T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2216
KARAR NO : 2026/986
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/512
KARAR NO : 2023/649
DAVA TARİHİ : 26.08.2021
KARAR TARİHİ : 21.09.2023
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 02.07.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ : 02.07.2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.09.2023 tarih ve 2021/512 Esas, 2023/649 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirketin 06/12/2018 tarihli taşeronluk sözleşmesine göre davalı müvekkilin işlettiği özel okulun çatı izolasyon işini ve 5 adet teknik şartnamede markası ve modeli belli fotoselli otomatik kapının montajını üstlendiğini, ancak zaman içerisinde davalının yaptığı çatı izolasyonunun ayıplı ve eksik yapılması nedeniyle yağmur suyu akıtmasına ve deforme olmasına sebebiyet verdiğini, defalarca yapılan sözlü ve yazılı uyarıların dikkate alınmadığını, sözleşme eki teknik şartnameye göre; markası, modeli ve nitelikleri belirlenmiş otomatik fotoselli kapı yerine, daha düşük kalitede ve değişik modelde kapı fotoselli otomatik kapı monte edildiğini, bu kapılardan müvekkilinin tam randıman alamadığını, dava konusu yerin özel okul olduğunu, (anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise) öğrenci, veli, öğretmen, idareci ve çalışan yoğunluğu ve sirkülasyonu düşünüldüğünde nitelikli fotoselli otomatik kapının kaliteli olmasının öneminin elzem olduğunu, davalının hem çatı izolasyonu hem de fotoselli kapı işinin eksik ve hatalı yapıldığının tespiti için Menemen Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/14 D. İş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını, tespit doğrultusunda davalı hakkında İzmir 10. İcra Dairesinin 2021/6514 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 06.12.2018 tarihli imalat ve yapım sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan tüm borçlarını eksiksiz yerine getirdiği gibi, davacının isteğini kırmayarak, sözleşme dışında başkaca imalatlar da yaparak teslim ettiğini, davacı ve davalı şirket yetkililerinin mail yolu ile yazışmaları ile sabit olduğu üzere müvekkil şirketin sözleşme ve şartnameler dışında, ekstra olarak imal ederek teslim ettiği işlerden doğan 19.370,00-TL bakiye alacağı bulunduğunu, dolayısı ile davacının hiç bir alacağı olmamakla birlikte öncelikle mahsup talepleri olduğunu, dava ve icra takibine dayanak sözleşme, niteliği gereği eser sözleşmesi olduğunu, ayıplı ifa iddiasına göre, ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediğini, eserde bir açık ayıp söz konusu ise iş sahibinin eserin tesliminden sonra, imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmeli ve bu ayıpları uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğunu, yüklenilen işin fotoselli otomatik kapı ve çatı doğramaları olduğu dikkate alındığında bunların açıkça ve ilk bakışta kusurlu olup olmadıkları tespit edilebileceğinden, bugüne değin aradan geçen 3 yıla yakın süreden sonra davacının ayıplı ifa iddiasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 21.09.2023 tarih ve 2021/512 Esas, 2023/649 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan 06/12/2018 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi kapsamında davalı şirket tarafından yüklenilen davacı şirketin işlettiği özel okulun çatı izolasyonu ve teknik şartnamede markası ile modeli belirli 5 adet fotoselli kapı montajı işinin yapımı sırasında, çatı izolasyonunun ayıplı ve eksik yapılması, teknik şartnamede markası, modeli ve nitelikleri belirlenen fotoselli otomatik kapı yerine daha düşük kalitede ve değişik modelde fotoselli otomatik kapı montajı yapılması sebebiyle davacı şirketin kapılardan tam randıman alamaması iddiası çreçevesinde eksik ve ayıplı işler bedelinin davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir 10. İcra Dairesinin 2021/6514 Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 35.000,00-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, mahkememizce hükme