T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1542
KARAR NO : 2025/785
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/1074
KARAR NO : 2022/479
KARAR TARİHİ : 08/06/2022
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/11/2019
BİRLEŞEN DAVA : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2019/1154
ESAS, 2020/6 KARAR SAYILI DOSYASI;
DAVA : Alacak ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/11/2019
KARAR TARİHİ : 28.05.2025
KARARIN YAZ. TARİH : 28.05.2025
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.06.2022 tarih ve 2019/1074 Esas, 2022/479 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin birleşen davada davalı .... ... A.Ş vekili ile davalı-birleşen davada davacı vekili .... ... A.Ş vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Asıl dosyada davacı ..... Şirketi vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili şirket arasında düzenlenen 11/07/2018, 05/06/2018, 27/07/2018, 23/10/2018, 06/06/2018 ve 06/03/2019 tarihli sözleşmelere istinaden döviz karşılığı olarak 2 adet 35/3 Ton Çift Kiriş Tavan Vinci, l adet 90/3 ton çift kiriş tavan vinci, 2 adet/ ton Pergel vinç, 10 adet 15 Ton Çift kiriş Arabalı gezer köprülü vinç, vinç rayı ve ekipmanları, vinç çelik konstrüksiyon ekipmanları üretiminin gerçekleştirilerek davacı tarafından davalıya teslim edildiğini, söz konusu vinçler ve ekipmanların davalının uhdesinde çalıştırıldığını, 31/07/2019, 15/08/2018, 19/11/2018, 18/10/2018, 01/04/2019 ve 18/10/2018 tarihli e-faturaların tebliğ ve teslim edildiğini, davalı tarafından itiraz edilmeksizin ticari defter ve kayıtlarına işlendiğini, faturaların karşılıklı mutabakata dayalı olarak hazırlandığını, faturalara istinaden ödenmesi gereken 1.287.671,00 Euro karşılığında davalının cari hesaba dayalı olarak 1.232.071 Euro ödeme yaptığını, kalan 55.610,00 Euro borcunu ise ödemediğini, kalan borcunu yapılan toplantılar ve mail yazışmaları ile ödemeyi kabul etmesine rağmen sonradan borcunu ödemekten vazgeçtiğini, bunun üzerine davaya konu icra takibini yaptıklarını, davalı tarafça haksız, mesnetsiz ve gerekçesiz olarak borca ve fer'ilerine itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu bildirmiş, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada davacı ..... Şirketi vekili tarafından verilen dava dilekçesinde; Müvekkili şirket davalının aralarında düzenledikleri 05/06/2018 ve 11/07/2018 tarihli sözleşmeler ile toplam 10 ayrı kalem olarak düzenlenen işin montaj ve işletmeye alma aşaması dahil yapılması hususlarında anlaştıklarını, 27/07/2018 tarihli ek sözleşmede sözleşmeye konu ürünlerin serbest bölge içerisinde montajının bitirilip çalışır vaziyette teslim edileceğinin belirtildiğini, 05/06/2018 tarihli sözleşmenin TPI şantiyesi için, 11/07/2018 tarihli sözleşmenin ... Şantiyesi için yapıldığını, 05/06/2018 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde işin fiyatının 650.000 € + KDV olarak belirtilendiğini, ek sözleşme ile bu bedele ek olarak peşin 21.000 € ödeme öngörüldüğünü ve ödendiğini, ancak davalı tarafça bu iş için 671.000 € + KDV olarak fatura kesildiğini, kesilen faturalar ile irsaliyeler arasında uyumsuzluk söz konusu olup faturaların 7 günlük süresi içerisinde de düzenlenmediğini, KDV’li fatura kesilmiş olması nedeniyle müvekkili şirket tarafından iade faturası kesildiğini ancak iade faturasının kesilmiş olmasından evvel fatura bedelinin cari hesaplarda yer alması nedeniyle müvekkili şirket tarafından ödeme yapılmak zorunda kalındığını, öte yandan davalı tarafından kesilmiş olan bu faturadan dolayı müvekkilinin KDV’yi ödemek zorunda kaldığını, 3065 sayılı Kanunun 17/4-ı maddesinde ve 60 numaralı Katma Değer Vergisi Sirküleri’nde Serbest Bölge’de verilen hizmetlerin KDV’den istisna olduğunun düzenlendiğini, Serbest Bölge’de verilen hizmetlerle ilgili olarak 17/4-ı maddesinde geçen “serbest bölgede” ifadesinin verilen muktezalarda “serbest bölge içinde verilen hizmet” olarak değerlendirildiğini, KDV Kanununun 1. ve 6. maddeleri hükümlerinde işlemlerin Türkiye’de yapılmasından; malların teslim anında Türkiye’de bulunması, hizmetin Türkiye’de yapılması veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasının anlaşılması gerektiğinin belirtildiğini, bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmeye konu hizmetin de KDV’den istisna olduğunun sabit olduğunu, Katma Değer Vergisi Kanununun 11 ve 12. maddelerine istinaden Türkiye’den serbest bölgeye satılan malların ihracat rejimine tabi olup KDV’den istisna olduğunu, Katma Değer