Yukarıda açık kimlik bilgileri ve suçu yazılı sanık hakkında açılan kamu davasının TÜRK MİLLETİ ADINA hüküm vermeye yetkili ve görevli İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesi'nde yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 04/04/2017 tarih ve 2017/34174 Soruşturma, 2017/11601 Esas, 2017/9284 İddianame sayılı iddianamesi ile; Müşteki İ. A.'in C. Bayar Üniversitesi Salihli Meslek Yüksek Okulu 2. sınıf öğrencisi olduğu, Salihli'ye haftada 4 gün E. Tur şirketine ait servisle gidip gelmekte olduğu, 23/02/2017 tarihinde saat 20:00 sıralarında E. Tur şirketine bağlı olarak servis şoförlüğü yapan E. Ç.'nin kullandığı araç ile eve dönerken serviste en son kişi olarak kaldığı, şüpheli E. Ç.'nin bir kaç kere daha müştekiyi en son yolcu olarak bıraktığı, şüphelinin müştekiyi evinin önüne getirdiği, müştekinin kapıyı açarak aşağıya indiği, bu sırada şüpheli E.'in müştekiye hitaben "hemen gidiyorsun kal biraz muhabbet edelim" dediği, müştekinin "ne muhabbeti edeceğiz" demesi üzerine de, "ne olacak canım konuşacağız" dediği, bunun üzerine müştekinin tekrardan arabaya bindiği, şüphelinin araca tekrar binen müştekinin elini tuttuğu ona yaklaşarak sarıldığı, yanaklarından öptüğü, müştekinin yüzüne bakarak "2-3 gündür gözüme çok tatlı geliyorsun" dediği, müştekinin şüphelinin iyi niyetli olmadığını anlaması üzerine sessiz ve sakin bir şekilde davranarak "ben ineyim E. abi çok rahatsız ettin" diyerek araçtan indiği, şüphelinin daha sonra müştekinin kullanmakta olduğu 553-519…. numaralı telefonuna "İ. abicim cuma günü beni yanlış anlamışsın, sana dedim seni seviyorum hoşuma gidiyorsun çünkü benim 1997 doğumlu kızım var, Konya'da 9 yıldır göremiyorum, elinden tutup sarılıp öpemiyorum, hasreti burnumda tütüyor, siması aynı sen, saçı boyu kilosu bir tek onda gözlük var, seni o yüzden seviyorum. Onun yerine sana neler yapıyorsun hayatın nasıl diye sordum, özür dilerim, inan yanlış anlayacağını düşünmedim, babalık duygusuyla sordum, şimdi duyunca gözlerim doldu tekrar özür dilerim abim" diye mesaj attığı, şüphelinin yukarıda anlatıldığı şekilde üzerine atılı suçu işlediği,
İddia, ifade tutanakları, şüphelinin kaçamaklı savunması, mesaj tespit tutanağı, diğer tutanaklar ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı iddiasıyla eylemine uyan TCK'nun 102/1-2.fıkra, 102/3.b, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
Katılan İ. A. beyanında: Olay günü servisten inerken servis şoförü olan sanığın kendisine araçtan inme biraz muhabbet edelim dediğini, kendisinin de ne muhabbet edeceğiz dedikten sonra "konuşuruz canım ne olacak" şeklinde söylediğini, bunun üzerine tekrar arabaya bindiğini, 5 dakika servis güzergahından sohbet ettiklerini, sonra elini tuttuğunu, rahatsız olduğunu, gitmek için ayağa kalktığında kendisine sarıldığını ve elini belinden yukarıya doğru kaydırdığını ve yanaklarından 4 kez öptüğünü ve 3 gündür gözüne güzel gözüktüğünü söylediğini, rahatsız olduğunu söyleyerek araçtan indiğini, kendisini yanlış anladığını ve staj yeri ayarlayabileceğini söylediğini, daha sonra oradan ayrıldığını beyan etmiştir.