esas alınmaya elverişli görülen ve makul bulunan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere davacı şirketi yetkilendiren dava dışı ... Şirketi ile davalı şirket arasında tanzim olunan 06/12/2018 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi kapsamında davalı şirket tarafından yüklenilen, davacı şirketin işlettiği özel okulun çatı izolasyonu ve teknik şartnamede markası ile modeli belirli 5 adet fotoselli kapı montajı işinin yapımı sırasında, çatı izolasyonunun ayıplı ve eksik yapılması, teknik şartnamede markası, modeli ve nitelikleri belirlenen fotoselli otomatik kapı yerine daha düşük kalitede ve değişik modelde fotoselli otomatik kapı montajı yapılması iddialarının sübut bulduğu, tarafların sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerini sözleşmede kararlaştırıldığı esaslar çerçevesinde yerine getirmekle yükümlü oldukları, davalı şirketin sözleşme bedelini almış olduğu, ancak sözleşmede kararlaştırılan kalite ve nitelikteki otomatik fotoselli kapılar yerine daha düşük ve kalitedeki farklı otomatik fotoselli kapıları davacı şirkete ait okul binasına monte ettiği, davacı şirketin otomatik fotoselli kapılardan beklediği randımanı alamadığı, kapıların sürekli olarak arıza yaptıkları, davacı şirketin otomatik fotoselli kapıların sözleşmede yer alan kalite ve nitelikte aynı marka haliyle monte edilmesi talebinde bulunma hakkına sahip olduğu, sadece kapıların bedellerinin 50.000,00-TL olduğu, davalı şirket tarafından yapılan işlerin ayıplı hallerinin ayıpsız hale getirilmesi işlemlerinin bedelinin toplamda 132.805,79-TL olduğu, icra takibinin ise 35.000,00-TL üzerinden başlatıldığı gözetildiğinde, davacı şirketin takip tarihi itibarıyla davalı şirketten takip talebine konu edilen bedel mukabilinde alacağının bulunduğu ve alacağın likit mahiyette olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri de göz önünde bulundurularak açılan davanın kabulüne'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından verilen 03.11.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
Usule ilişkin itirazlarında:
Husumete ilişkin olarak;
-Davacının, aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacı tarafından da beyan edildiği üzere, müvekkilinin yapım işinin taşeron şirketi olup, davaya konu sözleşmeler ve teknik şartname de dava dışı .... Şti. isimli şirket ile müvekkili arasında olduğunu, dolayısı ile husumet itirazlarının mevcut olduğunu, müvekkilinin, sunulu sözleşmelerden de görüleceği üzere, davacı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığı gibi, aralarında sözleşme de olmadığını, ticari defterlerde ticari kayıt da olmadığını, ayrıca, imzasız sözleşme örneklerini de kabul etmediklerini, bilirkişi raporlarında da bu hususların tespit edildiğini, 06.06.2022 tarihli bilirkişi raporunun 10. sayfasında belirtildiği üzere "....davacı ... A.Ş.ile davalı .... Şti arasında direk bir ticari ilişki veya alış veriş tespit edilememiştir...." şeklinde tespite iştirak ettiklerini, davacının, uyuşmazlığa konu iş ile ilgili taleplerini, işin yüklenicisi şirket olan ....'ten talep etmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin ise, ilgili işin taşeron firması olduğunu, açıkladığı sebepler nedeni ile sözleşmenin tarafı olmayan davacının, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını,
-Her ne kadar, 3 no lu celsenin 1 no lu ara kararında, davacının, arsa sahibi olan .... tarafından 01.07.2019 tarihli sözleşme ile yetkilendirildiğinden, aktif husumet itirazlarının reddine karar verilmişse de, işin yükleneci şirketinin... .... Şti. olup, müvekkili şirketin de alt yüklenici olduğuna göre, müvekkili ile, davacıyı, dava açmak konusunda yetkilendiren ...., arasında da bir sözleşme-taahhüt bulunmadığını,
