T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1132
KARAR NO: 2026/1434
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2025/761 Esas-2026/157 Karar
DAVA TARİHİ: 11/08/2025
KARAR TARİHİ: 18/02/2026
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
DAİRE KARAR TARİHİ: 02/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 03/07/2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/761 Esas 2026/157 Karar sayılı dosyasından verilen 18/02/2026 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin ülke genelinde tanınan ... sektöründe hizmet kalitesi ve çalışma ilkeleri doğrultusunda ticari itibarı üst düzeyde bulunan bir kurum olduğunu, Kamuoyunda ''....'' olarak tanınan davacı şirketin, ülkenin 81 iline hizmet götürmekte ve bu hizmetin yürütülmesi açısından kendisi de birçok farklı firma ile hukuki ilişki içerisine girdiğini, bu ticari ilişki de çoğu zaman diğer tarafa belirli bir marka altında ... destek verme, kurye temin etme şeklinde tezahür etmekte olduğunu, bu doğrultuda davacı şirketin İzmir Bölgesinde "..." operasyonu kapsamında kurye hizmetleri yürümekte olup, yine bu kapsamda davalı ile kurye sözleşmesi şeklinde adlandırılabilecek türden franchise akdi kapsamında çalıştığını, devamı süreçte davalı 14.08.2024 tarihinde kendi isteğiyle çalışma ilişkisinin sonlandırıldığını, davalı çalışmayı ilişkisini bitirdikten kısa bir süre sonra, davacı şirketin birlikte çalıştığı ....(...) firması üzerinden aynı bölgede .... operasyonunda çalışmaya başladığını, ancak ... sisteminde davalının kullanıcı profili tanımlaması "..." adıyla yapılmış ve sistemsel hatadan ötürü, davalıya ait veriler davacı şirketin sisteminde işlemeye devam ettiğini, bu durum sonucunda davalı gerçekte davacı şirkette çalışmamasına rağmen, sistem üzerinden yapılan işlemlerde aktif bir kurye gibi görünmüş ve 2024 yılı Ekim ayında 24.666,00 TL ve kasım ayında 56.859,00 TL ait toplamda 81.525,00 TL ödeme davacı şirket tarafından kendisine yapıldığını, davalı tarafın bu dönemde aynı zamanda .... firması üzerinden de ödeme almaya devam ettiğini, böylece aynı hizmet karşılığı iki ayrı firmadan ödeme alarak haksız ve sebepsiz zenginleştiğini, durumun fark edilmesi üzerine davalı ile iletişime geçildiğini, kendisi iki firmadan da ödeme aldığını ilk etapta fark etmediğini, hak edişlerin muhasebe istemi tarafından otomatik olarak faturalandığını ve davacı şirketten ödeme almasının farkında olmadığını beyan ettiğini, ancak 81.525,00 TL tutarındaki bu ödemenin kendisine ait olmayan hizmet karşılığı elde edilmiş olduğunun açık olduğunu, kendi beyanıyla dahi bu ödemelerin haklı bir dayanağı olmadığını kabul ettiğini, davalı, görüşmelerde bu tutarı tek seferde ödemeyeceğini, ancak aylık 20.000,00 TL'lik taksitlerle ödeyebileceğini beyan ettiğini, buna rağmen herhangi bir ödeme gerçekleştirmemiş olduğunu, bu nedenle davacı şirket tarafından davalının sebepsiz zenginleştiği bu miktarın tahsili için İzmir 26. İcra Dairesi'nin 2025/65 sayılı İcra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı tarafın borca yönelik bu itirazının, kötü niyetli ve haksız olduğunu, çünkü gerek kendi beyanları, gerek ödeme kayıtları ve sistemsel loglar ile davalı tarafın bu parayı hiçbir hukuki sebep olmaksızın aldığının sabit olduğunu, bu itibarla, Türk Borçlar Kanunu'nun 77 ve devamı maddeleri uyarınca, davalı sebepsiz zenginleşmiş olduğunu, haksız yere edindiği bedelin aynen veya mümkün değilse karşılığının iadesi yükümlülüğünün altında olduğunu, davacı şirketin alacağı likit olmakla davalı tarafın kötü niyetli olarak yargılama sürecini uzatmak ve davacı tarafın alacağının tahsilatını güçleştirmek amacıyla takibe itiraz ettiğini ileri sürerek; davalı tarafın İzmir 26. İcra Dairesi'nin 2025/65 sayılı icra dosyasına yapmış olduğu haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazın iptalini ve takibin devamına, alacağının 20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı ile davacı şirket arasında ... operasyonu kapsamında kurye hizmetleri faaliyetini yürütülmesi yönünde bir hizmet sözleşmesi akdedildiğini, davalı tarafın 01.01.2024 tarihinde davacı şirket ile çalışmaya başladığını, 14.08.2024 tarihinde davacı şirket tarafından hizmet akti sonlandırıldığını, davacı şirketin davalı taraf ile olan çalışma ilişkisini bitirdikten sonra, davalı tarafın çalışmaları karşılığı olan hak edişlerini hesabına yatırdığını, davalı taraf ile davacı şirket arasında iş ilişkisi bittikten uzun bir süre sonra davacı tarafından 2024 yılı Ekim ayında 24.666,00 TL ve Kasım ayında 56.859,00 TL ait toplamda 81.525,00 TL sehven ödeme yapıldığı