(5237 S. K. m. 43, 53, 58, 86, 106, 125, 265) (5271 S. K. m. 147, 191, 237, 260, 279, 280, 281, 282, 286)
Yukarıda açık kimlik bilgileri ve suçu yazılı sanık hakkında açılan kamu davasının TÜRK MİLLETİ ADINA hüküm vermeye yetkili ve görevli İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesi'nde yapılan açık yargılama sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA: İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20/08/2015 tarih ve 2015/72998 Soruşturma, 2015/26823 Esas, 2015/22321 İddianame sayılı iddianamesi ile; "Müştekilerden K. A.'ın Karabağlar 1. Nolu Aile Sağlık Merkezinde görevli doktor, E. A.'ın ise aynı merkezde görevli hemşire olduğu ve E. A.'ın K. A.'ın eşi olduğu, 13/08/2015 günü saat 10:15 sıralarında şüphelinin söz konusu Aile Sağlık Merkezine geldiği, Aile Hekimi doktor K. A.'tan sağlık raporu istediği ancak üzerinde kimlik bulunmadığı, müşteki K. A.'ın şüpheliye kimlik olmadan sağlık raporu veremeyeceğini söylemesi üzerine şüphelinin müşteki K. A.'a "bu raporu vereceksin, yoksa seni burada çalıştırmam, seni yakarım" diyerek tehdit ettiği ve odaya hemşire olan müşteki E. A.'ın girmesi üzerine şüphelinin bu kez de müşteki E. A.'a "sen ne karışıyorsun kaltak, seni öldürürüm, yakarım" diyerek tehdit ettiği, E. A.'ın hamile olduğunu görmesi üzerine K. A.'a "sen ibnesin, bu kadını sen mi hamile bıraktın, sen hamile bırakamazsın, kimlere s........ " diyerek hakaretini sürdürdüğü, ayrıca müşteki K. A.'ı iteklediği, tokat attığı, göğüs uçlarını sıktığı, testislerini ellediği, müşteki E.'in polis çağırdığı, olay yerine gelen polis memurları olan müştekiler A. D., T. T., S. K. ve G. K.'ya karşı da "siz polis misiniz, benim köpeğimsiniz, kimse beni polis arabasına bindiremez, doktor dövmekle beni tutuklayamazsınız it oğlu itler" diyerek hakaretlerini sürdürdüğü gibi cebir kullanarak polis memurlarının görevlerini yapmalarına engel olduğu, müşteki K.'ın mevcut eylemden ötürü yaşamı tehlikeye sokmayacak şekilde yaralandığı, müştekilerin şüpheli hakkında şikayetçi oldukları, şüphelinin atılı suçu işlediği yukarıdaki delillerden anlaşılmakla;
Sanığın eylemine uyan Türk Ceza Kanunu 125/1-3.a, 43/2 ve 86/2-3.c, 106/1-1.cümle, 43/2 ve 265/1, 58, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması, talebiyle İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
Sanık savunmasında: "Olay günü Karabağlar 1 Nolu Aile Sağlık Merkezine muayene olmak için gittiğim doğrudur. Salonda aile hekimi olan Dr. K. A.'ı gördüm. Bana sağlık raporu lazım olduğunu ve işe girmem gerektiğini söyledi. Müşteki doktor kimlik istedi, ben de üzerimi yokladığımda kimliğimin olmadığını gördüm ve kendisinden daha öncede kendisine muayene olduğumu ve kendisinin beni tanıdığını, rapor vermesini bir iki sefer rica ettim. Ancak kabul etmeyince ben de yıllardır beni tanıyorsunuz, bana rapor vermiyorsunuz, sizin doktorluğunuzu kabul etmiyorum dedim. Bunun haricinde kendisini tehdit etmedim, müşteki doktorun eşi olan E. A.'a da hakaret ve tehdit etmedim. Ben K. A.'a eşi E. A.'ı da kast ederek hakaret etmedim, kendisine tokat atmadım, göğüs uçlarını ellemedim, testislerini ellemedim. Polisler geldi ve polislerin aşağıya polis arabasına gir otur dediler. Ben polislere hakaret etmedim, memura mukavemette bulunmadım. Ceza ehliyetimi azaltacak herhangi bir rahatsızlığım yoktur." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Katılan K. A. beyanında: "Olay tarihinde Karabağlar 1 nolu Aile Sağlık Merkezinde doktor olarak görev yapıyordum, eşim E. A. da aynı yerde hemşire olarak görev yapıyordu, olay günü sanık gelerek sağlık raporu istedi, ancak kimliğini sorduğumda kimliğinin bulunmadığını söyleyince sağlık raporu veremeyeceğimi söyledim, bu konuda da kendisine kapı önündeki uyarı yazısını gösterdim, bunun üzerine sanık "raporu vereceksin yoksa seni yakarım, burada çalıştırmam" diye beni tehdit etmiştir, o sırada eşim E. A. muayene odasına girip orada aşı ile ilgili malzemeler hazırlayınca sanık, eşime hitaben "sen ne karışıyorsun seni öldürürüm, kaltak" diye eşimi tehdit etmiştir, E. A.'ın eşim olması ve hamile olduğunu anlaması üzerine "sen ibnesin, bu kadını sen mi hamile bıraktın, sen hamile bırakamazsın, kimlere sinkaf ettirdin" diye hakaretlerini sürdürdü, ben bu sırada eşimle ilgilendiğim sırada sanık beni iteledi, tokat attı, göğüs uçlarımı sıktı, testislerimi elledi, ben o sırada eşimle ilgilendiğim için kendisine müdahale edemedim, bu sırada eşimin polisleri araması üzerine gelen polisler müdahale etmeye çalışınca sanık polislere "siz polis misiniz, benim köpeğimsiniz, kimse beni polis arabasına bindiremez, doktor dövmekle beni tutuklayamazsınız" dedi, daha sonra polisler cebir kullanarak sanığa müdahale etti. Ayrıca polislere tekme atmaya çalışıyordu, polisler kendisini etkisiz hale getirip arabaya bindirdi, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan E. A. beyanında: "Olay eşim K. A.'ın anlattığı gibi olmuştur, beyanlarına ekleyeceğim bir husus yoktur, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan G. K. Beyanında: "Karabağlar'da sağlık ocağında doktoru darp eden şahıs diye anons geldiğinde olay yerine intikal ettik. Biz olay yerine biraz daha geç gittik. Olay yerine vardığımızda şahsı 28630 numaralı ekip muhafaza altına almıştı. Ekip arabasına bindirilirken şahıs ekipteki personele siz benim köpeğimsiniz, ben Türk değilim Alman vatandaşıyım, siz beni Türk mü zannettiniz, it oğlu itler şeklinde hakaretler edip 630 nolu ekibe görevini yaptırmaması için direndi. Şahıs ekip tarafından muhafaza altına alındı. Karakola geldikten sonra bizim ekibe tutanak tutulması esnasında şahıs aynı şekilde sizi burada yaşatmayacağım Aydın mahallesine giremeyecekseniz, şeklinde hakaretler ederken diğer ekip arkadaşlarıma da sen evde karına söz geçiremiyorsundur şeklinde sinir uçlarına dokunacak hakaretlerde bulundu. Bizi de tehdit etmesi üzerine şahsa kelepçe takıldı. Şahsın olay esnasında bize tekme atmaya çalışması kamera görüntülerinde vardır. Ayrıca hastaneye doktor raporu almaya giderken kafes içinden tükürmesi üzerine telefonu çıkartıp kayıt ediyormuşuz gibi yaptık ve o şekilde sakinleştirebildik. Hastanede bize karşı ben sizin karşınıza bu şekilde çıktığımdan dolayı özür diliyorum şeklinde beyanda bulundu. Şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki S. K. beyanında: "1 nolu Sağlık Ocağında olay nedeniyle haber merkezine ihbar edilmesi üzerine haber merkezinden doktora saldırı olduğu anonsu üzerine olay yerine intikal ettiğimizde sanık, müşteki doktor