Sanık E. Ç. savunmasında: Müştekinin okula kendi servisi ile gittiğini, servis güzergahında değişiklik olduğunu ve bu konuyu kendisine anlatmak amacıyla son kişi olarak araçtan inerken beklemesini söylediğini, kendisine güzergahın değiştiğini anlattığını, müştekinin kendisini yanlış anladığını, bu nedenle şikayetçi olduğunu, her hangi bir şekilde cinsel istismarda bulunmadığını, sadece 2 yıldır kendisini tanıdığı için elini tutarak "iyi tatiller" dediğini beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesince; "Sanık E. Ç.'nin kullanmakta olduğu servis aracında yolcu olarak bulunan katılan İ. A.'in servisten ineceği sırada inme biraz muhabbet edelim dediği, katılanın da bunu kabul etmesi üzerine arabaya tekrar bindiği ve bir süre sohbet ettiği, sanığın katılanın elini tuttuğu, katılanın bundan rahatsız olarak elini çektiği, sanığın katılana 3 gündür gözüme güzel görünüyorsun diyerek cinsel tacizde bulunduğu, sanığın eylemine uyan TCK'nun 105/1 maddesi uyarınca cezalandırılması yönünde karar verilmiştir" şeklinde gerekçeyle sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında verilen bu hükme yönelik olarak süresi içerisinde katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Katılan Bakanlık vekili 26/10/2017 tarihli istinaf dilekçesiyle; "Sanık hakkında alt sınırdan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu" gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Katılan vekilinin istinaf talebi üzerine dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmakla, dairemizin 2017/3928 esas numarasına kaydı ile yapılan duruşmalı incelemede;
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
İlk derece mahkemesinin kararının niteliği, başvurunun süresinde yapılmış olması ve başvuranların sıfatı birlikte değerlendirilerek istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiş;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre sanığın işlediği iddia olunan cinsel saldırı suçunda kurulan hükümde katılan Bakanlık vekilinin belirttiği hususların değerlendirilmesi amacıyla CMK'nın 280/1-c, 281/1. maddeleri gereğince duruşma açılmasına karar verilmiştir. Yapılan duruşma neticesinde;
Sanığa CMK'nın 147/1-b ve 191/3-b maddesi gereğince iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirilmesi ve CMK 282/1-a, b, c ve d maddesi gereğince üye inceleme raporu, ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü, mesaj tespit tutanağı, nüfus ve adli sicil kayıtları ile diğer bilgi ve belgeler anlatılmıştır.
Sanık E. Ç. savunmasında: "Ben üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum, bu konuda daha önceden savunmalarda bulunmuştum, o savunmalarım doğrudur aynen tekrar ederim, benim mağdureye yönelik herhangi bir hareketim, davranışım veya sözüm olmamıştır" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık hakkında TCK 102/3-b maddesinin uygulanmaması ihtimaline binaen CMK'nın 226. Maddesi gereğince ek savunma hakkı verilmiştir.
Sanık müdafii; "Ben bununla ilgili olarak yazılı halde iki sayfadan ibaret savunma hazırladım bu savunmayı aynen tekrar ediyorum, dedi. Sanık müdafii yazılı olarak dosyaya sunduğu savunmaları sözlü olarak özetledi, devamla dilekçemde belirttiğim gibi bu olayın bir adiat meselesinden dolayı kaynaklandığını düşünmekteyiz, servis işleten şirketin yetkililerini tanık olarak dinletmek istedik ancak onlar tehdit altında olduklarını söyleyerek tanıklık yapmadılar, biz de müvekkilimizin aynı şirkette çalışan şoför arkadaşı E. Y.'u tanık olarak dinletmek istiyoruz, hazır ettik şu an dışarıdadır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan beyanında: "Ben bu konuda daha önceden beyanda bulunmuştum, orada vermiş olduğum beyanlarım doğrudur, söz konusu eylemleri yaptığı atmış olduğu mesajdan da bellidir, ben kendisinden halen şikayetçiyim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinden sanığın savunmasına karşı diyecekleri sorulduğunda; "Biz sanık savunmalarını kabul etmiyoruz, istinaf dilekçemizi aynen tekrar ederiz, biz suç vasfının cinsel taciz değil, cinsel saldırı boyutunda olduğu kanaatindeyiz, sanık hakkında şikayetçiyiz, alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayin edilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık E. Y.. anlatımında; Sanık E. Ç. arkadaşım olur, ben şu an Menderes'te faaliyet gösteren B.. Turizm'de şoför olarak çalışırım. E. şu an bildiğim kadarıyla kamyonda şoförlük yapmaktadır, ben de 2017 yılında sanıkla birlikte E. Tur isimli şirkette şoförlük yapıyordum, benim çalıştığım şirket Salihli, Ahmetli ve Turgutlu ile İzmir arasında öğrenci taşıma işi yapıyorduk, E. ile bölgelerimiz farklıydı ben Buca tarafına götürüyordum, E. de Eski İzmir tarafında götürüyordu, Ben mağduru tanımıyorum, 160'a yakın öğrenci vardı, benim olayla ilgili görgüye dayalı bir bilgim yoktur, ben sadece olayı duydum, benim duyduğum kadarıyla güya E. şikayetçi olan kızı öpmüş, kız da şikayetçi olmuş, belirttiğim gibi benim görgüye dayalı bilgim yoktur" dediği,
