T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1815
KARAR NO : 2025/917
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/459
KARAR NO : 2022/363
DAVA TARİHİ : 26/09/2019
KARAR TARİHİ : 21/04/2022
DAVA : İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 19.06.2025
KARARIN YAZ. TARİH : 19.06.2025
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.04.2022 tarih ve 2019/459 Esas, 2022/363 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı firma arasında 28/06/2019 tarihli sözleşme imzalandığını ve işbu sözleşmenin 4. ve 5. maddesi gereğince davalı şirket oksijen jeneratörü tankını yapmayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin 6. maddesi gereğince davalı tarafından yapılacak işin bedeli KDV hariç 39.356,40 TL ( KDV dahil 46.440,00 TL) olarak kararlaştırıldığını, sözleşmenin 15. maddesi gereğince 28/06/2019 tarihinde 14.168,90 TL nakit olarak banka havalesi ile bakiye 18.104,00 TL'sinin ise 30/09/2019 keşide tarihli çek ile davalı firmaya ödendiğini, davacı şirket sözleşme ile ilgili olarak ödeme yükümlülüğünü yerine getirmiş olmasına rağmen davalı firma takriben 15/08/2019 tarihinde teslim etmesi gereken cihazları teslim tarihinden itibaren 1,5 ay geçmesine rağmen hala daha teslim edemediğini, davalının yedinde olan çek kendisinden istendiğini ancak davalı tarafından iade edilmediğini belirterek davacı şirketin ...Bankası ... şubesinin 18.104,00.-TL meblağlı 30/09/2019 keşide tarihli TR...IBAN no .... sıra nolu çekle davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, dava konusu çek dava safahatında tahsil edilirse davanın istirdat davası olarak devamına, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması yolunda karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı yanca cevap dilekçesi sunulmadığı dosya ve UYAP kapsamından anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 21.04.2022 tarih ve 2019/459 Esas, 2022/363 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasında 28/06/2019 tarihinde Oksijen Tankı Ve Oksjen Jeneratörü satışı, montaj ve nakliyesi hususunda sözleşme yapıldığı, sözleşmede sipariş ve satışı yapılan cihazların teknik özelliklerinin belirlendiği, bu sözleşmenin 39.356,40 TL tutarında olduğu, cihazların teslim süresinin kırk beş gün olduğu, davalı ...San. Ve Tic. Ltd. Şti. Tarafından teknik özellikleri sözleşmede belirtilen makine ve ekipmanlarının sözleşmede belirtilen sürede davacıya tesliminin ve davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Tarafından ise sözleşmede kararlaştırılan bedelin ödenmesinin yüklenildiği, bu kapsamda tarafların edimlerinin bu şekilde belirlendiği, sözleşmenin 15. Maddesinde sözleşme ile davacı tarafın yüklendiği ödeme ediminin 14.168,00 TL'sinin banka havalesi ile nakit olarak, 18.104,00 TL tutarındaki kısmının 30/09/2019 vadeli şirket evrakı ile ödeneceği ve bakiye 14.168,00 TL'sinin ise cihazların teslimi ve sistemin devreye alınması ile birlikte fatura tarihinden itibaren doksan gün vadeli şirket evrakı ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Davacı tarafça, sözleşme kapsamında davalı tarafa sözleşmenin 15. Maddesinde belirtilen sürede 14.168,00 TL'nin ödendiği, yine sözleşmenin 15. Maddesinde belirtildiği şekilde 18.104,00 TL bedelli 30/09/2019 keşide tarihli ... seri nolu ...Bankası .... Şubesine ait çekin keşide edilerek davalıya verildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf, sözleşmede belirtilen makine ve ekipmanların sözleşmede belirtilen sürede teslim edilmediğini, bu nedenle yukarıda vasıfları belirtilen çek nedeniyle müvekkilinin davalı tarafa borçlu bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Yargılama safahatında söz konusu çekin dava dışı ....A.