(5237 S. K. m. 37, 43, 53, 207, 257) (1163 S. K. m. 62)
Dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Başvurunun kabule şayan olduğuna ilişkin ön inceleme sonucu esastan incelemeye geçilerek;
TESPİTLER
1-İzmir C. Başsavcılığı'nın 23/05/2015 tarih 2014/19056 Esas sayılı iddianamesinde sanıklar M. Y., M. A. ve S. Ü.'ın görevi kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinden bahisle TCK'nun 37/1 maddesi delaletiyle 207/1, 43/1, 257/1, 53 maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemi ile İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2-İzmir 20.ASCM'nce 01/07/2015 tarih ve 2014/391 Esas - 2015/578 Karar sayılı görevsizlik kararına, sanıklar M. A., S. Ü. ve M. Y.'nın kooperatif yetkilileri oldukları ve katılanı kooperatif üyesi olarak gösterip kendisine ortaklık senedi vererek özel belgede sahtecilik, katılan ile olan alacak borç ilişkisine girip katılandan aldıkları para miktarından yüksek değerdeki 4 daireyi katılana vererek kooperatif üyelerinin mağduriyetine sebep olmak suretiyle eylemlerinin kooperatife yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturma ihtimalinin bulunduğu belirtilerek sanıkların TCK'nun 158/1-h, 53, 207/1, 43/1, 53 maddeleri gereğince yargılanmalarının sağlanması bakımından Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği;
3-İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesince 18.09.2015 tarih, 2015/289 Esas - 2015/212 sayılı kararında;
İzmir CBS'nin 23/05/2014 tarihli iddianamesinde herhangi bir dolandırıcılık eyleminden söz edilmediği ve kooperatifin ve üyelerinin müşteki veya mağdur olarak gösterilmediği gibi dolandırıcılık suçuna ilişkin hileli hareketlerden ve davranışlardan da söz edilmediği, kooperatif üyelerinden herhangi bir kişinin de dolandırıldığı iddiasında bulunmadığı,
Soruşturma makamının sanığın eylemlerini görevi kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik olarak değerlendirip bu konuda dava açtığı,
Asliye Ceza Mahkemesince açılmayan ve ortaya konulmayan bir dava ve eylem nedeniyle suç vasfının değiştiğinden söz edilerek görevsizlik kararı verilemeyeceği, mahkemece yapılacak yargılama sırasında herhangi bir dolandırıcılık eyleminin tespit edilmesi halinde hükümle birlikte suç duyurusunda bulunulabileceğinden karşı görevsizlik kararı verildiği,
4-Ancak İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının Yargıtay 5.Ceza Dairesinin 20.01.2016 tarih, 2015/12612 Esas - 2016/609 Karar sayılı ilamı ile kaldırılmasına karar verildiği;
5-İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/11/2016 tarih ve 2016/52 Esas ve 2016/335 Karar sayılı kararı ile de sanık M. A.'ın özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına, diğer sanıklarından sahtecilik ve tüm sanıkların müşteki İ. H. U.'e yönelik nitelikli dolandırıcılık suçlarından beraatlerine karar verildiği;
6-Ancak müşteki İ. H. U.'e yönelik dolandırıcılık suçlarından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2014 tarih ve 2013/76519 soruşturma numaralı Ek karar ile sanıklar S. Ü., M. Y. ve M. A. takipsizlik kararı verildiği,
7-Hakkında tüm suçlardan beraat kararı verilen sanık M. Y. diğer sanık M. A.'ın damadı olup Kooperatifin 2. Başkanı olduğu ve mağdur İ. H. U.'e verilen ve dosya içinde bulunan 7 adet Ortaklık senedi başlıklı belgelerde 2. Başkan olarak imzası bulunduğunun iddia edildiği,
8-1163 sayılı Kooperatifler kanunun 62/3 maddesinde "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. Bunların suç teşkil eden fiil ve hareketlerinden ve özellikle kooperatifin para ve malları bilanço, tutanak, rapor ve başka evrak, defter ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılır." ve Ek Madde 2 "... İlgili bakanlık, kooperatifler ve üst kuruluşlarının yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile memurları hakkında görevlerine ilişkin olarak işledikleri suçlardan dolayı açılan kamu davalarına katılma talebinde bulunabilir." hükmünü içerdiği görülmüştür.
DEĞERLENDİRME ve KABUL
Müşteki İ. H. U.'in şikayeti üzerine başlatılan soruşturma sonucunda İzmir Cumhuriyet Savcılığınca sanıkların müşteki İ. H. U.'e yönelik dolandırıcılık eylemlerinden 23/05/2014 tarih ve 2013/76519 soruşturma numaralı Ek karar takipsizlik kararı verilip sanıkların eylemlerinin müştekiyi kooperatif üyesi olarak gösterip kendisine ortaklık senedi vererek özel belgede sahtecilik ve katılan ile olan alacak borç ilişkisine girip müştekiden aldıkları para miktarından yüksek değerdeki 4 daireyi müştekiye vererek görevi kötüye kullandıkları iddiası ile kamu davası açıldığı,
Mahkemesince öncelikle;
1-1163 sayılı yasının Ek 2 maddesi gereğince ilgili bakanlığa davayı ihbar ederek davadan haberdar olmasının sağlanması, daha sonra;
2-İddianamede bahsedildiği gibi, sanıkların müştekiden aldıkları borç karşılığında aldıkları haradan daha değerli 4 daireyi müştekiye verilip verilmediği, sanık M.'nin beyanında bildirdiği üzere 4 adet dairenin müştekinin talebiyle N. K. Teks. İnş. İsimli firmaya verildiği iddia edilmiş olmasına rağmen firma veya dairelerin bu firmaya verilip verilmediği araştırılması gerektiği gibi kayıtların getirtilmesi ve gerekir ise kayıt maliklerinin de dinlenmesinden sonra hukuki durumlarının taktiri ve yine daha sonra
3-Görevi kötüye kullanma iddiası ile Asliye Ceza Mahkemesine açılan davanın (İzmir Cumhuriyet Savcılığınca 23/05/2014 tarih ve 2013/76519 soruşturma numaralı Ek takipsizlik kararı ile birlikte değerlendirilmek suretiyle) nitelikli dolandırıcılık suçuna dönüşüp dönüşemeyeceği, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan CMK'nun 225 maddesi kapsamında usulüne uygun açılmış bir davanın bulunup bulunmadığını tespit etmesi,
4-Yine dosya içinde bulunan ve müştekiye verilen 7 adet Ortaklık sözleşmesi başlıklı belgelerde 2. Başkan olarak imzası bulunduğu iddia edilen imzaların sanık M. A.'a ait olup olmadığı hususunda mahkemesince inceleme veya rapor alınmaksızın veya neden imza incelemesi yapılamadığına dair gerekçeye de yer verilmeksizin sanığın beraatine karar verilmiş olması ve;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 sayılı CMK'nın 34/1, 230 maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu iddia edilen fiillerinin ve bunların nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği ve hükümlerin CMK'nın 230. maddesine uygun şekilde gerekçe içermemesinin CMK madde 289/1- g bendinde belirtilen kesin aykırılık hallerinden olması karşısında;
Katılan vekilinin istinaf taleplerinin belirtilen sebeplerle kabulü ile CMK'nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere;
30.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)