(5237 S. K. m. 2, 43, 50, 51, 53, 62, 63, 103, 105, 109) (5271 S. K. m. 101, 147, 191, 223, 231, 280, 282, 286, 291) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)
Yukarıda açık kimlik bilgileri ve suçu yazılı sanık hakkında açılan kamu davasının TÜRK MİLLETİ ADINA hüküm vermeye yetkili ve görevli İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesi'nde yapılan açık yargılama sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA: Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 02/06/2016 tarih ve 2016/7031 Soruşturma, 2016/2636 Esas, 2016/230 İddianame sayılı iddianamesi ile; Şüpheli A. G.'in 28/09/2015 tarihinden itibaren Özel Ş. M. Ortaokulunda Görsel Sanatlar/Resim öğretmeni olarak göreve başladığı, düzenlenen ders programına göre 8. sınıfların 28/09/2015 ile 18/03/2016 tarihleri arasında görsel sanatlar dersine girdiği; mağdure B. Y.'lının 30/06/2002 doğumlu olup, Özel Ş. M. Ortaokulunda 8/A şubesinde öğrenci olduğu, resim merakı olup resimle ilgilenen olan mağdurenin yapmış olduğu resimlerini öğretmeni olan şüpheliye göstermeye başladığı ayrıca sosyal medyadan da takip etmeye başladığı, şüphelinin de 2015 yılı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatilinde mağdureye arkadaşlık isteği yolladığı, mağdurenin kabul ettiği, facebook ve messenger üzerinden mesajlaşmaya başladıkları, mağdurenin şüpheliye duygusal ilgi gösterdiği şüphelinin de yine aynı duygusallıkla karşılık vererek mesajlaşmalarında birbirlerine aşkım diyerek hitap edip, tespit edilen cep telefonu mesajlarında şüpheli tarafından "Tmaskım", "Askım az az yaparız", "Muah, En ck ne istyn", "Kulağından emcem", "omzlarına incem", "Gerdaninda asagya", "Meme uclarına" şeklinde cinsel ilişkiye davet ya da hazırlık içeren cinsel tacizlerde bulunduğu, zaman geçtikçe bu yönde mağdureyi zorladığı, mağdurenin karşılık vermemesi üzerine "Tamam bu şekilde olsun ama, sevginin ne olduğunu bilmiyorsun, sence o zaman bir arkadaştan ne farkımız kalacak" diyerek mağdureye yönlendirme ve sitemde bulunduğu, zaman içerisinde mağdure ile şüphelinin okulun resim/görsel sanatlar atölyesinde yalnız, başbaşa kalmaya başladıkları, mağdurenin beyanına göre 2015-2016 Eğitim ilk yarıyılının sonlarına doğru atölyede mağdurenin öğretmen masasındaki sandalyeye oturduğu, şüphelinin de bacağını mağdurenin bacağına sürtmeye başladığı, bu şekilde atölyede yalnız kaldıkları zamanlarda birden çok kez bacağına sürtme şeklinde temasta bulunduğu, yine aynı dönemlerde mağdurenin okulun şark odasında rahatsızlığı nedeniyle dinlendiği sırada şüphelinin mağdureyi dudağından öptüğü, yine okulun ikinci döneminde de mağdureyi öpmek istediği ancak mağdurenin kabul etmediği, mağdurenin sıkça resim öğretmeni A. G. ile birlikte ve yanında olması nedeniyle bu durumun diğer öğrenciler ve bazı öğretmenler nezdinde de konuşulur hale geldiği,
18/03/2016 günü mağdurenin kullandığı cep telefonunun okulda kaybolduğu, okul müdürü F. S.'nin 25/05/2016 tarihli beyanına göre, Görsel Sanatlar Öğretmeni A. G.'in 8. sınıf öğrencisi B. Y.lı ile mesajlaştığı bilgisinin kendisine geldiğini, okul yönetimi olarak meselenin hassasiyetine binaen öğretmen A. G.'i görevinden uzaklaştırarak, öğrenci velisine bilgi verdiklerini, mağdurenin 8. sınıf öğrencisi olması TEOG sınavına girecek olması, olumsuz etkilenmemesi amacıyla velisine bilgi verildiği ve öğretmen hakkındaki soruşturmayı sınav sonrası yapacaklarını bildirdikleri, müşteki Y. Y.'nın 09/05/2016 tarihli beyanında; Ş. M. Ortaokulu müdürü F. S.'nin 26/Nisan/2016 günü işyerine gelerek kızı B.'nin okulda görevli Resim öğretmeni A. ile mesajlaştığını, izin vermesi halinde soruşturmaya hemen başlayacaklarını söylediğini, ancak kızının TEOG sınavına girecek olması nedeniyle şu anda işlem yapmamalarını söylediğini, sonrasında cep telefonu kayıtlarını incelediğinde okulun kendilerine vermiş olduğu öğretmen listesindeki telefonlar ile karşılaştırdığında kızının A. G. isimli resim öğretmeni ile çok sayıda mesajlaştığını tespit ettiği,
03/05/2016 tarihinde Cumhurbaşkanlığı e-bildirim ile başvuru hattına gönderilen ihbar mektubu üzerine 09/05/2016 tarihinde mağdurenin Çocuk İzlem Merkezinde ifadesinin alınarak soruşturmaya başlandığı, ihbarcının dinlenilmesi için yapılan araştırma üzerine düzenlenen 25/05/2016 tarihli kolluk tutanağında, kendisinin Elazığ ilinde ikamet ettiğini, ihbarı gizli tutulması amacıyla Cumhurbaşkanlığına bildirdiğini konuyla ilgili hiç bir şekilde evraklarda adının geçmesini istemediğini beyan ettiğinin anlaşıldığı,
Şüphelinin savunmasında; 2015 yılının Eylül veya Ekim aylarında Manisa'da bulunan Ş. M. Kolejinde ortaokul görsel sanatlar öğretmeni olarak işe başladığını, mağdure B. Y.lı'nın aynı okulda 8. Sınıf öğrencisi olduğunu, Aralık ayının sonlarına doğru mağdure B.'nin kendisine karşı ilgi duyduğunu göstermeye başladığını, kendisini diğer kız öğrencilerden kıskandığını ima ettiğini, mağdure B.'nin cep telefonundan mesajlar göndermeye başladığını, kendisinin de bu mesajlara karşılık verdiğini. Önce mağdure B.'nin kendisine olan ilgisini engellemeye kendisinden uzak tutmaya çalıştığını, ancak başaramadığını, B.'nin ders esnasında kendisine yakın durmaya çalıştığını, bir defasında kendisi yalnız arkası dönük halde çalışırken gelerek yanağından öptüğünü, kendisinin iddia edildiği gibi mağdure B.'nin bacağına dokunmadığını, B.'yi dudaklarından öpmediğini ancak mağdure B.'nin mesajlarına karşılık verdiğini, kendisine cinsel içerikli mesajlar gönderdiğini, ancak kendisine ders çalışmasını söylediğini, bir çok mesajında bulunduğunu, kendisini bu olaylar nedeniyle cezalandırdığını, 18/03/2016 tarihinde okuldan ve öğretmenlikten istifa ettiğini, işten ayrıldığı gün mağdure B.'nin cep telefonunun kaybolduğunu duyduğunu ancak telefonu kesinlikle almadığını, suçlamaları kabul etmediğini savunduğu,