-Dava dilekçesinde ve 15.09.2021 tarihli delil dilekçesinin ekinde sunulan sözleşmenin, 06.12.2018 tarihli taşeron sözleşmesi olduğunu, davacının delil dilekçesinin 18. Sayfasında açıkça yazılı olduğu üzere, ".... İş bu sözleşme ... ... arasında imzalanmıştır....." dediğini, davacı tarafından delil dilekçesi ekinde sunulan diğer ek protokol ve teknik şartnameler de, ... ve ....arasında imzalandığını, dolayısı ile, ...'in, sözleşmeden kaynaklanan davalar konusunda, davacıya yetki devri yapmasının, müvekkili ile .... arasında imzalanan bir sözleşme bulunmadığı için, aktif husumet ehliyetini göstermeyeceğini, kaldı ki, iddia edilen ve ara kararda da bahsedilen, 01.07.2019 tarihli sözleşmenin dosya arasında bulunmadığı gibi, 06.12.2018 tarihli taşeron sözleşmesi ve eki protokoller dışında, iddianın genişletilmesine muvafakat etmemekle birlike, başka bir sözleşmeye de rastlanılmadığını, dolayısı ile, yetki alan ve yetki veren şirketlere karşı, müvekkilinin yüklendiği bir edim bulunmadığından, taleplerin, esas yüklenici olan... ...'ya karşı ileri sürülmesinin gerektiğini,
-17.05.2023 tarihli bilirkişi raporunun 4. sayfasında da tespit edildiği üzere, davacıya yapılan işlere ait 06.12.2018 tarihli sözleşme gereği davacı ve davalı arasında bir sözleşme yapılmadığını, fatura tanzim edilmediğini, cari hesap çalışmasının da bulunmadığını, 17.05.2023 tarihli bilirkişi raporunun 7. Sayfasında ise, tespite göre, "...davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme dosya arasında mevcuttur...." şeklinde makine mühendisi bilirkişi tarafından mali bilirkişi tespitinin aksine, gerçek olmayan bir değerlendirme yapıldığını, dosyada böyle bir sözleşme olmadığını,
-21.02.2022 tarihli dilekçeleri ekinde sunulu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2017/184 E. , 2018/5211 K. Sayılı ilamı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2014/4976 E. , 2015/3056 K. Sayılı ilamı ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2013/5052 E. , 2014/4690 K. Sayılı ilamına göre; taşeron sözleşmesinin tarafı olmayan davacının, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından öncelikle usul yönünden davanın reddini talep ettiklerini,
-Gerekçeli kararda bahsedilen "...... davacı şirketi yetkilendiren dava dışı .... Şirketi ile davalı şirket arasında tanzim olunan 06/12/2018 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi....." ve "...davacı .... Şirketi ile dava dışı ... . Şirketi arasında imzalanan 01/07/2019 tarihli Yetki Sözleşmesi....." gereği husumet itirazları reddedilmişse de, sözleşme ekte tekrar sunulduğunu, görüleceği üzere .... ile müvekkili arasında yapılan bir sözleşme olduğunu, müvekkilinin ... isimli şirket ile yaptığı bir sözleşme olmadığını, yetki devrine ilişkin bir sözleşme var ise, bu da davacı ve.... isimli şirket arasında olduğunu, gerekçeli kararda maddi hataya dayalı olarak, müvekkilinin, davacının yetkilendirdiği.... isimli şirket ile bir sözleşme yaptığından bahsedildiğini, böyle bir sözleşme bulunmadığını, 06.12.2018 tarihli bahsedilen sözleşme ...isimli başka bir şirket ile olduğunu, Zamanaşımına ilişkin olarak;
-Yukarıdaki itirazları saklı kalmak kaydı ile, T.B.K.'nun 478. Maddesinde düzenlendiği üzere, ".....Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; ...... geçmesiyle zamanaşımına uğrar....." düzenlemesi karşısında, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davaya konu sözleşmenin tarihi 06.12.2018 olup, davanın açıldığı tarih 26.08.2021 tarihi olduğunu, dolayısı ile, yasal süresi içerisinde açılmayan davanın reddini talep ettiklerini,
Esasa ilişkin itirazlarında;
-Eldeki dava ve icra takibine dayanak sözleşmenin, niteliği gereği eser sözleşmesi olduğunu, ayıplı ifa iddiasına göre, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, eserde bir açık ayıp söz konusu ise iş sahibinin, eserin tesliminden sonra, imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmeli ve bu ayıpları uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorunda olduğunu (TMK 474/1), iş sahibinin, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılacağını (TMK 477/2) dolayısı ile, işin, fotoselli otomatik kapı ve çatı doğramaları olduğu dikkate alındığından, bunların açıkça ve ilk bakışta kusurlu olup olmadıkları tespit edilebileceğinden, bugüne değin aradan geçen 5 yıl süreden sonra, davacının ayıplı ifa iddiasının dinlenme olanağının olmadığını, çünkü, sözleşmenin yapılmasından, 02.11.2021 tarihli keşfe kadar aradan geçen 3 yıl sonra, varsa yapılan işlerdeki kusurların, müvekkilinin kusurundan mı, yoksa davacının kusurundan mı, ya da olağan eskimeden mi kaynaklandığını, tabii olaylardan mı kaynaklandığını, 3 yıl geçmişe dönük şekilde tespit etme imkanı bulunmadığını,
