T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1680
KARAR NO : 2025/863
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/193
KARAR NO : 2022/568
DAVA TARİHİ : 09/12/2020
KARAR TARİHİ : 14/09/2022
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 12.06.2025
KARARIN YAZ. TARİH : 12.06.2025
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.09.2022 tarih ve 2022/193 Esas, 2022/568 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... ..... Türkiye Distribütörü olduğunu, davalı şirketin su artıma sistemleri hususunda teklif isteği üzerine V-19.023 referans nolu, 13/12/2019 tarihli, davalı şirketin hastanesinde düşünülen Hemodiyaliz Salonu için, tamamen davalı şirkete özgün olarak bir proje ve teklif hazırlandığını, 10430-Amerikan Doları tutarındaki teklifin kabulü üzerine, cihazların nakliyesi, montaj, kurulum ve devreye alma işlemleri tamamlandığını, müvekkili firma tarafından 73.613,24-TL'lik e-arşiv faturası düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından projenin montajı teslimi sonrasında 5.546,00-TL'lik peşinatı müvekkiline gönderdiğini ancak davalı tarafça bakiye ücretin ödenmemesi üzerine alacağın tahsili istemiyle takibe geçildiği, borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına,%20 icra inkar tazminatı ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davaya bakmakla yetkili mahkemenin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında şirketin temsil ve ilzama yetkili kişiler tarafından imzalanmış, hukuken geçerli bir sözleşme bulunmadığını, davacı yanca sunulan 13.12.2019 tarihli sözleşmede imzası bulunan ...'ın ilgili tarihlerde müvekkili şirkette teknik hizmetler müdürü olarak çalıştığını ve bu kişinin şirketi borç altına sokma ve temsil yetkisi bulunmadığından, fatura alacağına dayanak yapılan sözleşme geçersiz olduğunu, müvekkili şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş bir fatura bulunmadığını, davacıya 02.01.2020 tarihinde yapılan ödemenin davacıdan satın alınan "500 litre paslanmaz tank" için olduğunu, bu ödemenin, dava konusu uyuşmazlıkla herhangi bir alakası bulunmadığını, davacıya ait cihazların müvekkili şirket adresine bırakıldığında müvekkili şirket, bilgisi ve onayı dışında işlem yapıldığını öğrenmesi üzerine davacıya ihtarname gönderildiğini, müvekkilince kabul edilmiş, montajı ve devreye alınma işlemleri tamamlanmış bir sistem bulunmadığını, davacı yanca satıldığı iddia edilen sistemin fiyatı piyasa fiyatından en az üç kat fazla olduğunu, davacı icra takibini başlatmakta haksız ve kötüniyetli olduğundan % 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 14.09.2022 tarih ve 2022/193 Esas, 2022/568 Karar sayılı kararı ile özetle; ''... TBK'nın 1.maddesi gereğince, sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. Sözleşmede imzası bulunan dava dışı ...'ın davalı şirket yetkilisi olmadığı Ticaret Sicil belgelerinden anlaşılmaktadır. Ancak sözleşmede imzası olan ...'ın davalı şirkette teknik hizmetler müdürü olarak görev yaptığı, davacı şirketin yapmış olduğu işlemlerin özellikle davalı şirket yönünden fiilen kabul edildiği, davacı tarafça davalı tarafa satımı yapılmış olan su tankının bedelinin ödenerek kullanıldığı, davalı şirketin adresine gönderilen malzeme ve teçhizatlar yönünden tevdi mahalli tayinine ilişkin veya sözleşmenin geçerliliği konusunda davalı tarafından dava açılmadığı görülmekle, dava dışı ...'