T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2155
KARAR NO : 2026/974
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/582
KARAR NO : 2023/442
DAVA TARİHİ : 10.06.2022
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 30.06.2026
KARARIN YAZ. TARİH : 02.07.2026
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.07.2023 tarih ve 2022/582 Esas, 2023/442 Karar sayılı kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 31.10.2023 tarih ve 2023/1996 Esas, 2023/1949 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili 10.06.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile, davalı borçlu şirket arasında 13.09.2017 tarihli Yapım İşleri Sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye istinaden müvekkili şirket süresinde yapım işine başlayarak üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, yapım esnasında müvekkili şirketin, davalı borçlunun isteği üzerine bedeli ayrıca ödenmek üzere alçı, saten boya, fayans, sığınak yapımı, perde betondan komple arsa etrafına bahçe duvarı, giriş bölgesinde trafo koymak için beton atımı gibi sözleşmede bulunmayan ilave işler yaptığını, müvekkili şirket yaptığı tüm işler için davalı şirkete 31.05.2018 tarih 3823 nolu 250.000,00 TL bedelli, 3 1.07.2018 tarih 3831 nolu 300.000,00 TL bedelli, 28.06.2019 tarih 3845 nolu 350.000,00 TL bedelli, 20.01.2021 tarih GIB2021000000001 nolu 839.401,37 TL bedelli (toplam 1.739.401,37 TL) fatura düzenlendiğini, davalı şirket bu faturaların tamamını hiçbir itiraz etmeksizin ticari defterlerine ve vergi kayıtlarına işlediğini, bu faturalara istinaden davalı şirket müvekkile toplam 1.611.357,09 TL ödeme gerçekleştirmiş kalan 128.044,28 TL ödemeyi gerçekleştirmediğini, bunun üzerine davalı şirkete karşı Akhisar İcra Müdürlüğü 2021/3575 Esas sayılı dosya ile icra takibine geçildiğini, davalı kötü niyetle ,tahsilatı geciktirmek amacıyla itirazda bulunmuştur.Takip konusu faturalara ilişkin (tarih-sıra no-tutar belirtilerek) davalının bağlı bulunduğu Akhisar Vergi Dairesi'nden vergi kayıtlarının celbi ile tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davalının itirazının haksız ve kötüniyetli olduğu ortaya çıkacağını, davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi için mahkemenize başvurma zorunluluğu doğmuştur.Davalı borçlu kötü niyetli olarak müvekkilin belirli olan alacağına ulaşmasını engellediğini, müvekkil lehine, kötü niyetli borçlu aleyhine itiraz edilen takip miktarının %20'si kadar icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, zira alacağın belirli alacak olduğunu, talep olunan faiz oranı yasaya uygun olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalının Akhisar İcra Müdürlüğü 2021/3575 E. Sayılı dosyaya yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına ,davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili 05.09.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf dava dilekçesinde; taraflar arasında 13.09.2017 tarihli Yapım İşleri Sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye istinaden müvekkillerinin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, yapım esnasında davacı müvekkillerinin alçı, saten boya, fayans, sığınak yapımı, perde betondan arsa etrafına bahçe duvarı, giriş bölgesine trafo beton atımı gibi sözleşmede bulunmayan işletin yapıldığını beyan ettiğini, davacı tarafın bu iddiaları tamamen gerçek dışı olduğunu, davacı şirket tarafından sadece perde betondan arsa etrafına bahçe duvarı yapılması işi yapılmıştır ve bu işin bedeli de kendilerine ödendiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan 13.09.2017 tarihli yapım işleri sözleşmesini içeren yapım işleri teklif dosyası eksik sunulduğunu, taraflar arasında teklif fiyatlarını ve yapılacak işleri gösteren ve taraflarca imza altına alınmış bir teklif metni de bulunduğunu, sözleşmenin ve taraflarca anlaşılan işlerin ve bedellerin de yer aldığı ek sayfalarının tamamının dilekçe ekinde sunduklarını, ilgili belgelerde yazılı işlerin yapılması karşılığında tarafların 1.150.000,00 TL bedelle anlaştıklarını, bu bedelin %18 KDV bedeli ile birlikte toplamda 1.300.000,00 TL (Bir