T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1379
KARAR NO : 2025/756
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/568
KARAR NO : 2019/793
DAVA TARİHİ : 24/05/2017
KARAR TARİHİ : 19/06/2019
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 22.05.2025
KARARIN YAZ. TARİH : 18.06.2025
İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 19.06.2019 tarih ve 2017/568 Esas, 2019/793 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; 05/01/2016 tarihli satış sözleşmesinde sözleşme'nin konusu olarak geçen MR cihazı sistemi davalı tarafından davacıya satıldığını, davacı müvekkili tıp merkezi davalıdan 05/01/2016 tarihli satış sözleşmesi ile KDV dahil 318.600,00 TL bedel ile ...MR Cihazı Çalışır Vaziyette Sistemini satın aldığını, MR cihazı sistemine ilişkin taraflar arasında bulunan satış sözleşmesine göre davalı tarafından üzerine düşen yükümlülükler yerine getirilmediğini, sistem kurulumu teslimi eğitimi verilmediğini, davalı tarafındantutulan 1158 numaralı servis tutanağında ssistemin montajının tamamlanmadığını, çalıştırılmadığı ve ileride çalşıtırılacağı belirtildiğini, montajın hiçbir zaman tamamlanmadığını, Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/58 D.İş. Sayılı dosyasından yapılan tespitte cihazların eksik monte edildiğini, gayri faal ve işlevlerini yapamaz olarak durduğunun tespit edildiğini, davalı aleyhine tespit davası açıldıktan sonra piyasada cihazı çalıştırmak için farklı teknik servislere başvurulduğunu, nacak cihazın çalışmasının mümkün olmadığının anlaşıldığı, davalı tarafından cihazın çalıştırılması da istenildiği ancak davalı yanın da cihazı çalıştırımadığına dair rapor tuttuğunu, ayrıca Kemik Densiometri Cihazı başka bir teknik servis tarafından yapıldığı için davalıdan bedeli alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin gerektiğini ileri sürerek, sonuç olarak dava konusu 318.600,00 TL değerindeki MR Cihazı Makine ve sistem bedelinin ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının söz konusu MR Cihazı makine ve sistem bedelini faizi ile birlikte ödemesi ön şartı ile cihazın davacının tıp merkezine zarar vermeden sökülerek iade alınması şartının gerçekleşmesi halinde cihazların davalıya teslim edilmesini, terditli olarak 1. talep hakkında mahkeme aksi kanaatte olması halinde, MR Chizaı sisteminin kurulumu ve yeniden çalıştırılması için gerekli servisin bilirkişi tarafından belirlenerek gösterilmesi ve MR cihazının kurulumu ve çalıştırılması için gerekli bedelin tespit edilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesini, dava konusu Kemik Densimotre cihasının tamiri için yapılan 7.800,00 TL'lik masrafın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın iddialarının yersiz olduğunu, eğer ortada bir ayıp varsa ayıp ihbarının TTK'da şekle tabi kılındığını, her iki tarafında tacir olduğunu, TTK hükümlerince kendilerine yüklenmiş bazı külfetleri ve sorumluluklarının bulunduğunu, dava konusu cihazların yaklaşık bir buçuk yıldır davacı şirketin uhdesinde bulunduğunu, üzerinden bu kadar süre geçmesinin, davacının hatası ile çalışamaz vaziyete geldiğinin düşünüldüğünü, davacı şirketin kötüniyetli olduğunu, 13/02/2016 tarihli teknik servis raporunda cihazların eksikliklerden dolayı çalıştırılamadığının beyan edildiğini, cihazın çalışmaması ile ilgili eksiklerden biri elektrik olduğunu, bunun davacı yanın sorumluluğunda olduğunu, ikinci eksikliğin ise kurşun kaplamaya ilişkin olup sadece tomografi ve mamografi cihazı için gerekli olan ve odadan X ışınının dışarıya çıkmasını engelleme amaçlı yapılan bir işlem olduğunu, bunun da davacının sorumluluğunda olduğunu, bu eksiklikleri müvekkili firmaya yüklemenin mümkün olmadığını savunarak, sonuç olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 19.06.2019 tarih ve 2017/568 Esas, 2019/793 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...... Densiometre cihazı ile ilgili yapılan keşif sırasında cihazın çalışır durumda olduğunun tespit edildiği, bu cihaz ile ilgili davalı tarafa verilen garanti süresi