneri Defterini İşkurdan onaylattıktan sonra aynı şekilde S. A.'ın işyerine ait defteri de Amaç Ortak Sağlık Güvenlik Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd'ne bıraktığını daha sonra bu defterleri istediğinde U. B.'nun defterin Dr. A. İ. G.'de olduğunu söylediği kendisinin Dr. A. İ. G.'i telefon ile aradığında ulaşamadığını söylemiştir.
Bursa Kriminal Polis Laboratuvarının 24/11/2015 gün ve 03413/13017 Sayılı raporunda Çoşkun Dizayn ve Balıkesir Akar İnşaatta ait İş Sağlığı ve İş Güvenliği İlişkin Tespit ve Öneri Defterinde yer alan Dr. A. İ. G.'e izafeten atılan imzaların Dr. A. İ. G.'in eli ürünü olmadığı bildirilmiştir.
Soruşturma Dosyası içinde bulunan Balıkesir Ticaret Odasının 15/07/2014 tarihli yetki belgesinden U. B.'nun şirket müdürü olarak tek başına yetkili olduğu görülmüştür.
U. B. 16/01/2015 tarihli ifadesinde Dr. A. İ. G.'in işyerinden ayrıldığı tarihte kaşesini de aldığını kaşesinin işyerinde kaldığı ve A. İ. G. adına sahte imzalar atıldığı iddialarının doğru olmadığını söylemiştir.
Amaç Ortak Sağlık Güvenlik Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd'de çalışan G. B. 27/10/2015 tarihli ifadesinde Dr. A. İ. G.'in işten ayrıldıktan sonraki bir tarihte kaşesinin işyerinde kaldığını ve kendisinden istediğini kendisinin de U. B.'na haber verdiğini U. B.'nun kendisine kaşenin kırıldığını söylediğini kendisinin de Dr. A. İ. G.'e U. B.'nun söylediklerini bildirdiğini söylemiştir.
U. B. 07/03/2016 tarihli ifadesinde G. B. ile aralarında husumet olduğunu bu sebeple doğru ifade vermediğini söylemiştir. U. B.'nun G. B.'ın tanıklığına ilişkin beyanına karşın G. B.'ın U. B.'nun başka kişilerin imzasını taklit ederek veya taklit ettirerek işyerlerinde işgüvenliği denetimi yaptırdığına dair herhangi bir ifade yer almamakta olup sadece Dr. A. İ. G.'in kaşesinin kırılmış olduğunun U. B. tarafından kendisine söylendiğini söylemiştir.
S. A. ve İ. C.'a ait işyerlerinin işgüvenliği defterlerine Dr. A. İ. G. adına atılan imzanın Dr. A. İ. G.'in eli ürünü olmadığına dair kriminal rapor, Dr. A. İ. G.'in kaşesinin kendisine iade edilmediğine dair ifadesi ve bu ifadeyi doğrulan Tanık G. B.'ın ifadesi bir arada değerlendirildiğinde U. B.'nun yanında kimliği tespit edilemeyen bir şahsı işyeri hekimi olarak göstermek sureti ile S. A. ve İ. C.'un işyerlerinde iş sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin tespit ve öneriler defterlerini 07/11/2014 tarihli olarak Dr A. İ. G.'in kaşesini de kullanarak yerine taklit imza atmak sureti ile iş yeri denetimini yaptırdığı ve bu suretle S. A. ve İ. C.'un işyeri defterlerini imzalatmak sureti ile her iki müştekiye karşı evrakta sahtecilik suçunu işlediği ayrıca Amaç Ortak Sağlık Güvenlik Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd'nin müdürü olarak işyeri hekimi olmayan kişiyi iş yeri denetiminde kullanmak sureti ile denetim yaparak S. A. ve İ. C.'a karşı Tacir veya Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı suçunu işlediği anlaşılmakla;
Şüphelinin yargılamasının mahkemenizde yapılarak müştekiler S. A. ve İ. C.'a yönelik eylemleri nedeniyle TCK'nın 207/1, 158/1-h, 53 maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına, adli emanetin 201/3463 sırasında bulunan Dr. A. İ. G. imzasını taşıyan belgelerin dosyada delil olarak saklanması istemiyle mahkememize kamu davası açılmıştır.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTAALASINDA; ''Her ne kadar sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan yapılan yargılama sonucu Balıkesir 1 ACM nin 16/11/2016 tarih, 2015/151 esas 2016/342 karar sayılı kararı ile beraat hükmü verilmiş ise de yapılan yargılamaya, elde edilen delillere ve dosya içeriğine göre sanığın orta ve tek yetkili müdür olduğu, Amaç Ortak Sağlık Güvenlik Eğitim Danışmanlık Hizmet Ltd. Şti adına Akar İnşaat ın sahibi ve yetkilisi ve amcası İ. C. a ait Coşkun Dizayn firmalarının da temsilen S. A. ile sözleşme yaptığı, ancak verdikleri hizmet sırasında iş yerinden ayrıldığı anlaşılan katılan doktor A. İ. G. in adına imza atıp kaşesini basmak sureti ile mağdur şirketlerden çeşitli defalarda para alarak haksız menfaat edindiği anlaşılmakla aynı anda aynı mağazada iki ayrı şirket adına sözleşme imzalayıp değişik zamanlarda maddi menfaat elde ettiği anlaşılmakla Balıkesir 1 Ağır Ceza Mahkemesinin 16/11/2016 tarih 2015/151 esas 2016/342 karar sayılı kararının dairenizce kaldırılarak sanığın eylemine uyan nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK nın 158/1.h, 43/2, 43/1 ve 53/1 maddelerince cezalandırılması talep ve mütalaa olunur." demiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ SORGU, SAVUNMA VE BEYANLAR:
