T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/185
KARAR NO: 2024/1774
KARAR TARİHİ: 11/09/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/12/2022
NUMARASI: 2021/1115- 2022/700
DAVANIN KONUSU: Tazminat
DAVA TARİHİ : 22/11/2021
DAİRE KARAR TARİHİ : 11/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/09/2024
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/12/2022 tarih ve 2021/1115 Esas 2022/700 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM;
Davacı, ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesinde İdare bünyesinde hulunan ve tesisat numarası ... olan ... içmesuyu pompasının enerji aldığı trafonun ana dağıtım panosundan davalı şirketin şantiyesinde bulunan içmesuyu dalgıç pompasına elektrik çekildiğinin tespiti neticesi adı geçen şirket tarafından sarfiyatı yapılan ancak idareye ait sayaçtan geçtiği için İdarece ...'e ödemesi yapılan 161.244,91 TL'nin her bir faturanın ödenmesi tarihinden itibaren ayrı ayrı ve kademeli olarak işleyecek ve tahsil tarihine dek devam edecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı, görev itirazında bulunmuş, bu davada taraf sıfatı bulunmadığını, içme suyu dalgıç pompasından elektrik kullanımında bulunanın şirket olmadığını, tutanak tarihi itibarı ile mağdenin ... A.Ş. tarafından kullanıldığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
Mahkemece, davalı taraf her ne kadar dava konusu borcun ilişkin olduğu elektrik tüketiminin kendileri tarafından değil o dönem birlikte faaliyette bulundukları dava dışı ... şirketi tarafından kullanılmış olduğunu iddia etmiş ise de, davalının faturalar döneminde şantiyede faaliyette bulunduğu, şantiyeye davacıya ait pompanın kullanılarak su çekildiği, buna ilişkin tesisatın halen yerinde mevcut olduğu, yine davalı tanıkları tarafından da su tüketiminin bulunduğunun ancak izinlere tabi olarak kullanıldığının beyan edildiği görülmekle davalının söz konusu tüketim bedellerinden sorumlu olduğu, dava dışı ... ile aralarındaki iç ilişkinin davacıyı bağlamayacağı dikkate alınarak davanın kabulü ile ile 161.244,91 TL nin her bir faturanın ödenmesi tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı istinaf talebinde bulunmuştur.
BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Söz konusu su kuyusunun ... İli, ... İlçesi, ... Grubu maden işletme ruhsatının sınırları içinde kaldığını ve anılı maden ruhsatının o tarihteki yasal sahibinin dava dışı ... SAN VE TİC AŞ (V.D:...) olduğunun açıklanmasına rağmen bu hususta tespit, değerlendirme ve inceleme yapılmadığını, husumet itirazının dikkate alınmadığını, ... A.Ş. Maden ruhsatını ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye satmış olduğundan 25/07/2022 tarihinde yapılan keşifte ... San. Ve Tic. Ltd. Şti 'nin tabelası bulunduğunun görüldüğünü,
Davalı şirketin, karayolu inşaat faaliyetlerini yürütmekte olup o tarihlerde o yerde ... karayollarının inşası için asfalt plent tesisi kurmuş olup asfalt üretimi için gerekli olan agregayı da maden ruhsatını işleten ... AŞ.'den satın aldığını, dolayısıyla su kuyusu maden ruhsat sahibi şirketin mülkiyetinde ve kullanımında olduğunu, elektrik kullanımının olduğu iddia edilen tarihlerde beldede ... Belediyesinin bulunduğunu, maden ruhsat sahibi olan şirketin ... Belediyesine belediyeye ait sondaj kuyusundan su kullanmak üzere başvuru yaptığını, bunun sonucunda ise ... Belediyesinin kendisinin ihtiyacı olan mıcır malzemesinin ücretsiz olarak alınmasını ve karşılığında su kuyusundan su almalarını Encümen Kararı ile oybirliği ile kararlaştırmıştır. Karşılıklı anlaşma ve idarenin izni ile suyun kullanılması ve bunun için kullanılması zorunlu su pompasının ihtiyacı olan elektriğin mevcut trafoya sayaç bağlanarak kullanılabileceği kararlaştırıldığını,
Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/5543 soruşturma nolu dosyasında ilgili delillerin mevcut olduğunu, söz konusu Encümen kararında da kullanım yapılan tarafın ... olarak belirtilmesinin faaliyetin bu ad ile tanınıyor olmasından kaynaklandığını, suyun ve su pompasının ihtiyacı olan elektriğin kullanılması karşılığında Belediyeye mıcır malzemesini ücretsiz olarak temin eden, maden işletme ruhsatını uhdesinde bulunduranın aslında ... A.Ş. olduğunu, malzeme listeleri ve muavin defterlerindeki kayıtların da ... şirketine ait olduğunu,