Milyon Üçyüzbin Türk Lirası) olacağının yazdığını, sözleşmede yazılı işler yüklenici davacı tarafından yapılmış ve müvekkil şirket tarafından fiyat teklifinde yer alan bedelin tamamı davacı tarafa ödendiğini, bunun haricinde yükleniciden yapılması istenen perde duvarın bedeli de dahil olmak üzere müvekkil şirket tarafından yüklenici firmaya KDV dahil olmak üzere toplamda 1.605.856.01 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafın müvekkiline ait edimin yerine getirilmediğini üstelik yaklaşık 7 aylık bir süre geçtikten sonra bunu ileri sürme yoluna gittiğini, davalı müvekkili şirketin sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, nitekim aksi varit olsa idi herhalde davalı şirketin aradan geçen 7 aylık süre içinde takip veya dava ikamesi yoluna gideceğini, aradan bu kadar zaman geçtikten sonra fatura düzenleyip takip ve adva yoluna gitmeyeceğini, bu hususun hayatın olağan akışına ve ticarete aykırı bir durum olduğunu, müvekkili şirkete düşen tüm ödeme yükümlülüğünün yerine getirildiğini davacı tarafın ek iş olarak yapmış oldukları iddiasında olduğu saten boya ve sıva işlerinin .... Şirketi'ne yaptırıldığını, bu şirket tarafından müvekkili şirkete 04.08.2021 tarihli 124.392,63 TL bedelli fatura kesildiğini, bunların dışında alçı, fayans, sığınak, trafo ile ilgili tüm yapım işlemlerinin ... Şti tarafından yapıldığını, bu şirket tarafından müvekkili şirkete kesilen 24.01.2020 tarihli 65.000,00 TL bedelli ve 29/06/2020 tarihli 90.000,00 TL bedelli fatura kesildiğini, davacı şirket ortaklarından ...'ün Akhisar 1. Noterliği'nin 18.03.2019 tarih 20902 sayı ile tasdikli, 13.03.2019 tarih 08 sayılı genel kurul kararı uyarınca 19.03.2019 tarihinde hisselerinin tamamını diğer ortak olan ....'ya devrettiğini, müvekkili şirket adına düzenlenen faturanın ise 20.01.2021 tarihinde ....'nın tek başına şirket yetkilisi haline gelmesinden sonra olduğunu, söz konusu devirden önce iki şirket ortağı aralarında devir sözleşmesi yaptıklarını, iş bu sözleşmede, davacı şirketin alacak ve borçları maddeler halinde sıralandığını, sözleşmede yazılı borç ve alacakların devreden ve devralan arasında paylaştırılıp imza altına alındığını, iş bu sözleşmede müvekkili şirketin yer almadığını, dolayısıyla da müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığının bu sözleşmeden açıkça anlaşıldığını, bu nedenlerle iki şirket ortağı arasında yapılan, davacı şirketin alacak ve borçlarının maddeler halinde sıralandığı ve işbu sözleşmede müvekkil şirketin yer almamasından dolayı davalı tarafa hiçbir borcu olmadığına dair delil niteliğindeki devir sözleşmesi nazar-ı itibara alınarak bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi 04.07.2023 tarih ve 2022/582 Esas, 2023/442 Karar sayılı kararında özetle; "...Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, taraflarca ticari defterlerin yerlerinin bildirildiği, ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde hazırlanan SMMM bilirkişisi ... ..'ün raporunda özetle: "Davacı şirkete ait sunulmuş olan ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının ticari defterleri üzerinden yapmış oldukları incelemeler ve yapılan tespitler neticesinde; davalının davacıdan mal yada hizmet aldığı, davalı ile davacı arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacının davaya konu ettiği faturaların davacının ticari defterlerine kaydettiği, davacının ticari defterleri üzerinden yapmış oldukları incelemelerde takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 108.044,28 TL ana para ve 11.056,78 faiz olmak üzere 119.101,06 TL alacağının bulunduğunun, davalı şirkete ait bilirkişiliklerine sunulmuş olan ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davalının ticari defterleri üzerinden yapmış olduğumuz incelemeler ve yukarıda belirttikleri tespitler neticesinde; davalının davacıdan mal yada hizmet aldığı, davalı ile davacı arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacının davaya konu ettiği faturaların davalının ticari defterlerine kaydettiği, davalının ticari defterleri üzerinden yapmış olduğumuz incelemelerde takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 