ın davalı şirket adına işlem yaptığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda tarafların, ticari ilişkilerinin işleyiş biçimi ile ilgili sözleşme yaptıkları açık olup davacının dosyaya ibraz ettiği ve son sayfasında davalı adına imzalı ve kaşeli sözleşmenin taraflar açısından bağlayıcı olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesine SSMM bilirkişisi tarafından sunulan 27/04/2021 tarihli raporda; tarafların ticari defterlerinin incelendiği, davacının davalıya iki adet fatura düzenlediği, bunlardan 73.613,24 TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, vergi dairesine bildirildiği fakat davalının ticari defterlerinde bulunmadığı belirtilmiştir. 5.546,00 TL bedelli faturanın ise her iki tarafın ticari defterlerine işlendiği bildirilmiştir. Mahkememize makine mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 12.08.2022 tarihli raporda; davalı şirket tarafından yapılan 5.546,00-TL ödemenin sözleşme bedelinin peşinatı olup olmadığı hususu muhasebenin konusu olduğu, ancak 5.546,00 TL nin davacıdan satın alınan 500 litre paslanmaz tank için 08.01.2020 tarih G1B20200000000003 no’lu. fatura karşılığı olması, sözleşme kapsamında 500lt paslanmaz tankın bulunmaması ve de ambalajlı olarak davalı
işyerinde bulunan cihazlar arasında 500lt paslanmaz tankın bulunmaması nedenleri ile davacı tarafından davalı
hakkında düzenlenen 08/01/2020 tarih 5.546,00 TL tutarlı fatura içeriği paslanmaz tankın sistemin zaruri parçası olmadığı bildirilmiştir. Mahkememizce de bilirkişilerin teknik yönden yapmış olduğu değerlendirmeler kabul edilmiş olup, 5.546,00 TL bedelin ayrı bir fatura düzenlenmek suretiyle davalıya gönderilmesi, makine mühendisi bilirkişinin paslanmaz tankın sözleşme içeriğinde bulunmadığını belirten görüşü, tankın su arıtma sisteminin zorunlu unsuru olmayacağı yönündeki değerlendirmesi ve yine su tankının montajı yapılmış olarak davalı tarafından su arıtma sisteminden ayrı bir şekilde kullanılıyor olması gözetilerek davacının 5.546,00 TL bedelin sözleşmenin ön ödemesi olduğu iddiası ile 500 litrelik paslanmaz tankın su arıtma sisteminin zorunlu bileşeni olduğu iddiaları mahkememizce kabul görmemiştir. Mahkememizce makine mühendisi bilirkişiye HMK 278/4 maddesi ile verilen davalı şirket iş yeri mahallinde inceleme yapma yetkisi kapsamında bilirkişinin davalı iş yerine gittiği ve davalı iş yerinde teçhizatları tespit edip fotoğrafladığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi ve hazır bulunanlar tarafından imzalanan 07/07/2022 tarihli yerinde inceleme tutanağı ile su arıtma sistemine dahil cihazların 1. Bodrum katta ambalajlı olarak bulunduğu, cihazların monte edilip de monte edildiğine dair emarenin bulunmadığı tespitleri ve çekilen fotoğraflar değerlendirildiğinde, davacı tarafından ambalajlı şekilde su arıtma cihazına ilişkin teçhizatın tesliminin sağladığı ancak teçhizatın montajı kurulumu ve devreye alınma işlemlerinin gerçekleştirilmediği anlaşılmakla davacı tarafın cihazların montajı, kurulumu ve devreye alınma işlemlerinin tamamlandığına yönelik iddiaları kabul görmemiştir. Mahkememizce dava ve takip dayanağı 03/01/2020 fatura tarihi itibariyle piyasa rayiçlerine göre dava konusu su arıtma sisteminin montaj dahil fiyatının ne kadar olduğu, montaj hariç fiyatının ne kadar olduğu hususunda makine mühendisi bilirkişiden rapor tanzim etmesi istenilmiş, makine mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, fatura tarihi itibari ile su arıtma sisteminin montaj dahil fiyatının 71.510,03 TL(10.130,00 USD), montaj