(5237 S. K. m. 43, 52, 53, 62, 155, 207) (5271 S. K. m. 33, 34, 35, 227, 229, 231, 232, 280)
Yerel mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dairemizce yapılan yargılama sonucunda:
Dosya incelendi:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Katılan .....'in ..... adresinde faaliyet gösteren ..... Mad Rek İnş Elk Otom Pet Ür Gıda Tur Nak Paz San Tic Ltd Şti'nde satış elemanı olarak çalışan sanık .....'ın işi gereği kendisine teslim edilen eşyaların sayımı sırasında eksiklikler çıkması üzerine tutanak tanzim edildiği, sanığın şirket müşterilerine satış yapmadığı halde satış yapmış gibi mal çıkışı yapmak için müşterileri borçlu gösteren tanzim tarihleri bulunmayan hayali senetler tanzim ettiği, müşterilerden borçlarına karşılık aldığı paraları muhasebeye teslim etmediği, kendisine teslim edilen bazı ürünlerin satış parasını muhasebeye götürüp vermeyerek toplam 48.078.46 TL şirkete zararı uğrattığı ve şu şekilde sanığın üzerine atılı suçu işlediği belirtilerek sanığın TCK'nun 155/2, 43/1, 207/1, 43, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması isteği ile hakkında kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ SORGU, SAVUNMA VE BEYANLAR:
SANIK SAVUNMASINDA; " ..... Madencilik Ltd. Şti nde 2013 sonundan 2014 başına kadar 4-5 ay kadar bu firmada satış elemanı olarak çalıştım, ben iddia edildiği gibi müşterilere satış yapmadığım halde satış yapmış gibi müşterileri borçlu gösteren hayali senetler tanzim etmedim, müşterilere teslim edilmek üzere mal götürmedim, ancak ben müşterilere satılmak üzere bana teslim edilen araçta mallar vardı, peşin satıyorsam parasını alıp, tahsilat makbuzu kesip malı teslim ediyordum, vadeli sattıysam da karşılığında senet alıyordum, aldığım senetleri de aynı gün ya da ertesi gün muhasebede görevli ..... ya da .....'e teslim ediyordum, bu şekilde hiçbir müşteri adına sahte senet düzenlemedim, müşterilere teslim etmem gerekip te teslim etmediğim mal yoktur, ben bu şirkette işe başladığımda teminat olarak 50000 tl lik bono verdim, firmadaki yetkililer benim firmada nasıl çalışacağımı diğer elemanları aracılığı ile gösterdiler, Alsancak bölgesinde müşterilere sıcak satış yapıyordum, ben yaptığım satışlarda mutlaka tahsilat makbuzu kesip müşteriye veriyordum, tahsilat makbuzunun en alt kısmını imzalıyordum, faturalarda ise müşterinin imzasını ve kaşesini alıyordum ve faturalarda da ayrıca sağ köşeyi kendim imzalıyordum, peşin ödemeli olmayan satışlarda ise senet alıyordum, senedin keşideci bölümündeki imza yeri imzalatılmadan diğer kısımlarını ben dolduruyordum, çalıştığım dönemde 3 ay araçlarımızdaki mallarla ilgili hiç bir sayım yapılmadı, bu hususlarda tanıkların ....., ....., ....., ....., ..... ın dinlenmelerini istiyorum, 31/12/2013 de şirkette sayım yapıldı, 1,5 ay sonra ben sayım sonuçlarını öğrendim, şirketin mutfağında ....., "senin aracında açık var ve bu açığı ödeyeceksin" diyerek silahla tehdit ederek tutanak imzalattı, biz her akşam araçlarımızı depoya teslim ediyoruz, kontak anahtarların biri bizde kalıyor, yedek anahtar şirkette mevcuttur, ben bu araçları teslim ettiğim akşamlardan birinde aracımdan ürünlerin alındığını düşünüyorum, bir gün ismini hatırlamadığım bir müşteri ..... 35 lik 15 adet votka istedi, benim aracımda yoktu, ..... e telefon açtım, kendi depo bölümünde olmadığını, ancak diğer araçlarda varsa getirir sana veririm, dedi, diğer çalışan ..... un haberi olmadığı halde, aracını açarak ürünü bana getirdiler, ben de bizim araçlarımızdan da bu tür eksilmelerin olduğunu düşünüyorum, esasen daha önceden ..... a da silahla zorla tutanak imzalattıklarından ben de korktuğumdan tutanağı imzaladım, ben kendilerine 7000 TL ödeme yaptım, görev zararı var, ödemen gerekir dedikleri için bu miktarı ödedim, ben güveni kötüye kullanmadım, sahtecilik yapmadım, müsnet suçları işlemedim, öncelikle beraatime, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ediyorum" diyerek beyanda bulunduğu,
KATILAN BEYANINDA; "Ben ..... Bornova Bayii olup, ayrıca 2013 yılı Eylül ayında ..... İçecek, ..... Şarapları ve ..... İçecek bayiliğine başladık, ..... iş başvurusunda bulundu, işe aldık, hal hareketlerinden şüphe duyunca görev yaptığı alandaki şirketleri şirket müdürü ..... ve ..... dolaştılar, bu dolaşmalar sırasında müşteriler bizim herhangi bir borcumuz yok diye söylemeleri üzerine ..... ..... a sorduğunda; "ben haberleri olmaksızın borçlandırdım" demiş, bundan sorun çıkacağını anlaması üzerine ..... kardeşi üzerine .....bank tan kredi çekip bize ödemede bulundu, ..... da ..... ın aracılığı ile işe almıştım, Ekim 2013 başında işe aldım, ..... ın abisi ..... ile ..... ın ortak tekel bayi iş yeri olduğunu öğrendim, bu iş yeri ..... üzerine kayıtlı olduğu halde bizden izinsiz bizim malları kendi iş yerine götürmüş, ancak fatura keserken durum anlaşılmasın diye kayden iş yeri sahibi kendisi olduğu halde abisi ..... adına faturalar kestiğini tespit ettik, Alsancak bölgesinde çok iyi toptancılar adına mal verilmiş faturalar olduğunu gördük, çok çok iyi durumdaki bu toptancıların bizden mal almayacağını, bizden daha uygun fiyattan mal bulabileceklerini düşündüğümden bu konuda araştırma yaptık, aslında bu müşterilere mal vermiş, ancak fatura tutarı üzerinden değil, fatura üzerindekinden daha eksik bedelle ürünlerin bedelini alacağım diye müşterilere söyleyip, fatura bedellerinden