içinde herhangi bir başvuru olmadığı ve bu cihaz ile ilgili tamir bedelinin istemine ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği, ...... Marka MR cihazı yönünden ise; davalı şirket tarafından sistemin hazırlığı ve kurulumunu tam anlamı ile yapmadığı, bununla bağlantılı sözleşmede kararlaştırıldığı gibi teknisyen eğitimini de verilmediği, yine 24 ay boyunca servis ve yedek parça garantisi yükümlülüğünün de yerine getirilmediği, davalı tarafından 1158 numaralı teknik servis raporunda öne sürülen eksikliğin davacı tarafından tamamlanmasına karşın, yani davacı tıp merkezinin 09/11/2016 tarihinde faaliyet izin belgesini almasına rağmen davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediği, 24 aylık garanti süresi içinde davacı tarafından 07/12/2016 tarihli ihtar ile cihazların kurulumunun yapılması talebinin de sonuçsuz kaldığı, ayrıca Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/58 D.İş. Sayılı dosyasında yapılan tespitte de cihazların eksik monte edildiğinin belirlendiği, 22/03/2017 tarihinde taraflarca cihazın çalıştırılamadığına dair tutanak tutulduğu, bu tutanaklara göre bazı teknik parçaların davacıdan alındığı ancak tekrar davacıya iade edildiğinin ve cihazın çalışmadığının belirlendiği, diğer bir ifadeyle dava konusu MR cihazını davalı tarafında çalıştıramadığı, hal böyle olunca davacı tarafından Adana 9. Noterliğinin 20/04/2017 tarih ve 05674 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile cihazın iade alınarak bedelinin ödenmesinin talep edildiği anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabulü ile; 318.600,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ...... Marka MR cihazının davalıya iadesine, ... Densiometr cihazı ile ilgili talebin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
1-Davalı vekili tarafından verilen 09.09.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Davacı yanın dava konusu ...marka ... MR cihazı 05.01.2016 tarihli satış sözleşmesi ile müvekkilinden almış olup bu ticari ilişkiye ilişkin aynı tarihte 7635 numaralı fatura keşide edildiğini, davacı tarafın öncelikle dosyada mübrez, MR cihazının kurulumunun yapılmadığı ve almış oldukları cihazların arızalı olduğunu bildiren Adana 18. Noterliği’nin 07.12.2016 tarih ve 14838 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek müvekkili firmaya gönderdiğini, iş bu ihtarnameye cevaben Karşıyaka 5. Noterliği’nin 23.12.2016 tarih ve 37337 yevmiye numaralı ihtarnamesinin de müvekkili firma tarafından keşide edilerek davacı tarafa gönderildiğini, sonrasında ise davacı tarafça Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016 / 58 D. İş sayılı davası açıldığını, bu tespit dosyası kapsamında alınan raporun müvekkili firmaya gönderildiğini ve buna karşılık da yasal süresi içerisinde müvekkili firma tarafından itirazlar sunulduğunu, ardından davacı tarafın önceki talepleri ile aynı talepleri içerir ve ayrıca Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/58 D.iş sayılı dosyasında yapılan tespiti de ihbar niteliğinde olan Adana 9. Noterliği’nin 20.07.2017 tarih ve 5674 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini ve müvekkiline gönderdiklerini, iş bu ihtarnameye cevaben de yine müvekkili firma tarafından Karşıyaka 5. Noterliği’nin 02.05.2017 tarih ve 12521 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, son aşamada ise davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine 24.05.2017 tarihinde İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2017 / 568 E. sayılı davanın ikame edildiğini,
-Öncelikle İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017 / 568 E. sayılı dosyası kapsamında bulunan cevap ve delil dilekçelerini, beyanlarını ve bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerini aynen tekrar ettiklerini,
