T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/321
KARAR NO : 2025/1559
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/359
KARAR NO : 2022/932
DAVA TARİHİ : 11.06.2021
KARAR TARİHİ : 16.12.2022
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 04.12.2025
KARARIN YAZ. TARİHİ : 04.12.2025
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.12.2022 tarih ve 2021/359 Esas, 2022/932 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin davalı şirket ile yaptığı ticaret sonrasında kesilen faturalar ve cari hesap sonrasında 32.940,93 TL alacaklı olup alacağını defalar istemesine rağmen davalı tarafça ödenmemiş olduğunu, daha sonra Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü 2021/196 Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, borçlunun takibe haksız nedenlerle itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, itirazın borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, öncelikle ayıpla ilgili itirazın süresinde yapılmadığını ve şekli şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle itiraz ettiklerini, müvekkilince davalı tarafından istenen malların dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar ile gönderilmiş olup davalı tarafın bu tarihlerde malı teslim almış olduğunu, bundan sonra ise ayıba karşı herhangi bir itirazda bulunulmamış olup davalı tarafın icra aşamasında ayıp itirazında bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere Müvekkili ile davalı arasında olan ticari ilişki neticesinde müvekkilinin maldaki ayıplardan sorumlu tutulabilmesi için davalının gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerektiğini, gözden geçirme ve bildirim davalı bakımından zorunluluk niteliğinde olup davalı bu yükümlülükleri yerine getirmezse malı kabul etmiş sayılacağını, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise davalı iki gün içinde durumu müvekkiline bildirmesi, açıkça belli değilse davalı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde müvekkiline ihbarla yükümlü olduğunu, oysa olayımızda basiretli tacir olan davalı tarafın malı teslim aldığını, teslim sırasında hiçbir itirazda bulunmadığını, hatta satılan malı yurt dışına gönderdiğini, teslimi gerçekleştirilen malların ayıplı olduğu iddiası icra aşamasında dile getirmekte olup söz konusu itirazı alacağın sürüncemede bırakılması amaçlı olduğunu, bu nedenle icra dosyasına itiraz etmiş olduğunu, davalının itiraz dilekçesinde de görüldüğü üzere malın teslim alınmadığı veya borç miktarı açısından bir çelişki olmadığını, zira davacı tarafın zımnen de olsa malı teslim aldığını ve müvekkili ile davalı arasında bulunan ticari ilişki sonrası davalının bir borcu bulunduğunu kabul etmekte olduğunu, fakat ödenmesi gereken borca istinaden davalı tarafın malın ayıplı olduğunu iddia ederek ödemeden kaçındığını, davalının ayıp itirazı borcun ödenmemesi adına alacağı sürünceme de bırakmak amaçlı olduğunu, müvekkili ile davalı taraf arasında geçen ticari ilişki neticesinde müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirmesine rağmen davalı tarafın fatura bedelini müvekkiline ödemediğini, yukarıda açıklanan nedenlerle davalı tarafından Ankara Batı İcra Müdürlüğü 2020/19339 Esas sayılı takip dosyası yapmış olduğu itirazının iptali ve takibin devamına karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalı aleyhine, dava değerinin %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi, talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin yurt dışında çalışmış olduğu bir firmanın talep ettiği muhtelif boyut ve miktarda kareburgulu çentikli platform ızgaralarının üretimi ile ilgili davacı firma ile 18 adet sözleşme yaptığını, davacı tarafın ürettiği kareburgulu