hariç fiyatının ise; 66.568,57 TL (9.430,00 USD) olacağı bildirilmiştir. Bilirkişi raporundaki belirleme doğrultusunda davacının fatura bedeli için montaj hariç istediği değerin fahiş olmadığı belirlenmiş olmakla davalı tarafın sözleşme bedelinin fahiş olduğuna ilişkin iddiaları mahkememizce kabul edilmemiştir. Her ne kadar taraflar arasında ticari bir satım ilişkisi bulunmakta ise de, davacı tarafından davalıya satılacak su arıtma sisteminin münhasıran davalı hastanesine uygun hazırlanılması konusunda taraflar arasında anlaşıldığı dikkate alındığında, taraflar arasında satım sözleşmesi değil eser sözleşmesinin kurulduğu ve uyuşmazlığa eser sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Eldeki dosyada da davacı tarafından davalının hastanesine su arıtma sistemi kurulumu konusunda tarafların anlaştıkları, davacı tarafın su arıtma sistemine ilişkin teçhizatı davalının hastanesine nakliyesini gerçekleştirdiği fakat teçhizatın kurulumunu sağlamadığı bilirkişi raporları ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı taraf her ne kadar su arıtma sisteminin davalı hastanesine kurulumunun gerçekleştirildiğini belirtmişse de yerinde yapılan inceleme sonucu su arıtma sisteminin kurulumunun yapılmadığı teçhizatların ambalajlı şekilde davalının hastanesinde bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce makine mühendisinine hazırlattırılan rapora göre davacının montajı sağlanmadan nakliye edilen su arıtma sistemi teçhizatı için davalı taraftan isteyebileceği bedelin 66.568,57 TL(9.430,00 USD) olduğu tespiti mahkememizce de kabul edilmiştir. Davacı davalı hakkında Karşıyaka 2. İcra Dairesinin 2020/172 takip sayılı dosyasından 73.613,24 TL fatura alacağı, 194,12 TL işlemiş faizi üzerinden takip girişiminde bulunmuş, Mahkememize açtığı davada ise talebini 68.067,24 ile sınırlandırarak bu bedele ilişkin itirazın iptalini istemiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde davalı taraftan aldığını iddia ettiği sözleşme ön ödemesi kapsamındaki 5.546,00 TL'lik ödemeye ilişkin iddiasını ispat edemediğinden bu bedel davalı tarafından davacıya ödenmiş olarak mahkememizce kabul edilmiştir. Bu doğrultuda Mahkememizce davacı talebi ile bağlı kalınarak davalının 61.022,57 TL (66.568,57 TL montaj hariç teçhizat bedeli - 5.546,00 TL davalı tarafından ödenen bedel) bakımından haksız itirazda bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği ile teçhizat bedeli yargılama sonucu belirlendiğinden, dava açılış aşamasında likid bir alacaktan bahsedilemeyeceğinden, alacak miktarının belirli olmadığı anlaşılmakla ve yine davalı tarafın takipteki miktara ilişkin itirazının kısmen haklı olduğu gözetilerek davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir. Davalının itirazına karşılık ise; davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmeyerek davalının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2020/172 esas sayılı dosyası ile yapılan takibin 61.022,57-TL'lik kısmına yönelik haksız itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülerek devamına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
1-Davacı vekili tarafından verilen 27.09.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Yerel mahkemece taraflar arasındaki su arıtma sistemi teçhizatının satışını konu alan sözleşmenin geçerliliği kabul edildiğinde, sözleşme bedeli üzerinden hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporunda takdir edilen değer üzerinden karar verilmesinin hukuku aykırı olduğunu,
