Yukarıda açık kimlik bilgileri ve suçu yazılı sanık hakkında açılan kamu davasının TÜRK MİLLETİ ADINA hüküm vermeye yetkili ve görevli İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesi'nde yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: S. Cumhuriyet Başsavcılığının 07/12/2016 tarih ve 2016/19967 Soruşturma, 2016/6316 Esas, 2016/441 İddianame sayılı iddianamesi ile; "Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı mağdure K. P.'in annesi, babası, ağabeyi ve iki kardeşi ile birlikte Akyazı Yuvalak mahallesinde yaşadığı, Yaklaşık 2,5 sene önce babasının işi nedeniyle S. Merkeze taşındıklarını, orada 1,5 sene ailesi ile beraber ikamet ettikleri, şüpheli M. K.'un mağdurenin halasının eşi olduğu, o sıralar M. K.'un babasının işçisi olarak S. merkezde babasıyla beraber çalıştıkları, M. K.'un S. da babasının işçilerinin kaldığı evde kaldığı, K.'in ailesi ile S. Merkezde ayrı evde kaldıkları, o sıralar S. merkezde oturdukları sırada net olarak hatırlayamamakla birlikte günlerden pazar olduğunu hatırladığı bir zamanda, 2015 yılının başlarında lise ikiye giderken annesi, babası ve kardeşinin cenaze nedeniyle Sakarya'da olduğu sırada S.'daki evde yalnız iken olay tarihinde M. K.'un eve geldiği, yemek getirdiğini söylediği, K.'in kapıyı açarak mutfağa geçip, yemeği mutfağa koyup mutfaktan çıkarken M.'ün önünü kestiği, kendisini tutarak yatak odasına zorla götürerek yatağa yatırdığı, ellerini çarşafla yatağın demirlerine bağlayarak ağzını kapatmak ve üzerindeki kıyafetleri yırtarak çıkartmak suretiyle cinsel organını mağdurenin cinsel organına sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı ve cebir şiddet ve hile ile cinsel amaçlı olarak hürriyetinden yoksun kılma fiillerini gerçekleştirdiği,
Şüpheli savunmasında; üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, olay günü mağdur K. in kendisini eve çağırdığını, eve gittiğinde mağdure K. in kendisinden önce arkadaşları ile alkol aldığını gördüğünü, kendisinin kız olmadığını söyleyerek kendisine ben kız değilim benimle birlikte ol, yoksa seni babama söylerim dediğini, kendisinin kabul etmediğini, herhangi bir cinsel temasta bulunmadığını, kendisine yanaşmadığını, daha sonra da evden ayrıldığını, 2 yıl sonra K.’i Akyazı ilçesinde gördüğünü, kesinlikle kendisine cinsel saldırıda bulunmadığını, K. in kendisine iftira attığını beyan ettiği,
Dosyadaki bilgi ve belgelere, toplanan delillere göre; şüphelinin mağdure K. P.'in annesi, babası, ağabeyi ve iki kardeşi ile birlikte Akyazı Yuvalak mahallesinde yaşadığı, Yaklaşık 2,5 sene önce babasının işi nedeniyle S. Merkeze taşındıklarını, orada 1,5 sene ailesi ile beraber ikamet ettikleri, şüpheli M. K.'un mağdurenin halasının eşi olduğu, o sıralar M. K.'un babasının işçisi olarak S. merkezde babasıyla beraber çalıştıkları, M. K.'un S. da babasının işçilerinin kaldığı evde kaldığı, K.'in ailesi ile S. Merkezde ayrı evde kaldıkları, o sıralar S. merkezde oturdukları sırada net olarak hatırlayamamakla birlikte günlerden pazar olduğunu hatırladığı bir zamanda, 2015 yılının başlarında lise ikiye giderken annesi, babası ve kardeşinin cenaze nedeniyle Sakarya'da olduğu sırada S.'daki evde yalnız iken olay tarihinde M. K.'un eve geldiği, yemek getirdiğini söylediği, K.'in kapıyı açarak mutfağa geçip, yemeği mutfağa koyup mutfaktan çıkarken M.'ün önünü kestiği, kendisini tutarak yatak odasına zorla götürerek yatağa yatırdığı, ellerini çarşafla yatağın demirlerine bağlayarak ağzını kapatmak ve üzerindeki kıyafetleri yırtarak çıkartmak suretiyle cinsel organını mağdurenin cinsel organına sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı ve cebir şiddet ve hile ile cinsel amaçlı olarak hürriyetinden yoksun kılma fiillerini gerçekleştirdiği, böylelikle şüphelinin üzerine atılı eylemini işlediği oluş, suç varlığını gösteren kuvvetli olgular ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla,
Delillerin takdir ve değerlendirmesi mahkemenize ait olmak üzere, şüphelinin mahkemenizde yargılamasının yapılarak yukarıda belirtilen sevk maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur." şeklinde iddianame ile S. 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
