(5237 S. K. m. 29, 43, 50, 51, 53, 54, 58, 109) (5271 S. K. m. 147, 191, 226, 231, 280, 281, 282, 286, 296)
Yukarıda açık kimlik bilgileri ve suçu yazılı sanık hakkında açılan kamu davasının Türk Milleti adına hüküm vermeye yetkili ve görevli İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesi'nde yapılan açık yargılama sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA:
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 02/12/2015 tarih ve 2015/70004 Soruşturma, 2015/38833 Esas, 2015/32563 İddianame sayılı iddianamesi ile; Şüphelilerden M.. ve H.'ın kardeş, C. ve B..'ın da arkadaş oldukları, olaydan 3 gün önce şüpheli M. P.'nin kendisine ait 60 adet küçükbaş hayvanı 2.000,00 TL’sı peşin, 23.000,00 TL'sı senetle ödenmek üzere müşteki M. Ş.'a sattığı, bu müştekiden senet almasına ve senedin 02.03.2015 vadeli olmasına rağmen alacağını tahsil edemeyeceği düşüncesine kapılan müşteki şüpheli M..’nın bu durumu kardeşi ve arkadaşı olan diğer şüphelilere anlattığı, her dört şüphelinin birlikte hareket ederek hayvan satma bahanesiyle iki müştekiyi Balçova’daki ağılların olduğu yere götürdükleri, müşteki M. Ş.’ı "basit tıbbi müdahale ile giderilebilir" şekilde yaralayan şüphelilerin bıçak tehdidi ile her iki müştekiyi yaklaşık iki saat zorla olay yerinde tutarak hürriyetlerinden yoksun bıraktıkları, daha sonra şüpheliler B.. ve M..’nın olay yerinden ayrıldıkları, şüpheliler C. ve H.’ın ise bıçak tehdidi ile bu kez her iki müştekiyi şüpheli C. K.’a ait 16 N 62.. plakalı Şahin marka otomobile zorla bindirdikleri, ihbar üzerine olay yerine giden güvenlik görevlilerinin aracı durdurup müştekileri kurtararak bu iki şüpheliyi yakaladıklarından bahisle şüphelilerin müsned suçtan yargılamalarının yapılarak, Şüpheli H. P.’nin TCK’nın 109/1-2, 109/3.a-b, 53, 54/1 ve 58. maddeleri gereğince ayrı ayrı iki kez, diğer şüpheliler B. H. ve M. P.'nin TCK.nun 109/1-2, 109/3.a-b, 53. maddeleri gereğince ayrı ayrı iki kez cezalandırılmaları talebiyle İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
Sanık M.. P. Savunmasında: “İnternetten hayvanların satış ilanı vermiştik, müşteri çıktı, 25.000 TL ye anlaştık 2.000 TL peşin geri kalanına senet yapıldı. Alıcı olan kişi kendisini Menemen'de alım satım işi yapan birisi olduğunu, çiftçi olduğunu, zayıf hayvanları besleyip sattığını söyledi, kendisi bana isim ve adresini belirtip üstüne kayıtlı bir tapu fotokopisi de göstererek güven sağladı, hatta hayvan işi yaptığını ispatlamak için Menemen'de bir dama götürdü burası benim dedi, onun üstündeki hayvanları da gördük, ikna olduk güvenip sattık. Tapu orjinal bir tapuydu renkli resim ve yazılar imzalar vardı.
Manisa'da ki bir 78 m2 evin ona ait olduğunu gösteriyordu fotokopisini almadım. Ben sanık B..'ın kasap olduğunu bildiğim için tanırım, çok samimi değilim. Kendisi bir ara internetten ilanı görmüş hayvanlar için geldiğinde biz pazarlık yapıyorduk sonra gitti. Bu olay 29 Ocakta oldu. Ailemden birisi belki dolandırıcıdır gibi laflar duyunca biz inanmak istemedik çünkü kendisine ve tapuya güvenmiştik. Ben kardeşimle de 3-4 senedir görüşmem, küsüz. Olay satış pazarlığı yaptığımız gün kardeşimin ahırı bize bitişik olduğundan 20-25 metre mesafede hayvanları kapatırken gördüğünde bu kim diye sordu, kardeşim dedim. Bir hayırlı bile olsun demedi deyince de yıllardır konuşmuyoruz dedim, sonra ben bu olayı karakola çağrılınca duydum. Aslında ben o geceyi damda geçirmiştim. Gündüz işte çalıştığım için gecede damda yatıyordum, o gün 23 sıralarında dama yatmaya gittim sabah eve geldiğimde eşim yoktu, sorduğumda bu olayı anlatıp karakolda dediler bende karakola gittim. Kardeşimle konuşmadığım içinde orda bile olduğunu bilemem ama ben damdayken gürültü, patırtı duymadım. Bu olay bittikten sonra senedin günü gelmeden önce kendisini aradım. Normalde bana verdiği numara İstanbul'da yanlış numara çıktı, internette beni bulduklarında Y. isimli birinden aramıştı, onu aradım, o beni yönlendirdi, farklı bir numara beni aradı, konuştuğumuzda senedi ödemeyeceğini geri verirsem bizi affedeceğini söyledi, bende biz birşey yapmadık niye senedi vereyim dedim sonra telefonu kapattı. Bundan 2 ay öncede eşimi telefonla aramış eşimi tehdit etmiş bununla ilgili Savcılığa şikayette bulunduk, aradığı numarada Menemen'den bir kontörlü numara çıktı. Benim alacağımı ödemediklerini düşündüğümde bu kişi borcunu ödememek için böyle bir mizansen yapmış bize suç atmıştır. Bu olayda asıl mağdur olan benim. Bağlantı kurduğum Y.. isimli şahsın numarası 0532 … .. ..'dir." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık H. P. Savunmasında Abim M. P.'nin ahırı ile benim ahırım yan yanadır. Olay günü C.'den biraz önce bu iki kişi geldi, nerdeyse aynı anda geldiler. Köpek havlamıştı çıktım darp edilmiş olarak gördüm. Önceden tanımıyordum. Geldiklerinde M.. diye bağırmışlardı, konu açıldığından hayırdır neden abimi soruyorsunuz dediğimde önceden hayvan aldıklarını anlattılar. Sonra C. geldi, onun anlattığı şekilde olay yaşandı. C. alkollüydü hatta hayvanlara su çekerken havuza düşmüştü. Ben gerek yüzlerindeki darp edilmiş hallerini hem de durumlarını beğenmedim, yabancı oldukları için sık sık hayvan hırsızlığı yaşadığımızdan tedirgin olup jandarmayı aramayı teklif ettim. Gerekmez dediler, C.'in üstü kuruyunca biz eve gitmek için arabaya binip hareket ettiğimizde onlarda bizle merkeze geleceklerdi, jandarma onları bırakacağımız sırada durdurduğunda bu şahısları aldılar bizi de emniyete teslim ettiler, ahırın olduğu yerde şehir merkezi 500 - 600 metre mesafededir. 