128.044,28 TL ana para ve 13.103,49 faiz olmak üzere 141.147,77 TL alacağının bulunduğunun" rapor edildiği, tespit edildiği üzere takip konusu faturaların her iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davacının takibe dayanak yaptığı faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle, davacının bu durumda takibe dayanak faturalardan kaynaklanan ticari ilişkinin varlığını ispat ettiği, davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre 108.044,28 TL asıl alacağı bulunurken, davalı tarafın defter kayıtlarına göre davacının 128.044,28 TL alacağı bulunduğunun kayıt altına alındığı, bu durumda tarafların defter kayıtlarının 108.044,28 TL tutarındaki asıl alacak bakımından bir birini teyit ettiği, davalı tarafın ticari defter kayıtlarında alacak miktarı daha fazla görünmesine rağmen davacının kendi ticari defterlerine göre alacak miktarının 108.044,28 TL olduğu, bu tutar üzerinden davacı ve davalı defterlerinin birbirini doğrulamış olması nedeniyle HMK'nın 222.maddesi uyarınca davacının ticari defterlerinin 108.044,28 TL'lik tutar yönünden kendi lehine delil niteliği taşıyacağı, davacının takibe konu alacağının 108.044,28 TL'lik kısmını ispat ettiği, takipteki bakiye kalan alacağa ilişkin davacının ticari defterlerinde her hangi bir kayda rastlanılmadığı, bu nedenle fazlaya ilişkin talebinin yerinde olmadığı, diğer yandan takipten önce davalının temerrüte uğratılmasına ilişkin ihtar şartı yerine getirilmediğinden takipten önce faiz talebinin de yersiz olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne, davalının, Akhisar İcra Müdürlüğünün 2021/3575 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin davalı yönünden 108.044,28TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takibe konu faturaların her iki tarafın defterlerinde yer alması nedeniyle alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle koşulları oluştuğundan kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, şeklinde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçeleriyle;
Davanın kısmen kabulüne, davalının, Akhisar İcra Müdürlüğü'nün 2021/3575 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin davalı yönünden 108.044,28 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, koşulları oluştuğundan kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak % 20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili 07.08.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; Davanın kısmen kabülüne karar verilmesi nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
Alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılama sonucu belirlendiğinden likit bir alacak bulunmadığı ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi koşulları bulunmadığı halde buna dair talebin reddi yerine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, inkar tazminatına karar verilebilmesi için, alacağın belirlenebilir olmasının, muhakemeyi gerektirir olmaması gerektiğini, dava konusu olayda kısmen kabule karar verildiğine göre alacağın likit olmayıp, yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, huzurdaki davanın taraflar arasında feshedilen eser sözleşmesinin sonrasında davacı tarafından yapıldığı iddia edilen işlerden kaynaklandığını, dava konusu işlerin dava dışı 3. kişilere yatırılmış olduğuna dair dava dosyasına sunmuş oldukları delillerin mahkeme tarafından dikkate alınmayarak sadece mali müşavir bilirkişi aracılığı ile ticari defter incelemesinin yaptırıldığını, davacının yaptığını iddia ettiği işlerin yapılıp yapılmadığının tespiti için bilirkişi heyeti oluşturularak konusunda uzman bilirkişilerden, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, bu açıdan değerlendirildiğinde de dava konusu alacağın likit bir alacak olmadığının açık olduğunu,
Taraflar arasındaki sözleşmede yazılı işlerin yüklenici davacı tarafından yapıldığını ve müvekkili şirket tarafından fiyat teklifinde yer alan bedelin tamamının davacı tarafa ödendiğini, davacı tarafın müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını,
