(5271 S. K. m. 279, 280) (5237 S. K. m. 22, 44, 50, 62, 89, 179)
Taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm istinaf edilmekle CMK'nın 279. maddesi uyarınca, dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden sanığın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı yasanın 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi ile tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde;
Gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanığın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
Olay tarihinde mağdur O. D.'nın kullandığı araç ile sanık D. K.'ın kullandığı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği, kazada mağdur O. D.'nın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı ve şikayetçi olmadığı, diğer mağdur G. İ. U.'ın da basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, mağdurun ve velisinin şikayetçi oldukları, sanığın kaza sonrası yapılan ölçüme göre 1.09 promil alkollü olduğu, kazaya asli kusurlu olarak neden olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır.
TCK 89/5 madde gereğince taksirli yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabidir. Ancak birinci madde kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikayet aranmaz. Hükmü doğrultusunda mağdurlardan birinin şikayetçi olması sonucuna göre temel cezanın TCK 89/1 maddesi gereğince takdir ve tayin edilmesi gerektiği halde, yanılgıya düşülerek sanık hakkında TCK 89/4 maddeden uygulama yapılarak mahkumiyet hükmü kurulması kanuna aykırı olup, hükmün 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-d maddesi gereğince BOZULMASINA,
Aynı Kanunun 05/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanunun 15.maddesiyle değişik 280/1-c maddesi gereğince 'olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hallerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine' şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre uygulama yapılarak;
1-Hükmün 1, 2, 3 ve 4 nolu bentlerinin hükümden çıkartılarak yerlerine,
'1-Her ne kadar sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması nedeni ile kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçları tek bir eylem ile gerçekleştirdiği anlaşıldığından TCK'nun 44/1 maddesi gereğince sanığın üzerine atılı suçlardan sabit olan eylemine uyan ve ağır olan taksirle yaralamaya neden olmak suçundan 5237 Sayılı TCK' nın 89/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlikenin ağırlığı ve sanığın kusurunun ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanığın eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirmesi nedeni ile TCK'nun 22/3 maddesi gereğince cezasında takdiren 1/3 oranında artırım yapılarak sanığın 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri, lehine takdiri indirim nedeni olarak kabul edilerek 5237 Sayılı TCK'nın 62/1 maddesi gereğince sanığın cezası takdiren 1/6 oranında indirilerek 6 AY 20 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ile yargılama aşamasında göstermiş olduğu pişmanlık gözetilerek TCK'nın 50. Maddesi gereğince adli para cezası seçenek yaptırıma çevrilerek sanığın 200 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5-Suçun işleniş şekli, olayın özellikleri nazara alınarak sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının 5237 Sayılı yasanın 50/1-a maddesi gereğince 1 günü takdiren 20 TL den paraya çevrilerek sanığın 4.000TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,' bentlerinin eklenmesine,
2-Hükümdeki diğer hususlar aynen bırakılmasına,
Karar verilmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere 07.12.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ: TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, dosya kapsamında sanığın tek bir eylemi ile taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının oluştuğu, taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun ise tehlike suçu olduğu, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken suçlar için Kanun'da öngörülen cezaların ağırlığı değil, zarar-tehlike suçu kriterinin esas alınması gerektiği buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olması halinde sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, şayet taksirle yaralama suçu uzlaşma ile ortadan kalkar ise yine trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden karar verilmesi gerektiği, kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi veya şikayetten vazgeçme nedeniyle taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmaması halinde ise TCK.'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerektiği, bu açıklamalar ışığında somut olayda doktor raporuna göre 1,09 promil alkollü halde araç kullanırken asli kusurlu şekilde bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasına sebebiyet veren sanık yönünden yaralanmanın niteliğine göre taksirle yaralama suçunun takibinin bilinçli taksir halinde dahi TCK'nın 89/5. maddesi uyarınca şikayete bağlı olduğu, yaralanan küçüğün 31.03.2016 tarihinde kollukta müdafii huzurunda alınan beyanında sanıktan şikayetçi olmadığını bildirdiği, dolayısıyla mağdurun şikayetçi olmaması nedeniyle taksirle yaralama suçundan sanığın cezalandırılmasının mümkün olmaması karşısında, belli seviyenin üstünde alkollü olduğu tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde olay tarihinde 13 yaş 2 ay 14 günlük olan ve psikolojisi, fiziksel ve bilinçsel gelişimi tam olduğu belirlenen ve şahsa sıkı sıkıya bağlı şikayet hakkını müdafii huzurunda kullanan mağdur katılan küçüğün müdafii huzurunda alınan beyanına itibar edilmeyerek taksirle yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmesi isabetsiz olduğu görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)