-Yerel mahkeme gerekçeli kararında görüldüğü üzere, ... ve Teknolojileri Türkiye Distribütörü olan müvekkili şirketin, davalı ... Anonim Şirketi'nin teklif isteği üzerine, davalı şirketin hastanesinde düşünülen Hemodiyaliz Salonu için, tamamen davalı şirkete özgü tasarlanan (Eser Sözleşmesi) bir proje ve teklif hazırlandığını ve 10.430-USD tutarındaki teklifin kabulü üzerine, nakliye, montaj, kurulum ve devreye alma işlemlerini kapsar şekilde davalı tarafla sözleşme akdedildiğini ve müvekkili firma tarafından 73.613,24-TL'lik e-arşiv faturası düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini,
-Yerel mahkemece yapılan tetkikat neticesinde, davalı şirketin dönem itibariyle teknik müdürü olan tanık ...'ın beyanları, davalı şirketin adresine gönderilen malzeme ve teçhizatlar yönünden tevdi mahalli tayinine ilişkin veya sözleşmenin geçersizliği hususunda davalı yanın dava açmadığı gözetilerek, dava dışı tanık ...'ın davalı şirket adına işlem yaptığının kabulü ile, taraflarınca dosyaya ibraz edilen ve son sayfasında davalı adına imzalı ve kaşeli sözleşmenin taraflar açısından bağlayıcı olduğuna hükmedildiğini,
-Yerel mahkemece, hukuken geçerli sözleşmenin, tarafları bedel (73.613,24-TL) yönünden de bağlayıcılığını hiçe sayarak; Makine mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 12/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu su arırtma sisteminin montaj dahil fiyatının 10.130 USD (10.130 x 5.9824 -fatura tarihi 03/01/2020 itibariyle dolar kuru = 60.601,72-TL x %18 KDV = 71.510,03-TL) olabileceğini, yine aynı raporda, su arıtma sisteminin montaj ücretinin 700 dolara mal olacağı, davalının itirazı nedeniyle montajın yapılamadığı, bu nedenle su arıtma sisteminin montaj hariç fiyatının 9.430 USD (9.430 X 5.9824 = 56.414,04TL x %18 KDV= 66.568,57-TL) olabileceğini kabul etme cihetine gittiğini,
-Yerel mahkemece yapılması gerekenin, davalı yanın fahiş fiyatlandırma itirazlarının bilirkişi raporu doğrultusunda değerlendirilerek, münhasıran davalı şirketin taleplerine özgü olarak tasarlanan su arıtma sisteminin (eser sözleşmesi) satış bedelinin rayice uygun olup olmadığının tespiti, tespit edilen bedelin rayice uygun olması halinde ise, huzurdaki davaya mesnet kılınan satış sözleşmesinin hukuken geçerli olduğunun kabulü ile, başka bir fiyatlandırmaya gerek duymaksızın davayı kabul etmek olması gerektiğini,
-Sözleşme bedelinin rayice uygun olduğunu, yerel mahkemece muteber görülen bilirkişi raporuna göre sabitken, hiç bir neden yokken satış bedelinin bilirkişi raporuna göre belirlenmesinin, "sözleşme serbestisi" ilkesine halel getireceğini, yerel mahkeme kararının bu yönüyle hukuka aykırı olup, işbu nedenle yeniden yapılacak yargılama ile davalarının külliyen kabulü ve mevcut kararın düzeltilerek onanması veya ilk derece mahkemesine iadesinin gerektiğini,
-Sözleşmenin ifası, karşı tarafın sözleşmeden haksız ve mesnetsiz cayma çabası nedeniyle ifa edilemediğinden, davaya konu eserin montaj edilmediği gerekçesiyle dava bedelinde 700 Amerikan Doları montaj indirime gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