0539 … .. .. eşim adına kayıtlıdır ve ben kullanıyorum. Ben abimin hayvanları sattığını sadece duymuştum zira o zamanlar aramız açıktı, kime sattığını dahi bilmiyordum adamlardan öğrendim” şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık B. H. Savunmasında: "Benim bu olayla ilgili olarak karakolda verdiğim ifadem geçerlidir. M. S.’ı hayvan bakmaya gittiğimde M. P.' nin damında gördüm. İnternetten satışa çıkarılmış hayvanları görmeye gitmiştim. Benden önce müşteki M. Ş. ordaydı ve pazarlık yapıyorlardı, pazarlıkları olumlu gidiyordu. Orda kendileriyle sohbet ettim, kartımı bıraktım, kartını istedim vermedi, hayırlı olsun dedim ordan ayrıldım. Ben Cennetçeşme'de oturuyorum bahsettiği hiçbir olaya karışmadığım gibi ne olup bittiğimde bilmiyorum, karakoldan çağrıldığımı anlayınca ve karakola gidince işin aslını öğrendim. 0544 … .. .. numaralı telefonum adıma kayıtlıdır ve uzun süredir kullanırım. M. dışındaki müştekiyi ben hiç görmedim. Yanında birkaç kişi vardı ama kim olduklarını bilmiyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Katılan E. O. Beyanında: "Ben diğer müştekiyi tanırım hayvan ticareti ben de yaparım, A.. T.. diğer müştekiyi aramış, onun yönlendirmesi ile biz araba ile gittik, bizi telefon ile tarif ettikleri yerde B.. ve M.. karşıladı, otoban kenarından ahırlara doğru gittik, 7-8 kişi birden üzerimize çullandı, H.’ın elinde tüfek vardı, tüfeği biri elinden aldı, bu kez bıçak çıkardı, A..'ın kafasına bıçağın tam bilemediğim bir tarafı ile vurdu ve kanama oldu, sonra B.. bana tekme ile vurdu, ordaki kişiler tarafından darp edildim, sonra bizi bir yere kapattılar ve M. Ş.'ı buraya getirtmemizi istediler, sonra A.. abi ile M.’ı aradılar, konuşturdular, bir kaç kişi araba ile gittiler, H. elinde
bıçakla boğazıma dayayıp öyle bekletti, sonra geri geldiler, M.’ın sesini duydum, bağırış çağırış duydum, sonra onu da yanıma getirdiler, telefonla arattılar, malları ya da parayı getirteceksin diye söylediler, sonra M.'ı yanıma getirdiler orda gördüm, anlattıkları olayı orda yaşadım, hem A..'dan hem de M.'dan zorla para aldıklarını biliyorum, A.. cezaevindedir, o niye şikayetçi olmadı bilmiyorum, ama herşeye şahittir, o daha önce arabası ve B.. ile ordan ayrılmıştı, beyanımızda geçen B.., H.., M.. olaya aktif katılanlardır, yanlarında daha başka bilmediğimiz kişiler vardı, C.'i biz dağlarda gezinirken en son durduğumuz yerde gördük, son 2-3 saat içerisinde vardı, hakaret küfür gibi olaylara o da katıldı, ama biz ilk gittiğimizde orda yoktu, bize ilk yapılanlarda o yoktu, bende şikayetçiyim davalara katılmak isterim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan M. Ş. Beyanında: "Ben M.. P. ile alışveriş yapmıştım ve vadeli ödemeye dayalı senetli hayvan almıştım, senetleri ödeyeceğim gün ileriki tarihti, bu olaydan üç gün önce bu senedi yapmıştım, E. O.'yı tanırım ama onunla ortak bir iş yapmıyordum, ben daha senedimin ödeme zamanı varken kendi işlerim ile uğraşırken M.. beni aradı bir arkadaşımda keçi var dedi, ben keçiden anlamam ama A. T. ile anlaşabilirsen konuş dedim, sonra onlara haber verdim, sonra M.. beni aradı anlaştık dedi, ben hayırlı olsun dedim, Eskiizmir’de idim yanıma geleceklerini söylediler yerimi sordular, camiyi söyledim, M.., C., B.. ve A.. T.. ile yanıma geldiler, A..'ın arabasına beni diğer üç kişi zorla bindirdiler, arabanın içinde beni darp etmeye başladılar, ahırların oraya gittiğimizde altı kişi daha vardı, 9-10 kişi oldular, V.. F.. isimli kişiler vardı, yeğenleri vardı, gittiğimiz ahırda E..'de vardı bizi orda darp ettiler, sonra dağda bir yere götürdüler, dağda açıkta idik, üç kişi beni tuttular ve 3600TL paramı aldılar, kimseden yardım istemedim, telefonum onların elinde idi, sonra telefon ile benim damadım G. Ü. ile konuşturdular, paranın kalan kısmını ondan istediler, ona benim durumumdan bahsetmediler, kız kardeşimle konuşurken romanca bana rehin mi alındın diye sorduğumda ben çaktırmadan evet al gel dedim, polis getireyim mi diye sorduğunda para getir dedim, hatta Limontepe’ye parayı getir diye söyledim otobanda bekleyin sizi bulup parayı alırız dedim, bu konuşmalar ile sinyali verdim, 9 kişi dağda sürekli yanımızda iken hatta yeğenlerim dedikleri iki kişide maske vardı, onlar iki gibi ayrıldılar, daha sonra biz başka bir taksi ile otobanın kenarında gelecek para ile buluşmaya giderken jandarma yolda idi ve durdurulduğumuzda biz onlardan yardım istedik, cebir tehdit ile hem alıkonduk, hem de yağmalandık, hala tehditler devam etmektedir, jandarma durduğunda C. ve H. vardı, C. hatta yüzüme sprey gibi birşey sıkan kişidir, M.. ile H.'ın her ikisinde başımızda olduğuna eminim, bu olayı yaparken hem tüfekleri hem de bıçakları vardı, benim eskiye dayalı sabıkalarımdan bir şeyler söylemiş, alışverişte onları dolandırıldığımı söyleyerek böyle birşey yapmışlar, bu olaydan dolayı maddi manevi yıprandım, iki ay yatakta kaldım, bu yüzden onların senetlerini ödemiş değilim, 21000TL civarında borcum var, ama onlar yüzünden mağdur oldum, henüz bir alacak davası açmadım, şikayetçiyim, davalara katılmak isterim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanıklar hakkındaki iddia, sanıkların savunmaları, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla,