Ş tarafından İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2019/46699 Esas sayılı dosyası ile takibe konularak 21.374,13 TL üzerinden tahsil edildiği, dosyada mevcut icra müdürlüğü yazıları, bilirkişi raporları ve ödeme belgelerinden anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut bilirkişi raporu ile dava konusu alacağın temelini oluşturan sözleşme ve satışa konu makinelerin sözleşme ile belirtilen sürede imal edilmediği, jeneratör ve tankın sözleşme şartlarına uygun olarak yapılmadığı, eksik bırakıldığı tespitleri yapılmıştır. Somut olaya ve dosya kapsamına uygun olan rapor mahkememizce benimsenmiş ve hükme esas alınabilir kabul edilmiştir. Bu itibarla davalı tarafın sözleşme şartlarına uygun edimini yerine getirmediği, davacı tarafça teslim edilen çek nedeniyle davacıdan bir alacağı bulunmadığı, yargılama safahatında davalı tarafça çekin ciro edilmesi üzerine dava dışı ciranta tarafından çekin davacıdan tahsil edildiği, bu nedenle davacı tarafın beyanı da gözetilerek davanın istirdat davasına dönüştüğü, davacı tarafça borçlu olmadığı çek nedeniyle yaptığı ödeme miktarınca davalıdan talepte bulunabileceği hususunda mahkememizde vicdani kanı oluşmuştur. Her ne kadar davalı taraf söz konusu jeneratörün çalıştırılmadan bilirkişi tarafından tespit yapılarak rapor düzenlendiği itirazında bulunmuş ise de bu itiraza hayatın doğal akışına aykırı olması nedeniyle mahkememizce itibar edilmemiştir. Diğer yandan davalı taraf, çekin mücerretliği veya çeke karşı ileri sürülen iddiaların ispat usulüne ilişkin herhangi bir cevap vermemiş veya yargılama sürecinde bu yönlere ilişkin bir itirazı olmamıştır. Dolayısıyla, mahkememizce bu yönlere ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Tüm bu hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıdan 21.374,13 TL alacağı bulunduğu, ödeme tarihinden itibaren bu alacağın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından verilen 18.07.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Bilirkişice düzenlenen ve hükme esas alınan 05/01/2022 tarihli rapor bir takım eksik bilgi ve belgeler sebebiyle kabul edilemez nitelikte ve noksan olup çelişkili ifadeler de içeren rapora dayanak alınan bilgilerin ise yasaya ve taraflar arasındaki sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu,
-Davacının Haziran 2019 tarihinde müvekkilinin üretim yaptığı oksijen makinelerinden satın almak istediğini bildirdiğini, davacı tarafın her ne kadar 100 LT/dk, 200 LT/dk, 300 LT/dk, 400 LT/dk ve 500 LT/dk kapasitelerde cihazları satın alma niyetinde olduğunu belirtmiş ise de ilk siparişlerinde 100 LT/dk’lık cihazı satın almak istediklerini belirttiğini, müvekkili ürünleri içerisinde, 100 LT/dk’lık ürün birebir olarak yer almadığı için ona en yakın kapasite olan 117,92 LT/dk kapasiteli ürün işleme alındığını (Ürün modeli: TSOJ 93 - 117,92 LT/dk, 7.1 Nm3/h, %93 +-3 saflıkta oksijen) bunun neticesinde de müvekkili tarafından kendilerine 2019TH0114R0 dosya numaralı teklifin gönderildiğini, fakat davacı tarafın ürünün bazı parçalarını satın almak istemediğini belirterek yeniden teklif gönderilmesini istediğini, bunun üzerine ise davacıya 2019TH0114R1 dosya numaralı teklif gönderildiğini, iki teklif karşılaştırıldığında görüleceği üzere davacının bir sebepten ötürü tekliften çıkarılmasını istediği bazı parçalar olduğunu, bunların kompresör, hava deposu, kurutucu, giriş filtreleri ve oksijen jeneratöründe kumanda panosu olup spesifik özellikteki bu parçaların uyuşmazlığa konu edilen makinenin sorunsuz ve tam kapasite ile çalışmasını sağlayan adeta mütemmim cüz özelliğini haiz, hayati önem taşıyan parçalar olduğunu, bu ön görüşmeler neticesinde 28/06/2019 tarihinde sözleşme imzalandığını, davacı tarafın 18.104,00-TL tutarlı ve 29/06/2019 tarihli çek sunduğunu ve ayrıca 14.165,00 TL tutarında da nakit ödeme yaptığını, 117,92 LT/dk kapasiteli ... oksijen jenaratörü 28/07/2019 tarihinde davacı tarafa teslim edildiğini, dolayısıyla iddia edildiği gibi 1,5 aylık bir gecikmenin söz konusu olmadığını, kuruluma ise 29/07/2019 tarihinde yani teslimatın hemen ertesi günü