çentikli platform ızgaraları kasalar içinde müvekkiline gönderdiğini, müvekkili firmanın da hiçbir işlem yapmadan müşterisine gönderdiğini, ürünler kasa içinde geldiği için müvekkilinin kontrol etmesinin söz konusu olmadığını, işlem yapılmadan asıl alıcıya gönderildiğini, müvekkili davalı tarafından ayıplı olup olmadığı kontrol edilmeden sevk edildiğini, müvekkili tarafından yurt dışına gönderildikten sonra ürünü teslim alan alıcının ürünleri serdiğini ve bombe yaptığını görmesi üzerine müvekkili davalıya mail göndererek ayıbı bildirdiğini, davalının da 31.08.2020 tarihinde mail ve fotoğrafları davacıya gönderdiğini, davacı tarafından bu maile karşı 03.09.2020 tarihinde cevap verildiğini, 01.10.2021 tarihinde davalının ürünleri gönderdiği firma tarafından müvekkili davalıya mail gönderildiğini, davalı tarafından 06.10.2021 tarihinde davacıya mail gönderildiğini, yazışmalar sonrasında 14.10.2020 tarihinde davalı şirket yetkilisi ... ile davacı şirket yetkilisi ...'in görüştüklerini, tarafların yurtdışından davalıya yansıtılan 5.000-Euro'nun 3.000-Euro + KDV kısmının davacı firmaya yansıtılması hususunda mutabık kaldıklarını, 16.10.2020 günü ATK2020000000080 nolu 32.940,04-TL'lik fiyat farkı faturası kesildiğini ve davacı şirket çalışanı ....’a, davalı çalışanı.... tarafından whatsapp üzerinden fatura örneği gönderildiğini, kalan 111.890,00-TL bedel için ....Karşıyaka Şubesi’ne ait 4015054 no’lu çek bilgisi verildiğini ve ilerleyen günlerde çekin davacı firmaya gönderildiğini, çekin müvekkili davalı firma elinden çıkması sonrası bu kez davacı firmanın taraflar arasındaki mutabakatı kabul etmeyerek 26.10.2010 tarihinde ihtarname göndererek faturaya itiraz ettiklerini, ihtarnameye karşı müvekkili davalı tarafından davacıya 28.10.2020 tarihli mail gönderildiğini, aradan yaklaşık 3 ay geçtikten sonra davacı şirketten 13.01.2021 tarihinde gönderilen mail ile cari hesabın ödenmesinin istenildiğini, davacıya sipariş edilen ürünlerin yurtdışındaki alıcıya gönderilmesi sonrası davalıya yapılan ayıp ihbarı ve kesilen 5.000-Euro + KDV cezadan müvekkili davalının kusuru bulunmaması sebebiyle davacının takip ve dava konusu yaptığı bedel miktarında davacıya borcunun bulunmadığını, alıcı firmadan ayıp ihbarı geldiğinde hemen davacıya bildirildiğini, yurtdışı alıcının müvekkiline uyguladığı 5.000-Euro + KDV müeyyide hususunda da sorunun büyümemesi adına 3.000- Euro + KDV müeyyide bedelinin davacıya yansıtılmasına rağmen davacı yanın imalat ayıbını kabul etmeyerek hukuki ihtilafı büyütme yolunu tercih ederek kötü niyetli davrandığını savunarak maddi ve hukuki dayanağı olmayan davanın reddine, davacının müvekkiline karşı kötü niyetli olarak icra takibi yapması sebebiyle takip çıkış bedeli üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkili davalıya verilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 16.12.2022 tarih ve 2021/359 Esas, 2022/932 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davacı üretip,faturalarla davalıya teslim ettiği kareburgulu çentikli platform ızgarası ve basamak ızgarası bedellerinin ödenmediğini iddia etmekte , davalı ise davacıdan alınan ve Almanya'daki müşterisine gönderilen kareburgulu çentikli platform ızgarası ve kareburgulu çentikli basamak ızgaralarının orta kısımlarında bombelenme meydana geldiğini, Almanya'daki müşterinin gönderdiği mail içeriğine göre 5.000 EURO ceza uygulanması nedeniyle bu cezanın 3.000 EURO kısmının davacı tarafından karşılanması gerektiği yönünde davacı taraf ile anlaşıldığını ve bunun üzerine fiyat farkı faturası düzenlendiğini, davacıya tebliğ edildiğini, ancak süresinde fiyat farkı faturasına itiraz olmadığını davacıya borcu bulunmadığını iddia etmektedir.