-Özetle, taraflarca 73.613,24-TL üzerinden anlaşılan ve e-arşiv faturası düzenlenerek davalıya tebliğ edilen, yerel mahkemece yapılan tetkikat neticesinde, davalı şirketin dönem itibariyle teknik müdürü olan tanık beyanlarıyla da geçerliliği desteklenen anılan eser sözleşmesindeki esere yönelik, yerel mahkemece düzenlenen 05/04/2022 tarihli tensip ara kararı gereği, makine mühendisi bilirkişiden alınan kapsamlı raporda, dava konusu su arıtma sisteminin montaj dahil fiyatının 10.130-Amerikan Doları olabileceğini, fatura tarihi itibariyle piyasa rayiçlerine göre, dava konusu sur arıtma sisteminin montaj hariç fiyatının 9.430-Amerikan Doları olabileceğinin ifade edildiğini,
-Her ne kadar yerel mahkeme gerekçeli kararında, montaj işlemi yapılmadığından, haklı davasını ispat eden müvekkili firma aleyhine 700-Amerikan Doları tutarında indirim yapılmış ise de, montajın yapılamamasının nedeninin, davalı tarafın sözleşmeden cayma teşebbüsü ve dolayısıyla başlatılan icra takibine haksız ve mesnetsiz itirazından kaynaklandığını, müvekkili şirketin, yerel mahkemece tespit edilen montaj bedelinin müvekkili lehine tahakkuku ve ödenmesi halinde, montaj işlemini yapmaya hazır olduğunu,
-Müvekkili firmanın, huzurdaki davaya konu arıtma sisteminin montajına ilişkin sorumluluğundan sarfınazar etmediğini ve akdi vecibelerini yerine getirmeye hazır olduğunu, belirtilen nedenle, bilirkişi raporu ile tespit edilen 700-$'nın montaj ücretinin de müvekkili lehine tahakkuk ettirilerek, işbu nedenle yeniden yapılacak yargılama ile davalarının külliyen kabulü ve mevcut kararın düzeltilerek onanması veya ilk derece mahkemesine iadesinin gerektiğini,
-Yerel mahkemecece müvekkil firma aleyhine 5.546-TL'lik hesap hatası yapılarak karar verme cihedine gidildiğini,
-Her ne kadar 27/01/2021 tarihli Replik Dilekçelerinde, örneği dosyada mübrez, 03/01/2020 tarihli 73.613,24-TL' tutarında düzenlenen ve davalı şirkete tebliğ edilen E-Fatura sonrası, işbu faturaya davalı şirket tarafından herhangi bir itiraz gelmediği ve projenin teslimi sonrası, örneği dosyada mübrez, "... AŞ Ödemesi" açıklaması ile, 5.546-TL'lik peşinatın, müvekkili firma hesabına gönderildiği ve işbu ödemenin huzurdaki davaya konu esere ilişkin olduğunun savunulduğunu,
-Zikredilen 5.546-TL'lik ödemenin, davalı tarafça savunulduğu üzere, "500 litre paslanmaz tank için 08.01.2020 tarih G1B2020...03 nolu fatura" karşılığı ödendiğini, mezkur ödemeye yönelik faturanın, müvekkili firma tarafından dava tarihinden sonra tarafımıza teslim edilmesi neticesinde, 5.546-TL değerindeki 500 litrelik paslanmaz tanka yönelik ödemenin davaya konu ihtilafla ilgisinin olmadığına, geç de olsa vakıf olunduğunu,
-Hal böyleyken, davalı tarafça ödendiği sanılarak 73.613,24-TL'lik borca dahil edilmeyen 5.546-TL'lik ödemenin, eldeki "İtirazın İptali" davasına konu edilmemiş ve eldeki davaya mesnet kılınan icra takibi, 5.546-TL'lik ödemenin önceden yapıldığı farz edilerek, huzurdaki dava, eksik, ancak hukuka ve hakkaniyete uygun olarak, 68.067,24-TL'lik miktar üzerinden ikame edildiğini, yerel Mahkemece, huzurdaki dava ikame edilmeden, başlangıç itibariyle bir iktisadi yanılsama nedeniyle taraflarınca davaya konu edilmeyen 5.546-TL'lik miktar yönünden ikinci kez azaltmaya gidilmesi yönünde hesap hatası yapılarak, alacaklarının 68.067,24-TL olarak kabulü gerekirken, alacaklarının 61.022,57-TL olduğu yönünde hüküm kurulduğunu, belirtilen nedenle yeniden yapılacak yargılama ile davanın külliyen kabulü ve mevcut kararın düzeltilerek onanması veya ilk derece mahkemesine iadesinin gerekiğini,
-Sözleşmenin geçerliliğinin kabulü halinde, sözleşme koşulları dahilindeki alacağın likit olduğunu ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,