-Müvekkilinin, bu sözleşmeden kaynaklanan tüm borçlarını, dava dışı şirkete karşı eksiksiz yerine getirdiği gibi, sözleşme dışında başkaca imalatlar da yaparak teslim ettiğini, 08.02.2022 tarihli bilirkişi kök raporunun 12. sayfasında tespit edildiği üzere, müvekkili şirketin sözleşme ve şartnameler dışında, ekstra olarak imal ederek teslim ettiği işlerden doğan, 28.07.2020 tarihi itibarı ile 17.990,00 TL ödenmemiş bakiye alacağının bulunduğunu, dolayısı ile, yukarıdaki itirazları saklı kalmak üzere ve terditli olarak davacının hiç bir alacağı olmamakla birlikte, aksi kanaatte ise, öncelikle mahsup taleplerinin bulunduğunu, cevap dilekçesinden bugüne değin mahsup itirazlarına ve bilirkişi raporu ile iddiaları ispat edilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda bu yönde ve itirazlarını karşılayacak şekilde hiç bir değerlendirme yapılmadığını,
-Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/14 D.İş E. Sayılı dosyasında yapılan tespitin, tek taraflı olup, müvekkilinin delil ve beyanları toplanmadan yapıldığından, delil olarak kullanılamayacağını, kaldı ki, tespit raporunda dahi, çatı izolasyonu için, binanın betonarme yapısından kaynaklı kusurlar olduğu, müvekkiline teslim edilen işten ziyade, betonarme yapıyı da düzeltecek şekilde daha kapsamlı bir tadilata ihtiyaç duyulduğunun tespit edildiğini, dolayısı ile, esasen, müvekkilinin teslim ettiği iş ile, varsa çatının su akıtması arasında doğrudan bir illiyet bağı da olmadığını, çünkü, su akıtmanın, binadaki yapısal bozukluklardan kaynaklandığını, ayrıca, işin tesliminden yıllar sonra yapılan tespiti kabul etmediklerini, buna rağmen yerel mahkemece, tespit dosyasındaki yukarıdaki lehe tespitler hariç olmak üzere aleyhe olan hususları aynı şekilde hükme esas aldığını,
-08.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda otomatik kapıların garanti kapsamında değiştirilebileceği belirtilmişse de, keşif esnasında davacı tarafından gösterilen otomatik kapıların çalıştığını, 5 adet kapıdan, kusurlu olduğu iddia edilen 2 otomatik kapının davacı tarafından gösterildiğini, diğer kapıların ise, dava dışı bilahare tamir edildiğinin beyan edildiğini, tamir edilen 3 adet kapıya ait kusurların taraflarınca kabulü mümkün olmadığı gibi, iddia beyana dayalı olduğunu, diğer 2 adet kapının ise, sadece yavaş açıldığını, yavaş açılma gibi bir sorunun basitçe tamir edilebileceğini, bu itibarla, 06.06.2022 tarihli bilirkişi raporunun, keşif anında yerinde görülen maddi vakıalar ile uyumlu olmadığını,
-Otomatik kapılara ait garanti belgelerinin davacı tarafından sunulduğunu, lüzumuna binaen, 06.06.2022 tarihli beyanlarım ekinde tekrar sunulduğunu, 5 yıllık garanti süresi içerisinde, varsa değişmesi gerekli iş ve işlemler de yükleniciden talep edilemeyeceğini, varsa, bu tür zararlardan üretici firmanın sorumlu olduğunu,
-17.05.2023 tarihli ek raporun 10. sayfasında ise, delil tespiti dosyasına sunulu bilirkişi raporunda okul binasındaki 5 adet fotoselli kapının yapılan kontrollerinde çalışır vaziyette olduğunun görüldüğü, ancak kapıların arızalanması nedeni ile tamirlerinin yaptırılarak kusurlarının öncesinde giderildiği, bilirkişi tarafına iletilen görüntülerden anlaşıldığı şeklinde tespit yapıldığını, dolayısı ile dava ve hatta delil tespiti incelemesinden önce kapılardaki kusurların tamir edildiği belirtildiği cihetle, ekte sunulu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk DairesiBaşkanlığı'nın 2021/67 E. ve 2022/1125 K. 08.11.2022 tarihli kararında, ''dava