-Dava konusu cihazın müvekkili firma çalışanları tarafından davacı firma yetkililerine sağlam bir şekilde teslim edildiğini, bu durumun her iki taraf yetkilerince 1158 numaralı teknik servis raporu ile imza altına alındığını, bu durumun davacı yanın da kabulünde olup söz konusu teknik servis raporunda cihazın “sağlam olarak teslim edildiği” ve ayrıca “elektrik, kurşun kaplama gibi eksikliklerden (bu eksikliklerin davacı altyapısından kaynaklandığı bellidir) dolayı cihazların çalıştırılamadığı”nın da belirtildiğini, ihtilaf olmadığı üzere söz konusu eksikliğin tamamen davacının sorumluluğu altında olan bir eksiklik olup belirtildiği üzere müvekkili şirket çalışanlarının kurulum amacıyla geldiği sırada MR cihazına verilecek elektriğe ait panonun çok uzakta olduğu hususunu davacı şirket yetkililerine bildirildiğini ve elektrikçi marifetiyle bu sorunun çözümlenmesinin istenildiğini, ikinci eksik hususun ise hayati önem taşıyan kurşun kaplama ile alakalı husus olduğunu, bu eksikliğin tıbbi cihazlar için gerekli olan ve odadan X ışınının dışarıya çıkmasını engelleme amaçlı bir işlem olduğunu ve tamamen davacı tarafın sorumluluğu altında olduğunu, hal böyle iken dosya kapsamında da görüleceği üzere davacı yan söz konusu cihazın alım tarihinin ve teknik servis raporunun düzenlenme tarihinin üzerinden neredeyse bir yıl gibi bir zaman geçmesinin ardından ihtarname keşide ederek müvekkiline gönderdiğini, bunun öncesinde müvekkili şirkete dava konusu cihaz ile ilgili herhangi bir şekilde bildirimde bulunmadığını, bu bağlamda kabul anlamına gelmemek üzere eğer karşı tarafın iddia ettiği gibi bir ayıp durumu söz konusu ise belirlenen süreler içerisinde bu durumun müvekkili şirkete bildirilmesi gerektiğinin kanunlar ile düzenleme altına alındığını, davaya konu olayda her iki tarafın da tacir olup bu sebepten dolayı mevcut uyuşmazlığa TTK ve TBK hükümleri uygulanacağını, iş bu kanunlar kapsamında; TTK 23/c maddesinde ''Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür...'' denildiğini, iş bu kanuni düzenleme ışığında davacı tarafça müvekkili şirkete ayıpla ilgili yasal süreler içerisinde herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, bilindiği ve belirtildiği üzere ayıp ihbarının hukuk sistemimiz içerisinde süreye tabi kılınmış olup süresi içerisinde yapılmamış ihbarın hiçbir öneminin bulunmadığını, ayrıca somut uyuşmazlıkta her iki tarafın da tacir olduğunu ve bu sebepten ötürü TTK hükümleri gereğince tacirlerin basiretli davranma yükümlülükleri olduğunu, TTK madde 18/3. Maddesinde ’''Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.'' denilerek dava konusu ihbarın nasıl yapılması gerektiğinin düzenleme altına alındığını, karşı tarafça bu şekle de uygun herhangi bir ihbar yapılmadığını, yine TTK madde 18/2 hükmüne göre ; ''Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.'' denildiğini, iş bu kanun uyarınca davacı şirketten basiretli bir tacir gibi davranması ve satın aldıkları ürünleri kanuni düzenlemeler içerisinde ve kanuni süreler içerisinde kontrol edip, herhangi bir ayıp söz konusu ise bu durumu kanunun öngördüğü şekil şartına uyarak ve kanuni süreler içerisinde karşı tarafa bildirmesinin gerektiğini, fakat davacının basiretli tacir gibi davranmadığını ve kabul anlamına gelmemekle birlikte ayıp iddialarını müvekkili şirkete usulüne ve sürelerine uygun bir şekilde bildirmediğini, dava konusu cihazların yaklaşık 1 yıldır karşı taraf şirket uhdesinde bulunmakla beraber ayıp ihbarı için kanunun öngördüğü sürelerin geçtiğini, cihazların satış ve tesliminden bu kadar süre geçtikten sonra müvekkili şirket adına böyle bir dava ikame edilmesinin karşı tarafın kendi kusurundan dolayı cihazlarda problem yaşadıklarını akla getireceğini ve kötü niyetli olduğunu göstereceğini, ancak bu iddia ve savunmalarının yerel mahkemece hiçbir aşamada değerlendirmeye alınmadığını, yerel mahkemenin sadece davacı yanın 09.11.2016 tarihinde faaliyet izin belgesi almasına rağmen müvekkilince edimin yerine getirilmediğinden bahisle eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verdiğini, ayrıca cihazın davacı firmaya teslim edildiği tarih ile davacı tarafından başlatılan hukuki süreçte cihazın akıbeti belli olmayıp davacının uhdesinde ve bu nitelikte bir cihazın en küçük bir hatada işlevini yerine getiremeyecek nitelikte olduğunu, bu süre zarfında cihazda meydana gelecek kusurların tamamen davacı yana ait olup bu itirazlarının da yerel mahkemece dikkate alınmadığını,