-Yerel mahkemece yapılan tetkikat neticesinde, davalı şirketin dönem itibariyle teknik müdürü olan tanık ...'ın beyanları, davalı şirketin adresine gönderilen malzeme ve teçhizatlar yönünden tevdi mahalli tayinine ilişkin veya sözleşmenin geçersizliği hususunda davalı yanın dava açmadığı gözetilerek, dava dışı tanık ...'ın davalı şirket adına işlem yaptığının kabulü ile, taraflarınca dosyaya ibraz edilen ve son sayfasında davalı adına imzalı ve kaşeli sözleşmenin taraflar açısından bağlayıcı olduğuna hükmedildiğini,
-Taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle muteber olduğunun kabulü halinde, huzurdaki davaya konu edilen alacağın, likit bir alacak olup, likit bir alacak yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini,
Belirterek kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, aksi kanaatte ise, işbu kararın bozularak, tekraren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2-Davalı vekili tarafından verilen 07.10.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Yerel mahkemenin delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında sözleşmede imzası bulunan dava dışı ...'ın davalı şirket yetkilisi olmasa da teknik hizmetler müdürü olduğu bu sebeple davacı şirketin yapmış olduğu işlemlerin müvekkili şirket yönünden fillen kabul edildiği gerekçesi ile yetkisizlik itirazlarının reddedildiğini, ancak bu hususu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında şirketin temsil ve imzalamaya yetkili kişiler tarafından imzalandığını, hukuken geçerli bir sözleşme bulunmadığını, davacı yanca sunulan 13.12.2019 tarihli sözleşmede imzası bulunan ...'ın ilgili tarihlerde müvekkili şirkette teknik hizmetler müdürü olarak çalışmış ise de, bu kişinin şirketi borç altına sokma ve temsil yetkisi bulunmadığını, dolayısıyla fatura alacağına dayanak yapılan sözleşmenin geçersiz olduğunu, ancak bu hususun yerel mahkeme tarafından hiç bir şekilde değerlendirilmediğini,
-Davacı tarafça ileri sürülen 5.546,00 TL peşinatın müvekkili şirketçe ödendiğini ileri sürmüş ise de, bu mesnetsiz iddianın mahkemeyi yanıltmaya yönelik olup davacıya 02.01.2020 tarihinde yapılan ödeme davacıdan satın alınan "500 litre paslanmaz tank" için 08.01.2020 tarih GIB20200000000003 no'lu 5.546,00 TL (KDV dahil) bedelli fatura karşılılığında ödendiğini, yani yapılan bu ödemenin, dava konusu uyuşmazlıkla herhangi bir alakasının bulunmadığını, yerel mahkemenin de tespitinin bu yönde olduğunu, bu sebeple mahkemenin bu kararına katıldıklarını, ayrıca yapılan yargılama sonucunda; davacı tarafından ambalajlı şekilde su arıtma cihazına ilişkin teçhizatın tesliminin sağladığı ancak teçhizatın montajı kurulumu ve devreye alınma işlemlerinin gerçekleştirilmediği anlaşılmakla davacı tarafın cihazların montajı, kurulumu ve devreye alınma işlemlerinin tamamlandığına yönelik iddialarının doğru olmadığının ortaya çıktığını, ancak devamında yerel mahkemece bilirkişiden su arıtma sisteminin montajsız ve montaj dahil piyasa rayiç bedelinin araştırılmasının istendiğini, bilirkişinin ise sistemin montaj dahil piyasa rayicinin 10.430,00 USD olduğu, sözleşmede ön görüldüğü halde yapılmayan montaj, devreye alma, test ve deneme işlemleri ile eksik montaj malzemeleri için 1.000 USD tenzili ile cihaz bedelinin 9.430,00 USD ( KDV dahil 66.568,57 TL) olabileceği yönünde görüş bildirildiğini, ancak bilirkişinin bu tespitine katılmadıklarını beyan ettiklerini, bilirkişinin dava konusu sistemin montaj dahil fatura tarihi itibarı ile piyasa rayici ve sistemin sözleşmeye uygun olup olmadığı, montaj