Sanık U. B. savunmasında: "Ben Amaç Ortak Sağlık Güvenlik Birimi adlı şirketin sahibiyim. Biz iş sağlığı ve güvenliği hizmeti vermekteyiz. A. İ. bey 2014 yılı Haziran ayı ve Ekim ayında sigortalı olarak benim iş yerimde çalıştı. A. İ. Bey bizim iş yaptığımız firmalarına giderek işçi sağlığı kısmına ilgili denetimler yapıyordu. Yapılan denetimler sonucunda bu kararı işverene bildiriyorduk. Yaptığımız denetimlerin sonuçlarını, işverende bulunan öneri ve tespit defterlerine yazıyorduk. Bundan sonrada denetimlerimizi tamamlıyorduk. A. İ. beyin kaşesi sürekli kendisindeydi ayrılırken de kaşesini alıp kendisini götürdü. A. İ. bey bizim işyerimizde unuttuğuna ilişkin bana herhangi birşey söylemedi. A. İ. bey işyerimizden ayrıldıktan sonra onun kaşesi kullanarak iş yeri denetimi yapılmamıştır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık U. B.'nun emniyette alınan savunmasında: 17.12.2014 tarih ve 2014/15503 sayılı soruşturma evrakını okudum. Ben 15 Mayıs 2014 tarihinden buyana yukarıda adresini verdiğim Amaç OSGB isimli işyerini işletiyorum. Dr. A. İ. G.'i tanırım. Kendisi 04.06.2014 - 08.10.2014 tarihleri arasında işyerimde iş hekimi olarak çalışmıştır. 08.10.2014.tarihinde kendi isteğiyle işten ayrılmıştır. İşten ayrıldıktan sonra ben A. İ. G.'in işten ayrılışından yirmi gün kadar önce Balıkesir Verem Savaş Dispanserine devlet memuru olarak görev yapmaya başladığını, hem benim işyerimde sigortalı olarak çalışıp, hem de memur olarak dispanserde çalıştığını öğrendim. Bu yirmi günlük süre içerisinde kendisinin başka bir işte çalıştığını bilmediğim için hem 20 günlük sigortasını, hem de maaşını ödedim. Ayrıca A. İ. G. işten ayrıldığı sırada benden bir miktar alacağı kalmıştı, ben de o sırada nakit ödeyemeyeceğim için kendisine biri 30 Kasım 2014 ödeme tarihli 7.000TL.lik, diğeri de 31 Aralık 2014 ödeme tarihli 7.150 TL.lik toplam 2 adet senet imzalayarak verdim. Senetlerin günü gelmeden beni sürekli arayarak parayı ödemem hususunda baskı yaptı, ancak ben kendisine olan borçlarımı hala ödeyemedim. Kendisinin hakkımda iddia ettiği hususların hiçbiri doğru değildir, suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Ben kendisinin imzasını taklit etmedim ve kaşesini kullanmadım. Kaşesi A. İ. G.'in kendisindedir, işyerimde değildir, işyerimde çalıştığı süre içerisinde de kaşesi sürekli kendi çantasında bulunuyordu. Kınık İlçesi Poyracık Köyünde A. İ. G.'in imzasını taklit ederek öneri ve tespit defteri sattığım iddiaları da kesinlikle asılsızdır. Poyracık Köyüne kendisi, ben ve İş Güvenliği Uzmanımız T. D. ile birlikte gittik ve orada bulunan defterlerin tamamını A. İ. G. kendisi imzalamıştır. Ayrıca biz A. İ. G.'in bahsettiği defterleri işyerlerine satmıyoruz, hizmet verdiğimiz firmalara hizmetimiz içinde veriyoruz. Aynı zamanda bu defterler resmi defter değildir. Sadece işyerini kontrole gittiğimizde görüş ve önerilerimizi yazdığımız bir defterdir. Çeşme İlçesinde işe giriş muayene formunu doktorun imzalaması gereken yeri T. D. ile birlikte A. İ. G.'in imzasını taklit ettiğim iddiaları da asılsızdır. A. İ. G.'in işyerimde hekim olarak çalıştığı dönemde Çeşme İlçesinde çalıştığım Parva Mermer isimli bir tek işyeri vardı, o dönemde kendisi rahatsızlığından dolayı 20 gün kadar rapor almıştı, ben ve T. D. birlikte Çeşme'deki firmaya ziyarete gittik, firma yetkilisine hekimin raporlu olduğunu söyledik, öneri ve tespit defterini imzasız ve boş olarak kendisine verdik, işyeri hekimimizin istirahati bitince gelip onaylayacağını söyledik ve firmadan ayrıldık. Daha sonra ben Çeşme İlçesinin uzak olması ve bahse konu işyerinin ödemelerinin aksaması dolayısıyla aramızdaki sözleşmeyi feshettim. S. B. benim işyeri çalışanım değildir. Kendisi benim lise arkadaşımdır ve Atatürk Devlet Hastanesinde pratisyen hekim olarak çalışmaktadır. Kendisi benim işyerimde hiçbir zaman çalışmamıştır. Ancak arkadaşım olduğu için işyerime sürekli ziyaret amaçlı gelmektedir. T. D., S. B. ve diğer bir kişi ile birlikte Amaç OSGB adına iş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunmak üzere çalışanları muayene edip belge tanzim ettiğim iddiaları da tamamen asılsızdır. S. B.'ın benim işyerimde hiçbir sıfatı yoktur. A. İ. G.'in bahsettiği diğer kişinin kim olduğunu bilmiyorum. Ben gittiğim bütün işyerlerine İş Güvenliği Uzmanı T. D. ile birlikte giderim. Benim işyerimde A. İ. G.'in imzasının bulunduğu hiçbir defter ve belge bulunmamaktadır. Sadece kendisi işe girerken birlikte imzaladığımız iş sözleşmesi vardır. Babam A. B.'nun da şirketimde hiçbir yetkisi ve ortaklığı yoktur, kendisi benim manevi destekçimdir. A. İ. G.'in babamla ilgili iddiaları da asılsızdır. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum, benim konu ile ilgili söyleyeceklerim bunlardan ibarettir, bana sormuş olduğunuz sorulara 1042 sicil sayılı Avukat Damla AYDIN DURDU huzurunda herhangi bir baskı altında kalmadan özgür iradem ile ifademi verdim, demesi üzerine alınan ifadesi kendisine ve müdafısine okutturulup doğruluğu anlaşıldıktan sonra altı birlikte imzalandı.