Sanık M. K. Savunmasında: "Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Suçsuzum. Ben mağdurun öz halasının kocasıyım. Kendisi 4-5 senedir sürekli evden kaçar. Uyuşturucu vb. herşey kullanır. Beyanlarına itibar edilmemesi gerekir. Bana iftira atıyor. Suçsuzum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Katılan Mağdur K. P. (K.) Beyanında: "Olay tarihinde babamın işi nedeniyle S.'a gitmiştik, bu aşamadan önceki verdiğim tüm ifadelerimi tekrar ederim, bu ifadelerim doğrudur, sanık olan şahıs benim halamın eşi olmaktadır, olayın olduğu gün annem ve babam Sakarya'daki teyzemin eşinin cenazesine katılmak amacıyla gitmiştiler, ben de S.'da okulum olması sebebiyle kendi evimizde tek başıma kalıyordum, babam beni halamın eşi olan sanığa emanet etmişti, sanık elinde yemeklerle bize gelince daha önce kendisinden böyle birşey beklemediğim için ve eniştem olması sebebiyle kendisini eve kabul ettim, yemekleri koymak için mutfağa gittim, döndükten sonra mutfağın yanında bulunan yatak odasına beni zorla, ağzımı kapatarak götürdü, çarşafla ellerimi bağladı, üstümü soydu, kendisi de üstünü çıkardı, ben kendisine direnmeye çalıştım ancak üstüme yüklendiği için kaçıp kurtulamadım, daha sonra cinsel organını benim cinsel organıma sokmak suretiyle bana tecavüz etti, ben bir acı hissettikten sonra bayıldığım için başka birşey hatırlamıyorum, uyandığımda ellerim çözüktü, üstümde kıyafetlerim yoktu, kendisi bu olayı kimseye söylememekle beni tehdit etmişti, annemler geldikten sonra olayı onlara anlatamadım, bu olay yaklaşık 1 sene sonra benim erkek arkadaşım olması sebebiyle evde namus hakkında konu geçince ortaya çıktı, ben aileme yönelik "siz namus namus diyorsunuz ama siz namusu gidin onda arayın" şeklinde söyledim, sonra olayı anlattım, olay sebebiyle okulumu bırakmak durumunda kaldım, şu anda açık okula devam etmekteyim, halen psikolojik tedavi görüp ilaç kullanmaktayım, bu şahıs öncesinde de bana "baldız sen ne güzelsin, manken olacak kızsın" şeklinde laflar ediyordu, ancak herkesle sosyal ilişkileri olan bir şahıs olduğundan kendisinden şüphe duymamıştım, olay sebebiyle büyük mağduriyet yaşadım, sanıktan şikayetçiyim. Davaya katılan olarak katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki Y. P.: "Daha önce jandarma da vermiş olduğum ifade doğrudur, kabul ederim, mağdur K. P. benim kızım olur, sanık M. K. ise ablamın eşi olur, aynı zamanda birlikte çalıştığım bir insandır, olayın olduğu dönem bizim cenazemiz olduğundan araba kiralayarak SAKARYA’ya geldik, sanık olan kişi ise eniştemiz olarak bilerek kızımız yalnız kalacağı için ona emanet etmiştik, iki gün sonra SAKARYA’dan S.'daki evimize döndük ancak bu olaydan 1 yıl geçtikten sonra kızımın eşime olayı anlatmasıyla haberdar olduk, ben bu olay sebebiyle sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki F. P. Beyanında: "Daha önce jandarma da ifade vermiş olduğum doğrudur, kabul ederim, mağdur K. P. benim kızım olur, sanık M. K. ise akrabamız olur, olayın olduğu dönem bizim cenazemiz olduğundan araba kiralayarak SAKARYA’ya geldik, sanık olan kişi ise eniştemiz olarak bilerek kızımız yalnız kalacağı için ona emanet etmiştik, iki gün sonra SAKARYA’dan S.'daki evimize döndük ancak bu olaydan 1 yıl geçtikten sonra bir gün kızım ağlayarak bana tüm olanları anlattı, enişte dediğiniz kişi bende namus bırakmadı şeklinde anlattı, bende hemen babasına haber verdim, kızım şuanda uzun zamandır Akyazı Devlet Hastanesi'nde psikolojik tedavi görmektedir, gece uykusu yoktur, okuldan almak ve açık öğretimde okutmak durumunda kaldık, sanıktan şikayetçiyim. Davaya katılan olarak katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık M. Ö. Beyanında: "Ben 2016 yılı ekim aylarında tarihin hatırlamadığım bir gün Akyazı merkezde bulunan K. S. çay bahçesine çay içmeye gitmiştim. Daha sonra kızım E. de yanında arkadaşı S. da olduğu halde yanıma geldiler. Birlikte oturup çay içtik. Biz oturduğumuz esnada kızım ve yanında bulunan isimlerini bilmediğim arkadaşları arasında K.'e tecavüz konusu konuşuluyordu. Ben olayı bu şekilde duydum. Başka bir bilgim görgüm yoktur." şeklindeki beyanda bulunmuştur.
