T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/480
KARAR NO : 2024/1558
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/385
KARAR NO : 2021/1018
DAVA TARİHİ : 23.09.2019
KARAR TARİHİ : 11.11.2021
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 31.10.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 01.11.2024
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.11.2021 tarih ve 2019/385 Esas, 2021/1018 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01/02/2017 tarihinde Personel Devam Kontrol Sistemi Yazılım ve Donanım Sözleşmesi akdedildiği, ardından 01/03/2017 tarihinde destek hizmet sözleşmesi imzalandığı, müvekkil şirketin, piyasada ... markası ile bilinen ...'ya, personelinin devamlılık kontrolünü sağlamak üzere gerekli yazılım ve donanım hizmetini vermeyi üstlendiği, davalı şirkete; 110 adet tablet, içerisine müvekkilin hazırladığı yüz tanıma yazılımı da yüklenmek suretiyle kiraya verildiği, her bir tablet kendi şarj aleti, kutusu, standı, koruyucu ekipmanları vb. yan ürünleri ile birlikte aynı şekilde teslim alınmak üzere teslim edildiği, davalı şirketin de buna karşılık olarak müvekkile sözleşmenin 5. maddesinde belirtildiği üzere ilk 3 yıl boyunca kurulum hizmetleri, bakım, onarım, teknik destek hizmetleri karşılığı olarak her bir ay için KDV dahil 30 Euro karşılığı fatura tarihindeki merkez bankası döviz alış kuru üzerinden TL ödeme edimini üstlendiği, tarafların sözleşmeye dayalı çalışması sorunsuz bir şekilde devam etmekte iken davalı şirket ekte sunduğumuz İzmir 25. Noterliği'nin 04607 yev. No'lu 25/02/2019 tarihli ihtarnamesini müvekkile göndererek sözleşmeyi hiçbir gerekçe göstermeksizin feshettiği ve 110 adet tableti teslim etmek üzere adres ve yetkili kişileri bildirmeleri istediği, teslim alınan tablet ve yan ürünlerin büyük çoğunluğunda arızalar ve eksiklikler söz konusu olduğundan bunların değer tespitinin yaptırılması icap ettiği, cihazlardaki toplam değer kaybının 131.700,00-TL olabileceği tespit edildiği, Müvekkilin uğradığı zararın ikinci kalemi ise davalı şirketin sözleşmeyi 3 yıl dolmadan evvel feshetmiş olmasından kaynaklandığı, davalı şirket malvarlığı üzerine ivedilikle ve teminatsız olarak ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına, taraflar arasındaki sözleşmenin 3 yıl dolmadan hiçbir gerekçe göstermeksizin davalı tarafça feshi ve cihazlardaki değer kayıpları sebeplerinden kaynaklanan şimdilik 20.000,00-TL zararın avans faizi ile birlikte davalıdan tazmin edilerek davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmenin "Sözleşmenin Süresi ve Feshi" başlıklı 8. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca, davalı müvekkil şirketin her halükarda, dilediği zaman, dilediği şekilde, herhangi bir gerekçe göstermeksizin, önceden bir ihbarda bulunmaksızın ve başkaca ek bir yükümlülük altına girmeksizin sözleşmeyi derhal feshedebilme hakkına sahip olduğu hüküm altına alındığı, davacı şirkete 3 yıllık hizmet bedelini ödeme yükümlülüğünün doğacağı hususu abesle iştigal olup tamamen sözleşmesel ve hukuki dayanaktan da yoksun olduğu daha önce belirttikleri üzere davacı tarafın dava dilekçesinde bahsettiği sözleşme, davalı müvekkil şirketin fesih iradesini kullanmış olduğu sözleşme ile ne tarih yönünden, ne içerik yönünden, ne de isim yönünden uyuşmadığı, Öte yandan, feshedilen sözleşmede olmayan bir maddeye rağmen "yazılım ve donanım sözleşmesi" başlıklı tamamen bir başka sözleşmeye dayanarak kalan süre hesabı yapılarak sözleşme süresi sonuna kadar tazminat bedeli de istenemeyeceği, Davacı tarafın iddia ettiği gibi müvekkil şirketin 110 adet tabletin değer kaybından dolayı ödemesi gereken bir tutar söz konusu olamayacağı. Olağan yıpranmanın müvekkil şirket fatura edilmesi kabul edilemez olduğu, Kaldı ki, sözleşme gereği hiçbir yükümlülük altına girmeksizin sözleşmeyi fesih hakkı mevcut olduğu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 11.11.2021 tarih ve 2019/385 Esas, 