Vergisi Kanununun 16. maddesi uyarınca serbest bölge hükümlerinin uygulandığı malların tesliminin katma değer vergisinden istisna olduğunu, faturaların KDV hariç kesilmesi gerektiğini bilen davalının daha önce kestiği faturaları KDV hariç olarak kestiğini, KDV nedeniyle müvekkilin fazladan ödeme yapmak zorunda kalmış olduğu 120.780,00 Euronun ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesi gerektiğini, ... şantiyesi ile ilgili 11/07/2018 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde işin toplam fiyatının zeyilname ile birlikte 1.052.000,00 € + KDV olarak belirlendiğini, davalı tarafından yine TPI Şantiye işinde olduğu gibi sözleşmeye aykırı şekilde sözleşme bedelini aşan faturalar düzenlenerek toplam 1.123.500,00 € + KDV’lik fatura kesildiğini, pergel vinç için kesilen 2 x 14.500 € bedelli faturaların birim fiyatın 13.500 € olması gerekirken 14.500,00 € üzerinden kesildiğini, sözleşme bedelinin 223.000,00 € aşılması nedeniyle son iki fatura olan 139.500,00 € ve 155.000,00 € bedelli faturalar için iade faturası kesildiğini, davalı tarafından dava dışı ...’den leasing yöntemi ile elde edilen vinçlerin müvekkiline yansıtılmasında fazla bedelli faturalandırma yapıldığını, leasing kapsamında davalı tarafından vinçlere ilişkin dava dışı ...’e 731.500,00 € + KDV bedelli fatura kesilmesi gerekirken 800.000,00 € + KDV bedelli fatura kesildiğini, ... tarafından 12 aylık vadeli olarak yansıtma yapılıp bu vade kadar faiz talep edildiğinden müvekkilinin hem fazla kesilen fatura bedeli olan 69.500,00 € hem de faizi yönünden zararının söz konusu olup davalının bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, Serbest bölge içerisinde ... Şantiyesi’nde ve ...Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan ... Şantiyesi’nde davalıya verilen hizmetlerden dolayı da müvekkilinin 46.739,71 TL alacaklı olduğunu bildirmiş, ... şantiyesi yönünden 120.780,00 € , ... Şantiyesi yönünden 2.000,00 € ve 69.500,00 € olmak üzere toplamda 192.280,00 €'nun işleyecek avans faizi ile birlikte ve her iki şantiyede verilen hizmetlerden kaynaklanan ortak alacak olarak 46.739,71 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, leasing sözleşmesi nedeniyle düzenlenen 731.500,00 € +KDV ile 800.000,00 €+KDV miktarlı faturalar arasındaki müvekkilinin ödemek zorunda kalmış olduğu faiz farkına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Asıl davada davalı ..... Şirketi vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket davalının aralarında düzenledikleri 05/06/2018 ve 11/07/2018 tarihli sözleşmeler ile toplam 10 ayrı kalem olarak düzenlenen işin montaj ve işletmeye alma aşaması dahil yapılması hususlarında anlaştıklarını, 27/07/2018 tarihli ek sözleşmede sözleşmeye konu ürünlerin serbest bölge içerisinde montajının bitirilip çalışır vaziyette teslim edileceğinin belirtildiğini, davaya konu faturanın Serbest Bölge’den kaynaklı olarak KDV dahil edilmeden kesilmesi gerekirken davacı tarafından KDV dahil edilerek kesildiğini, bu nedenle müvekkili tarafından iade faturası düzenlendiğini, ancak müvekkilinin KDV'ni ödemek zorunda kaldığını, 3065 sayılı Kanunun 17/4-ı maddesinde ve 60 numaralı Katma Değer Vergisi Sirküleri’nde Serbest Bölge’de verilen hizmetlerin KDV’den istisna olduğunun düzenlendiğini, Serbest Bölge’de verilen hizmetlerle ilgili olarak 17/4-ı maddesinde geçen “serbest bölgede” ifadesinin verilen muktezalarda “serbest bölge içinde verilen hizmet” olarak değerlendirildiğini, KDV Kanununun 1. ve 6. maddeleri hükümlerinde işlemlerin Türkiye’de yapılmasından; malların teslim anında Türkiye’de bulunması, hizmetin Türkiye’de yapılması veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasının anlaşılması gerektiğinin belirtildiğini, bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmeye konu hizmetin de KDV’den istisna olduğunun sabit olduğunu, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11 ve 12. maddelerine istinaden Türkiye’den serbest bölgeye satılan malların ihracat rejimine tabi olup KDV’den istisna olduğunu, Katma Değer Vergisi Kanununun 16. maddesi uyarınca serbest bölge hükümlerinin uygulandığı malların tesliminin katma değer vergisinden istisna olduğunu, faturaların KDV hariç kesilmesi gerektiğini bilen davalının daha önce kestiği faturaları KDV hariç olarak kestiğini, bu nedenle bu konuda bir alacağının bulunmadığını, ... şantiyesinde alınacak hizmete ilişkin taraflar arasındaki sözleşmenin 10. Maddesinde işin toplam fiyatı zeyilname ile birlikte 1.052.000 € + KDV olarak