Tanık A. T. duruşmadaki beyanında aynen "M. Ş. tanırım, kendisi Çimentepe’de keçi var alır mısın diye sordu, alırım dedim, M.. isimli birinin telefonunu verdi, E.. O.. ile oraya gittik, önce telefon ile aradık, şu andaki huzurdaki M.. de görüştük, yanında B. H.'de vardı, bizi ormanda keçiler olan bir yere götürdüler, yanlarında bir kısa boylu biri daha vardı, kim olduğunu bilmiyordum, biz dört kişi E.., ben, M.. ve B.. oraya gittiğimizde 5-6 kişi ordaymış hayvan almaya mı geldiniz deyip başıma bıçağın arkası ile vurdular, M.'ın hayvan alıp parasını vermediğini söylediler, bende benim ilgim yoktur dedim, cebimdeki 5000TL.yi aldılar, daha sonra M. ile telefon ile görüşerek benimle birlikte B.. ve M.. da gelerek kahveden M.'ı aldık, sonra geri geldik, bu sefer M.'ı arabaya aldıktan sonra kısa boylu birisinin ayağımda kelepçe var denetimdeyim deyip aracın içine birşey sıktığını hatırlıyorum, araç parfümü gibi birşeydi, daha sonrada bizim gittiğimiz ormana geldi, M.'ı da gittiğimiz yerde darp ettiler, sonra beni para getirmek için B.. ile birlikte saldılar, ben M.'ın hayvanları geri vermesini sağlamak adına ortağımın rızası ile hayvanları vereyim M.'ı bıraksınlar M. bana ödesin diye kabul ettim, ortağım kabul etmeyince vermedim, B.. eve gitti, ben de jandarmaya ihbar ettim, M.'ın ailesine haber verdim, sonra yakalandıklarını öğrendim, benim taahhüdü ihlalden 3 aylık infazım vardı, o yüzden resmi işlemleri başlatamadım, ben de mahkeme açıldığını öğrendim, ben avukatıma bu dava var açma dedim, ben haklarımı arayacağım." demiştir.
Sanıklar her ne kadar suçlamayı kabul etmediklerine yönelik ısrarlı beyanda bulunmuş iseler de Sanık C. dışındaki sanıkların müşteki ve tanıkların açık beyanı, yakalama tutanağı içeriği, her iki müştekinin araç içerisinde yakalanma anı, adli rapor içeriklerine göre darp edildiklerinin anlaşılması ve müştekilerin baştan beri birbirleriyle uygun, istikrarlı, ölçülü anlatımları karşısında bu 3 sanığın savunmasının doğru olmadığı, suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek olay günü daha önceden senet karşılığı sanıklardan M..'nın 60 adet küçükbaş hayvanını müşteki M.'a sattığı, 2.000 TL peşin aldığı, kalanı için senedin vadesinin 02/03/2015 olarak belirtildiği daha sonra çevreden müştekinin dolandırıcı olduğu, hayvanların parasını ödemediğine yönelik ciddi duyum alması üzerine senedi geri verip hayvanlarını geri alabilmek adına o zamana kadar küs olan kardeşi H. ve arkadaşı B.. ile bir plan yapıp M. Ş.'a başka hayvanlar satma teklifinde bulunulduğu, onunda tanıdığı müşteki E..’i ve tanık A..’ı gönderdiği bu ikisini karşılayan C. dışındaki Sanıkların M. Ş. ile birlikte olduklarını değerlendirerek her ikisini de darp edip alıkoydukları daha sonra M. Ş.'ı tekrar arayarak bulunduğu yerden araçla gelip bahsedilen caminin ordan M.., B.. ve yanlarında A.. T..'nu da alarak M. Ş.'ı arabaya götürüp tekrar hayvanları besledikleri dam ve ıssız alana götürdükleri orda E. O..'nın da olduğu ortamda bıçak, silah ve başka şekillerde şiddet uygulayıp hayvanları ya da parasını alabilmek adına darp ettikleri, A..'ın ödeme yapabileceği yada zarar, giderebileceğini söylemesi üzerine M.. ve B..'ın A.. ile beraber ordan ayrıldığı daha sonra C.'in olay yerine geldiği ve arabayla her iki müştekiyi alarak para bulmak amacıyla gittikleri yerde Jandarma tarafından durduruldukları anlaşılmış sanıklar H.., M.. ve B..’ın bu şekilde gerçekleşen olayda bizzat katılarak suç işledikleri Kabul edilmiş mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
Olay sırasında M. Ş. tarafından hayvanların senet verip peşin parayla alındığı, isminin doğru yazıldığı, yalan ve hileden bahsedilmediği, senedin de ödeme gününün gelmediği görülerek sadece korku ile gerçekleştirilen eylemde tahrik uygulamayacağından TCK 29. madde uygulanmamıştır.
Sanıklar H.. P.., M.. P.. ve B. H.'in TCK'nın 109/2, 109/3a-b, 62 ve 53 maddeleri gereğince ayrı ayrı 4'er Yıl 2'şer Ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanıklar H. P.., M.. P.. ve B. H. hakkında verilen bu hükme yönelik olarak süresi içerisinde sanıklar müdafii tarafından istinaf istemir.de bulunulmuştur.
Sanıklar H.. P.. ve M.. P.. Müdafii özü itibariyle istinaf dilekçesinde: Dosya içerisindeki hükme esas alınan tutanakların sanıklar huzurunda okunmadığını, savunma haklarının kısıtlandığını, TCK'nın 43/2 maddesi uygulanmayarak her bir mağdur için ayrı hüküm kurulması yasaya aykırı olduğunu, TCK'nın 29. Maddesinin uygulanmadığını, katılan M. Ş.'ın kendi ifadesiyle çeliştiğini, Müştekilerin C..K..'ı mahkemeye getirerek ifadesini değiştirdiklerini, müştekilerin soyut beyanları ve olayın müştekisi konumunda olan A.. T..nun tanıklık ifadeleri ile hüküm kurulduğu, adli raporlar nazara alınmadan karar verildiği, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talep etmiştir.