başlandığını, davacı tarafa söz konusu satış işlemine konu edilen 117,92 LT/dk’lık oksijen jeneratörünün sorunsuz ve tam kapasite ile çalışmasını sağlayacak kompresörün 15 beygir gücünde olması gerektiği dolayısıyla da davacının 15 beygir gücünde bir kompresör satın alması gerektiği bilgisinin hem sözleşme öncesinde hem de devamındaki süreçte defaatle bildirildiğini, bu nitelikte bir kompresör olmasının çok önemli olduğunu, çünkü makinenin üretimi kompresör kapasitesine göre yapıldığını, buna rağmen davacı tarafın 7,5 beygir gücünde bir kompresör satın aldığını, kompresör takılmasına ilişkin sürecin dilekçelerinde belirtildiği şekilde meydana geldiğini,
-Tüm bu teknik ve bilimsel gerçekliğe rağmen; müvekkilinin ticari hayattaki en önemli değerlerinden biri olan müşteri memnuniyetinin her şeyden öncelikli olması nedeniyle, yine de davacının tesisine kurulum işlemlerini tamamlamaya gidildiğini ve her ne kadar sözleşme kapsamında olmayan bir şekilde ek masraf yaratmış olsa dahi oksijen makinesinin olabilecek en iyi şekilde çalışabilmesi için iş ve işlemlere devam edildiğini, bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda bu hususlara hiç değinilmediğini,
-Müvekkilinin 16/09/2019’da tekrar çalışmalarına başladığını, öncelikle nakliyeden kaynaklanan kaçakların giderildiğini, daha sonra davacının kendi PLC’leri ile haberleşme üzerine çalışıldığını, oksijen jeneratöründe kontrol panosunun bulunmama sebebinin bu olduğunu, makinenin, davacının kendi PLC’leri ile haberleştirilerek makinenin saflık ayarı yapıldığını,
-25/09/2019 tarihinde ise 86 LT/dk debide %90.9 saflık elde edilmiş halde (Bu hususa ilişkin video kaydı mevcut olup ek olarak dosyaya sunulduğunu) ve davacıya, kompresörün, gerekli özellikleri haiz bir cihazla yenilenmesi halinde fabrikaya tekrar gelinerek çalışılacağı ve 118 LT/dk debide saflık değerlerinin tutturulacağının sözlü taahhüdü ile işlemlere son verildiğini, hatta yine de mevcut halde dahi daha düşük debide daha fazla saflık elde etmek için valf mekanizmasında da değişiklikler denendiğini, tüm uyarılara rağmen gerekli kapasitenin yarısı gücündeki bir kompresör alarak ve bunun kullanılmasını istediğini belirterek müvekkilinin ürettiği oksijen jeneratörünün tam ve eksiksiz çalışmasına mani olan davacı tarafa rağmen söz konusu makinenin daha iyi bir şekilde çalışabilmesini sağlamak adına bir çok ek iş ve işlem yapıldığını, normalden daha fazla emek sarf edildiğini, valf mekanizmasındaki değişikliklere ek olarak; yapılan ek iş ve işlemlerin örneklerinden bir diğerinin de sözleşmede hükme bağlanan oksijen tankının kapasitesinin 750 LT olmasına rağmen davacıya teslim edilen makineye 1000 LT kapasiteli bir oksijen tankının takılmış olması hususu olduğunu, bu denemenin nedeninin, yetersiz bir kompresörle çalışmak zorunda kalan jeneratörün verimini çeşitli ek materyal ve yollarla artırmaya çalışmak olduğunu, müvekkilinin bunu yapmak zorunda olmamasına rağmen 1000 LT kapasiteli bir oksijen tankı kullandığını, ortaya çıkan fark bedelini ise davacı taraftan talep etmediğini,
-Zorunlu olunmamasına rağmen yapılan tüm bu ek çalışmaların hepsinin de sözleşmede bu şekilde bir bağlayıcılık olmamasına rağmen yalnızca müşterinin memnuniyetini sağlamak hususunda olduğunu, normalde 2 günde tamamlanabilen bir kurulum işlemi toplamda 28 gün sürdüğünü, müvekkilinin anılan sözleşme sebebiyle her geçen gün daha da mağdur olduğunu, yerel mahkemenin hukuka ve hakkaniyete aykırı anılan kararının da bu mağduriyeti adeta perçinlediğini, yapılan ek iş ve işlemlerin, harcanan ek zamanın masrafı davacıdan şu ana dek talep edilmediğini, müvekkilinin tüm bu iyiniyetine rağmen, bilirkişinin yerinde incelemesi esnasında yanlış yönlendirmeler ve eksik bilgilendirmeler ile bir bilirkişi raporunun tanzim ettirilmesinin kesinlikle iyiniyetli bir yaklaşım olmadığını ve hukuk düzenini de bunu korumaması gerektiğini,
