T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/175
KARAR NO: 2024/1264
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/1075
KARAR NO: 2021/909
DAVA TARİHİ: 02/12/2016
KARAR TARİHİ: 26/10/2021
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 17.09.2024
KARARIN YAZ. TARİH: 17.09.2024
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.10.2021 tarih ve 2017/1075 Esas, 2021/909 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesiyle özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında hakediş bedeli olarak 14 adet fatura düzenlendiğini, İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2016/15410 Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından taraflarına kısmi ödeme yapıldığı için ödeme emrinde asıl alacağın 94.625,78 TL olarak belirtildiğini, davalı borçlunun 15/11/2016 tarihli dilekçesi ile takip borcuna ve ferilerine itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu belirterek davanın kabulüne, davalının takip borcuna yaptığı itirazın iptaline ve %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesiyle özetle; Her iki tarafın tacir sıfatını taşıdığından davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 3 adet yazılı 1 adet şifahi sözleşme düzenlendiğini, yapılan sözleşmeler gereği müvekkilinin bir kısım işlerin yapımını üstlendiğini, yaptığı işler karşılığında karşı taraf firmaya hakettiği ücretleri ödendiğini, ödenmeyen alacağı sadece anılı projeler ile ilgili olarak davacı tarafın hakedişlerinden kesilmiş teminat alacakları olduğunu, ancak takip tarihi itibariyle bahsi geçen teminatların ödeme zamanının imalatların kesin kabulleri yapılmadığından bir kısım eksik ve kusurluların karşı yan namı hesabına yapıldığından kaynaklı olarak gelmediğini, imza edilen sözleşmelerin hakedişlerin tanzimi ve ödemeler başlıklı 15. maddesine göre karşı taraf alacaklarından ödeme zamanında %5 teminat kesintisi yapılacağını, söz konusu teminatların iadesi için kabul işlemlerinin yapılması ve keza SGK'dan ilişiksiz borcu yoktur kağıdı getirilmesi gerektiğini, davacının sözleşmelerden kaynaklı olarak kabul işlemlerinin takip tarihi itibariyle tamamlanmadığı gibi teminatın iadesinin uğrunda sair hususlar davacı yanca yerine getirilmediğini bu itibarla davacı yanca girişilen takip tarihi itibariyle muaccel olan bir borç bulunmadığını davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 26.10.2021 tarih ve 2017/1075 Esas, 2021/909 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...taraflar arasındaki her iki sözleşmenin 15.maddesi gereğince davacı hakedişlerinden davalı tarafça kesilen %5'lik nakit teminat kesintisinin davacı taşeron tarafından SGK'dan kayıt tetkik raporu ve herhangi bir borcu olmadığına dair ilişiksizlik belgesi getirilmesi halinde geçici kabulü müteakip davacıya ödeneceğinin taraflarca kararlaştırıldığı, yine davaya konu taraflar arasındaki sözleşmelerin geçici kabule ilişkin 16.maddesinde ise geçici kabul için davacı taşeronun işverene yazılı olarak başvuruda bulunması üzerine 21 gün içerisinde davalı işverenin sözleşme gereklerinin belirlenen zaman süresi içerisinde yerine getirilip getirilmediğinin denetleyerek ardından eksik işler listesi düzenlenmesi ve taşeron tarafından bu eksikliklerin tamamlanmasından sonra işveren davalının işlerin ve hataların giderilmesinin başarıyla tamamlandığına kadar vermesinden sonra işveren tarafından taşerona geçici kabul belgesinin düzenleneceğinin taraflarca kararlaştırıldığı, dosya kapsamı içerisinde davacı taşeron tarafından SGK'dan alınan kayıt tetkik raporu ve ilişiksizlik belgesi ile birlikte geçici kabul işlemlerini yapması için davalı işverene başvurduğuna dair herhangi bir yazılı belgenin dosya içerisinde bulunmadığı, davacı tarafça davalı işverene sözlü olarak geçici kabul için başvuru yapıldığı iddia edilmiş ise de, bu yöndeki iddianın davalı tarafça kabul edilmediği, bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmenin 15 ve 16.maddeleri gereğince davacı hakedişlerinden kesilen %5'lik teminat kesintilerinden oluşan takip ve davaya konu alacağın takip tarihi itibariyle istenebilir ve muaccel olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olmakla bu nedenle yerinde görülmeyen davanın reddine karar verme gereği doğmuştur. Ayrıca davalı tarafça her ne kadar cevap dilekçesinde davanın reddi halinde davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, İİK 67/2.maddesi gereğince davacının takibinde kötüniyetli olduğunun davalı tarafça ayrıca ispatlanması gerekmekte olup, bu yönde bir delil davalı tarafça dosyaya sunulmadığından koşulları oluşmayan davalı tarafın kötüniyet tazminatı isteminin de yerinde görülmediğinden reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 30.12.