Yürütülen soruşturma sonucunda; şüphelinin öğretmen olarak görev yaptığı okulda öğrencisi mağdureye duygusal yakınlık gösterip 2015 yılı Aralık ayında mesajlaşmaya başladığı, bu mesajlarda "Tmaskım", "Askım az az yaparız", "Muah, En ck ne istyn", "Kulağından emcem", "omzlarına incem", Gerdaninda asagya", "Meme uclarına" şeklinde cinsel ilişkiye davet ya da hazırlık içeren cinsel tacizlerde bulunduğu, 2016 yılı Ocak ayında resim atölyesinde başbaşa yalnız kaldıklarında bir çok kez "bacaklarını mağdurenin bacağına sürtmek" şeklinde, yine şark odasında dinlenen mağdureyi "dudaklarından öpmek" şeklinde birden çok kez cinsel istismarda bulunup, alıkoyma suçunu işlediği, iddia, mağdure, müşteki, tanık beyanları, ihbar mektubu, şüphelinin tevil yollu savunması, öğrenci kayıt bilgisi, öğretmen görev ve ders program bilgileri ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla;
Şüphelinin üzerine atılı suçları işlediğinden bahisle TCK'nın 105/1-2.cümle, 2/b-d, 53, 63, TCK'nın 103/1-a, 2-d, 43/1, 53, 63 ve TCK'nın 109/1, 3-f, 5, 43/1, 53, 63 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
Sanık A. G. Savunmasında:"2015 yılının Eylül veya Ekim aylarında Manisa 'da bulunan Ş. M. Kolejinde ortaokul görsel sanatlar öğretmeni olarak işe başladığını, mağdure B. Y.lı'nın aynı okulda 8. Sınıf öğrencisi olduğunu, Aralık ayının sonlarına doğru mağdure B.'nin kendisine karşı ilgi duyduğunu göstermeye başladığını, kendisini diğer kız öğrencilerden kıskandığını ima ettiğini, mağdure B.'nin cep telefonundan mesajlar göndermeye başladığını, kendisinin de bu mesajlara karşılık verdiğini. Önce mağdure B.'nin kendisine olan ilgisini engellemeye kendisinden uzak tutmaya çalıştığını, ancak başaramadığını, B.'nin ders esnasında kendisine yakın durmaya çalıştığını, bir defasında kendisi yalnız arkası dönük halde çalışırken gelerek yanağından öptüğünü, kendisinin iddia edildiği gibi mağdure B.'nin bacağına dokunmadığını, B.'yi dudaklarından öpmediğini ancak mağdure B.'nin mesajlarına karşılık verdiğini, kendisine cinsel içerikli mesajlar gönderdiğini, ancak kendisine ders çalışmasını söylediğini, bir çok mesajında bulunduğunu, kendisini bu olaylar nedeniyle cezalandırdığını, 18/03/2016 tarihinde okuldan ve öğretmenlikten istifa ettiğini, işten ayrıldığı gün mağdure B.'nin cep telefonunun kaybolduğunu duyduğunu ancak telefonu kesinlikle almadığını, suçlamaları kabul etmediğini, üzerine atılı cinsel taciz, cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlamalarının hiçbirini kabul etmediğini, mağduru öğrencisi olması nedeniyle tanıdığını ve beraatine karar verilmesini talep etmiştir " şeklinde savunmada bulunmuştur.
Katılan Mağdur B. Y.lı Beyanında: "Şu anda ortaokulu bitirdiğini, lise için tercih beklediğini, olay tarihinde Ş. M. İlk öğretim okulunda son sınıf öğrencisi olduğunu, sanıkta kendisinin güzel sanatlar dersi öğretmeni olduğunu, sanığın atölyede bulundukları zamanlar bacağı ile kendisinin bacağına dokunduğunu, ayrıca bir defa eli ile bacağına dokunduğu doğru olduğunu, bu dokunma uzun temas şeklinde olduğunu ayrıca kendisini yine dudağından öptüğü doğru olduğunu, kendisinin de ona duygusal yakınlık duyduğunun da doğru olduğunu, bunun dışında kendisine daha ileri aşamalara varan cinsel bir teması olmadığını, sanıkla kendisinin sanığın mesaj içeriklerinde belirttiği şekilde bir cinsellik yaşamadıklarını, hatta sanık kendisine böyle bir cinsellik yaşayamadığımızı, hiç olmasa bunları mesajlarda kendisine gönderdiğini söylediğini, bu cinsel içerikli mesajlar whatsapp'tan geldiğini, facebook üzerinden bu şekilde cinsel içerikli bir mesajlaşma aralarında olmadığını, şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediği " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan Y. Y. Beyanında: "B.'nin öz kızı olduğunu, B.'den başka bir de 6 yaşında oğlu olduğunu, B. olay tarihinde Ş. M. Ortaokulunda 8. Sınıf öğrencisi olduğunu Ben olayları Teog sınavından bir gün önce okul müdüründen öğrendiğini, okul müdür kendisine B.'nin bir öğretmeni ile mesajlaşmaları olduğunu söylediğini, olayı duyunca şok olduğunu, Teog sınavına bir gün olduğu için kızının istikbali için şuanda herhangi bir şey yapılmamasını, sınavdan sonra ne gerekiyorsa yapılabileceğini söylediğini, o anda duyduklarına kendisinin de inanamadığını, Teog sınavından sonra kızıyla olayı konuştuklarında öğretmeninin bütün öğrencileri ile yakın olduğunu, bazı öğrencileri ile de aynı şekilde mesajlaştığını söylediğini, kızının kendisine yönelik cinsel eylemlerden bahsetmediğini, sadece mesajlaşma kısmını anlattığını, bu mesajlaşmalar da cinsel içerikli şeyler olduğundan bahsetmediğini olay nedeniyle sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediği" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan A. Y. Beyanında: "Olaylara ilişkin direk görgüsü ve bilgisinin olmadığını, mağdur B.'nin öz annesi olduğunu, B., Ş. M. Kolejinde okuduğu sırada iddianamede anlatılan şekilde eyleme maruz kaldığını, kızı Manisa Doğum Hastanesinde doğduğunu, nüfustaki doğum tarihi gerçek doğum tarihi olduğunu buna ilişkin Manisa Doğum ve Çocuk hastanesince düzenlenen doğum raporunu eşi olan ve halen Nurlupınar Mahallesinde Aile Hekimi olarak görev yapan müşteki Y. kendisine getirip verdiğini, kendisinin de mahkemeye sunduğunu, sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediği" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm dosya kapsamı, sanık savunması, katılan beyanı, Mağdurun Çocuk İzlem Merkezinde bilirkişiler huzurunda alınan beyanları, mağdurla yapılan görüşme sonucu sosyal hizmet uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen aile görüşme raporu, adli görüşmeci tarafından düzenlenen adli görüşme değerlendirme raporu ile CD çözümleme raporu, sanığın mağdura yönelik cinsel istismar eylemi nedeniyle BİMER e gönderilen şikayet dilekçesi ve ekindeki watsapp mesajlarına ilişkin ekran fotoğrafları, sanığın Özel Ş. M. Ortaokulunda öğretmen olduğu derslere ilişkin dosyaya ibraz edilen görev çizelgesi, sanığın evinde yapılan arama sonucu düzenlenen 09/05/2016 tarihli arama tutanağı, müştekiler A. Y. ve Y. Y.'nın yargılama aşamasında beyanları, mağdurun dosyaya celp olunan ifade CD leri, tanık M. A.'