Sanık B. H. Müdafii özü itibariyle istinaf dilekçesinde: Sanığa ek savunma hakkı verilmeyerek savunma hakkı kısıtlandığını, lehe hükümlerin uygulanması talebi karşılanmadığı, eksik soruşturma nedeniyle delillerin tamamının toplanmadığını, kişilerin müvekkiliyle yüzleştirilmediğini, müvekkilinin dosyada bulunan kişilerle yakınlığı olmadığını, müvekkilinin böyle bir suça iştirakini düşünmek hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin hiç bir menfaati olmayan bir işte, tanımadığı kişiler için suç teşkil eden eyleme katılması mümkün olmadığını, beraat kararı verilmesi gerekirken yasal unsurları oluşmayan atılı suçtan dolayı mahkumiyet kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan müvekkilinin beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
Sanıklar Müdafiilerinin istinaf talebi üzerine dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmakla, dairemizin 2017/529 esas numarasına kaydı ile yapılan duruşmalı incelemede;
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
İlk derece mahkemesinin kararının niteliği, başvurunun süresinde yapılmış olması ve başvuranların sıfatı birlikte değerlendirilerek istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiş;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre sanıklar H.. P.., M.. P.. ve B. H. müdafiilerinin istinaf dilekçelerinde belirttikleri hususlara, sanıkların işledikleri iddia edilen suçların sübutu ve delillerin değerlendirilmesi ile suç vasfının tayinine yönelik ihrazlarının, takdir ve tayini gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi açısından CMK'nın 280/1-c, 281/1. maddeleri gereğince duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Sanıklara CMK'nın 147/1-b ve 191/3-b maddesi gereğince iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirilmesi anlatılmış, CMK 282/1-a maddesi gereğince üye inceleme raporu, CMK 282/1-b-c maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı ile dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler ile istinaf dilekçe içerikleri okunmuştur.
SANIK M.. P.. SAVUNMASINDA: Ben ilk derece mahkemesindeki savunmalarımı da aynen tekrar ederim. Ben hayvan yetiştiriciliği yapıyorum internet üzerinden katılan M. Ş. beni telefonla aradı ve hayvan almak istediğini söyledi. Altında lüks bir araba ile Cennetçeşme’de olan ağılımıza geldi. Orada, yapılan pazarlık neticesinde 68 tane küçükbaş hayvanının satışı konusunda anlaştık. Kendisi bana 2000 TL peşin 23000 TL.likte senet verdi senetin vadesi 02/03/2015 tarihi olarak kararlaştırdık. Kendisi o gün hayvanları alıp gitti. Daha sonra içime bir şüphe düştü ve bana vermiş olduğu cep telefonundan kendisini aradım bir bayan çıktı. Bu bayan bana M.’ı tanımadığını telefonunun da kendi numarası olduğunu söyledi. Böyle olunca ben iyice şüphelendim fakat başkacada bir irtibat telefonu yoktu ancak kendisi ile pazarlık yapmadan önce kendisinin hayvan alım satımı yaptığını, kendisinin de ağılı olduğunu söyleyip hatta bana üzerinde fotoğraf olan gerçek olduğunu zannettiğim bir tapu senedi gösterip beni kendisinin diye söylediği hu ağıla götürmüştü. Bu aklıma geldi, beni götürmüş olduğu, bu ağıla gidip kendisini görmek istedim fakat gittiğim ağılın ona ait olmadığını, orada gördüğüm şahıslar söylediler. Bunun üzerine beklemeye başladım. İki üç gün sonra beni başka bir telefondan aradı, ilk görüşmemiz ve pazarlık sırasında bana ve kısmen ortak olarak çalıştığımız bir dedemize ait keçiler vardı. Bunlarında kendisine satışı konusunda beni aradığını söyledi. Bende bunun üzerine ağıla gidip de kontrol ettiğimiz söylemeden ve hayvanları da teslim edip vermiş olduğu senedin tahsil edilmeyeceği endişesine kapılarak kendisine gelip bu konuda pazarlık yapabileceğimizi söyledim. Kendisi gelmedi. E.. O.. ile A.. T.. isimli kişileri gönderdi. Onlarla pazarlık yaptık, pazarlık neticesinde ben paraların peşin ödenmesini o takdirde hayvanları vereceğimizi söyleyince onlar yine senetle alalım dediler hatta bu sefer peşinatta vermek istemediler. Ben o zaman bunların dolandırıcı olduklarını, keçileri de alıp parayı ödemeyeceklerini anladım. Bu şekilde kendilerine keçileri veremeyeceğimi daha önce M.'ı tanıdığım için onun gelip almasını istedim. M. telefonda kendisinin gelemeyeceğini söyleyince ben hayvanlarımı veya karşılığı olan parayı kurtarmak adına yanımda B.. da olduğu halde A.. T..’nun kullandığı araba ile Eskiizmir tabir edilen M.'ın söylediği yere gidip kendisini aldık, tekrar ağıla geldik. Bu arada E.. O.. bizim ağılın orada kalmıştı. Arabayla hep birlikte ağılın oraya geldiğimizde ben kendilerinin dolandırıcı olduğunu da anladığımdan önce paramın ödenmesini istedim. Dana senedin vadesi var gelmedi, ödeyemem bu hayvanları da alalım bana güvenmiyor musun dedi. Ben kendisine bana verdiği telefonun kendisine ait olmadığını, aradığımda başka bir şahsın hatta bir kadının çıktığını, ayrıca bana gösterdiği ağıla gidip kontrol ettiğimde kendisine ait olmadığını öğrendiğimi söyledim. Önce inkar etti, sonra kabul eder gibi oldu, bu arada biz birbirimize girdik ben kendisine vurdum. Hayvanlarımı ben geri istedim, bunun üzerine kendisi sağı solu arayıp hayvanları iade konusunda davranır gibi yaptı, fakat kendisi hayvanları zannedersem elinden çıkardığı için teslim edemedi. Bu arada orada bulunan A.. T.. ve E.. O.. kendilerinde büyükbaş hayvanlar olduğunu, bu alınan hayvanlara karşılık onları verelim teklifinde bulundu. Bu arada M. telefonla görüşürken ben kimlerle görüştüğünü ve görüştüğü kişilere o sırada birşey söyleyip söylemediğini farkedemedim, B.. ile A.. T. geldiğimiz arabaya binip yola çıktılar. Biz o sırada M.. ve E.. O.. ile ağılın orada kaldık. Diğer sanık olan abim H. bu olaylar sırasında ağıllarımız yakın olduğu için kavga ve gürültü seslerini duyup bizi ayırmaya gelmişti. Ben bir müddet bekleyip A..’dan ve B..’dan bir haber gelmeyince abimin de zorlamasıyla kavga dövüş olmasın diye ordan ayrılıp gittim sonraki olayları bilmiyorum dediği;
Devamla benim veya diğer sanıkların katılanları hürriyetlerinden yoksun kılma diye bir düşüncemiz yoktu, sadece biz koyunlarımızı ya da paramızı kurtarmak istedik halede param ödenmedi, hayvanlarda teslim edilmedi " şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK MÜDAFİİ BEYANLARINDA: "İfadelere katılıyoruz ekleyeceğimiz bir husus yoktur ayrıca istinaf dilekçemizi de aynen tekrar ederiz dediler" şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK H. P. SAVUNMASINDA: "Ben eski savunmalarımı tekrar ederim. Kardeşimin anlattığı şekilde olay gerçekleşmiştir. Ben gidip kavga seslerini duyunca onları ayırdım. Olay yerinde kardeşimin daha önceden katılan M.’a hayvan sattığını senet aldığını öğrendim. Kendisi hayvanlarını iade edilmesini veya senedinin ödenmesini istiyordu. M. her ikisini de sağlayamadı. Kardeşimin savunmasında söylediği gibi E.. ve M. ağılın orada kaldı. Biz bir müddet A.. T.. ile B..’ın dönüşünü bekledik. Gecikince kardeşimi başka olaylar olmasın diye gönderdim. O sırada daha önceden sanık olan ve beraat kararı verilen C. K.. da yanımıza gelmişti. Epeyce bekledikten sonra A.. T. ve B.. gelmeyince C. ile beraber E.. O.. ve M.'ı C.'in kullandığı arabaya alıp onları gidebilecekleri müsait bir yere bırakacaktık. Yolda giderken jandarma çevirmesi oldu ve hakkımızda şikayet olup dava açıldı. Benim katılanların hürriyetlerini yoksun kılma kastım ve hareketim olmadı. Beraatimi istiyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK MÜDAFİİ BEYANLARINDA: “İfadelere katılıyoruz ekleyeceğimiz bir husus yoktur ayrıca istinaf dilekçemizi de aynen tekrar ederiz dediler" şeklinde beyanda bulunmuştur.
