(2918 S. K. m. 84) (5237 S. K. m. 22, 50, 53, 58, 62, 63, 85) (5271 S. K. m. 280)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf talepleri içeriğine göre duruşma açılmasına karar verilerek yapılan duruşma sonucunda dosya görüşüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2017 tarih, 2017/1112 esas sayılı iddianamesi ile; H. E.'nun sevk ve idaresindeki aracı ile Denizli istikametinden Muğla istikametine seyir halinde iken sürücü şüpheli H.'ın sevk ve idaresindeki kapalı kasa kamyoneti ile Volkan Sitesi tali yolundan ana yola aniden çıkması ile müşteki H.'un kullandığı araca çarpması sonucu meydana gelen kazada, müşteki H.'un yaralandığı ve A. S.'nın ise öldüğü ve kazanın oluşumunda H. S.'nun 2918 Sayılı Kanun'un 84 maddesinde yer alan diğer sürücü kusurlarından 57/1-D "tali yoldan çıkan araçların ana yoldan gelen araçlara geçiş hakkını vermemek" kuralını ihlal ettiğinden dolayı tam kusurlu olduğu ve ayrıca şüpheli H.'ın 1.205 promil alkollü bulunduğu ve 03/03/2016 tarihli otopsi raporuna göre şahsın kesin ölüm nedeninin künt kafa travması nedeniyle meydana gelen kafatası kaide kırıkları ve beraberindeki yaygın Subaraknoid kanamalar nedeniyle meydana gelmiş olduğunun belirlendiği belirtilerek TCK 85/2, 22/3, 53/6 ve 58 maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 17/10/2017 tarih, 2017/195 esas 2017/300 karar sayılı karar ile sanık H. S. hakkında bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
Sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine, dairemizce yapılan inceleme neticesinde duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Katılanlar vekili duruşmada 'Biz önceki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, yerel mahkemenin tutukluluk halinin devamına ilişkin kararına katılıyoruz dairenizce de tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz, ayrıca müvekkillerimizin çocuklarının vefat ettiği ve suçun bilinçli taksirle işlenmesi düşünülerek cezanın arttırılmasını talep ediyoruz' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık duruşmada segbis aracılığıyla önceki savunmalarını tekrar ettiğini bildirmiştir.
Sanık müdafii duruşmada segbis aracılığıyla esas hakkındaki savunmasında: iddia makamının mütalaasına sadece bilinçli taksirin alt sınırdan uygulanmasına yönelik olarak katılıyoruz, diğer hususlarda katılmıyoruz, suçun oluştuğuna dair tek delil katılanın beyanı olup, bunun dışında elde dilmiş somut bir delil mevcut değildir, dolayısıyla bu hususlar dikkate alınarak öncelikle müvekkilin bir kusuru bulunmadığından hakkında beraat kararı verilmesini, dairenin aksi görüşte olması halinde olayda bilinçli taksirin bulunmadığı dolayısıyla hüküm kurulurken asgari hadden ceza verilmesini, bunun da kabul görmemesi halinde bilinçli taksir hükümlerinin alt sınırdan uygulanarak ayrıca müvekkil hakkında TCK 62 maddesi uygulanarak gerekli indirimin yapılmasını, tutuklamadan beklenen yararın sağlandığı, müvekkilin tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak öncelikle bihakkın, olmadığı takdirde bir veya birden fazla adli kontrol şartı konularak adli kontrolle tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında; olay tarihinde katılan H.'un sevk ve idaresindeki aracı ile Denizli istikametinden Muğla istikametine doğru seyir halindeyken sanık H.'ın yönetimindeki araç ile Volkan Sitesi tali yolundan katılan H.'un seyir halinde olduğu ana yola aniden çıkarak H.'un kullandığı araca çarpması sonucu meydana gelen kazada katılanın vücudunda kemik kırığı oluşacak biçimde sanığın aracında bulunan Ayşe Sarı'nın ise vefat ettiği, kazanın oluşumunda sanığın bölünmüş yol üzerinde seyreden araca geçiş hakkını vermeden sağ tarafından gelen otomobilin seyir yoluna girip çarpmak suretiyle dikkate ve özen yükümlülüklerine aykırı hareket ettiği, asli ve tam kusurlu olduğu, kazanın saat 22:30 sıralarında meydana geldiği, sanıktan kan numunesinin saat 23:00da alındığı 1.20 promil alkol tespit edildiği, bir saatte kandaki alkol düzeyinin ortalama 0.15 promil azaldığı nazara alındığında sanığın kaza sırasında 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu güvenli sürüş yeteneğini haiz olmadığı, bu şekilde bilinçli taksirle üzerine atılı suçu işlediği sabit olmakla birlikte sanığın taksirinin düzeyi ve takdir edilen temel ceza miktarı nazara alındığında TCK 22/3 maddesinin üst hadden uygulanması yasaya aykırı görüldüğünden bu sebeple sanığın istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme hükmünün CMK 280/2 maddesi uyarınca kaldırılması, yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek eylemine uyan TCK 85/2, 22/3 maddeleri uyarınca cezalandırılması, hükmen tutukluluk halinin devamına karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde; suç tarihinde katılan H.'un sevk ve idaresindeki otomobili ile seyir halindeyken sanık H.'ın sevk ve idaresindeki araç ile tali yoldan katılanın aracı ile seyir halinde olduğu anayola kontrolsüz bir şekilde ve aniden çıkması ile katılanın sanığın bulunduğu araca çarpması neticesinde sanığın aracında bulunan A. S.'nın vefat ettiği, katılan araç sürücüsünün ise kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı kazada sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, sanığın hastanede alınan kan örneği üzerinden yapılan inceleme neticesinde 1.20 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, dosyadaki deliller ve sanığın ikrarı ile sabit olmuştur.
