T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1261
KARAR NO : 2026/675
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/653
KARAR NO : 2022/797
DAVA TARİHİ : 21.09.2021
KARAR TARİHİ : 17.11.2022
DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 07.05.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ : 07.05.2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.11.2022 tarih ve 2021/653 Esas, 2022/797 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ile davalı .... (... Makine ve Denizcilik Sanayi) arasında 13.07.2021 tarihinde Tekne Döküm Laminasyon Protokolü imzalandığını, söz konusu protokol uyarınca davalı .... müvekkili şirket tarafından kendisine teslim edilen 10.60x3.40 metre ve 8.45x3.2 metre boyutlarındaki tekne kalıplarını kullanarak protokolde ve ürün fiyat teklifinde belirlenen teknik özelliklere haiz ürünleri teslim etme borcu altına girdiğini, taraflar arasında kararlaştırılan teslim süre ve şartlarına uymaksızın sadece 10.60x3.40 metre ürünü eksik ve hatalı olarak teslim ettiğini, davalı tarafından ürünün teslim alındığını, davalı tarafından müvekkili şirkete teslimat süresine ve ürün yapımına ilişkin şartlara uyulmadığından mülkiyeti müvekkiline ait olan 10.60x3.40 metre ve 8.45x3.2 metre boyutlarındaki tekne kalıplarının iadesinin istenildiğini ancak davalı tarafından sadece 10.60x3.40 metre tekne kalıbı teslim edildiğini, tekne kalıplarının istenilmesi üzerine 170.000-TL bakiye borcunun bulunduğunu ileri sürülerek 8.45x3.2 metre boyutundaki tekne kalıbı üzerine hapis hakkının kullanıldığının belirtildiğini ancak 8.45x3.2 metre boyutundaki tekne kalıbı üzerinde davalı üzerinde davalı tarafından hapis hakkının kullanılmasının açıkça aykırı olduğunu, 8.45x3.2 metre boyutundaki kalıbın ellerinde mevcut olmadığından söz konusu kalıp ile üretilecek teknelerin tesliminin yapılamadığını, zamanında teslim edilemeyen siparişlerin iptalleri ve ön ödemelerinin yapıldığını belirterek, taraflar arasında yapılan protokol uyarınca teslim edilen ürüne ilişkin müvekkili şirkete noter ihtarnamesi ile bildirilen 170.000-TL ticari borcun yapılan ödemeler ve protokolün 4.maddesi uyarınca mevcut olmadığının tespitine, 8.45x3.2 metre boyutlarındaki tekne kalıbı üzerinde kullanılan hapis hakkının kaldırılarak tekne kalıbının müvekkiline teslimine yönelik teminat karşılığı tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız olduğunu, dava kapsamında ise tesis edilen tedbir kararına karşı da bir kısım itirazlarının olduğunu, TMK md 950 kapsamında davalı müvekkili yönünden, davacı yana ait 8.45x3.2 metrelik tekne kalıbı üzerinde hapis hakkının kullanılmasında hukuken herhangi engel bir durumun var olmadığını, çünkü söz konusu kalıbın davacı yanın kendisine ait olup yine kendi rızası dahilinde davalı müvekkiline teslim edildiğini, davacı yanın davalı müvekkiline olan borcunun da muaccel olduğunu ve 8.45x3.2 metre ebatlarındaki tekne kalıbı ile alacak arasındaki bağlantının varlığının da kesin olduğunu, hapis hakkının kullanılmasındaki en önemle neden ise 8.45x3.2 metre ebatlarındaki tekne kalıbının değer olarak davalı müvekkilinin muaccel olan alacağını ziyadesiyle karşılayabilecek nitelik ve değerde olmasından kaynaklandığını, davacı yanın davalı müvekkiline karşı olan 170.000-TL bakiye borcunun varlığını ispatını her türlü şüpheden uzak ve somut bir şekilde