ın yargılama aşamasındaki beyanları, TİB den celp olunan iletişim tespit tutanakları, mağdurun dosyaya celp olunan doğum mernis tutanağı, sanıktan elde edilen bilgisayar, cep telefonu ve hafıza kartları üzerinde yapılan incelemeler sonucu düzenlenen bilirkişi raporları içeriği, tanıklar F. S., B. D., M. A. ve H. K.'ın yargılama aşamasındaki anlatımları ve dosya içerisinde yer alan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde,
Sanık A. G.'in 28/09/2015 tarihinden itibaren Özel Ş. M. Ortaokulunda Görsel Sanatlar öğretmeni olarak göreve başladığı, düzenlenen ders programına göre 8. sınıfların 28/09/2015 ile 18/03/2016 tarihleri arasında görsel sanatlar dersine girdiği; mağdure B. Y.'lının ise 30/06/2002 doğumlu olup, suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğu ve Özel Ş. M. Ortaokulunda 8/A şubesinde öğrenci olduğu, resim merakı olup resimle ilgili olan mağdurenin yapmış olduğu resimlerini öğretmeni olan sanığa göstermeye başladığı ayrıca sosyal medyadan da sanığı takip etmeye başladığı, sanığın da 2015 yılı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatilinde mağdureye arkadaşlık isteği yolladığı, mağdurenin kabul ettiği, facebook ve messenger üzerinden mesajlaşmaya başladıkları, mağdurenin sanığa duygusal ilgi gösterdiği sanığın da yine aynı duygusallıkla karşılık vererek mesajlaştıkları, 2015-2016 Eğitim ilk yarıyılının sonlarına doğru atölyede mağdurenin öğretmen masasındaki sandalyeye oturduğu, sanığın da bacağını mağdurenin bacağına sürtmeye başladığı, bu şekilde atölyede yalnız kaldıkları zamanlarda birden çok kez bacağına sürtme şeklinde temasta bulunduğu, yine aynı dönemlerde mağdurenin okulun şark odasında rahatsızlığı nedeniyle dinlendiği sırada sanığın mağdureyi dudağından öptüğü, yine okulun ikinci döneminde de mağdureyi öpmek istediği ancak mağdurenin kabul etmediği, mağdurenin sıkça resim öğretmeni A. G. ile birlikte ve yanında olması nedeniyle bu durumun diğer öğrenciler ve bazı öğretmenler nezdinde de konuşulur hale geldiği, mağdur ile sanığın sosyal medya üzerinden yazışmaya başladıkları, yazışmalarda birbirlerine aşkım diyerek hitap edip, aralarında karşılıklı bir ilişkinin olduğu tespit edildiği mağdurun sanık öğretmeni ile olan ilişkisini bilen ve kimliği tespit edilemeyen öğrencilerin mağdurun cep telefonundaki mesajların fotoğrafını çekip bu fotoğrafları aynı okulda öğretmen olan B. A.'a ilettikleri, bu şekilde olaydan haberdar olan Burcu Altıntaş'ın eşi tanık M. A.'ın sanığın 8.sınıf öğrencisi olan mağdur ile olan ilişkisini BİMER e bildirdiği ayrıca okul idaresi tarafından okulun isminin kötüye çıkacağından bahisle olayın okul görevlileri tarafından da örtbas edilmeye çalışıldığını bildirdiği ayrıca şikayet dilekçesi ekine telefon mesaj çıktılarını da eklediği, mesajların incelemesinde; sanık tarafından mağdura yollan mesaj içeriğinde "Tmaskım", "Askım az az yaparız", "Muah, En ck ne istyn", "Kulağından emcem", "omzlarına incem", "Gerdaninda asagya", "Meme uclarına" şeklinde cinsel ilişkiye davet ya da hazırlık içeren müstehcen içerikli yazışmaların olduğu, sanık ile mağdur arasındaki ilişkide zaman geçtikçe sanığın mağdureyi bu yöndeki cinsel birlikteliğe zorladığı, mağdurenin karşılık vermemesi üzerine "Tamam bu şekilde olsun ama, sevginin ne olduğunu bilmiyorsun, sence o zaman bir arkadaştan ne farkımız kalacak" diyerek mağdureye yönlendirme ve sitemde bulunduğu, zaman içerisinde mağdure ile sanığın okulun resim/görsel sanatlar atölyesinde yalnız, başbaşa kalmaya başladıkları, mağdurun velisinin okul idaresi tarafından bilgilendirildiği ve sanık öğretmenin görevine son verildiği, mağdurun anne ve babasının mağdurun telefon kayıtlarını incelediklerinde sanıkla birçok kez mesajlaştıklarını tespit ettikleri, sanık hakkında Manisa C. Başsavcılığına şikayette bulundukları, bu şekilde sanığın mağdura yönelik zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı ve cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği,
İddianamede sanığın mağdura cinsel nitelikteki eylemleri çocuğun cinsel istismarı ve cinsel taciz suçu kapsamında değerlendirilerek TCK 105/1-2.cümle ve 103/1-a maddeleri ile mahkememize ayrı ayrı kamu davası açılmışsa da, Yargıtayın yerleşik içtihatları da göz önüne alınarak sanığın mağdura yönelik eyleminin kül halinde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu,
Sanık savunmasında; suçlamayı kabul etmediğini, mağdura yönelik cinsel istismarda bulunmadığını, suça konu mesajları mağdura kendisinin yazdığını zira mağdurun kendisine ilgi duyduğunu, bu mesajları yazarak mağdurun kendisinden nefret etmesini istediğini savunmuşsa da, mağdurun yargılamanın tüm aşamasındaki anlatımları, müşteki ve tanık beyanları, mağdur hakkında düzenlenen adli görüşmeci, CD çözümleme raporu içerikleri, cep telefonu mesaj içerikleri, göz önüne alındığında sanığın bu yöndeki savunmalarının inandırıcı olmadığı, kendisini atılı suçtan kurtarmaya yönelik olduğu, hakkında suç duyurusunda bulunulan okul idaresinin ise okulun isminin çıkacağı kaygısı ile bu olayı C. Savcılığına bildirmediği gibi bir şekilde mağdura ait cep telefonunun da suç delillerinin elde edilmesini engellemek maksadıyla kimliği tespit edilemeyen şahıslarca ortadan kaldırıldığı, sanığın aksi yöndeki savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalar olduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçelere istinaden sanığın mağdura yönelik;
