(5271 S. K. m. 253, 279) (5237 S. K. m. 22, 179)
Dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığa hüküm verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm istinaf edilmekle CMK'nın 279. maddesi uyarınca, dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden sanığın istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı yasanın 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi ile tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde;
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/7299 Esas ve 2017/3057 Karar sayılı ilamında "sanığın tek bir eylemi ile taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının oluştuğu, taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK'nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun ise tehlike suçu olduğu, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığı değil, zarar-tehlike suçu kriterinin esas alınması gerektiği buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olması halinde sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, şayet taksirle yaralama suçundan uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde ise yine trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği" bildirilmiştir.
Yine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/4948 Esas ve 2015/18280 Karar sayılı ilamında "Taraflar uzlaşmayı kabul ettikleri takdirde; taksirle yaralama suçundan açılan davanın uzlaşma nedeniyle düşmesine ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise; uzlaşma ile fail ve mağdur arasında zararın giderilmesi konusunda anlaşma sağlanmış olmakla, yapılan anlaşma gereği zararın kararlaştırılan miktarda ödenmesi veya giderilmesi durumunda ceza davası açılmamakta veya açılan dava düşürülmektedir. Böylece devlet ile fail arasındaki ceza ilişkisi sona ermekte ve fail cezalandırılmaktan kurtulmaktadır.
Uzlaşma kurumu uyuşmazlığı hukuki ve cezai tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırmaktadır. Uzlaşma nedeniyle düşme kararı verildiğinde CMK'nın 253/19. maddesi gereğince mağdurun artık Hukuk Mahkemelerinde dava açamayacağı hükmü de gözetildiğinde; taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının sanığın tek bir eylemi ile meydana geldiği, taksirle yaralama suçundan uzlaşma nedeniyle ceza verilemediği de gözetilerek, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi" gerektiği bildirilmiştir.
Yargıtay 12 CD.nin 2017/1532 E. ve 2017/2731 K. Nolu ilamında "Oluşa ve dosya kapsamına göre; olaydan sonra yapılan alkol muayenesi ile kaza sırasında yaklaşık 1.29 promil alkollü olduğu belirlenen sanığın, şerit izleme ve doğrultu değiştirme kurallarına uymayarak idaresindeki aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek kendi gidiş yönüne göre yolun sağ tarafına geçerek aracın yoldan çıkması ve takla atması neticesinde adli tıp raporuna göre, mağdur A. A.'un hayati tehlike geçirecek ve vücudunda hayati fonksiyonlarını ağır 5 derecede etkileyecek kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda, sanığın belirlenen eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 22/3 ve 89/1, 89/2-b-e maddelerinde öngörülen bilinçli taksirle yaralama suçunu oluşturduğu ve TCK'nın 89/5. maddesine göre, bilinçli taksirle yaralama suçunun soruşturulmasının ve kovuşturulmasının aynı Kanun'un 89/1. maddesindeki yaralanma hali hariç olmak üzere, şikayete tabi olmadığı; ancak bu suçun şikayete tabi olsun veya olmasın bütün hallerinin CMK'nın 253/1. maddesi gereğince uzlaşmaya tabi olduğu" şeklindedir.
Yukarıda bahsedilen Yargıtay İçtihatları da dikkate alınarak dosya değerlendirildiğinde;
Sanığın sevk ve idaresindeki araç ile yanında mağdur E. K. olduğu halde seyrederken virajı alamayarak direksiyon hakimiyetini kaybederek kazaya neden olduğu, kazadan sonra yapılan ölçümde sanığın 2.28 promil alkollü olduğunun belirlendiği, mağdur E. K.'nın da 10.08.2016 tarih ve 62430 sayılı genel adli muayene raporundaki bilgilere göre 'sol humerus orta hatta parçalı kırık' oluşacak şekilde nitelikli olarak yaralandığı olayda; TCK'nın 89 maddesinin 5.fıkrası uyarınca, 1.fıkra kapsamına gire yaralama hariç suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde kovuşturmanın şikayete bağlı olmayacağı gözetildiğinde; sanığın tek bir eylemi ile taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının oluştuğu, taksirle yaralama suçunun zarar suçu, TCK'nın 179 maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun ise tehlike suçu olduğu, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığı değil, zarar-tehlike suçu kriterinin esas alınması gerektiği, buna göre; sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, şayet taksirle yaralama suçunda uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde ise yine trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi veya şikayetten vazgeçme nedeniyle taksirle yaralama suçundan cezalandırılmanın mümkün olmaması halinde ise TCK'nın 179 maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılmasının gerekmesi karşısında; olay nedeniyle yaralanan mağdurun sanıktan şikayetçi olmadığı dikkate alındığında taksirle yaralama suçu yönünden uzlaşma prosedürü uygulanıp uygulanmadığı ve bu nedenle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip verilmediği araştırılarak verilmiş ise iş bu dava yönünden hüküm verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekeceği, uzlaşmanın sağlanamaması halinde ise taksirle yaralama suçu yönünden dava açılması sağlanıp bu dosya ile birleştirilerek sadece bilinçli taksirle yaralama suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden; yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi Kanuna aykırı olup hükmün CMK 289/1-h ve 280/1-d maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın belirtilen nedenlerle yeniden incelenmek ve uzlaşma sağlanamazsa ceza miktarı itibariyle kazanılmış haklar korunarak karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 19.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)