Taraflar arasında davacının 01.05.2017 tarihli teklifi sonrasında 13.09.2017 tarihli yapım işleri sözleşmesi adı altında sözleşme kurulduğunu, sözleşmede davacı tarafından müvekkili şirkete verilen teklif dosyası da dahil olmak üzere taraflarca anlaşılan işler ve bunların bedellerinin yer aldığını, taraflar arasındaki teklif fiyatlarını ve yapılacak işleri gösteren ve taraflarca imza altına alınmış bir teklif metninin de bulunduğunu, ilgili belgelerde yazılı işlerin yapılması karşılığında tarafların 1.150.000,00 TL bedelle anlaştıklarını, bu bedelin %18 KDV bedeli ile birlikte toplamda 1.300.000,00 TL olacağı yazdığını,
Sözleşmede yazılı işlerin yüklenici davacı tarafından yapıldığını ve müvekkili şirket tarafından fiyat teklifinde yer alan bedelin tamamının davacı tarafa ödendiğini, bunun haricinde yükleniciden yapılması istenen perde duvarın bedelinin de dahil olmak üzere müvekkili şirket tarafından yüklenici firmaya KDV dahil olmak üzere toplamda 1.605.856.01 TL ödeme yapıldığını,
Davacı tarafın müvekkili şirkete, 31.05.2018 tarihli 3823 numaralı 250.000,00 TL bedelli, 31.07.2018 tarih 3831 numaralı 300.000,00 TL bedelli, 28.06.2019 tarihli 3845 numaralı 350.000.00 TL bedelli faturaları düzenlediğini, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa yapılan son ödemenin dava dosyasından görüleceği üzere 30.09.2019 tarihinde olduğunu, bu ödemeden sonra müvekkili şirketin sürekli olarak davacı taraf ile gerek kendisi iletişime geçerek gerek mali müşavirleri yardımıyla ödemesi yapılan ancak faturası düzenlenmeyen kalan bakiye için fatura düzenleyip göndermesini talep ettiğini, ancak davacı tarafından fatura düzenlenmesinin sürüncemede bırakıldığını, müvekkili şirket ve Mali müşaviri ...'in ve yeminli Mali Müşavir ...’in uğraşlarına rağmen müvekkili şirketin ödemesini yaptığı bedelin faturasını alamadığını, olayların üzerinden zaman geçmesinden ve davacı şirketin tek ortağının ve tek söz sahibinin.... olmasından sonra davacının, müvekkili şirkete düzenlenmesi gereken bedelin üzerinde bir miktarda fatura düzenlendiğini, müvekkili şirketin mali müşaviri ... ve yeminli Mali Müşavir ... tarafından davacının düzenlediği faturaya ve miktarına dikkat edilmemiş olup bu durumun müvekkili şirket tarafından davacının dava dilekçesinde ayrıntılı bir şekilde fatura bedelini yazması sonrasında öğrenildiğini, davacı tarafın fatura düzenlemesinin, faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımayacağını, uyuşmazlık halinde, işin yapıldığının ve borcun ifa edildiğini faturayı düzenleyip gönderenin (işi yapanın) usulüne uygun olarak ispat etmesi gerektiğini (TMK. m. 6; HMK. m. 190/1) Yargıtayın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu,
Süresinde itiraza uğramayan faturanın, malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü vs. borcun ifa edildiğini göstermediğini, uyuşmazlık halinde malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü vs. borcun ifa edildiğini faturayı düzenleyenin TMK'nın 6, HMK'nın 190. maddeleri hükümleri çerçevesinde yasal delillerle ispat etmesi gerektiğini (İtiraz edilmeyen faturanın malın teslim edilmiş ve işin yapılmış olduğunu gösterip göstermeyeceği-Prof. Dr. Murat Alışkan-Cevdet Yavuz'a Armağan Sh. 203 vd.), müvekkilinin açıklanan nedenlerden dolayı davacı tarafından düzenlenen son faturaya, davacı defterlerine kaydedilmesi ve yasal sürede itiraz edilmemesi, ilave iş ve işlemlerin ifa edildiğini göstermeyeceğinden, bu işlerin yapıldığının ispatının TMK 6, HMK 190 maddesi gereğince davacı taraf üzerinde olduğunu,
Davacı tarafın, müvekkiline ait edimin yerine getirilmediğini üstelik yaklaşık 7 aylık bir süre geçtikten sonra bunu ileri sürme yoluna gittiğini, davalı müvekkili şirketin, sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, nitekim aksi varit olsa idi herhalde davalı şirket aradan geçen 7 aylık süre içinde takip veya dava ikamesi yoluna gitmesi gerektiğini, aradan bu kadar zaman geçtikten sonra fatura düzenleyip takip ve dava yoluna gitmeyeceğini, bu hususun hayatın olağan akışına ve ticarete aykırı bir durum olduğunu, müvekkili şirket üzerine düşen tüm ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, buna ilişkin olarak davacının iddialarının aksini ispat eden delillerin mahkeme dosyasına tek tek sunulduğunu,
