T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1819
KARAR NO : 2025/843
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/465
KARAR NO : 2022/440
DAVA TARİHİ : 11.11.2019
KARAR TARİHİ : 12.05.2022
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 10.06.2025
KARARIN YAZ. TARİH : 11.06.2025
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.05.2022 tarih ve 2019/465 Esas, 2022/440 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2022 tarih ve 2022/1990 Esas, 2022/1850 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin tamir ve parça hizmeti veren ... isimli işletmenin sahibi olduğunu, davalı şirketin, bozulan, arızalan araçlarını müvekkiline ait işletmede tamir ettirdiklerini, taraflar arasında süreklilik arz eden bir ticaret söz konusu olduğunu, taraflar arasında cari hesap bulunduğunu, son aşamada davalı şirketin müvekkiline olan 19.997,31-TL borcu ödemediğini, ödenmeyen borçtan dolayı davalı tarafa İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2019/9271 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının iş bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini, açıkladığı nedenlerle İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2019/9271 sayılı dosyasında borçlunun haksız itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz eden borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına ödemesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında süreklilik arz eden yazısız bir hizmet sözleşmesi bulunduğunu, tarafların birbirleri ile ticari bir ilişki içerisinde faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkili şirketin uyuşmazlığa konu olan ... plakalı ... marka aracını uzak bölgelerde bulunan şirketlere ve evlere temizlik hizmeti verebilmek için eşyaların ve personelin taşınması için kullandığını, aracın tüm bakım ve tamir işlemlerinin davacı tarafça yapıldığını, yaşanılan problemle alakalı olarak müvekkiline vaat edilen hizmeti hiçbir şekilde alamadığını, davacı tarafça icra takibi başlatıldığını ve takibe itiraz ettiğini, dilekçelerinde açıkladığı nedenlerle davacının davasının reddine, davacının, davasında haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 12.05.2022 tarih ve 2019/465 Esas, 2022/440 Karar sayılı kararı ile özetle; "... İzmir 13. İcra Müdürlüğü' nün 2019/9271 E. sayılı dosyasında davalının 16,993,70-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptaline, Takibin takip talebindeki koşullarla takibin devamına, Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına, " dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 03.08.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında süreklilik arz eden yazısız bir hizmet sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili şirketin uyuşmazlığa konu olan aracın egzozundan siyah duman atması, performansındaki ciddi düşüklük, frenlerin tutmaması sebebiyle davacının tamirhanesine aracı götürdüğünü, aracı yapılan tamir sonrası tekrar aldığında bu şikayetlerin hiçbirinin geçmediğini fark ederek durumu davacıya bildirdiğini, araç yeniden tamirhaneye alındığını tekrar işlem görerek araçtaki sorunların çözülemediğini, müvekkili şirketin kendi müşterilerine karşı sorumluluğu olan hizmet edimini gereği gibi yerine getiremediğini, aracın zimmetli olduğu personele durumu bildirilerek ve işlerin neden gereği gibi ifa edilemediği hususunda savunmalarını istediğini, aracın sürekli olarak performans problemleri göstermeye devam ettiğini ve personel tarafından yeniden tamire alındığını, ancak yapılan hiçbir işlemin sonuç vermediğini, araç arıza problemlerinin göstermeye devam ettiğini ve bu durumun müvekkili şirketin müşterilerine karşı hizmet edimini yerine getirmesini güçleştirdiğini ve müşterileriyle arasındaki güven duygusunun da zedelendiğini, davacı firmanın yaptığı hizmetin karşılığını vermediğini ve ayıplı hizmette bulunduğunu, davacı şirketin ayıplı hizmet verdiği ve bu şekilde müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkili araçtaki problem her vuku bulunduğunda aracı ilgili tamirhaneye götürerek ve ilgili şirkete bildirerek yükümlülüğünü yerine getirdiğini ancak davacının üzerine düşen hizmet edimini her seferinde ayıplı şekilde ifa ederek hem müvekkilinin gereksiz şekilde masraf yapmasına neden olduğunu hem de aracın uzak bölgelerdeki müşterilere temizlik personeli ve malzeme sevkiyatında kullanıldığı için bu süreçte yeni işler alamadığını ve elindeki işleri de gereği gibi yerine getiremediğini, söz konusu borcun likit bir borç olmayıp icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, gerekçeli kararda sunmuş oldukları delil ve beyanları değerlendirmesi yapılmadığını, ticari defterlere ilişkin bilirkişi raporunun sonuç kısmının aynen yazıldığını, yerel mahkeme tarafından verilen kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak yeniden yapılan inceleme sonucu haksız davanın reddine, mahkeme kararı sonrasında davalı müvekkili aleyhine başlatılan İzmir 13. İcra Dairesi'nin 2022/9544 Esas sayılı dosyada istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icranın tehirine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeline ilişkin alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyumazlık eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 474- 478. maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir.
Somut olayda; davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında araç bakım ve onarımına ilişkin eser sözleşmesi yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı yüklenici, eser sözleşmesi kapsamında edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve davalıya işi teslim ettiğini, davalı iş sahibinin bakiye iş bedelini ödemediğini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır. Davalı iş sahibi, davacı yüklenicinin eser sözleşmesi kapsamında edimlerini sözleşmeye uygun olarak ifa etmediğini, ayıplı ve eksik iş bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporların düzenlediği, taraf ticari defterlerinin birbiriyle uyumlu olduğu, davalının ticari defterlerinde 16.993,70-TL borçlu olduğunun kayıtlı o iade faturası kesilmediği, ayıplı iş yapıldığına ilişkin davacıya yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.05.2022 tarih ve 2019/465 Esas, 2022/440 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.160,84-TL istinaf nispi karar harcından peşin olarak yatırılan 300,00-TL harcın mahsubu ile kalan 860,84-TL harç bedelinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı vekili tarafından yatırılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 10.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.