BEYANLAR:
Müşteki S. A.'ın alınan beyanında: "Ben Akar motorlu taşıtlar şirketinin sahibi ve yetkilisiyim. Diğer ortaklarım M. A. ve A. A.'dır işleri genelde ben yürütürüm. İş güvenliğimiz uzmanımız U. B. idi, Biz inşaat işleri de yaparız aldığımız inşaatların iş güvenliği ile ilgili denetimlerini U. B.'na ait şirket yapardı. U. B.'dan yaptığı iş güvenliğine ilişkin denetimlere dair defterlerini istedik. Defterler bize gelmedi. Biz birden çok kez istedik ancak defterlerin imza için doktorda olduğunu söyledi. Doktorun ismini hatırlamıyorum. İmza için gönderilen doktor bizim iş güvenliği ile ilgili denetimleri yapan doktordu. U.'dan şikayetçi değilim. Ben U. B.'nda bulunan defterler bize iade edilmeyince onunla yapmış olduğumuz sözleşmeyi fesih ettik başka bir denetim şirketiyle anlaştık" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki S. A.'ın emniyette alınan beyanında: "2012 yılından itibaren faaliyet gösteren Akar İnşaatın sahibi ve tek yetkilisiyim. 19.08.2014 tarihinden itibaren Amaç OSGB isimli işyeri ile çalışıyorum. Bu iş yerinin sahibinin U. B. olduğunu biliyorum. Dr. A. İ. G.'i bir kez işyerime Amaç OSGB Sahibi U. B. ile iş görüşmesine geldiklerinde gördüm ve tanıdım. Bu görüşmenin dışında kendisiyle görüşmüşlüğüm yoktur. Ben Amaç OSGB ile çalışmaya başladıktan sonra Dr. A. İ. G.'in bu işyerinden ayrıldığını öğrendim. Ben işyerimle alakalı İş güvenliği defterini temin edip İşkurdan onaylatıp Amaç OSGB'ye bıraktım, bu defterin kendilerinde durması gerektiğini bana söylediler. Daha sonra ben defteri istediğimde U. B. bana defterin Dr. A. İ. G.'de olduğunu, doktorun işten ayrıldığım, aralarında problem olduğunu söyledi. Ben doktor A. İ. G.'i aradım, ancak ulaşamadım, bu nedenle şu anda defterin de yenisini çıkartıyorum. Şu anda benim işyerimde Doktor A. İ. G.'in imzası bulunan hiçbir belge yoktur. A. İ. G.'in yerine imza atılıp atılmadığı ve kaşesinin kullanılıp kullanılmadığı konusunda da bilgim yoktur. Bahse konu İş Güvenliği Defterimin şu anda elimde olmamasından dolayı herhangi bir mağduriyetimin olup olmadığını bilmiyorum. Bu nedenle şu anda hiç kimse ile ilgili bir şikayetim yoktur. Ben Amaç OSGB ile ilk yaptığım iş görüşmesinde aynı zamanda yetkilisi öz dayım olan İ. C.'a ait olan Coşkun Dizayn, ortağı olduğum Akar Motorlu Taşıtlar Ltd. Şti. ve yetkilisi kardeşim A. A. olan Akar Traktör Alım Satım Ltd. Şti. isimli işyerleri adına da, görüşmüştüm ve hem kendi işyerim, hem adını saydığım bu işyerleri adına tek sözleşme düzenlemiştik. Bu sözleşmede benim imzam ve Amaç OSGB sahibi U. B.'nun imzası bulunmaktadır. Coşkun Dizayn'a ait İş Güvenliği Defterinin de Dr. A. İ. G.'de olduğunu Amaç OSGB sahibi U. B. bana söylemişti. Amaç OSGB ile tüm görüşmeleri ben yaptığım için Dayım İ. C.'un bu konularla ilgili bilgisi yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki İ. C.'un alınan beyanında: "Ben S. A. beyin yanında çalışmaktayım. Ben A. İ. beyin iş yerimize gelip denetim yaparken görmedim. İş yerimize ilişkin defterlerimizin nerede olduğuna dair kimseyle görüşmedim ben herhangi bir kimseden şikayetçi değilim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki İ. C.'un emniyette alınan beyanında: "2013 yılından itibaren faaliyet gösteren Akar Motorlu Taşıtları işletiyorum ve tek yetkilisiyim. Hatırladığım kadarıyla 2013 ya da 2014 yılından itibaren Amaç OSGB isimli işyeri ile çalışıyorum. Amaç OSGB sahibini ve Doktor A. İ. G.'i tanımıyorum. İşyerime gelip gelmediklerini hatırlamıyorum, çünkü iş nedeniyle sürekli il dışına gidiyorum, işyerimde fazla bulunmuyorum. Yeğenim olan Akar İnşaatın sahibi S. A. Amaç OSGB yetkilileri ile görüşmüştü, sözleşmeyi de kendisi yapmıştı, bu kişileri ve doktor A. İ. G.'i kendisi tanıyor olabilir. Benim işyerimde Amaç OSGB'ye ait ya da Doktor A. İ. G.'in imzasının bulunduğu hiçbir belge veya defter yoktur. Bu defterlerin veya belgelerin nerede olduğunu bilmiyorum. Bu konularla ilgili hiçbir bilgim yok. S. A. biliyor olabilir. Bu konularla ilgili bugüne kadar herhangi bir mağduriyetim olmadı, bu nedenle hiç kimseden davacı ve şikayetçi değilim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan A. İ. G.'in alınan beyanında: "Ben 2014 yılının Haziran ayında sanık U. B.nun sahibi olduğu iş güvenliği şirketine hekim olarak girdim. Tam sayısını hatırlamamakla birlikte U. beyin şirketi 30-40 tane şirketin iş yeri güvenliğinin denetimini yapıyordu. Ben işe girdikten tahminen bir iki ay kadar sonra S. A.'ın şirketiyle iş yeri güvenliğine ilişkin Uğur beyin şirketi sözleşme imzaladı. Sözleşme imzaladıktan tahminimce bir iki gün kadar sonra S. beyin iş yerine giderek kendi uzmanlık alanımla ilgili denetimler yaptım. Her iş yeri 3 nüsha halinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının belirlemiş olduğu standartlarda defter hazırlayıp noter veya SGK il müdürlüğüne her sayfası onaylanmak suretiyle defterler hazırlanmakta idi, her sayfasının altında ikişer tane karbon kağıdı vardır dolayısıyla hazırlanan bir rapordan iki tanedir karbon kâğıdı sayesinde elde edilmektedir. Bu raporlardan biri işverende, biri denetim yapılan şirkette diğeri de iş yeri denetimi yapan kişinin dosyasında kalmaktadır. S. A.'