(5237 S. K. m. 61, 89)
Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme karşı mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosyada istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilip, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TCK'nın 61/2. maddesi gereğince, temel ceza üzerinden yapılacak arttırımın öncelikle bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması suretiyle yapılması gerekirken, uygulama sırasında yanılgıya düşülerek temel ceza üzerinden öncelikle TCK'nın 89/2-b fıkrası gereğince arttırım yapılmış olması, sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda; Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, eleştiri dışında, istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet Savcısının hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerektiğine ilişkin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere 11/01/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)