Dönemin ilgili Belediyesi’nin izni ile kuyudan su kullanılmasını sağlayacak olan su pompasının elektriği için mevcut trafoya sayaç bağlanmıştır. Bu kullanımın İdarenin izni, kararı ve herkesin bilgisi dahilinde ... A.Ş. ile yapıldığı aşikardır. Kaldı ki kabul anlamına gelmemek üzere eğer usulsüz bir kullanım var ise bu trafo davacı ... idaresine geçtikten sonra uzun yıllar geçmiştir ve bugüne kadar bu sayaçtan haberleri olduğu halde elektrik idaresine bu sayacı bildirmeyerek usulsüzlüğe kendisi sebep olanın davacı ... olduğunu, zamanaşımı sürelerinin de geçtiğini, davacı tarafından herhangi bir tahakkuk gerçekleştirip buna ilişkin borç bildirilmediğini,
Davaya cevap dilekçesinde ... A.Ş.'ye davanın ihbarının talep edilmesine rağmen bu taleple ilgili bir karar verilmeyerek eksik inceleme ile yargılamaya devam edilmesi kararın usule ve hukuka aykırı olmasına sebebiyet verdiğini,
Temerrüt gerçekleştirilmeden faiz başlangıcının fatura tarihinden itibaren olmasının kanuna aykırılık teşkil ettiğini, şirket temerrüde düşürülmediğinden her bir faturanın ödenmesi tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
Mahkeme tarafından dosya kapsamında sunulan savunmaları dikkate alınmaksızın eksik inceleme, hukuka ve somut gerçeğe aykırı bir gerekçe ile ve hukuki eksiklikler barındıran salt tanık beyanlarına dayanılarak hazırlanmış bilirkişi raporu doğrultusunda verilen kararın usule, hukuka ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, kaçak kullanılan elektrik bedelinin rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının davacıya ait sayaçtan kaçak elektrik kullanıp kullanmadığı, kullanımın hukuka uygun olup olmadığı ve kaçak elektrik bedelinin miktarından kaynaklanmaktadır.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davalı tarafından cevap dilekçe ile davanın ... Sanayi Ve Ticaret'ye ihbarı talep edilmiş, ancak davacının ihbar talebi değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Görülmekte (derdest) olan davanın taraflarından birinin, üçüncü bir kişiye bu davayı haber vermesine ve üçüncü kişiden bu davada kendisine yardım etmesini istemesine davanın ihbarı (duyurulması) denir.
Davanın ihbarının iki amacı vardır: Davanın ihbarının usul hukuku bakımından amacı, dava kendisine ihbar edilen üçüncü kişinin, davaya katılarak davayı ihbar eden tarafa yardım etmesinin sağlanmasıdır. Bu yardım da, iki şekilde olur:
Üçüncü kişi davaya (fer’î) müdahele edebilir ya da dava kendisine ihbar edilen üçüncü kişi, davada ihbar eden tarafı temsil edebilir.
Davanın ihbarının maddi hukuk bakımından amacı ise, davayı ihbar eden tarafın, davayı kaybetmesi hâlinde üçüncü kişiye karşı açacağı rücu davasında (veya üçüncü kişinin ihbar eden tarafa karşı açacağı tazminat davasında) hakkını daha emin (güvenli) biçimde ileri sürebilmesidir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C:IV, 2001, s.3515 vd).
Davanın ihbarı ve şartları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61’nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “(1) Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.
(2) Dava kendisine ihbar edilen kişinin de aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunması mümkündür ve bu şekilde ihbar tevali ettirilebilir.”
Davanın ihbar edilebilmesi için bazı şekli unsurların bulunması gerekmektedir. Bunlardan birincisi, açılmış ve görülmekte olan (derdest) bir davanın mevcut olmasıdır. Özel durumlar bir tarafa bırakılırsa, davanın ihbarından söz edilebilmesi için, eşyanın tabiatı gereği, her şeyden önce, ortada ihbar edilebilecek bir davanın mevcut olması gerekir. Bunun yanında, davanın ihbar edileceği üçüncü kişinin dava ehliyetine sahip olması, ayrıca görülmekte olan davanın taraflarına nazaran “üçüncü kişi” durumunda bulunması, davanın ihbarının diğer usuli şartlarıdır. Şüphesiz bütün bunların yanında, ihbarı haklı kılan bir “ihbar sebebi”nin, diğer bir ifadeyle, hukuki yararın da mevcut olması gerekir (Atalı, M.: Medeni Usul Hukukunda Davanın İhbarı, Yetkin Yayınları, Ankara 2007, s.71).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İhbarın şekli” başlıklı 62’nci maddesine göre, “(1) İhbar yazılı olarak yapılır; ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesi gerekir.
