T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1443
KARAR NO : 2025/663
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/187
KARAR NO : 2021/1053
DAVA TARİHİ : 12.09.2019
KARAR TARİHİ : 23.11.2021
DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 06.05.2025
KARARIN YAZ. TARİH : 06.05.2025
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.11.2021 tarih ve 2019/187 Esas, 2021/1053 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı taraf ile 2016 yılında “Pelet YemTesisi Yapım İşi” konusunda anlaştığını ve karşı taraf yapılan anlaşma gereği işbu makineyi 6 ay içerisinde en geç 2017 yılının Haziran ayında teslim etmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin de bu anlaşma gereği edimini ifa etmeye başladığını ve ödemelerini düzenli olarak yaptığını, müvekkili tarafından davalıya 518.800,00-TL ödeme yapıldığını, davalı tarafından bu ödemeye karşılık 405.920,00-TL fatura kesildiğini, davalı tarafın sözleşme hükümlerine uymayıp makinayı yarım bıraktığını, müvekkilin tüm çabalarına rağmen makinayı tamamlamadığını, buna rağmen müvekkilinin senetleri ödemeye devam ettiğini, makinanın bu hali ile kullanılıp üretim yapma imkanı bulunmadığını, müvekkilin ciddi zarara uğradığını ve maddi kayıplar yaşadığını, davanın kabulü ile, müvekkilinin davalıya, 30.05.2019 vade tarihli 10.000-TL bedelli senet bakımından, 30.07.2019 vade tarihli 10.000 TL bedelli senet bakımından, 30.08.2019 vade tarihli 10.000 TL bedelli senet bakımından, 30.09.2019 vade tarihli 10.000 TL bedelli senet bakımından, 30.10.2019 vade tarihli 10.000 TL bedelli senet bakımından, 30.11.2019 vade tarihli 10.000 TL bedelli senet bakımından, 30.12.2019 vade tarihli 10.000 TL bedelli senet bakımından, 30.01.2020 vade tarihli 10.000 TL bedelli senet bakımından, 28.02.2020 vade tarihli 10.000 TL bedelli senet bakımından, 30.03.2020 vade tarihli 10.000 TL bedelli senet bakımından borcu olmadığının tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı şirkete Tebligat Kanunu 35.maddesine göre tebligat yapıldığı, cevap dilekçesi sunulmadığı, davaya katılınmadığı, 10/06/2021 tarihinde davalı şirket adına vekaletname sunularak, 24/06/2021 tarihli dilekçe ile tebligat usülsüzlüğü ve yeni öğrenilen dava sebebiyle önceki yapılan işlemlere itirazda bulunduğunu, ancak yapılan kontrollerde davalı şirkete çıkartılan tebligat adresi ile davalı vekaletnamesindeki adresin aynı olduğunu, tebligat usülsüzlüğü bulunmadığının anlaşıldığı, davalı vekili beyanında; müvekkilinin davacı taraf ile yapmış olduğu sözleşmenin kendisine düşen edimlerini yerine getirdiği halde davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacı tarafın vermesi gereken peşinatı zamanında vermediği, davacı çek ve senet vermek sureti ile müvekkiline bir kısım ödeme yaptığı, ayrıca 300.000.00.TL tutarında aylık 10.000,00.TL olmak üzere toplam 30 adet sıralı senet verdiği, söz konusu senetlerin vadesi 2020 yılına kadar uzandığını, müvekkilinin söz konusu senetleri alacaklılarına ciro ettiğini, senetlerden 12 tanesinin davacı tarafından ödemesi yapılmadığını, bir kısmının müvekkili tarafından alacaklılarına bedelleri verilmek sureti ile geri alındığını, bir kısmı ise müvekkilinin ciro ettiği alacaklılar tarafından icra takibine konu edildiğini, davacının borcunun büyük bir kısmını ödemediğini, 518.800.00.TL ödendiğine ilişkin beyanları ve yapılan işlere ilişkin belirtilen iş bedellerinin toplam rakamları gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından müvekkiline verilen tüm senetlerin karşılığı olan edimlerin müvekkili tarafından ifa edildiği sebebiyle açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 23.11.2021 tarih ve 2019/187 Esas, 2021/1053 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, kıymet taktir raporu, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizce keşif ara kararı oluşturulmuş, davacı vekilince karardan rücu edilmesi talebiyle ifa edilemeyeceğinden ara karardan dönülmüş, makineler ve tüm demirbaşlardan ibaret tesiste tespit imkanı olmamış, davaya konu kıymet takdir raporunun da davacının borçlu olduğu bir dosya nedeniyle edinildiği, dolayısıyla davacının ayıp ve eksik nedeniyle anlaşmazlık nedeniyle ortaya dökülen bir tespit olmadığı, davamız açısından ise her yönüyle yeterli ve kanaat uyandırıcı yönü bulunmadığı, nitekim raporda parçaların birbirinin tamamlayıcısı, ayrılmaz parçası olduğunun bildirildiği, kıymetlerin tespitinde ise, tek tek araçların bedellerinin hesaplandığı, oysa beyanlardan anlaşıldığı üzere tesisin komple ortaya koyduğu değerin dosyamız açısından anlaşmazlık doğurduğu, raporda araçların 2.el piyasa değerlerinin ölçümlendiği, davacı tarafından sıfır olarak alınan araç ve teçhizatlar ile yapılan kuruluma yönelik elde bir delil bulunmadığı, bu çapta bir hizmet ilişkisine ilişkin ortaya çıkan ayıp veya eksiklikler nedeniyle davalıya her hangi bir ihtar çekilmemesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, yapılan ödemelerde kesilen tahsilat makbuzlarındaki kişi ve imza kısımlarına yönelik davacı tarafça beyanda bulunulmadığı, ödeme belgelerinde bulunan çeklerin ve senetlerin davacı tarafından davalı tarafa ödenmiş olduğuna dair dava dosyası içerisinde de bir belge bulunmadığı, başkaca bir delil de sunulmadığı, tesisin tüm değerine ait somut ve yeterli tespitler yer almadığından davacının fazla ödeme iddiasının soyut kaldığı, kanıtlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine," dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 01.08.