konusu inşaatlarda taraflar arasında imzalanan sözleşmenin feshinden sonra müteahhit ile üçüncü şahıslar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında imalatlara devam edildiği, bu nedenle yapılan işlerin sınırının ve detayının belirlenememesi nedeniyle yeni bir hesabın yapılması imkanının olmadığı, yine dosyaya sunulan tespit dosyalarındaki bilirkişi raporlarında mahal listesi çerçevesinde detaylı bir metraja dayanılarak hesaplama yapılmadığı için bu imalatların mahallinde denetiminin mümkün olmadığı,......... davalı müteahhit firma tarafından davalı taşeron firma adına düzenlenen 29.09.2016 tarih ve... numaralı yansıtma faturasındaki ......... TL bedelin düşülmesi gerektiği'' şeklindeki ilk derece hükmünün onanmasına karar verildiğini, dolayısı ile, Ankara BAM kararına göre, sınırı ve detayı belirsiz, hesap ve tespiti mümkün olmayan iddiaya dayalı talepler yönünden davanın reddinin gerektiğini,
-17.05.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, çelişki oluşturacak şekilde kapılar yönünden süreklilik arz eden bir sorun olduğunu ve çözülemediğini beyan etmişse de, bilirkişi 1 sefer keşif esnasında gördüğü kadarı ile süreklilik arz eden bir sorunu nasıl tespit ettiğini anlamadıklarını, Menemen Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/14 D.İş Esas sayılı dosyasında ise, keşif tarihinden çok uzun zaman önce, tamir ile kapılardaki sorunların giderildiğinin tespit edildiğini, 08.02.2022 tarihli kök bilirkişi raporunda otomatik kapıların garanti kapsamında değiştirilebileceği, 06.06.2022 tarihli ek raporda, tamir bedeli olarak 1.750,00 TL + KDV değer tespit edilmiş, 28.11.2022 tarihli 2. Ek raporda ise 3 adet kapının arıza giderim bedelinin 1.200,00 TL olduğu, şartnameden farklı model 5 adet kapının fiyat farkının toplam 16.250,00 TL olduğu yönündeki tamamı birbiri ile çelişik kök rapor ve 2 adet ek rapordan, yerel mahkeme müvekkilim aleyhine davanın kabulüne karar verdiğini, usul ve yasaya uygun olanın ise, otomatik kapıların garanti kapsamında değişebileceğinin değerlendirildiğini,
-08.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda, çatının başka bir firmaya tamir ettirildiği, fatura edilen tutarın da 41.250 TL + KDV olduğu, müvekkilinin de bu miktarda sorumlu olduğunun kabulünde yasal olanak olmadığını, başka bir firmaya kesilen faturanın, gerçek bir zarar miktarı veya alışverişi gösterdiği kanaatinin de yerinde olmadığını, müvekkilinin teslim ettiği işin üzerinden 4 yıla yakın süre geçtiğini, bu sürede, zorunlu olarak malzemede eskime meydana geleceğini, dolayısı ile keşif esnasında ve cevap dilekçelerinde itiraz etmelerine rağmen, olağan yıpranma payının değerlendirilmediğini, yine, değişik iş tespit dosyasında tespit edilen binadaki yapısal bozuklukların değerlendirilmediğini, ayrıca, keşif esnasında görüldüğü üzere, yerinden çıkan metal doğramaların sağlam bir şekilde yerde durduğunu, bu malzemeler kusurlu ise, neden müvekkiline iade edilmediğini anlamadıklarını,
-Değişik iş tespit dosyasında da tespit edilen binanın yapısal sorunları ve zeminindeki kaymaların, keşif esnasında ısrarla dikkate alınmadığı için taraflarınca fotoğraflanarak, 21.02.2022 tarihli bilirkişi raporuna itirazları ekinde, zemindeki kaymalar ve binanın zemine oturması olarak bilinen, yapısal sorunlara ait 7 adet fotoğraf sunulduğunu, bu itibarla, davacının zararı var ise, binadaki kusurların, zararda ne derece etkili olduğu, yani müterafik kusur olup-olmadığının araştırılmadığını, ısrarla ve defaatle itirazlarına rağmen, işin yapımı üzerinden geçen 4 yıllık sürede, malzemenin olağan yıpranma payı yani amortisman, değerlendirilmediği için, olağan yıpranma nedeni ile varsa zararın ne derece tenzil edilip edilmeyeceğinin araştırılmadığını,