ve eşine hakarette bulunuyordu ve aynı zamanda üzerine yürümeye çalışıyordu, araya giren hastalar ayırmaya çalışıyordu, biz de kendisine müdahale etmeye çalıştığımızda bize "siz polis misiniz, benim köpeğimsiniz, kimse beni polis arabasına bindiremez; doktor dövmekle beni tutuklayamazsınız, it oğlu itler" dedi ve bize tekme atmaya çalıştı, biz de kendisine zor kullanarak etkisiz hale getirip araca bindirip karakola götürdük, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki T. T. beyanında: "Ben yardımcı ekip olarak gittiğimde sanık polis memuru arkadaşlara küfür ettiğini duydum ve kendisine kameraya aldığımı söyledim, diğer parmaklarını yumup orta parmağını dik tutmak suretiyle hareket yaptı,"g...sok" dedi, sanık hakkında tutanak tuttuk, görüntü izleme tutanağı tuttuk, altındaki imza bana aittir, sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki A. D. beyanında: "Olay günü Karabağlar 1 Nolu Aile Sağlık Merkezinde olay olduğu anonsu üzerine 1 Nolu Aile Sağlık Merkezine gittiğimizde K. A. şikayetçi oldu, müştekilerden E. A.'ta baygın vaziyette idi, bizi görünce kendine geldi, sanık hakkında şikayette bulundu. Sanığı karakola davet etti, sanık bize direndi, iddianame belirtildiği gibi "siz polis misini, siz benim köpeğimsiniz, doktor dövmekle beni tutuklayamazsınız, it oğlu itler" şeklinde hakaret etti, "allahınızı, ananızı, beni yargılayacak hakimlerinde" şeklinde sinkaflı küfürler etti. Sanıktan şikayetçiyim, cezalandırılmasını talep ediyorum, davaya katılmak istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık İ. A. beyanında: "Ben olay tarihinde yan odada hasta muayene ediyordum, dışarıdaki gürültü üzerine dışarıya çıktım, sanık doktor K.'a hitaben "sen top musun eşin senden mi hamile kaldı" diye hakaret edince ben de burada bayanlar var niye bu şekilde konuşuyorsun diye uyardım, o da "sen de doktor musun" dedi, bana da hakarette bulunmuştur ancak ben şikayetçi olmadım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık M. Ç. beyanında: "Ben 1 nolu Aile Sağlık Merkezinde temizlik görevlisi olarak çalışmaktayım, olay tarihinde saat 10.15 sıralarında sağlık merkezinde sesler duymam üzerine dışarı çıktım, sanık, doktor K.'a hitaben "sen ibne misin, top musun, ibneye benziyorsun" dedi, eşi araya girince "sen top musun, bu karıyı sen mi sinkaf ettin" dedi, K.'a 3-4 kez tokat attı, doktorun hayalarını avuçları "sen de taşak yok ne biçim erkeksin" dedi. Olay hakkındaki bilgim bundan ibarettir, bunun haricindeki olayları duymadım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamına göre;
"Sanığın olay tarihinde katılan K.'ın doktor olarak görev yaptığı sağlık kuruluşuna başvurarak rapor düzenlenmesini talep ettiği, katılanın kimlik olmadan rapor düzenleyemeyeceğini belirtmesi üzerine sanığın müştekiye karşı hakaretlerde bulunmaya başladığı, yine oda içerisinde bulunan müştekinin eşine karşı da hakarette bulunduğu, akabinde katılan K.'ın üzerine yürüyerek tokatladığı, durumun polise bildirilmesi üzerine gelen polis memurlarının sanık hakkında işlem yapmak istemeleri sırasında sanığın polis memurlarına "siz polis misiniz, benim köpeğimsiniz, kimse beni polis arabasına bindiremez, beni tutuklayamazsınız," diyerek sinkaflı kelimeler kullandığı, polis memurlarının görevini yapmalarını engellediği, dosyada mevcut görüntü kayıtlarına göre polis memurlarına sol elinin orta parmağını gösterdiği, tekme atmaya çalıştığı, tüm müştekilerin sanıktan davacı ve şikayetçi oldukları, iddianın tanık İ. A. ve M. Ç. tarafından doğrulandığı, katılan K.'