eksik olarak bedellerini almış, fakat bize daha da aşağı bir fiyatla mal satmış gibi işlem yaptığını, aradaki farkı da uhdesine geçirdiğini tespit ettik, bunun dışında hiç borcu olmayan müşterilere, sanki bize borçlularmış gibi müşteriler adına senetler düzenlediğini belirledik, bu şekildeki senetleri avukatım Mahkemenize verdi, adli emanettedir, bizim şirketimizde pazarlama elemanlarımızla çalışma şeklimiz şu şekildedir, kendileri sayarak ve imzaları alınarak ürünler irsaliye kesilerek kendilerine teslim edilir, bu bilgiler aynı zamanda ellerindeki terminal ve bilgisayar kayıtlarında da bulunur, el terminallerini stok sayımında kullanmıyoruz, sadece fatura düzenlendiği sırada fatura çıkışlarını sağlamak için araçtaki printer ı kumanda edebilmek için kullanıyoruz, her gün akşam kendilerindeki araçla bizim şirket merkezimizdeki otoparkına gelirler, park ederler, her akşam sayım yapmayız, sadece hesapla ilgili işlemleri yaparlar, aldıkları nakitleri ve senetleri muhasebeye teslim ederler, bu ya dönüş akşamı ya da ertesi gün sabah yapılır, kendi araçlarına giriş irsaliye ile, müşterilere olan satışlar da fatura ile olur, giren mal, irsaliyelerin toplamı kadar, çıkan mal da faturaların toplamı kadardır, araçların her birinin yedek anahtarı bendedir, ancak hiç bir şekilde araç sorumlusu pazarlamacının kendisinden habersiz aracından ürün alarak, başka bir araca ya da iş yerine mal konulması söz konusu olamaz, kesinlikle tehdit ve baskı olayı da olmamıştır, sanığın aracında 2 kez sayım yaptık, ilk yaptığımız sayım, 2013 Aralık sonu idi, yaklaşık 20.000 TL ye yakın ürün eksik çıktı, kendisine sebebini sorduğumda yanlışlık yapmış olabilirim, bazen kuzenim yardım ediyordu, o hata yapmış olabilir, ben de yapmış olabilirim ancak ben bu açığı ödeyeceğim, dedi, ben de kendisine inandım, bir müddet bekledim, 20/01/2014 de tekrar sayım yaptığımda ilave 6000 TL daha eksik çıktı, bugüne kadar zararlarımızı ödemedi, sanıktan şikayetçiyim ve davaya katılmak istiyorum" diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK BEYANI
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben ..... in yetkilisi olduğu ..... Ltd. Şti nde 2013 yılı Ağustos ayında satış sorumlusu olarak işe başlayıp, 2013 yılı Ekim ayında işten ayrıldım, 3 firma adına mal pazarlıyorduk, her firma için ayrı ayrı fatura düzenliyorduk, dolayısıyla ayrı ayrı da senet düzenliyorduk, faturaların alt bölümünde teslim eden bölümü kısmında satış görevlisinin adı-soyadı yazıyordu, teslim alan kısmında da ürünü verdiğimiz bayinin kaşesi ve imzasını alıyorduk, ancak peşin ödeme olmayan durumlarda imzası olmayan bononun boş bölümlerini dolduruyorduk, imzasız bir şekilde bononun diğer tarafları doldurulmuş vaziyette şikayetçi şirkete teslim ediyorduk, firma tarafından müşterilere götürmek üzere aldığımız ürünler bize teslim ediliyordu, ancak el terminalindeki bilgiler ile fiziki ürün sayısı birbirini tutmuyordu, dedi.
Tanıktan; İmzası olmayan, dolayısıyla senet niteliğinde olmayan belgenin, niçin kendisi tarafından düzenlendiği soruldu. Tanık: 3 ayrı firma adına senetler düzenlendiğinden 3 ayrı firma adına 3 ayrı renkte senet bulunduğundan hangi firmanın ürününün satıldığı belli olsun ve vadesi belli olsun düşüncesi ile imzasız vaziyette senet bizim tarafımızdan dolduruluyordu dedi.
Sanık müdafiinin sorusu üzerine tanık: Ben işe girdiğimde ilk başka muhasebede intermek programı kullanılıyordu, 1 ay sonra başka bir program olan mobilek kullanılmaya başlandı, müşteriden döndükten sonra sayım yapmıyorduk, araçları otoparka kapatıp hesabı teslim edip evimize gidiyorduk, aracın anahtarların biri bizde diğeri de şirkette duruyordu, bizden habersiz aracımızdan ürün alınıyordu" diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben 2013 yılının Eylül ayından itibaren şikayetçinin şirketinde 2,5 ay kadar pazarlama elemanı olarak çalıştım, ürünler bize sayılarak teslim edilirdi, daha sonra araçlarımızı her akşam gelip şirketin merkezine park ederiz, bir çok kişinin aracında açıklar çıktığından, ben de bu türlü sıkıntı yaşamamak için şirketten ayrıldım, zira aracı şirket merkezindeki otoparka bırakıyorduk ve anahtarın bir yedeği de şirket merkezinde bulunuyordu, depocunun yapacağı hatalardan da biz sorumlu tutuluyorduk, müşterilere satış yaptığımızda genellikle peşin tahsilat yapamıyorduk, senet alıyorduk, ama çoğu zaman müşteriler senet vermek istemiyordu, bunun üzerine biz sadece adına senet düzenliyorduk, imzasız bir şekilde getirip şirkete teslim ediyorduk, " diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben şikayetçinin şirketinde 2013 yılının Eylül ayından 2014 yılının Şubat ayına kadar pazarlama elamanı olarak çalıştım, çünkü ürünler bize sayılarak teslim edilmiyordu, daha doğrusu ilk işe girdiğimizde sayılarak ve imzamız karşılığında ürünler teslim ediliyordu, bize her ürün verdiklerinde irsaliye düzenleyip imzamız karşılığında veriliyordu, ancak toplam bize teslim edilmiş ürünü bilemiyorduk, aracımız da iş dönüşü şirket merkezine bırakıyorduk, yedek anahtar da şirket yetkilisi ..... de idi, başka bir elemana ürün lazım olduğunda, gece bizi telefonla arayıp, senin aracından şu kadar ürünü alıp falancanın arabasına koyduk diye söylüyorlardı, bir de biz fatura ile çıkış yapıyorduk, fatura ile çıkış yaptığımız ürünler terminalde görünmüyordu, bu nedenle sorunlar yaşıyorduk, dedi.