belirtilerek bu bedelin iade edilmesinin talep edildiğini, varsa hak edişlerinden avans, nefaset ve benzeri kesildikten sonra davalı tarafın net alacağı belirlenerek bu miktar üzerinden fatura tanzim ettirildiğini ve ödemelerin de bu mihmalde yapıldığını, kaldı ki çalışmış olduğu dönemlerle ilgili olarak çalışma sürelerinin dışında yapmış olduğu hizmetlerin bedelleri ile iade edilen ürünlerin yerinden tekrardan alınarak çalıştığı depoya teslim ettiği ürün taşıma bedellerinin de davalı tarafa ödenmediğini, davalının davacı şirket ile çalıştığı dönemde çalışma sürelerini çok fazla aşması ve hatta izin günlerinde dahi çalışmış olmasına rağmen davacı tarafın bu hususlarda da bir ödeme yapılmadığını, davacı tarafından davalı taraf ile iş ilişkisi sona erdikten sonra göndermiş olduğu paralar davalı tarafın gerçekten hak ettiği çalışma karşılığında hak edişleridir böyle iken davacı şirket tarafından sehven ödeme yapıldığı iddiası ile davalı taraf aleyhine İzmir 26. İcra Dairesi'nin 2025/65 sayılı İcra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın davacı şirketçe borcu bulunmadığı için davalı tarafından icra takibine haklı olarak itiraz edildiğini savunarak; davanın reddini, davacı şirket aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:
Mahkemece, taraflar arasında franchise sözleşmesi olduğu, davalının tacir olmadığı, taraflar arasındaki bu sözleşmenin 14.08.2024 tarihinde sona erdirdiğinin iki tarafın da kabulünde olduğu, davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerin 15.11.2024 ve 16.12.2024 tarihinde yapıldığı konusunda da uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin ve ticari ilişkinin sona erdirilmesinden sonra davacı tarafından davalı hesabına para gönderildiği, davacının davasını sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırdığı, davalı gerçek kişinin tacir olmadığı, davanın ticari dava olmadığı, mahkemenin görevsiz olduğu anlaşılmakla;. mahkemenin görevsiz olması nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, HMK.'nın 20. maddesi gereğince karar verildiği anda kesinse bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde başvurulduğunda dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:
Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı arasındaki kurye/franchise sözleşmesinin 14.08.2024 tarihinde sona erdiğini, ancak davalının sistem profilinin teknik hata nedeniyle aktif kalması sonucu dava dışı bir firma adına gerçekleştirdiği taşımaların müvekkil şirket hakediş sistemine yansıdığını ve bu nedenle davalıya hak etmediği hâlde toplam 81.525,00 TL sehven ödeme yapıldığını, görevsizlik kararının hukuka aykırı olduğunu, zira uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nun 4 ve 850. maddeleri kapsamında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğunu, taşıma işlerinin kanun gereği ticari işletme faaliyeti sayıldığını ve tarafların tacir olup olmamasının görev yönünden önem taşımadığını, ödemelerin müvekkil şirketin ticari işletmesi, lojistik sistemi ve ticari defter kayıtlarından kaynaklandığını, hakediş hesaplamaları ile sistem kayıtlarının incelenmesinin ticari uzmanlık gerektirdiğini, uyuşmazlığın ticari ilişkinin sona ermesinden sonra ortaya çıkmasının bu niteliği değiştirmeyeceğini, Yargıtay kararlarının da taşıma sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini kabul ettiğini, davalının vergi mükellefi olarak kurye faaliyetinde bulunan ikinci sınıf tüccar olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi değil franchise ve çözüm ortaklığı ilişkisi olduğunu, davalının kendi adına ve hesabına, kendi aracıyla, çalışma gün ve saatlerini kendisi belirleyerek faaliyet gösterdiğini, bu hususun bilirkişi raporları ile iş mahkemesi kararlarında da tespit edildiğini, ayrıca güncel mevzuatta esnaf kuryelerin bağımsız kurye işletmecisi olarak düzenlendiğini ve müvekkil şirketin yalnızca dijital platform sağlayıcısı konumunda bulunduğunu belirterek görevsizlik kararının kaldırılmasına ve davaya Asliye Ticaret Mahkemesinde devam edilmesine dair karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dava, davacı şirket tarafından davalıya 2024 yılı Ekim ayında 24.666 TL ve Kasım ayında 56.859 TL sehven ödendiği ve toplamda 81.525 TL sebepsiz zenginleştiği iddia edilen miktarın iadesi istemiyle davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davanın açıldığı İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince mahkemenin görevsiz olması nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, HMK.'nın 20. maddesi gereğince karar verildiği anda kesinse bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde başvurulduğunda dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemeleri'nce görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakeme'leri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında eldeki davada;