SANIK B. H. SAVUNMASINDA :"Eski ifadelerimi aynen tekrar ederim. Olay günü M.. benim de hayvan işlerinden anladığımdan keçilerin de satılması dolayısıyla beni çağırmıştı. Ben ağıla gittiğimde benim telefonumdan bir kaç kişi ile görüştü. Ben kimlerle tam görüştüğünü bilmiyorum. Daha sonra A.. T.. ile E.. O.. geldi. Daha sonra da M. geldi. Ben o geldikten sonra önceki satış ve senetlerin ödenmesi konusunda aralarında sıkıntı olduğunu anladım. O arada münakaşa ve kavga oldu. Ayırmak için M..'nın abisi geldi. O arada konuşmalar neticesinde A.. T.. kendisinin büyükbaş hayvanları olduğunu bunları vererek bu borcun kapanacağını söyleyince onunla birlikte onun arabasına binip yola çıktık. Yolda kendisi arabayı benim kullanmamı istedi. Giderken bana M..’ın dolandırıcı olduğunu kendisini de dolandırdığını söyledi. Atatürk Mahallesindeki kahvehaneye gittik orada birkaç görüşme yaptı. Daha sonra bana herhangi bir şekilde hayvan veremeyeceğini başkada bir şey yapamayacağını söyledi ve bana yol paramı verip gönderdi. Benim olayla ilgim budur. Suçsuzum beraatimi istiyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK MÜDAFİİ BEYANLARINDA: "Müvekkilimin savunmalarına katılıyorum istinaf dilekçemizi de aynen tekrar ederim müvekkilimizin beraatine karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İddia makamından sanık savunmalarına karşı bir diyeceği olup olmadığı sorulduğunda; "Bir diyeceğimiz yoktur" dediği;
Dosya incelendiğinde sanıklar hakkında TCK'nın 29. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen bu konuda CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmesi gerektiği görüldü.
Sanıklar ve müdafiilerinden sorulduğunda; Mahkemenin takdirine bırakıyoruz dedikleri;
İddia makamından sorulduğunda; Ek savunma verilmesini talep ermiştir.
Gereği Görüşülüp Düşünüldü.
Sanıklar hakkında TCK'nın 29. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilip ek savunma için süre talep edip etmedikleri ayrı ayrı soruldu.
Sanık B. H. ve müdafiinden ek savunma için süre talep etmediklerini, eski savunmalarını tekrar ettiklerini söylediler.
Sanık M.. P.. ve müdafiilerinden ek savunma için süre talep etmediklerini, eski savunmalarını tekrar ettiklerini söylediler.
Sanık H.. P.. ve müdafiilerinden ek savunma için süre talep etmediklerini, eski savunmalarını tekrar ettiklerini söylediler.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 02/12/2015 gün 2015/70004 Soruşturma 2015/38833 Esas 2015/32563 İddianame sayısıyla sanıklar C. K., H. P., M.. P., B. H. hakkında, müştekiler E. O. ve M. Ş.'a karşı kişiyi cebir tehdit ile birden fazla kişi tarafından birlikte hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yargılamasının yapılarak TCK'nun 109/1-2,3-a-b, 53. maddeleri uyarınca 2 defa cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, C. K. ve H. P. yönünden 54/1 ve 58. maddesi de talep edilmiştir.
Yapılan yargılama sonucu İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2016 tarih 2015/907 Esas 2016/816 Karar sayılı kararıyla sanıklardan C. K. yönünden her iki müştekiye karşı da eylemin sabit olmadığı gerekçesiyle CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraat karan verilmiş, diğer sanıklar H. P., M.. P. ve B. H. hakkında her iki müştekiye karşı ayrı ayrı olmak üzere TCK'nun 109/2,3-a-h. 62/1 maddeleri uyarınca sonuç olarak 2 defa 4 yıl 2 ay hapis cezası verilmiş, sanık. B. H. hakkında tekerrüre tabi sabıkası olması sebebiyle TCK'nun 58. maddesi tadbik edilmiş ve olayda kullanılan 2 adet bıçakta TCK'nun 54. maddesi uyarınca zor alımına dair karar kurulmuştur.
