T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2209
KARAR NO : 2026/796
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2022/1099 Esas-2024/524 Karar
DAVA TARİHİ : 03/06/2022
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
DAİRE KARAR TARİHİ : 21/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/04/2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1099 Esas 2024/524 Karar sayılı dosyasından verilen 04/07/2024 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı tarafın tüm alacaklarını ödemiş olduğunu, davacı tarafların aile ferdi olan ....'in davalı taraftan almış olduğu tefe parası nedeni ile aile davacı taraflara senetler imzalatılmış olduğunu, davacı tarafların faize faiz ödemekten uzanıp 27/12/2021 tarihinde tüm borçları kapatmak adına avukat ....'ın hukuk bürosunda taraflar .... (davalının annesi) .... (davalının kardeşi) ve davalı tarafa ait 200.000,00 TL elden naklen teslim edildiğini, teslim edilen ödemeye karşılık davacı taraf vekilinden feragat dilekçesi alınmış olduğunu, feragat dilekçelerinden ikisini davacı taraf vekilinin imzalamış olup, davaya konu olan feragat dilekçesini alacaklı davalı ...'nin bizzat imza altına alındığını, imza altına alınan feragat dilekçelerine karşılık, İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2020/3426 sayılı İcra dosyası, .... 27/12/2021 tarihinde borcunun ödenmiş olduğunu, avukat ... ..'ın vermiş olduğu borcunun olmadığının evrakı ve devamında 31/12/2021 tarihinde takibin kapandığını, İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2018/7942 alacaklı....'in 27/12/2021 tarihinde borcunun ödenmiş olduğunu, avukat ....'ın vermiş olduğu borcunun olmadığına ilişkin evrakı ile 31/12/2021 tarihinde takibin kapandığını, İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2018/7944 sayılı İcra takip dosyasına ilişkin ödeme yine avukat ....'ın ofisinde gerçekleştirilmiş olduğunu, davalı taraf için evrak verilmemesi üzerine davacı taraflardan ..., davalı ...'den herhangi şekilde borcunun olmadığını alacağını aldığına ilişkin imza altına alınmış evrak alındığını, almış olduğu evrak yine hukuk bürosunda taraflar arasında imzalanmış olup sehven 27/12/2020 tarihi atıldığını, ancak feragat edilen icra takip zamanları dikkate alındığında söz konusu imza altına alınan evrakın 2021 tarihinde düzenlendiği net bir şekilde ortada olduğunu, tespit talebinde bulundukları icra takibinin İzmir 4. İcra Dairesi'nde 2018 tarihinde açılmış olduğunu, 2020 tarihi kabul edilse dahi yine imza altına alınan tarihten önce olduğunu, davalı tarafın alacağını almış olmasına rağmen, davacı taraflardan almış oldukları para ile 2018 tarihinde arşivde bulunan İcra takibi dosyasını yenilemiş olduklarını, haksız yere almış olduğu ödemeye rağmen davalı tarafın tekrardan hak talep etmekte olduğunu, dava dilekçesinde ek olarak sunacakları ibraname nev'indeki evrak ile davacı taraflardan, davalı tarafa herhangi bir şekilde borcunun olmadığının net bir şekilde ortaya çıkacağını, davalı tarafın imzaya inkâr etmesi durumunda imza örnekleri ile yazının kendisine ait olduğu yine ortaya çıkacağını, davalı tarafın davacılar ile hiç buluşmadığını cebir altında olduğunu iddia etmesi durumunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na bulundukları suç ihbar evrakı (tehdit, tefecilik, yağma) ile temin edilecek HTS sonuçları ile tarafların imza altına aldıkları günde avukat ....'ın ofisinde olduklarının anlaşılacağını, davacı tarafların ödeme yapmış oldukları gün davalı tarafın annesi, kardeşi ve davalı tarafa ödeme yapmak için bir araya gelmiş olduklarını, davacı tarafların diğer dosyalar için taraf avukatından almış olduğu evrakın yine tüm taraflar ödeme yaptıklarına karine teşkil eden bir unsur olduğunu, yine 27/12/2021 tarihinde davalı tarafın kocasının kardeşi olan.... hukuk bürosuna gelmiş olduğunu, ...'nin borcuna karşılık ödeme aldığına ilişkin görgü bilgi sahibi olduğunu, tüm bu hususların birlikte değerlendirildiğinde 27/12/2021 tarihinde ...'nin kendi el yazısı ile "...'den alacağım yoktur. Alacağım ... .. ile halletim. Kendi özgür iradem ile imzalıyorum demesi.." ve imza altına alması borcu ortadan kaldıran bir unsur olduğunu, ... ile ...'nin söz konusu icra takibinden başka alacak verecek meselesinin bulunmadığını, ...DEN alacağım yoktur demesi ile birlikte senette imzası bulunan diğer davacılardan da yani ...'in sebeple haksız ödemesi yapılmış icra takibinin durdurulması hukuka ve vicdana en uygun düşecek karar olduğunu düşünmekte olduklarını, açıklanan tüm nedenlerden