Davacı tarafın ek iş olarak yapmış oldukları iddiasında olduğu saten boya ve sıva işleri ... Şirketi'ne yaptırıldığını, bu şirket tarafından müvekkili şirkete kesilen 04.08.2021 tarihli 124.392,63 TL bedelli fatura davaya cevap dilekçeleri ekinde sunulduğunu, bunun haricinde, mahkeme tarafından yazılan talimat sonucunda İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/157 Talimat sayılı dosyasından tanık olarak dinlenilen .... Şirketi'nin sahibi ...'in, imalat sırasında o binanın tüm alçısı sıvası, ilk cephe, dış cephe, fitil mastik alçı boya işlerini yaptıklarını, bunların tamamının kendi şirketi tarafından yapıldığını, ... bayisi olduklarını, tüm keşif listesi, bitiş fotoğraflarının ve imalat fotoğraflarının mevcut olduğunu, yapılan bütün işlerin .... Şti'nin Akhisar sanayi bölgesinde bulunan fabrikası için yapıldığını beyan ettiğini, kısacası saten boya ve sıva işlerinin kendi firması tarafından yapıldığını belirterek ilgili belgelerini de sunduğunu,
... görevlisi tarafından hazırlanan 12.12.2019 tarihli inceleme raporunda boyanacak alanların prefabrik beton olduğu, bu alanların yaklaşık bir senedir ham halde beklediği gibi diğer tüm özellikleri ve yapılacak saten boya ve sıva işlerinin neler olduğunun ayrıntılı bir şekilde yazıldığını ve raporun eki olan sayfalarda fabrikanın fotoğraflarına da yer verildiğini, 05.08.2020 tarihli .... Şirketi ile müvekkili şirket yetkilisi .... arasında fabrikada yapılacak boya ve çizim için onay verilmesinin talep edildiğini, aynı gün içinde de müvekkili şirket yetkilisi tarafından onay maili gönderildiğini, daha sonra 12.09.2020 ve 18.11.2020 tarihlerinde .... Şirketi tarafından müvekkil şirket yetkilisine mail gönderilerek fabrikanın boya işlerinin tamamlandığını, müvekkiline teslim edildiğini ve boya işleri hakedişine dair fatura kesileceği yönünde bilgilendirme maili gönderildiğini, saten boya ve sıva işlerini yapan firma olan .... . Şirketi'ne ait müvekkili şirkete kesilen 04.08.2021 tarihli faturanın mahkeme dosyasına taraflarınca sunulduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin bu işlerini yaptığı iddiasının da haksız olduğunun açıkça ortada olduğunu,
Davacı tarafın yaptığını iddia ettiği diğer işlerden olan alçı, fayans, sığınak, trafo ile ilgili tüm yapım işlemlerinin ... Şti. tarafından yapıldığını, bu şirket tarafından müvekkili şirkete kesilen 24.01.2020 tarihli 65.000.00 TL bedelli fatura ve 29.06.2020 tarihli 90.000,00 TL bedelli faturalar ile davacının yaptığını iddia etiiği işlerin yapılması için alınan malzemeleri gösteren ve .... Şti'ne çalıştığı firmalar tarafından düzenlenen tüm faturaların da mahkeme dosyasına sunulduğunu, .... Şti. Şirket yetkilisi ... tanık olarak dinlenildiğini ve bu hususların doğrulandığını, 12.12.2019 tarihli inceleme raporunun, taraflar arasındaki mail yazışmaları ve yapılan işlere ilişkin fotoğrafların da dava dosyasında mevcut olduğunu,
Davacı şirketin eski ortağı olan ...'ün, davacı şirketin diğer ortağı olan ...'ya sahip olduğu hisselerini devretmeden önce aralarında devir sözleşmesi yaptıklarını, işbu sözleşmede, davacı şirketin alacak ve borçlarının maddeler halinde sıralandığını, sözleşmede yazılı borç ve alacaklar devreden (...) ve devralan (....) arasında paylaştırılmış olup imza altına alındığını, davacı tarafın ve eski şirket ortağı arasındaki bu sözleşmeden müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığının açıkça anlaşıldığını, davacı şirketin eski ortağı olan ...'ün tanık beyanlarında da müvekkili şirketin davacı yana hiçbir borcunun olmadığını, müvekkilinin tüm borcunu ödediğini ifade ettiğini,
Müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmamasına rağmen davacı şirket ortaklarından ....'nın tek başına şirketin sahibi olmasından sonra müvekkili şirkete alacaklı olmadığı bir tutarda fatura kestiğini, taraflar arasındaki 23.10.2019 tarihi itibariyle feshedilen sözleşmede ilave iş yapımına ilişkin hüküm bulunmamakla birlikte müvekkili tarafından ilave iş talebinde bulunulduğuna ve davacı tarafından bunların yapılıp teslim edildiğine ilişkin yazılı bir delil de sunulamadığını, kaldı ki sözleşme dışı işlerin de dava dışı 3. kişiler tarafından yapıldığını, davacının fazla iş ve imalat yaptığı iddiasını ispat edemediğini, bu konuda mahkeme dosyasında hiçbir belge bulunmadığını aksine iddia ettikleri işlerin davacı tarafından yapılmadığının dosyalarına sundukları tüm yazılı belgeler ve tanık beyanları ile de taraflarından açıkça ortaya konulduğunu,
Davacı tarafın fatura düzenlemesinin, faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımayacağını, uyuşmazlık halinde, işin yapıldığının ve borcun ifa edildiğini faturayı düzenleyip gönderenin (işi yapanın) usulüne uygun olarak ispat etmesi gerektiğini (TMK. m. 6; HMK. m. 190/1), Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, davacının ilave işleri de yaptığını ileri sürdüğüne göre bu işlerin varlığı ve kendisi tarafından yapıldığını davacının kanıtlamasının zorunlu olduğunu, tarafların usulüne uygun olarak tutulan defterlerinde faturanın kayıtlı olmasının işin yapıldığının kabulünü gerektirmeyeceğini ve işin davacı tarafından yapıldığı da ispat edilemediğinden iş bu davanın reddinin gerektiğini (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 31.05.2017 tarih ve 2016/1122 Esas, 2017/2342 Karar sayılı ilamı.),
Açıklanan nedenlerle, ilgili faturanın miktarını ve raporda sadece tarafların ticari defterleri üzerinden inceleme sonucu yapılarak tespit yapılmasının hatalı olduğunu, işin yapılıp yapılmadığının sadece faturalar ve ticari defter incelemesi yapılması ile ispatlanamayacağını, taraflarınca dosyaya sunulan belgeler bilirkişi raporunda hiçbir şekilde dikkate ve değerlendirmeye alınmadığını, kaldı ki, mali müşavir bilirkişi tarafından bu belgelerin incelenmesi ve bir kanaate varılması teknik bilgiyi gerektirdiğinden mümkün de olmadığını, bu şekilde bir raporun da hükme esas alınmasının eksik incelemeye yol açtığını, Kanuna ve hakkaniyete de uygun olmadığını,
Davacı taraf ile müvekkili şirket arasında davacının iddia ettiği işlerin yapılması için sözlü veya yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığını, 01.05.2017 tarihinde davacı tarafından müvekkiline yapılan teklif sonrasında taraflar arasında yapılan ''Yapım İşleri Sözleşmesi''nin feshedildiğine dair müvekkili tarafından davacı tarafa İzmir 10. Noterliği'nin 23.10.2019 tarihli 14978 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamenin davacı tarafa tebliğ tarihi itibariyle taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmiş olacağı ve herhangi bir hükmü kalmayacağı, sözleşmeden doğan hakları saklı kalmak kaydı ile ihbar ve ihtar edildiğini işbu ihtarnamenin davacı tarafa 25.10.2019 tarihinde tebliğ edildiğini ve dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 25.10.2019 tarihinde sona erdiğini,
Davacı taraf ile müvekkili şirket arasında davacının iddia ettiği işlerin yapılması için yukarıda da belirttikleri üzere, sözlü veya yazılı herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafın tanığı ...'nın da taraflar arasındaki ilk sözleşmeden sonra herhangi bir sözleşmenin yapılmadığını ve sonrasında da davacı taraf ile çalışmadığını beyan ettiğini, taraflarınca mahkeme dosyasına sunulan ihtarnameden açıkça görüldüğü üzere taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 25.10.2019 tarihinde sona erdiğini, davacının yaptığını iddia ettiği işlerin de müvekkili şirket tarafından dava dışı 3. kişilere yaptırılmış olduğu ve taraflar arasındaki sözleşmenin 25.10.2019 tarihi itibariyle feshedilmiş olduğu kanıtlamış durumda olduğundan söz konusu hususlar nazara alınarak kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu,
İlave işler ile ilgili taraflar arasında sözleşme yapıldığının yasal delillerle kanıtlanması ve bedeli uyuşmazlık konusu işin de kabul edilebilir yeterlikte iş sahibine teslim edildiğinin yüklenici tarafından kanıtlanmış olmasının zorunlu olduğunu, sadece itiraz edilmemiş olmasının taraflar arasında akdi ilişkinin kurulmuş ve iş bedelinin istenebilir olduğunu kanıtlamayacağını, davacının yaptığını iddia ettiği işlerin de müvekkili şirket tarafından dava dışı 3. kişilere yaptırılmış olduğunu kanıtlamış durumda olduğundan söz konusu hususların nazara alınmayarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,