Tanık Ö. A. Beyanında: "Benim tecavüz ile ilgili bir bilgim yoktur. Ben sadece esnaf arkadaşım olan Rabia'nın ricası üzerine yanında bir kaç tane kız arkadaşı olduğu halde Acelle yaylasına götürdüm. Kendileri orada bir yakınlarıyla görüşeceklerini söylediler. Gittiler. Tekrar geri geldiler. Ben hastanenin orada indirdim kendilerini. Bunu da insanlık namına yaptım. Başka bir bilgim görgüm yoktur. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık G. Y. Beyanında: "Ben olay tarihinde K. ile arkadaştım. K. bana eniştesinin kendisine tecavüz ettiğini anlatmıştı. Ancak eniştesinin ismini bana söylemedi. Bana anlattığına göre eniştesi ile kendisi K.'in halasının evinde kalıyorlarmış. Eniştesi burada K.'i zorlayarak kendisine tecavüz etmiş. Bana olayı bu şekilde anlatmıştı. Benim daha önce karakolda verdiğim ifadem de doğrudur. Aynen tekrar ederim. Benim bilgim bundan ibarettir. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık E. Ö. Beyanında: "Ben daha önceleri K. ile birlikte arkadaştım. Olay tarihlerinde K. bana eniştesinin kendisine tecavüz ettiğini söyledi. Fakat eniştesinin ismini söylememişti. Ben daha önce karakolda ayrıntılı olarak ifade vermiştim. O ifadem de aynen geçerlidir. Başka bir bilgim görgüm yoktur. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık E. K. Beyanında: "Ben bu hususta karakolda ifade vermiştim. O ifademde de belirttiğim üzere K. P. benim yeğenim olur. Benim eşim olay tarihlerinde kardeşim Y. P. ile birlikte çalışmaya S.'a gitmişti. Kardeşim Y. bir müddet sonra oğlum Ö.'ü telefonla arayarak senin babanı vuracağım demiş. Oğlum bana bunu söyleyince ben de kardeşimi aradım. Niye oğluma bu şekilde konuştun diye sordum. O da bana boşver abla, bu konu benimle mezara kadar gidecek dedi. Ben de konunun ne olduğunu ısrarla sordum. Ancak bana söylemedi. Bunun üzerine ben eşime sordum, kardeşimle arasında ne olduğunu sorunca eşim bana kardeşim Y.'un, kendisinin K.'e tecavüz ettiğini iddia ederek iftira attığını söyledi. Eşim, kardeşim Y. ve kızı K. hep birlikte S.'da aynı yerde kalıyorlardı. K. eşimi arayarak eşimden para istemiş ve eşimi ben zaten kız değilim, benimle yatacaksın, yatmazsan yuvanı yıkarım diye eşimi tehdit etmiş. Bunu bana eşim söyledi. K. aynı zamanda yengesi A.'a da başka bir konuda da iftira attı. Bu nedenle K. doğru söylememektedir. Benim bilgim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık R. G. Beyanında: "Ben daha önce K. ile arkadaşlık yaptım. Şu anda ise arkadaşlık yapmıyorum. K. ile görüştüğüm dönem içerisinde K. bana arkadaşlarım S., E., G. birlikte oturduğumuz esnada eniştesinin kendisine tecavüz ettiğini anlattı. Ancak eniştesinin ismini bana ve arkadaşlarıma söylemedi. K.'in İ. adında bir eniştesi daha var. Ben de kendisini abi olarak bilirim. Ben bu olayı duyduğumda İ. abiye K.'in bir eniştesinin kendisine tecavüz ettiği olayını sordum. O da ne tecavüz olayı diye şaşırarak cevap verdi. Ben de bunun üzerine sen misin dedim. O da olur mu öyle şey dedi. Bunun üzerine K. in abisi C. yanımıza geldi. İ. abi C.'e bir tecavüz olayı var. Bu olay nedir diye sorunca C. de olayı anlattığı esnada olayı yapan kişinin M. adlı eniştesi olduğunu söyledi. Ayrıca bu olayın bizim bu konuşmamızın geçtiği tarihten altı ay önce, K.'in Akyazı'da bulunan halasının evinde olduğunu söyledi. Hatta olayı anlattığında K.'in eniştesinin K. in ellerini bağlayıp evde kimse yokken tecavüz ettiğini söyledi. Ben K.'in abisi olan C.'e neden bu konuda şikayetçi olmanız diye sorduğumda C. kardeşi olan H.'