T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/144
KARAR NO : 2024/1117
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2016/1447
KARAR NO: 2021/664
DAVA TARİHİ: 15.12.2016
KARAR TARİHİ: 28.09.2021
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11.07.2024
KARARIN YAZ. TARİH: 12.07.2024
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.09.2021 tarih ve 2016/1447 Esas, 2021/664 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen 15/12/2016 tarihli dava dilekçesi ile özetle; Davacı şirketin 08/10/2015 tarihinde dava dışı ... A.Ş ile sözleşme imzaladığını, işbu sözleşme gereği davacı şirketin "... Belediyesi Hizmet Binası Otopark Rampalarının düzeltilmesi" işini üstlendiğini, davacı şirketin dava dışı ... A.Ş'nden aldığı işin bir kısmının yapımını üstlenmesi için davalı şirket ile 13/10/2015 tarihinde sözleşme imzaladığını, işbu sözleşme kapsamında belirtilmiş olan işlerin yapımının karşılığı 48.000,00 TL + KDV (8.640,00 TL) olmak üzere toplam 56.640,00-TL olarak belirlendiğini, davalı şirketin sözleşmeye uygun hareket etmeyerek işi eksik yaptığını, bu sebepten dolayı dava dışı ... A.Ş'nin eksik işin tamamlanması için davacı şirkete uyarı mahiyetinde 04/03/2016 tarihli yazıyı göndererek geciken işin davacı şirket nam ve hesabına başka bir firmaya yaptırılacağını ve buna ilişkin faturayı da yine davacı şirket adına keseceği hususunu davacı şirkete ihtar ettiğini, Dava dışı ... A.Ş eksik işi başka bir yüklenici firmaya, dava dışı ... ... ve ... Ltd. Şti.'ye 22.337,40-TL'ye tamamlattığını, yapılan işe ilişkin davacı şirket adına 4.720,00-TL ve 17.617,40-TL tutarlı toplam 22.337,40-TL olmak üzere 2 adet faturanın düzenlendiğini, davacı şirket tarafından İzmir 8. Noterliği'nin 28/06/2016 tarih ve 05206 yevmiye nolu ile yüklenici davalı şirkete ihtarname ile durumdan haberdar ederek 13/10/2015 tarihli sözleşmeye aykırı davranarak üstlenmiş oldukları işi yarım bırakmaları nedeni ile işin başka bir şirkete yaptırılmasından faturanın davacı şirkete kesilmesinden bahisle davacının fazladan yapmış olduğu 13.841,40-TL tutarındaki meblağı ödemelerini talep ettiklerini, ancak bu ihtarnameye rağmen davalı tarafından davacı şirkete herhangi bir ödemenin yapılmadığını, açıklanan nedenlerle davalı şirketin sözleşmeye aykırı olarak işini yarım bırakmasının davacıyı iş sahibine karşı zor durumda bıraktığını, davacının piyasadaki itibarını da olumsuz etkilediğini, ayrıca iş daha fazla bedele başka bir firmaya yaptırılarak davacının maddi zarara uğramasına neden olduğunu, davanın kabulü ile davacı şirket tarafından fazla ödenen 13.841,040-TL'nin davalı şirkete gönderilen ihtarnamenin tarihi olan 28/06/2016 tarihinden itibaren işletilecek ticari faiz ile birlikte tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasını talep ve dava ettikleri görülmüştür.