Davacı tarafından üretilen kareburgulu çentikli platform ve basamak ızgaralarının Almanya'da olduğu anlaşıldığından ayıplı olduğu bildirilen mallar üzerinde inceleme yapılamamış ise de,ürünlerin ayıplı olduğuna dair ne davalı tarafından ne de davacı tarafından bu ürünler üzerinde bir inceleme ve tespit yaptırılmadığı gibi, müşteri tarafından da somut bir hasar tespiti gönderilmemiş, müşterinin ızgaraları Almanya'da yaptırdığına dair de somut bir veriye rastlanmamış, müşteri tarafından ızgara, montaj, demontaj işçiliği, şantiye geç teslimi dahil 5000 € ceza kesildiği belirtilmekle birlikte bu cezanın ne kadarlık bir kısmının ızgaralar için ne kadarlık kısmının şantiye geç teslimi için olduğuna dair de somut bir veri de bulunmadığı, dolayısıyla malların teslim alınmasından sonra davalı tarafından yasal süresi içerisinde herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi faturaya da süresinde itiraz edilmediği, davalı tarafça iade faturasına konu malların ayıplı çıktığı ve süresinde ayıp ihbarı yapılarak iade edildikleri ispatlanmadığından davalının ayıp iddiasına dayalı itirazının yerinde olmadığı, davacı şirketin ticari defterlerinde, davalı şirketin davacı şirkete toplamda 32.940,93.-TL borç bakiyesi kayıtlı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından verilen 25.01.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Davacı yan tarafından davalı aleyhine huzurdaki davanın açıldığını, yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince; “Davanın kabulü ile davalının Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün 2021/196 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 32.940,93 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin 32.940,93 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek devamına” karar verildiğini, ilk derece mahkemesince her ne kadar "davalı tarafça iade faturasına konu malların ayıplı çıktığı ve süresinde ayıp ihbarı yapılarak iade edildikleri ispatlanmadığından davalının ayıp iddiasına dayalı itirazının yerinde olmadığı, davacı şirketin ticari defterlerinde, davalı şirketin davacı şirkete toplamda 32.940,93.-TL borç bakiyesi kayıtlı olduğu anlaşıldığından" davanın kabulüne karar verilmişse de iş bu karar eksik ve hatalı incelemeye dayalı olup dosya içerisinde toplanan delillere aykırı olduğunu,
-Müvekkili/davalının yurt dışında çalışmış olduğu bir firmanın talep ettiği muhtelif boyut ve miktarda Kareburgulu Çentikli Platform Izgaraları ile ilgili davacı firma ile 18 adet sözleşme yaptığını, davacı tarafından üretilen Kareburgulu Çentikli Platform Izgaralar, kasalar içinde müvekkiline gönderildiğini, müvekkili firmanın da iş bu ızgaraları hiçbir işlem yapmadan müşterisine gönderdiğini, gelen ürünlerin kasa içinde geldiği için imal edilen ürünleri müvekkilinin kontrol etmesinin söz konusu olmadığını, imal edilen ürünlerin müvekkili tarafından yurtdışına gönderildikten sonra ürünü teslim alan asıl alıcı ürünleri serdiğini ve ürünlerin bombe yaptığını görmesi üzerine müvekkili davalıya mail göndererek mevcut ayıplı durumu bildirdiğini, müvekkili davalının da 31.08.2020 tarihinde; “.... bey merhaba, L10.00 (Sipariş no :274), U26.00(Sipariş no :270) , M20.00 (Sipariş no :268),P20.00 (Sipariş no :257), P90.00 (Sipariş no :251), P18.00 (Sipariş no :247), U20.00 (Sipariş no :177),F6.00 (Sipariş no :176),F9.01 (Sipariş no :174), UM4.00 (Sipariş no:154), M40.02 (Sipariş no :141), U 5.00(Sipariş no :119), M35.00 (Sipariş no :110), UM5.00 (Sipariş no :108), UM7.00 (Sipariş no :92.REV1), F20.00 (Sipariş no :82), M30.00 (Sipariş no :69),A5.00 (Sipariş no :63) projeleri için gönderdiğiniz ızgaralar ile alakalı müşterimizden gelen şikayet aşağıdadır. Konu ile alakalı acil dönüş bekliyorum. ...’