(5237 S. K. m. 22, 50, 51, 53, 61, 62, 85)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf talepleri içeriğine göre duruşma açılmasına karar verilerek yapılan duruşma sonucunda dosya görüşüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 05/10/2015 tarih, 2015/1819 esas sayılı iddianamesi ile; olay günü sanığın sevk ve idaresindeki aracı ile M. B.'un sevk ve idaresindeki araca arkadan çarptığı, kaza neticesinde M. B.'ın vefat ettiği belirtilerek TCK'nın 85/1, 53/6 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Salihli 5. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 17/01/2017 tarih, 2015/749 esas 2017/22 karar sayılı karar ile sanığın 18.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine, dairemizce yapılan inceleme neticesinde duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Sanık talimat yoluyla alınan ifadesinde; 'Olay günü hemşire olarak görev yaptığım Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine nöbetim olduğu için aracımla yola çıkmıştım. Salihli ilçesinde sol şeritten giderken birden sağ taraftan motosiklet önüme geçti. Motosikletin önüme geçtiği yerde herhangi bir kavşak yoktu, ben motosiklet kullanan şahsın nereden geldiğini tam olarak görmedim. Aracımla giderken birden motosikletli şahsı görünce frene bastım ancak fren yeterli olmadı. Karşı taraf karşı şeride geçmek için (kaçak dolgu yapılan) yavaşladığından kazaya engel olamadım. Kazanın olduğu sıra gündüz vaktiydi. Ayrıca önceki savunmalarımı tekrar ederim. Olay sebebiyle çok üzgünüm. Cenaze benim evimden çıkmış gibiyim. Beraatimi, mahkeme aksi kanaatte olursa lehime olan tüm kanun hükümlerinin uygulanmasını talep ederim' şeklinde savunma yapmıştır.
Sanık müdafii duruşmada 'Öncelikle iddia makamının mütalaasını kabul etmiyoruz, aşamalarda yapmış olduğumuz savunmalarımızı aynen tekrar ediyoruz, müvekkil kanserli çocuklara bakan hemşire olup Alaşehir’den İzmir’e doğru seyahat ettiği sırada bölünmüş yolda seyretmektedir ve hızı da yaklaşık 90 km.dir zaten olay sonrasında tespit edilen fren izi 16.20 metre olup bu da hızı ile orantılıdır, müvekkil sol taraftan seyir halindeyken maktul aniden yola çıkmış olup, ayrık yolun üst kısmında bulunan köyüne dönmek için yavaşlaması nedeniyle müvekkil tarafından arkadan çarpmış gibi gözükmekte olup araçla bu çarpmadan sonra orada bulunanlarca bir miktar ileriye alınmıştır, gerekli raporun alınması için dosya adli tıp kurumuna gönderilmiş ancak net bir kusur tespiti yapılamamıştır, söz konusu kaza istenmeden meydana gelmiş olup tabi ki sonuçları ağır olmuştur, ancak dosya kapsamı incelendiğinde ortada şüpheli bir durumun var olduğu ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin tam da burada uygulanması gerekmektedir, biz bu doğrultuda müvekkil hakkında kusurunun bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmesini ancak dairenin aksi görüşte olması halinde müvekkilin kanserli hastalara bakan bir hemşire olduğu ve görev amacıyla seyahati sırasında bu kazanın meydana geldiği dikkate alınarak hakkında tüm lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyoruz' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında; Sanığın olay günü saat 18:05 sıralarında sevk ve idaresindeki otomobili ile Alaşehir ilçesi istikametinden Salihli ilçesi istikametine doğru devlet karayolu üzerinde seyir halindeyken maktul M. B.'un sevk ve idaresindeki motosiklet ile çarpışması neticesinde ölümü ile sonuçlanan kazada tüm dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, aşamalardaki beyan ve savunmalar, keşif zaptı, bilirkişi raporu, olay yeri fotoğrafları, ATK raporu, dosya içeriği ile birlikte değerlendirilip ele alındığında sanığın hızını yol şartlarına uygun biçimde ayarlamadığı için önünde seyretmekte olan maktul M. B.'un kullandığı motosiklete çarpmak suretiyle ölümüne sebebiyet verdiği bu nedenle asli kusurlu olduğu, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gözetilerek hak ve nasafete uygun ceza tayini yerine teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek eksik ceza tayini yasaya aykırı görüldüğünden katılan vekilinin istinaf talebinin bu sebeple kabulü ile, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek eylemine uyan TCK 85/1, 53/6 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesini kamu adına talep ve iddia etmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde; dairemizce yapılan yargılama sonucunda sanık savunması, katılan beyanı, adli sicil kaydı, bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu raporu ve anılan yasal düzenlemeler ışığında yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamına göre; dosya arasında yer kaza tespit tutanağı içeriğinden sanığın kontrolündeki aracın sol ön tampon, kaporta ön kısımda hasar olduğu, müteveffanın yönetimindeki motosikletin ise arka kısmında sol şeritte çarpma izi olduğunun belirtildiği, çarpma noktası ile motosiklet arasında 32.20 metre mesafe olduğu ve 16.20 metre fren izinin bulunduğu, aracın durabildiği yerin motosikletin