ın alınan doktor raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı anlaşılmakla sanık E.'un katılan K'a yönelik basit yaralama eyleminin sabit olduğu görülmekle eylemin müştekinin kamu görevinden dolayı işlendiği göz önüne alınarak TCK'nun 86/2-3.c md uyarınca cezalandırılmasına, yine sanığın doktor olan K., eşi E. ve olaya müdahalede bulunan polis memurlarına sinkaflı kelimelerle hakarette bulunduğu, eylemin zincirleme şekilde birden fazla kişiye karşı yöneldiği, bu haliyle eylemin her bir müşteki yönünden hakaret olarak değil zincirleme bir suç şeklinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla TCK'nun 125/1-3.a, 43/2 md uyarınca cezalandırılmasına, yine aynı şekilde sanığın olaya müdahalede bulunan görevli polis memurlarına karşı tehdit eylemini gerçekleştirdiği, onları sürmekle tehdit ettiği, bu haliyle eylemin zincirleme şekilde işlendiği anlaşılmakla TCK'nun 106/1-1, 43/2 md uyarınca cezalandırılmasına, yine sanığın müdahalede bulunan polis memurlarına kendisini karakola götürmek istemelerine rağmen polis arabasına binmemekte direndiği, emniyete götürüldüğünde polis memurlarına tekme atmaya çalıştığı, sol elinin orta parmağını göstermek suretiyle adaba aykırı harekette bulunduğu, polis memurlarının resmi görevde bulundukları, bu suretle görev yapmalarını engellediği anlaşılmakla TCK'nun 265/1 md uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın tüm davranışları, cezanın sanık üzerindeki etkisi göz önüne alınarak her bir suç yönünden hakkında olumlu bir kanaat oluşmadığından TCK'nun 62 md uygulanmadığı gibi sanığın tekerrüre esas sabıkasının bulunduğu, mükerrir olduğu, bu suretle hakkında TCK'nun 51 md uygulanamayacağı, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki hüküm tesis olmuştur." şeklinde gerekçeyle sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında verilen bu hükme yönelik olarak süresi içerisinde katılanlar K. A. ve E. A.'a Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen vekilleri Av. F. E. U. ile sanık müdafii Av. A. Arıkan tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Sanık müdafii A. A.'ın 16/11/2016 tarihli istinaf dilekçesi ile; "Sanığın yokluğunda karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığını, sanığın ceza ehliyetine ilişkin durumunun ayrıntılı araştırılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiği" gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Katılanlar K. A. ve E. A.'a Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen vekilleri Av. F. E. U. 04/11/2016 tarihli istinaf dilekçesi ile "resen dikkate alınacak sair sebepler ile vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği" gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Sanık müdafii Av. A. A. ile katılanlar K. A. ve E. A.'a Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen vekilleri Av. F. E. U.'nun istinaf talepleri üzerine dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmakla, dairemizin 2017/560 esas numarasına kaydı yapılmıştır.