Zincirleme şekilde cinsel istismar ve zincirleme şekilde cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dolayı TCK 103/1-a maddesi delaletiyle TCK.nun 103/1-1. Cümlesi, 109/1, 3-f, 5 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanığın hapis cezalarına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak TCK 53 maddede sayılan haklardan mahrum bırakılmasına, TCK 63 maddesi gereğince tutukluluk ve gözaltında geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna, katılanın hukuki haklarının saklı tutulmasına hukuk mahkemesinde dava açma hususunda muhtariyetlerine dair sonuç ve kanaate varılmış olup, TCK'nın 103/1-a maddesi delaletiyle 103/1-1, 103/3-d,, 43/1, 62 ve 53 maddeleri gereğince 12 Yıl 6 Ay Hapis cezası, TCK'nın 109/1, 109/3-f, 109/5, 43/1, 62 ve 53 maddeleri gereğince 3 Yıl 1 Ay 15 Gün Hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında verilen bu hükme yönelik olarak süresi içerisinde sanık, sanık müdafii ve katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Sanık özü itibariyle istinaf dilekçesinde: Üzerine atılı suçu kabul etmediğini, şüpheden uzak kesin somut ve inandırıcı bir delil bulunmadığı, yeniden yargılama yapılması yada kararın bozulmasını talep etmiştir.
Sanık müdafii özü itibariyle istinaf dilekçesinde: Sanık hakkında üzerine atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir. Söz konusu mahkumiyetin eksik inceleme sonucu verildiği, kararın bozulması veya yeniden görülmesini talep etmiştir.
Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili istinaf dilekçesinde: Sanığın üzerine atılı suçlardan alt sınırdan ceza tayin edildiği, sanığın kastının, kusurunun ağırlığı ve suç işleme hakkındaki iradesinin devamlılığı, şehevi istek ve arzular ile mağdura yönelik ısrarı, sanığın okuldaki görevine başlar başlamaz mağdura cinsel amaçlar ile yaklaşması, suç mağdurunun yaşı, psikolojisi ve ruh sağlığı üzerinde doğan zararın büyüklüğü ve geleceği üzerindeki etkileri düşünüldüğünde alt sınırdan epeyce uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerekirken eksik ceza tayin edildiği, sanığın suçunu zincirleme şekilde işlemesi sebebiyle alt sınırdan artırıma gidilmesi somut olay adaletine aykırıdır. Sanığa verilen cezada TCK'nın 62. Maddesi gereğince indirime gidilmesi ve katılan olarak davaya kabul edilmelerine rağmen vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırıdır. Kararın kaldırılmasını arz ve istirham etmiştir.
Sanık, sanık müdafiisi ve katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin istinaf talebi üzerine dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmakla, dairemizin 2017/1306 esas numarasına kaydı ile yapılan duruşmalı incelemede;
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
İlk derece mahkemesinin kararının niteliği, başvurunun süresinde yapılmış olması ve başvuranların sıfatı birlikte değerlendirilerek istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiş;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre sanık, sanık müdafiisi ve katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği hususlara, sanığın işlediği iddia edilen suçların sübutu ve delillerin değerlendirilmesi ile suç vasfının tayinine yönelik itirazlarının, takdir ve tayini gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi açısından CMK'nın 280/1-c, 281/1. maddeleri gereğince duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Sanığa CMK'nın 147/1-b ve 191/3-b maddesi gereğince iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirilmesi anlatılmış, CMK 282/1-a maddesi gereğince üye inceleme raporu, CMK 282/1-b-c maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı ile dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler ile istinaf dilekçeleri içeriği okunmuştur.
SANIK A. G. SAVUNMASINDA: "Ben eski savunmalarımı aynen tekrar ederim. Ben kendimin göndermiş olduğu mesajları aynen kabul ediyorum ama mahkeme B.'nin bana yazmış olduğu mesajları hiç dikkate almamıştır. Mahkemede sadece mağdurenin ifadesine dayanılarak karar verilmiştir. Ben ona karşı mesaj yazmış olmamdan dolayı hatalı olduğumu kabul ediyorum. İlk mesajı yazanda kendisidir. Bu mesajlaşma olayının dışında mağdureye bir kötülük yapmadım herhangi bir cinsel istismarda bulunmadım. Mağdurenin kendi ifadelerinde de bu durum açıkça bellidir" şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK MÜDAFİİSİ SAVUNMASINDA: "Müvekkilimin savunmalarına aynen katılıyorum. Eski savunmalarımızı ve istinaf dilekçelerimizi aynen tekrar ederiz, müvekkilimin kendi savunmasında da belirttiği gibi öncelikle mağdurenin kendisinden kaynaklı olarak mesajlar telefonuna gelmeye başlamış olup bilahare yine kendi savunmasında da belirttiği gibi karşılık vermiştir. Bunu da samimiyetle yanlış yaptığını kabul etmektedir. Bunun dışında ilk derece mahkemesinde de ifade ettiğimiz gibi mağdureye yönelik olarak basit cinsel istismar boyutunda herhangi bir davranışı söz konusu olmamıştır. Zaten bulundukları ortam itibariyle yani söz konusu fiillerin işlendiği iddia edilen atölyede masanın üzerinde herhangi bir örtüde olmaması sebebiyle söz konusu fiillerin işlenmesi kanaatimizce mümkün değildir. Ayrıca mağdurenin ifadeleri dışında beyanları alının tanık olarak dinlenen kişilerin sadece sanık ile mağdure arasındaki telefon mesajlarının bir başka telefonla görüntüsünün alınıp bunları gördüklerine ilişkin beyanları vardır bunun dışında ise herhangi bir olaya şahitlikleri yoktur. Biz öncelikle müvekkilimizin bütün suçlardan dolayı beraatine dair karar verilmesini, şayet aksi bir kanaat olacaksa da Anayasa Mahkemesinin iptal kararında belirttiği şekilde mağdurenin yaşı nazara alınarak orantılı bir ceza takdirinin yapılması gerektiğini düşünüyoruz, Ayrıca mahkemenizce delil değerlendirilmesinde sadece müvekkilimde ele geçen telefondaki mesaj kayıtlarının değil mağdurenin de mesajlarının dikkate alınmasını istiyoruz, ayrıca ilk derece mahkemesinde savunma olarak söylediğimiz dosya içeresindeki müvekkilime ait telefon alınan ve dava konusuyla alakası olmayan mesajlar ve bir kısım fotoğraflarında buraya girmemesi gerekirdi malesef bunlar girmiştir, bunlarında mahkemenizce dikkate alınmamasını talep ediyoruz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