ın iş yerine gittiğimizde yanımda U. B. ile T. adlı iş yeri uzmanı da vardı. Ben S. beyin iş yerine gittiğimde eğitim planlaması yaptık. Bir daha da iş yerine gitmedim ben işten ayrıldım. Ekim ayında sanırım ben işten ayrıldım. Ayrılırken U. beye iş yerinden ayrıldığımı söyledim. Kaşem iş yerinde kalmıştı. Ben G. B.tan U. beyin iş yerinde kalan kaşemi bana getirmesini söyledim. Gökhan bana telefonla döndü ve U. beyin benim kaşem için onun kaşesi kırıldı diye kendisine beyanda bulunduğunu söyledi. İş yerinden ayrıldıktan yaklaşık 4-5 ay sonra G. B. ile konuştuğumda benim kaşemin Akar Otomotivin evraklarında kullanıldığını öğrendim ben etraflı bir araştırma yaptım. Başka bir şahsın benim ismimi ve kaşemi kullanarak doktorların yapması gerektiği işlemleri benim adıma yaptığını öğrendim. Ben G. B.tan benim kaşemin kullanılmış olduğu defteri temin ederek bana getirmesini söyledim G. da Akar otomotivde bulunan benim kaşemin kullanılmış olduğu defteri temin ederek bana getirdi bende bu defteri Balıkesir C. Başsavcılığına sundum sanık U. B.’ndan şikayetçi oldum sanıktan şikayetçiyim davaya da katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan A. İ. G.'in C. Başsavcılığında alınan beyanında: "Balıkesir Verem Savaş Dispanserliği’nde hekim olarak görev yapmaktayım. Halen Balıkesir Merkez 2.Gündoğan mh. Cengiz Topel Cd. No:205/A adresinde faal Amaç Ortak Sağlık Güvenlik Birimi isimli işyeri kendisi aslen bir sağlık memuru olan U. B. isimli şahıs adına kayıtlı olup aynı yerde çalışan ve adı geçen şüphelinin babası olan A. B. isimli şahıs ta şirket ortağıdır. Ben bu işyerinde 04/06/2014 ile 08/10/2014 tarihleri arasında işyeri hekimi sıfatıyla çalıştım. Ancak şüpheliler alacaklarımı vermeyince işyerinden ayrıldım. Ancak ayrılma anı itibariyle bu işyerinde kaşemi unuttum. Daha sonraki süreçte aynı işyerinde çalışan E. ve G. B. isimli şahıslar aracılığıyla kaşemi istediğimde şüphelilerden U. B. bana kaşemi kırdığını beyan etmiş olması nedeniyle kaşemi alamadım. Hal böyleyken şüphelilerin bana ait kaşemi kullanmak ve yerime sahte imza atmak suretiyle kendilerini doktor sıfatıyla tanıtarak Balıkesir ve civarında işyeri hekimliği yaptıklarını öğrendim. Şüphelilerin kendilerini doktor imiş gibi tanıtarak bana ait kaşemi kullanmak ve benim yerime sahte imza atmak suretiyle nerelerde atılı suçları işlediklerini dilekçemde detaylı bir şekilde belirttim. Ayrıca il merkezinde de Akar İnş. Ve Coşkun Dizayn isimli işyerlerinde işyeri hekimi sıfatıyla görev yaptıklarını haricen öğrendim. Adı geçen işyerleri yetkililerine giderek durumu anlatmak suretiyle bana yardımcı olmalarını istediğimde işyerleri yetkilileri şu an aslını ibraz ettiğim ve 6331 sayılı yasa uyarınca düzenlenmesi gereken ve aynı yasa uyarınca tanzim edildiğinde resmi evrak hükmüne geçen belgeye benim kaşemi kullanmak ve benim yerime sahte imza atmak suretiyle adı geçen işyerlerinde işyeri hekimi sıfatıyla çalışmaya başlamışlardır. Ayrıca şüpheliler bu sıfatı kazandıktan sonra adı geçen işyerlerinde çalışacak olan işçilerin bu işyerlerinde çalışmaya engel olup olmadığına dair düzenleyecekleri belgelerle resmi belge niteliğinde olup şüphelilerin anılan sıfatla düzenledikleri işyerine giriş belgeleri de sahte birer belge haline dönüşecektir. Benim Ing Bank Balıkesir Merkez şubesinde, İşbankası Susurluk Şubesinde, Yapı Kredi Bankası Balıkesir Merkez şubesinde, Balıkesir Verem Savaş Dispanserliğinde imza örneklerim vardır. Huzurda imza örneklerimin alınmasına rızam vardır. Kendilerini doktor sıfatıyla tanıtarak sahte belge düzenlemek suretiyle birçok kişiyi dolandıran şüpheliler hakkında şikayetçiyim. Adli emanete alınmak üzere Coşkun Dizayn ve akar İnşaat isimli işyerleri adına düzenlenmiş iş sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin tespit ve öneri başlıklı defterleri ibraz ediyorum. Dilekçemde açık kimlik ve adreslerini belirttiğim tanıklarımın dinlenmesini istiyorum. Başka bir diyeceğim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık G. B.'ın alınan beyanında: "Ben eşim ile beraber Uğur'un yanında çalışıyorduk. Biz Uğur beye müşteri buluyorduk. A. İ. G. yanımızda çalıştı. A. İ. G. Uğur beyin şirketinde 4-5 ay çalışmıştı o zaman bende Uğur beyin yanında çalışıyordum Şuan yanında çalışmıyorum. A. İ. bey iş yerinden ayrıldıktan sonra kaşesini Uğur beyin iş yerinde unuttuğunu söyledi. Benden kaşeyi alıp kendisine getirmemi söyledi. Ben Uğur beye kaşeyi sorduğumda A. İ. beye ait kaşenin kırıldığını bana söyledi. A. İ. bey U. beyin yanından ayrıldıktan tahminimce bir ay kadar sonra A. İ. Bey kaşesini U. beye ait şirket tarafından kullanıldığını Çanakkale’deki bir müşterimiz aracılığıyla öğrendim. Ben S. beyin kendi iş yerine gittim. Akar inşaata ilişkin defterler S. beyin ofisindeydi. S. beyden bu defterleri incelemek ve bakmak üzere istedim. S. beyde defterleri bana verdi. Bende bu defterleri doktor beye verdim. S. beyin ofisinde Coşkun Dizayna ait defterde vardı onu da aldım onu da verdim daha sonra A. İ. bey bu defterleri C. Savcılığına şikayet ederken sunmuş" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık E. B.'