-Yerel mahkeme tarafından yanlış değerlendirildiğini düşündükleri bir diğer hususun ise 06.05.2019 düzenleme tarihli bilirkişi raporunun yerel mahkemece karar vermeye yeterli ve elverişli bulunup hükme esas alınması hususu olduğunu, ayrıca taraflarınca bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi heyetince dava konusu cihazlar üzerinde hiçbir teknik inceleme yapılmadığını, yalnızca dosya içerisinde bulunan evraklar üzerinden bir değerlendirme yapılmaya çalışıldığını, yapılan bu değerlendirmelerin de eksik olduğundan hatalı sonuca ulaşıldığını, yalnızca evrak üzerinden değerlendirme yapıldığı rapordaki ''..dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde .... yazışmalardan MR cihazının kurulumunun yapılmadığı görülmüştür.'' şeklindeki ifadelerden de kolaylıkla anlaşılabileceğini, bilirkişilerce mevcut durumun tespitinden öteye gitmeyen bir inceleme yapıldığını, teknik yönden ise hiçbir inceleme yapılmadığını, oysa bilirkişilik kurumundan beklenilenin; işlerinin ve uzmanlıklarının gereği olarak MR cihazı üzerinde teknik anlamda ve detaylı bir inceleme yapıp satıcı ve alıcı üzerindeki sorumlulukların gereği gibi yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesi hususu olduğunu, ancak bilirkişilerce her iki taraf açısından hiçbir teknik inceleme yapılmadan rapor düzenlenerek dosyaya sunulduğunu, ancak yukarıda da bahsettikleri üzere davacı taraftan kaynaklanan eksiklikler (kurşun kaplama ve elektrik) sebebiyle cihazın çalıştırılamadığını, bilirkişi heyetince karşı taraftan kaynaklanan iş bu eksiklikler üzerinde hiç inceleme yapılmadığını, bu sebepten dolayı da alıcının yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususunun tespit edilmediğini, bu nedenle daha önce dosyada mübrez bilirkişi raporuna itirazlarından dolayı hatalı buldukları bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, ancak bu itirazlarının da yerel mahkemece değerlendirilmediğini,
Belirterek İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/568 E. sayılı dosyası kapsamında verilen kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2-Davacı vekili tarafından verilen 13.09.2019 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Davalının istinaf istemi süresi içerisinde yapılmadığından reddinin gerektiğini,
-Sözleşme gereği sistemin teslimi davalı tarafından hiçbir zaman yapılmadığını, davalı “teslim” yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden ayıp ihbarından veya garanti süresinin başladığından bahsedilemeyeceğini, TTK 23/1-C maddesi ayıp ihbar süresini teslimden itibaren başlattığını, davalının, sistemi kurup cihazı hiçbir zaman çalıştıramadığından zaten ayıptan en başından itibaren haberdar olduğunu, sözleşme gereği davalının yükümlülüğünün basit bir mal teslimi değil sistemin kurularak tesliminden ibaret olduğunu, davalının istinaf sebeplerinin mesnetsiz olup, yerel mahkemece cihaz bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi kararının hukuka ve kanuna uygun olup, hukuka ve kanuna aykırılık faiz taleplerine rağmen, faiz konusunda karar verilmediğini, davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini,
-Davacı müvekkili tıp merkezinin davalıdan “05.01.2016 tarihli satış sözleşmesi” ile KDV dahil 318.600,00 TL bedel ile “...MR Cihazı Çalışır Vaziyette Sistemini” satın aldığını, MR cihazına ilişkin 05.01.2016 tarihli satış sözleşmesinde sözleşme konusu: “Alıcı’nın talepte bulunduğu sistem’in, satıcı tarafından temini ve satışı” olarak belirtildiğini, MR cihazına ilişkin satış sözleşmesinin konusunun “sistem” olduğu taraflar arasındaki sözleşmede açıkça belirtildiğini, aynı şekilde sözleşme diline bakıldığında “Sistem’in ödeme koşulları=…banka havalesi olarak” şeklinde ifadeler bulunduğunu, buna göre sözleşme ile davalı tarafından davacıya basit bir mal değil, çalışır vaziyette sistemin