belirlendiğini, davalı tarafından yine ... Şantiye işinde olduğu gibi sözleşmeye aykırı şekilde sözleşme bedelini aşacak vaziyette faturalandırma yapıldığını, sözleşme bedelinin aşılması nedeniyle faturanın tamamı için iade faturası kesildiğini, hizmet, faiz, hatalı ve fazla faturalandırma nedeniyle müvekkilinin davalıdan alacaklı olup davacının, müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunmadığını bildirmiş, davanın bağlantılı olduğu İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/1154 esas sayılı dosya ile birleştirilmesini, davanın reddi ile davacı tarafın alacağın %20’sinden az olmamak koşuluyla kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ..... Şirketi vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Ortak hizmet bedeli adı altında talep edilen alacak miktarının dava dilekçesinde 46.739,71TL olduğu ileri sürülüp kısmi dava açıldığı bildirildiğinden HMK'nun 108(2) maddesi uyarınca alacak miktarının bilinir olması nedeniyle davacı tarafın, dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, KDV tutarlarının iadesi talebi yönünden dava konusu sözleşmeler ile müvekkili tarafından üretimi gerçekleştirilip davacıya teslim edilen araç ve ekipmanlarla ilgili 31/07/2019, 15/08/2018, 19/11/2018, 18/10/2018, 18/10/2018, 01/04/2019 tarihli faturaların davacıya tebliğ ve teslim edilip davacının ticari defter ve kayıtlarına işlendiğini, davacı tarafça faturalara itiraz edilmediğini, BA-BS formları gereği 27/11/2018 tarihli 4.605.790 TL tutarlı faturalar için davacı tarafla imzalı mutabakatın yapıldığını, bu şekilde fatura bedellerinden doğmuş KDV tutarlarının Devlete ödendiğini, iadesi talep edilen KDV tutarının müvekkili şirket uhdesinde olmadığını, bu tutarların müvekkili şirket tarafından üretilen mal ve hizmet bedelleri dışında olup, doğrudan Devletin üzerinde hak sahibi olduğu KDV bedelleri olduğunu, bu nedenle husumetin GİB vergi dairesi müdürlüğü olup müvekkili şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle dava şartına bağlı olarak davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin sorunsuz olarak üretip çalışır vaziyette davacıya teslim ettiği ürünün serbest bölgeye ihracatını davacı firmanın kendisinin yaptığını, bu ihracatla ilgili KDV bedellerini ilgili Vergi Dairesinden iade talep etmek için ..... Şirketi ile sözleşme imzaladığını, müvekkili şirketin yeminli müşaviri ile karşılıklı kayıt incelemesi yapılıp teyit alındığını, vergi dairesinde işlemlerin sürdüğünü, davacının dava konusu KDV iadesini vergi dairesinden ve müvekkilden talep ederek sebepsiz zenginleşmeye matuf girişimde bulunduğunu, davacı tarafın serbest bölgeden fiilen çıkmayan ve gümrük beyannamesi ile yurda getirilmeyen üzerinde hiçbir araç ve araçlar plakası olmayan, bir malın sevki için gerekli olan irsaliye olmadan ve kendilerince teslim alınmayan ürünü iade kaydı içermeyen bir faturayı kesip davalıya gönderdiğini, usulüne uygun olmayan ilgili faturanın şirket kayıtlarına alınmadığını ve iade edildiğini, faturanın mali mevzuat, serbest bölge mevzuatı ve hukuki açıdan hüküm ve değer ifade etmediğini, davacının aradan bir mali yıl geçtikten sonra hukuka ve yasaya aykırı surette iade açıklamasını da içermeyen hayali bir fatura kestiğini, ... şantiyesinden kaynaklanan alacakla ilgili davacı tarafın ileri sürdüğü hususların ve hesaplamaların gerçeğe aykırı olduğunu, leasing sözleşmesiyle ilgili olarak fazladan bir fatura kesilmesinin söz konusu dahi olamayacağını, müvekkili şirketin faturayı leasing firmasına kesmeden önce alıcı davacı şirketten uygunluk ve doğruluk teyidi aldığını, aradan uzun bir süre ve bir mali yıl geçmesine rağmen bu konuda müvekkili şirkete kusur izafe edilmeye çalışılmasının kabul edilemez olduğunu, sözleşme bedelleri ile fatura bedelleri arasındaki 71.500,00 Euro farkın davacı tarafından istenen onaylanarak yapılan ilave işler, ölçü değişimleri ve malzeme değişiklikleri sebebiyle gerçekleştiğini, davacı tarafın fark unsurlarını mal ve hizmet olarak almış olup, faturalarda yer alan bedelleri kabul ettiğini leasing firmasına bildirdiğini, davacının onayı üzerine leasing firmasının ödeme yaptığını, davacının onaylamadığı fatura bedellerinin oluşturulmasının söz konusu olmadığını, davacının dava konusu yaptığı bu 71.500,00 Euro tutarın içinde, halen ödemediği temerrüde düştüğü İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1074 esas sayılı davanın konusu yapılan 55.610,00 Euronun da bulunduğunu, müvekkili firma tarafından üretilen vinçlerin davacı tarafça yerinde kullanıldığını, müvekkili