dahil ve montaj hariç fiyatının ne olduğu hususlarında bir hesaplama yapmış ise de; söz konusu bedellerin dayanağını belirtmediğini, piyasa araştırması yapmadan geçerli olmadığını iddia ettikleri sözleşme bedelini piyasa rayici olarak kabul ettiğini, bu hesabı neye dayanarak yaptığını, hangi verileri kullandığını detaylıca açıklamadığını, cevap dilekçelerinde de belirttikleri üzere; davacı yanca satıldığı iddia edilen sistemin fiyatının, piyasa fiyatından en az üç kat fazla olduğunu, davacı ile müvekkili şirketin eski çalışanı ile işbirliği yaparak, müvekkili şirkete fahiş fiyata satmaya çalıştığını, bu itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini,
-Diğer yandan bilirkişinin cihaz üzerinde yaptığı inceleme ile; davacının cihazların nakliye, montaj ve devreye alınma işlemlerinin tamamlandığı yönündeki beyanının gerçeği yansıtmadığı, müvekkili şirketin talep ve rızası dışında bırakılan tesisat/ cihazlar davacı yanca teslim alınmadığından, halen müvekkili şirketin adresinde ambalajı açılmaksızın muhafaza edildiğinin sabit olduğunu, cihazların müvekkili şirketin adresine bırakıldığında müvekkili şirketin, bilgisi ve onayı dışında işlem yapıldığını öğrendiğini ve hemen İzmir 3. Noterliğinin 15.01.2020 tarih 1018 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, bu ihtarnamede hukuken geçerli bir sözleşme olmadığı ve bırakılan tesisat/ cihazların alınması gerektiğinin belirtildiğini, mahkemenin tevdi mahalli tayini yapılmadığı veya sözleşmenin iptali için dava açılmadığı gerekçesi ile taraflar arasındaki sözleşmeyi geçerli saymasının yerinde olmadığını, tüm bu itirazlarına ve beyanlarına rağmen yerel mahkemenin dosyayı yeniden bilirkişi raporu alınması için tevdii etmesi gerekirken eksik bilirkişi raporu ile dosyayı bu şekilde karara çıkarttığını, itirazlarını dikkate almadığını, söz konusu bilirkişi raporunun eksik olmasına ve davanın aydınlatılması yeterliliğine sahip olmamasına rağmen elverişsiz bu raporun yerel mahkemenin kararına dayanak yapılmasının hukuken doğru olmadığını,
-Karşıyaka 2. İcra Dairesinin 2020/172 takip sayılı dosyasından 73.613,24-TL üzerinden müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi sonrasında davacı haksız hukuki dayanaktan yoksun davasını 68.067,24 TL üzerinden açtığını, takibin 61.022,57 TL'lik kısmına yönelik haksız itirazın iptaline şeklinde karar verdiğini, iş bu kararın yukarıda açıkladıkları nedenlerle 61.022,57 TL'lik kısmına yönelik haksız itirazın iptaline şeklindeki kararına itiraz etmekle birlikte 7.044,67 TL için verilen ret kararına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine bir diyecekleri olmadığını,
Belirterek kararın hukuka aykırı olan kısmen kabul kısmının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın reddine, kararının icrasının istinaf incelemesi sonuna kadar durdurulmasına, incelemenin duruşmalı yapılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı taraf, davalının hastanesindeki Hemodiyaliz Salonu için su arıtma sistemleri hususunda tamamen davalıya özgü olarak proje ve teklif hazırladığını, 10.430-Amerikan Doları tutarındaki teklifin kabulü üzerine, cihazların nakliyesi, montaj, kurulum ve devreye alma işlemleri tamamladığını, ardından 73.613,24-TL'lik e-arşiv faturasını düzenleyerek davalıya tebliğ ettiğini, davalının projenin teslim ve montajından sonra 5.546,00-TL ödeme yaptığını, ancak bakiye fatura bedelini ödemediğini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.