YANIT:
Davalı şirket vekili tarafından verilen 16.01.2017 tarihli yanıt dilekçesi ile özetle; Açılan davanın haksız ve kanuna aykırı olduğunu, davalı şirket ile davacı şirket arasında akdedilen 13/10/2015 tarihli "... Belediyesi Hizmet Binası Otopark Rampalarının Düzeltilmesi İşi"'ne ilişkin sözleşme gereğince davalı şirket tarafından yerine getirilmek üzere belirlenen tarihte işe başlandığını, çalışma sahasının denize yakınlığı, jeolojik yapısı ve kot farkı gibi nedenlerle su baskınının meydana geldiğini, bahsedilen nedenlerle üstlenilen işin yapılamaz hale geldiğini, maliyetin yükseldiğini, davacı tarafından herhangi bir önlem alınmadan işe başlandığını, davalı şirket tarafından davacı şirkete bilgi verilerek ne yapılacağı hususunda talimat istendiğini, davacı şirket tarafından herhangi bir talimat verilmediğini, işin uzaması ve yapılacak işlerin artması sözleşme dışında ortaya çıkan mücbir sebeplerle davalı şirketin ortaya çıkan masraf ve diğer maliyetler için 9.500,00 TL sözleşmede belirlenen iş bedeline ek olarak talep edildiğini, davacı tarafça herhangi bir ödeme veya açıklamanın yapılmadığını, davalı şirket tarafından 9.500,00 TL ek bedele su baskını sonucu ortaya çıkan zararın telafi edilerek sözleşmede belirtildiği sürede işi teslim etmesini beyan etmesine rağmen sözde 22.337,40 TL bedelle başka bir hafriyat şirketine yaptırıldığını, davalı şirketin talep ettiği rakamdan çok daha fazla bedel ile başka şirkete işin yaptırılmasının mantık dışı olduğunu, davacı şirketin kusurlu davranışları nedeni ile davalı şirketi zarara uğrattığını, davalı şirkete ödenmesi gerekli bedeli ödemeyerek davacı şirketin haksız yere zenginleştiğini, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasını talep ettikleri görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 28.09.2021 tarih ve 2016/1447 Esas, 2021/664 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacı tarafça davalıya ödenecek bedel karşılığında davalının ... Belediyesi Hizmet Binası Otopark Rampalarının düzeltilmesi işini üstlendiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin götürü usulde yapıldığının kabulü gerektiği görülmüştür. Yapılan incelemelere göre davacı tarafından davalıya yapılan ödemenin her iki tarafın kabulünde olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, davacı şirket tarafından davalı şirkete KDV dahil 48.144,00 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Sözleşme bedelinin 56.640,00 TL olduğu taraflarca kabul edilmektedir. Davalı tarafından yapılan işin oranı fiziki olarak tespit edilemediğinden yapılan ödemeler üzerinden değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmış, eksik bırakılan işin ne kadar olduğunun tespiti yönünden davalının yarım bıraktığı beyan edilen işin üçüncü kişiye yaptırıldığı hususu kabul edilmiş olmakla bu hususta dava dışı firmalara ödenen KDV dahil 22.337,40 TL bedelin davacının hakedişinden tahsil edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda sözleşme bedelinin davalıya yapılan ödeme ile birlikte değerlendirildiğinde 70.481,40 TL'ye ötelendiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında yapılan sözleşmede belirlenen bedelin bu bedel ile ötelenen bedel arasındaki farkın davacının hakedişinden kesildiği tespit edilmekle, bu durumda davacının davalıda bu bedeli talep hakkının doğduğunun kabulü gerekmiştir. Zira hafriyat konusunda uzman bilirkişi tarafından dosya içinde bulunan plan ve projelerin yapılan incelemesinde rampaların kaldırılması işinin davalı tarafından beyan edilen şekilde istinat duvarının çatladığı yer ile doğrudan bir ilgisinin olmadığı, bu nedenle işin bırakılmasının mücbir sebep sayılamayacağı, bu nedenle davalının edimini yerine getirmemekte haklı bir sebebinin tespit edilemediği, davalı tarafça her ne kadar mücbir sebep iddiasında bulunulmuş ise de, çalışma sahasının çalışılmaz hale geldiği iddiasını ispatlar nitelikte başkaca bir delilin tespit edilemediği, davacının hak edişinden kesilen bedelin davalıdan talep edilebileceği, davacı tarafından davalıya tebliğ edilen ihtarname ile verilen süre hesaplanması ile belirlenen 02/07/2016 tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği ve bu faizin tarafların tacir olduğu dikkate alınarak ticari faiz olması gerektiği anlaşılmış davanın kabulüne, " dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 23.12.