dolayı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini, sunmuş oldukları deliller dikkate alınarak borcun ödendiğinin kabul görmesini, kabul kararı verilerek teminatsız veya makul görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine giden paranın davalı tarafa ödenmesini, haksız hukuka aykırı İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2022/2049 sayılı İcra dosyasındaki takibin duruldurulmasını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile açılan haksız dava nedeniyle uğramış oldukları zararların ve de icra takibi güncel borcu üzerindeki bedelin yüzde 20'sinde (%20)'den az olmamak kaydı ile kötü niyetli davalı taraftan alınarak davacılara verilmesini, vekalet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan dava bononun bedelsiz olduğu iddiasına dayandığından ve bu bakımdan TTK.'da düzenlenen kambiyo senedine ilişkin mutlak nitelikte bir ticari dava niteliğinde olduğundan görevli mahkeme İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesi incelendiğinde, açılan dava ile hem borçlu olmadığının tespiti hem de takibin durdurulmasını talep edildiğinin görüldüğünü, eğer davacı tarafın aynı zamanda takibin durdurulması talepleri de varsa bu durumda davacı açısından harca esas değer olarak icra takiplerinde bugüne kadar işlemiş faiz tutarlarının da nazara alınmasının gerektiğini, işlenmiş faiz de dahil edildiği takdirde davacı tarafça dava ikame edilirken yatırılmış olan harcın eksik olduğunun hususunun açık olduğunu, açıklanan nedenlerle öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, davacı tarafa iddiasını açıklattırmak ve gerekirse eksik harcı ikmal etmesi için kesin süre verilmesini, aksi durumda açılan davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesine ortaya konulan gerçeğe aykırı iddia ve taleplerin kabulüne olanak bulunmadığını ve haksız davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, davalı tarafından icra takibine konu edilen senedin tefecilik senedi ile yakından uzaktan ilgisinin bulunmamakta olduğunu, davacılardan ... ve dava dışı ....'in mahalle komşusu olup İzmir Kemeraltında kuyumculuk atölyesi işletmekte iken mahallesinde bulunan herkesi dolandırıp ellerinde nakit ve altınları toplayarak işleteceği konusunda ısrarcı davranıp davacılardan ...'in cami imamı olması nedeniyle çevreye güven sağlayarak sadece davacılardan değil birden fazla kişiyi organize bir şekilde dolandırmış olduğunu, bu hususun haber sitelerinde çıkan haberlerle de sabit olduğunu, davacılardan davalı tarafa olan borçlarını ödemek amacıyla, senet vermeyi teklif etmiş ve neticesinde davalı tarafın borç olarak vermiş olduğu bir kısım para ve altın karşılığı senedin düzenlendiğini, ancak bu senet vadesinde ödenmemiş olduğunu ve davalı tarafın bu şekilde kanunların kendisine bahşettiği hakkı kullanarak alacağı tahsil etmek amacıyla İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2018/7944 sayılı İcra takip dosyası ile hukuki işlem başlatıldığını, bu icra takibinin takipsiz bırakılması nedeniyle icra takibi durduğunu ve davalı taraf dosyanın yenilenmesini istediğini ve neticesinde icrai işlemlere devam edilmiş olduğunu, davalı tarafın icra takibine konu borcu tahsil edememiş olduğunu, ilgili icra dosyası incelendiğinde görüleceği üzere dosyada herhangi bir tahsilat olmadığı gibi davalı tarafın asil ya da vekilinin de dosyanın tahsil edildiğine dair herhangi bir beyanının bulunmamakta olduğunu, takipsiz bırakılan icra dosyasının 2018 yılında başlatılmış ve yenilenen takip dosyası 19/01/2022 tarihinde yenilenmiş olmasına rağmen davacılar tarafından yasal süresi içerisinde takibe itiraz edilmediği gibi, açılan dava tarihine kadar hiçbir şekilde hukuki yola başvurulamamış olduğunu, ne zaman ki davacı borçlular menkul mallar edinmiş ve bunların üzerine haciz işlemi uygulanmış o zaman davacı borçlular ödemekten imtina etmek amacıyla davalı taraf hakkında hem asılsız ithamlarla suç duyurusunda bulunmuşlar hem de açılan davayı ikam etmiş olduklarını, bunun ardından açılan bu dava ise tamamen gerçeğe aykırı ve ispatı da mümkün olmayan kurgu iddialara dayanmakta olduğunu, davalı tarafın İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2022/2049 sayılı icra dosyasını tahsil edebilmiş olmadığını, davacı taraflarca dava dilekçesi ekinde sunulan haricen tahsil belgelerin davalı tarafın alacağıyla ilgili olmadığı gibi dosya numaraları ve tarafların dahi birbirinden farklı olduğunun açıkça ortada olduğunu, davacılar sadece davalı taraf değil, davalı tarafın annesine ve kardeşine de ayrıca borçlanmış