PSİKOLOG A. K. BEYANINDA; "Mağdure ile duruşma öncesi başbaşa görüşme imkanım oldu, yaşı, fiziksel ve psikolojik gelişimi açısından şuanda mahkemenizde anne ve babasının da olduğu ve sanığın da dinlediği bir ortamda ifade vermesinde bir sakınca olmadığını bana ifade etti bende aynı kanaatteyim kendisini ifade edebilecek ve vermiş olduğu ifadelere de yaşı ve zeka seviyesi itibariyle itibar edilebileceği kanaatindeyim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
KATILAN B. Y.’LI BEYANLARINDA: "Ben ilk derece mahkemesinde daha önceden olan ifadelerimi aynen tekrar ederim. Sanık benim öğretmenimdi resim derslerimize giriyordu bulunduğum yaş ve ergenliğin verdiği hislerle öğretmenime karşı bir duygusal yakınlığım oldu ancak benim bu yakınlığımın sonraki süreci cinsel yönden bir beklenti değildi. Bana facebooktan ilk arkadaşlık teklifini gönderen ve messengerdan da ilk mesajı gönderen de kendisidir whatsuptan ilk görüşmeyi ne şekilde yaptığımız ise hatırlamıyorum. Kendisinin isteği üzerine bu mesajlarda aşkım ve buna benzer cümleler kullandığım doğrudur, çünkü kendisi bana resmi yazma daha yakın hitap et diyordu, ben de istemesem de bu şekilde yazıyordum. Söz konusu cinsel içerikli mesajları kendisi yazmıştır. Ayrıca atölyede ve bende taşıkardi olduğu için bazen rahatsızlandığımda dinlenmek amacıyla gittiğim okulun şark odasında baş başa kaldığımız zamanlarda beni dudağımdan öpmek, öpmeye çalışmak suretiyle ve ayrıca çoğu zaman resim atölyesinde derste kendi masasının yanına çağırıp bazen yanına sandalye koymak suretiyle oturtup bazen de ayakta iken benim bacaklarıma bacağı ile sürtünmek ve eliyle de bacaklarımı okşamak suretiyle harekette bulunuyordu bu hareketleri genelde kaldığım süre boyunca devam ediyordu, ben rahatsız oluyordum ama ses çıkaramıyordum. Biraz çekiniyordum, çünkü diğer öğrencilerde vardı, ben sanıktan şikayetçiyim ayrıca savunmasında belirttiği gibi benim mağdureye bir zararım dokunmamıştır sözünü de kabul etmiyorum ben söz konusu sanığın cinsel istismar eylemlerinden dolayı psikolojik olarak sürekli zarar gördüm bu olayları hep yeniden yaşamak durumunda kaldım benim için en büyük zarar bu zarardır, devamla ayrıca savunmasında benim iddialarımın kabul edilip kendi savunmalarının kabul edilmemesini doğru bulmuyorum, benim bu olaydan dolayı kendisi ile ilgili doğruları söylemememi gerektirecek bir durum söz konusu değildir, ama onun daha az ceza alma adına farklı şeyleri söylemesi mümkündür. Ayrıca savunmasında söz konusu iddia edilen olayların atölyede gerçekleşmesinin mümkün olmadığı yönündeki savunmasını da kabul etmiyorum. Çünkü bu olayların çoğunluğu kendi savunmalarında söylediği gibi etrafı açık olan resim atölye masalarının orada değil kendi öğretmen masasının yanında gerçekleşmiştir. Öğretmen masaları da üç tarafı kapalı masalar şeklindedir. Ayrıca ben sanığın savunmasında geçen sadece benim telefonumda ele geçen mesajlarda dikkate alınmıştır, sözünü de kabul etmiyorum. Eğer daha önceki mesajlar olmuş olsa benim sürekli şekilde ona karşılık vermek istemediğime dair mesajlarda görülecekti, zaten mevcut mesajlarda da benim cevaplarım gözüküyor. Ayrıca söz alıp ben ilk ifadelerimde bu olayların devamına sebebiyet vermiş olmamdan bu olayları aileme söylemememden dolayı duyduğum pişmanlık nedeniyle ve içinde olduğum psikoloji nedeniyle birazda onu korumak amaçlı ifade verdim ve o ifademde pişman olduğumu söyledim ama o zaman içeresinde bunlardan dolayı kendim de hissettiğim suçluluk psikolojisi ile böyle bir ifade verdim aradan geçen zaman içerisinde düşündüğümde benim bunlardan dolayı kendimi suçlu hissetmemem gerektiğine kanaat getirdim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
KATILAN MAĞDUR B. Y.LI VEKİLİ BEYANINDA: "Müvekkilimin iddialarına aynen katılıyorum, ilk derece mahkemesinde de vermiş olduğumuz beyanları aynen tekrar ederiz, sanık müdafiisinin dosya içerisindeki olayla ilgili olmayan bir kısım fotoğrafların dosyada kalmış olmasına yönelik itirazını da açıkçası kabul etmiyoruz. Çünkü bu durum sanığın karakterini ve davranışlarını ortaya koyan delil niteliğindedir. Müvekkilim olay tarihinde 13 yaşında yeni ergenlik dönemini yaşayan ve bazı duyguları yeni gelişen bir kız çocuğudur bu yaşta öğretmenine karşı duygusal anlamda bir şeyler hissetmesi doğaldır ancak sanığın mağdurenin öğretmeni olup 30 yaşında olması evli ve bir çocuk sahibi kişi olması nazara alındığında kabul etmemekle birlikte mağdureden bile kaynaklı bu tür bir yaklaşım olduğunda kendisinin ona yönelik farklı yöne gidecek söz ve davranışlarda bulunmaması gerekirdi. Ancak o bunun tam tersi davranışlarda bulunmuştur. Bundan dolayı sanık hakkında şikayetçiyiz cezalandırılmasını istiyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
KATILAN Y. Y. BEYANINDA: "Eski beyanlarımızı tekrar ediyoruz şikayetçiyiz sanığın cezalandırılmasını istiyoruz " şeklinde beyanda bulunmuştur.