gösterir hususlar dahilinde 8.45x3.2 metre ebatındaki tekne kalıbının davalı müvekkiline teslimi ile iadesine ve de TMK md 950 kapsamında hapis hakkının devamına, mahkememizin aksi kanaatte olması halinde ise davalı müvekkilinin alacaklı olduğu 170.000,00-TL'nin teminat olması amacıyla tedbiren iş bu mahkeme dosyasına depo edilmesine, iş bu haksız ve iyi niyetten yoksun davanın reddi ile davacı yanın davalı müvekkiline karşı 170.000,00-TL borçlu olduğunun tespitine karar verilmesin talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 17.11.2022 tarih ve 2021/653 Esas, 2022/797 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Ayrıntılı gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere, davacı ile davalı arasında imzalanan tekne üretim sözleşmesi kapsamında 1 adet 10.60x3.20 metre boyutlu teknenim imal edilerek davacı iş sahibine teslim edildiği, ancak üretimde sözleşme ile belirlenen sayıda kat uygulanmadığının tanık anlatımları ve tutanak ile ispat edildiği, tanıkların teknenin diğer katlarının kendileri tarafından tamamlandığı hususunda açık görgüye dayalı beyanda bulundukları, bu haliyle davacının fatura bedeli miktarınca imalat bedelinden indirim yapma hakkının sözleşmenin 4.maddesi kapsamında bulunduğu ve imalat bedelinin 120.655,00-TL olacağı, davacının dava öncesi gerçekleştirdiği 160.000,00-TL toplam ödeme ile imalat bedelini karşıladığı anlaşıldığından davacının ihtarnameye konu alacak talebi yönünden borçlu bulunmadığının tespitine, " dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 20.03.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Dosyaya sunulan mesaj kayıtları, protokoller, banka ödeme kayıtları ve resimler ile tanzim edilen bilirkişi raporu içeriğindeki defter kayıtları kapsamında müvekkilinin davacı yandan alacaklı olduğunun aşikar olduğunu, ilk derece mahkemesinin kararının kabulünün mümkün olmadığını, davaya konu teknelere ilişkin ürünün imalat bedellerinin lominasyon protokolünün imza tarihi itibariyle piyasa rayiç değerlerinde olduğunun tespit ettiklerini, davalı müvekkilinin tamamlamayı taahhüt ile teslim ettiği 8.45x3.20 ve 10.60x3.40 ebatlarındaki teknelere ait toplamda 330.000 TL emek ve hizmet bedeli üzerinde davacı yan ile anlaşmış olduklarını, davacı yanın imalatı yapılacak teknelere ilişkin, tarafların yasal defterlerinin uyumlu olması hasebiyle ve de karşı yanın davalı müvekkile karşı yapmış olduğu 160.000 TL ön ödeme bedelinin mahsup edilmesini, dava tarihi itibariyle davacı yanın 170.000 TL bakiye borçlu olduğu gerçeği ortaya çıktığını, davacı yanın bilirkişi raporuna karşı itirazları kapsamında ek raporun tanzim edilmesi için mahkemece ibrazı istenen belgeler davacı yanca sunulamadığını, bu kapsamda tanzim edilen rapor ile davacı yanın davalı müvekkiline borçlu olduğunu, ilk derece mahkemesin sundukları yazılı ve sözlü beyanlar kapsamında izah ettikleri nedenlerle itirazlarının kabulüne, yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılarak yeniden karar tesis etmek üzere yerel mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası yönünden; borçlu, anılan maddeye göre, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Diğer bir deyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir. (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233) Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir.