(2) Davanın ihbarı sebebiyle yargılama bir başka güne bırakılamaz ve ihbarın tevali etmesi gibi zorunlu olan durumlar dışında süre verilemez.”
Bu düzenlemeler karşısında davanın ihbarının yazılı yapılması gerektiği, bunun dışında bir sınırlama bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca gerek kötü niyetli davranışların önüne geçebilmek gerekse ihbar edilen üçüncü kişinin doğru ve sağlıklı karar vermesini sağlayabilmek için, ihbar sebebinin ve yargılamanın bulunduğu aşamanın açıkça belirtilmesi de maddede vurgulanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın ihbarı ile yargılamanın başka bir güne bırakılamayacağı açıkça öngörülerek, yargılamanın gereksiz uzaması ve kötü niyetli ihbarda bulunulmasının da önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ancak, ihbarın tevalisi gibi zorunlu hâllerde bir süre verilerek yargılamanın başka güne bırakılması kabul edilmiştir.
Davanın ihbarı mahkeme aracılığı ile yapılabileceği gibi mahkeme dışı vasıtalarla da yapılması mümkündür. Davanın ihbarını mahkeme aracılığı ile isteyen taraf dilekçe ile mahkemeye başvurmalıdır. Mahkeme, davanın ihbarına ilişkin dilekçenin üçüncü kişiye tebliği için davanın ihbar şartlarının bulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği gibi ihbar talebinin reddine ya da kabulüne de karar vermemelidir. Mahkeme ihbar dilekçesinin üçüncü kişiye tebliği ile yetinmelidir.
Ülkemizin de taraf olduğu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 6’ncı maddesinde adil yargılanma hakkı düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile adil yargılanma hakkını oluşturan ilkeler; kanunla kurulan bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde makul sürede açık ve hakkaniyete uygun olarak yargılama yapılması şeklinde ifade edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında masumiyet karinesi, üçüncü fıkrasında ise suç şüphesi altındaki kişinin hakları sıralanmıştır.
1982 tarihli Anayasa’nın 36’ncı maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklik ile “adil yargılanma hakkı” anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Söz konusu düzenleme ile “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
Adil yargılanma hakkı ile ilgili anayasal düzenlemenin bu madde ile sınırlı olmadığı, İHAS’ın 6’ncı maddesinde düzenlenen ilkelerin bir kısmının dağınık şekilde Anayasa’da yer aldığı da bir gerçektir (Anayasa’nın 2’nci maddesi ile hukuk devleti ilkesi; 141’inci maddesi ile aleni yargılama ve kararların gerekçeli olması ilkesi; 138’inci maddesinde mahkemelerin bağımsız olması ilkesi gibi).
Bununla birlikte adil yargılanma ilkesinin medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarda göz önünde bulundurulacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda ayrıca düzenlenmiştir. Bu Kanun’un 27’nci maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa’nın 36’ncı maddesinde ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Davalının bu talebini 6100 sayılı HMK’nun 61. maddesinde öngörülen sürede, tahkikat sonuçlanmadan mahkemeye ilettiğinin anlaşılması karşısında; mahkemece, davanın ihbarı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması hatalıdır. Bununla birlikte ihbarın yapılmamış olması, davalı yan açısından hukuki dinlenilme hakkının da ihlali niteliğindedir.
Ayrıca, tutanak tarihi öncesi yani elektriğin kullanım döneminde davalı şirket ve dava dışı şirket arasındaki sözleşme, madenin ruhsat sahibi ve kullanım durumu araştırılmalı, Söke Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/5543 soruşturma nolu dosyası ve davalının belirttiği encümen kararı getirtilerek, haksız kullanım olup olmadığı ve bu kullanımdan davacının sorumlu olup olmadığının belirlenmesi ile bilirkişi incelemesi ile davalı tarafın kullandığı elektrik miktarı ve bedelinin, taraf ve istinaf denetimine elverişli olacak şekilde belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığı, davalının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, esasa ilişkin diğer yönler incelenmeksizin, HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi gereğince Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/12/2022 tarih, 2021/1115 Esas, 2022/700 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Aydın Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde davalıya geri verilmesine,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 11/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.