Sanık müdafinin sorusu üzerine tanık, işe girdiğimizde benden teminat senedi adı altında 50.000 TL lik bono imzalayıp verdim, " diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben ..... Ltd. Ştinde muhasebe elemanı olarak çalışıyordum, esasen muhasebede ..... ile birlikte çalışıyorduk, mal verilmediği halde müşteriler adına kesilmiş faturalar çıkmaya başladı, durumu ..... Beye söyledik, daha sonra kayıtlar üzerinde detaylı araştırma yaptım, müşteriler ile konuştuk, birçok müşteriye mal verilmediği halde isimlerine fatura kesildiğini tespit ettik, yine ayrıca yaptığı tahsilatlardan bir kısmını muhasebeye yani bana bildirmediğini tespit ettik, yine müşteriler senet vermediklerini söyledikleri halde adlarına düzenlenmiş ve sanık tarafından muhasebeye verilmiş senetler olduğunu tespit ettik, benim bilgim görgüm bundan ibarettir dedi.
Sanık müdafiinin soruları üzerine tanıktan soruldu, Tanık: Ben halen ..... Ltd. Ştinde çalışmıyorum, Haziran 2014'te işten ayrıldım, mal teslim etmediği halde fatura kesmesinin sebebi; fatura kesince stoktan mal düşmüş görünüyor, halbuki araçtan herhangi bir mal çıkışı yapılmamış oluyor, bu şekilde araçtan kendine mal edinerek eksilmiş stoğu tutturmaya çalışmış olabileceğini düşünüyorum, araçlara her gün sabahları yükleme yapıldığında bilgisayar kayıtları yapılıp, takipler yapılıyordu, ben işten ayrılmadan 1 ay önce yani Mayıs ayında bir bilgisayar program değişikliği oldu, sanığın çalıştığı sürede herhangi bir program değişikliği olmadı, araçtan araca aktarma muhasebe çalışanları olan ben ve D.nın bilgisi dahilinde aktarma yapılıyordu, araçtan indirdiğine dair araçtan indiren arkadaş, aracına yüklenen kişiye de yüklendiğine ilişkin belge imzalatılıyordu, malı indiren , malı yükleyen ve depocu imzalıyordu, dedi.
Sanık müdafiinin sorusu üzerine tanıktan soruldu, Tanık: Her aracın anahtarının bir yedeği ..... beyde, daha doğrusu ..... beyin çalışma odasındaki kasanın alt bölümünde vardır, ..... Beyden başka bir kimsede yedek anahtar yoktur, telefon ile bir araçtan bir araca aktarma söz konusu olamaz, ..... bulunmadan, ..... un aracından başka bir araca aktarma yapılmadı, faturalarda sıralı fatura numaraları vardır, faturaları sırası ile dosyalıyorum" diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "..... Ltd. Ştin de ..... ile birlikte muhasebe elemanı olarak çalışıyordum, sanığın aracındaki stok ile bizdeki belgeler tutmadı, bunun üzerine müşteriler ile konuştuğumuzda, müşterilerin mal aldıklarında paralarını ödediklerini, ancak ..... nin bu paraları şirkete getirmediğini öğrendik, yine araç sayımı yapıldığında, kayda göre olması gerekenden daha eksik stoğu vardı, benim bilgim bundan ibarettir dedi.
Sanık müdafiinin soruları üzerine tanıktan soruldu, Tanık: Araçtan araca herhangi bir aktarma olmuyordu, sadece aracın sahibi olduğunda ve tutanak düzenlenerek aktarma yapılabiliyordu, yine belge düzenlenerek diğer araca yüklenirdi, zaten araçların yedek anahtarı sadece ..... beyde ve onun özel kasasında duruyordu, stokların tutulduğu bilgisayar programı bir kez değişti, ancak programın ne zaman değiştiğini bilmiyorum, ..... nin çalıştığı dönemde olup olmadığını da hatırlamıyorum, faturalarda faturayı kesenin kim olduğunu gösteren kod numarası vardır" diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben ..... Ltd. Ştinde Eylül 2013-11/Ağustos 2014 tarihleri arasında çalıştım, ilk başlarda satış elemanı olarak çalıştım, bilahare depo elemanı olarak çalıştım, Ben ve .....3 bey sayım yaptık, toplu sayım yaptığımızda sanığın aracında olması gerekene göre stoklarında eksik vardı, eksikler çıktı, benim bilgim bundan ibarettir dedi.
Sanık müdafiinin soruları üzerine tanıktan soruldu, Tanık: Ben açığın sebebini kesin olarak bilmiyorum, ancak bazı müşteriler, "..... bize bedelsiz ürün veriyor, siz niye vermiyorsunuz" diye söylerlerdi, bir sebebi bu olabilir dedi.
Katılan vekilinin sorusu üzerine tanık: Bir çok müşteri adına sahte senet düzenliyordu, ben düzenlerken çok kez şahit oldum, müşteriler adına düzenlediği senedi kendi imzalıyordu" diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben ..... Ltd. Ştinde Eylül-2013 tarihinden beri depo elemanı olarak çalışıyorum, rutin denetim sırasında ..... nin bir kısım müşteriler adına senet düzenlediğini ve müşteriler aldığı bir kısım paraları şirkete getirip teslim etmediğini tespit ettik, ben Şubat-2014 tarihinden itibaren de hem depo elemanı hem de denetim elemanı olarak görev yapmaya başladım, bu nedenle bu hususları tespit ettik, stok sayımında olması gerekene göre aracında eksik ürün vardı, benim bilgim bundan ibarettir dedi.
Sanık müdafiinin soruları üzerine tanıktan soruldu, Tanık: Ben ..... yi senet düzenlerken görmedim, ancak müşteri adına ..... nin düzenlediği senetler olduğu denetimde meydana çıktı, yani benim ilk farketmem Aralık sonu Ocak ayı başı gibiydi, dedi.