olduklarını, irca dosyalarında kısmi ödeme ile anlaşma olduğunu ve vekilce haricen tahsil beyanında bulunulduğunu, bu anlaşma zamanına davalı tarafa aynı ofiste olduğu kendi alacağını da tahsil ettiği anlamına gelmemekte olduğunu, davalı tarafça imza altına alınan yazı incelendiğinde görüleceği üzere ilgili yazıda icra dosya numarası dahi belirtilmemiş olduğunu, ilgili ibra dilekçesinin bu icra dosyasına havi olduğu gösterir tek bir delil bulunmamakta olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan belgenin ibraname niteliğinde kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı tarafça yapılmış ne elden ne de hesabına bir ödeme bulunmamakta olduğunu, davalı tarafın annesi ve kardeşine icra dosyalarında tahsil yapıldığı tarihte davalı tarafın Avukat ...'da dahi vekaletinin bulunmadığını, bir an içi davalı tarafın, davacıları ibra ettiği düşünülse dahi davalı tarafın başlatmış olduğu İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2022/2049 (2018/7944) sayılı İcra takibinin, ilgili belgenin imzalandığı iddia edilen hem 27/12/2020 hem de 31/12/2021 tarihlerinde takipsiz olduğunun ortada olduğunu, böylece zaten açık olmayan icra takiplerine konu senet için davacılar tarafından ödeme yapılması da hukuken mantıksız olduğunu, böylece ilgili beyanın davalı tarafın alacağı olan İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2022/2049 sayılı icra sayılı takibe konu alacağının olmadığının aşikar olduğunu, davalı tarafın annesi ve abisi hakkında başlatılan icra takiplerinin ödenmemiş olması davalı tarafın alacağının da tahsil edildiği anlamına gelmemekte olduğunu, ayrıca açılan davadaki ispat yükü ile ilgili olarak davacılar senedin ödendiğini iddia ettiğinden ispat yükü her halükarda senede karşı senetle ispat kuralı gereği davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın iddialarının senede karşı senetle ispat kuralı ve dava değeri itibariyle senedin veriliş amacını veya senedin ödendiğini veya senedin bedelsiz olduğunu gösterir belgelerle ispatlamakla mükellef olduğunu, ancak dosya kapsamında bu çerçevede açıkça dosya borcunun ödendiğini gösterir davalının imzasını havi yazılı delil bulunmamakta olduğunu, dava dilekçesi ekinde bir takın belgeler sunulmuş ise de bunların dava konusu ile dava konusu senetle uzaktan yakından ilgisinin bulunmamakta olduğunu, salt bu nedenle dahi davanın reddine karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, doya kapsamıyla uyumlu Yargıtay içtihatları da bu doğrultuda olduğunu, somut olayda senetlerin varlığı alacağın varlığını yazılı ve kesin ispatı olduğunu, senede karşı senetle ispat kuralı gereği davacıların iddialarını ispatlayamamış olduklarını, bu bakımdan, salt temel ispat hukuku kuralları dairesinde davanın reddine karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, bununla birlikte davacılar, dava dilekçesinde icra takip dosyası kapsamında icra veznesine yatacak paraların alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir talep edilmiş ve ara kararlar ile bu talepler kabul edilmişse de davacı tarafın talepleri ve ara karar gereği teminatı bugüne değin dosyayı yatırmamış olduğunu, HMK. madde 393 hükmü gereği tedbir gereği teminat yatırılması ve tedbirin ifasının 1 hafta içerisinde yapılması gerekmekte iken bunun yapılmaması nedeniyle tedbir hükümsüz kaldığını, salt bu durum dahi dava dilekçesinde iddia ve taleplerin gerçeğe aykırı ve dayanaksız olduğunu göstermekte olduğunu, açıklanan nedenlerle, icra takibine konu edilen alacaklar, hukuken mevcut ve talep edilebilir alacak niteliğinde olup, borçluların açmış olduğu menfi tespit davası haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava tamamen borçtan kurtulmak amacıyla ikame edildiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, öte yandan, alacak likit ve kesin-yazılı varlığı sabit bir alacak olmasına rağmen davacılar tarafından haksız ve mesnetsiz açılan bu dava sebebiyle uğranılan zararlar nedeniyle İcra İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi uyarınca davalı tarafın uğradığı zararın tazmini için davacı borçluların asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesinin gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı davacı borçluların haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini, İcra İflas Kanunu'nun 72/4. maddesi uyarınca, davacının alacağının tahsilinin geciktirilmesi sebebiyle davacı borçluların icra takiplerine konu alacakların %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince "... taraflar arasında 3 adet icra dosyası