Dairemizin 20/04/2017 tarih, 2017/560 Esas ve 2017/975 sayılı kararıyla sanık E. E.'in katılanlar E. A. ve K. A.'a yönelik eylemleri nedeniyle "Sağlık Bakanlığının suçlardan doğrudan zarar görmediğinden ve Sağlık Bakanlığı vekili ile katılanlar E. A. ve K. A. arasında da vekalet ilişkisi olmadığından CMK'nun 237 ve devamı maddelerine göre istinaf etmeye hakkı bulunmayıp, verilen katılma kararının da hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle CMK'nun 279/1.b-son, 268/3.e maddeleri uyarınca Sağlık Bakanlığı vekilinin istinaf başvurusunun reddine ile sanık müdafiinin istinaf talebinin CMK'nın 280/1.a ve 286/2.a maddeleri gereğince kesin olarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın tebliği üzerine süresi içerisinde Sağlık Bakanlığı vekili Av. F. E. U. tarafından 09/05/2017 tarihli dilekçeyle itiraz edilmekle, dosyanın itirazen incelenmek üzere İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'ne gönderildiği, 1. Ceza Dairesinin 18/05/2017 tarih ve 2017/21 D.iş sayılı kararı ile "Sağlık Bakanlığı personeline karşı işlenen suçlar nedeniyle yapılacak hukuki yardımın usul ve esasları hakkında yönetmelik" kapsamında Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen Av. C. A.'ın da duruşmaya katıldığı, aynı tarihli duruşmada mahkemece müştekiler E. A. ve K. A.'ın CMK'nun 238. maddesi uyarınca katılan yetkili avukatların katılanlar E. A. ve K. A. vekili olarak duruşmaya kabulüne karar verildiği, katılanların kendilerini Sağlık Bakanlığı vekili ile temsil ettirdikleri anlaşılmakla; Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesi hükmü uyarınca katılanlar vekili Av. F. E. U.'nun 5271 Sayılı CMK'nun 260/1 maddesi kapsamında kanun yollarına başvurma hakkı bulunduğu" gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilerek dosya iade edilmekle dairemizin 2017/2421 Esas sırasına kaydı ile belirtilen hususların değerlendirilmesi amacıyla CMK'nın 280/1-c, 281/1. maddeleri gereğince duruşma açılmasına karar verilmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
Yapılan duruşma neticesinde;
Sanığa CMK'nın 147/1-b ve 191/3-b maddesi gereğince iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirilmesi anlatılmış, CMK'nın 282/1a, b, c ve d maddesi gereğince üye inceleme raporu, ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü, ilk derece mahkemesinde dinlenen tanık ifadelerini içeren tutanaklar okunmuştur.
Sanık E. E. savunmasında: "Ben eski savunmalarımı tekrar ederim. Ayrıca avukatım burdadır. O da savunmama katılacaktır. Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Suçsuzum beraatime dair karar verilmesini istiyorum. Yakalanma üzerine savunmamı yapmıştım. Sonraki celselere hakkımda verilen bir yakalama kararından dolayı katılamadım. Katılmış olsaydım, bu olayları gören A. B. isimli şahsın tanık olarak dinlenmesini isteyecektim. O zamanlar bunun açık adresini de tespit edememiştim. Fakat bu gün benimle birlikte bu şahsı da getirdim. Kendisi polislerle benim aşağıda yaşanan olaylara şahittir. Ben bunun savunma tanığı olarak da dinlenmesini istiyorum." şeklinde savunmada bulunduğu,
Sanığın İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesince 21/03/2016 tarihinde alınan savunması yeniden okunup, sorulması üzerine; "Oradaki ifadem doğrudur aynen tekrar ediyorum, yalnız o ifademin devamında polislerin beni polis otosuna koyduktan sonraki süreçte olan olayları orda anlatmamıştım. Oraya kadar verdiğimi ifadelerimin yeterli olacağını zannetmiştim. Ancak bu polis otosuna ben bindikten sonra içeride otururken, polisler geldiler. Beni tartaklamaya, itip kakmaya başladılar. Küfür ve hakarette bulundular. Ben de kendilerine niye bana böyle davranıyorsunuz. Benim hiç bir suçum, günahım yok dedim. Bu belirttiğim tanık da söz konusu bu olayları gördü. Onun için onun dinlenmesini istiyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafii beyanında; "Sanığın savunmasına aynen katılıyoruz. İstinaf dilekçemizde de belirttiğimiz gibi müvekkilim yeteri kadar İlk Derece Mahkemesinde savunmasını sonraki celselere katılamaması dolayısıyla yapamamıştır. Savunmasında da belirttiği gibi aşağıda polis otosunda kendisine karşı yapılan hareketleri gören ve şuanda koridorda hazır ettiğimiz A. B.'