Katılan vekilinden soruldu: Bizim müşteriler adına düzenlenen dava konusu senet sayısı mahkememize ibraz ettiğimizden ibarettir, başkaca müşteri adına düzenlenmiş şikayetimize konu herhangi bir senet yoktur" diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Benden izinsiz ..... in yönlendirmesi ile benim .....bank taki hesabıma girdiklerini öğrendim, öğrendiğimde Şubat/2014’ü ve oğlum ..... yi bunun üzerine oğlumun istemesine rağmen işe göndermedim, 1-2 gün sonra ..... beni telefon ile aradı, oğlunuzun 19000 tl açığı var, buyrun gelin iş yerimizde konuşalım, gelirken parayı da getirin diye söyledi, ben kendisine şeker ve tansiyon hastasıyım, o kadar uzak yere gelemem, siz Karşıyaka ya gelin diye söyledim, yanında bir arkadaşı ile Girne Lunaparkta buluştuk, "benim alacağımı verin, vermediğin takdirde oğluna öyle bir iftira atarım ki, alnındaki karayı ömür boyu temizleyemezsin" dedi. Ben kendisine "teminat senedin var, onu devreye sok, niye bu şekilde konuşuyorsun" diye söyledim, " diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Benim "..... Market" adında sayısal loto ve tekel bayi işyerim vardır. Bizim, merkez ve şube olarak iki işyerimiz vardır. Şubede ben dururum, merkezde ise yeğenim durur. .....'e ait "..... Madencilik Ltd. Şti" isimli işyerinden tekel ürünleri satın aldık; ancak hiçbir zaman bono, senet veya çek ile ödeme yapmadık, nakit ödeme yaptık. Çek veya bono düzenlenmiş olsaydı sadece ben düzenlerdim dedi.
Soruldu: Adımıza yapılan işlemler ile ilgili herhangi bir sorun yaşamadık; ancak yeğenime gelmişler ve borcumuzun olmadığına ilişkin mutabakat yapmışlar, neden bu şekilde mutabakat yapıldığını bilmiyorum " diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Benim "..... Market" adlı işyerim vardır. ..... Ltd. Şti'nden tekel ürünleri satın alıyordum. Nakit veya cari hesap ile ödeme yapıyordum, hiçbir zaman çek veya senet vermedim. Biz ödeme yaptığımız halde, ödeme yapılmamış gibi göründüğü söylendi ve daha sonra düzeltme yapılarak borcumuz olmadığına ilişkin mutabakat sağlandı" diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben "..... Tekel Bayi" isimli işyerini işletirim. Ben ürünlerimi peşin aldım ve peşin ödeme yaptım, dolayısı ile benim müsnet suçlar ile doğrudan bilgim ve görgüm yoktur, benim adıma sahte belge düzenlenmiş ise ben bunu bilmiyorum, ancak ben hiçbir zaman senet düzenleyip Sanığa vermedim. Tüm alışverişlerde peşin ödeme yaptım " diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben "..... Kuruyemiş" isimli firmanın sahibi ve işleticisiyim. Ben şikayetçiye ait şirketten alışverişler yaptım, hiçbir borcum yoktur, tüm ödemelerimi peşin yaptım, bütün dekontlarım elimdedir. İstenmesi halinde ibraz edebilirim, ancak ben hiçbir şekilde kendilerine senet düzenleyip vermedim dedi. Benim adıma senet düzenlenmişse sahtedir dedi.
Tanığın bilirkişi incelemesine esas teşkil etmek üzere yazı, imza ve rakam örnekleri alındı.
Sanık müdafinin talebi üzerine Tanıktan soruldu: Ben malı teslim aldığımda ödeme yapardım, ara sıra da cari hesabımız da olurdu. Bilahare ödeme yaptığım da oldu; ancak tüm ödemelerime ilişkin dekontlarım da vardır, hiçbir zaman senet düzenlemedim " diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben '..... Tekel Bayi' adlı iş yerinin işletmecisiyim; ancak ben rahatsızlığımdan dolayı büfede daha çok arkadaşım ..... durur. Alışverişleri bir fiil kendisi yapar. İşletmenin tüm geliri bana aittir, kendisine haftalık ücret öderim. ..... Ticaret Ltd. Şti'nden yaptığı alışverişi bana anlattı, tahsilat makbuzu ile ilgili sıkıntı olduğunu söyledi; ancak biz hiçbir şekilde ..... Ticaret Ltd. Şti'ne senetle ödeme yapmadık, peşin veya cari olarak alışveriş yapardık, ben veya çalışanım ..... herhangi bir senet düzenlemedik. Benim hiçbir senet altında imzam yoktur " diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Sanığı tanımam, şahsa herhangi bir şekilde senet vermedim, yine senette lehtar olarak görünen şirketle herhangi bir ilişkim olmadı, kendilerine senet vermedim, ben dana önce imza da vermiştim, suç konusu olduğu bildirilen senetteki imzalar bana ait değildir, tanıklık ücreti istemiyorum" diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben İzmir/Alsancak'da X9 Tekel Gıda isimli büfe işletiyordum, sanık .....'dan da ithal içki satın alıyordum, ancak ..... ile yaptığım tüm alışverişlerimiz nakit ve fatura karşılığı idi, kesinlikle kendisine borca karşı senet düzenlemedim, tarihin tam olarak hatırlamıyorum, iki şahıs gelerek .....'ın işten ayrıldığını ayrıca şirketlerini dolandırdıklarını söyleyerek benim tarafımdan düzenlenmiş ve müştekinin şirketine ait borcum olduğuna dair senetlerin olduğunu söyledi, hatta bu senedi bana gösterdiler, senetteki yazı ve imzaları kontrol ettiğimde de bana ait olmadığını gördüm, gelen şahıslarada senetteki imzaların bana ait olmadığını söyledim onlarda bana bu şekilde başka şahıslara düzenlenmiş sahte senetlerin olduğunu söylediler, senedi bana verip gittiler, ancak ben iş yerimi kapattığım elimdeki bu senedi de yırttım, daha öncede söylediğim gibi ben ..... ile yaptığım tüm alışverişlerim nakit para ve fatura karşılığı yapıyordum " diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Suç tarihinde İzmir Alsancak'ta market işletiyordum, daha sonra işyerini kapattım, iddianamede isim geçen sanık ve müştekiyi ismen tanımıyorum, olay hakkında herhangi bir bilgim, görgüm yoktur, ismimin nasıl geçtiğini ve beni kimin tanık gösterdiğini bilmiyorum, ben marketi işlettiğim dönemlerde mal aldığım firmaları tanırım, müştekinin sahibi olduğu firmayı tanımıyorum, sanık ve ismi geçen firmadan mal aldığımı tam olarak hatırlıyorum, zira toptancı olarak onlarca firmadan alışveriş yapmaktaydım, ayrıca yokluğumda yanımda çalışan elemanlar da mal alışverişi yapmaktaydılar, olay hakkında bilgim ve görgüm yoktur, tanıklık ücreti istemiyorum" diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben olayla ilgili yine Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinde ifade vermiştim, o ifademi aynen tekrar ediyorum, hatta Mahkemece yazı ve imza örneklerimde alınmıştı, İzmir'de Büfe işletirken .....'ın çalıştığı iş yerinden ithal içki alıyordum, ..... gelirdi, içkiyi bize verirdi, genelde nakit çalışırdık, ancak bu şahıs sattığı ürünlerin parasını aldığı halde firmamın kaşesini yaptırarak benim adıma senet düzenleyip firmasına bu senetleri vermiş, beni borçlu veya satmadığı ürünü satmış gibi göstermiş, benim firma ile bir bağlantımda kalmadı, iş yeride kapatıldığı için belgelerde elimde yok " diyerek beyanda bulunduğu,