şirketin kestiği faturaların usul ve esaslara uygun olarak kesildiğini, taraflar arasında yapılan görüşmelerde ödeme konusunda mutabık kalınmasına rağmen davacı tarafın faturayı iptal ederek gümrük mevzuatına uygun gümrük beyannamesi düzenleyerek fatura kesilmesini talep ettiğini, müvekkili şirketin bu teklifi kabul etmediğini, ardından işçilik faturası kesilmesinin istendiğini ve KDV ödememek için çeşitli yollar teklif ettiklerini, bu tekliflerin kabul edilmediğini, davacı tarafın gecikmeli ve eksik olarak ödeme yaptığını, kur farkı oluşmasına rağmen müvekkili şirketçe davacı taraftan hiçbir vade farkı, fiyat farkı ve kur farkı talep edilmediğini, davacı tarafın borcunu kabul ettikten sonra ödemeden vazgeçmesi üzerine müvekkili şirketin alacağı olan 55.610,00 Euro için icra takibi yaptıklarını, davalının kötü niyetli olarak itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2019/1074 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, davanın Kordon ve Torbalı Vergi Dairelerine ihbarının gerektiğini bildirmiş, kısmi dava yönünden hukuki yarar yokluğu, KDV iadesi alacağı yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davanın esas yönünden reddine, Kordon ve Torbalı Vergi Dairesi Müdürlüklerine davanın ihbarına, hiçbir hakkı olmadığı halde kötü niyetle dava açan davacı hakkında HMK 329.maddesinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 08.06.2022 tarih ve 2019/1074 Esas, 2022/479 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasında dava ve cevap dilekçelerinde dile getirilen ve bilirkişi raporunda ayrıntıları açıklanan davaya konu sözleşmelerin düzenlendiği, bu sözleşmeler kapsamında ... Serbest Bölge içerisindeki ...şantiyesi ve ....Organize Sanayi Bölgesinde yer alan ... şantiyesinde sözleşmeye konu üretimlerin ..... Şirketi tarafından yapılarak ..... Şirketine teslim edildiği, yine aynı ticari iş kapsamında ..... Şirketi tarafından ..... Şirketine birleşen dosyada dava konusu edilen alacakla ilgili ortak hizmet bedeli adı altında faturalandırılmış hizmetlerin verildiği, aynı ticari ilişki kapsamında leasing sözleşmesi ile bazı malzemelerin kiralanmaya ve faturalandırılmaya konu edildiği, her iki şantiyede sözleşmede belirlenen işler dışında ..... Şirketinin, imalatçı ..... Şirketinden ilave imalat yapılması talebinde bulunup bu işlerin yapılması ve bazı işlerde çeşitli değişikliklerin gerçekleştirilmiş olması nedeniyle sözleşmede belirlenen bedelden daha fazla ..... Şirketi tarafından fatura düzenlendiği, bu faturaların ..... Şirketi tarafından kabul edilerek ticari defterlerine işlendiği, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutularak açılış ve kapanış kayıtlarının yapıldığı ve ticari defterlerinin her iki taraf şirketin lehine delil niteliğinde olduğu, her iki taraf ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi rapor ve ek raporlarında ayrıntıları açıklandığı üzere küçük farklar dışında birbirini doğruladığı, taraflar arasında düzenlenen faturaların her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında da var olduğu, BA/BS formlarında bildirildiği gibi her iki tarafın cari hesap ekstrelerinin de birbirleriyle uyumlu olduğu, buna göre defter ve kayıtlar arasındaki uygunluk ve kabuller nedeniyle bilirkişi raporunda tespiti yapılan alacak-borç kayıtlarının her iki taraf açısından da bağlayıcı olduğu, asıl davadaki alacak talebi yönünden; takip tarihi itibariyle ..... Şirketinin defterlerinde ve cari hesap ekstresinde ..... şirketinden 55.310,00 Euro alacaklı görünmesine rağmen ..... şirketinin defterlerinde 55.235,28 Euro borç kaydı bulunduğu, 374,72 Euroluk farkın kur farkından kaynaklanabileceği, her iki şirketin kayıtlarının birbiriyle uyumlu olması karşısında ve aradaki farkın kur farkından kaynaklanabileceği ihtimali kuvvetle muhtemel olmakla asıl dosyadaki davacının alacak talebinin haklı olduğu, işleyecek faiz talebinin usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, birleşen dosyadaki davacı ..... Şirketinin, ilave işler ve ödenmemesi gerektiği halde KDV ödemesinden kaynaklanan alacak talebi yönünden; yukarıda açıklanan şekilde ilave işlerin ..... Şirketinin isteği doğrultusunda yapılıp ..... Şirketi tarafından faturalandırıldığı, her iki şirketin defterlerine faturaların itirazsız olarak işlendiği, cari hesap ekstrelerinin de birbiriyle uyumlu olduğu, buna göre yapılan işin ve değerinin her iki tarafça kabul edildiği, KDV yönünden ..... Şirketinin talebinin haklı olmadığı, ..... Şirketinin, ..... Şirketinden almış olduğu KDV'li