temin edeceğinin anlaşılacağını, dava konusu ürünlerin faturası kesilmiş olmasına rağmen sistemin teslimi hiçbir zaman yapılmadığını, davalının teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı tarafından tutulan 1158 numaralı servis tutanağında “...MR Cihazı odaya yarı montaj olarak kurulumu yapıldı” şeklinde ifadede bulunduktan sonra “Elektrik,Kurşun Kaplama v.b. eksikliklerden dolayı cihazlar çalıştırılamadı.Eksiklikler giderildiğinde tekrar gelinecek cihazlar çalıştırılacak” şeklinde ibarede bulunulduğunu, görüldüğü gibi davalı şirket MR cihazı sistemini teslim ederken teknik servis raporunda eksikliklerden dolayı cihazların çalıştırılmadığını, eksikler giderildiğinde tekrar gelerek cihazları çalıştıracağını ifade ettiklerini,
-Davalı şirketin sürekli olarak davacı müvekkilini oyaladığını, eksiklikleri gidermediğini ve dava konusu MR Cihazı sistemini çalıştıramadığını, davalı şirketin tıp merkezi açıldıktan sonra sistemi kurarak diğer tüm yükümlülüklerini yerine getireceğini ifade ettiğini, ancak davacı tıp merkezinin 09.11.2016 tarihli faaliyet izin belgesini alarak çalışmaya başlamasına rağmen davalı tarafından işbu yükümlülüklerin yine yerine getirilmediğini ve davacı müvekkilinin oyalanmaya devam edildiğini, davalının sözleşmeden kaynaklı diğer yükümlülüklerini de yerine getirmediğini,
-Adana 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/58 D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda: “MR ve Kemik Dansitometre cihazlarının…eksik monte edilmiş vaziyette olduğu,ancak montajın tamamlanmadığı,her iki cihazın da gayri faal ve işlevlerini yapamaz olarak durduğu tespit edilmiştir” şeklinde rapor düzenlendiğini, davalı şirketin sistem kurulumunu yaparak davacıya sistemi teslim ettiğine dair hiçbir tutanağı mahkemeye ibraz edemediğini, davalı şirketin üzerine düşen yükümlülük olan sistemin kurulumu ve davacıya tesliminin gerçekleşmediğini, bu sebeple davalının TTTK 23/1-c maddesine dayanamayacağını, zira TTK 23/1-c maddesi “malın ayıplı olduğu teslimi sırasında” ya da “teslimi sonrasında” şartlarının yerine getirilmesinden sonra bir süre kararlaştırıldığını, davalının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülük olan sistemi davacı müvekkiline teslim edip hiçbir zaman çalıştıramadığından, davalının sözleşme gereği üzerine düşen sistemin kurulumunun teslimi yükümlülüğünü ifa ettiğinden bahsedilemeyeceğini, bu sebeple davalının ayıp ihbar süresinin geçirildiğini iddia edemeyeceğini, davalının sistemi kurup, tek bir sefer bile çalıştıramadığından sistemin teslimden itibaren ayıp ihbarında bulunulmadığı savunmasında bulunmasının hayatın olağan akış ve mantık kurallarına aykırı olduğunu, üstelik davalıya 07.12.2016 tarih ve 01438 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini,
-Davalı şirketin dava konusu sistemi ilk günden itibaren kurmayıp davacıya teslim edemediğinden ağır kusurlu olduğunu, zira dava konusunun özellikle MR cihazı sisteminin kurulması teknik bilgiyi gerektirdiğini, bu durumda davalının teknik bilgisi ile cihazı kurup teslim etmemesinin ağır kusurunu ifade ettiğini, davalının ağır kusurlu iken ayıbın kendisine süresinde bildirilmemesini bahane ederek sorumluluktan kurtulamayacağını, yerel mahkeme tarafından da davalı şirket tarafından sistem hazırlığı ve kurulumunun tam anlamıyla yapılmadığı denilmek suretiyle kararın gerekçelendirildiğini,
-Yerel mahkeme tarafından keşif yapıldığını, denetime açık ve karar vermeye elverişli rapor alındığını, kısmen kabul kararında faiz belirlenmemesine ilişkin istinaf sebeplerini tekrarla, kısmen kabul kararına konu ...Marka MR cihazı yönünden, davalı şirket tarafından sistemin hazırlığı ve kurulumunun tam anlamıyla yapmadığını, bununla bağlantılı sözleşmede kararlaştırdığı gibi teknisyen eğitimi de verilmediğini, yine 24 ay boyunca servis ve garanti yükümlüğünün yerine getirilmediğini, davalı tarafından 1158 numaralı teknik servis raporunda öne sürülen eksikliğin davacı müvekkili tarafından tamamlanmasına karşın yani müvekkili tıp