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Davalı tarafın, takip tarihi itibari ile bahsi geçen teminatların ödeme zamanının imalatların kesin kabulleri yapılmadığından muaccel hale gelmediğini iddia ettiğini, oysa firma yetkililerinin hakediş ve kesin hakedişlerinin bir dizi kontrol ve testlerin akabinde onayladığını, bütün imalatlara onay verdikten sonra hakedişleri düzenleyip fatura ettirenin davalı şirket olduğunu, bunun yanı sıra hakediş teminatlarını bekletme sürelerinin geçtiğini, bu sebeple müvekkili şirketçe girişilen takip tarihi itibari ile muaccel borç olmadığının kabulünün mümkün olmadığını,
-Müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu için, Karşıyaka Vergi Dairesi müvekkili şirketin vergi borcuna karşılık davalı şirkete 27.06.2016 tarihinde haciz bildirisini gönderdiğini, davalı şirketin borçları için bir kısım ödemeyi vergi Dairesine ödemeyi taahhüt ettiğini, bu durumun davalı şirketin borcu zımnen kabul ettiğinin de göstergesi olduğunu,
-Davalı yanın, müvekkili şirketin yapmış olduğu işlerle ilgili olarak sonradan ortaya çıkmış ayıp ve kusurların olduğunu iddia ettiğini, bu iddiaların mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, zira müvekkili şirketin söz konusu projelerde yaptığı işlerde kullanılan ürünler sözleşme şartlarına uygun ve ayıpsız olduğunu, hatta sözleşmede müvekkili şirketin sözleşmede yer almamasına rağmen silikon cephe yalıtım membranları, ara katlama duman kesiciler, taş yönleri vs. gibi ürünleri işin eksiksiz yapılması için kullandığını, projenin 29.06.2015 tarihinde tamamlandığını, tamamlanan işin üzerinden sonbahar-kış mevsiminin geçtiğini, bu sürenün müvekkili şirketin teslim etmiş olduğu projenin ayıplı olup olamadığının tespiti için yeterli bir süre olduğunu, bu sebeple, davalı yanın sonradan ortaya çıkan ayıp hükümlerine dayanmaya çalışmasının iyiniyetli olmadığının göstergesi olduğunu,
-Müvekkili şirket yetkililerinin davalı şirket tarafından yollanan 30.11.2016 tarihli ihtarnamenin akabinde dahi durumu incelemek için ...'a giderek apartman yöneticileri ile görüştüklerini, durumla ilgili apartman yöneticileri tarafından herhangi bir şikayet almadıklarını, ayıplı bir iş teslimi olmadığı için müvekkili şirket tarafından temin edilmesi gereken bir hususun olmadığını,
-Taşeronluk sözleşmesinin 27. maddesinde taşeron Bölge Çalışma Müdürlüğü nezdinde kendi adına işyeri dosyası açtıracak, çalıştırdığı personelin giriş ve çıkışlarını buralara bildirecek ve bir örneğini işverene (... İnş.) verecek. SGK nezdinde işverenin (... İnşaat) işyeri numarasının kullanılacağını, bu nedenle müvekkilinin hukuki ve fili olarak bu belgeyi almasının mümkün olmadığını, daha sonra müvekkilinin bu konuda davalı işverenle yaptığı görüşmeler neticesinde davalı tarafın bu belgeyi aldığını, davalının hangi tarihte bu belgeyi aldığı ve gelişmelerin ise 11.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak yer aldığını,
-Müvekkilinin hukuki ve fiili imkansızlıktan dolayı alamadığı SGK ilişiksiz kağıdını davalı şirketin 24.06.2015 tarihli dilekçesinde istediğini, SGK tarafından verilen yazılı cevapta dava konusu yerle ilgili işçi borcu olmadığının belirtildiğini, bu nedenle davalı şirketin bu tarihte hem SGK borcu yoktur kağıdını aldığını hemde bu olaya vakıf olduğunu, davalı şirketin hukuken muhatap olduğu için SGK cevap verdiğini, ayrıca vergi dairesinin haciz müzekkeresi ile zımni olarak haberdar olduğunu, bu süreçten sonra müvekkilinin çok kez telefonla görüşmelerde netice alamayınca 04.11.2016 tarihinde icra takibi başlattığını, müvekkilinin alacağının muaccel hale geldiğini,
-Davacı şirket tarafından bütün imalatlar eksiksiz tamamlanarak teslim edildiği halde, haklı davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Belirterek istinaf taleplerinin kabulüne, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına, gerekirse yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir.
İlk derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesi üzerine, davacı tarafça yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Taraflar arasında "... Konut İnşaatı Taşeron Sözleşmesi" ile "Spor Center İnşaatı Taşeron Sözleşmesi"nin imzalandığı hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı, imzalanan bu eser sözleşmelerine göre davacının yüklenici, davalının ise iş sahibi olduğu anlaşılmıştır.