Karara karşı süresinde sanıklar H. ve M.. P. müdafii ile B. H. müdafisinin de istinaf talebi üzerine dosya İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gelerek 2017/529 Esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Dosyada bulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanıklardan M. P.'nin olay öncesinde müşteki M. Ş.’a küçükbaş hayvan sattığı, bedelinin bir kısmını peşin aldığı, bir kısmını da müştekiden bono aldığı, bononun vadesinin gelmemesine rağmen alacağını tahsil edemeyeceği bu müştekinin dolandırıcı olduğu zannına kapılarak yanına kardeşi H. P. ile arkadaşı B. H.’de almak suretiyle müşteki M. Ş. ve müşteki E.. O.'yı hayvan satma bahanesiyle Balçova’da bulunan ahırlarına çağırdıkları ve burada müşteki M. Ş.'a vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, bıçak tehditiyle zorla alıkoydukları bilahare bir araca bindirerek her iki müştekiyi başka bir yere götürdükleri sırada jandarma ekipleri tarafından yakalandıkları anlaşılmıştır. Bu durum karşısında ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu verilen karar yasaya uygun olduğundan müdafiilerin istinaf taleplerinin CMK'nun 280/2 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Sanık B. H. mütalaaya karşı diyecekleri ile esas hakkındaki son savunmasında; "Eski savunmalarımı tekrar ederim. Avukatımın esas hakkındaki savunmalarını bildirecek" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık B. H. müdafiisi esas hakkındaki savunmasında, "Eski savunmalarımızı ve istinaf dilekçemizi aynen tekrar ederiz. Mütalaaya katılmıyoruz müvekkilimin söz konusu katılanların hürriyetinden yoksun kılmaya yönelik bir eylemi söz konusu değildir. Sadece hayvan işinden anladığı için olay günü oraya gelmiştir. Sanık M..'nın katılanlarla olan alışverişinden de haberdar değildir. Olay günü bilahare hayvan paralarını tahsil etmek veya karşılığını almak üzere A.. T. ile gitmiş onla giderken M.'ın aslında bu şekilde hayvan alıp dolandırdığını öğrenmiştir. Bu sebeplerle müvekkilimizin öncelikle beraatine dair karar verilmesine, mahkememizce aksi kanaate varılacak ise de lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyoruz” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık M.. P.. mütalaaya karşı diyecekleri ile esas hakkındaki savunmasında; "Eski savunmalarını tekrar ederim avukatlarımın beyanda bulunacaktır" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık M.. P.. müdafiisi esas hakkındaki savunmasında; "Eski savunmalarımızı ve istinaf dilekçemizi, tekrar ederiz. Sizin de malumunuz olduğu üzere dolandırıcılar genelde son sıralarda müvekkillerimize yaptıkları gibi bir alışveriş ve bunun karşılığında senet vermek suretiyle bu işi hukukiymiş gibi gösterip daha sonra üzerlerinde de herhangi bir şey olmadığından yapılan mal alımıyla oluşan borçlarını ödememektedirler müvekkilimiz tamamen olay günü dolandırıcı olduğu düşündüğü M.'ı kendisinin araması üzerine keçileri de vererek ya da vermeden koyunlarını geri almak ya da bedelini geri almak istemiştir. İkinci alışveriş yapılırsa birinci alışverişin parası ödenir diye düşünmüştür. Gerek M.. gerekse E.. O.. zorla getirtilip bulundukları yerde de zorla tutulmamışlardır. M.. zaten daha sonra olay yerinden gitmiş, H.. ile birlikte E.. O.. ve M. bilaharede C.. olay yerinde kalmıştır. Burada da bu katılanları hürriyetinden yoksun kılma söz konusu değildir bu süreç içerisinde zaten katılanlar göstermelikte olsa ödeme yapacaklarmış gibi birçok kişiyle telefon görüşmesi yapmışlardır. Biz suçun unsurlarının oluşmadığı kanaatindeyiz. Bu sebeple müvekkilimizin beraatine karar verilmesini talep ederiz, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte iki mağdurun ayrı ayrı hürriyetinden yoksun kılma olayı söz konusu olmayıp olayda uygulanacak ise eğer TCK’nın 43/2 maddesinin uygulanması gerektiğini;
Devamla ayrıca biz halen alacağımızı da alamadık buna ilişkin M. hakkında icra takibide yaptık. İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2015/18567 esas numaralıdır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık H. P. mütalaaya karşı diyecekleri ile esas hakkındaki son savunmasında; "Eski savunmalarını tekrar ederim avukatlarım beyanda bulunacaktır" şeklinde,
Sanık H., P. müdafiisi esas hakkındaki savunmasında; "Sanık M.. ile ilgili söylemiş olduğum hususları aynen tekrar ederiz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanıklardan ayrı ayrı son sözleri sorulduğunda;
Sanık B. H.; Beraatimi isterim dediği,
Sanık M. P.; Beraatimi istiyorum dediği,
Sanık H. P.; Beraatimi istiyorum dediği görülmüştür.
Katılanların hazırlık ve mahkeme iddiaları, sanıkların hazırlık, ilk derece mahkemesindeki ve dairemizce açılan duruşmadaki savunmaları ile tüm dosyadaki bilgi ve belgeler incelenmiş olup, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş deliller olmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Sanık B. H.'e yükletilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile ilgili eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, ancak sanık B. H.'ın ise sadece M. P.'nin arkadaşı olup, aralarında herhangi bir akrabalık ilişkisi bulunmadığı gibi ortaklık ilişkisi de bulunmadığı, müştekilerin B. H.'e yönelik herhangi bir haksız eylemleri bulunmadığından ve sadece bir arkadaşının hayvanlarının dolandırılarak alınmasında onun parayı tahsil etmek amacıyla diğer sanıklarla hareket etme yetkisi vermeyeceğinden hakkında TCK'nın 29. Maddesinde belirtilen haksız tahrik hükümlerinin hakkında uygulanamayacağına kanaat edilmiş olmakla, sanık ve müdafisinin suç vasfına, suçun unsurları itibariyle oluşmadığına ve sanık hakkında tahrik hükümlerinin uygulanmasına yönelik ve yerinde görülmeyen sair istinaf istemlerinin reddiyle, CMK’nın 280/1.a ve 286/2.a maddeleri gereğince kesin olarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekli görülmüş;