ın alınan beyanında: "Olay tarihinde ben Uğur beyin yanında çalışıyordum. Ben Uğur beyin yanına çalışmaya girdiğimde doktor A. İ. beyde orada çalışıyordu. Ben A. İ. beyin ne kadar süreyle çalıştığını bilmiyorum ben ile A. İ. bey beraber ayrıldık ben yaklaşık işten ayrılalı iki sene oldu. A. İ. bey eve geldiğinde bizde yemek yiyiyorduk Çanakkaleden bir müşterim beni aradı. Uğur beyin şirketiyle çanakkaleden arayan müşterim ile ben aracı olmuştum. Çanakkaleden arayan kişi işyerlerine doktorun gelmediğini, başka birinin iş yerlerini gezdiğini bize söyledi. A. İ. bey bu hususu araştırdı. Kim olduğunu ben bilmiyorum. Akar inşaata giderek eşim defterleri istemiş ancak defterlerin gelip gelmediğini bilmiyorum " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık T. D.'in alınan beyanında: "Ben Orman Endüstri Mühendisiyim. Uğur beyin yanında 2014 Haziran ayından 2015 Aralık ayına kadar çalıştım. Uğur beyin anlaşmalı olduğu firmalara gidip iş güvenliği denetimi yapmaktayız. A. İ. G. ile birlikte denetim yapmış oluğumuz firmalar vardı ben S. A. ve İ. C.'un firmalarına gittim ancak bu firmalara A. İ. G.'in geldiğini hatırlamıyorum " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık T. D.'in savcılıkta şüpheli sıfatıyla alınan beyanında: "Ben üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben Amaç OSGB firmasında iş güvenliği uzmanı olarak çalışmakta idim. Firmanın denetlediği çok sayıda iş yerine denetime gitmekteydik. Bu denetimlere kimi zaman iş yeri hekimi ile birlikte, kimi zaman iş yeri hekiminden ayrı olarak gitmekte idim. Balıkesir Coşkun Oto Dizayn, İ. C. isimli iş yerine ait defter gösterilerek soruldu; A. İ. G.i tanırım. Geçmişte o da Amaç OSGB'de çalışıyordu. Bir çok iş yerine birlikte gittik. Ayrı ayrı da gittiğimiz olmuştu. Aradan zaman geçmesi sebebiyle Balıkesir Coşkun Oto Dizayn isimli iş yerine birlikte mi ayrı ayrı mı denetim için gittiğimiz hatırlamıyorum. İş Sağlığı ve İş Güvenliğine ilişkin tespit ve öneri defterinin ilk sayfasında bulunan iş yeri bilgilerinin de olduğu ve iş yeri kaşesinin olduğu iş güvenliği uzmanı kısmında bulunan İsmim altındaki imza bana aittir. Dr. A. İhsan Güler imzasını benim yanımda atmadı. Bu imzanın kime ait olduğunu bilmiyorum. İş Sağlığı ve İş Güvenliğine ilişkin tespit ve öneri defterinin 1451. Sayfası gösterildi soruldu; İmzalar hızlıca atıldığı için iş yeri güvenliği uzmanı olarak atmam gereken yere sehven iş yeri hekimi olarak imza atmışım, herhangi bir art niyetim yoktur, zira iş yeri hekimi olarak sahte şekilde imza atacak olsam kendi isim ve soyismimi yazmam. Belirttiğim gibi çok sayıda defterin hızlıca doldurulması esnasında iş güvenliği uzmanı yerine iş hekimi bölümüne imzam gelmiş. Bu defterler fotokopili olduğu için ilk sayfada iş güvenliği uzmanı olarak ismimi yazıp imzalamıştım. Bu yazılar bir alt sayfaya geçmiş, bu nedenle iş yeri hekimi yerine imza atmam sözkonusu değildir. Belgede görüldüğü gibi diğer iş yeri yetkilisi TC nosu ve adresi de fotokopili kağıt nedeniyle bir alt sayfaya geçmiştir. Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Erkan Güngören'in alınan beyanında: "Ben Maden Mühendisiyim aynı zamanda iş güvenliği uzmanıyım. U. B.'nun yanında 2014 yılı ile 2015 yılları arasında 8 ay kadar çalıştım. A. İ. G.'de bir müddet Uğur bey'in yanında çalıştı. 3-5 kez kendisiyle görüştüm. Bir kez A. İ. bey ile birlikte Akar İnşaat Ltd Şti'nin iş yerine gitmiştik. Onun dışında birlikte gittiğimizi hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ SORGU, SAVUNMA VE BEYANLAR:
SANIK U. B. TALİMATLA ALINAN SAVUNMASINDA: '' Ben bu konuya ilişkin olarak daha önce Balıkesir 1.Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda savunma yapmıştım. Savunmamı aynen tekrar ederim. 2014 yılı Mayıs ayında iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri vermek üzere kurulan Amaç Ortak Sağlık Güvenlik Birimi Özel Sağlık Eğitim Danışmanlık Hizmetleri Ltd.'nin tek sahibiyim. Kurulduğu günden bu yana da şirketin temsile yetkili müdürüyüm. 2012 yılında çıkan yasa nedeniyle belirli bir sayının üstünde işçi çalıştıran iş yerleri özel sağlık güvenliği hizmetleri gören şirketlerin denetimine tabi oldular, ben de bu amaçla şirketi kurdum. Bizim şirketimiz genel itibari ile Balıkesir ve Çanakkale'de bulunan şirketlerde denetim yapmaktadır, denetimi doktorlar ve iş güvenliği uzmanları yapmaktadır. Şirketlere verdiğimiz bu hizmetler karşılığında şirketler bize aylık olarak belirli bir ücret öderler, düzenlediğimiz evrakları herhangi bir kuruma ibraz etme zorunluğumuz bulunmamaktadır, ancak çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı iş yerini denetler ise ve bizden evrak isterse biz o zaman evrakları yetkililere ibraz etmekteyiz. Şirketimde her dönem için çalışan doktor ve iş güvenliği uzmanı olmuştur, iş yeri denetimlerine de yanımızda çalışan bu doktor ve iş yeri güvenliği uzmanı yapmıştır. Bu şahıslar yerine evrak düzenlenmesi söz konusu değildir. S. A. isimli kişinin iş yerine T. D. isimli şirketimizde çalışan iş güvenliği uzmanı ile yine şirketimizde çalışan ve doktor olarak görev yapan A. İ. G. birlikte gitmişlerdir, raporlar onlar tarafından düzenlenmiştir. Bu şahıslar dışında üçüncü şahıslar tarafından evrak düzenlenmesi söz konusu değildir, üzerime atılı suçlamayı kabul etmem. Bu nedenle beraatimi istiyorum. Hatırladığım kadarıyla A. İ. G. 2014 yılı Haziran ayı ile Ekim ayı arasında şirketimizde doktor olarak hizmet vermiştir. Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Önceki savunmalarımı da aynen tekrar ediyorum. '' dedi.