ın ... projesi için gönderdiğimiz ızgaralarda ekteki resimde görüleceği üzere orta kısımlarda bombeler mevcut. Bunlarda yürürken müşterisini rahatsız etmiş ve bayağı bir problem çıkarmış müşterisi. Bu sebepten dolayı bunun nedenini öğrenmek istiyorlar.” içerikli mail ve fotoğrafları davacıya gönderdiğini, davacı tarafından bu maile karşı 03.09.2020 tarihinde; “.... hanım merhaba, ürünlerdeki bu durum ilk defa gördüğümüz ve karşılaştığımız bir durum sizde biliyorsunuz ki bugüne kadar hiç böyle bir malzeme gelmedi bu sıkıntı bizden kaynaklanması zor bir durum makinada basılan ızgara bu şekle gelemez bu durumda aklımıza iki seçenek geliyor birincisi galvanizden kaynaklanması ki buda düşük bir neden çünkü galvanizden sonra gelen malzeme burada sandıklanıyor bu durumda arkadaşlarımız görürdü ve gereken düzeltmeyi yapardı diğer sorun ise sevkiyatta böyle bir şey olmuş olabilir çünkü görünen o ki malzeme ortadan kavis yapmış aklımıza gelen durum bunlar." şeklinde müvekkiline cevap verildiğini,
-Daha sonra 01.10.2021 tarihinde müvekkili davalının ürünleri gönderdiği firma tarafından müvekkili davalıya; “Hello Mr. ... Unfortunately we have problem with defect gratings you have delivered for our Project in Rostock. We thinks that the costs to fix these defects are about 5000 Euro. We will reduce your next invoice about this amount” içerikli mail gönderildiğini, müvekkili tarafından bu mail geldikten sonra 06.10.2021 tarihinde davacıya; “... Bey merhaba, Müşterimizden hatalı ızgaralar ile alakalı gelen mail aşağıdadır. Müşterimiz ızgaraların tekrar gönderilmesini kabul etmemiştir ve ızgaraları Almanya’da yaptırmıştır. Aşağıda belirtildiği gibi 5000 € (ızgara, montaj, demontaj işçiliği, şantiye geç teslimi dahil) ceza kesilmiştir. Bu cezayı firmanıza yansıtmak durumundayız. Sizin de bildiğiniz üzere ızgaralara firmamızda herhangi bir işlem uygulanmamaktadır.” içerikli mail gönderildiğini, iş bu yazışmalar sonrasında 14.10.2020 tarihinde müvekkili şirket yetkilisi ... ile davacı şirket yetkilisi ....'ın görüştüklerini, tarafların yurtdışından müvekkiline yansıtılan 5.000 EURO nun 3.000 EURO + KDV nin davacıya firmaya yansıtılması hususunda mutabık kaldıklarını, 16.10.2020 günü ATK2020000000080 nolu 32.940,04 TL'lik fiyat farkı faturası kesildiğini ve davacı şirket çalışanı ....'a müvekkili çalışanı .... tarafından whatsapp üzerinden fatura örneği gönderildiğini, kalan 111.890,00 TL'lik bedel için .... Karşıyaka Şubesine ait 4015054 nolu çek bilgisi verildiğini ve ilerleyen günlerde çek davacı firmaya gönderildiğini, çekin müvekkili firma elinden çıkması sonrası bu kez davacı firma taraflar arasındaki mutabakatı kabul etmeyerek 26.10.2010 tarihinde ihtarname göndererek faturaya itiraz ettiklerini, bu ihtarnameye karşı müvekkili tarafından davacıya 28.10.2020 tarihinde; “... merhaba, Bugün 16/10/2020 tarihli ATK2020000000080 nolu faturaya istinaden tarafınızdan gönderilen ihtarname elimize ulaştı. Bu fatura bildiğiniz üzere sizden gelen hatalı malzemeler sebebi ile tarafımıza kesilen 5.000 EUR cezaya karşılık tarafınız yansıtılan 3.000 EUR bedelin karşılığıdır. 14/10/2020 tarihinde şirket sahibimiz .... Bey ile benim de şahit olduğum yaptığınız telefon görüşmesi sonucunda bize kesilen 5.000 EUR cezanın 3.000 EUR tutarını kabul ettiniz. Bunun üzerine ben .... Hanım ile yaptığım yazışmalarda tarafınıza kesilen fatura görüntüsünü gönderip kalan 111.896,36 TL tutar için çekin hazır olduğu bilgisini verdim. Kendisi de kargoya vermemi rica etti. Göndermiş olduğunuz ihtarname tarihi 26/10/2020 olup Türk Ticaret Kanunu”na göre 8 gün itiraz süresini aşmaktadır. Söz konusu faturanın ticari defterlerinize işlenmesini rica eder, işlenmediği takdirde ilerleyen aşamada bu faturadan kaynaklı mali yükümlülükleriniz ile ilgili hukuki sorumluluğunuz olduğunu bildiririz.” içerikli mail gönderildiğini, Aradan yaklaşık 3 ay geçtikten sonra davacı şirketten 13.01.2021 tarihinde; “.... hanım merhaba; Ekte mevcut olan cari ekstrenizde ki ödemenizin günü geçmiş olup en geç 31/01/2021 tarihine kadar ödenmesi