Sanıklar H.. P.. ve M. P.'nin her ne kadar gerek ilk derece mahkemesinde gerekse de istinaf aşamasında suçlamaları kabul etmeyip katılanlar E. O. ve M. Ş.'ı kaçırmadıklarını, hürriyetlerini tahdit etmediklerini beyan etmişler ise de; sanık C. dışındaki sanık B. H., H.. P.. ve M.. P.., müştekiler E. O. ve M. Ş. ve tanık A.. T..'nun beyanı, Emniyet görevlilerince 02/02/2015 günü saat 15:15'te tutulan tutanak ve yine aynı tarihli Jandarma tarafından tutulan Balçova'da ormanlık alanda kokarpınar mevkiinde zorla kişilerin tutulduğu otoban üst geçidinin olduğu yerde beyaz şahin araçla geldikleri ve aracın içerisinde E. O. ve M. Ş.'ın darp edilmiş halde araçta H. P. ve C. K.'ın bulunduğuna dair yakalama tutanağı içeriği, müştekilerin adli rapor içeriğine göre darp edildiklerinin anlaşılması, sanık savunmalarına itibar edilmeyip, suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek olay tarihinden daha önce M.. P..’nin 60 adet küçükbaş hayvanını müşteki M. Ş.’a sattığı, 2.000 TL peşin aldığı, kalanı için senedin vadesinin 02/03/2015 olarak belirtildiği daha sonra çevreden müştekinin dolandırıcı olduğu, hayvanların parasını ödemeyeceğine yönelik ciddi duyumlar alması üzerine, sanığın müştekinin verdiği telefonu aradığı, telefonu açan olmadığı, yine müştekinin gösterdiği ağıla gidip baktığında, burasının müştekiye ait olmadığını anladığı, senedi geri verip hayvanlarını geri alabilmek adına o zamana kadar kardeşi H. P. ve arkadaşı B. H. ile bir plan yapıp M. Ş.'a başka hayvanlar satma teklifinde bulunduğu, müşteki M. Ş.'ın durumdan şüphelenip hayvan ağılının bulunduğu yere gitmeyip, ben keçi işiyle ilgilenmiyorum, keçi işiyle arkadaşlarım ilgileniyor diyerek daha önceden birlikte dolandırıcılık yaptığı E. O. ve tanık A.. T.'nu gönderdiği, bu ikisini karşılayan C. dışındaki sanıkların M. Ş. ile birlikte olduklarını değerlendirerek her ikisini de darp edip alıkoydukları daha sonra M. Ş.’ı hayvan alım satımının gerçekleştiğine ikna ederek tekrar arayarak bulunduğu yerden araçla gelip eskiizmirdeki camiinin ordan M.., B.. ve yanlarında A.. T..'nu da alarak M. Ş.'ı arabaya götürüp tekrar hayvanları besledikleri dam ve ıssız alana götürdükleri orda E. O.'nın da olduğu ortamda bıçak, silah ve başka şekillerde şiddet uygulayıp hayvanları ya da parasını alabilmek adına darp ettikleri, A..'ın ödeme yapabileceği ya da zararı giderebileceğini söylemesi üzerine M.. ve B.'ın A.. ile beraber ordan ayrıldığı daha sonra C.'in olay yerine geldiği ve arabayla her iki müştekiyi alarak para bulmak amacıyla gittikleri yerde jandarma tarafından durduruldukları anlaşılmış sanıklar H., M.. ve B.'ın bu şekilde her iki müştekiye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işledikleri dairemizce sabit görülmüş. İlk Derece Mahkemesince henüz M. Ş.'ın verdiği senedin vadesi gelmediğinden bahisle sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanamayacağı belirtilmiş ise de;
Her ne kadar sanık M.. P.. ile katılan M. Ş. arasındaki koyun alım satımı hukuki bir alım satım gibi gözükse de, sanık M. P.'nin hayvan satımından sonra çevreden edindiği bilgilere göre parasına tahsil edemeyeceğini öğrendiği, M. Ş.'ın verdiği telefonun arandığında cevap verenin olmadığı ve yine kendine ait olarak gösterdiği, ağılın M. Ş.'a ait olmadığının anlaşıldığı, sanık M. P.'nin çevreden yapmış olduğu araştırma sonucunda da alacağını alamamak konusunda endişeye kapıldığı, katılan M. Ş.'ın uyap'tan çıkarı adli sicil kayıtlarının incelenmesinde ve bu kayıtlarda gözüken Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2014 tarih 2013/450 esas, 2014/581 karar sayılı kararında katılanlar E. O. ve M. Ş. sanık sıfatıyla yargılanıp Salihli Durasallı Kasabasında hayvan yetiştiren M.. E..'dan küçükbaş hayvan satın almak bahanesiyle dolandırdıkları ve dolandırıcılık suçundan her ikisinin mahkumiyetlerine karar verildiği, katılanların bu durumlarının sanık M.. P. ve yalanları tarafından öğrenilip M. P.'nin de alacaklarını tahsil edemeyecekleri ve dolandırıldıkları düşüncesiyle (keza alacaklarını hala alamadıkları) haksız tahrike kapılarak alacaklarını tahsil etmek düşüncesiyle katılanları hürriyetlerinden yoksun bıraktıkları, sanık H. P.'nin M. P.'nin kardeş olmaları ve M. Ş.'ın bizzat hayvanları alan kişi olup E. O.'nın da onunla birlikte hareket eden kişi olduğu, adli sicil kayıtlarında her ikisinin aynı dosyada benzer metodla dolandırıcılık eylemi yaptıkları göz önünde bulundurularak sanıklar M. P. ve H. P. hakkında her iki müştekiye yönelik hürriyeti tahdit suçundan haklarında TCK'nın 29. Maddesinde belirtilen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar verilmiştir.
Sanıkların sabit görülen hürriyeti tahdit suçundan temel cezanın belirlenmesinde suçun işlendiği yer ve zaman, birden fazla ağırlaştırıcı sebebin bulunması nazara alınarak alt hadden uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiğine kanaat edilmiştir.
Bunun dışında sanık müdafiileri sanıklar hakkında TCK'nın 43. maddesinde belirtilen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını talep etmişler ise de, sanıkların müştekileri tek bir eylemle bir yerde alıkoymadıkları, müşteki E. O.'nın ikinci hayvan alışverişi için ağılların bulunduğu yerde alıkoydukları, müşteki M. Ş.'ın ise ikinci hayvan alışverişi olayını gerçekleştirdiği imajını yaratarak Eskiizmir’deki camiinin ordan alıp, hayvanların bulunduğu ağıla getirildiği, dolayısıyla hürriyeti tahdit fiilinin tek bir fiille birden fazla müştekiye karşı gerçekleşmediğinden 2 kez ayrı ayrı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulup TCK'nın 43. Maddesi uygulanmamıştır.