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında betonarme rampaların kırılması, kesilen demir ve kırılan beton parçaların kaldırılarak şantiyeden uzaklaştırılması işi konusunda anlaştıklarını, müvekkili ile davacı arasında akdedilen 13.10.2015 tarihli ... Belediyesi Hizmet Binası Otopark Rampalarının Düzeltilmesi İşi'ne ilişkin sözleşme gereğince müvekkili şirket tarafından iş gereği yerine getirilmek üzere sözleşmede belirtilen tarihte işe başlandığını, davacı ile davalı müvekkili şirket arasında yapılan sözleşmede müvekkili taşeron sıfatıyla sözleşmede belirtilen işleri yapmayı üstlendiğini, davalı müvekkili şirketin çalışması esnasında söz konusu iş sahasının denize yakınlığı jeolojik yapısı ve kot farkı gibi nedenlerle sözleşmede yapılması taahhüt edilen çalışma sahasını su bastığını, çalışamaz hale geldiğini, ortaya çıkan mücbir sebep nedeni ile davalı müvekkili şirketin sözleşmenin yerine getirilmesindeki şartların değiştiğini ve söz konusu işin yapılmasında maliyetlerin arttığını, sözleşmede belirtilen alanın zemin altında, bodrum kat olarak tabir edilen bir yerde olması nedeniyle göçük olmaması açısından işveren olarak davacı tarafın inşaatın yapımı aşamasında gerekli önlemleri almak suretiyle duvarları güçlendirmesi ve tedbir alması gerektiğini, ancak müteahhit şirket olan davacı tarafından herhangi bir tedbir alınmadığını, duvar güçlendirmesinin dahi yapılmadığını, duvardan sızan deniz suyu ile söz konusu yapıda duvarların yıkılarak göçük tehlikesinin yaşandığını ve binanın iç kısmını su bastığını, davalı müvekkilinin çalışma alanının çalışamaz hale geldiğini, müvekkilinin davacıyı şirkete bilgi vererek ne yapılacağı konusunda talimat istediğini, ancak davacı şirket bu hususta herhangi bir talimat vermediğini, işin uzaması ve yapılacak işlerin artması, sözleşme dışında ortaya çıkan mücbir sebep nedeniyle davalı müvekkili ile davacı şirketinden meydana gelen mücbir sebep dolayısıyla ortaya çıkan masraf ve diğer maliyetler için 9.500,00 TL sözleşmede belirlenen iş bedeline ek olarak talep edildiğini, fakat davacı tarafça ödeme yapılmayıp hiçbir açıklama yapılmadığından işe devam edilmediğini, müvekkilinin 9.500,00-TL ek bedelle su baskını sonucunda ortaya çıkan zararı telafi ederek sözleşmede belirtildiği sürede işi teslim etmesini beyan etmesine rağmen sözde 22.337,40-TL bedelle başka bir harfiyat şirketine yaptırıldığını, yerel mahkeme son bilirkişi raporunu baz alarak kararını verdiğini, dosya da mevcut diğer raporları dikkate almadığını, yerel mahkemeye sunmuş oldukları fotoğraf kayıtları ve çalışma alanında bizzat bulunan kişilerin tanıklıkları ile mücbir sebebin meydana geldiğini, bilirkişi raporları arasında farklı görüşlere rağmen yerel mahkemenin davanın kabulü yönündeki kararının hukuka aykırı olduğunu kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulmasını talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Dava, eser sözeşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin bedeli, 6098 sayılı TBK 480. maddesinde düzenlenen götürü bedel olarak kararlaştırılmıştır. Götürü bedelli sözleşmede, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacağı kabul edilmektedir. (Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 14.11.2019 tarih, 2019/1350 esas ve 2019/4613 karar sayılı ilamı) Götürü bedelli sözleşmede, iş sahibinin fazla ödemesinin bulunup bulunmadığı fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle asıl sözleşme kapsamında yapılan işin eksiklikler gözetilerek tüm işe göre fiziki oranı bulunmalı ve bu oran sözleşme bedeline uygulanmalı, ilave yani sözleşme dışı işlerle ilgili olarak da yapıldığı yıl mahalli serbest piyasa rayici ile hesaplama yapılıp (serbest piyasa rayici içerisinde KDV bulunduğundan ayrıca KDV ilave edilmemelidir.) her iki kalemin toplamı yüklenicinin hakkettiği iş bedeli olarak bulunmalı, davacının ödediği bedel iş bedelinden mahsup edilmelidir.