ın tanık olarak dinlenmesini istiyoruz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan G. K. SEGBİS ile alınan beyanında: "Ben ilk derece mahkemesinde beyanda bulunmuştum ve davaya katılmıştım sanık hakkında şikayetçiyim cezalandırılmasını istiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu,
Lüzumuna binaen kendisinin halen başka suçtan cezaevinde tutuklu bulunması sebebiyle bundan sonraki duruşmalarda hazır bulunmak isteyip istemediğinin sorulması üzerine; "ben bundan sonraki celselerde hazır bulunmak istemiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. B. beyanında; "Ben olay günü iğne vurulmak için Aile Sağlığı merkezine gitmiştim. Sıramı aldım, beklerken sıramda biraz geride olduğundan, aşağıya bahçeye indim, sigara içiyordum. Ben Aile sağlığı merkezinde içerideyken yukarıda bazı gürültüler duydum, fakat ne olduğunu anlayamadım. Bir müddet sonra polisler geldiler, yukarı çıktılar o sırada şuan da huzurda bulunan mahalleden tanıdığım E. E.'i alıp, herhangi başkaca bir müdahale olmadan aşağıdaki polis otosunun şoför mahallinin arkasına oturttular ve polisler kendisini orada yalnız olarak bırakıp, tekrardan Aile Sağlığı Merkezine girdiler, ben de o sırada bunları dışarıdan gördüm, seyrediyordum. Aradan çok kısa bir süre sonra, yukarı çıkan 3 polis memuru aşağıya indi, polis memurları doğrudan gelip bu sefer arka koltukta oturan E.'u zannedersem arka taraftaki kafes kısmına almak istediler. O sırada karşılıklı bir konuşmalar oluyordu. Fakat ne konuştuklarını, ne söylediklerini duymadım, ondan sonra içeride yani arabanın arka koltuğunun orda bir arbede yaşandı, itişip kakışmalar oldu ve E.'u kapı dışına çıkarttılar. Bu sırada, polislerin de E.'un da karşılıklı küfür ve hakaret ettiklerini duydum ve akabinde E.'u kafes kısmına koydular. Benim olay hakkındaki bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20/08/2015 tarih 2015/72998 Soruşturma 2015/26823 Esas 2015/22321 İddianame sayısıyla açılan kamu davasında şüpheli E. E. hakkında müştekiler K. A. ve E. A.'a karşı hakaret ve tehdit suçlarından TCK'nun 125/1-3a, 43/2 ve 106/1-1.cümle ve 43/2 maddeleri uyarınca müşteki K. A.'a karşı yaşamını tehlikeye sokmayıp basit tıbbi tedavi ile giderilebilecek şekilde yaralamak suçundan TCK'nun 86/2-3c maddeleri uyarınca cezalandırılması ayrıca görevli polis memurları olan G. K., A. D., T. T. ve S. K.'a karşı görevi yaptırmamak için direnme suçundan TCK'nun 265/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu 01/11/2016 tarih 2015/583 Esas 2016/501 Karar sayılı karar ile sanık E. E. hakkında katılan müşteki K. A.'a karşı basit etkili eylem suçu sabit görülerek TCK'nun 86/2-3c maddeleri uyarınca sonuç olarak 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı şekilde sanığın katılan müştekiler K. A. ve E. A.'a karşı hakaret suçları sabit görülerek TCK'nun 125/1-3a, 43/2 maddeleri uyarınca sonuç olarak 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, adı geçen katılanlara karşı tehdit suçu da sabit görülerek TCK'nun 106/1-1.cümle ve 43/2 maddeleri uyarınca sonuç olarak 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, katılan polis memuru G. K. ile müşteki polis memurları T. T., S. K., A. D.'ya karşı görevi yaptırmamak için direnme suçu sabit görülerek TCK'nun 265/1 maddesi uyarınca sonuç olarak 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ve sanık hakkında 53. maddenin de uygulanmasına karar verilmiştir.