Davalı taraf ise, davacı tarafça sunulan 13.12.2019 tarihli sözleşmede imzası bulunan ...'ın davalının teknik hizmetler müdürü olduğundan davalıyı borç altına sokma ve temsil yetkisi bulunmadığından taraflar arasında hukuken geçerli bir sözleşme bulunmadığını, sözkonusu sözleşmedeki fiyatların piyasa fiyatından en az üç kat fazla olduğunu, davacının usulüne uygun olarak faturayı tebliğ etmediğini, sözkonusu faturayı ticari defterlerine işlemediklerini, davacıya yapılan 5.546,00TL'lik ödemenin dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olmadığını, davacının tesisat/ cihazları getirip bırakması üzerine ihtarname çekilerek tesisat/cihazları almasının ihtar edildiğini, ancak davacının bunları teslim almadığından halen muhafaza edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
6098 sayılı TBK'nın 40. maddesi 1. fıkrasında, yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçlarının doğrudan doğruya temsil olunanı bağlayacağı hükmü getirilmiştir. Buna göre yetkili temsilci tarafından yapılan hukuki muamelede doğan alacak ve borçlardan, temsil olunan sorumlu olacaktır. Taraf adına hukuki muamelede bulunan kimse yetkili değilse, imzalayan şahsın şahsen sorumluluğu söz konusu olur ise de temsil edildiği taraf sorumlu tutulamayacaktır. Ancak aynı Yasa'nın 46. maddesinde bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir işlem yapması halinde, bu işlemin ancak onandığı takdirde temsil olunanı bağlayacağı kabul edilmiştir. Bu madde uyarınca bir kimse yetkili olmadığı halde başkası adına bir hukuki işlem yapmış ise temsil olunanın sonradan icazet vermesi ya da yapılan hukuki işlemi benimsemesi halinde, baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlayıcı olacaktır. Yetkisiz temsilcinin yaptığı işleme ya da sözleşmeye temsil olunan tarafından verilen onay, biçime bağlı olmayan, yönetilmesi gerekli tek yanlı bir irade bildirimi olup, açık olabileceği gibi örtülü de olabilir.
Davacı yüklenici tarafından verilen teklif davalı iş sahibinin teknik hizmetler müdürü olarak görev yapan ... tarafından kabul edilmiş ise de; davacı tarafça davalı şirketin adresine gönderilen malzeme ve teçhizatlar yönünden davalının tevdi mahalli tayini veya sözleşmenin geçersizliği konusunda dava açmadığı gibi davacı tarafça davalı tarafa gönderilen su tankının bedelinin davalı tarafça ödenmesi karşısında TBK'nın 46. Maddesine göre davalının davacıyla yapılan sözleşmeyi benimsediği ve sonradan icazet verdiği anlaşıldığından taraflar arasında kurulan eser sözleşmesinin geçerli olduğu ve davalıyı bağlayacağına yönelik Mahkemenin kabulünde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Somut olayda davacı yüklenici tarafından eser sözleşmesi kapsamında sözleşmeye konu su arıtma cihazına ilişkin teçhizatın tesliminin sağlandığı ancak teçhizatın kurulumu ve devreye alınma işlemlerinin gerçekleştirilmediği, dosyada mevcut denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre sözleşmeye konu su arıtma sisteminin fatura tarihindeki piyasa rayiçlerine göre montaj dahil fiyatının 71.510,03 TL(10.130,00 USD), montaj hariç fiyatının ise; 66.568,57 TL (9.430,00 USD) olacağının belirtildiği; davacı yüklenicinin sözleşmeye konu su arıtma cihazına ilişkin teçhizatın tesliminin sağladığı ancak teçhizatın kurulumu ve devreye alınma işlemlerini gerçekleştirmediğinden davalı iş sahibinden montaj hariç 66.568,57 TL'yi talep edebileceği; davacı yüklenicinin davalı iş sahibi tarafından yapılan 5.546,00-TL'lik ödemeyi mahsup ederek bakiye bedel üzerinden itirazın iptali davasını açtığı; itirazın iptali davasının takip talebine sıkı sıkıya bağlı olduğundan Mahkemenin taleple bağlı kalınarak davacının "davalı ödemesi olarak kabul edip fatura bedelinden mahsup ettiği 5.546,00-TL'yi" davacı alacağından mahsup etmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu husustaki davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla borç miktarının Kanunda gösterilen orandan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez. Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. (Yargıtay 6.HD 2023/1833 Esas ve 2024/1433 Karar sayılı kararı)
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği ile davacı yüklenicinin alacağı olup olmadığının yargılama sonucu belirlendiğinden alacağın likid olmadığı anlaşıldığından Mahkemece yasal şartları oluşmadığından davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi usule ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.09.2022 tarih ve 2022/193 Esas, 2022/568 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 4.168,45 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam (80,70 TL + 962,00 TL) 1.042,70 TL harcın mahsubu ile kalan 3.125,75 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davalı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.