faturaları KDV Kanunu hükümlerine göre kanuni defterlerine işleyip vergi dairesine beyannameleri ile bildirilip mahsup işlemlerini gerçekleştirdiği, ihraç işlemiyle ilgili KDV bedellerinin iadesi için vergi dairesine müracaatta bulunduğu, ..... Şirketinin faturaları KDV'li olarak düzenlemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, birleşen dosyada ortak hizmet bedeli altında davacı ..... Şirketi tarafından talep edilen alacak yönünden bilirkişinin raporunda yapılan tespitlere göre her iki şirketin bu konudaki defter ve kayıtlarının da 1.500,00 TL'lik fark dışında birbiriyle örtüştüğü, bu farkın yalnız bu miktardaki bir faturanın ..... Şirketi defterlerine işlenmemesinden kaynaklandığı, buna göre ..... Şirketi tarafından her iki şantiye için verilen hizmetler karşılığı ..... Şirketinden 46.739,71 TL alacak talebinin haklı olduğu, ..... Şirketinin birleşen dosyada leasing sözleşmesinden kaynaklanan belirsiz alacak talebi yönünden bilirkişi raporunda ayrıntıları açıklandığı üzere dava dışı ... firması ile yapılan ilk anlaşmada proforma fatura bedelinin 731.500,00 Euro+KDV tutarlı olmasına rağmen ..... Şirketi tarafından ... ile kiralanan malzemelerin bedelinin 800.000,00 Euro+KDV olarak fatura edildiği, bu faturadan önce leasing firmasına ödeme yapacak olan ..... Şirketi tarafından, ..... Şirketinin malzemelerin, ürünlerin bedellerinin ve doğruluğunun onayını yaptıktan sonra ödemelerinin yapıldığı, leasing firmasına 800.000,00 Euro+KDV karşılığı faturalandırıldığı, bu talep yönünden ..... Şirketinin, ..... Şirketinden bir alacak talebinde bulunamayacağı dikkate alınarak asıl davanın kabulü ile davalı ..... Şirketinin itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın likit olduğu ve davalı ..... Şirketinin haksız olarak borca ve ferilerine itiraz ettiği göz önünde tutularak alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatıyla sorumlu tutulmasına, davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle ..... Şirketinin kötü niyet tazminatı isteminin reddine, birleşen dosyada davacı ..... Şirketinin 192.280,00 Euro alacak istemi ile leasing sözleşmesinden kaynaklanan 1.000,00 TL'lik alacak istemlerine ilişkin taleplerinin reddine, her iki şantiyede verilen hizmetlerden kaynaklanan 46.739,71 TL alacağın davalı ..... Şirketinden alınarak davacı ..... Şirketine verilmesine, bu alacak konusunda davadan önce davalı ..... Şirketinin temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle ve tarafların tacir olduğu dikkate alınarak dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
1-Davacı-birleşen davada davalı ... ... A.Ş vekili tarafından verilen 08.08.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-İzmir 7 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1074 Esas 2022/479 Karar sayılı dosyasından verilen birleşen dosya yönünden müvekkili şirket aleyhinde verilen 2-c bendine ilişkin kararın ortadan kaldırılarak davacı talebinin reddine karar verilmesinin gerektiğini,
-Birleşen dosya davacısının müvekkili şirketten hiçbir alacağının bulunmadığını, yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarında her iki tarafın ticari defterleri arasında uyumsuzluk bulunduğundan dolayı yerel mahkemece bu şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu,
-Yerel mahkemenin vermiş olduğu kararında faiz başlangıç tarihini hatalı hesapladığını, davacı taraf dava dilekçesinde de belirttiği üzere " ortak hizmet bedeli olan 46.739,71 - TL + faizleri için öncelikle 1.000 - TL 'lik bir kısmi dava açtığını, davacı tarafın dava dilekçesindeki harca esas değerinin 1.224.092,936 - TL (192.280 Euro karşılığı) 1.000,00 - TL ( ortak hizmet bedeli için 46.739,71 TL + faiz alacağı yönünden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ) olmak üzere toplam 1.225,092,936 TL üzerinden dava açtığını dava dilekçesinde açıkça yazdığını, yani davacının ortak hizmet bedeli alacağının 1.000,00 - TL'sini 05.11.2019 tarihinde dava konusu yaptığını ve bu alacağı için kısmı dava açtığını, 1.000,00 TL 'lik kısım için faiz davanın açıldığı tarih olan 05.11.2019 tarihinde başladığını, geri kalan kısım olan 45.739,71 TL için ise faiz davacının 1.000,00 - TL 'lik alacağını ıslah ettiği ya da değer arttırım dilekçesi verip kalan bedele ilişkin harcını yatırılması ile olması gerektiğini, Oysa ki davacının 45.739,71 TL için yeni bir dava açmadığını, talebini arttırmadığını, ıslah dilekçesi vermediğini ve harç da yatırmadığını, bu sebeple davacının 45.739,71 - TL'lik talebi olmayan alacağı için yerel mahkemece karar verilmesinin hatalı olduğunu, alacağı kabul anlamına gelmemek kaydıyla yerel Mahkemece sadece davacının talebi olan 1.000,00 TL için karar verilmesi gerekirken davacının talebi olmayan 45.739,71 TL için karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