bulunduğu, Davalı tarafından verilen 3 adet ibra belgesi bulunduğu, 2 adet ibra belgesindeki icra dosya numaralarının ayrıntılı bir şekilde yazıldığı, davalı tarafından imzası ve tarihi kabul edilen ibra belgesinin başka bir hukuki ilişkiye dayalı verildiği iddiası nedeniyle ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalı tarafa delileri arasında bulunması nedeniyle yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığı ancak davalı tarafın taraflar arasındaki soruşturma dosyalarının varlığı nedeniyle yemin teklif hakkını kullanmayacağını beyan ettiği, davalının iddia ettiği soruşturma dosyalarının dosyamız arasına getirtilerek incelendiği, soruşturma dosyalarında davacılar tarafından şikayette bulunulduğunu ve tüm soruşturma dosyalarında delil yetersizliğinden kaynaklanan kyok kararı verildiği ve verilen bu kararların kesinleştiği, ceza soruşturması aşamasında delil yetersizliğinden kyok kararı verilmesinin Hukuk Hakimini bağlamayacağı, davalı tarafından kabul edilen ibra belgesinin başka bir hukuki ilişkiye dayalı olduğuna ilişkin iddiası doğrultusunda dosya arasına getirtilen ve davalı tarafından dosyaya sunulan tüm dekontların incelemesinde ibra tarihli belgeden önceki tarihli olmaları yani borcun doğumundan sonra davalı tarafından tarihi ve imzası ikrar edilmiş davalı tarafından davacı tarafa verilen bir ibranamenin bulunması, davalı tarafından davacıların kardeşi olan ...'e gönderilen para miktarının da menfi tespit davasının konusunu oluşturan senet ile miktar açısından da (toplam miktarının da) örtüşmemesi nedeniyle davalının bu ibra evrakının başka bir hukuki ilişkiye davalı olarak verildiğini ispat edemediği anlaşılmakla davacıların davasının kabule karar vermek gerekmiştir. Kötüniyet tazminatının yapılan değerlendirilmesinde: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK.) 72. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan şekilde menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz" hükmünü içermektedir. Davacıların İİK 72/5 uyarınca talebi bulunduğu anlaşılmakla Davalının ibra ettiği bir borç nedeniyle takip başlatılmasının kötü niyet olarak kabulü ile..." ifadelerini içeren gerekçelerle davanın kabulüne, İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2022/2049 Esas (eski 2018/7944 Esas) sayılı dosyası ve bu dosyaya konu 225.000 TL bedelli 28/06/2018 tanzim tarihli senet nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, davacıları menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından takip konusu alacağın % 20'ı oranında tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:
Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararının kendi içinde çelişkili olduğunu, aynı gün ve aynı avukatlık ofisinde müvekkilin anne ve kardeşi için düzenlenen ibra belgelerinde icra dosya numaraları açıkça belirtilmişken, müvekkile ait belgede hiçbir somutlaştırma yapılmamasının, ödemenin icra dosyasına değil, taraflar arasındaki diğer nakit borç ilişkilerine yönelik olduğunu kanıtladığını; yüksek bedelli bir senedin ödenmesine rağmen iade alınmamasının ve ödeme belgesine şerh düşülmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kambiyo senedine karşı ispat yükünün (HMK m. 200 ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca) her halükarda borçlu davacıda olduğunu, senede karşı senede eş değer yazılı delil sunulmadığını ve ispat yükünün müvekkile ters çevrilmesinin usule aykırı olduğunu, müvekkilin husumet ve asılsız suçlamalar nedeniyle güvenilirliği kalmayan davacılara yemin teklif etmemesinin davasını ispat edemediği anlamına gelmeyeceğini, davacılar hakkında "organize dolandırıcılık" iddialarına dair basına yansıyan haberlerin ve müvekkilin haklılığını gösteren savcılık soruşturmalarındaki maddi vakıaların mahkemece eksik incelendiğini, icra takibinin yıllarca kesinleşmiş olmasına rağmen davacıların ancak miras yoluyla mal varlığı edindikten sonra kötü niyetle bu davayı açtıklarını, banka dekontları ve soruşturma ifadeleriyle sabit olan "senet dışı borç ilişkilerinin" varlığına rağmen ödeme belgesinin doğrudan senetle ilişkilendirilmesinin hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının ve aleyhe hükmedilen kötü niyet tazminatının kaldırılmasını, haksız davanın reddini ve davacıların tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; menfi tespit talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafça istinaf edilmiştir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Diğer bir deyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir .
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.
Menfi tespit davalarında HMK nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir,eldeki davada davacı borcun ibra edildiğini iddia ettiğine göre ispat yükü davacı taraf üzerindedir.
Taraflar arasında 3 adet icra dosyası bulunduğu, davalı tarafından verilen 3 adet ibra belgesi bulunduğu, 2 adet ibra belgesindeki icra dosya numaralarının ayrıntılı bir şekilde yazıldığı halde davalı tarafından imzası ve tarihi kabul edilen ibra belgesinde icra dosyası numarası bulunmadığı halde başka bir hukuki ilişkiye dayalı olarak verildiğinin ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğunun kabul edilerek yanılgılı şekilde yargılamaya devam edilmesi isabetli olmamıştır.
Senetle ilgili ilk kural, kesin delille ispat zorunluluğu veya tanıkla ispat yasağı da denilen, kanun koyucunun bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacı ile yapılan hukuki işlemlerin değerinin belli bir miktarın üzerinde olması hâlinde ispatının ancak senetle yapılabileceği kuralıdır. (HMK, m. 200). Bu husus kısaca ispat sınırı olarak da anılabilir.
Senetle ispat hakkındaki ikinci kural ise senede karşı senetle ispat zorunluluğudur. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, senetle ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz, ancak ve ancak senet (kesin delil) ile ispat olunabilir ( HMK m. 201).
Sebepten bağımsız olarak soyut bir hukuki işlem şeklinde olan bonodan dolayı borç altına giren kişilerin bu bononun bedelsiz olduğunu, bonodan dolayı borçlu bulunmadığını ya da teminat olarak verildiği iddiasında ispat külfeti borçluya aittir.
Diğer menfi tespit davalarından farklı olarak kıymetli evrak ilişkisinden kaynaklanan menfi tespit davalarında borç ikrar anlamı taşıyan bonodan dolayı alacaklının alacağını ispat etme zorunluluğu bulunmamaktadır.
İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2022/2049 sayılı İcra dosyasındaki takibin dayanağı senet olup, bu senetten dolayı borçlu olmadığını ispat yükü davacı taraf üzerindedir. Mahkemece ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu kabul edilerek yargılama yapılması ve hüküm kurulması isabetli olmadığından davalı tarafın istinaf talebinin HMK m.353/1-b-2 gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine dair yeniden karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1099 Esas 2024/524 Karar sayılı dosyasında verilen 04/07/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, davacılar tarafından yatırılan 3.843,47 TL peşin harcın mahsubu ile artan bakiye 3.111,47 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep
4-İlk Derece Mahkemesince düzenlenen 25/09/2024 tarihli 2024/595 Harç No'lu Harç Tahsil Müzekkeresinin karar kesinleştiğinde işlemsiz iadesinin istenilmesine,
5-İlk derece mahkemesi yargılama aşamasında davacılar tarafından karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
6-İlk derece mahkemesi yargılama aşamasında davalı tarafından karşılanan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL ret vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
8-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcı ve 3.415,86 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
9-İstinaf aşamasında davalı tarafından karşılanan 1.169i40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
10-Kullanılmayan ve gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 21/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.