SANIK MÜDAFİİ SAVUNMASINDA: ''Önceki beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Müvekkilim iş güvenliği hizmeti sağlamak amacıyla kurulmuş bir şirkettir. Şirkette iş güvenliği uzmanı ve işsağlığı konusunda denetim yapmak üzere uzman ve doktor istihdam etmektedir. İş güvenliği uzmanı ve doktor bazen birlikte bazen de ayrı ayrı olmak üzere müvekkil şirketle bu konuda sözleşme yapmış olan iş yerlerine iş güvenliği ve iş sağlığı konusunda denetim yapmaya gitmektedirler. Denetim sonunda denetledikleri iş yerlerinde bulunan öneri ve tespit defterlerini imzalamaktadırlar. Bu defterler müvekkilimin şirketinde bulunmazlar denetledikleri iş yerlerinde bulunur. Ve Bakanlık tarafından istenildiğinde iş yerleri tarafından incelenmek üzere gelen görevlilere teslim edilirler. İddia edildiği gibi müvekkilim şirket tarafından katılan A. İ. G. in şirketten ayrılmasından sonra başka birisi tarafından A. İ. G. in kaşesi ve imzası kullanılarak müştekiler İ. C. ve S. A. ın iş yerinde denetim yapılmış değildir. A. İ. G. müvekkilim ile mali konularda husumet yaşamış birisidir. İşten ayrılmasından sonra elindeki senedi icraya koymuştur ve aralarında mali anlaşmazlık icra dairesine yansımıştır. A. İ. G. müvekkilimin şirketinde bir dönem çalışmış olan G. B. ile arkadaştır. A. İ. G. G.’dan müştekilerin şirketinde bulunan öneri ve tespit defterini getirmesini istemiş, G. da hiç vazifesi olmamasına rağmen bunları alıp A. İ. a teslim etmiştir. Defterlerde A. İ. G. adına bulunan kaşe ve imzanın bu aşamadan sonra yani A. İ. a teslim edilmesinden sonra defterleri atılıp atılmadığı konusunda dosyada hiçbir bilgi ve belge yoktur. A. İ. defterlerin kendisine verilmesinden sonra imza ve kaşeyi kendisi de atmış olabilir. Dosyada müştekiler İ. C. ve S. A. ın hiçbir zararının bulunmadığı açıktır . Kendileri de bu yönde beyanda bulunmuşlar ve şikayetçi olmamışlardı. Atılı suçun unsurları oluşmamıştır. A. İ. G. in de herhangi bir ekonomik zararının oluşmadığı dosya kapsamından bellidir. Müvekkilim Amaç Ortak Sağlık GÜvenlik Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti nin tek yetkilisi ve müdürüdür. Müşteki A. İ. G. de müvekkilin şirketinde o tarihlerde iş yeri hekimi olarak çalışmaktadır. Müvekkilimin müştekiler S. A. ve İ. C. a ait şirketler ile iş güvenliği sözleşmesi imzaladığı dönemde müşteki A. İ. şirkette çalışmaktadır. Ve hatta ilk derece mahkemesinde kendisine sorulduğunda her iki şirkete denetim amacıyla gittiğini ifade etmektedir. Sonrasında müvekkil ile müşteki A. İ. arasında bir anlaşmazlık doğmuş ve A. İ. işten ayrılmıştır. Akabinde A. İ. pazarlamacı olarak görev yapan G. B. a iş yerinin öneri defterini getirmesini, müşterilerin iş yeri ile ilgili yapılan işleme bakacağını belirtmiş ve Gökhan tarafından alınan defter A. İ. a teslim edilmiştir. Bu arada defteri kimin imzaladığı kimin kaşelediği belli değildir. Kriminal incelmede bunun aidiyeti tespit edilememiştir. Ayrıca kaşe de sıradan bir kaşedir. Her zaman istenilen bir yerde yaptırılarak A. İ. tarafından kullanılmış olabilir. Öncelikle A. İ. ın kendi imzasının sahte olarak atıldığına dair bir başvurusu ve bu yönde açılan bir soruşturma ve bu soruşturmada celp olunan defter söz konusu olmadığından suça konu defterin ele geçirilişinin hukuka uygun olmadığı ve bu yöndeki delilin hukuka aykırı bir delil olduğu kanaatindeyim. Ayrıca müvekkilim A. İ. adına imza atmış değildir. Müştekiler ile yapılan sözleşmenin başlangıcında şirketimde iş yeri hekimi görevli olup bu yönde şirketin bir eksiği bulunmamaktadır. A. İ. görevden ayrıldıktan sonra ilgili yerlere bu konuda bildirim yapılmış, hatta yerine belirli günde bildiğime göre 30 günde bir kişi bulunamadığından puan cezası ile karşı karşıya kalmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki gerek müşteki şirket sahiplerinin ve gerekse müşteki A. İ.’ın her hangi bir ekonomik zararı doğmamıştır. Dolandırıcılık suçlarının oluşabilmesi için bir kimsenin zararına haksız menfaat elde edilmesi gerekir. Müsnet suçun bu unsurunun da oluşmadığı kanaatindeyim. Son olarak iddia makamı defalarca kelimesini kullanmakla birlikte deftere A. İ. yerine her iki deftere atılmış birer imzanın olduğu hususunun da nazara alınmasını ve müvekkilimin beraatine karar verilmesini talep ederiz.'' dedi.
DELİLLER:
1-Sanık savunması
2-Katılan ve müşteki beyanları,
3- Nüfus kaydı,
4-Adli sicil kaydı.
5-Tanık beyanları
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KABUL:
İncelenen dosya içeriğine göre;
Yapılan yargılama toplanan deliller ilk derece mahkemesince yapılan yargılama ve karar gerekçesiyle tüm dosya kapsamında;
Sanık U.'un Amaç Ortak Sağlık Güvenlik Birimi Özel Sağlık Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti'nin yetkili müdürü olduğu, müştekilerden S.'ın Akar İnş. Ltd. Şti sahibi, İ.'in ise Coşgun Oto Dizaynın sahibi ve yetkilisi olduğu, her iki müştekinin işyerlerinin iş güvenliği ile ilgili denetimlerini yapmak üzere sanık Uğur'un yetkilisi olduğu şirketle 19/08/2014 tarihli ortak sağlık güvenlik birimi hizmet sözleşmesini imzaladıkları ve bu sözleşmeye göre müştekilere ait işyerlerinde sanığın şirketi tarafından iş güvenliği yönünden gerekli denetimlerin yapılması ve karşılığında müştekilerin sanığa belirli ücret ödemeleri konusunda anlaşmaya varıldığı,
Katılan A. İ. G.'in sanığa ait şirkette 04/06/2017-08/10/2014 tarihleri arasında hekim olarak görev yaptığı, bu tarihten sonra ayrıldığı ve katılana ait hekim kaşesinin sanığın işyerinde kaldığı, katılanın bizzat kendi beyanından da anlaşıldığı üzere müştekilerden S.'a ait Akar İnş. Ltd. Şti'.in de katılanın kendi uzmanlık alanı ile ilgili gerekli denetimleri yaptığı, bu denetimler esnasında sanık ile Tanju isimli işyeri uzmanının da bulunduğu ve birlikte eğitim planlaması yaptıkları ancak katılanın beyanına göre işyerinde bulunan ve denetim sonucunun yazıldığı defterin katılan tarafından imzalanmadığı, katılan A. İ.'ın müştekilerden İ.'e ait işyerine ise gitmediği ve denetimi yapmadığı buna rağmen her iki işyeri defterinde de katılanın denetim yapan iş güvenliği hekimi olarak kaşe ve imzasının yer aldığı,
Bursa Kriminal Polis Laboratuvar Müdürlüğünün 24/11/2015 tarihli uzmanlık raporuna göre Akar İnş. Ve Coşgun Oto Dizayn adlı işyerine ait iki adet iş sağlığı ve iş güvenliğine ilişki tespit ve öneri defterinde A. İ. G. adına atılmış bulunan imzaların A. İ. G. el ürünü olmadığının belirlendiği, böylece katılanın beyanı ile desteklenen bu rapora göre katılan işten ayrıldıktan sonra şirket sahibi sanığın kendisinde kalan katılana ait kaşeyi kullanmak sureti ile her iki işyerine ait defterin denetim ve planlama bölümüne denetim ve planlamanın katılan A. İ. G. tarafından yapıldığını gösterir şekilde sahte imza attığı veya attırdığı sabit görülmüştür.