TANIK ..... BEYANINDA; "Ben bana okumuş olduğunuz iddianamede belirtilen sanık ve müştekiyi tanımam. Ben daha önce yapmış olduğum ticaret gereği ..... Ticaretten mal almıştım. ..... Ticarete 600 TL. civarında borcum vardı. Ekonomik sıkıntılardan dolayı dükkanımızı kapattıktan sonra ..... Ticarete olan borcumu unutmuştum. Dükkanın kapanışından yaklaşık 3 ay sonra ..... Ticaretin avukatı beni arayarak borcun faiz ve avukatlık ücreti ile birlikte 2.000TL.olduğunu söyleyince ben de avukata 2.000 TL. ödeme yaptım. Buna ilişkin F3bank'ın dekontu mevcuttur. Bana göstermiş olduğunuz senetlerin altındaki imzalar bana ait değildir. ..... Ticaretle alışveriş yaptığımız dönemde kendilerine haftalık ödeme yapıyordum. Hiç bir şekilde borcuma karşılık senet imzalayıp vermedim.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ SORGU, SAVUNMA VE BEYANLAR:
SANIK SAVUNMASINDA: "Ben müşteki şirkette 2014-2015 yıllarında satış elemanı olarak çalıştım. ..... marka araca her gün sabahleyin şirketin sattığı içki ürünlerinden yüklenir. Ben bunları müşterilerime dolaştırıp pazarlamasını yapardım. Satış yaptığımız zaman 3 değişik içki grubunun ki bunlar votka şarap ve ithal alkol gruplarıydı. Her birinin farklı vade tarihleri vardı. Bunlara göre farklı renkte senetler hazırlanmıştı. Sattığım malzemeler ile ilgili müşteriden senet alır. Akşam şirkete geldiğimde bu senetleri muhasebeye teslim eder ve ertesi gün ne kadar daha mal istediğimi beyan ederdim. Bu arada senet teslimi yanında aracı da anahtarı ile birlikte teslim etmiş olurdum. Sabahleyin aracı teslim aldığımda henüz yeni istediğim malzemeler yüklenmemiş iken bana teslim edilirdi. Benim kontrolümde eksilen malzemelerin yerine istediğim yeni malzemeler yüklenir ve tekrar satışa çıkardım. İddia edildiği gibi şirketin mallarının sahte senetler ile satış yapıyormuş gibi göstermedim. Suça konu senetleri ben hazırladım ve yazdım. Ancak müşteri adına atılmış imzalar benim attığım imzalar değildir. Bir açık çıkmış, ancak bu açığın nasıl çıktığını ben de bilmiyorum. Bir açıklama getiremiyorum." demiş, sorulduğunda: "Ben belli bir standart rakamda bu ürünleri alırdım. Günlük satış ile eksilenlerin yerine de aşağı yukarı o standarta yükseltecek şekilde yeni ürün istediğimi bilirdim. Aracıma benim istediğim miktarda yeni ürün yüklenirdi ve bu işlem benim refakatim de yapılırdı. Yeni ürün yüklenmeden teslim ettiğim aracı görürdüm ve aşağı yukarı teslim ettiğim miktar kadar araçta ürün var mı yok mu anlardım." demiş, sorulduğunda:" Bazı müşterilerin fatura karşılığı mal aldıklarını faturaya malı teslim aldıklarına dair imza attıklarını, bunun da kendileri yönünden verilmiş bir belge olduğunu söyleyerek aynı ticari işlem yönünden senet düzenlenmesini kabul etmiyorlar ve senedi imzalamak istemiyorlardı. Bu durumdaki müşterilerle senetsiz çalışmamı şirkette kabul ediyordu. Ancak şirket vade tarihlerini bilemeyeceği için her ne kadar imzalatmasam da bu gibi ticaretin olduğu zaman senet düzenliyor ve fatura ile birlikte senetleri şirket muhasebesine teslim ediyordu. Bundaki amaç fatura karşılığı satılan malların ne zaman ödeneceğinin şirket kayıtlarında belirli olmasıydı. Bu sebeple imzasız senetler söz konusu olmuştur. Ve ben bu senetlerin kim tarafından imzalandığını bilmiyorum." demiş, sanığa böyle bir işlemden kim menfaat temin eder. Neden imza atmış diye sorulduğunda: "Kimsenin menfaat temin edeceğini düşünmüyorum. Zaten ben 3 ay çalıştım. Ve o sırada işten ayrıldım. Askere gittim." demiştir.
Sanık müdafii:" Müvekkilimin savunmalarına aynen katılıyorum. Sanığın şirkete imzasız senetler verildiği ve bunun faturaların ne zaman ödeneceğini kayıt altına almak amacıyla yapıldığına ilişkin savunmasını Karşıyaka 1 Asliye Ceza Mahkemesinde dinlenen tanıklar ..... ve ..... aynen ifade etmiş ve desteklemişlerdir. Yani şirketin savunmanın belirttiği şekilde bir uygulaması söz konusudur. Müvekkil aracı şirkete teslim etmekte olup yine tanık ..... un beyanından anlaşıldığı üzere şirket yetkilisi ..... de aracın yedek anahtarı bulunmaktadır ve zaman zaman ihtiyaç olduğunda bir araçtaki herhangi bir malzeme bir başka araca yüklenebilmektedir. Sonuç olarak müvekkilden kaynaklı bir açığın çıkmadığı düşüncesindeyiz. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda .....' e ait senetteki imza dışında diğer senetlerdeki imzaların sanığın eli ürünü olduğu ifade edilmektedir. Öncelikle mahkeme bu rapora itibar etmiş ise neden .....'e karşı da belgede sahtecilik suçundan ceza verilmiştir anlaşılamamıştır. Ayrıca diğer imzalar da basit tersimli imzalar olup taklit edilmesi oldukça kolaydır. Bu konuda yeniden rapor aldırılmasını talep ederim. Ayrıca müvekkilimin bir kısım senetlere kendi imzasını atmış olması da mantıksızdır. Üstelik 4 senette bir birinin aynı imzaları söz konusudur. Bunların da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum." demiş,
Sanığa dosyada mevcut 31/12/2013 ile 20/01/2014 tarihleri arasında yapılan sayıma ilişkin eksik çıkan malzemeler ile ilgili düzenlenen ve kendisi tarafından imzalanmış olan tutanak, dosyada bulunan senet örnekleri ve bilirkişi raporları ayrı ayrı okunup sorulduğunda: "Açık olduğu tespit edilen tutanağa imza attığım doğrudur. O gün sayım yapıldığında her bir satış elemanını ayrı ayrı odalara almışlardı. Diğer arkadaşlarımın ne yaşadığını bilmiyorum. Ancak müşteki bu belgeyi imzalamam için beni tehdit etmişti. İmzalamak zorunda kaldım. " demiş,
Sanığa diğer arkadaşların benzer açıkla karşılaştı mı diye sorulduğunda:" Tanık olarak da dinlenen diğer arkadaşlarım ..... ve ..... da benim gibi benzer iddialar ile karşılaştılar. Ayrıca .....'ın da 1000 TL bir açığı çıkmıştı." demiştir.