Belirterek kararın kaldırılarak davanın müvekkili şirket yönünden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2-Davalı-birleşen davada davacı ... ... A.Ş vekili tarafından verilen 17.10.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Mahkemenin asıl dava yönünden kabul kararı; birleşen dava yönünden ise ret kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
-Taraflar arasındaki temel ilişki ve unsurları, sözleşme ile sabit olduğundan alacak verecek hesabının da işbu sözleşmeye göre değerlendirilmesi gerektiğini, karşı tarafın temel ilişkideki yani sözleşmedeki bedeli aşacak şekilde faturalandırma yapıp sözleşme bedelinden fazla tahsilat yaptığını, alacaklı değil; aksine fazla yaptığı tahsilat oranında müvekkiline borçlu olduğunu, karşı tarafın sözleşmeye aykırı şekilde 73.500,00 EURO + KDV tutarında fazladan faturalandırma yaptığını, tek taraflı düzenlenen ve sözleşme bedeli aşan faturalandırmalar hukuken sonuç doğurmayacağından karşı tarafın alacaklı olduğunun kabul edilemeyeceğini,
-Mahkemece, sözleşme bedeline yani temel ilişkiye göre alacak borç fazla ödeme hesabı yapması gerekirken sözleşme bedelinin aşılması yönünde hiçbir değerlendirme yapılmadığını, hatta mahkemece, son bilirkişi raporundan önce ara karar tesisi esnasında sözleşmeye göre hesap yapması için dosyanın bilirkişiye verilmesi yönünde ara karar tesis edilmiş ise de bilirkişi raporunda sözleşmeye göre hesap yapılmadığı, buna karşın raporun hükme esas alındığını,
-Muhasebesel anlamda alacak-borç hesap karşılaştırmasında yabancı para bazında ...'e ilişkin olarak muhasebeleştirme işlemlerinde 120 ve 320 hesaplarının bir arada değerlendirilmesi gerektiği, rapora itiraz dilekçelerinde bu husus belirtilmiş ve 120 ve 320 hesap sonuçlarını da gösteren 2017-2018-2019 cari hesap özetleri de itiraz dilekçeleri ekinde mahkemeye ibraz edilmiş olmasına rağmen bu yönden itirazlarının değerlendirilmediği , sunulan hesapların incelenmediği, salt muhasebel yönden dahi dosyadaki raporların hatalı olduğunu,
-Karşı taraf ...'in alacak olarak ileri sürdüğü alacağın, sözleşmeye aykırı şekilde fazla faturalandırma yapmasından kaynaklı olup -alacağını kabul etmemekle birlikte- bu husus raporda da belirtilmiş olmasına karşın bilirkişi raporunda sözleşmeye göre bir değerlendirme yapılmadığı, oysa bilirkişi tarafından temel ilişki olan sözleşmeye göre alacak hesabı yapılması gerektiği,
-Bilirkişi raporunda da esasen ...'in sözleşme bedelini yani temel ilişkiyi aşacak şekilde tek taraflı faturalandırma yaptığının belirtilmesine ve sabit olmasına karşın bilirkişi raporunda ...'in, sözleşme bedelinden fazla faturalandırma yaptığının belirtilmediğini,
-Sözleşme ve sözleşme bedeli, taraflar arasında ihtilaflı olmadığından değerlendirmenin de sözleşmeye göre yapılması gerektiği, zira hukuken geçerli ve ihtilafsız bir sözleşmeye aykırı şekilde düzenlenen bir faturanın, faturaya itiraz edilmese dahi hukuken muhatabı için bağlayıcılığı bulunmadığı,
-Sözleşmeye aykırı düzenlenen faturaya itiraz edilmemesinin somut dava kapsamında izah edilen nedenlerle geçerliliği bulunmadığından bilirkişi raporundaki ...'in 55.610,00 EURO alacaklı olduğu kabul edilemeyeceği, burada ...'in alacağının aksine sözleşme bedelini aşar şekilde faturalandırmadan dolayı fazla yaptığı ödeme tutarında müvekkilin ...'ten alacaklı olduğunun sabit olduğu,
-Mahkemece de esasen son bilirkişi raporu aldırılmasına esas ara kararı uyarınca;sözleşmeye göre;s özleşme uyarınca ...'nin ...'e ödemesi gereken tutar, sözleşme uyarınca ödenmesi gereken tutarın ...'e ödenip ödenmediği, sözleşme uyarınca ...'nin ...'e ne kadar fazla ödeme yaptığı hususlarında bilirkişi raporunda herhangi bir tespit bulunmadığından ve somut davanın yazılı sözleşmelere dayalı olmasından dolayı alacak verecek hesabının da sözleşmeye göre yapılması gerektiğinden sözleşme dikkate alınarak alacak hesabı yapılması için yeni bir hesap bilirkişisinden itirazları doğrultusundan yeniden rapor aldırılması; mahkeme yeni bir bilirkişiden yeni bir rapor konusunda aksi kanaatte ise salt sözleşme bedeli ve sözleşmeye göre değerlendirme yapılması için ek rapor aldırılması, gerekir iken mahkemece denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olmayan raporlar esas alınarak temel ilişki/sözleşme tamamen göz ardı edilerek ... lehine hüküm kurulduğunu,