gerekmektedir.” içerikli mail geldiğini, iş bu maile karşı da 15.01.2021 tarihinde; “....Hanım merhaba, Bildiğiniz üzere 14/10/2020 tarihinde ... ve ....Bey”in telefonda konuşup anlaşmaya vardıkları üzere hatalı gönderilen malzemeleriniz sebebi ile tarafımıza yansıtılan 5.000 EUR tutarlı cezanın 3.000 EUR tutarlı kısmına ait size fiyat farklı faturası kesilmişti. Aynı gün sizinle whatsapp üzerinden yaptığımız yazışmalarda da size bu fiyat farkı faturasının görselini gönderdim, kalan bakiye olan 111.896,36 TL için çek bilgisi verdim, herhangi bir itirazınız olmadan siz de kabul ederek çeki göndermemi istediniz. Ekte de yine konu hakkında 28/10/2020 tarihinde yapılmış yazışma da mevcuttur. Cari ekstremiz ekte olup, herhangi bir borcumuz bulunmamaktadır. Ayrıca bu tarihten sonra da söz konusu hatalı malzemeler sebebi ile tarafımıza gelebilecek başka bir ceza kesintisinin de tarafınıza yansıtılacağı hususunu bilgilerinize sunarız.” içerikli mailin davacıya gönderildiğini,
-Yukarıda da izah edildiği ve mail içeriklerinden anlaşılacağı üzere davacıya sipariş edilen ürünlerin yurtdışındaki alıcıya gönderilmesi sonrası müvekkiline yapılan ayıp ihbarı ve kesilen 5.000 Euro + KDV cezadan müvekkilinin kusuru bulunmaması sebebiyle davacının takip ve dava konusu yaptığı bedel miktarında davacıya borçlarının bulunmadığını, davacı tarafından gönderilen ürünlerin kasada gönderildiğini, bu ürünlerin işlem yapılmadan asıl alıcıya gönderildiğini, müvekkili tarafından ayıplı olup olmadığı kontrol edilemeden sevk edildiğini, cevap dilekçeleri ekinde bulunan mail içerikleri ile de sabit olduğu üzere alıcı firmadan ayıp ihbarı geldiğinde hemen davacıya bildirildiğini, yurtdışı alıcının müvekkiline uyguladığı 5.000 EURO + KDV müeyyide hususunda da yine müvekkili tarafından sorunun büyümemesi adına 3.000 EURO + KDV müeyyide bedeli davacıya yansıtılmasına rağmen davacı yan imalat ayıbını kabul etmeyerek hukuki ihtilafı büyütme yolunu tercih ederek kötüniyetli davrandığını,
-Davacının kötüniyetli davrandığının bir diğer kanıtının ise davacıya yurtdışına gönderilen ürünlerle ilgili ürünlerin satıldığı firma tarafından çekilip gönderilen fotoğraflar mail ile gönderilmesine, yurtdışı firmasının ayıp ihbarı ile talep ettiği 5.000 EURO + KDV ye ilişkin mail bilgilendirilmesine rağmen davacı yan dilekçesinde 3. kişiye gönderilen malların kendileri tarafından müvekkiline satılan mallar olup olmadığı hususundaki beyanları olduğunu, müvekkili firmanın ticari defterleri incelendiğinde görüleceği üzere, davacı tarafından müvekkiline teslim edilen ürünler, üzerinde hiçbir işlem yapılmadan yurtdışına gönderildiğini, davacıya gönderilen fotoğrafların, ayıp ve cezai şart bedeli mailleri de davacıdan alınan ürünlerin yurtdışına gönderildiğinin somut kanıtı olduğunu,
-Dosya içerisinde bulunan 22.04.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç ve kanaat kısmının muhasebe yönden inceleme ve değerlendirmeler kısmında “Davacının faturaya 26.10.2020 tarihinde noter ihtarı ile itiraz ettiği, e-fatura itirazlarının TTK hükümlerine göre 8 gün içerisinde yapılması gerekmekte olup davacı tarafından bu süre geçirilmiş fatura itirazı tarafımca kabul edilmemiş olup takdiri yüce mahkemenize aittir. Davalının defter kayıtlarındaki 320-01-0186 numaralı cari ekstreye göre, davalı .... Şti.’nin davacı .... Şti.’ne 31.12.2020 tarihi itibari ile borcunun olmadığı” görüş ve kanaatine varıldığını, kök raporda da belirtildiği üzere davacı yanın faturaya itirazının Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde geçersiz olup; müvekkili firmanın borçlu olmadığı somut bir şekilde ortada olduğunu, 22.09.2022 tarihli ek raporda da bu hususun “taraflarca kök rapora yapılan beyan ve itirazların kök raporda varılmış olan sonuç ve kanatleri değiştirmediği” belirtilerek tasdiklendiğini,