Sorulduğunda; Bizim taşıdığımız öğrencilerle belli bir samimiyetimiz vardır, hatta bu öğrencilerden bazıları erkek olsun kız olsun evlerimize de oturmaya geldikleri oluyor, bizimde aynı yaşlarda çocuklarımız var, onları evlerine bıraktıklarımız sırada sarılarak vedalaşma şeklinde yanak yanağa öpüştüklerimiz oluyor, tamamen iyi niyetle yapılmış olan davranışlardır, hatta içlerinden bazıları biz ayrılırken bizim boğazımıza sarılıp bizi öptükleri de oluyor" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında müşteki İ. A.'e karşı olay tarihinde sanığın yönetimindeki servis ile yolculuk yaptığı sırada müştekinin elini tutarak, yaklaşarak sarıldığı, yanaklarından öptüğü ve müştekiye "2-3 gündür gözüme çok tatlı görünüyorsun" şeklinde sözler söylemesi nedeniyle sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı suçundan İzmir ASCM'ne kamu davası açıldığı,
İzmir 21.ASCM'nin 03/10/2017 tarih 2017/294 Esas 2017/676 Karar sayılı kararıyla cinsel taciz suçu yönünden TCK 105/1.maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Sanığın eyleminin katılana sarılması ve öpmesi nedeniyle cinsel saldırı niteliğinde olduğu ve yasaya aykırı olan İzmir 21.ASCM'nin 03/10/2017 tarih 2017/294 Esas 2017/676 Karar sayılı kararının kaldırılmasına,
Sanığın TCK 102/1-2.cümle, 102/3-b ve 53.maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Sanık ve müdafiinden mütalaaya karşı diyecekleri ile esas hakkındaki son savunmaları sorulduğunda:
Sanık; "İddia makamının mütalaasını kabul etmiyorum, ben suç işlemedim, kötü bir niyetim yoktu, bir baba kız şefkatiyle mağdurla vedalaştık, gerek okulda gerek toplanma yerlerinde nasıl çocuklarla samimiyet kuruyorsak aynı şekilde mağdurla da evinin önünde vedalaşıp ayrıldık, suçsuzum beraatime karar verilmesini talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafii; "İddia makamının mütalaasını kabul etmiyoruz, aşamalardaki savunmalarımızı tekrar ediyoruz. Ortada herhangi bir suç yoktur, müvekkilimin suçu işlediğine ilişkin mağdurun beyanlarından başka herhangi bir delil yoktur, yazılı savunmalarımı tekrar ediyoruz, olay tamamen aidat borçlarının istenilmesi nedeniyle aile tarafından sanığa atılmış olan bir iftira söz konusudur, biz öncelikle müvekkilimin beraatini aksi takdirde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın hazırlık, ilk derece mahkemesindeki savunmaları ve dairemizce yapılan duruşmadaki savunması ile katılan beyanları, tanık anlatımları, mesaj tespit tutanağı, tutanak, nüfus ve adli sicil kayıtları ile dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelenmiş olup hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş deliller olmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
İddia, sanık savunması, mağdur anlatımları, tanık beyanları, mesaj tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre; mağdur katılan İ. A.'in C. Bayar Üniversitesi Salihli Meslek Yüksek Okulu 2. sınıf öğrencisi olduğu, Salihli'ye haftada 4 gün E. Tur şirketine ait servisle gidip geldiği, sanığın da bu şirkette şoför olarak çalıştığı, 23/02/2017 günüde sanığın kullandığı E. Tur şirketine ait araçla eve dönerken serviste en son kişi olarak kaldığı, sanığın mağduru saat 20:00 sıralarında evinin önüne kadar getirdiği, mağdurun kapıyı açarak aşağıya inmek istediği sırada sanığın mağdura "hemen gidiyorsun kal biraz muhabbet edelim" dediği, mağdurun "ne muhabbeti edeceğiz" demesi üzerine de, "ne olacak canım konuşacağız" dediği, bunun üzerine mağdurun bir şey söyleyeceğini düşünerek tekrar arabaya bindiği, sanığın mağdurun yanına gelip elini tuttuğu ve sarılıp yanaklarından öptüğü, mağdura "2-3 gündür gözüme çok tatlı geliyorsun" dediği, mağdurun sanığın iyi niyetli olmadığını anlaması üzerine sessiz ve sakin bir şekilde davranarak "ben ineyim E. abi çok rahatsız ettin" diyerek araçtan indiği, sanığın daha sonra 27/02/2017 tarihinde mağdurun kullandığı 0 553 519…. numaralı telefonuna "İ. abicim cuma günü beni yanlış anlamışsın, sana dedim seni seviyorum, hoşuma gidiyorsun, çünkü benim 1997 doğumlu kızım var, Konya'da 9 yıldır göremiyorum, elinden tutup sarılıp öpemiyorum, hasreti burnumda tütüyor, siması aynı sen, saçı boyu kilosu bir tek onda gözlük var, seni o yüzden seviyorum. Onun yerine sana neler yapıyorsun hayatın nasıl diye sordum, özür dilerim, inan yanlış anlayacağını düşünmedim, babalık duygusuyla sordum, şimdi duyunca gözlerim doldu tekrar özür dilerim abim" diye mesaj attığı, bunun üzerine mağdurun şikayetçi olduğu dairemizce sübut olarak kabul edilmiştir.