Davacı yüklenici tarafından, taraflar arasındaki eser sözleşmeleri kapsamında ödenmeyen bakiye hakediş bedellerinin tahsili istemiyle başlatılan takibe davalı iş sahibi tarafından haksız olarak itiraz edildiği belirtilerek eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan her iki sözleşmenin "Hakedişlerin Tanzimi ve Ödemeler" başlıklı 15.maddesi gereğince taşeronun aylık hakedişlerinden her ay %5'lik nakit teminat kesintisi yapılacağının ve SGK'dan kayıt tetkik raporu ve herhangi bir borcu olmadığına dair ilişiksiz belgesi getirilmesi halinde geçici kabule müteakip teminat kesintilerinin taşerona ödeneceğinin taraflarca kararlaştırıldığı, yine taraflar arasında imzalanan her iki sözleşmenin "Geçici Kabul" başlıklı 16.maddesinde ise "Sözleşme konusu işlerin iş programı ve iş bu sözleşme şartlarına uygun olarak tamamlanmasını takiben işlerin geçici kabulü için taşeron tarafından işverene yazılı başvuruda bulunacaktır. Bu başvuruyu takip eden 21 gün içerisinde işverenin, işlerin sözleşme gereklerinin, belirlenen zaman süresi içerisinde yerine getirilip getirmeyeceğini denetleyecektir. İşverenin görüşüne göre düzeltilecek, hatası giderilecek ve varsa tamamlanacak iş kalemlerine ilişkin "Eksik Listesi" hazırlanacak ve taşerona bu eksikliklerin tamamlanması için makul süre verilecektir. Taşeron, eksik listesindeki bütün kalemleri belirtilen süre içerisinde tamamlayacaktır. Eğer eksik listesinde sıralanan işler belirlenen makul bir süre içerisinde tamamlanmazsa iş veren bu eksik işleri taşeronun nam ve hesabına yaptıracak, taşeron alacaklarından veya teminatlarından tahsil edecektir. İşverenin, işlerin ve hataların giderilmesinin başarıyla tamamlandığına karar vermesinden sonra, işveren taşerona geçici kabul belgesi düzenleyecektir..." şeklindeki düzenlemenin mevcut olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda, ilk derece mahkemesi tarafından tacir olan taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemeleri yaptırıldığı, düzenlenen bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sözkonusu raporlarda taraflar arasında düzenlenen her iki sözleşme kapsamında davacı yüklenicinin hakedişlerinden sözleşmelerin 15.maddesi gereğince %5 teminat kesintisi yapıldığının tespit edildiği; her iki sözleşmenin 15.maddesi gereğince davacı hakedişlerinden davalı tarafça kesilen %5'lik nakit teminat kesintisinin davacı yüklenici tarafından SGK'dan kayıt tetkik raporu ve herhangi bir borcu olmadığına dair ilişiksizlik belgesi getirilmesi halinde geçici kabulü müteakip davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı; taraflar arasındaki sözleşmelerin geçici kabule ilişkin 16.maddesinde ise geçici kabul için davacı taşeronun işverene yazılı olarak başvuruda bulunması üzerine 21 gün içerisinde davalı işverenin sözleşme gereklerinin belirlenen zaman süresi içerisinde yerine getirilip getirilmediğinin denetleyerek ardından eksik işler listesi düzenlenmesi ve taşeron tarafından bu eksikliklerin tamamlanmasından sonra işveren davalının işlerin ve hataların giderilmesinin başarıyla tamamlandığına kadar vermesinden sonra işveren tarafından taşerona geçici kabul belgesinin düzenleneceğinin taraflarca kararlaştırıldığı; davacı yüklenici tarafından SGK'dan alınan kayıt tetkik raporu ve ilişiksizlik belgesi ile birlikte geçici kabul işlemlerini yapması için davalı iş sahibine başvurduğuna dair herhangi bir yazılı belgenin dosyaya sunulmadığı, davacı tarafça davalı iş sahibine sözlü olarak geçici kabul için başvuru yapıldığı iddiasının ise davalı iş sahibi tarafından kabul edilmediği; Karşıyaka Vergi Dairesi tarafından davacı yüklenicinin vergi borcu nedeniyle davalı iş sahibine haciz bildirisi gönderilmesi üzerine davalı iş sahibinin vergi dairesine bir kısım ödeme yapmasının "borcun zımnen kabulü" olarak değerlendirilemeyeceği, tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki sözleşmenin 15. ve 16. maddeleri gereğince davacı hakedişlerinden davalı iş sahibi tarafından kesilen %5'lik teminat kesintilerinden oluşan takip ve davaya konu alacağın takip tarihi itibariyle istenebilir ve muaccel olmadığından ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.10.2021 tarih ve 2017/1075 Esas, 2021/909 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.