Bunların haricinde, ... Organize Sanayi Bölgesindeki müvekkiline ait fabrikanın hakedişini de dilekçelerinde belirttikleri fabrikanın kalan işlerini yapan.... Şti. Şirketi'nin aldığını, davacı tarafın yaptığını ileri sürdüğü ilave imalat ve malzemeler yönünden inceleme yapılması ve hükme esas raporu düzenleyecek teknik bilirkişi heyeti tarafından tespitlerin yapılması gerektiğini, konusunda uzman teknik bilirkişi heyeti ile yapılacak inceleme sonucunda mahkeme dosyasına sundukları tüm delillerden ilave işlerin dava dışı 3. kişiler tarafından yapıldığı ve müvekkili şirketin davacı yana hiçbir borcunun da bulmadığının da yukarıda yazdıkları şekilde bir inceleme yapılsaydı bilirkişi raporu ile de ortaya çıkmış olacağını, bu şekilde bir incelemenin yapılmamış olmasının hukuka ve içtihatlara uygun olmadığını,
Davacı tarafın 20.01.2021 tarihli faturası yukarıda açıkladığı bütün işleri dava dışı 3. kişiler ile gerek işlerin yapılması konusunda müvekkilinin anlaştığı ve yaptırdığı gerekse müvekkilinin yaptırmış olduğu işler için aldığı faturalardan sonraki bir tarihte olduğunu, söz konusu ilave işlerin davacı tarafından yapılmadığının her türlü izahtan vareste olduğunu, aksinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki, davacı şirket ortakları arasında ortaklıklarını sonlandırmadan evvel yapılan alacak ve borç paylaşımlarını içeren devir sözleşmesinde müvekkili şirketin yer almamasının, müvekkilinin borçlu olmadığını gösteren en açık delil olduğunu,
Dosyadaki tüm delillerine rağmen bilirkişi heyeti oluşturularak konusunda uzman bilirkişilerden, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yalnızca ticari defter incelemesi yapılarak alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun düşmediğini, mahkemenin karar gerekçesinin isabetli olmayıp davanın kısmen kabulüne dair kararın ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle ve resen nazara alınacak diğer nedenlerle hususiyetle;
Tarafların sadece ticari defterlerinde inceleme yapılarak, ticari defterlerde yer alan fatura bedelleri üzerinden mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırtılarak müvekkil şirketin borçlu olduğu yönündeki gerekçenin isabetli olmadığı sabit olduğundan;
Taraflar arasında kurulan eser sözleşmesinin 25.10.2019 tarihinde müvekkil şirket tarafından feshedildiği dikkate alınarak, davacı tarafın yaptığını iddia ettiği işleri yapıp yapmadığının yazılı belgeler ile kanıtlanması ve tespiti gerektiği,
Bu itibarla, yerel mahkeme kararının aksine, teknik bilirkişi kurulundan rapor da alınmaksızın işin gerektirdiği özel ve teknik bilgiyi taşıması mümkün olmayan mali müşavir bilirkişinin raporuna itibar edilmek suretiyle karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, mahkemenin dosya kapsamına uygun ve denetlenebilir gerekçesini de kararda göstermesi gerekirken teknik yönden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış ve itibar edilmeme gerekçesinin de gösterilmemiş olduğu,
Davacının yaptığını iddia ettiği işlerin müvekkili tarafından dava dışı 3. kişilere yaptırıldığına dair tüm fatura, resim ve raporların dosyada bulunmasına rağmen bunlar hakkında herhangi bir değerlendirme yaptırılmadan karar verilmemesi gerektiği, dava konusu işlerin davacı tarafından yapılmadığının taraflarınca muteber delillerle açıkça kanıtlandığı ve dolayısıyla da bunların dikkate alınması gerektiği,
Davacı tarafın şirket ortakları arasında ortaklıklarını sona erdirmeden önce düzenlenen ve ortakların 3. kişilerden olan borç ve alacaklarını gösteren sözleşmede müvekkilinin yer almaması ve dolayısıyla da müvekkili şirketin borçlu olmadığına dair açık ve net bir kanıt olan iş bu sözleşmenin de dikkate alınması gerektiği,
Talepleri ile; hukuka, yasaya ve hakkaniyete aykırı ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına neticede haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı karşı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.