ı kastederek zaten babam H.'a M.'ü vurdurtacak diye söyledi. Benim bilgim bundan ibarettir. Ben huzurda vermiş olduğum beyanlarımın aynısını karakolda verecektim ancak karakolda bulunan jandarma komutanları benim ayrıntılı olarak ifademi almadılar. Ben anlatmaya çalışınca bana bunları geç diye cevap verip, benim karakolda verdiğim şekilde ifademi aldılar. Daha doğrusu karakolda ifade verdiğim olay S. ile K.'in evden kaçmasına ilişkin bir olaymış. Jandarma görevlileri sadece bu kaçma olayı ile ilgili benim ifademi alacaklarını söylediler. O nedenle bu şekilde ifademi aldılar. Bu nedenle benim şuanda huzurda verdiğim ifadem daha doğrudur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık S. K. Beyanında: "Ben olay tarihinde K. ile arkadaşlık yapıyordum. Bu arkadaşlığımız normal arkadaşlıktı. K. bana yaklaşık 5- 6 ay önce eniştesinin kendisine tecavüz ettiğini anlattı. Ben o sıra kendisiyle duygusal manada arkadaş olacaktım. Bu nedenle kendisi bana başından geçenleri anlatmıştı. Fakat kendisine tecavüz eden eniştesinin ismini söylemedi. Bu tecavüz olayının S.'da olduğunu söyledi. Ancak olayın ne zaman olduğunu bana anlatmadı. Benim karakolda verdiğim ifadem daha ayrıntılıdır. O ifademi de aynen tekrar ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı, "Katılan K. P.'in annesi, babası, ağabeyi ve iki kardeşi ile birlikte Sakarya ili Akyazı ilçesi Yuvalak mahallesinde yaşadığı, yaklaşık 2,5 sene önce babasının işi nedeniyle S. iline taşındıkları, orada 1,5 sene ailesi ile beraber ikamet ettikleri, sanık M. K.'un katılanın halasının eşi olduğu ve o tarihte sanık M. K.'un katılanın babasının işçisi olarak S.'da beraber çalıştıkları, 2015 yılı başlarında katılan lise ikinci sınıfa giderken katılanın ailesi cenaze nedeniyle Sakarya'da oldukları, olay tarihinde katılan K.'in S.'daki evde yalnız olduğu sırada sanık M. K.'un yemek getirdiğini söyleyerek eve geldiği, yemeği mutfağa koyup çıkarken katılan K.'in önünü keserek yatak odasına zorla götürdüğü, yatağın demirlerine bağlayarak ağzını kapatmak ve üzerindeki kıyafetleri yırtarak çıkartmak suretiyle cinsel organını katılanın cinsel organına sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı ile cebir, şiddet ve cinsel amaçlı olarak hürriyetinden yoksun kılma fiillerini gerçekleştirdiğinden bahisle cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; katılan K. P. 09/11/2016 tarihinde Akyazı C. Başsavcılığında verdiği ifadesinde eniştesi olan sanık M.'ün yaklaşık 1,5 sene önce Aydın’daki evlerinde kendisine cinsel istismar ve hürriyeti tahdit eylemlerinde bulunduğundan bahisle şikayetçi olmuştur. Katılan yargılama sırasında talimatla alınan beyanında sanığın cinsel istismar ve hürriyeti tahdit eylemlerine maruz kaldığını, sanığın bu olayı kimseye söylememekle tehdit ettiğinden bu olayı anlatamadığını, yaklaşık bir sene sonra erkek arkadaşı olması sebebiyle evde namus hakkında konu geçince bu durumun ortaya çıktığını, halen psikolojik tedavi gördüğünü beyan etmiştir.
Müştekiler Y. P. ve F. P. ile tanıklar talimat yoluyla dinlenilmişler, müştekiler ve tanıkların beyanlarında görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık da tüm aşamalarda ki savunmalarında atılı suçları işlemediğini beyan etmiştir. Dosya kapsamında katılanın cinsel istismar eylemine maruz kaldığına ilişkin raporda bulunmamaktadır.