2021/1018 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Toplanan deliller, sözleşme içeriği, bilirkişi heyet raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin 01/03/2017 tarihli PDKS sözleşmesinin feshedildiği, sözleşmenin 8.3 maddesinde "...; işbu sözleşmeyi yukarıda 8.2. Maddede sayılan haller dışında her halükarda dilediği zaman, dilediği şekilde, herhangi bir gerekçe göstermeksizin, önceden bir ihbarda bulunmaksızın ve başkaca ek bir yükümlülük altına girmeksizin derhal feshetme hakkına sahiptir" denilerek dilediği zamanda derhal fesih hakkı tanındığının anlaşıldığı, İzmir 25.Noterliği'nin 25/02/2019 tarihli fesih ihtarnamesi ile davalı şirketin 01/03/2017 tarihli PDKS yaz. Dest. Hiz. Sözleşmesini fesih iradesini davacı yana bildirdiği, her ne kadar 3 yıl tamamlanmadan feshedilmesinde uğranılan zararlardan bahsedilmiş ise de bununla ilgili herhangi bir süre ve cezai şartın belirlenmediği, her iki taraf basiretli bir tacir olduğundan bunu imza altına alarak sorumluluk aldıkları, neticede davacının sözleşmenin feshinden kaynaklı bir alacağının bulunmadığı, cihazların fiziken incelenmek üzere dosyaya sunulamadığı, cihazlardaki hasara ilişkin geçerli ve uzman bir tespitin yer almadığı, daha fazla zarara uğramamak için elden çıkarıldığının bildirildiği, bilirkişi raporuna göre, dava konusu tabletlerin sadece fotoğrafları üzerinden fiziki hasar durumlarının belirlenebileceği ancak büyük hasarlı tabletlerin ya da butonu ve çevre birimleri çalışmayan tabletlerin belirlenemeyeceği, bu anlamda değer kaybının da tam olarak belirlenemediği, davacının davasını ispat edemediği kanaatiyle davanın reddine," dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 03.02.2022 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Dava dilekçelerinde ifade ettikleri üzere taraflar arasında 01/02/2017 tarihli yazılım ve donanım sözleşmesinin akdedildiğini, bu sözleşmenin incelendiğinde PDKS'nin (Personel Devam Kontrol Sistemi) davalıya sağlanmasına yönelik düzenlemeleri içerdiğinin görüldüğünü, bahsi geçen sözleşmenin akdedilmesinden sonra 01/03/2017 tarihli PDKS Yazılım Destek Hizmet Sözleşmesi taraflarca imzalandığını, imzalanmış olan PDKS Yazılım Destek Hizmet Sözleşmesi üzere Yazılım ve Donanım Sözleşmesi ile davalıya sağlanmış olan PDK Sistemine sürecin devamında destek hizmeti verilmesine yönelik olduğunun görüldüğünü, davaya konu olan tabletin cihazlar da yazılım ve donanım sözleşmesinin eki niteliğinde olan iş bu dilekçenin ekinde sundukları "ek protokoller" ile karşılıklı mutabık kalınarak verildiğini, tabletler ile davayıla sağlanmış olan hizmetin Yazılım ve Donanım Sözleşmesi'nin esaslı unsuru olduğunu, tarafların bu hizmetin sağlanması noktasında Yazılım ve Donanım Sözleşmesi ile mutabık kalındığını, ek protokoller ile de tabletlerin teslimi meselesini aydınlattıklarını, 110 adet tabletin teslim edildiği teslim-tesellüm belgeleri ve ihtarnamelerindeki ikrar ile de sabit olduğunu, davalıya İzmir 21. Noterliği'nin 07866 yev.no'lu 04/03/2019 tarihli ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve 01/02/2017 tarihli Yazılım ve Donanım Sözleşmesinin feshedildiğini, tabletleri kimlerin, ne şekilde teslim alacağı hususu ihtar ve ihbar edildiğini, müvekkilinin sağladığı PDKS Yazılım ve Donanım sözleşmesine dayalı hizmete dair sisteminde hiçbir sorun olmadığını, sözleşmeyi fesheden ve müvekkilinin çok büyük bir zarara uğratan davalının, kötü niyetle sorumluluktan kurtulma maksadı içerisinde olduğunu, tabletlerin iddia edildiği 5 ay sonra değil derhal incelemeye verildiğini, durumun aciliyetinin bilirkişilerce ifade edildiğini, yerel mahkemenin somut olaylarında en temel iddiaları olan her iki sözleşmenin temelden birbirine bağlı olduğunu, 01/03/2017 tarihli PDKS sözleşmesinin, 01/02/2017 tarihli yazılım ve donanım sözleşmesinin ayrılmaz bir bütünü niteliği bulunduğu hususunu irdelemediğini, bu iki sözleşmeden herhangi birinin feshi halinde diğerinin