KATILAN BEYANLARINDA: "Önceki beyanlarımı tekrarlarım. Sanık bizde birkaç ay çalışmıştı. Hatırladığım kadarıyla daha ikinci ayında arabasında yaptığımız sayımda 20000 TL açığı çıkmıştı. Kendisi ile konuştuğumuzda bu açığı kabul etti. Ancak en kısa sürede ödeyeceğini vaad etti. Konuşması ikna ediciydi. Babamın ticari taksisi var biz bunu ödeyeceğiz dedi. Biz de kendisine güvendik. Ancak sonraki satışlara yanında bir eleman ile gönderdik. Bir ay kadar sonra tekrar sayım yaptığımızda açığı 26000 TL ye çıkmıştı. Bunun üzerine satışlarını incelemeye aldık. Muhasebeye teslim ettiği fatura ve senetleri müşterilere götürerek ve bizzat kendilerine gösterip sorarak satışın gerçek olup olmadığını teyit etmek istedik. İddianamede yazılı 9 müşterimiz fatura ve senetlerdeki imzaların kendilerine ait olmadığını, kendilerinin peşin çalıştıklarını söylediler. Bunları da hesap ettiğimizde sanığın açığı 48000 TL civarında bir rakama ulaştı. Ve kendisinden şikayetçi olduk. Halen borcu ödememiştir. Şikayetimiz devam etmektedir." demiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Her ne kadar sanık hakkında Karşıyaka 1 Asliye Ceza Mahkemesinin 01/02/2018 tarih ve 2014/245 esas 2018/79 karar sayılı kararı ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak ve özel belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine karar verildiği, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan zarar miktarı, eylemin teselsül etmesi özellikleri göz önüne alınarak cezanın asgari hadden tayin edilmesine karşılık özel belgede sahtecilik suçundan ise suçtan zarar gören kişinin firma temsilcisi olduğu, suça esas mağdurun katılan olduğu göz önüne alındığından eylemin teselsül ettiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle diğer mağdurlara yönelik ayrı ayrı 9 defa hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu düşünülmekle Karşıyaka 1 Asliye Ceza Mahkemesinin 01/02/2018 tarih ve 2014/245 esas 2018/79 karar sayılı mahkumiyet kararının dairenizce kaldırılarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan TCK.nın 155/2, 43/1 ve 53/1 maddeleri gereğince, özel belgede sahtecilik suçundan ise TCK.nın 207/1, 43/1 ve 53/1 maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi talep ve mütalaa olunur. " demiştir.
DELİLLER:
-Sanık savunmaları,
-Katılan beyanı,
-Tanıkların beyanları
-Bilirkişi raporu,
-Nüfus ve adli sicil kayıtları,
-Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İncelenen dosya içeriğine göre;
Sanığın müştekinin sahibi olduğu pazarlama şirketinde satış elemanı olarak çalıştığı, pazarlamak amacıyla kendisine teslim edilen ürünlerin sayımı esnasında eksiklikler çıkması üzerine tutanak düzenlendiği ve yapılan araştırmada sanığın kendisine teslim edilen ancak esasen satmadığı bir kısım malı satmış gibi müşterileri borçlu gösteren hayali senetler düzenleyerek şirketi 48.078,46 TL zarara uğrattığı ve böylece teselsülen hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanmak ile teselsülen özsel belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı,
Karşıyaka 1 Asliye Ceza Mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda müsnet suçların sübut bulduğu belirtilerek sanığın TCK 155/2, 43/1, 207/1(9 kez) maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemizce yapılan ön incelemede sanığın suçunun sübut bulup bulmadığı, teselsül hükmünün doğru uygulanıp uygulanmadığı hususlarında sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayini bakımından davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Savunma, müşteki beyanları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; Müştekiye ait şirketin alkollü içecekler bayiliğini yaptığı, şirket bünyesinde votka, şarap ve ithal alkol grupları adı altında 3 ayrı içki gruplarını pazarladığı, sanığın suç tarihlerinde birkaç aylık dönemde şirkette pazarlama elemanı olarak çalıştığı, sanığın her gün içerisi malzeme yüklü araç ile pazarlamaya çıktığı, akşam dönüşünde aracı kilitleyip şirket bünyesinde park ettiği ve günlük yaptığı satışlara ilişkin evrakları muhasebeye teslim ederek satılan malzemelerin yerine konulacak malzeme cins ve miktarını belirttiği, ertesi gün işe çıkmadan eksik malzemelerin sanığın kontrolünde arabaya yüklendiği ve sanığın bu şekilde satışa devam ettiği, ilk 1-2 ay sonrası yapılan sayımda müştekinin sanıkta açık belirlediği, sanığın babasının maddi durumunun iyi olduğunu belirterek bu açığı kapatacağını söylemesi üzerine olayı fazla önemsemeyen ancak tedbiren bu tarihten sonra sanığın yanına ikinci bir eleman yerleştiren müştekinin sanık ile çalışmaya devam ettiği, 1 ay kadar sonra tekrar yapılan sayımda açığın büyüdüğü fark edilince müştekinin şikayetçi olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar sanık savunmalarında kendisinin malzemelerden almadığını, açığını neden kaynaklandığını bilmediğini, şirkette yedek bir anahtar bulunduğunu, başkasının da almış olabileceğini, hatta bazen gece herhangi bir araçtan diğerine malzeme nakli yapılabildiğini belirterek suçsuz olduğunu savunmuş ise de suçtan kurtulmaya yönelik bu savunmalarına itibar edilmemiştir. Şöyle ki;
Sanık bizzat savunmasında araçtaki malzemeleri sayarak teslim aldığını, satılan malzemelerin yerine yenileri konulduğu esnada kendisinin refakat ettiğini belirtmektedir. Yükleme esnasında bu açığın doğmasını gerektirir bir mal indirme veya eksik mal teslimi söz konusu olamaz. Sanık önce aracı teslim ederken anahtarı da teslim ettiğini söylemiş, sonra anahtarın kendisinde kaldığını şirket yetkilisinde yedek anahtar bulunduğunu ifade etmiştir. Bu konudaki çelişki suçtan kurtulma gayretinin bir ifadesidir. Şirket yetkilisinde deponun yani tüm malzemelerin bulunduğu yerin anahtarı da bulunur ki böyle bir kişinin gece pazarlama araçlarından mal kaçırdığına inanmak gayri samimidir.