Sahte imzalar sebebiyle oluşan özel evrakta sahtecilik suçu ile ilgili HAGB kararı verilmiş olup, ilk derece mahkemesi hükmünün bu kısmı istinaf dışıdır, İddianamede sanığın iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda işyeri hekimi çalıştırmaksızın sahte imza ile gerçekleştirilen bu eylem sebebiyle her iki müştekiye karşı dolandırıcılık suçunun ayrı ayrı oluştuğundan bahisle kamu davası açılmış, mahkeme dolandırıcılık suçu yönünden sanığın beraatine karar vermiş gerekçenin tetkikinde her iki mağdura ait işyerinde yapılan denetimlerin geçerliliğini koruduğu, mağdurların tekrar bir denetim yaptırmak ve ücreti ödemek zorunda kalmadıkları bu sebeple sanığın dolandırıcılık suçunun unsurlarından olan menfaat temin etme unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdiği görülmektedir.
Cumhuriyet Savcısı sanığın denetimler sonucu işyerinden para alarak yarar sağladığından bahisle iki kez dolandırıcılık suçundan cezalandırılması gerektiğini belirterek aleyhe istinaf yoluna başvurmuş ve dairemiz dolandırıcılık suçları yönünden suçun unsurları ile oluşup oluşmadığının yeniden değerlendirilmesi amacıyla duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen kabulden de anlaşıldığı üzere sanık her iki müşteki ile iş güvenliği denetimi yapmak üzere sözleşme imzaladığı esnada iş güvenliği hekimi olarak görev yapan katılan sanığın yanında çalışmaktadır. Hatta katılanın beyanından da anlaşıldığı üzere müşteki S.'a ait işyerine birlikte gidilmiş gerekli denetimler yapılmış ve eğitim planlaması düzenlenmiştir. Bu aşamadan sonra geriye sadece denetimi ve planlamayı kapan katılanın işyerinde saklanan defterin ilgili bölümüne imza atması kalmaktadır. Ancak katılan ikinci işyerine henüz gitmemiş ve denetimi yapmamıştır. Buna rağmen her iki işyerinde bulunan denetime ait defterlerde katılanın kaşesi ve imzası bulunmaktadır. Katılanın kaşesinin sanığın işyerinde kaldığı söz konusu imzaların sahte olarak atılmasının sanığın işine yaradığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde söz konusu sahte imzaların sanık tarafından veya onun isteği ile bir üçüncü kişi tarafından atıldığının kabulü gerekmektedir.
Sanık S.'a ait işyerinde katılanın gerekli denetim ve planlamaları yaptıktan sonra imzasının sahte olarak atıldığı dikkate alındığında bu eylemde dolandırıcılık suçu yasal unsurlarıyla oluşmamaktadır. Çünkü sanığın şirketi müşteki S.'dan denetim ve planlama işleri karşılığı aldığı ücretin gereğini yerine getirmiştir. Yani iş güvenliği hekimi tarafından S.'a ait işyerinin gerekli denetim ve planlaması yapılmıştır. Ancak işyerindeki iş sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin tespit ve öneri defterinin henüz imzalanmadığı bir aşamada katılan işi bırakmıştır. Bu aşamada sanığın katılanın imzasını taklit etmesi sahtecilik suçunun konusunu oluşturabilir. Sanık gerçekte yapılmış bir denetim ve planlamayı ispat amacıyla ve muhtemel bir denetimde müfettişlere sunma kastıyla sahtecilik eylemini gerçekleştirmiştir. Burada haksız bir menfaat temin etmeksizin TCK'nun 211 maddesi kapsamında gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla işlenen sahtecilik fiili söz konusudur. Sahtecilik suçuna ilişkin karar HAGB kararı olup istinaf dışı olduğundan hükmü alınmamış ve sanığın müşteki S. ile ilgili işyerinde gerçek denetim yaptırdığı ve bu gerçek durumu belgelemeye çalıştığı dolayısıyla aldığı ücret karşılığı fiili hizmeti gerçekleştirdiği ve haksız menfaat temin etmediği anlaşıldığından bu müştekiye yönelik beraat kararı yerinde görülmekle bu suça ilişkin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müşteki İ.'e ait işyerinde iş güvenliği hekimi olan katılanın denetimi ve planlaması olmaksızın denetim yapılmışcasına bu konuya ilişkin deftere hekimin kaşesini ve sahte imzasını atmıştır. Katılan henüz bu ikinci işyerinde gerekli denetimleri yapmadan işten ayrılmıştır. Sanığın bu ikinci işyerinde gerekli denetimleri yapmak üzere başka bir hekimle anlaşması, maaş ödemesi ve çalıştırdığı bu yeni hekimi ilgili resmi kurumlara bildirerek bu konuda resmi hükümlülükleri yerine getirmesi gerekmektedir. Oysaki sanık bu işlemleri yapmaksızın gerçek bir hekime ücret ödemeden onunla ilgili gerekli bildirim ve mili hükümlülükleri yerine getirmeden ve işyeri güvenliği ile ilgili herhangi bir hekimin müştekinin işyerinde harcaması gereken mesaiyi harcamadan bu işlemler yapılmış gibi sahte imza atılması eyleminde sanığın haksız menfaat temin ettiği kabul edilmelidir. Nitekim müşteki, sanık tarafından harcanacak bu nedene karşılık bir ücret ödemektedir. Sanık ise hiçbir bedel ödemeden attığı sahte bir imza ile müştekiden ücret almıştır. Böylece müşteki İ.'in işyeri ile alakalı sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilmiştir. Sanık işyeri güvenliği denetimi ile alakalı faaliyet yürütmek üzere bir şirket kurmuş ve bu şirketin ticari faaliyeti içerisindeki eylemler sebebi ile TCK'nun 158/1-h maddesinde yer alan nitelikli dolandırıcılık suçunu işlemiştir. Sanık her iki şirketle tek sözleşme imzalamış ise de, müştekilere karşı o anda bir hile uygulamamıştır. Ancak katılan görevi bıraktıktan sonra her iki işyerine ayrı ayrı giderek katılanın imzasıymış gibi taklit imzalar atmak sureti ile kullandığı hile ile sonucu gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla her ne kadar birinci şirket ile ilgili beraat kararı verilmiş ise de, onunla ilgili de suç oluşacak olsa dahi her iki suç ayrı ayrı oluşacaktır. Müşteki İ.'e yönelik yapılan bir denetimde atılmış tek imza söz konusu olup mutat aralıklarla yapacağı bu denetim neticesinde belirli bir ücret tahsil ettiğinden müşteki İ.'e yönelik eylemin bir kez gerçekleştirildiği müşteki S.'a yönelik de beraat kararı verildiği hususları göz önüne alınarak olayımızda TCK'nun 43 maddesinin tatbik imkanın bulunmadığı kabul edilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Balıkesir 1 Ağır Ceza Mahkemesinin 16/11/2016 tarih ve 2015/151 esas 2016/342 karar sayılı kararının duruşmalı olarak yapılan incelemesinde;