Davacı vekili, davacı şirketin İzmir Bölgesinde "..." operasyonu kapsamında kurye hizmetleri yürümekte olup, yine bu kapsamda davalı ile kurye sözleşmesi şeklinde adlandırılabilecek türden franchise akdi kapsamında çalıştığını, devamı süreçte davalının 14.08.2024 tarihinde kendi isteğiyle çalışma ilişkisini sonlandırdığını, davalının çalışmayı ilişkisini bitirdikten kısa bir süre sonra davacı şirketin birlikte çalıştığı .... (....) firması üzerinden aynı bölgede .... operasyonunda çalışmaya başladığını, ancak .... sisteminde davalının kullanıcı profili tanımlaması "...." adıyla yapıldığını ve sistemsel hata sebebiyle davalıya ait verilerin davacı şirketin sisteminde işlemeye devam ettiğini, davalı gerçekte davacı şirkette çalışmamasına rağmen, sistem üzerinden yapılan işlemlerde aktif bir kurye gibi göründüğünden 2024 yılı Ekim ayında 24.666,00 TL ve kasım ayında 56.859,00 TL ait toplamda 81.525,00 TL ödemenin davacı şirket tarafından davalıya yapıldığını, davalının bu dönemde aynı zamanda ... firması üzerinden de ödeme almaya devam ettiğini, böylece aynı hizmet karşılığı iki ayrı firmadan ödeme alarak haksız ve sebepsiz zenginleştiğini ileri sürmektedir.
Davalı vekili, davalı ile davacı şirket arasında ... operasyonu kapsamında kurye hizmetleri faaliyetini yürütülmesi yönünde bir hizmet sözleşmesi akdedildiğini, davalı tarafın 01.01.2024 tarihinde davacı şirket ile çalışmaya başladığını, 14.08.2024 tarihinde davacı şirket tarafından hizmet aktinin sonlandırıldığını, davacı şirketin davalı ile olan çalışma ilişkisini bitirdikten sonra davalı tarafın çalışmaları karşılığı olan hak edişlerini hesabına yatırdığını, kaldı ki çalışmış olduğu dönemlerle ilgili olarak çalışma sürelerinin dışında yapmış olduğu hizmetlerin bedellerinin ve iade edilen ürünlerin yerinden tekrardan alınarak çalıştığı depoya teslim ettiği ürün taşıma bedellerinin de davalıya ödenmediğini, davalının davacı şirket ile çalıştığı dönemde çalışma sürelerini çok fazla aşması ve hatta izin günlerinde dahi çalışmış olmasına rağmen davacı tarafından bu hususlarda da bir ödeme yapılmadığını, davacı tarafından davalı taraf ile iş ilişkisi sona erdikten sonra göndermiş olduğu paraların davalı tarafın gerçekten hak ettiği çalışma karşılığında hak edişleri olduğunu savunmaktadır.
Davaya konu icra takibinde borcun sebebi, " 2024 yılı Ekim ayında 24.666 TL ve Kasım ayında 56.859 TL sehven ödenmesi nedeniyle toplamda 81.525 TL sebepsiz zenginleştiğiniz miktarın iadesi" olarak gösterilmiş olup, takip dayanağı olan bu miktarların davacı şirket tarafından davalıya taraflar arasındaki sözleşmesinin sona ermesinden sonra yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı şirket ile davalı arasında 30.12.2023 tarihli ... taşıma, dağıtım, teslimat hizmeti sözleşmesi imzalandığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık paket taşıma sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taşıma işleri, 6102 sayılı TTK'nın 850 vd maddelerinde düzenlemiş olup, 850/3. madde uyarınca da taşıma işleri ticari işletme faaliyetidir. Taşıma sözleşmesi TTK'da düzenlendiğinden, bu sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar TTK'nın 4/1-a maddesi gereğince “mutlak ticari” davalardandır. Mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesince incelenip sonuçlandırılması gerekmektedir. Takip dayanağı ödemenin kaynağı taraflar arasındaki paket taşıma sözleşmesine dayanmaktadır. Dava konusu uyuşmazlık taşıma hukukundan kaynaklanmakta olup, niteliği itibariyle mutlak ticari dava olduğundan asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; ilk derece mahkemesince yargılamaya devamla işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, asliye ticaret mahkemesinin görevli olmasına rağmen ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile görevsizlik kararının kaldırılmasına, ilk derece mahkemesince yargılamaya devamla işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine dair karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/761 Esas 2026/157 Karar sayılı dosyasında verilen 18/02/2026 tarihli kararının HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-İşin esasının incelenerek yargılamanın yapılması ve sonucuna göre bir karar için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ve müzakere neticesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.