-Müvekkiline ait defter ve kayıtların incelenmesinin hatalı yapıldığını, müvekkili kayıtlarında ..., müvekkilden alacaklı gözükmemekte olup raporda iade faturası dikkate alınmadığından müvekkil borçlu gibi yorumlandığı, bu nedenle raporun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkil kayıtlara göre ...’ten 1.084.054,72 Euro alacaklı konumda olduğunu, ayrıca burada her ne kadar ... tarafından iade edilen faturaların da kendileri tarafından tebliğ alınıp defterlerine işlenmesinden sonra ayrıca iade fatura kesilerek müvekkile gönderildiği iddia edilmiş ise de iadenin iadesine dair kesilen herhangi bir fatura mevcut olmayıp müvekkiline herhangi bir ihtar ya da itiraz da gelmediğini, bilirkişi raporunda bu hususun da göz ardı edildiğini, salt ...'in tek taraflı düzenlediği kayıtlara göre değerlendirme yapıldığını, bu husustaki itirazların mahkemece giderilmeden dosya karara bağlandığını,
-KDV konusunda bilirkişi raporu ve mahkemenin değerlendirmesi hatalı olduğunu,
Bilirkişi raporunun 3. Sayfasında (3/9) 3. Maddede TPI sözleşmesindeki alımın KDV Dahil olduğu belirtmiş ise de bu durum sözleşme ve mevzuat ile uyumlu olmadığını, sözleşmenin 11.2 maddesinde Sistemin... Sebest Bölgesi’ne kurulması gerekmesi nedeniyle işlem, ihracat olup KDV ödenmeyeceği net bi şekilde belirtildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yine salt süresinde itiraz edilmediğinden bahisle KDV yönünden sağlıklı bir değerlendirme yapılmadığı, oysa bilirkişi raporu içeriğinde ihracat işleminin gerçekleştirildiğinin belirtildiği, buna karşın işlemin, faturanın KDV siz kesilmesi gerekip gerekmediği yönünde bilirkişi tarafından net bir görüş belirtilmediği, kaldı ki "......... Şirketi tarafından tahsil edilmiş olan KDV tutarlarının vergi dairesine tahahhuk ettirildiği ve mahsup ödendiği...." şeklindeki tespit, ilgili tutarların ... tarafından tahsil edildiğini de ortaya koyduğunu, Vergi dairesi nezdinde işlemlerin devam ediyor olması ...'in haksız ve sebepsiz kazanç sağlaması durumunu da ortadan kaldırmadığını,
-Taraflar arasındaki sözleşmeye konu hizmetin KDV’den istisna olduğu, yine Serbest bölgeler ile ilgili Katma Değer Vergisi Kanunu’nda yer alan istisnalar mal ve hizmetler için uygulanan istisnalar yönünden Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 11 ve 12’nci maddelerine istinaden Türkiye’den serbest bölgeye satılan mallar ihracat rejimine tabi olup KDV’den istisna olduğu, yine Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 16’ncı maddesi uyarınca serbest bölge hükümlerinin uygulandığı malların teslimi katma değer vergisinden istisna olduğu, izah edilen nedenlerle gerek KDV’den müvekkilin fazladan ödeme yapmak zorunda kalmış olduğu 120.780 €’nun ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkile verilmesi gerektiği, kaldı ki serbest bölge mevzuatı uygulanmasa dahi sözleşmede açıkça ayrıca kararlaştırılmış olmadığından anlaşılan bedele KDV' nin de dahil edildiğinin kabulünün zorunlu olduğu, salt bu nedenle dahi faturanın kdv siz yani sözleşmeye uygun kesilmesinin gerektiğini,
-Gerek bilirkişiler tarafından gerekse mahkeme tarafından göz ardı edilen husus, faturaya itiraz edilmemiş olması, yasaya ve temel ilişkiye, sözleşmeye özellikle de mevzuata aykırı tek taraflı düzenlenmiş olan faturanın geçerli olmadığı ve itiraz edilmemesinin faturayı geçerli hale getirmeyeceği, bu doğrultuda tamamen temel ilişki ve yasal mevzuata göre değerlendirme ve hesaplama yapılması gerekirken geçersiz ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet veren ve müvekkilin zararına neden olan işlemlere göre değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Belirterek kararının hem asıl hem de birleşen dava yönünden kaldırılmasına, ssıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile, ... şantiyesi yönünden 120.780 € + ... Şantiyesi yönünden 2.000 € ve 69.500 € olmak üzere toplamda 192.280 € ‘nun ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanun uyarınca mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesine, ... ve ... olmak üzere her iki şantiyede verilen hizmetlerden kaynaklanan ortak alacak olarak 46.739,71 TL’nin de temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesine, dava dışı ...’e fazla bedel üzerinden fatura kesilmesinden mütevellit ...’in davalının kesmiş olduğu fatura bedeli üzerinden 12 aylık vadeli yansıtma yapmasından dolayı 731.500 € +KDV ile 800.000 €+KDV arasındaki müvekkilin ödemek zorunda kalmış olduğu faiz farkına ilişkin de haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesine, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlanmış olması nedeniyle AAÜT 16/2-c gereğince müvekkil lehine arabuluculuk anlaşamama vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından asıl davanın kabulüne; birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verildiği, asıl davada ve birleşen davada verilen kararın davalı- birleşen davada davacı vekili .....A.