Sanık ayrıca suça konu senetleri kendisinin düzenlemediğini savunurken senetlerdeki el yazıları kendisine ait çıkınca bunu açıklama olarak bazı müşterilerinin senetleri imzalamak istemediğini çünkü her bir alışveriş için düzenlenen faturaları imzaladıklarını, senetleri sadece bu alışverişlerin ödeme tarihlerini göstermek bakımından düzenleyip imza kısmı boş olarak şirkete verdiğini şirketten birisinin bu senetleri imzalamış olabileceğini iddia etmiştir. Böyle bir ihtimalin oluşması için hiçbir gerekçe ve mantık bulunmamaktadır. Öncelikle eğer müşteriler peşin para ile çalışmışlar ise elbetteki senet imzalamaları beklenmez. Bunun için de sanığın ödeme gününün şirket kayıtlarında belli olması gibi bir gerekçe ile senet düzenlemiş olması mantıksızdır. Çünkü alışveriş peşin yapılmıştır. Eğer müşteri vadeli almış ise ve sanığın dediği gibi düzenlenen faturada malları teslim aldığına dair imza attığını belirterek bu belgenin yeterli olduğunu söyleyip ayrıca senet imzalamak istemediğini beyan etmiş ise bu durumda şirkete aynı müşteriye teslim edilen malların miktar ve bedellerine ilişkin "teslim aldım" imzalı fatura yanı sıra bu faturaya ekli senetlerin aynı anda muhasebeye verilmesi gerekir. Bu durumda fatura ile senetlerin birbirini tutması gerekir ki böyle olmadığı için sorun yaşanmıştır. Ayrıca şirkete boş olarak teslim edilen senetlerin kim tarafından neden imzalandığı hususunu yani böyle bir olaydan kimin menfaat temin edebileceğini sanık izah edememektedir. Öncelikle senet imzalamamış olsa dahi eğer o senetteki miktar kadar müşterinin borcu var ve bu borç fatura ile belgeli ise senetteki miktarı zaten ödemek zorundadır. Bu bakımdan neden itiraz etmektedir. Bu soruya verilecek tek mantıklı cevap peşin para ile çalışan yani borcunu ödeyen müşterinin önüne borçlu olmadığı halde senet konulmuş olmasıdır. Bu durumda müşterinin ödediği paranın muhasebe kayıtlarına geçirilmesi onun yerine sanki senet vermiş yani borçluymuş gibi sahte senetler düzenlemiş olması sonucuna varılmaktadır ki bu davranışın sanık dışında birisi tarafından gerçekleştirilmiş olması mümkün değildir. Nitekim müşteriden nakit ödemeyi alan sanıktır ve eğer sanık bu parayı muhasebeye teslim etmemişse yerine sahte senet konulması düşünülebilir.
Sanığın teslim aldığı ve aracında bulunan malzemeler ile yapılan sayım ve çıkan açık ile alakalı şirket yetkililerince tutanak düzenlenmiş ve bu tutanak sanık tarafından "okudum" ibaresi yazılarak imzalanmıştır. Sanık bu belgeyi neden imzaladığı sorusuna tehdit edildiğine yönelik gayri samimi bir açıklama getirmiştir. Nitekim bu konuda bilahare şikayette bulunmadığı gibi açık ile alakalı sonradan yaptığı kısmi bir ödeme de söz konusudur.
Dosyada bulunan yeminli adli bilirkişi .....6'un raporunda sanığın üzerinde bulunan açık, miktarı ile belirtilmiştir. Suça konu senetler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu kriminalistik uzmanı bilirkişi .....'ın 17/07/2017 tarihli raporuna göre de 9 müşteri adına atılmış imzalardan ..... haricindeki imzaların sanık eli ürünü olduğu belirtilmiştir. Yani sanık suça konu 9 senedi de kendisi düzenlemiş, bunlardan 8 adedini müşteri adına imzaladığı raporla sabit görülmüştür.
Sonuç olarak sanığın pazarlamacı olarak çalıştığı şirkete ait pazarlamak amacıyla teslim aldığı ürünleri peşin paraya satmasına veya kısa vadeli ürünlerin parasını almasına rağmen nakit veya kısa vadeli satışları muhasebeye bildirmeyerek uhdesinde tuttuğu, bu şekilde 2013 yılında 6.073,14 TL 2014 yılında ise 20.156 TL yi çalıştığı şirkete vermeyerek mal edindiği, açıklarını kapatmak amacıyla da uzun vadeli senetle satışlar yapmış gibi 9 ayrı müşteri adına sahte senetler ve bunlara bağlı olarak sahte faturalar düzenleyerek şirket muhasebesine verdiği, tüm bul belgeleri kendisinin düzenlediği, müşteri ..... adına olan senetteki imza kendisine ait çıkmamış ise de; bu senedi başkasına da imzalatmış olabileceği, zaten diğer 8 müşteri senedini kendisinin imzaladığının raporla da sabit olduğu, böylece sanığın şirketin malını uhdesine geçirmenin yanı sıra açığını kapatmak amacıyla sahte belgeler de düzenlediği sabit görülmüştür.