Sanık aşamalardaki savunmalarında, servis güzergahında değişiklik olduğunu, mağdura bu konuyu anlatmak amacıyla inerken beklemesini söylediğini, mağdura güzergahın değiştiğini anlattığını, mağdurun kendisini yanlış anladığını ve şikayetçi olduğunu belirtmiş ise de; gerek dosya arasında ki mesaj içeriği, gerek üniversite öğrencisi olan mağdurun samimi beyanları ve gerekse yargılamanın son aşamasına kadar ileri sürülmeyen ve şirkette şoför olarak çalışan sanığı da ilgilendirmeyen mağdurun aidat borcu olduğu ve bu borcu ödememek için bu iftirayı attığına yönelik hayatın olağan akışına uygun düşmeyen ve suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.
İlk derece mahkemesince sanığın eylemleri cinsel taciz olarak kabul edilmiş ise de, cinsel taciz bedensel temas içermeyen söz ve davranışlarla mağdurun cinsel kimliğine yönelik eylemler olup, sanığın gerçekleştirdiği mağdurun ellerinden tutma, sarılma ve öpme şeklindeki eylemlerin bedensel temas içeren ve bu şekilde cinsel arzuları tatmine yönelik ani ve kesik hareketlerle yapılan ve bu nedenle de sarkıntılık düzeyinde kalan eylemler olduğu değerlendirilmiş ve sanığın TCK'nın 102/1-2.cümle uyarınca cezalandırılması gerektiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında hüküm kurulurken olayın oluş şekli, sanığın karşılıklı güven ilişkisinin sağladığı kolaylıktan faydalanıp bu eylemini gerçekleştirmesi nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılmış, sanığın şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışları ve dairemizce sanığın cezasından indirim yapılmayı gerektirecek herhangi bir takdiri indirim nedeninin de bulunmadığının kabul edilmesi nazara alındığında cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince indirim yapılmamış ve mağdurla sanık arasında herhangi bir hizmet ilişkisi bulunmadığından hakkında TCK'nın 102/3.b maddesi uygulanmayarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-) Sanık hakkında cinsel taciz suçu yönünden kurulan İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03/10/2017 tarih 2017/294 Esas, 2017/676 Karar sayılı hükmünün CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B-) Sanık E. Ç.'nin katılan İ. A.'e yönelik sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçunu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan 5237 Sayılı TCK. 102/1-2.cümlesi uyarınca suçun işleniş şekli, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak 3 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 102/3-b maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışları ve mahkememizce sanığın cezasından indirim yapılmayı gerektirecek herhangi bir takdiri indirim nedeni görülmediğinden cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı ceza miktarı dikkate alınarak TCK'nın 50, 51 ve CMK'nın 231/5-6 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. Maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun 'un 53/3. Maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihli resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,
Katılan kurum Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kendisini bir vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre verilmesi gereken maktu vekalet ücreti 1.980,00 TL'ye ek olarak dairemizce birden fazla duruşma yapılması nedeniyle 3.400,00 TL toplamı 5.380,00 TL'nin sanıktan alınarak katılan kuruma verilmesine,
Yargılama nedeni ile yapılan 33,00 TL'ye ek olarak yapılan tebligat gideri 101,00 TL, posta gideri 11,00 TL olmak üzere toplam 145,00 TL yargılama giderinin CMK'nın 324/1 maddesi gereğince sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, iddia makamının huzurunda sanık ve müdafiinin yüzüne karşı, katılan ile katılan bakanlık vekilinin yokluğunda mütalaaya kısmen uygun olarak CMK'nın 280/2 ve 286/1 maddeleri gereğince YARGITAY'DA TEMYİZ yolu açık olmak üzere, CMK nın 291. maddesi uyarınca kararın yüze karşı verilenler yönünden tefhim tarihinden itibaren, yokluğunda karar verilenler yönünden tebliğden itibaren 15 gün içinde Yargıtay 14. Ceza Dairesine sunulmak üzere dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenleterek hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, hükmü temyiz edebileceklerine, süresinde temyiz edilmediği takdirde ise hükmün kesinleşeceği ve infaz için dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderileceğine dair 12/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)