(5271 S. K. m. 279, 280)
Taksirle Ölüme Neden Olma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm istinaf edilmekle CMK’nın 279. maddesi uyarınca, dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden tarafların istinaf başvurularının kabul edilebilir olduğuna ve aynı yasanın 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yapılan yargılama sonucunda yüklenen suç açısından failin taksirinin bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kullanmış olduğundan, katılanlar vekilinin eksik incelemeye ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek CMK’nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak 05/01/2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Şikayetçi H.M. 31.12.2008 tarihinde tüp bebek uygulaması sonucunda ikiz gebelik elde edildiği, 22 haftalık ikiz gebelik erken doğum tehdidi ve över kisti ön tanısı ile 21.05.2009 tarihinde hastaneye yatışının yapıldığı, 25.05.2009 tarihinde kanamasının başlaması nedeniyle torsiyone över kisti ve cervikal yetmezlik ön tanısı ile operasyona alındığı, över kisti extirparyosyonu ve serklaj işlemi yapıldığı ancak kanamanın devam etmesi üzerine cerviksten dikişlerin alındığı, anneye kan transfüzyonu yapılarak bebeklerin doğumunun 2 gün daha ertelendiği, 28.05.2009 saat 02.15 te immatür doğumun gerçekleştiği doğan ilk bebeğin 570 gr ve 23 cm sağ doğduğu, ikinci bebeğin ise 400 gr ve 18 cm olarak ölü doğduğu, canlı doğan bebeğin sanık doktor tarafından yeni doğan ünitesinde takibe alındığı hastanede 36 saat takipte kalan bebeğin 29.05.2009 günü saat 14.15 te exitus olduğuna sanık doktor tarafından karar verilip bebeğin 14.30 sıralarında aileye teslim edildiği, hastaneden alınan ölü bebeğin evde nefes aldığının anlaşılması üzerine en yakın sağlık kuruluşunun acil servisine götürüldüğü, burada ilk müdahalesi yapılarak yaşam ünitesi şartları uygun olmadığından 3 basamak yaşam ünitesine sahip hastaneye ambulansla şevkinin yapıldığı ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 30.05.2009 tarih saat 23.30 da exitus kabul edildiği olayda, dosya içindeki adli Tıp kurumundan alman rapora göre bebeğin ölümünün immatürite ve gelişen komplikasyonlardan ileri geldiği, Adli Tıp ihtisas dairesi ve Genel Kurulu ile Yüksek sağlık şurasından alman raporlara göre ölüm kararı verilen ancak daha sonra canlılık belirtisi gösteren hastalar olduğunun tıbben bilinmekte olduğu bebekte gelişen bu durumunda lazerus fonemeni olduğu, ayrıca immatürviabilite sınırında doğan bebeklerde ölüm riski çok yüksek olduğu dikkate alındığında uygulamaların tıbben doğru olduğu sanığa kusur izafe edilemeyeceği mütalaa edilmiş ise de dosya içinde mevcut 17.06.2009 tarihli rapor ile 04.01.2016 tarihli Neonatoloji uzmanlarından alman raporlara göre; sanık hekimin ikiz eşi olan ve viabilite (yaşamla bağdaşabilen doğum haftası) sınırında doğan prematüre bebeğin yaşamsal destek ihtiyacını belirleyip uygun şekilde tedavi sunmak görevi olduğu, bebeğin doğumu gerçekleşen hastanede yeni doğan yoğun bakım uzmanı ve yenidoğan yoğun bakım ünitesinin bulunmadığı, oksijen satürasyonunda düşme gözlenmesine rağmen entübe edilmediği, kalbi durduktan sonra yine entübe edilmeden exitus kararı verildiği dikkate alındığında bebeğin tedavi ve izleniminde uyguladığı resüsitasyon ve hasta izlemi ile hasta için en uygun üçüncü seviyede yeni doğan yoğun bakım ünitesinin bulunduğu daha büyük bir hastaneye sevk etme girişiminde bulunmaması nedeniyle ihmal ve kusuru bulunmakla birlikte IVF sonucu oluşan gebelikten ikiz eşi olarak yaşam sınırında doku ve organları yeterince gelişmeden doğmuş olan bebeğin yaşam ihtimali oldukça az olduğundan sanığın uyguladığı canlandırma işlemi ile bebeğin yaşamaması arasında doğrudan kesin bir neden sonuç ilişkisi kurmanın en iyi koşullarda bile mümkün bulunmadığı belirtildiği buna göre ölüm ile uygulanan tedavi işlemleri arasında illiye bağı kurulamadığı ancak eve öldü diye gönderildikten sonra canlanıp uygun şartlarda bulunmaması nedeniyle daha da durumu ağırlaşmış olan bebeğin başvurulan Özel Balıkesir hastanesi uzmanları tarafından şartları uygun olan 3 basamak yeni doğan yoğun bakım ünitesi ve yeni doğan yoğun bakım uzmanı olan Medical Park hastanesine sevk işleminin sağlandığı dikkate alındığında bahsedilen raporlar ve tüm dosya kapsamına göre sanığın doğum sonrası süreçte bebeğin tedavi ve izlenimi için en uygun olan hastaneye şevki konusunda tıp biliminin ve mesleğinin gereklerini tam olarak yerine getirmemesi şeklindeki eyleminin TCK’nm 257/2. maddesinde tanımlanan ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı buna göre cezalandırılması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. (¤¤)