-Sonuç olarak müvekkilinin makineyi doğru tasarımda ve sağlam bir şekilde davacıya teslim ettiğini, buna ilişkin 25/09/2019 tarihli bir takım fotoğrafların da dosyada mevcut olduğunu, davacı tarafın ise teklifte belirtilen hava kapasitesindeki kompresörü ve kurutucuyu hazırlamadığını ve bu konudaki taahhüdünü yerine getirmediğini, ki devamındaki süreçte de bu konuda davacı tarafından herhangi bir şekilde yapıcı bir adım atılmadığını, sözleşme öncesi ve sonrası bilgilendirmeler ile sözleşme kapsamındaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getiren müvekkilinin, defalarca bilgilendirildiği hususlarda yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı sebebiyle şimdi de edimlerini eksik ifa ettiği iddiasıyla karşı karşıya kaldığını, keza bilirkişi raporunun yedinci sayfasında son paragrafta dilekçelerinde belirtildiği üzere gerçekliğe ters düşecek çelişkili bir yorum yapıldığını, bir makinenin sağlamlığı ve çalışırlığı arz ve izah edilen hususlarca saptanamayacağını, uygun koşullar altında test edilmesi gerektiğini, keza bilirkişinin kendisinin dahi makinenin çalıştırılamadığından bahisle esasında herhangi bir tespit yapılmasının mümkün olmadığını belirttiğini, dolayısıyla yalnızca bu yönüyle dahi söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikle olmadığını, fakat gerekçeli kararda bu itirazlarına detaylarıyla değinilmediğini, bilirkişi tarafından adeta itiraf dahi edilen bu gerçekliğin hüküm tesis edilirken göz ardı edildiğini, gerekçeli kararda yer verilen "Her ne kadar davalı taraf söz konusu jeneratörün çalıstırılmadan bilirkisi tarafından tespit yapılarak rapor düzenlendigi itirazında bulunmus ise de bu itiraza hayatın dogal akısına aykırı olması nedeniyle mahkememizce itibar edilmemistir." gerekçesinin ise açıkça adil yargılanma hakkına aykırılık tesis ettiğini, talep ettikleri üzere tekrar düzenlenecek bir bilirkişi raporunda, makineyi üreten müvekkilinin de mevcut bulunduğu, yerinde yapılacak bir inceleme ile makinenin çalıştırılabileceği ve bu şekilde tüm dava sürecini esaslı bir şekilde değiştirecek şekilde bilgi ve delil toplanabileceği aşikar olmasına rağmen esasen itirazlarının değil; jeneratörün çalıştırılmadan 'ne kadar kapasite ile çalıştığına ilişkin' bilirkişi tarafından sözde tespit yapılması ve çalıştırılmayan makinenin iş yüzdesinin ne kadarının eksik olduğuna ilişkin bir takım tespitler yapılmasının hayatın olağan akışına, akla ve mantığa aykırı olduğunu, yerel mahkemenin maddi vakıaları ve açıklamaların yok sayar şekilde vicdani kanaat kavramı altında hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde hüküm tesis etmesinin kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporuna itirazlarında dilekçelerinde altını çizdikleri üzere eksik ve yanlış bilgilendirmeler sebebiyle düzenlenen anılan bilirkişi raporu bu haliyle hükme esas alınamayacak derecede noksan ve hatalı olduğunu,
-Dilekçelerinde belirttikleri hususlara ek olarak; "Yerinde yapılan incelemede; 1 adet oksijen jeneratörünün dış aksesuarlarına göre kumanda panosu hariç tamamlanmış olduğu, oksijen tankının ise imal edilmemiş olduğu, cihazın mevcut hali ile üretim yapma imkanı bulunmadığı, iç aksesuarlarının mevcut durumu itibariyle çalışmasının mümkün olmadığı, arz ve izah edilen hususlara bağlı olarak 100 lt/dk kapasiteli oksijen jeneratörü ve 750 lt kapasiteli oksijen tankının imalat süresinde sözleşme şartlarına uygun yapılmadığı eksik bırakıldığı" yönündeki iddia hakkında; makinede kumanda panosu olmadığını, çünkü makinenin, tüm uyarılara rağmen bizatihi davacının talebi üzerine 2019TH0114R0 dosya numaralı tekliften indirim yapılarak 2019TH0114R1 dosya numaralı teklif ile kompresör, hava deposu, kurutucu, giriş filtreleri ve oksijen jeneratöründe kumanda panosu olmadan teklif edildiğini, davacı şirketin makineyi kendi cihazından kontrol edeceğini belirttiğini, hatta bu sebeple davacı tarafa verilen akış