-Bunun yanı sıra dosya içerisinde bulunan 02.11.2022 tarihli ek raporda da “Dava konusu 16.10.2020 tarih ATK202000000080 numaralı 32.940,04 TL tutarındaki faturanın davalı tarafından kesildiği, davacının faturaya 26.10.2020 tarihinde noter ihtarı ile itiraz ettiği, e-fatura itirazlarının TTK hükümlerine göre 8 gün içerisinde yapılması gerekmekte olup davacı tarafından bu süre geçirilmiş fatura itirazı tarafımca kabul edilmemiş olup; davalının defter kayıtlarındaki 320-01-0186 numaralı cari ekstreye göre, davalı ....Şti'nin davacı ... Şti.'ne 31.12.2020 tarihi itibari ile borcunun olmadığı" görüş ve kanaatine varıldığını, kök raporda da belirtildiği üzere davacı yanın faturaya itirazının Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde geçersiz olup; müvekkili firmanın borçlu olmadığının somut bir şekilde ortada olduğunu, ek raporda da bu hususun tasdiklendiğini, davacı yanca, müvekkili tarafından düzenlenen faturaya TTK hükümlerine uygun bir şekilde itiraz edilmediği için müvekkilinin davacı yana borçu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, ancak ilk derece mahkemesince gerek kök gerekse ek bilirkişi raporlarında yer alan değerlendirmeler nazara alınmadan dosya içerisinde bulunan delillere ve hukuka aykırı, eksik ve hatalı incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu,
Yukarıda izah ettikleri nedenlerle; dosyada mübrez tüm deliller ve bilirkişi raporları nazara alınmadan eksik ve hatalı inceleme sonucu hukuka aykırı olarak tesis edilen işbu hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğumuz hâsıl olduğunu,
Yukarıda açıkladığımız ve re'sen tespit edilecek nedenlerle; öncelikle istinaf incelemesi sonuçlanana kadar tehir-i icra kararı verilmesine, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.12.2022 tarihli 2021/359 E. – 2022/932 K. sayılı ilamının dosya içerisinde toplanan delillere ve hukuka aykırılık teşkil etmesi nedeni ile müvekkili davalı lehine kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında kare burgulu çentikli platform ızgarası ve kare burgulu çentikli basamak ızgaralarının imalatı konulu eser sözleşmesi yapıldığı husunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı yüklenici, eser sözleşmesi kapsamında davalı iş sahibinden faturalar ve cari hesaba dayalı olarak alacaklı olduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalı tarafın haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.
Davalı iş sahibi ise eser sözleşmesine konu ürünlerin ayıplı olduğunu, ayıbın davacı yükleniciye ihbar edildiğini, tarafların ayıp nedeniyle 3.000 Euro+ KDV'nin davacıya yansıtılmasında mutabık kaldıklarından davacıya yansıtma faturası düzenlendiğini, ancak davacının daha sonra yansıtma faturasına itiraz ederek iade ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Somut olayda, eser sözleşmesine konu ürünlerin ayıplı olduğuna dair davalı iş sahibi tarafından tespit yaptırılmadığı, söz konusu ürünlerin yurt dışına gönderilmesi nedeniyle yargılama aşamasında ürünler üzerinde keşif yapılamadığı, davalı iş sahibinin ayıp nedeniyle 3.000 Euro+ KDV'nin davacıya yansıtılması hususunda tarafların mutabık kaldıklarına dair savunmasının davacı tarafça kabul edilmediği ve dosya kapsamından savunmayı doğrulayan delil bulunmadığı; davalı tarafça ayıp nedeniyle düzenlenen yansıtma faturasına davacının tebliğden itibaren TTK'nın 21/2. Maddesine göre 8 gün geçtikten sonra itiraz etmesinin fatura içeriğinin kesinleşmesi sonucunu doğurup borcu kesinleştirmeyeceği; sözkonusu yansıtma faturasının davacının ticari defterlerine kayıtlı olmadığı buna göre ayıbın varlığının davalı iş sahibi tarafından kanıtlanamadığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.12.2022 tarih ve 2021/359 Esas, 2022/932 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 2.250,19 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam (179,90 TL + 382,65 TL) 562,55 TL'nin mahsubu ile kalan 1.687,64 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.