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Dava konusu yapılan pelet yem tesisinin Kemalpaşa İcra dosyasında satılmış olduğunun belirtildiğini, makinanın müvekkili tarafından alıcıya teslim edileceğinin belirtildiğini ve bu nedenle ivedi olarak keşfe gidilmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak süresi içerisinde keşfe gidilemediğini, keşfe gidilmemesi mahkemenin kusuru olmasına rağmen davanın ispatlanamadığı belirtilerek davalarının reddedildiğini, alınan bilirkişi raporunda pelet yem Makinasının mevcut hali ile 26/04/2020 tarihinde alınan bilirkişi raporunda değerinin 400.000 TL olarak belirlendiğini ancak yarım kalan bu makina için müvekkilin 538.800 TL ödeme yaptığını, davalının yaptığı ödemelere dair eksik fatura kestiğinin açıkça görüldüğünü, davaya konu makinelerin keşif tarihindeki değerinin 400.000-TL olarak belirlendiğini, müvekkili tarafından eksik bırakılan makine bakımından değerinden daha fazla ödeme yapıldığını, bilirkişi raporunda müvekkili ile davalı taraf arasında “Pelet yemTesisi Yapım İşi” konusunda anlaşma yapıldığını, davalı tarafından bu anlaşma gereği makinenin sadece %52'sinin tamamlandığını, davalıya müvekkili tarafından toplam 558.800,00.-TL ödendiğinin belirtildiğini, müvekkili tarafından davalıya 347.721,60-TL fazla ödeme yapıldığı bilirkişi raporunda tespit edildiğini, mahkemece eksik incelemeye dayalı verilen kararın hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulünü, yerel mahkeme kararının bozulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) ise 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Hukukumuzda egemen ilke “şekil serbestisi” olup, kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şartına tabi değildir. Yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir.
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası yönünden; borçlu, anılan maddeye göre, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233) Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir.
Somut olayda, davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacı taraf, davalı ile 2016 yılında "Pelet yem Tesisi Yapım" işi için anlaştıklarını, 6 aylık teslim süresi kararlaştırıldığını, iş bedelinin 500.000,00-TL olarak belirlendiğini, ilave işler ile birlikte 600.000,00-TL,ye ulaştığını, davalıya 518.000,00-TL ödeme yapıldığı halde 405.920,00-TL değerinde fatura kesildiğini, işi tamamlamadığını belirterek davalıya verilen bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. Uyuşmazlık İİK'nun 72. maddesi uyarınca icra takibine konu kambiyo senedinin bedelsizliği iddiası ile açılmış menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden davalıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.
Dava konusu edilen bonolar incelendiğinde, keşidecisinin davacı, lehdarının davalı olduğu, yasal unsurları içerdiği ve kambiyo senedi niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Bono, belli bir borç ikrarını içeren kambiyo senedi olup, bononun belli bir sebeple düzenlendiğini ve düzenlenme sebebinin gerçekleşmediğini veya bonoda yazılı borcun ödendiğini yasal delillerle ispat etme külfeti keşideci olan davacıdadır. Davacı keşideci bu bonoyu eser sözlemesi kapsamında davalıya verdiğini ancak eser sözleşmesinin tam ve gereği gibi ifa edilmediğini savunmaktadır. İş bedeli de taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Yargılama sırasında davalı tarafça yapıldığı ifade edilen imalâtın tespiti ile yapılan işin bedelinin yapıldığı yıl piyasa rayiçlerine göre tespiti gerekir ise de bu yönde bir keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmamıştır. Kemalpaşa İcra Dairesinin 2019/1821 Esas nolu dosyasında ..... adresinde dava konusu olan pelet yemTesisinde 26/04/2019 tarihinde keşif yapılarak hazırlanmış olan Kıymet Takdir Raporuna göre Yem Tesisinin bedelinin 400.000,00.-TL tutarında olduğu tespit edilmiştir.
Taraflar arasında geçerli bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulması durumunda işi üstlenen yüklenicinin işe hiç başlamadığı ya da işi terk ederek yarım bıraktığı iş sahibi tarafından yasal delillerle kanıtlanmadıkça sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirilen imalatın bu işi üstlenmiş olan yüklenici tarafından yapılmış kabul edilmesi gerektiği, Yargıtay uygulamalarında karine olarak kabul edilmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Az yukarıda da belirtildiği üzere bir sözleşme fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, o sözleşme kapsamında kalan işlerin, o sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığı kabul edilir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2023/1542 Esas, 2023/4164 Karar sayılı ilamı) Ancak, davalının yargılama sırasında işin %95 seviyesinde tamamlandığını beyan etmesi nedeni ile davalının bu beyanının esas alınması gerekir. Davalı tarafın işin %95 seviyesinde tamamlandığına ilişkin beyanı ile davacı vekilinin sözleşme bedelinin 500.000,00-TL olduğu, ilave işler ile birlikte 600.000,00-TL.ye ulaştığı beyanı birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafça bonoların bedelsiz kaldığı iddiası ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.11.2021 tarih ve 2019/187 Esas, 2021/1053 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 615,40-TL istinaf maktu karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harç bedelinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı vekili tarafından yatırılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.