Bu itibarla sanığın katılana yönelik cinsel istismar ve hürriyeti tahdit eylemlerini gerçekleştirdiğine ilişkin Kadriye'nin soyut beyanı dışında kesin, somut, inandırıcı delil elde edilemediği, nitekim tanıkların da görgüye dayalı bilgilerin bulunmadığı dikkate alınarak sanığın beraatine karar vermek gerekmiş ve hüküm kurulmuştur." şeklinde gerekçeyle sanığın cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında verilen bu hükme yönelik olarak süresi içerisinde katılan mağdur vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Katılan mağdur vekili özü itibariyle istinaf dilekçesinde: Katılan mağdur K. P.'in 05/11/2011 tarihli jandarma, 09/11/2016 tarihli savcılık ve 08/02/2017 tarihli duruşmada verdiği ifadelerinde sanığın cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiğini belirtmesi, tüm aşamalarda özde değişmeyen biçimde ayrıntılı ve birbirine uyumlu anlatımlarda bulunması, katılan mağdurun sanığa iftira atması için bir nedeni bulunmaması karşısında Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları doğrultusunda, sanığın üzerine atılı cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir
Katılan mağdur vekilinin istinaf talepleri üzerine dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmakla, dairemizin 2017/3227 esas numarasına kaydı ile yapılan duruşmalı incelemede;
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
İlk derece mahkemesinin kararının niteliği, başvurunun süresinde yapılmış olması ve başvuranların sıfatı birlikte değerlendirilerek istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiş;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre sanığın işlediği iddia olunan cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümde katılan mağdur vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği hususların değerlendirilmesi amacıyla CMK'nın 280/1-g, 281/1. maddeleri gereğince duruşma açılmasına karar verilmiştir. Yapılan duruşma neticesinde;
Sanığa CMK'nın 147/1-b ve 191/3-b maddesi gereğince iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirilmesi anlatılmış, CMK 282/1-a maddesi gereğince üye inceleme raporu, CMK 282/1b-c maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı, iddianame ile dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler, katılan mağdur vekilinin istinaf dilekçesinin içeriği okunmuştur.
Sanık M. K. savunmasında: "Ben bu konuda daha önceden savunmalarda bulunmuştum, o savunmalarım doğrudur. Ben mağdureye yönelik olarak herhangi bir cinsel istismarda bulunmadım, suçsuzum, hakkımda verilen beraat kararı doğrudur, uygun görülmesi halinde duruşmalardan vareste tutulmak istiyorum" şeklinde savunmada bulunmuş,
Lüzumuna binaen sanıktan dairemizce yapılan araştırmalar neticesinde suç tarihi olarak belirtilen mağdur tarafın akrabası olan C. G.'ün 26/04/2015 tarihinde ölmesi dolayısıyla anne ve babasının evde olmadığı sırada söz konusu eylemlerin işlendiğinin iddia edilmesi karşısında sanıktan bu C. G.'ü tanıyıp tanımadığı, bunun öldüğü konusunda bir bilgi sahibi olup olmadığı, öldüğü tarihten sonraki o bir haftalık süre içerisinde iddia edildiği şekilde mağdurların evine yalnız başına gidip gitmediği hususu sorulduğunda; Ben C. G.'ü tanımıyorum, bunun ölüp ölmediği konusunda da bir bilgi sahibi değilim, ben daha önceden mağdurun babasının yanlarında çalışıyordum, onların bir cenazeye gittiğini biliyorum, ancak hangi tarih olduğunu hatırlamıyorum, ancak o tarihlerde ben eve yemek götürdüm, 15 dakika kadar evin içerisinde ya durdum ya durmadım daha sonra evden ayrıldım. Ben gittiğimde benim yanımda kimse olmadığı gibi evde de başka kimse yoktu" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Lüzumuna binaen sanıktan yemek tabağı kapıdan verip gidebileceği halde eve girip içeride kendi beyanına göre 15 dakika kadar gibi bir süre niye kaldığı hususu sorulduğunda; "O gün arkadaşlarıyla buluşmuştu, ben işyerinde çalıştığı için arkadaşlarıyla buluştuğunu biliyorum, onlardan konuştuk, başkaca bir şey olmadı daha sonra ben oradan ayrıldım. Yalnız ev içerisinde bazı bira şişeleri vardı onu gördüm başkaca birşey görmedim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın müdafiisi huzurunda emniyette 30/11/2016 tarihinde verdiği ifadesinde yemek götürme, arkadaşlarıyla buluşma ve diğer hususlarla ilgili benzer ifadelerde bulunmakla birlikte ayrıca "saat 20:00 sıralarında eve gittim, evde K. tek başına kalıyordu, eve girdim ve ben eve gelmeden önce evde arkadaşlarıyla alkol aldığını ve pasta yediğini" ve "ben kız değilim benimle birlikte ol, yoksa seni babama söylerim" deyince ben kendisine kızdım ve 20 dakika kadar kaldıktan sonra evden ayrıldım, kendisine yanaşmadım" dediği görülmekle sorulduğunda; "O ifademde doğrudur, bana aynen bu şekilde teklifte bulundu. Ben kabul etmedim, kızdım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın mahkemedeki