T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/533
KARAR NO : 2026/621
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/541
KARAR NO : 2025/1024
DAVA TARİHİ : 11/06/2025
KARAR TARİHİ : 09/12/2025
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 30.04.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ : 30.04.2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.12.2025 tarih ve 2025/541 Esas, 2025/1024 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Davacı şirkete ait .... plakalı aracın, 09.10.2023 tarihinde hareket halinde iken yolda arıza yaparak çekici ile .... olarak bilinen davalı tarafa ait servise götürüldüğünü, arızanın motoru hasar aldığını, ve hasarın oluşma nedeninin triger kayışının zamanında değiştirilmemesinden kaynaklandığının iddia edildiğini, akabinde motorun değiştirilmesi gerektiğini, garanti kapsamında olmadığından bedelin araç sahibi tarafından ödenmesi gerektiğinin davacıya söylendiğini, dava konusu aracın garantisi devam eden bir araç olduğu için tüm periyodik bakımlarının yetkili serviste yaptırıldığını, garanti kapsamında arızanın bedelsiz giderilmesi gerekmekte iken yetkili servis bunu kabul etmediğinden İstanbul Anadolu 25. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/65 D.İş sayılı dosyası ile bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, alınan rapor doğrultusunda onarımın bedelsiz yapılmasının talep edildiğini ancak talebin karşılanmadığını, davacı tarafça ödenmek zorunda kalınan ve haksızca düzenlenen faturaya ilişkin olarak alacağın tahsili için İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2024/2696 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, davanın süresinde açılmadığını, davanın .... AŞ'ne ihbar edilmesini, araç teslim kayıtlarının ve araca ait tüm sigorta kayıtlarının celbi gerektiğini, D.iş dosyası kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, takibin dayanağı belgenin sunulmadığından beyanla davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 09.12.2025 tarih ve 2025/541 Esas 2025/1024 Karar sayılı dosyasından verilen kararı ile özetle; "Dava dilekçesi ekinde yer alan arabuluculuk son anlaşamama tutanağı incelendiğinde davacı vekilinin borca itiraz sonrası 29/03/2024 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu ve 08/04/2024 tarihinde anlaşamama son tutanağı ile son bulduğu, dolayısıyla davacı vekilinin ödeme emrine yönelik itirazdan 29/02/2024 tarihinde haberdar olduğunun kabulü gerektiği, nitekim işbu itirazın iptali davasının son anlaşamama tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren 1 yıl geçtikten 11/06/2025 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında açılan davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 06.02.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Yapılan yargılama sonunda, mahkemece itirazın iptali davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını belirterek davanın reddedildiğini, mahkemenin, hak düşürücü süre başlangıcını arabuluculuk görüşmelerini baz aldığını, mahkemenin bu görüşünün açıkça kanuna aykırılık teşkil ettiğini, Mahkemenin 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 67. maddesi aksine bir yorum yaparak, tebliğ edilmemiş bir itirazı, öğrenme tarihini tebliğ tarihi yerine koyduğunu, açık hata yapıldığını, dilekçelerinde değinilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.09.2024 T. 2024/3074 E. 2024/6421 K. Sayılı kararının dava ile bire bir aynı olduğunu, görüleceği üzere Yargıtay içtihatında arabuluculuk başvurusunun veya anlaşmama tutanağının imzalandığı tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunun net bir şekilde vurgulandığını,
Açıklanan ve resen gözönünde tutulacak diğer nedenlerle, ilk derece mahkemesinin açık kanun ihlali içeren kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2024/3074 Esas ve 2024/6421 Karar sayılı "Bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararına göre";
2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca itirazın iptali davası bir süreye tabi olup alacaklının bu davayı, itirazın kendisine, eğer varsa vekiline tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açması gerekir. Bir yıllık süre içinde açılan dava, teknik anlamda bir itirazın iptali davasıdır ve ancak bir yıl içinde açılan davanın kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine, alacaklı, itiraz ile durmuş olan icra takibine devam edilmesini (yani haciz) isteyebilir. İcra inkâr tazminatına da, yalnız bir yıl içinde açılmış olan itirazın iptali davasında hükmedilebilir.
İtiraz kendisine tebliğ edilmeden alacaklının, itirazın iptali davası açması ya da itirazın kaldırılması yoluna başvurması mümkündür. İtiraz kendisine tebliğ edilmeden icra hukuk mahkemesine itirazın kaldırılması için başvuran alacaklının, artık icra hukuk mahkemesine başvuru tarihi itibariyle itirazı tam olarak öğrendiği ve itirazın iptali davası açma süresinin de bu tarihte başlayacağı, Dairemizin yerleşik içtihatları ile kabul edilmektedir. Ancak bu husus, Daire önüne gelen konuda, uyuşmazlık teşkil etmemektedir. Öte yandan alacaklının, borçlunun itirazının kendisine tebliğinin usulsüz olduğu iddiasıyla icra hukuk mahkemesine başvurması, itirazın tebliğinin usulsüz olduğuna karar verilmesi durumunda, alacaklının itirazı öğrendiğini beyan ettiği tarihin, itirazın tam olarak öğrenildiği tarih olarak kabul edileceğine dair kararlar da bulunmaktadır. Ancak bu husus da, Daire önüne gelen konuda, uyuşmazlık teşkil etmemektedir.
Kanun hükmünde gösterilen bir yıllık süre, hak düşürücü süredir. Hak düşürücü süre, sahibinin hakkın korunması için kanun veya sözleşme ile öngörülen süre içerisinde belirlenen eylem veya işlemleri yapmaması nedeniyle hakkının sona ermesi sonucunu doğuran süredir. Hak düşürücü sürelerin kanunla düzenlenmesi asıldır. Tarafların sözleşme ile hak düşürücü süreleri belirlemeleri, bu süreleri değiştirmeleri veya ortadan kaldırmaları mümkün değildir. Hak düşürücü süreler, hakkı tamamen sona erdiren, yok eden, düşüren sürelerdir. Hak sahibi alacaklı, kanunla veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde öngörülen eylem veya işlemleri yapmadığı takdirde o hak tamamen ortadan kalkmakta, silinmekte, düşmektedir.
2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin birinci fıkrasında açıkça itirazın iptali davasının, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması gerektiği düzenlenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere hak düşürücü süre niteliğinde olan bu bir yıllık sürenin başlangıcını, genişletici yoruma tabi tutarak alacaklı aleyhine, anlaşamama tutanağının imzalandığı tarih olarak tespit etmek isabetli değildir. Dava açma süresi, itirazın tebliği ile başlar. İtirazın tebliğ edilmediği bir durumda, dava açma süresi işlemeye başlamayacağından talep olunan konuda aşağıda açıklandığı şekilde uyuşmazlığın giderilmesine karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında, icra takip dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bir durumda, zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ise dava açmak için Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlamayacağına, itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edildiği tarihte başlayacağına, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar verildiği görülmüştür.
Bu kapsamda somut olayda, icra takip dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği, dava açmak için Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlamayacağından eldeki davanın hak düşürücü süre geçmeden açıldığı anlaşılmış olup Mahkemece "davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine" karar verilmesi usule ve yasaya aykırı görülmüştür.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,
2-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.12.2025 tarih ve 2025/541 Esas, 2025/1024 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.