Ş vekili ile birleşen davada verilen kararın asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... ... A.Ş vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı yüklenici .....A.Ş ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı iş sahibi .....A.Ş arasında eser sözleşmelerinin yapıldığı, sözleşmelere göre yüklenici tarafından vinç sistemlerinin üretiminin gerçekleştirilerek iş sahibine teslim edildiği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Asıl davada yüklenici .....A.Ş, taraflar arasında yapılan eser sözleşmeleri kapsamında edimlerini yerine getirmesine rağmen iş sahibinin faturalar ve cari hesap bakiyesini ödemediğini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.
Birleşen davada iş sahibi .....A.Ş ise, taraflar arasında yapılan eser sözleşmeleri kapsamında yüklenici tarafından düzenlenen faturalarda KDV'yi dahil etmemesi gerektiğinden bahisle ödenen KDV'nin iadesi, sözleşmelere konu işin yapıldığı şantiyelerde verilen ortak hizmet bedelinin tahsili ve leasing yöntemi ile elde edilen vinçlerin yüklenici tarafından iş sahibine yansıtılmasında fazla bedelli faturalandırma yapıldığı iddiası ile fazla yapılan ödemenin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre yargı işlemlerinden bu Kanun'a bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tespit ettirilir. Tespitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz (16/3. md.). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30'uncu madde hükmü uygulanır (16/4. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.). Harçlar Kanunu 28. maddeye göre (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü peşin alınır (28. md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur, takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). HMK 120/1. maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
Birleşen davada davacı .....A.Ş tarafından 192.280 Euro'nun ( Dava tarihi itibariyle Merkez Bankası kayıtları uyarınca harca esas karşılığı 1.224.092,936 TL), ortak alacak olarak 46.739,71TL 'nin ve faiz farkı için şimdilik 1.000,00TL'nin tahsilini talep ettiği halde toplam 1.225,092,936 TL üzerinden harç yatırıldığı; ortak alacak olarak talep edilen 46.739,71TL üzerinden harç yatırılmadığının anlaşıldığı; buna göre Mahkemece birleşen davadaki davacı .....A.Ş vekiline ortak alacak olarak talep edilen 46.739,71TL üzerinden eksik harcı tamamlanması için süre verilmesi, süresi içinde harç yatırılmaz ise bu istem yönünden dosyanın işlemden kaldırılması, harç eksikliği tamamlanır ise yargılamaya devam edilmesi gerekirken bu hususta değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olduğundan birleşen davadaki davalı .....A.Ş vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür.
Kaldırma sebep ve şekline göre bu aşamada davalı- birleşen davada davacı vekili .....A.Ş vekilinin istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından birleşen davadaki davalı .....A.Ş vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre bu aşamada davalı- birleşen davada davacı vekili .....A.Ş vekilinin istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Birleşen davada davalı .... ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.06.2022 tarih ve 2019/1074 Esas, 2022/479 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
5-Kaldırma sebebine göre bu aşamada davalı-birleşen davada davacı vekili .... .... A.Ş vekilinin istinaf isteminin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
6-Birleşen davada davalı ... ... A.Ş vekili tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran bu davalıya iadesine,
7-Birleşen davada davalı ... ... A.Ş vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
8-Davalı-birleşen davada davacı vekili .... .... A.Ş vekili tarafından yatırılan toplam (80,70 TL + 5.990,96 TL) 6.071,66 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran bu davalıya iadesine,
9-Davalı-birleşen davada davacı vekili .... .... A.Ş vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
10-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.