Somut olayda, davacı vekili, 08/10/2015 tarihinde dava dışı ... A.Ş ile sözleşme imzaladığını, işbu sözleşme gereği davacı şirketin "... Belediyesi Hizmet Binası Otopark Rampalarının düzeltilmesi" işini üstlendiğini, davacı şirketin dava dışı ... A.Ş'nden aldığı işin bir kısmının yapımını üstlenmesi için davalı şirket ile 13/10/2015 tarihinde sözleşme imzaladığını, davalı şirketin sözleşmeye uygun hareket etmeyerek işi eksik yaptığını, davacı şirket tarafından İzmir 8. Noterliği'nin 28/06/2016 tarih ve 05206 yevmiye nolu ile yüklenici davalı şirkete ihtarname göndererek işin başka bir şirkete yaptırılmasından faturanın davacı şirkete kesilmesinden bahisle davacının fazladan yapmış olduğu 13.841,40-TL tutarındaki meblağı ödemelerini talep ettiklerini, buna rağmen ödenmediğini iddia ederek alacak davası açmıştır. Davalı vekili ise, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince belirlenen tarihte işe başlandığını, çalışma sahasının denize yakınlığı, jeolojik yapısı ve kot farkı gibi nedenlerle su baskınının meydana geldiğini, bahsedilen nedenlerle üstlenilen işin yapılamaz hale geldiğini, maliyetin yükseldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı yüklenici ile davalı alt yüklenici arasında 13/10/2015 tarihinde "... Belediyesi Hizmet Binası Otopark Rampalarının Düzeltilmesi" işine ilişkin sözleşme imzalanmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3. maddesine göre sözleşme bedeli götürü bedel olarak kararlaştırılmış olup, sözleşme konusu işin toplam bedeli 48.000,00-TL + KDV olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin 5. maddesinde işin tarifi “ ...10 adet betonarme rampanın kırılması, kesilen demir ve kırılan beton parçalarının kaldırılarak şantiyeden uzaklaştırılması...” olarak tanımlanmıştır.
Götürü bedelli sözleşmelerde, TBK’nın 480. maddesinde düzenlen uyarlama koşullarının varlığı dışında taraflar kararlaştırılan bedelle bağlı olup yüklenici daha fazla bedel isteyemeyeceği gibi iş sahibi de bedelin indirilmesini talep edemez. Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/2098 Esas - 2020/116 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere götürü bedelli işlerde gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar dikkate alınıp düşülmek ve pursantajlar da dikkate alınmak sureti ile gerçekleştirilen imalâtın işin tamamına göre fiziki oranının tespiti ve bulunacak bu oranın götürü bedele uygulanarak hakedilen bedelin belirlenmesi, bundan da kanıtlanan ödemeler düşüldükten sonra ödenmeyen iş bedelinin hesaplanacağı kabul edilmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda imalat bedelinin fiziki oran yöntemine göre hesaplandığı, sözleşme kapsamındaki işlerden eksik ve kusurlar dikkate alınarak yüklenicinin gerçekleştirdiği imalâtların fiziki gerçekleşme oranı tespit edildiği, işin tamamlanmadığı ve eksik bırakıldığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Üst yüklenici ... A. Ş. davalı taşeronun işi yarım bırakması sebebiyle işi farklı taşeronlara (... ve... Şti.) tamamlatmış, bu firmalara ödediği bedel, davacı ...iğin hak edişinden tahsil edilmiştir. Üst yüklenici ... A. Ş.nin davacının hak edişlerinden yaptığı kesinti tutarının 13.841,40-TL olduğu, sözleşme tarihinden sonra ortaya çıkan mücbir sebep bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.09.2021 tarih ve 2016/1447 Esas, 2021/664 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 945,50-TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 236,40-TL harcın mahsubu ile kalan 709,10-TL harç bedelinin davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yatırılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.