ifadesi okunup sorulduğunda; "Doğrudur, tekrar ederim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanıktan mağdureyle olan akrabalık derecesi sorulduğunda; "Ben mağdurenin halasının kocası oluyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık Müdafii Beyanında: "Sanığın vermiş olduğu savunmalara aynen katılıyoruz, eski savunmalarımızı da aynen tekrar ederiz. Biz ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu beraat kararının doğru olduğu kanaatindeyiz, biz müvekkilimizin beraatine dair karar verilmesini talep ediyoruz, ayrıca müvekkilimin de talebi göz önünde bulundurularak duruşmalardan vareste tutulması hususunda karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Katılan Y. P. ve F. P.'den sanık savunması ve okunan belgelere karşı bir diyecekleri olup olmadığı ayrı ayrı sorulduğunda:
Katılan Y. P.; "Ben daha önceden bu konuda beyanda bulunmuştum, o beyanlarım doğrudur, olayı doğrudan görmüşlüğüm yoktur, kızımın anlatmasıyla öğrendik, kızım şuan evli olup, ailesiyle mutlu mesut yaşamaktadır. Biz bu sebepten dolayı şikayetçi değiliz" şeklinde beyanda bulunmuş,
Lüzumuna binaen Y. P.'den sanıkla akrabalık derecesi hususu sorulduğunda; "Sanık benim ablamın kocası yani eniştem olur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan F. P.: "Ben daha önceden bu konuda beyanda bulunmuştum, o beyanlarım doğrudur, olayı doğrudan görmüşlüğüm yoktur, kızımın anlatmasıyla öğrendik, kızım şuan evli olup, ailesiyle mutlu mesut yaşamaktadır. Biz bu sebepten dolayı şikayetçi değiliz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Lüzumuna binaen katılanlardan kızları olan mağdurenin bu olayları nasıl anlattığı hususu sorulduğunda: "Bir gün kızımız işten yaklaşık 15-20 dakika gibi akşamleyin geç gelmişti, ben de geç gelince kızım böyle dışarlarda durma sağda solda dedikodu olur konuşurlar diye söyleyince kızım da bize siz namus namus diyorsunuz ben de namus mu kaldı diyip eniştesi olan sanığın kendisine yönelik yapmış olduğu eylemleri bize anlattı, biz de olayı bu şekilde öğrendik, biz Akyazı'ya da ordaki işlerimiz tamamlanıp bittikten sonra geri taşındık" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:"S. Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada sanık M. K. hakkında mağdur K. P.'e karşı çocuğun cinsel istismarı ve hürriyeti tahdit suçlarından S. ACM'ne kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda S. 1.ACM'nin 13/06/2017 tarih 2016/463 Esas 2017/334 Karar sayılı kararı ile müsnet suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği,
Katılan mağdur vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairenizce duruşma açılarak katılan mağdurun Adli Tıp Kurumunda kızlık zarı hakkında rapor istenildiği ancak Adli Tıp Kurumu 6.İhtisas Kurulunun 25/10/2019 tarih 3559 karar numaralı raporuna göre katılan mağdur K. P.'in genital muayeneye onay vermediği, bu nedenle muayenesinin yapılamadığını ve dolayısıyla kızlık zarı hakkında görüş bildirilemeyeceğinin belirtildiği anlaşıldığından,
Sanığın müsnet suçları işlediğine dair delil elde edilemediğinden S. 1.ACM'nin 13/06/2017 tarih 2016/463 Esas 2017/334 Karar sayılı beraat yönündeki kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bu nedenle istinaf talebinin her iki suç yönünden de esastan reddine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Sanığın hazırlık, ilk derece mahkemesindeki savunmaları ve dairemizce yapılan duruşmadaki savunması ile mağdur beyanları, tanık anlatımları, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelenmiş olup hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş deliller olmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :
S. Cumhuriyet Başsavcılığının 07/12/2016 tarih ve 2016/6316 esas sayılı iddianamesi ile katılan mağdur K. P.'in annesi, babası, ağabeyi ve iki kardeşi ile birlikte Sakarya ili Akyazı ilçesi Yuvalak mahallesinde yaşadığı, yaklaşık 2,5 sene önce babasının işi nedeniyle S. iline taşındıkları, orada 1,5 sene ailesi ile beraber ikamet ettikleri, sanık M. K.'un katılanın halasının eşi olduğu ve o tarihte sanık M. K.'un katılanın babasının işçisi olarak S.'da beraber çalıştıkları, 2015 yılı başlarında katılan lise ikinci sınıfa giderken katılanın ailesi cenaze nedeniyle Sakarya'da oldukları, olay tarihinde katılan K.'in S.'daki evde yalnız olduğu sırada sanık M. K.'un yemek getirdiğini söyleyerek eve geldiği, yemeği mutfağa koyup çıkarken katılan K.'in önünü keserek yatak odasına zorla götürdüğü, yatağın demirlerine bağlayarak ağzını kapatmak ve üzerindeki kıyafetleri yırtarak çıkartmak suretiyle cinsel organını katılanın cinsel organına sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı ile cebir, şiddet ve cinsel amaçlı olarak hürriyetinden yoksun kılma fiillerini gerçekleştirdiğinden bahisle cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı görülmüştür.