düştüğü yerden itibaren 21 metre mesafede olduğu, yani araç ile motorun çarpışma noktası ile aracın durabildiği yer arasındaki mesafenin yaklaşık 53 metre olduğu görülmüş olup ölenin olay günü hakimiyetindeki motosikletin sol arka kısmında çarpma izi olup çarpma yerinden yaklaşık 53 metre kadar sonra sanığın kontrolündeki aracı durdurabildiği, motosikletin ise çarpma yerinden yaklaşık 32.20 metre kadar mesafe sonra durabildiği olayda, sanığın savunmasında bahsi geçen şekilde olayın gerçekleştiğinin kabulünün, sanığın idaresindeki araçta sol ön tampon, kaporta ön kısımda hasar olmasının, motosikletin ise arka sol kısımda çarpma izinin bulunması, çarpma noktası, araç ile motosikletin durabildiği yer ve aradaki mesafe hususları bir arada değerlendirildiğinde mümkün olmadığı, olay tarihinde sanığın sevk ve idaresindeki araçla kaza tespit tutanağına göre; olay mahalli bölünmüş yol, genişliğinin 7 metre ve 2 şeritli olduğu, zeminin asfalt kaplama ve kuru, düz, eğimsiz, vaktin gündüz havanın açık ve meskun mahal olup azami hız limitinin 110 km olup önünde seyir halinde olan ölenin sevk ve idaresindeki motosiklete arkadan çarparak onun ölümüne sebebiyet verilmesi şeklinde gerçekleştiğinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış, ancak sanığın eylemine uyan taksirle öldürme suçundan eylemine uyan TCK'nın 85/1. maddesi gereğince temel cezanın TCK'nın 61. maddesi gereğince, suçun işleniş şekli ve özellikleri, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, sanığın tam kusurlu oluşu dikkate alınarak alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak, cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş, sanığa verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak sanık hakkında verilen cezadan TCK'nın 62/1. Maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmış, sanığın işlediği sübut bulan taksirle öldürme suçunun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı göz önünde bulundurulduğunda, sanığın tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde olumlu yönde kanaat oluşmadığından, sanık hakkında takdiren hapis cezasının paraya çevrilmesine, ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Salihli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2017 tarih, 2015/749 esas, 2017/22 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Sanığın üzerine atılı taksirle öldürme suçunu işlediği sabit olmakla, 5237 Sayılı TCK'nın 61/1. ve 22/4. Maddeleri gözetilerek sanığın eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın 85/1. Maddesi uyarınca suçun işleniş şekli ve özellikleri, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kusuru, meydana gelen zarar göz önünde bulundurularak sanığın takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak ceza belirlenmek suretiyle 4 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak sanık hakkında verilen cezadan TCK'nın 62/1. Maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 3 YIL 4 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezadan kanunen ve takdiren başkaca artırım ve indirim yapılmasına YER OLMADIĞINA,
Sanığın işlediği sübut bulan taksirle öldürme suçunun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı gözönünde bulundurulduğunda, sanığın tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde olumlu yönde kanaat oluşmadığından, sanık hakkında takdiren TCK'nın 51. Maddesinin uygulanmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yer olmadığına,
Suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın olaydaki kusur durumu ve meydana gelen sonuç dikkate alındığında sanık hakkında TCK 50/4 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanık hakkında verilen cezanın mahiyeti gereği TCK'nın 53/6. Maddesi gereğince, cezanın tamamen infazından sonra geçerli olmak üzere, takdiren 2 yıl süre ile sanığın sürücü belgesinin geri alınmasına,
Yerel mahkemece yapılan toplam 840,15 TL yargılama giderine ek olarak dairemizce yapılan 2 adet davetiye gideri 22 TL nin eklenmesiyle toplam 862,15 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle 2017 Yılı AAÜT gereğince 1.980,00TL vekalet ücretine dairemizde de vekil ile temsil ettirdiğinden 1090 TL nin eklenmesiyle toplam 3.070 TL nin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,
Dair, sanık müdafiinin yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı huzuruyla talebe uygun olarak tefhim/tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde, başka bir yer Bölge Adliye Mahkemesi dairesine, Dairemize veya herhangi bir adli mahkemeye müracaat ederek Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nde Temyiz edebilecekleri belirtilmek suretiyle Temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 12/03/2018
MUHALEFET ŞERHİ: Geçmişinde herhangi bir hükümlülüğü bulunmayan, duruşmalarda herhangi bir olumsuz davranışı tespit edilmeyen sanık hakkında tayin olunan hürriyeti bağlayıcı cezasının sanığın kişiliği dikkate alınarak paraya çevrilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. (¤¤)