Karara karşı katılanlar K. A. ve E. A. adına Sağlık Bakanlığı vekili Av. F. E. U. tarafından sanık aleyhine, sanık müdafisi tarafından da sanık lehine süresinde istinaf yoluna başvurulması üzerine dosya İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gelerek 2017/2421 Esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Dosyada bulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde öncelikle sanığın katılan K. A.'a karşı işlediği sabit olan basit etkili eylem suçu ile yine K. A.'la eşi E. A.'a karşı işlediği tehdit suçu yönünden verilen kararın yasaya ve dosyadaki delillere uygun olduğu anlaşıldığından bu yönde yapılan istinaf talebinin CMK'nun 280/2 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi,
İlk derece mahkemesi kararında katılan polis memuru G. K. ile müştekiler T. T., S. K., A. D.'ya karşı sabit olan görevi yaptırmamak için direnme suçundan TCK'nun 265/1, 58. ve 53. maddeleri uyarınca hüküm kurulurken eylemin birden fazla polis memuruna karşı işlenmesi sebebiyle TCK'nun 43/2. maddesi yollamasıyla 43/1. maddesinin uygulanmaması yasaya aykırı olmakla birlikte bu konuda katılan G. K.'nun bir istinaf talebinin bulunmaması diğer katılanlar K. A. ve E. A.'ın ise bu suç yönünden verilen ceza hakkında istinaf haklarının bulunmaması nedeniyle sanık müdafisinin istinaf talebinin de aleyhe bozma nedeni olarak değerlendirilemeyeceği dikkate alınarak bu suç yönünden yapılan talebinde CMK'nun 280/2. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi,
Bu hususların dışında; Sanığın olay tarihinde katılan müştekilerden K. A.'ın doktor, eşi E. A.'ın da hemşire olarak görev yaptığı Karabağlar 1. nolu sağlık ocağına gelerek rapor almak istediği ancak kimliğinin olmaması sebebiyle bu talebinin kabul edilmediği bunun üzerine her iki katılana karşı ayrıntıları dosya içeriğinde yazdığı üzere sinkaflı sözcüklerle hakaret ettiği, bu hakaretin sağlık ocağında bulunan tüm görevliler ve muayene gelen insanlar tarafından işitildiği, dosyada ifadeleri bulanan tanıklar aynı işyerinde çalışan doktor İ. A., temizlik görevli M. Ç. tarafından da duyulduğu söz konusu sağlık ocağının kamuya açık bir yer olduğu ve her vatandaşın buraya rahatlıkla girme hakkına sahip olduğu dikkate alındığında hakaret suçu yönünden aleniyet unsurunun gerçekleştiği halde sanık hakkında ceza verilirken TCK'nun 125/1-3a ve 43/2 uygulanırken TCK'nun 125/4. maddesinin uygulanmaması yasaya aykırı olduğundan İlk Derece Mahkemesinin kararının CMK'nun 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak sanığın eylemine uyan K. A. ve E. A.'a karşı hakaret suçundan TCK'nun 125/1-3a, 4, 43/2. ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Sanıktan mütalaaya karşı diyeceği ve esas hakkındaki son savunması sorulması üzerine; "Bu konuda avukatım beyanda bulunacaktır, ben olayların bu aşamaya kadar gelmiş olmasından dolayı büyük üzüntü içerisindeyim, tüm savunmalarımda belirttiğim gibi üzerime atılı olan suçlamaları kabul etmiyorum ve tüm suçlardan beraatime dair karar verilmesini istiyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafiinden esas hakkındaki mütalaaya karşı diyecekleri ve esas hakkındaki son savunması sorulması üzerine; "Biz istinaf dilekçemizi öncelikle tekrar ederiz, söz konusu doktor ve hemşire ile gelişen olayların aynı Aile Hekiminin hastası olması ve kendisinin doktor tarafından tanınmış olmasına rağmen kimlik istenmesinin bir keyfilik olduğunu müvekkilimin düşünüp bunu doktora söylemesi ve kendisini Aile Hekimi olarak kabul etmediğini belirtmesi üzerine doktorun kendisi ile böyle konuşamayacağı hususundaki beyanı ile gelişen bir ağız münakaşası olup, bilahare doktorun durumu karakola bildirmesi ile birlikte, gelen polislerin önce müvekkilimi polis aracının arka koltuğuna koyup daha sonra doktor ile görüştükten sonra gelip kendisine haklarını hatırlatmak ve olayda kendisinin bir şüpheli olduğunu bu sebeple arka tarafa yani kafesli kısma geçmesi gerektiği yönünde