Sanığın asli ve tam kusurlu olarak bir kişinin ölümüne ve bir kişinin de nitelikli yaralanmasına neden olduğu kazada 1.20 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, kaza ile ölçüm yapıldığı zaman aralığının yarım saat olduğu gözetildiğinde sanığın kanındaki alkol miktarı dikkate alınarak bilinçli taksir hükümleri gereğince cezanın arttırılmasında alt sınırdan uygulama yapılması gerektiği halde bilinçli taksirin düzeyinde hataya düşülerek TCK 22/3 madde uyarınca üst sınırdan 1/2 oranında arttırım yapılması hak ve nasafete uygun bulunmadığından, sanık müdafiinin istinaf talebinin bu yönden kabulü ile, yerel mahkeme kararının kaldırılmak suretiyle sanığın bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde TCK 22/3 madde gereğince temel ceza alt sınırdan 1/3 oranında arttırılmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/195 Esas, 2017/300 karar sayılı dosyasına ait 17/10/2017 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2- Sanığın sabit olan taksirle bir kişinin ölümüne bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan eylemine uyan 5237 Sayılı TCK.nın 85/2 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı, suç sebepleri, sanığın şahsi ve sosyal durumu, sanığın olayda asli ve tam kusurlu oluşu göz önüne alınarak takdiren ve teşdiden 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın alınan raporuna göre olay esnasında 120 promil alkollü olarak araç kullanarak bilinçli taksirle kazaya sebebiyet verdiği anlaşıldığından TCK'nun 22/3 maddesi uyarınca sanığın cezasından takdiren ve teşdiden 1/3 oranında arttırım yapılarak sanığın 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın dairemizde savunması alınırken saygılı oluşu ve ayrıca pişmanlığını belirtmesi ayrıca yerel mahkemedeki yargılama sırasında da olumsuz bir tutumunun dosyaya yansımaması lehine değerlendirilerek hakkında TCK'nın 62.maddesinin tatbiki ile cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeden 6 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Şartları bulunmadığından sanığın cezasından artırım ve indirim yapmaya takdiren yer olmadığına,
Suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın asli kusurlu oluşu ve meydana gelen sonuç dikkate alındığında TCK.nın 50/4 maddenin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın suçunun vasıf ve mahiyeti, olayda asli ve tam kusurlu oluşu, bilinçli taksirle kazaya sebebiyet vermiş olması, mahkememizce yapılan yargılama sonucu verilen ceza miktarı dikkate alındığında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı kanaati ile tahliye talebinin reddi ile HÜKÜMLE BİRLİKTE TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Hüküm özetinin bulunduğu ceza infaz kurumuna derhal bildirilmesine,
TCK'nun 63. Maddesi gereğince sanığın tutuklu kaldığı sürenin cezasından MAHSUBUNA,
TCK'nun 53/6 maddesi uyarınca sanığın Kurtalan Emniyet Müdürlüğünden verilme 1643 belge nolu sürücü belgesinin takdiren 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına,
Geri almanın, hükmün kesinleşmesi ile yürürlüğe gireceğinin ve sürenin cezanın tümü ile infazından itibaren işlemeye başlayacağının belirtilmesine,
Katılanlar D. S., N. S. ve İ. S. kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olmalarına göre 3.960 TL ücreti vekalet ücretine ek olarak katılanlar kendilerini dairemizde de vekil ile temsil ettirdiklerinden 1090 TL nin eklenmesiyle 5050 TL nin sanıktan tahsili ile katılanlar D. S., N. S. ve İ. S.'ya verilmesine,
Yerel mahkemece yapılan 467,98 TL yargılama giderine ek olarak dairemizce yapılan 2 adet davetiye gideri 22 TL nin eklenmesiyle 489,98 TL nin sanıktan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, sanığın ve müdafiisinin segbis aracılığı ile, katılanlar vekilinin yüzüne karşı Cumhuriyet Savcısı huzuruyla talebe uygun olarak tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Cezaevi idaresine, başka bir yer Bölge Adliye Mahkemesi dairesine, Dairemize veya herhangi bir adli mahkemeye müracaat ederek Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nde Temyiz edebileceği belirtilmek suretiyle Temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.15.01.2018 (¤¤)