hiçbir işe yaramayacağını, tek başına devamının düşünülemeyeceğini, tabletlerin ve içerisine yüklenen yazılımın birbirinden ayrı hiçbir anlam ifade etmeyeceğinin nazara alınmadığını, yerel mahkeme tarafından verilen kararın usule, yasaya olaya, ,yargıtay içtihatlarına, hakikate ve hakkaniyete aykırı olduğundan kararın kaldırılmasını, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, yargılamanın duruşmalı olarak yapılmasını, dosya esasına mahkemenin girmeyecek olması halinde davanın yeniden görülmesi için dosyanın yerel mahkemeye iadesine, taraflar arasındaki her iki sözleşmenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, 3 yıl dolmadan hiçbir gerekçe göstermeksizin davalı tarafça sözleşmenin feshi ve cihazlardaki değer kayıpları sebeplerinden kaynaklanan 20.000-TL maddi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Dava, eser sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan tazminat davasıdır. İlk derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı taraf yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak yapılan işlerin miktarını ve bedelini ispatlamak yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise iş sahibine aittir.
Somut olayda, taraflar arasında 01/02/2017 tarihli yazılım ve donanım sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme ile davacının PDKS (Personel Devam Kontrol Sistemi) işlevini görecek yazılım ve donanımın davalıya sağlanmasının taahhüt edildiği, 01/03/2017 tarihinde ise PDKS Yazılım Destek Hizmet Sözleşmesinin imzalandığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında kurulan sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddeleri hükümlerine göre eser sözleşmesidir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Eser sözleşmelerinde yüklenicinin edimi eseri iş sahibinin amacına, fen ve tekniğine uygun olarak teslim etmek iş sahibinin edimi ise iş bedelini ödemektir. 01/02/2017 tarihli sözleşme ile davacı taraf davalı tarafa, davalının personel devamlılık kontrolünü sağlamak amaçlı olarak, 110 adet tabletin içerisinde davacının hazırladığı yüz tanıma yazılımı yükleyerek kiraya vermiş olup, yazılım, donanım, demirbaş, bakım, onarım ve teknik destek için hizmet verilen lokasyon (restaurant) başına kendisine aylık 30-Euro ödenmesi kararlaştırılmıştır. 01/03/2017 tarihli sözleşmenin ise Yazılım ve Donanım Sözleşmesi ile davalıya sağlanmış olan PDK Sistemine sürecin devamında destek hizmeti verilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. 01/03/2017 tarihli PDKS sözleşmesinin 8.3 maddesinde "...; işbu sözleşmeyi yukarıda 8.2. Maddede sayılan haller dışında her halükarda dilediği zaman, dilediği şekilde, herhangi bir gerekçe göstermeksizin, önceden bir ihbarda bulunmaksızın ve başkaca ek bir yükümlülük altına girmeksizin derhal feshetme hakkına sahiptir" düzenlemesinin yer aldığı, davalının sözleşmedeki bu hükme dayanarak İzmir 25.Noterliği'nin 25/02/2019 tarihli fesih ihtarnamesi ile 01/03/2017 tarihli sözleşmenin feshedildiğini ve 110 adet tabletin iade alınmasını ihtar ettiği görülmüştür. Her ne kadar tabletler, 01/02/2017 tarihli sözleşmeye ek protokol ile davalıya teslim edilmiş ve protokolün sözleşmenin eki sayılmasına karar verilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmelerin 8. maddesinde davalı şirkete tek taraflı gerekçesiz fesih hakkı tanındığı sabittir. Davalı, sözleşme gereği saklı tuttuğu fesih hakkını kullanmıştır. Bu durumda haksız fesihten bahsedilemeyeceğinden davadaki maddi tazminat talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.11.2021 tarih ve 2019/385 Esas, 2021/1018 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 427,60-TL istinaf maktu karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 346,90 TL harç bedelinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361(1) maddesi gereğince, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 31.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.