(5237 S. K. m. 22, 50, 51, 53, 62, 85) (5271 S. K. m. 231)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafii ile katılanlar vekilinin istinaf talepleri içeriğine göre duruşma açılmasına karar verilerek yapılan duruşma sonucunda dosya görüşüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 03/06/2016 tarih, 2016/19299 esas sayılı iddianamesi ile; sanığın yönetimindeki içinde ölen R.'nin ve yaralananlar E. ve Y.'un da bulunduğu otobüsle Aydın-İzmir otobanında seyir halindeyken 40.kilometreye geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek önünde seyreden S. K.'ın sevk ve idaresindeki kamyona arkadan çarptığı meydana gelen kazada R. G.'in vefat ettiği, E. G.'in basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, yaşamını tehlikeye sokmayacak, yüzde sabit eser oluşturacak şekilde yaralandığı, Y. G.’in ise basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, yaşamını tehlikeye sokacak, vücudunda hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde kemik kırığı oluşturacak ve yüzde sabit iz meydana gelecek şekilde yaralandığı belirtilerek TCK 85/2, 53/6 maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 24/11/2016 tarih, 2016/209 esas 2016/219 karar sayılı karar ile sanığın 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine, dairemizce yapılan inceleme neticesinde duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Sanık duruşmada önceki savunmalarını tekrar etmiş ve 'Ben raporlu olmama rağmen işten çıkartıldım, dolayısıyla mağdur edildim, iddia edildiği gibi durak dışında herhangi bir yerde durmadım, lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyorum, benim aracım geçen kamyonun rüzgarının etkisi ile benzin istasyonundan çıkan kamyona çarpmıştır' şeklinde savunma yapmıştır.
Sanık müdafii duruşmada 'olay sabaha karşı karanlıkta meydana gelmiş olup müvekkil iddia edildiği gibi uykusunun açılması amacıyla herhangi bir yerde durmayıp Havaş’ın rutin olarak kullanılan duraklarından birinde normal olarak durmuştur ve yolcular ihtiyaçlarını gidermiştir, orada uykusunun açılması amacıyla durduğuna yönelik iddia doğru değildir, olay sırasında yolcuların tamamı uyumakta olup olayı gören yoktur, müvekkilin uykulu ya da dalgın olduğu tahmini bir karardır, hüküm kurulurken hiç bir şekilde şüphenin bulunmaması gerekir, biz belirtilen iddiaların şüpheye dayandığını dolayısıyla şüpheye dayanan talebin kabul edilmemesi gerektiğini iddia ediyoruz ayrıca yerel mahkeme kararı da müvekkilin aleyhine olarak olaya uygun verilmemiştir, biz olayın oluş şekli dikkate alınarak dairenizce söz konusu yasal uygulamaların alt sınırdan değerlendirilmesini talep ediyoruz' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılanlar vekili duruşmada 'İstinaf dilekçemizi aynen tekrar ediyoruz, söz konusu olayda müvekkillerimizin eşi ve annesi vefat etmiştir, kendileri de sunduğumuz rapordan da anlaşılacağı üzere %76 özürlü olacak şekilde yaralanmıştır, dolayısıyla sanık olay anında hatta olay öncesinde petrol istasyonunda enerji içeceği almıştır, daha sonra da seyir halindeyken uyuma ya da dalgınlık nedeniyle önünde seyreden kamyona arkadan çarpmıştır, bu çarpma neticesince müvekkilimizin eşi ölmüş, kendisi ve ile fertleri yaralanmıştır, olay anında şoförün uykusuz ve dalgın olduğunu gerek müvekkil beyanları gerekse tanık M. A.'in beyanı ortaya koymuştur, dolayısıyla biz yerel mahkeme hükmünün olaya uygun düşmediğini, zira olayda bilinçli taksirin mevcut olduğunu iddia ediyoruz, bu nedenle yerel mahkeme hükmünün iptal edilerek sanık hakkında bilinçli taksirle suçun işlendiğine yönelik hüküm kurulmasını talep ediyoruz' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında; Sanığın olay günü saat 05:20 sıralarında sevk ve idaresinde bulunan Havaş şirketine ait servis otobüsü ile uçak yolcularını Aydın'dan İzmir Adnan Menderes Havalimanına götürmek üzere yola çıktığı, Aydın İzmir otobanının 40.kmsine geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek önünde seyreden ve hakkında kovuştumaya yer olmadığına karar verilen S. K.'