şemasının da ekte olduğunu, oksijen tankının 1000 LT kapasiteli olarak 29/08/2019 tarihinde teslim edildiğini, oksijen jeneratörü testlerinin oksijen tankının karşı basıncı olmadan sağlıklı yapılamayacağını, bilirkişi tarafından 27/12/2021 tarihinde yani teslimattan (28/07/2019) yaklaşık iki buçuk yıl sonra yerinde inceleme yapıldığını, bu incelemede bilirkişinin de belirttiği üzere cihazın içindeki moleküler siv (ZMS) malzeme neme yüksek düzeyde duyarlı olduğundan cihaz çok dikkatli saklanması gerektiğini, örneğin dikkat edilmesi gereken bir kriter makinenin 2 bar basınç altında saklanması gerektiği hususu olduğunu, aksi halde en ufak bir nem sızıntısında saflığın düşeceğini, uyuşmazlığa konu edilen makinenin teslimat sonrasında hangi koşullarda saklandığının bilinmediğini, dolayısı ile şu anda bir saflığın düşmesinin söz konusu bile olsa bu düşüklüğün müvekkilinin kusurundan ya da ürünün eksikliğinden kaynaklığının ispat edilemediğini, müvekkili şirket yetkililerinin de bulanacağı bir ortamda tekrar yerinde inceleme yapılarak bu defa ürünün test edilmesinin talep edildiğini,
-"28/06/2019 tarihli sözleşme kapsamında KDV hariç 39,356.40 TL bedel ile anlaşılan işin eksik olduğu belirlenen iş kalemlerinin mesleki bilgilerime dayalı, dava tarihi itibari ile 32,856.40 TL mertebesinde bedel ile tamamlanmasının mümkün olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklindeki iddia hakkında; müvekkilinin tüm taahhütlerini yerine getirdiğini, fakat davacı şirketin oksijen jeneratörünün sağlıklı çalışabilmesi için gerekli azami şartları sağlamada üstüne düşenleri yerine getirmediğini,
-"Mevcut durum itibariyle davalı tarafın 28.06.2019 tarihli sözleşme kapsamında edinimlerini kısmen yerine getirdiği, tamamlamamış olduğu, tamamlanan iş oranının %15 mertebesinde olduğu ve davacının 18,104.-TL meblağlı 30.09.2019 keşide tarihli ... sıra nolu çekle davalı şirkete borçlu olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklindeki iddia hakkında; müvekkilinin basiretli bir tacirden beklenen ve davacı ile aralarında imza altına alınan sözleşme hükümleri ile yükümlü olduğu şekilde, edimin tamamını ve hatta daha fazlasını kendi ticari prensipleri gereğince dürüstlük kurallarına da uygun yollarla ifa ettiğini, davacı şirketin, müvekkilini, kurulum sürecinde hem mağdur etmiş etmiş hem de iyiniyetli olmayan yollarla know-how aldığının müvekkilince tespit edilmiş olup bu husustaki tüm yasal haklarını saklı tuttuklarını,
-İtirazları ve genel olarak davanın tamamı yeterince açıklığa kavuşturulmadan eksik bilirkişi raporu dayanak alınarak hüküm tesis edilmiş olduğundan işbu kararın ortadan kaldırılmasının gerektiğini, ayrıca davacı yan açısından kazanılmış hak oluşmaması için mahkemece hesaplanan tutarı da kabul etmediklerini ve bu yönden de kararı istinaf ettiklerini,
Belirterek kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesi kapsamında verilen çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup yargılama aşamasında çek ödendiğinden istirdat davasına dönüşmüştür.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında 28/06/2019 tarihli eser sözleşmesinin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı; sözleşmeye göre iş bedelinin KDV hariç 39.356,40 TL (KDV dahil 46.440,00 TL) olduğu, sözleşmenin 9.maddesine göre cihazların tamamının teslim süresinin 45 takvim günü olduğu; sözleşmenin 15.maddesine göre iş bedelinin 14.168,00 TL'sinin banka havalesi ile nakit olarak, 18.104,00 TL'sinin 30/09/2019 vadeli şirket evrakı ile bakiye bedel olan 14.168,00 TL'nin ise cihazların teslimi ve sistemin devreye alınmasıyla birlikte 90 gün vadeli şirket evrakı ile davalıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı; bu kapsamda davacı iş sahibi tarafından davalı yükleniciye banka havalesi ile 14.168,00 TL'nin nakit olarak ödendiği ve 30/09/2019 keşide tarihli 18.104,00 TL bedelli çekin verildiği görülmüştür.