merkezinin 09.11.2016 tarihinde faaliyet izin belgesini almasına rağmen davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 24 aylık garanti süresi içinde müvekkili tarafından 07.12.2016 tarihli ihtar ile cihazların kurulumunun yapılması talebinin de sonuçsuz kaldığını, ayrıca Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/58 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespitte de cihazların eksik monte edildiğinin tespit edildiğini, 22.03.2017 tarihinde taraflarca cihazın çalıştırılamadığına dair tutanak tutulduğu, bu tutanaklara göre bazı teknik parçaların müvekkilinden alındığını, ancak tekrar müvekkiline iade edildiğinin ve cihazın çalışmadığının belirlendiğini, diğer bir ifade ile dava konusu MR cihazının davalı tarafından da çalıştırılamadığı gerekçeleriyle kısmen kabul kararı hakkında doyurucu, neden, nasıl ve hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği belirtilmek suretiyle davanın kısmen kabule ilişkin esası hakkında hukuka ve kanuna uygun karar verdiğini,
-Bu sebeplerle yerel mahkemenin, davaya konu MR cihazı sistem bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi hususunda işin esasına ilişkin kısmen kabul kararında hukuka ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığını, ancak yerel mahkemenin aşağıda ve 30.05.2019 tarihli istinaf dilekçelerinde de ifade ettikleri üzere, dava dilekçelerinde açıkça faiz talebinde bulunmuş olmalarına rağmen faiz konusunda karar vermediğini, bu husus hakkında esasa ilişkin yeniden yargılamayı gerektirmeyen bir bozma sebebi olup, davalının kısmen kabul kararının esasına ilişkin istinaf isteminin reddinin gerektiğini,
-Dava dilekçelerinde açıkça dava konusu alacaklara faiz isteminde bulunmalarına rağmen yerel mahkemenin faiz konusunda karar vermediğini, kararın bu açıdan ortadan kaldırılması gerektiğini, dava dilekçelerinin sonuç ve istem kısmında açıkça "Dava konusu 318.600,00 TL değerindeki MR Cihazı makşne ve sistem bedelinin ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi" talebinde bulunduklarını, ancak yerel mahkemece faiz taleplerine ilişkin hiçbir karar vermediğini, mahkemenin, tüm taleplerine ilişkin olarak tek tek hüküm kurmasının gerektiğini, bu sebeple her halükarda kurulan hükmün HMK md 297' ye aykırı olması sebebi ile her halükarda kaldırılmasının gerektiğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde ilgili emsal Yargıtay kararlarına değinildiğini,
-Kemik densimotre cihazının hasarlı halde davacı şirkete getirildiğini, bu makinenin davacı şirketin farklı servislerden aldığı destek ile onarıldığını, yine bilirkişi raporunda da bu cihazın davacı şirketin yaptığı masraflar sonucu çalışmakta olduğunun tespit edildiğini,
-Taraflar arasından imzalanmış olan 29/10/2015 tarihli satış sözleşmesinde "... densitometre" cihazının çalışır durumda hemen teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davaya konu Kemik Densimotre cihazının kurulumu da diğer dava konusu yapılan MR cihazı gibi eksik bırakıldığını, davalı şirketin kemik densimotre cihazını sözleşmede belirtildiği şekilde teslim edemediğini bildiğini, davacı şirketin gün be gün artan zararını engellemesinin tek yolu piyasadaki diğer servislerden onarım hizmeti aldığını,
-Davaya konu kemik densitometre cihazı davacı şirketin elinde arızalanmadığını, davalı tarafından arızalı şekilde teslim edildiğini ve tamir edilemediğini, yerel mahkemenin "garanti süresinde başvuru olmadığı" gerekçesi ile tamirat bedelini davalıya yüklememesinin kabul edilemeyeceğini, davalı şirketin zaten adı geçen ürünü sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde davacıya teslim edemediğini, dolayısı ile ürünün garanti süresinin hiç başlamadığı, davalının edim yükümlülüğünü yerine getiremediğinin kabul edilmesi gerektiğini,
-Davacı müvekkilinin, davalının eksik bıraktığı hizmetlerini, yukarıda açıklanan şekillerde tamamlamaya çalıştığını ve bu şekilde, kemik densimorte cihazının kurulumu dava dışı bir firma tarafından sağlandığını, bu cihazın aslında davalı tarafından çalışır vaziyette teslim edilmesi, kurulumu ve montajının bu şirket tarafından yapılmasının gerektiğini, ancak yapılmadığını,