Sanık ile müşteki şirket arasında işveren ve pazarlamacı işçi olarak bir iş akdi kurulmuştur. Yani aralarında sanığın müşteki şirketin mallarını pazarlamak ve karşılığında ücret almak üzere anlaştıkları bir hizmet ilişkisi söz konusudur. Sanık bu hizmet ilişkisinin gereği olarak şirketin kendisine güvenerek teslim ettiği malları uhdesine geçirmiş olup eylemi hizmet sebebi ile güveni kötüye kullanmak suçunu oluşturmaktadır. Sanığın eylemi birkaç ay zarfında 2013 ve 2014 yıllarına tekabül eden değişik zaman zarflarında ve aynı kasıt altında gerçekleştirilmiş olup fiilin teselsülen işlendiği kabul edilmiş ve yoğun suç kastı ile hareket eden uzun süre bu fiili gerçekleştiren ve belirtilen miktar haksız kazanç sağlayan sanığın eylemine teşdid uygulanması gerektiği düşünülerek TCK 155/2, 43/1, 62 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık şirkete 9 ayrı müşteri adına 9 ayrı fatura ve senet düzenleyerek vermiştir. Sübut bulan eylemine ilk derece mahkemesi 9 ayrı suçun oluştuğundan bahisle 9 kez mahkumiyet hükmü kurmuştur. Oysa ki sanık bu müşterilere karşı değil, şirkete karşı bu suçu işlemektedir. Şirketin mallarını kendi adına satmış, bu açığı kapatmak üzere şirkete bu sahte belgeleri vermiştir. Bu sebepler ile belgede sahtecilik suçunun şirkete karşı işlenen bir suç olduğu, müşteri sayısınca suçun oluşmayacağı, ancak değişik tarihlerde düzenlendiği anlaşılan ve teslim edilen belgeler sebebi ile teselsül hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmiş, üzerlerinde düzenleme tarihi bulunmadığından kambiyo senedi niteliğinde olmayan senetlerin özel belge niteliğinde olduğu kabul edilmiş, her ne kadar bir kısım senetlerde sanığın kendi imzasına benzer aynı imzalar atılmış ise de; farklı tarihlerde muhasebeye verilen senetlerdeki imza benzerliğinin fark edilemeyeceği, kaldı ki senet sayısı ve miktarlar dikkate alındığında 9 senetten 4 tanesinin bu yönde iğfal kabiliyeti taşıyıp taşımadığının suçun oluşumuna da etkisi olmadığı nazara alınmış, özel belgede sahtecilik suçunun 9 kez oluştuğuna ilişkin ilk derece mahkemesinin kabulü yerinde görülmeyerek kararları kaldırılmış ve sanığın dava konusu fatura ve senetler ile alakalı teselsülen özel belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Karşıyaka 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/02/2018 tarih ve 2014/245 esas 2018/79 karar sayılı kararının duruşmalı olarak yapılan incelemesinde;
Kararın CMK 280/2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
A-Sanığın üzerine atılı hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan sabit görülen eylemine uyan TCK.nun 155/2 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar miktarı ve sanığın suç kastının yoğunluğu dikkate alınarak taktiren ve teşdiden 3 yıl hapis ve 900 tam gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2-Sanığın eylemi teselsülen gerçekleştirdiği anlaşıldığından TCK.nun 43/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, fiilin çok sayıda gerçekleştirilmiş olması hususları dikkate alınarak taktiren ve teşdiden 1/3 oranında arttırılarak 4 yıl hapis ve 1200 tam gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,
3-Sanığın kısmi ödemesi, duruşmadaki hal ve hareketleri ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri, dikkate alınarak TCK'nın 62. Maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılara..... yıl 4 ay hapis ve 1000 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,
4-TCK'nın 52/2 maddeleri gereğince ekonomik durumu ve şahsi halleri gözetilerek 6 tam günün günlüğü takdiren 20TL'den20.000 TLADLİPARACEZASINAÇEVRİLMESİNE,
5-Sanığın ekonomik ve şahsi halleri dikkate alınarak hakkında hükmedilen adli para cezasının 5237 Sayılı TCK’nun 52/4 maddesi gereğince birer aylık arayla takdiren 20 eşit taksitte ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geriye kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına,
6-Sanığın, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezası ile mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK'nın 53/1 maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bendleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, aynı kanunun 53/2 maddesinin uygulanması açısından, TCK'nın 53/1 (a, c, d ve e) bendleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamasına,
B-Sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçundan sabit görülen eylemine uyan TCK.nun 207/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suç kastının yoğunluğu ve sahte belge adedi dikkate alınarak taktiren ve teşdiden 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2-Sanığın eylemi teselsülen gerçekleştirdiği anlaşıldığından TCK.nun 43/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, fiilin çok sayıda gerçekleştirilmiş olması hususları dikkate alınarak taktiren ve teşdiden 1/3 oranında arttırılarak.....yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
3-Sanığın duruşmadaki hal ve hareketleri ve cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri, dikkate alınarak TCK'nın 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
4-Sanığın, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezası ile mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK'nın 53/1 maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bendleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, aynı kanunun 53/2 maddesinin uygulanması açısından, TCK'nın 53/1 (a, c, d ve e) bendleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamasına,
Katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince ilk derece mahkemelerinde asliye ceza mahkemeleri için geçerli 2180 TL ücreti vekalet ile Bölge Adliye Mahkemeleri 1 celse duruşmaları için geçerli 1090 TL olmak üzere toplam 3.270 TL ücreti vekaletin sanıkdan tahsili ile katılana verilmesine,
Dairemizce dosyada yapılan 4 davetiye gideri 56,00 TL, 1 posta gideri 12,50 TL olmak üzere toplam 68,50 TL yargılama giderinin sanıkdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Dair, sanık ve sanık müdafii ile katılan ve vekilinin yüzlerine karşı, iddia makamında C. Savcısı .....(...)'nın katılımıyla, 5271 sayılı CMK'nun 33, 227, 229 ve 280/2 maddelerindeki usul kaidelerine uygun oybirliğiyle karar verilip,
Tebliğden itibaren 15 gün içinde dairemiz, ilk derece mahkemesi yahut tarafların bulunduğu yer mahkeme kalemine verilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle düzenletilecek tutanağın hakime onaylatılması suretiyle Yargıtay İlgili Ceza Dairesi Nezdinde Temyiz Yolu Açık olmak üzere,
5271 sayılı CMK'nun 34/1-2, 35/1, 231/1, 232/6 maddeleri doğrultusunda tutanağa geçirilen hüküm alenen okunup hüküm fıkrası ve gerekçesi ana çizgileri ile usulen anlatıldı. 06/09/2018 (¤¤)