(5271 S. K. m. 253, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK.nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK.nın 280. maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, kapsamına göre sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4.bölümünün ortak hükümler başlıklı 46.maddesine uygun olarak gereği düşünüldü:
Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/3449 Esas,2015/3800 Karar sayılı kararlarında "Katılanın özel hastanede doktor olarak çalıştığının anlaşılması karşısında, eylemin kamu görevlisine hakaret olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden, TCK'nın 125/1. maddesi yerine 125/3-a maddesi ile hüküm kurulması," yine Yargıtay 21. Ceza Dairesinin 28.12.2015 gün 2015/13365-6682 E, K, sayılı ilamlarında "özel hastanede doktor olarak görev yapan ve kamu görevlisi olmayan" şeklindeki kararlarında da bahsedildiği üzere müştekinin eşini Özel Gazi Hastanesi'nde ameliyat için beklediği sırada isim zikretmeden doktor ya da diğer çalışanlardan birini aradığını izlenimini uyandırarak müştekiden ameliyat işlemini hızlandıracağı şeklinde yanılgıya düşürerek ameliyat malzeme parası adı altında müştekiden para alması eyleminin telefon görüşmesi yapıldığı sanılan kişilerin özel hastane doktor ya da sağlık çalışanı olmaları ve bu yönü ile bu kişilerin kamu görevlisi olmamaları nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 158. maddesinin ikinci fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunu değil TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, bu suçun da;
Hükümden önce 02/12/2016 tarih, 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle 5271 sayılı CMK.nın 253/1-b maddesine eklenen 6.bendi uyarınca TCK.nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaşmaya tabi hale getirilmesi gözetilip, CMK.nın 254.maddesinde öngörüldüğü biçimde yöntemine uygun uzlaşma önerisinde bulunulması, sonuçsuz kalması halinde yargılamanın sürdürülmesi ve neticesine göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı ve başvuruda bulunan sanık müdafiinin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, başkaca yönleri incelenmeyen hükmün CMK.nın 289/1-h. ve 280/1-b. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2017 Tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi. (¤¤)