-Davaya konu kemik densitometre cihazı alındığı tarihten davacı tarafından onarıldığı tarihe kadar çalıştırılamadığını, aslında davalı şirketin, kötüniyetle pert niteliği taşıyan cihazları davalıya satmış bu nedenle de makinaları çalıştıramadığını, davalının kötüniyetine rağmen davacı zararının artmaması, işinin yürümesinin sağlanması için ürünün tamirini sağlayarak davalı ve kendisi için olabilecek en düşük masraf ile sorunu çözdüğünü,
-Bilirkişi heyeti tarafından yerinde yapılan tespit ile birlikte ürünün davacı şirketin kendi imkanları tarafından onardığı, onarım bedelinin piyasa koşullarına uygun olduğu da tespit edildiğini, kemik densimotre cihazının onarım masrafının davalıdan alınması gerektiğini, yerel mahkeme kararının bu yönü ile kaldırılmasının gerektiğini,
-Yerel mahkeme kararını dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna dayandırdığını, kararda "bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir." denildiğini, buna rağmen raporun aksine kemik densitometre cihazı onarım bedeli talebimizin reddine karar verilmesinin çelişkili ve hatalı olduğunu,
-Yerel mahkemenin kararını dayandırdığı bilirkişi raporunda davaya konu kemik densitometre cihazının davacının çabaları ile çalıştırıldığının tespit edildiğini, işbu davayı açmadan önce açtıkları Adana 3. SulhHukuk Mahkemesi' nin 2016/58 D İş sayılı tespit dosyasında; "MR ve Kemik Densitometre cihazlarının eksik monte edilmiş vaziyette olduğu montajın tamamlanmadığı" tespiti yapıldığını, görüldüğü üzere davalı şirketin kemik densitometre cihazının montajını yapamadığını, makinayı çalıştıramadığını, olayda garantiye ilişkin şartların uygulanması için öncelikle davalı tarafından cihaz kurulumlarının sağlanması ve ürünlerin davacı tarafından bir kez de olsa kullanılmasının gerektiğini,
-Bu hususların dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, ilk derece mahkemesi raporunun haklı ve yeterli bularak hüküm kurduğunu, ilk derece mahkemesinin, hükmün dayandırdığı teknik bilirkişi raporuna aykırı şekilde karar veremeyeceğini, bu hususun da başlı başına bir usule aykrıılık teşkil ettiğini,
Belirterek kararın kısmen ortadan kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Taraflar arasında 29.10.2015 tarihli "2.el ... Densitometre cihazının satımı ve kurulumu" ile 05/01/2016 tarihli " 2.el ...... MR Cihazı'nın satımı ve kurulumu" sözleşmeleri yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kurma (montaj) koşuluyla yapılan satışlarda satıcı sattığı malı alıcının gösterdiği yere kursa dahi aralarındaki ağır basan ilişki satış sözleşmesidir. Burada kurma koşulu, satış sözleşmesi içerisinde -satıcı yönünden - bir yan edim yükümlülüğü olup, bağımsız olarak da talep ve dava edilebilir. (SELİMOĞLU, Yaşar Engin:Eser Sözleşmesi, Ankara 2021 sayfa 47.) Bu kapsamda taraflar arasında yapılan 2 adet sözleşme satış sözleşmesi olup; davacı alıcı, davalı ise satıcıdır.
Davacı alıcı, davalı satıcının 05/01/2016 tarihli satış sözleşmesine konu ...MR cihazının montajını tamamlamadığını, sistemin kurulumu, teslimi ve eğitimini vermediğini, bu nedenle ...MR cihazının çalıştırılamadığını; yine 29.10.2015 tarihli satış sözleşmesiyle davalı satıcıdan satın alınan 2.el Kemik Densitometre cihazının da davalı satıcı tarafından montajının tamamlanmadığını, eksiklikler giderilerek çalıştırılmadığını; davalıya ihtarname çekilmesine rağmen edimlerini yerine getirmediğini, 2.el Kemik Densitometre cihazının dava dışı firmaya onarımı yaptırılarak kullanıldığını belirterek ...MR cihazının iade alınarak ödenen 318.600,00TL satış bedelinin iadesini, aksi takdirde ...MR cihazının kurulumu ve çalıştırılması için gerekli bedelin davalıdan tahsili ile 2.el Kemik Densitomotre cihazının tamiri için yapılan 7.080,00TL masrafın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
6098 sayılı TBK'nın 207.maddesine göre satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.