Somut olayda, taraflar arasında 13/07/2021 tarihli Tekne Döküm Laminasyon Protokolü imzalanmıştır. Davacı vekili, davalıya teslim edilen 10.60x3.40 ve 8.45x3.2 metre boyutlarındaki 2 tekne kalıbı ile protokolde belirtilen fiyatlandırma dahilinde davalının üretim gerçekleştireceği, davalının 1 adet 10.60x3.40 metre tekne ürününü ayıplı olarak teslim edip başkaca ürün teslim etmediğini, süreç içerisinde sözleşme feshedilmesine rağmen davalı tarafın 10.60x3.40 boyutlu kalıbı teslim etmesine rağmen 8.45x3.2 metre boyutlu kalıbı teslim etmeyip 170.000,00-TL bakiye borç bulunduğu iddiası ile hapis hakkı uyguladığını, davacının bu miktarda borcunun bulunmadığını, hapis hakkı şartlarının oluşmadığını belirterek borçlu olunmadığının tespiti istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise, cevap dilekçesinde davalı adına hareket eden ....'ın 03/10/2021 tarihinde ... yazışması ile 170.000,00-TL bakiye borcun bulunduğunu kabul ettiğini, davalının yapımı taahhüt edilen tekneleri davacıya teslim ettiğini, yazışmalar ile borcun varlığının sabit olduğunu, fiyat teklifinde yer alan imzanın davalıya ait olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasında, 10.60x3.40 metre boyutundaki teknenin davacıya teslim edildiği, davacının davalıya 160.000,00-TL ödeme yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Teslim edilen teknenin ayıplı olup olmadığı, iş bedeli ve 8.45x3.2 metre ebatlı teknenin imal edilerek davacıya teslim edilip edilmediği uyuşmazlık konusudur. Kural olarak eser sözleşmesine konu imalatın meydana getirilip iş sahibine teslim edildiğinin ispatı külfeti yüklenici üzerindedir. Eserde ayıp bulunması halinde ayıp ihbarında bulunma ve ayıbın ispatı külfeti ise iş sahibi üzerindedir. Davalı tarafça diğer kalıptan üretilen 8.45x3.2 metre ebatlı tekne imalatı yapılarak davacıya teslim edildiğine dair somut bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır.
İş bedeli taraflar arasında çekişme konusu olduğuna göre dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 481. maddesi uyarınca iş bedelinin yapıldığı yılın mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi ve belirlenen bu iş bedelinden de iş sahibi tarafından yasal delillerle ispatlanan ödemelerin düşülerek sonuca gidilmesi gerekir.(Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 02.11.2017 tarih ve 2016/5060 E.-2017/3793 K. sayılı kararı) 09/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda işin yapıldığı yıl (2022 yılı) rayiç fiyatlarının 10,60x3,40 metre tekne için 300.000,00-TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmakta ise de davalı vekili gerek cevap dilekçesinde, gerekse 21/03/2022 tarihli beyan dilekçesinde her iki teknenin toplamının 330.000,00-TL olduğunu kabul ettiğinden Mahkemece bu miktarın esas alınması isabetli olmuştur.
Davacı şirket adına çalışan....'ın 03/09/2021 tarihli .... görüşmesinde "Onaylıyorum" yazması ile 170.000,00-TL bakiye borç bulunduğunu kabul ettiğine dair istinaf isteminde bulunmuş ise de, konuşmada "açık bir şekilde onaylıyorum yazması halinde yükleme yapılacağının beyan edildiği", açık bir borç ikrarı bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı ile davalı arasında imzalanan tekne üretim sözleşmesi kapsamında 1 adet 10.60x3.20 metre boyutlu teknenin imal edilerek davacı iş sahibine teslim edildiği, ancak üretimde sözleşme ile belirlenen sayıda kat uygulanmadığının tanık anlatımları ve tutanak ile ispat edildiği, tanıkların teknenin diğer katlarının kendileri tarafından tamamlandığı hususunda açık görgüye dayalı beyanda bulundukları, bu haliyle davacının fatura bedeli miktarınca imalat bedelinden indirim yapma hakkının sözleşmenin 4.maddesi kapsamında bulunduğu, davacının dava öncesi gerçekleştirdiği 160.000,00-TL toplam ödeme ile imalat bedelini karşıladığı anlaşıldığından davacının ihtarnameye konu alacak talebi yönünden borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.11.2022 tarih ve 2021/653 Esas, 2022/797 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 11.612,70 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.803,18 TL harcın mahsubu ile kalan 8.809,52 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.