ın kullandığı kamyona arkadan çarptığı, bu şekilde meydana gelen kazada R. G.' in öldüğü, E. G.'in yüzde sabit eser oluşturacak şekilde, Y. G.'in ise yaşamını tehlikeye sokacak vücudunda kemik kırığı oluşturacak, yüzde sabit eser meydana gelecek şekilde yaralandıkları, sanığın aşamalardaki savunması, katılan Y. ve tanık M.'nın anlatımları, tüm dosya içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde kazanın sanığın direksiyon başında uyuklaması nedeniyle gerçekleştiği, kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olan sanığın seyahat saatini ve mesafeyi dikkate alarak uykusuz yola çıkmaması gerekirken bu hususa riayet etmediği, bu itibarla hakkında bilinçli taksir hükmü uygulanması gerekirken eksik cezaya hükmedilmesi yasaya aykırı görüldüğünden katılanlar vekilinin istinaf talebinin bu sebeple kabulü ile sanığın eylemine uyan TCK 85/2, 22/3, 62, 53/6 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde; sanığın Havaş şirketine ait yolcu otobüsü ile Aydın'dan İzmir'e uçak yolcularını getirdiği, saat 05:20 sıralarında otobanın 40. kilometresine geldiğinde seyir halindeyken sağ şeritte seyir halinde olan kamyona arkadan otobüsünün sağ ön köşe kısımlarıyla çarptığı, çarpma neticesinde araçta yolcu olarak bulunan R. G.'in vefat ettiği, E. G.'in ise yüzde sabit eser oluşturacak şekilde, Y. G.'in ise hayati tehlike geçirecek ve vücudunda hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde kemik kırığı ve yüzde sabit eser meydana gelecek şekilde yaralandıkları, tüm dosya içeriğindeki katılan Y. G. ve tanık M. A.’in anlatımları, sanığın savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın direksiyon başına uykusuz ve yorgun olarak geçtiği ve bu nedenle önünde seyreden kamyona arkadan seyir halindeyken çarptığı, meydana gelen kazada asli ve tam kusurlu olduğu anlaşılmakla sanığın sübut bulan eyleminden dolayı mahkumiyetine hükmetmek gerekmiş, katılan vekilinin istinaf nedenlerinin anlatılan nedenlerle kabulü ile, yerel mahkeme hükmü kaldırılarak, temel ceza tayininde mağduriyet ve kusur durumu dikkate alınarak temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmiş ve yorgun ve uykulu araç kullanması nedeniyle hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanmak suretiyle sanığın mahkumiyetine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 24/11/2016 tarih, 2016/209 esas, 2016/216 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Suçun işleniş şekli ve özellikleri dikkate alınarak sanık G. Ö.'nün taksirle öldürme ve yaralama suçundan sabit görülen eylemine uyan TCK.nın 85/2 maddesi uyarınca takdiren ve teşhiden 7 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın seyir halindeyken yorgun ve uykulu olarak araç kullandığının tespit edilmesi nedeniyle bilinçli taksirle kazaya sebebiyet verdiği anlaşıldığından TCK'nun 22/3 maddesi uyarınca sanığın cezasından takdiren ve teşdiden 1/3 oranında arttırım yapılarak sanığın 9 YIL 4 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak cezasından TCK.nın 62/1 maddesine göre takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 7 YIL 9 AY 10 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın cezasından başkaca kanuni veya takdiri artırım ve indirime takdiren yer olmadığına,
Sanığa verilen hapis cezasının süresi göz önünde bulundurularak CMK.nın 231/5 maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kanunen YER OLMADIĞINA,
Sanığa verilen hapis cezasının süresi göz önünde bulundurularak lehine TCK.nın 51. maddesinin uygulanmasına kanunen YER OLMADIĞINA,
Sanığın suçu işlemesindeki özellikler ve asli kusurlu olması göz önünde bulundurularak verilen hapis cezasının TCK.nın 50/1-a ve 50/4 maddeleri uyarınca adli para cezasına çevrilmesine takdiren YER OLMADIĞINA,
Eylem taksirle işlendiğinden TCK.nın 53/1 maddesinin uygulanmasına kanunen YER OLMADIĞINA,
TCK.nın 53/6 maddesince sanığa İzmir İl Emniyet Müdürlüğünce verilmiş bulunan 17/04/2000 tarih ve 461624 belge numaralı E SINIFI SÜRÜCÜ BELGESİNİN TAKDİREN 2 YIL SÜRE İLE GERİ ALINMASINA,
Katılanlar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 3.600,00 TL ücreti vekaletine, katılanlar kendilerini dairemizde de vekil ile temsil ettirdiğinden 1090 TL vekalet ücretinin eklenmesi ile 4690 TL vekalet ücretinin sanıktan alınıp katılanlara verilmesine,
Yerel mahkemece yapılan 2.090,50 TL yargılama giderine ek olarak 4 adet davetiye gideri 44 TL nin eklenmesiyle toplam 2.134,50 TL nin sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, sanık, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı huzuruyla talebe uygun olarak tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde başka bir yer Bölge Adliye Mahkemesi dairesine, Dairemize veya herhangi bir adli mahkemeye müracaat ederek Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nde Temyiz edebilecekleri belirtilmek suretiyle Temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.05.03.2018 (¤¤)