1-Müşteki S. A. a yönelik olarak işlendiği iddia olunan nitelikli dolandırıcılık suçuna karşı verilen beraat kararına yönelik incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı iddia ve savunmalarda dile getirilen ve re'sen dikkate alınan esasa müessir tüm delillerin hukuka uygun yöntemlerle toplandığı, iddia ve savunma ile birlikte toplanan delillerin gerekçeli kararda tartışıldığı, vicdani kanının dosyadaki bilgi ve belgelere uyumlu olarak ve CMK 223/2-a maddesindeki kriterlere dayandırıldığı ve atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından,
Cumhuriyet Savcısının başvuru gerekçeleri yerinde görülmediğinden incelenen karara vaki istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
2-Müşteki İ. C.'a yönelik olarak işlendiği iddia olunan nitelikli dolandırıcılık suçuna karşı verilen beraat kararına yönelik incelemede;
Müşteki İ. e yönelik dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkin kabulün kanuna aykırı olduğu anlaşıldığından kararın CMK 280/2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
Sanığın müşteki İ.'e karşı işlediği iddia olunan tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olduğundan, TCK'nın 158(1-h) maddesi gereğince suçun işleniş biçimi dikkate alınarak takdiren cezanın alt sınırından ayrılmadan 2 YIL HAPİS VE 5 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK 43 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın geçmişteki hali, suçtan sonraki ve yargılama sürecinden gözlemlenen olumlu davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar gözönünde bulundurularak TCK'nun 62.maddesi uyarınca cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 1 YIL 8 AY ve 4 GÜN KARŞIĞILI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın belirlenen ekonomik ve sosyal durumu ile şahsi halleri dikkate alınarak adli para cezasının bir gününün 5237 Sayılı TCK’nun 52/2 maddesi gereğince sanığın ekonomik durumu gözetilerek takdiren 50,00 TL olarak belirlenmesi suretiyle sonuç itibarı ile 4 gün karşılığı 200,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasına mahkumiyetinin yasal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı R.G.'de yayımlanan, 8.10.2015 T., 2014/140 E. ve 2015/85 K. sayılı Kararı ile değişik 5237 sayılı TCK'nun 53/1. maddesinin uygulanması yönünden (a, c, d, e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve seçilme haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmasına, aynı Kanun'un 53/2 maddesinin uygulanması açısından 53/1. maddesinin (a, c, d, e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme hakkını ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca c bendinde yazılı kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar KULLANAMAMASINA,
Sanığa verilen cezanın nevi ve miktarı, sabıkasız olması, sanığın kişilik özellikleri, duruşmadaki iyi hal ve tavrı, sanığın ileride tekrar suç işlemekten çekinmesine sebep olacağı ve mağdurun uğramış olduğu herhangi bir zarar bulunmaması nazara alınarak, takdiren CMK.nın değişik 231/5 md.si gereğince HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
Sanığın aynı yasanın 231/8 md.si gereğince 5 yıl süre ile DENETİM SÜRESİNE TABİ TUTULMASINA,
Sanığa denetim süresinde herhangi bir yükümlülük yüklenmesine yer olmadığına,
Sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği takdirde CMK.nın 231/10 md.si gereğince hükmün ortadan kaldırılarak, davanın DÜŞÜRÜLMESİNE,
Sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi halinde aynı yasanın 231/11 md.si gereğince hükmün açıklanmasına, ayrıca sanığın durumunun gerekirse yeniden değerlendirilmesine,
Kararın aynı yasanın 231/13 md.si gereğince bunlara mahsus bir sisteme kayıt edilmesine,
Bu dosya için yargılama gideri olarak yapılan 5 davetiye gideri 55,00 TL, 1 posta gideri 11,35 TL olmak üzere toplam 66,35 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazine gelir kaydına.
Dair, sanık müdafiinin yüzüne karşı, katılanın yokluğunda, iddia makamında C. Savcısı İskender Dadalı(28105)'nın katılımıyla, 5271 sayılı CMK'nun 33, 227, 229 ve 280/2 maddelerindeki usul kaidelerine uygun oybirliğiyle karar verilip,
Müşteki S.'a karşı işlendiği iddia edilen dolandırıcılık suçu yönünden verilen beraat kararına ilişkin esastan red kararının kesin olmak üzere, müşteki İ. C.'a yönelik verilen dolandırıcılık suçuna ilişkin HAGB kararına karşı sanık yönünden tefhimden, katılan yönünden tebliğden itibaren 7 gün içinde dairemiz, ilk derece mahkemesi yahut tarafların bulunduğu yer mahkeme kalemine verilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle düzenletilecek tutanağın hakime onaylatılması suretiyle itiraz yolu açık olmak üzere,
5271 sayılı CMK'nun 34/1-2, 35/1, 231/1, 232/6 maddeleri doğrultusunda tutanağa geçirilen hüküm alenen okunup hüküm fıkrası ve gerekçesi ana çizgileri ile usulen anlatıldı. 27.04.2017 (¤¤)