Somut olayda; davacı alıcı tarafından satım bedellerinin ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı tarafından düzenlenen 1158 numaralı teknik servis raporunda dava konusu 2.el ...MR cihazının ve 2.el kemik Densitometre cihazının yarı montaj olarak kurulumunun yapıldığı, elektrik kurşun kaplama vb eksikliklerden dolayı cihazların çalıştırılmadığı, eksiklikler giderildiğinde tekrar gelineceğinin rapor edildiği; davacı tarafından davalıya çekilen Adana 18. Noterliğinin 07/12/2016 tarihli ve 014838 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözkonusu cihazların 10 gün içerisinde kurulumunun yapılmasını ve arızasının giderilmesinin talep edildiği, davalı tarafından Karşıyaka 5. Noterliğinin 22/12/2016 tarih ve 37337 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu cihazlara ilişkin servis hizmetinin bedel karşılığında verilebileceğinin bildirildiği; davacı tarafından Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/58 D.İş. Sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti neticesinde düzenlenen raporda dava konusu 2 cihazın montajlarının tamamlanmadığı, her iki cihazın da gayri faal ve işlevlerini yapamaz olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen Adana 9.Noterliği'nin 20.04.2017 tarih 5674 yevmiye nolu ihtarnameyle dava konusu MR cihazıyla ilgili sözleşme feshedilerek cihazın iade alınarak satış bedelinin ödenmesi ve Kemik Densitometre cihazının onarım bedelinin 3 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği; Mahkemece talimat yoluyla yapılan keşif neticesinde düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda da dava konusu iki cihazın çalışır vaziyette olmadığı, 2.el Kemik Densitometre cihazının davacı tarafından kendi imkanları ile dava dışı firmaya onarıldığı, onarım bedelinin piyasa koşullarına uygun olduğunun belirtildiği; buna göre satış sözleşmesine konu 2 adet cihazın ayıplı olduğu, ayıbın süresinde davalıya ihbar edildiği, davalı satıcının TBK'nın 227.maddesi uyarınca satılanın ayıplarından sorumlu olduğu; bu kapsamda davacı alıcının çalışır vaziyette olmayan 2.el ...MR cihazından yararlanması mümkün olmadığından davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanarak bedel iadesi talebinde ve 2.el Kemik Densitometre cihazı yönünden ise onarım bedelini istemekte haklı olduğu anlaşıldığından Mahkemece davanın tam kabulü ile davacının ayıplı 2.el ...Marka Aırıs Mate tipi R14253501 seri numaralı MR cihazını davalıya iade etmesi karşılığında ödenen 318.600,00 TL satış bedelinin cihazın fiilen teslim edileceği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi, ... Densitometre cihazının onarım bedeli olan 7.080,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği halde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüş olup, açıklanan gerekçe doğrultusunda davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine; davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında "Davanın kabulü ile, 1-Davacının ayıplı 2.el ...Marka ... R14253501 seri numaralı MR cihazını davalıya iade etmesi karşılığında ödenen 318.600,00 TL satış bedelinin cihazın fiilen teslim edileceği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-... Densitometre cihazının onarım bedeli olan 7.080,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.06.2019 tarih ve 2017/568 Esas, 2019/793 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin yaptığı istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile,
3-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.06.2019 tarih ve 2017/568 Esas, 2019/793 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Davanın KABULÜ ile,
-Davacının ayıplı 2.el ...Marka ... R14253501 seri numaralı MR cihazını davalıya iade etmesi karşılığında ödenen 318.600,00 TL satış bedelinin cihazın fiilen teslim edileceği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-... Densitometre cihazının onarım bedeli olan 7.080,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gerekli 22.247,20 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 5.561,81 TL peşin karar harcının mahsubu ile kalan 16.685,39 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, (Mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine),
5-Davacı tarafından yatırılan 5.561,81 TL peşin karar harcı, 31,40 TL başvurma harcı, 4,60 TL vekalet harcı ile davacı tarafça karşılanan 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 122,80 TL posta ve tebligat masrafı, 253,80 TL keşif masrafı olmak üzere toplam 7.474,41 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgâri Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 52.108,80 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, harç alınmasına yer olmadığına, davacı vekili tarafından yatırılan 80,70 TL'nin istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran bu davacıya iadesine,
9-Davacı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 38,00 TL istinaf masrafından oluşan toplam 258,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 21.763,56 TL istinaf nispi karar harcından, peşin alınan 5.440,89 TL harcın mahsubu ile kalan 16.322,67 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
11-Davalı vekili tarafından yatırılan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
12-HMK'nın 333/(1).maddesi gereğince artan gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde ilgililerine iadesine,
13-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.