-Ayıplı olduğu iddia edilen, aliminyum doğramaların tamamı, keşif esnasında görüldüğü üzere, sökülmüş, tek parça ve sağlam şekilde, okulun bahçesinde durduğunu, bu ürünlerin müvekkiline de teslim ve iade edilmediğine göre, davacının varsa zararından, hiç değilse hurda değerlerinin mahsup edilmesinin gerektiğini, itirazlarına rağmen, 06.06.2022 tarihli bilirkişi ek raporunun 7. sayfasının 4.1 bölümünde araştırılmasını istediğimiz hususlarda proje, kesit ve detaylar ile kullanılan malzemenin özellikleri bilinmediği için tespit yapılamadığı belirtilmişse de, cevap dilekçesinden bu yana aynı itirazı ileri sürdükleri için, iş bu tespitin zaten keşif esnasında bilirkişi tarafından yapılarak detaylarının belirlenmesinin gerektiğini, akabinde, duruşmada yeni bir heyet tarafından yeni bir keşif ve bilirkişi incelemesi taleplerinin reddedildiğini,
-06.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının daha sonra aynı işi 41.500 TL'ye yaptırarak fatura ettiği belirtilerek, zarar miktarının da bu kadar olduğu tespitinin yerinde olmadığını, hangi malzemelerin değişmesi gerekeceği, değişecek veya yeniden imal edilecek malzemelerin değeri, hangi nitelikte malzeme kullanılması gerektiği, hangi imalatların ne sebeple hatalı olduğu, işçilik, sarf edilecek diğer malzemeler ve sair hiç bir araştırma yapılmadığını, davacının, başka bir yükleniciye 41.500 TL bedelle yaptırdığı beyanı üzerinden, salt beyan, maddi gerçek olarak kabul ile rapor düzenlendiğini, davacının, beyanı esas alınacak ise, keşif yapılmasına da gerek bulunmadığını, hükme esas alınan 17.05.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda, ara karara uygun şekilde bir araştırma yapılmaksızın, örneğin 34 adet PVC doğrama onarım fiyatı maktuen, tanesi 600,00 TL gibi maktu ve denetimi mümkün olmayan hesaplamalar yapıldığını,
-Keşif esnasında ve 21.02.2022 tarihli beyanlarının ek-1'indeki fotoğraflardan görüldüğü üzere spor salonu çatısından ve çatı cam tavanından bir su akıntısı mevcut olmayıp, davacı iddiasına göre dahi bu kusurların dava tarihinden önce başka bir firmaya 41.500 TL'ye tamir ettirdiğini, bilirkişi raporunda ise bu miktarın kat be kat üzerinde hesaplama yapıldığını, davacı tarafından harici bir yükleniciye yaptırıldığı söylenen onarımın, hangi malzemeler üzerine ve hangi kısıma uygulandığı bilinmemekte iken, bilirkişi tarafından tüm çatı üzerine ve tüm camlar ile tüm PVC doğramalar üzerine maktuen tamir ve onarım hesaplamasının doğru olmadığını, böylece bilirkişi tarafından, yapılan imalatın tamamının kusurlu ilan edildiğini, bilirkişinin, önceki imalatın tamamen kusurlu olduğunu, keşif tarihinden önce başkasına tamir ettirilmiş olan, yani kusursuz imalata bakarak nasıl anladığını anlamadıklarını, dolayısı ile 17.05.2023 tarihli iş bu bilirkişi raporunun ise olduğu gibi hükme esas alınmasının isabetsiz olduğunu, yapılan değerlendirmenin, ayıplı olduğu iddia edilen malzemeye dair hiç bir metraj ve nitelik bilgisi içermediğini, maktuen malzeme fiyatı değerlendirmesinin yapılamayacağını,
-06.06.2022 tarihli raporunun 10. Sayfasında belirtildiği üzere, yüklenici .... Şti. Tarafından davacı ... .. A.Ş.'ne, müvekkili .... Şti.'nin faturalarına istinaden toplam 149.294,10 TL yansıtma faturası kesildiğinin tespit edildiğini, 20.01.2023 tarihli dilekçe ekinde, davacı tarafından ilgili faturaların sunulduğunu, faturaların açıklama kısmında, alüminyum doğrama imalatı 08.10.2019-...-89819 No.lu Ft.ya İst. yansıtma bedeli şeklinde belirtildiği üzere, ilgili faturalar dava konusu uyuşmazlık ile de ilişkilendirildiğini, faturaya itiraz edildiğine veya faturanın geri iade edildiğine ilişkin bir kayda da rastlanılmadığını, faturaların, haklı olarak, husumetin yöneltebileceği yüklenici şirket .... tarafından düzenlendiğini, müvekkili şirketin ise, barter yapım işinin taşeronu olduğundan zaten kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, dolayısı ile açık bir şekilde davacının talep ettiği eldeki dava konusuna ilişkin zararları yansıtma faturaları ile yükleniciye fatura edip tahsil ettiği ve aynı alacağı mükerrer şekilde müvekkilinden de talep ettiğinin sabit olduğunu, faturaların davacıdan celp edildiğini ve dosya arasında olup, faturaların açıklama kısmındaki düzenlenme sebeplerinin de aynı şekilde yazıldığını, davacının bir alacağı var ise, yansıtma faturası bedeli kadarının mahsubunun gerektiğini,