Sanık M. K. 30/11/2016 tarihli emniyet ifadesinde; Üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini belirtmiş, dairemizin 23/10/2019 tarihli celsesinde de üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, katılan mağdura cinsel istismarda bulunmadığını belirttiği anlaşılmıştır.
Katılan mağdur K. P. 05/11/2016 tarihli jandarma ifadesinde; 04/11/2016 günü evden kaçtığını, evden kaçma sebebinin halasının kocası olan sanık M. K.'un iki yıl önce kendisine cinsel tacizde bulunması olduğunu, 2016 yılı ramazan ayında bu durumu ailesine anlattığı halde ailesinin kendisini suçladığını bu yüzden evden kaçtığını belirtmiş aynı gün jandarmada verdiği ikinci ifadesinde teyzesi R. G.'ün eşi C. G.'ü 2015 yılı ilk aylarında vefat etmesi nedeniyle ailesinin cenazeye gittiklerini, sanığın evde yalnız olduğu sırada eve gelip kendisine zor kullanarak cinsel istismarda bulunduğunu belirtmiş, Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadesinde de benzer şekilde olayı anlatmış ve 08/02/2017 tarihli talimat ifadesinde de sanıktan şikayetçi olduğunu belirtmiştir.
Müşteki Y. P. 05/11/2016 tarihli jandarma ifadesi ile 08/02/2017 tarihli talimat ile alınan ifadesinde; sanıktan şikayetçi olduğunu belirtmiş ancak, SEGBİS sistemiyle dairemizin 23/10/2019 tarihli celsesinde olayı görmediğini, kızının kendisine anlattıkları kadarıyla bildiklerini, kızının daha sonra evlenip mutlu bir hayat kurduğunu, bu nedenle şikayetçi olmadığını, belirtmiştir.
Müşteki F. P. 08/02/2017 tarihli talimat ifadesinde; sanıktan şikayetçi olduğunu belirtmiş ancak dairemizin 23/10/2019 tarihli celsesinde; olayı görmediğini, kızının kendisine anlattıkları kadarıyla bildiklerini, kızının daha sonra evlenip mutlu bir hayat kurduğunu, bu nedenle şikayetçi olmadığını, belirtmiştir.
Tanık E. K. 07/11/2016 tarihli jandarma ifadesinde; K. P.'in kardeşinin kızı olduğunu, 2014 yılı içinde eşi olan sanık ile katılan mağdur ve ailesinin çalışmak için S. iline gittiklerini, 2 yıldır eşinden ayrı yaşadığını, 3-4 ay kadar önce eşi olan sanığın niçin katılan mağdurun babasıyla birlikte çalışmadıklarını ve kardeşinin kendisine ters davrandığını sorduğunda, eşinin katılan mağdur ve ailesiyle konuşup görüşmediğini, Y. P.'in kendisini arayarak "K.'e tecavüz etmişsin" şeklinde iftira attığını bu nedenle onlarla konuşmadığını söylediğini belirtmiştir.
S. 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde kamu davası açıldıktan sonra yapılan yargılama sonucunda sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel istismar suçlarından beraatine karar verilmiş, katılan mağdur vekilinin istinaf talebi üzerine dairemizce yapılan incelemede; katılan mağdur K. K.'ın olay nedeniyle soruşturma aşamasında alınan ifadesinin CD'sinin dosya içerisinde bulunmaması, katılan mağdurun cinsel istismar iddiası ile ilgili cinsel muayene raporunun aldırılmaması ve katılan mağdurun akrabası olan C. G.'ün ölüm tarihinin tespit edilerek suç tarihinin belirlenebilmesi amacıyla duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Dairemizce yapılan araştırma sonucunda katılan mağdurun ifadelerinin yer aldığı CD'ler temin edilip, bilirkişiye teslim edilerek ifadelerinin yer aldığı CD'lerin rapor halinde birebir dökümü yapılarak dosyaya konulduğu anlaşılmıştır.