Davacı iş sahibi, eser sözleşmesi kapsamında davalı yükleniciye 14.168,00 TL nakit ödeme ve 30/09/2019 keşide tarihli 18.104,00 TL bedelli çekin verildiğini, ancak davalı yüklenicinin 15.08.2019 tarihinde teslim etmesi gereken cihazları teslim etmediğini, ödenen nakit bedelin iadesi ile ilgili olarak dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla davalıya verilen 30/09/2019 keşide tarihli 18.104,00 TL bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki menfi tespit davasını açtığı; ancak yargılama aşamasında sözkonusu çek ödendiğinden davanın istirdat davasına dönüştüğü görülmüştür.
6098 sayılı TBK'nın 480. maddesinde düzenlenen götürü bedelli sözleşmede, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorundadır. Kural olarak götürü bedelli eser sözleşmelerinde, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Bu şekilde belirlenen iş bedeli yapılan ödemelerden az ise, iş sahibi fazla ödediği bedelin iadesini; fazla ise yüklenici ödenmeyen iş bedeli alacağının tahsilini isteyebilir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2020/2407 Esas, 2020/3033 Karar Sayılı İlamı).
Somut olayda dosyada mevcut makina mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 05.01.2022 tarihli rapora göre 1 adet oksijen jeneratörünün dış aksesuarlarına göre kumanda panosu hariç tamamlanmış olduğu, oksijen tankının ise imal edilmemiş olduğu ,cihazın kullanılmadığı, mevcut haliyle çalıştırılma imkanının bulunmadığı, çalıştırılması mümkün olsa dahi haznesinde bulunan zeolite molecularsieve (zms) yaklaşık 3 aylık periyotlar ile değişimi gerektiğinden üretim yapma imkanı bulunsa dahi teknik şartları karşılayıp karşılamadığının tespitinin mümkün olmadığı, ancak keşif mahallinde yapılan incelemelerde tarafına verilen donelerde cihazın kurulumu aşamasında maksimum 59,7 lt/dk kapasiteye ulaşıldığı ve sistem çalıştığı sürece oksijen oranı yükselmesi gerekirken düştüğü, 100 lt/dk kapasiteli oksijen jeneratörü ve 750 lt kapasiteli oksijen tankının imalat süresinde sözleşme şartlarına uygun olarak yapılmadığı, oksijen jeneratörü, kumanda panosu ve oksijen tankının eksik bırakıldığını, yüklenicinin taraflar arasında yapılan eser sözleşmesine konu işin %15'ini tamamladığını belirttiği; düzenlenen bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı vekili tarafından istinaf sebebi yapılan rapora itiraz sebeplerinin rapordaki tespitler dikkate alındığında yerinde görülmediği; taraflar arasında yapılan KDV dahil 46.440,00 TL götürü bedelli eser sözleşmesine göre davalı iş sahibinin iş bedelinin tamamı ödenmediğinden davacı yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek davalı yüklenicinin alacağı veya davacı iş sahibinin fazla ödemesi olup olmadığının belirlenmesi gerektiği; makina mühendisi bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde düzenlenen rapora göre işin tamamlanma oranının %15 olduğu, bu oran götürü iş bedeli olan 46.440,00 TL'ye uygulandığında davalı yüklenicinin iş bedeli alacağının 6.966,00 TL olduğu, davacı iş sahibi tarafından davalı yükleniciye 14.168,00 TL nakit ödeme ve 18.104,00 TL bedelli 30/09/2019 keşide tarihli çek verildiğinden (sözkonusu çek yargılama aşamasında icra dosyasında 21.374,31 TL olarak tahsil edildiği) davalı yüklenicinin davacı iş sahibinden alacağı bulunmadığından Mahkemece davacının borçlu olmadığı çek nedeniyle icra dosyasına yaptığı 21.374,31 TL ödemenin istirdadına karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.04.2022 tarih ve 2019/459 Esas, 2022/363 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.460,06 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam (80,70 TL + 284,32 TL) 365,02 TL harcın mahsubu ile kalan 1.095,04 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.