(5271 S. K. m. 253, 279, 280) (5237 S. K. m. 89, 179) (12. CD. 11.04.2017 T. 2016/7299 E. 2017/3057 K.)
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm istinaf edilmekle CMK'nın 279. maddesi uyarınca, dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden sanığın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı yasanın 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi ile tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, istinaf başvurusunda bulunan sanığın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmekle;
Sanık hakkında taksirle yaralama suçu yönünden uzlaşma nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilerek, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan dava açıldığı anlaşıldığı ve sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bir olayda Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/7299 Esas, 2017/3057 Karar sayılı kararında "sanığın tek bir eylemi ile taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının oluştuğu, taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun ise tehlike suçu olduğu, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığı değil, zarar-tehlike suçu kriterinin esas alınması gerektiği buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olması halinde sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, şayet taksirle yaralama suçunda uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde ise yine trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği" bildirilmiştir. TCK'nın 89/5. maddesine göre, bilinçli taksirle yaralama suçunun soruşturulmasının ve kovuşturulmasının aynı Kanun' un 89/1. maddesindeki yaralanma hali hariç olmak üzere, şikayete tabi olmadığı; ancak bu suçun şikayete tabi olsun veya olmasın bütün hallerinin CMK'nın 253/1. maddesi gereğince uzlaşmaya tabidir. Dava dosyasında soruşturma aşamasında taraflar arasında uzlaşmanın sağlandığı ve 11/11/2015 tarihinde 'uzlaşma' sebebiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, CMK'nın 253/19 maddesi gereğince uzlaşma kurumunun uyuşmazlığı hukuki ve cezai tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırdığı gözetilerek, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması kanuna aykırı olup, sanığın istinaf itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle CMK 280/1-d maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta CMK'nın 280/1a-son ve aynı maddeye 7035 sayılı kanununla eklenen (c) bendi ve maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; yukarıdaki gerekçe ile yerel mahkemenin hüküm fıkralarının karardan çıkartılarak yerine,
"1-Sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına,
2-Yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına" cümlelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF TALEBİNİN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere 17.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)