T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1378
KARAR NO : 2025/350
KARAR TARİHİ : 19/02/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/03/2023
NUMARASI : 2021/131- 2023/183
DAVANIN KONUSU : Alacak
DAVA TARİHİ : 21/04/2021
DAİRE KARAR TARİHİ : 19/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/02/2025
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/03/2023 tarih ve 2021/131 Esas 2023/183 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM;
Davacı, davalı şirketlerin yetkilisi olduğunu söyleyen ... isimli şahsın kendisine ait olduğunu belirttiği mobilya mağazasından dilekçe ekinde sundukları faturalarda belirtilen kuaför malzemeleri ile mobilyaların satın aldığını, Almanya’ya gönderilen ürünlerin işçiliklerinin hatalı, yırtık, kırık, çizik ve boyası eksik yapılan ürünler olduğunu, faturada belirtilen bir çok üründe gönderilmediğini, ürünleri 28.04.2020 tarihinde teslim aldığını ancak covad 19 önlemleri kapsamında Almanya'daki sokağa çıkma kısıtlamaları nedeni ile teslim sırasında kontrol yapamadığını, 30.04.2020 tarihinde sundukları WhatsApp yazışmalarından da anlaşılacağı üzere ürünlere bakınca zaman kaybetmeden mesaj ve WhatsApp yoluyla yetkili ... ve satış süresince kendisi ile ilgilenen şirket çalışanı olduğunu belirten ...isimli sekreterine ve kendisine aracılık eden ... isimli aracıya fotoğraflarla durumun bildirilmesine rağmen malların iadesi, değişimi veya bedel aidesi için herhangi bir işlem yapılmadığını belirterek, davanın kabulü ile ayıplı malların davalılara iadesi ile ödediği bedelin, masraf ve zararları ile birlikte fazlaya ilişkin hakkı saklı tutulmak üzere 10.000,00TL nin ticari faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ....Şirketi; Şirket ile davacı taraf arasında ticari kuaför malzemeleri ve kuaför mobilyaları satımı konusunda sözleşme yapıldığını, davacı tarafın sözleşmeye dair ödemeyi müvekkil şirketin hesabına yatırdığını, sözleşmeye konu eşyanın üretimini gerçekleştirdiğini ve davacı tarafa teslim ettiğini ancak davacının ürünleri teslim almasına rağmen hasar durumuna dair süresi içerisinde tespit yapılmadığı ve bu hususta yasal süresi içerisinde herhangi bir bildirimde dahi bulunulmadığı, ürünlerin hasarlı olduğundan İzmir 16. Noterliğinin 19.10.2020 tarih, 17896 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haberdar olduğu ve kötü niyetli ihtarnameye karşı herhangi bir cevap verilmediğini, davacı tarafından şirket hesabına yapılan ödemeler dışında başkaca ödeme yapılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; Diğer davalı şirket ile arasında ticari bir birliktelik bulunmadığı, iki şirketin şirket merkezleri, şirket yetkilileri, yaptıkları ticari işin gelir ve zararları arasında bir ilişki olmadığı, iki şirket arasında fiili ve hukuki olarak birliktelik olmadığı, davacı ile alış verişin ....Şti. ile yapıldığını, şirket ile davacı arasında ticari ilişki kurulmadığı, mal alım satım işlemi yapılmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki ile herhangi bir ilişkisi olmayan şirkete husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
Mahkemece, davacının davalılardan aldığını iddia ettiği kuaför mobilya ve sair ürünlerinin ayıplı olduğu iddiasında bulunduğu, mahkemece yapılan muhakeme neticesinde, davacının davalılara yönelik olarak dava öncesinde 6098 sayılı yasanın 223. Maddesinde belirtilen şekilde bir ayıp ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasına ilişkin olarak satın aldığı ürünlerde herhangi bir tespit yaptırmadığı, mahkemeye sunulan görüntü ve videolarda bir kısım hasarlı ürünlerin bulunduğu ancak bunların satın alınan ürünler olduğuna dair herhangi bir belge, tespit raporu yahut faturanın dosya kapsamında davacı tarafça sunulmadığı, pandemi koşullarına ilişkin olarak davacı tarafça iddiada bulunulmuşsa da daha sonrasında da herhangi bir tespitin yaptırılmadığı, davacının bu haliyle ayıp ihbarı ve gözden geçirme konusunda basiretli bir tacirin kendisinden beklenecek özeni gösterecek nitelikte davranmadığı, davacının, davalı.... ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafın tavzih talebinin 16.05.2023 tarihli ek karar ile kabulüne karar verilerek karar vekalet ücreti bakımından tashih edilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacı istinaf talebinde bulunmuştur.
BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen karar ve ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Dava konusu ürünleri açıp kontrol edemediğini, Pandemi döneminde tespit yaptırması, ihtar ile ihbar yapmasının beklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, Kaldı ki; ürünleri paketlerinden açtığında, ürünlerde defo, boya atması, kırık ve teşhir ürünü olduğunu anladığı anda video kayıtları ve fotoğraflar alarak, davalı şirket yetkilisini arayarak derhal durumu bildirdiğini, şirket yetkilisi ve çalışanları, Pandemi Süreci nedeniyle ilgilenemeyeceklerini, devamında ne gerekiyorsa yapacaklarını belirtilmiş, şirket yetkilisi ve çalışanlarının vaatlerine inanarak, pandemi sürecini beklediğini, şirketin bir süre sonra cevap vermediğini,
Dosyaya ibraz ettikleri ürünlerin neler olduğu, cinsi rengi ve hangi amaçla kullanıldığı faturalarda mevcut olduğunu, ürünlere ilişkin faturaları kuaför olması sebebi ile muhasebecisine verdiğini ve kayıtlara işlendiğini, muhasebe kayıtlarının dosyaya ibraz edildiğini, alınan ürünlerin tamamının faturalarda mevcut olup cinsi sayısı kullanım amacı ile video ve fotoğraflardaki ürünler ile aynı olduğunu, videolarda ürünlerin sırayla açıldığı, açılan her üründe defo olduğu, boya atması, çizik, renk solması, kırık, yırtık olduğu açıkça görüldüğünü, bu hususta yapılacak bir bilirkişi incelemesi neticesinde sunulu faturalardaki ürünlerin kodu, adedi, cinsi ve kullanım amacı ile video kayıtlarıyla fotoğraflardaki ürünlerin aynı olduğu anlaşılabilecekken, yerel mahkemece süresinde bildirim yapılmadığı, faturalardan video kayıtları ve fotoğraftaki ürünlerin aynı olup olmadığının anlaşılamadığını gerekçe gösterilerek eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini,
Ayıbı öğrendiği zaman derhal firma yetkilisine ve çalışanlarına bildirdiğini, buna ilişkin mesaj kayıtları ve yazışmaları mahkemeye ibraz ettiklerini, Pandemi süreci nedeni ile Konsolosluklardan sıra almak işlem yapmak için en yakın tarih 2 ay sonrasına verildiği olağanüstü bir dönemde, salgın ve virüs ile dünya çapında mücadele verilirken, süresinde ihbar ve ihtar şartı aranmasının hakkaniyetli olmadığını, gönderdiği mesaj içerikleri ile tanık anlatımları arama ve konuşma ayrıntıları dosyada mevcut olduğunu,
Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, faturaların dosyaya ibrazına rağmen bilirkişi tarafından hatalı değerlendirme ile taraflar arasındaki alışverişe esas alınmadığını, davalı defterlerine göre rapor düzenlenmesinin hatalı olduğunu,
Davalı .... Şti. yetkilisi ...'ın ve şirket çalışanı olan soyadını bilinmeyen ... isimli çalışanın ayıp ihbarının süresinde yapıldığından bilgisi olduğunu, davalı şirketlerin çalışanları arasında ... isimli bir çalışan olup olmadığının SGK'dan istenmesi ile tespiti halinde, aralarındaki ticari ilişki için görüşmeler yapan .... Şti. yetkilisi olduğunu söyleyen ...'ın ve davalı şirketlerin çalışanı olduğu tespit edilen ... isimli çalışanın telefon arama kayıtları ve mesaj kayıtlarının istenmesi ve tanık olarak dinlenmesi talepleri olduğu halde, bu hususlarda da gerekli inceleme ve araştırma yapılmadığını,
Davalı şirketlere yurt dışından müşteri bulan ve satış yapmasına aracılık eden tanık ...'nın tanık olarak dinlendiğini, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı ve aracı olması nedeni ile yazışmaların ... isimli aracıya da gönderildiği, tanık beyanlarının maddi gerçeğin ortaya çıkması için yeterli olduğu halde itibar edilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, ayıplı malın iadesi ile bedelin geri alınması istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından alınan kuaför ürünlerinin ayıplı olup olmadığı, süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, ayıbın niteliği, bedel iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı ve miktarının tespitinden kaynaklanmaktadır.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Öte yandan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında Bölge Adliye Mahkemesince re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için asliye hukuk mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, asliye hukuk mahkemesinin ticari olmayan bir davayı asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça usule aykırılık oluşturmaktadır.
Somut olayda; kuaför olan davacının satın alınan ürünlerdeki ayıp nedeniyle satış bedelinin iadesi istemine ilişkin dava açtığı anlaşılmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır
Mahkemece davacı tarafın tacir sıfatı bulunduğu gerekçesi ile yargılamaya devam edilmiş ise de gerek tanık beyanları gerek davacı tarafça ibraz edilen tercüme belgelerden davacının kuaför olarak çalıştığı, ''..., Zanaatkarlar Odasına'' kayıtlı olduğu, davacının şirket yetkilisi, şirket ortağı veya kişisel ticari firma olarak ticaret sicile kayıtlı olduğuna dair belge ibraz edilemediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır. Hal böyle olunca, davaya Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının istinaf talebi üzerine kamu düzenine göre yapılan inceleme sonucu esasa ilişkin diğer yönler incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-a/3 maddesi gereğince dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf talebi üzerine kamu düzenine göre yapılan incelemeye göre, esasa ilişkin diğer yönler incelenmeksizin İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/03/2023 tarih, 2021/131 Esas, 2023/183 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a/3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Dosyanın, Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine İADESİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının yatırana iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 19/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.