KATILAN A. Y. BEYANINDA: “Eski beyanlarımızı tekrar ediyoruz şikayetçiyiz sanığın cezalandırılmasını istiyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mağdurenin beyanına karşı sanıktan bir diyeceği olup olmadığı sorulduğunda: Ben mağdurenin ifadelerini kabul etmiyorum. Şöyleki ilk kendisi benim telefonuma ulaşmaya çalışmıştır, ayrıca resime olan ilgisinden dolayı benim facebook sayfamı ziyaret etmek istemiştir. Bende bunu temin için kendisini eklemişimdir. Sürekli kendisi tarafından sabahları ilk saatlerde gelip masama notlar bıraktı, benim kendisini zorla bana aşkım veya buna benzer sözler söylettirmemde mümkün değildir ayrıca benim öğretmen masasının yanında bulunduğum konum itibariyle bacaklarına sürtünmem veya bacaklarını okşamamda mümkün değildir çünkü her tarafta cam vardır, kapı kapalı olmakla birlikte her zaman açılabilir birisi girebilir böyle bir ortam içerisinde bahsedilen ve iddia edilen eylemlerin işlenmesi söz konusu değildir dedi. Devamla ben B.'nin bana video gönderip göndermediğini ayrıca beni öpüp öpmediği hususunun da sorulmasını istiyorum dediği,
Lüzumuna binaen mağdureden sorulduğunda, kendi isteği doğrultusunda ona sorulmama söz konusudur. Ancak onu öpmedim kendi konuşmalarımı içerir video gönderdiğim gibi oda bana kendi konuşmalarını içerir video gönderdiği şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık hakkında TCK'nın 105/1-2. Cümle, 105/2-b-d ve 43. Maddeler ile 43/1, 103/1-2. cümlesinin uygulanması ihtimaline binaen CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verildi.
Sanıktan sorulduğunda, ek savunma için süre istemiyorum eski savunmalarımı tekrar ediyorum dediği,
Sanık müdafiinden sorulduğunda, sanığın savunmalarına katılıyoruz eski savunmalarımızı tekrar ederiz dediği,
İddia makamından sanık ve müdafiisinin savunmalarına ve ek savunmalarına karşı bir diyeceği olup olmadığı sorulduğunda: Bir diyeceğimiz yoktur, sorulmasını istediğimiz bir husus da yoktur şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Sanık A. G.'in 28/09/2015 tarihinden itibaren mağdurun da öğrencisi olduğu Manisa ilinde faaliyet gösteren Özel Ş. M. Ortaokulunda Görsel Sanatlar/Resim öğretmeni olarak göreve başladığı, düzenlenen ders programına göre 8. sınıfların 28/09/2015 ile 18/03/2016 tarihleri arasında görsel sanatlar dersine girdiği; mağdure B. Y.'lının 30/06/2002 doğumlu olup, suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğu ve Özel Ş. M. Ortaokulunda 8/A şubesinde öğrenci olduğu, resim merakı olup resimle ilgilenen olan mağdurenin yapmış olduğu resimlerini öğretmeni olan sanığa göstermeye başladığı ayrıca sosyal medyadan da takip etmeye başladığı, sanığın da 2015 yılı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatilinde mağdureye arkadaşlık isteği yolladığı ve mağdurenin kabul ettiği, facebook ve messenger üzerinden mesajlaşmaya başladıkları, mağdurenin sanığa duygusal ilgi gösterdiği sanığın da yine aynı duygusallıkla karşılık vererek mesajlaşmalarında birbirlerine aşkım diyerek hitap edip, tespit edilen cep telefonu mesajlarında sanık tarafından "Tmaskım", "Askım az az yaparız", "Muah, En ck ne istyn", "Kulağından emcem", "omzlarına incem", "Gerdaninda asagya", "Meme uclarına" şeklinde cinsel ilişkiye davet yada hazırlık içeren cinsel tacizlerde bulunduğu, zaman geçtikçe bu yönde mağdureyi zorladığı, mağdurenin karşılık vermemesi üzerine "Tamam bu şekilde olsun ama, sevginin ne olduğunu bilmiyorsun, sence o zaman bir arkadaştan ne farkımız kalacak" diyerek mağdureye yönlendirme ve sitemde bulunduğu, zaman içerisinde mağdure ile sanığın okulun resim/görsel sanatlar atolyesinde yalnız, başbaşa kalmaya başladıkları, mağdurenin beyanına göre 2015-2016 Eğitim ilk yarıyılının sonlarına doğru atölyede mağdurenin öğretmen masasındaki sandalyeye oturduğu, sanığın da bacağını mağdurenin bacağına sürtmeye başladığı, bu şekilde atölyede yalnız kaldıkları zamanlarda birden çok kez uzun süreli bacağına sürtme ve bacağını aynı şekilde uzun süreli ve devamlılık arz edecek şekilde okşama şeklinde temasta bulunduğu, yine aynı dönemlerde mağdurenin okulun şark odasında rahatsızlığı nedeniyle dinlendiği sırada sanığın mağdureyi dudağından öptüğü, yine okulun ikinci döneminde de mağdureyi öpmek istediği ancak mağdurenin kabul etmediği, mağdurenin sıkça resim öğretmeni A. G. ile birlikte ve yanında olması nedeniyle bu durumun diğer öğrenciler ve bazı öğretmenler nezdinde de konuşulur hale geldiği,olay hakkında yürütülen soruşturma sonucunda Çocuğun Cinsel istismarı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun kılma suçlarından Manisa 1.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve anılan mahkemece yapılan yargılama sonucunda 2016/188 Esas ve 2017/65 Karar sayılı ilamı ile sanığın TCK'nın 103/1.1. Cümle, 103/3.d ve 109/1-5. maddeleri gereğince mahkumiyet kararı verildiği ve kararın sanık tarafından istinaf edildiği,
Sanığın yukarıda izah edilen mağduru uzun süreli öpme ve bacaklarını okşama şeklindeki davranışlarının uzun süreli ve devamlılık arz ettiğinin dosya kapsamı delillerden anlaşıldığı, sanığın bu şekildeki cinsel davranışlarının TCK'nın 103/1.1. cümlede tanımlanan Cinsel istismar suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, istinafa konu ilk derece mahkeme ilamının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından bu suç bakımından sanık vekilince yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine; soruşturma konusu olayların mağdur ve sanığın bulunduğu okulda gerçekleştiği ve eylemlerin gerçekleşme şekline göre Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçunun yasal unsurları itibari ile oluşmadığı sonucuna varıldığından bu suç bakımından istinaf başvurusunun kabulü ve ilk derece mahkemesince verilen kararın CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak CMK'nın 223/2.a. maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütalaa'da bulunmuştur.