Yukarıda açıkladıkları sebepler nedeniyle, usul ve yasaya aykırı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/512 E. ve 2023/649 K. Sayılı davanın kabulüne dair kararın istinafen incelenerek kararın kaldırılmasına, neticeten davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 06/12/2018 tarihli taşeronluk sözleşmesi kapsamında davalı şirketin davacı şirketin işlettiği özel okulun çatı izolasyonu ve teknik şartnamede markası ile modeli belirli 5 adet fotoselli otomotik kapı montajı işini üstlendiğini, ancak davalının edimlerini eksik ve ayıplı ifa ettiğini, çatı izalosyon tadilat bedeli ve fotoselli kapı bedelinin tahsili istemiyle davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.
Davalı vekili, taraflar arasında 06.12.2018 tarihli imalat ve yapım sözleşmesinin imzalandığını, davalının sözleşmeden kaynaklanan tüm borçlarını eksiksiz yerine getirdiğini, ayrıca sözleşme dışında işler de yaptığından sözleşme dışı iş bedellerinin mahsup edilmesini, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını ve alacağın zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Sözleşme dışı iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması gerekenler dışında yapılmasında zorunluluk olup davalı yararına yapılan işlerdir. Eser sözleşmelerinde sözleşme dışı ya da ilave iş, sözleşmede kararlaştırılan iş ve imalâtlar dışında iş sahibinin talimatıyla ya da talimatı olmaksızın işin gereği olarak yüklenici tarafından gerçekleştirilen iş ve imalâtlar olup, bunların bedelinin talep edilebilmesi için sözleşme yapılması ya da asıl sözleşmenin değiştirilmesine gerek bulunmamaktadır. Sözleşme dışı iş ve imalâtların yapılmış olup da iş sahibi yararına olması halinde bedelinin ödenmesi gerekmektedir. (Yargıtay 6.HD'nin 2021/169 Esas ve 2022/320 Karar sayılı kararı)
Yargıtayın yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre sözleşme kapsamı dışında kalan ilâve işlerle ilgili vekâletsiz iş görme hükümleri gereğince işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre bedelinin hesaplanması, piyasa fiyatlarının içinde katma değer vergisi ve yüklenici kârı bulunduğundan ayrıca eklenmemesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2021 tarihli ve 2017/15-2636 E., 2021/740 K. sayılı kararı).
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 139. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre; iki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise herbiri alacağını borcuyla takas edebilir. Sözleşmenin tarafları, aynı sözleşmeden doğan alacaklarını açılan davada mahsup itirazı olarak ileri sürebilecekleri gibi ayrı dava yoluyla da isteyebilirler.
Somut olayda, davalı yüklenicinin sözleşme kapsamı dışında kalan ilâve işlerle ilgili sunduğu beyanların mahsup itirazı niteliğinde olduğu, mahkemece bu imalatların neler olduğu ve iş sahibinin yararına olup olmadığı, iş sahibinin yararına ise yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre bedelinin hesaplanması (piyasa fiyatlarının içinde katma değer vergisi ve yüklenici kârı bulunduğundan ayrıca eklenmemesi) hususunda önceki bilirkişi heyetinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınarak davalının mahsup itirazının değerlendirilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaması usule ve yasaya aykırı olmuştur.
Kabule göre de, Mahkemece davalının ayıp ihbarının süresinde olmadığı ve alacağın zamanaşımına uğradığına yönelik itirazlarının da değerlendirilmemesi usule ve yasaya aykırı olmuştur.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,
2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.09.2023 tarih ve 2021/512 Esas, 2023/649 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davalı tarafından yatırılan toplam (567,72 TL + 30,00 TL) 597,72 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine,
6-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.