Somut olayda; Taraflar arasında 13.09.2017 tarihli "Yapım İşleri Sözleşmesi" başlıklı eser sözleşmesi imzalanmış olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dosya arasında taraflarca imzalanan 1.300.000,00 TL tutarlı fiyat teklifi ve 01.05.2017 tarihli teklifin incelenerek kabul edildiğine, sözleşme fiyatlarının KDV ve tüm vergiler hariç olarak verildiğine ilişkin belgeler bulunmaktadır.
Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme gereğince müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, yapım esnasında davalının isteği üzerine bedeli ayrıca ödenmek üzere alçı, saten boya, fayans, sığınak yapımı, perde betondan komple bahçe duvarı, trafo koymak için beton atımı gibi sözleşmede bulunmayan ilave işlerin yapıldığını, müvekkili tarafından yapılan tüm işler için toplam 1.739.401,37 TL bedelli fatura düzenlendiğini, davalının bu faturaların tamamını itiraz etmeksizin ticari defterlerine ve vergi kayıtlarına işlediğini, bu faturalara istinaden davalının toplam 1.611.357,09 TL ödeme gerçekleştirdiğini, kalan 128.044,28 TL'nin ödenmediğini bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsilini istemektedir.
Davalı vekili, sözleşmede yazılı işlerin davacı yüklenici tarafından yapıldığını, müvekkilin, fiyat teklifinde yer alan bedelin tamamını davacıya ödediğini, bunun haricinde yükleniciden yapılması istenen perde duvarın bedeli de dahil olmak üzere davacı yükleniciye KDV dahil toplam 1.605.856,01 TL ödeme yapıldığını, davacının ek iş olarak yapıldığını iddia ettiği saten boya ve sıva işleriyle, alçı, fayans ,sığınak, trafo yapım işlerinin dava dışı firmalara yaptırıldığını, müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Eser sözleşmesi varlığı, sözleşmeye konu işlerin davacı yüklenici tarafından yapıldığı, sözleşme haricindeki perde duvar işinin de davacı yüklenici tarafından yapıldığı hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; ilave iş niteliğindeki alçı, saten boya, fayans, sığınak, trafo için beton işlerinin davacı yüklenici tarafından yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yargıtayın yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre iş sahibi sözleşme dışı yapılan işlerin başkası tarafından yapıldığını ispat etmediği sürece söz konusu işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilir. (Bkz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2023/55E., 2024/2034K. sayılı ilamı )
Davalı tarafından, dilekçe teati aşamasının tamamlanmasından sonra, dosyaya, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından feshedildiğine dair ihtar sunulmuş ise de; sözleşmeye konu işlerin davacı tarafından yapıldığı ve bedelinin ödendiği cevap dilekçesinde açıkça beyan edilmiştir.
Davalı tarafça, dava konusu sözleşme dışı işlerin dava dışı şirketlere yaptırıldığı ileri sürülmüş ise de, icra takibine ve davaya dayanak olan faturaların davalı iş sahibi tarafından alındığı, faturalara itiraz edilmediği anlaşılmakta olup, davalı şirket faturaları ticari defterlerine kaydetmiştir. Ayrıca davalının, söz konusu faturaları vergi dairesine bildirdiği dosyada mevcut Vergi Dairesi yazı cevabı ekindeki Ba Formlarından anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu, iş sahibi sözleşme dışı yapılan işlerin başkası tarafından yapıldığını ispat etmediği sürece söz konusu işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabulü gerektiği, davalı iş sahibinin takibe ve davaya dayanak faturaları ticari defterlerine kaydetmiş ve Vergi Dairesi'ne bildirilmiş olması karşısında karinenin aksinin davalı iş sahibince ispatlanmadığı kanaatine varılmakta olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve takibe dayanak faturayı ticari defterlerine kaydeden davalı yönünden alacak likit olduğundan, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.07.2023 tarih ve 2022/582 Esas, 2023/442 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 7.380,50 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.845,12 TL harcın mahsubu ile kalan 5.535,38 TL harç bedelinin davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/(1) maddesi gereğince, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere 30.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.