Katılan mağdur B. Y.lı ve vekili esas hakkındaki beyanlarında; "Mütalaadaki aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz biz tüm suçlardan sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan A. Y. ve Y. Y.esas hakkındaki beyanlarında; "Biz eski iddialarımızı aynen tekrar ediyoruz, sanığın cezalandırılmasını istiyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık A. G. esas hakkındaki mütalaaya karşı diyeceği ile esas hakkındaki son savunmalarında; "Ben eski savunmalarımı ve avukatımın yapmış olduğu savunmalarını aynen tekrar ederim benim mağdureye yönelik olarak herhangi bir cinsel istismar eylemi olmamıştır. Ben mesajlaşma olayını kabul ediyorum ondan dolayıda çok pişmanım benim küçük bir çocuğum var yaklaşık bir yılı aşkın bir zamandır tutukluyum mağdur durumdayım bu sebeple beraatime ve tahliyeme dair karar verilmesini talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık A. G. müdafiisi esas hakkındaki mütalaaya karşı diyeceği ile esas hakkındaki son savunmalarında; "Mütalaanın lehimize olan kısımlarını kabul ediyoruz aleyhimize olan hususlarını ise kabul etmiyoruz daha önce tüm savunmalarımızda belirttiğimiz gibi söz konusu cinsel istismara yönelik hiçbir delil yoktur. Bu sebeple müsnet suçtan da beraatine karar verilmesini istiyoruz, söz konusu fiilerin bulunan ortam ve şartlar içerisinde gerçekleşmesinin mümkün olmadığı kanaatindeyiz mağdurun ifadeleri dışında da hiç kimse tarafından belirtilen olaylar görülmemiştir. Sonuç itibariyle hiçbir delil yoktur beraatine karar verilsin mahkemece aksi kanaate varılırsa lehine olan hükümlerin uygulanmasını ve tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık son sözünde: "Ben pişmanım tüm hayatım alt üst oldu, ailem için tahliyeme dair karar verilmesini istiyorum" dediği görülmüştür.
Katılanların hazırlık ve mahkeme iddiaları, sanığın hazırlık, ilk derece mahkemesindeki ve dairemizce açılan duruşmadaki savunmaları ile tüm dosyadaki bilgi ve belgeler incelenmiş olup, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş deliller olmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Sanık savunmasında Aralık ayının sonlarına doğru mağdure B.'nin kendisine karşı ilgi duyduğunu göstermeye başladığını, kendisini diğer kız öğrencilerden kıskandığını ima ettiğini, mağdure B.'nin cep telefonundan mesajlar göndermeye başladığını, kendisinin de bu mesajlara karşılık verdiğini. Önce mağdure B.'nin kendisine olan ilgisini engellemeye kendisinden uzak tutmaya çalıştığını, ancak başaramadığını, B.'nin ders esnasında kendisine yakın durmaya çalıştığını, bir defasında kendisi yalnız arkası dönük halde çalışırken gelerek yanağından öptüğünü, kendisinin iddia edildiği gibi mağdure B.'nin bacağına dokunmadığını, B.'yi dudaklarından öpmediğini ancak mağdure B.'nin mesajlarına karşılık verdiğini, kendisine cinsel içerikli mesajlar gönderdiğini belirterek iddianamede belirtilen cinsel içerikli mesajları gönderdiğini kabul etmekle birlikte mağdureye karşı fiziki temas içeren cinsel istismar eylemlerini kabul etmemiş ise de, mağdurenin aşamalarda alınan tutarlı ifadelerinde; Sanığın kendisinin güzel sanatlar dersi öğretmeni olduğunu, sanığın atölyede bulundukları zamanlar bacağı ile kendisinin bacağına dokunduğunu, ayrıca bir defa eli ile bacağına dokunduğunu, bu dokunma uzun temas şeklinde olduğunu ayrıca kendisini yine dudağından öptüğü doğru olduğunu, kendisinin de ona duygusal yakınlık duyduğunun da doğru olduğunu, bunun dışında kendisine daha ileri aşamalara varan cinsel bir teması olmadığını belirttiği, sanığın cep telefonu üzerinde yapılan inceleme sonucu mesaj görüntülerinde "Tmaskım", "Askım az az yaparız", "Muah, En ck ne istyn", "Kulağından emcem", "omzlarına incem", Gerdaninda asagya", "Meme uclarına" şeklinde cinsel ilişkiye davet içeren ifadeler; olayın mağdurenin şikayeti üzerine ortaya çıkmayıp sanıkla mağdure arasındaki yakınlaşmanın okul çevresinde farkına varılıp dedikodulara yol açıp, Cumhurbaşkanlığına e-ihbar ile ihbar edilmesi üzerine ortaya çıktığı ve okul yönetimi tarafından mağdurenin yakınlarının haberdar edilerek adliyeye intikal ettirildiği, mağdurenin sanığa duygusal yönden yakınlık duyduğu ve iftira atması için herhangi bir sebebinin bulunmadığı gibi mağdurenin kendisini ailesi ve çevresine karşı iffetiyle ilgili zor durumda bırakacak şekilde açıklamalarda bulunmasının da hayatan mutad akışına uygun olmadığından sanığın mağdureye karşı fiziki olarak herhangi bir cinsel tacizde bulunmadığı yönündeki savunmalarına itibar edilmeyip, mağdurenin 30/06/2002 tarihinde hastane doğumlu olup, sanığın mağdurenin görsel sanatlar öğretmeni olduğu ve aralarında duygusal yakınlaşma bulunup whatsapp mesaj görüntülerinde "Tmaskım", "Askım az az yaparız", "Muah, En ck ne istyn", "Kulağından emcem", "omzlarına incem", Gerdaninda asagya", "Meme uclarına" şeklindeki mesajlardan dolayı teselsül edecek şekilde ve elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle cinsel taciz suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2016 yılı Ocak ayında resim atölyesinde başbaşa yalnız kaldıklarında birçok kez "bacaklarını mağdurenin bacağına sürtmek" şeklinde, yine şark odasında dinlenen mağdureyi "dudaklarından öpmek" şeklindeki eylemlerinin sarkıntılık düzeyinde kalan basit cinsel istismar suçunu oluşturduğu dairemizce kabul edilmiştir.