açıklama yapmak yerine keyfi olarak kendisini orada darp ettikleri ve bu şekilde kafesli kısma oturtup karakola götürdükleri tanık anlatımı ile ve alınan raporu ile doğrulanmıştır. Buna göre müvekkilimizin gerek doktor ve hemşireye gerekse de polis memurlarına karşı üzerine atılı suçları işlememiştir. Buna ilişkin suçun unsurları oluşmamıştır, Aile Sağlığı merkezinde bulunup tanık olarak dinlenen kişilerin de mesleki dayanışma içerisinde ve o duygu ile müvekkilim aleyhine müştekilerin beyanını esas alarak ifade verdiklerini düşünüyoruz. Bu sebeple tüm suçlardan müvekkilimizin beraatine dair karar verilmesini, Mahkemenizce aksi kanaatte varılacak ise de, olayın başlangıç ve gelişim sürecinin nazara alınarak, tahrik ve lehine olan diğer hususların değerlendirilmesini talep ediyoruz." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanıktan son sözü sorulması üzerine; "Ben bu olayların bu şekilde gelişmesinden dolayı üzgünüm, takdiri mahkemenize bırakıyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın hazırlık, ilk derece mahkemesindeki savunmaları ve dairemizce yapılan duruşmadaki savunması ile müştekiler ve katılanların beyanları, tanık beyanları, tutanaklar ile dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelenmiş olup hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş deliller olmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Yapılan yargılamaya, ilk derece mahkemesi ve dairemiz tarafından toplanan delillere göre; Sağlık Bakanlığının katılanlar K. A. ve E. A.'a yönelik sanığın üzerine atılı suçlardan doğrudan zarar görmediğinden ve Sağlık Bakanlığı vekili ile katılanlar K. A. ve E. A. arasında da vekalet ilişkisi olmadığından verilen katılma kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, kaldı ki katılan K. A.'ın vekaletli avukatının da olduğu anlaşılmakla Sağlık Bakanlığı vekilinin katılmasına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilerek, sanığın üzerine atılı görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, tehdit, yaralama suçlarını işlediği dairemizce kabul edilmiş, ancak görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla polis memuruna karşı işlenmesi nedeniyle TCK'nın 43/2. maddesi yollamasıyla TCK'nın 43/1. maddesi ile hakaret suçu alenen işlendiği halde TCK'nın 125/4. maddesinin uygulanmaması hukuka aykırı olmakla birlikte, sanık aleyhine istinaf talebinde bulunulmadığından bu hususlara ilişkin yeniden hüküm kurulmasına gerek görülmeyip, bu eleştiri dışında ilk derece mahkemesinin verdiği kararın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle, sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Sanığa yükletilen Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Hakaret, Tehdit, Yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, ancak görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla polis memuruna karşı işlenmesi nedeniyle TCK'nın 43/2. maddesi yollamasıyla TCK'nın 43/1 maddesi ile hakaret suçunun alenen işlediği halde TCK'nın 125/4 maddesinin uygulanmaması hukuka aykırı olmakla birlikte, sanık aleyhine istinaf talebinde bulunulmadığından bu hususlara ilişkin yeniden hüküm kurulmasına gerek görülmeyip, bu eleştiri dışında cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık müdafiinin yargılama sırasında sanığın başka suçtan tutuklandığına, duruşmadan haberdar olmadığına, yokluğunda karar verildiğine, son savunmasını yapamadığına ilişkin yerinde görülmeyen ve duruşma sırasında ileri sürülen sair istinaf istemlerinin de reddiyle,
CMK’nın 280/1.a ve 286/2.a maddeleri gereğince iddia makamının huzurunda, sanık E. E. ve müdafii Av. A. A., katılanlar E. A. ve K. A. için Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen Av. Ş. E. U.'in yüzüne karşı katılanlar G. K., E. A. ve K. A. ile vekilinin yokluklarında mütalaaya kısmen aykırı, KESİN olarak İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 12.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)