Sanıkların sosyal durumu, yargılama sürecinde duruşmadaki saygılı davranışı ve sanıklara verilen cezalarının gelecekleri üzerindeki olası etkileri lehlerine takdiri indirim sebebi kabul edilerek haklarında TCK.nın 62.maddesinin uygulanması gerektiğine kanaat edilmiş bunun dışında sanıklara hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezalarının kısa süreli olmayıp ve iki yıldan fazla olduğundan haklarında TCK'nın 50 ve 51. maddelerinin ve CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu nedenle, CMK'nın 280/2 maddesi gereğince, İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2016 tarih 2015/907 Esas, 2016/816 Karar sayılı hükmünün kaldırılması ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A) Sanık B. H.'e yükletilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile ilgili eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık ve müdafiilerinin suç vasfına, suçun unsurları itibariyle oluşmadığına ve sanık hakkında tahrik hükümlerinin uygulanmasına yönelik ve yerinde görülmeyen sair istinaf istemlerinin reddiyle, CMK’nın 280/1-a ve 286/2.a maddeleri gereğince KESİN olarak İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
B) CMK'nın 280/2. Maddesi gereğince, İstinafa konu İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2016 tarih 2015/907 Esas, 2016/816 sayılı kararının sanıklar M. P. ve H. P.'nin katılanlar E. O. ve M.. Ş.'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden HÜKMÜN KALDIRILMASINA,
1-Sanıklar M.. P. ve H. P.'nin katılan M. Ş.'a yönelik sübut bulan ve eylemlerine uyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle TCK'nın 109/2. maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suçun işlendiği zaman ve yer, sanıkların amaç ve saikleri, olayda birden fazla ağırlatıcı sebebin bulunması nazara alınarak takdiren ve teşdiden ayrı ayrı 2'ŞER YIL 6'ŞAR AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMALARINA,
Sanıkların eylemlerini birden fazla kişiyle birlikte ve silahla gerçekleştirdiklerinden hükmolunan cezalarının TCK'nın 109/3-a ve b maddeleri gereğince 1 kat artırılarak 4'ER YIL 12'ŞER AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMALARINA,
Sanıkların eylemlerini haksız tahrikin etkisi ile işlediklerinden haklarından hükmolunan cezalarından TCK'nın 29. Maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında indirim yapılarak 2’ŞER YIL 6'ŞAR AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMALARINA,
Sanıkların, sosyal durumu yargılama sürecinde duruşmadaki saygılı davranışı ve sanıklara verilen cezalarının gelecekleri üzerindeki olası etkileri lehlerine takdiri indirim sebebi kabul edilerek hükmolunan cezalarından 5237 sayılı TCK’nun 62.maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 2'ŞER YIL 1'ER AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanıklar hakkında başkaca yasal ve takdiri artırım ve indirim yapılmasına YER OLMADIĞINA,
Sanıkların kasten işlemiş oldukları suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. Maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. Maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının” gözetilmesine,
Sanıklara hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezasının kısa süreli olmayıp ve iki yıldan fazla olduğundan hakkında TCK'nın 50 ve 51. maddelerinin ve CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
2-Sanıklar M.. P.. ve H.. P..'nin katılan E. O.'ya yönelik sübut bulan ve eylemlerine uyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle TCK'nın 109/2, maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suçun işlendiği zaman ve yer, sanıkların amaç ve saikleri, olayda birden fazla ağırlatıcı sebebin bulunması nazara alınarak takdiren ve teşdiden ayrı ayrı 2'ŞER YIL 6'ŞAR AY H 4.PİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMALARINA,
Sanıkların eylemlerini birden fazla kişiyle birlikte ve silahla gerçekleştirdiklerinden hükmolunan cezalarının TCK'nın 109/3-a ve b maddeleri gereğince 1 kat artırılarak 4'ER YIL 12'ŞER AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMALARINA,
Sanıkların eylemlerini haksız tahrikin etkisi ile işlediklerinden haklarından hükmolunan cezalarından TCK'nın 29. Maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında indirim yapılarak 2'ŞER YIL 6'ŞAR AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMALARINA,
Sanıkların, sosyal durumu yargılama sürecinde duruşmadaki saygılı davranışı ve sanıklara verilen cezalarının gelecekleri üzerindeki olası etkileri lehlerine takdiri indirim sebebi kabul edilerek hükmolunan cezalarından 5237 sayılı TCK’nun 62.maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 2’ŞER YIL 1'ER AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanıklar hakkında başkaca yasal ve takdiri artırım ve indirim yapılmasına YER OLMADIĞINA,
Sanıkların kasten işlemiş oldukları suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. Maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK.nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. Maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 günlü resmi Gazete de yayımlanan 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine
Sanıklara hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezasının kısa süreli olmayıp ve iki yıldan fazla olduğundan hakkında TCK'nın 50 ve 51. maddelerinin ve CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Emanetin 2015/11594 sırasında kayıtlı 2 adet bıçağın TCK'nın 54. Maddesi gereğince müsaderesine,
İlk derece mahkemesinde yargılama gideri olarak yapılan 50,00 TL ile istinaf aşamasında yapılan 16 davetiye gideri 176,00 TL ile toplam 226,00 TL'nin sanıklar B. H., M. P. ve H. P.'den eşit olarak alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, iddia makamının huzurunda, sanıklar B. H., M. P. ve H. P. ile sanık müdafiilerinin yüzlerine karşı katılanların yokluğunda mütalaaya kısmen uygun olarak CMK’nın 280/1.a ve 286/2.b maddeleri gereğince KESİN OLMAK ÜZERE, 06/07/2017 tarihinde oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
EK KARAR;
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15. CEZA DAİRESİ
DOSYA NO: 2017-529
KARAR NO: 2017/1666
T. 26/07/2017
SUÇ: Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
Sanık B. H. müdafii Av. D. B. T.'in 14/07/2017 havale tarihli dilekçesi ile; dairemizin 2017/529 esas, 2017/1666 karar sayılı dosyada verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dairemizin 06/07/2017 tarih ve 2017/529 (E) - 2017/1666 (K) sayılı kararı ile sanık B. H.'in Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçundan cezalandırılmasına ilişkin İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/907 (E) - 2016/816 (K) sayılı ilamına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun CMK 280/1-a ve 286/2-a maddeleri gereğince esastan reddine kesin olarak karar verildiği, bu karara yönelik olarak. Sanık B. H. müdafii Av. D. B. T. 14/07/2017 havale tarihli dilekçesi ile her ne kadar sanık hakkında kesin olmak üzere karar verilmiş ise de sonuç cezanın 5 yılı geçmesi sebebiyle hak kaybına uğramamak adına kararın temyizen bozulmasını talep ettiği anlaşılmakla, yapılan incelemede;
CMK'nun 280/1-a maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların aynı kanunun 286/2-a-son maddesi gereğince temyizi kabil olmadığı anlaşılmakla, YARGITAY’DA TEMYİZ yolu açık olmak üzere CMK'nun 296/1 maddesi gereğince temyiz talebinin REDDİNE,
Kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğinden (tevdiinden) itibaren 7 gün içinde Yargıtay ilgili Ceza Dairesine sunulmak üzere dairemize verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyan ve bu beyanın tutanağa geçirilmesi ve yahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair 06/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)