Akyazı İlçe Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlıklarına yazılan müzekkereler sonucunda C. G.'ün 26/04/2015 tarihinde vefat ettiği, katılan mağdurun anne ve babasının cenazeye katılmak için bu tarihten sonra Akyazı ilçesine gittikleri tespit edilmiştir.
Yapılan araştırma sonucunda katılan mağdur K. P.'in 05/07/2017 tarihinde evlendiği, K. soyadını aldığı, 25/03/2019 tarihinde sezeryan ile bir kız çocuğunu dünyaya getirdiğini tespit edilmekle bu kez katılan mağdur K. P. (K.)'ın İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan anatomik olarak halen bakire olup olmadığı, kızlık zarının yapısının duhule müsait olup olmadığı, fevhasının genişliği, ereksiyon halindeki penisin veya benzer cesamette bir cismin girişi ile kızlık zarının bozulup bozulmayacağı hususunda rapor aldırılmasının talep edildiği, katılan mağdurun İstanbul Adli Tıp 6. İhtisas Kuruluna sevk edildiği ancak 21/10/2019 tarihinde genital muayeneye onay vermemesi nedeniyle muayenenin yapılamadığının Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 25/10/2019 tarih ve 3529 karar sayılı raporuyla bildirildiği anlaşılmıştır.
Sanık tüm aşamalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, katılan mağdura yönelik cinsel istismarda bulunmadığını belirtmiş olup, katılan mağdurun İstanbul Adli Tıp Kurumunda cinsel muayene raporuna muvafakat etmediği, olay akabinde de katılan mağdurun beyanları doğrultusunda cinsel muayenesine ilişkin herhangi bir tespit yapılamaması karşısında, sanığın savunmasının aksine üzerine atılı cinsel istismar suçunu işlediğine dair katılan mağdurun beyanı dışında somut, tıbbi bir delil elde edilemediği, isnat edilen suçu işlediğinin sabit olmadığı, dairemizce kabul edilerek S. 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin beraat kararına karşı yapılan istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Sanık M. K. hakkında cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları açısından yapılan yargılamaya, mahkemenin; soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine ve hükmün gerekçesine göre; suçların unsurları itibariyle oluşmadığı ve delillerin hükümlülüğe yeter derecede olmadığı anlaşılmakla; Katılan mağdur vekilinin, katılan mağdur K. P.'in 05/11/2011 tarihli jandarma, 09/11/2016 tarihli savcılık ve 08/02/2017 tarihli duruşmada verdiği ifadelerinde, sanığın cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiğine dair tüm aşamalarda özde değişmeyen biçimde ayrıntılı ve birbirine uyumlu anlatımlarda bulunduğuna, katılan mağdurun sanığa iftira atması için bir nedeni bulunmaması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları doğrultusunda, sanığın üzerine atılı cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçların sübutuna, yüklenen suçların yasal unsurları itibariyle oluştuğuna yönelik ve yerinde görülmeyen sair istinaf istemlerinin de reddiyle, cinsel istismar suçu yönünden CMK'nın 280/1.a ve 286/1. maddeleri gereğince YARGITAY'DA TEMYİZ yolu açık olmak üzere, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden CMK'nın 280/1.a ve 286/2.g maddeleri gereğince KESİN olarak İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dair, iddia makamının huzurunda sanık müdafiinin yüzüne karşı, sanık, katılan mağdur vekili, katılan mağdur, katılan bakanlık vekilinin yokluklarında mütalaaya uygun CMK'nın 291. maddesi uyarınca kararın yüzüne karşı verilenler yönünden tefhim tarihinden, yokluğunda verilenler yönünden tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay 14. Ceza Dairesine sunulmak üzere bu hususta bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyan ve bu beyanın tutanağa geçirilmesi ya da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle hükmü temyiz edebileceklerine, süresinde temyiz etmedikleri takdirde ise hükmün kesinleşeceği ve infaz için dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderileceğine,
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükmün ise KESİN olarak verildiğinden cinsel istismar suçuyla ilgili verilen kararın temyiz edildiği takdirde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuyla ilgili verilen karar örneğinin istinaf başvurusunda bulunan taraflara mahkemesince tebliği ve müteakip işlemler için kararın onaylı bir suretinin çıkartılıp hükmü veren İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, dair 08.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)