Buna göre gerek TCK'nın 103/1-1 fıkrasında belirtilen gerekse TCK'nın 105/1-1 fıkrasında belirtilen cinsel taciz suçları TCK'nın 6. bölümünde belirtilen cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bölümünde düzenlenmişlerse de TCK'nın 103 maddesindeki cinsel istismar suçuyla TCK'nın 105. maddesinde belirtilen cinsel taciz suçları birbirini TCK'nın 43/1-3. cümlesinde belirtilen bir suçun temel şekli; daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekli olmayıp her biri birbirinden ayrı suçlar olup Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 26/11/2013 tarih 2012/565 esas, 2013/12213 nolu kararında belirtildiği üzere TCK'nın 103/1 maddesindeki basit cinsel istismar suçu ile TCK'nın 105 maddesindeki cinsel taciz suçunun farklı tarihlerde işlenip bu iki suçun TCK'nın 43. maddesi anlamında aynı suçlar olmayıp sanığın ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği belirtildiğinden sanığın farklı tarihlerde gerçekleştirdiği "Tmaskım", "Askım az az yaparız", "Muah, En ck ne istyn", "Kulağından emcem", "omzlarına incem", Gerdaninda asagya", "Meme uclarına" şeklindeki mesajlarıyla, 2016 yılı Ocak ayında resim atölyesinde başbaşa yalnız kaldıklarında bir çok kez "bacaklarını mağdurenin bacağına sürtmek" şeklinde, yine şark odasında dinlenen mağdureyi "dudaklarından öpmesi" şeklindeki eylemleri ayrı ayrı suçları oluşturduğu, buna göre sanığın hem cinsel taciz, hem cinsel istismar suçlarından cezalandırılması gerektiğine kanaat edilmiş;
Sanığın cinsel taciz suçundan TCK'nın 105/1-2. cümlesi gereğince cezalandırılması cihiyetine gidilmiş temel cezanın belirlenmesinde, suçun işleniş şekli, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, sanığın güttüğü amaç ve saiki, sanığın mağdurenin okuduğu okulda öğretmeni olup ve eylemini elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıkdan faydalanarak gerçekleştirdiği olayda birden fazla ağırlaştırıcı sebebin mevcut olduğundan cezasının alt hadden uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğine kanaat edilmiş, buna göre sanığın eylemini elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanarak ve mağdureyle sanık arasında öğrenci öğretmen ilişki olup, sanığın mağdurenin öğretmeni olması nedeniyle hakkında TCK'nın 105/2-b-d maddelerinin uygulanması gerektiğine kanaat edilmiş, bunun dışında sanığın aynı mağdura yönelik farklı tarihlerde birden fazla whatsapptan mesaj gönderdiği, mevcut kayıtlardan anlaşıldığından hakkında TCK'nın 43. maddesinde belirtilen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine kanaat edilmiş, sanığın şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince herhangi bir indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına ve sanığa hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezasının kısa süreli olmayıp iki yıldan fazla olduğundan hakkında TCK'nın 50 ve 51. maddelerinin ve CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Sanığın "bacaklarını mağdurenin bacağına sürtmek" şeklinde, yine şark odasında dinlenen mağdureyi "dudaklarından öpmesi" şeklindeki eyleminin nitelendirmesine gelince;
Sanığın sınıfta öğretmenler masasının yanına gelen mağdurenin bacağına kendi bacağını sürtmesi eylemi sınıf ortamı ve yapılan fiilin niteliği gereği ani ve kesik hareketler içerebileceği bunu fiziki şartlar gereği çok uzun süre sürdürmesinin mümkün olamayacağı ve yüzeysel eylem niteliğinde kalacağı, bunun dışında şark odasında mağdurenin dudağından aniden öpmesinin de ani nitelikte devamı bulunmayan kesik biçimde gerçekleştirdiği, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/651 esas 2015/11944, 2014/1656 esas 2015/12301 karar nolu kararlarında ani nitelikte devamı bulunmayan kesik biçimde gerçekleşen eylemlerin TCK'nın 103/1 maddesinin 2. cümlesinde belirtilen sarkıntılık düzeyinde kalan basit cinsel istismar suçunu oluşturduğu belirtildiğinden sanığın farklı tarihlerde mağdurenin bacağına bacağını sürtmesi ve aniden dudağından bir kez öpmesi ve sonra çekilip eyleminin devam ettirmemesi şeklindeki eylemleri TCK'nın 103/1 maddesinin 2. cümlesinde belirtilen sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismar suçunu oluşturduğuna kanaat edilmiştir.
Buna göre sanığın TCK'nın 103/1-2. cümlesi gereğince cezalandırılması cihetine gidilmiş temel cezanın belirlenmesinde suçun işleniş şekli, sanığın güttüğü amaç ve saiki nazara alınarak alt hadden uzaklaştırmayı gerektiren herhangi bir sebep görülmediğinden alt hadden ceza tayini yoluna gidilmiş, sanığın mağdurenin öğretmeni olması nedeniyle hakkında TCK'nın 103/3-d fıkrasının uygulanmasına kanaat edilmiş, sanığın farklı tarihlerde aynı mağdura yönelik birden fazla kez eyleminin tekrarlayarak sarkıntılık da bulunması nedeniyle hakkında TCK'nın 43. maddesinde belirtilen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine kanaat edilmiş, ayrıca sanığın şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince herhangi bir indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına ve sanığa hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezasının kısa süreli olmayıp iki yıldan fazla olduğundan hakkında TCK'nın 50 ve 51. maddelerinin ve CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine kanaat edilmiş;
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçuna gelince; Sanığın Ş. M. Kolejinde görsel sanatlar öğretmeni olup, sanığın aynı okulda öğrenci olan mağdureyi resim atölyesinde yalnız kaldıklarında bacaklarını mağdurenin bacağına sürtmesi ve okulun şark odasında dinlenen mağdurenin dudaklarından öpmesi şeklinde meydana gelen olayda, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 19/02/2015 tarih 2014/10362 esas 2015/1248 nolu kararında da belirtildiği üzere, cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği zaman zarfı dışında hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak biçiminde kasıt ve eyleminin bulunmadığı, sanığın eyleminin cinsel ilişki için yer temini niteliğinde olduğu, bu nedenle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla, müsnet suçtan CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğine kanaat edilmiş olup;
CMK'nın 280/2 maddesi gereğince, Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/03/2017 tarih 2016/188 Esas, 2017/65 Karar sayılı hükmünün kaldırılması ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A) CMK'nın 280/2. Maddesi gereğince, İstinafa konu Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/03/2017 tarih 2016/188 Esas, 2017/165 sayılı kararının Sanık A. G.'in katılan mağdure B. Y.lı'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel istismar suçlarından HÜKMÜN KALDIRILMASINA,
B) 1-Sanık A. G.'in katılan mağdure B. Y.lı'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden TCK'nın 109/1-3-5 maddeleri gereğince kamu davası açılmış ise de, okulda görsel sanatlar öğretmeni olan sanığın aynı okulda öğrenci olan mağdureyi resim atölyesinde yalnız kaldıklarında bacaklarını mağdurenin bacağına sürtmesi ve okulun şark odasında dinlenen mağdurenin dudaklarından öpmesi şeklinde meydana gelen olayda, sanığın mağdureyi cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği zaman zarfı dışında hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak biçiminde kasıt ve eyleminin bulunmadığı, sanığın eyleminin cinsel ilişki için yer temini niteliğinde olduğu, bu nedenle suçun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla, müsnet suçtan CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE,
2-Sanık A. G.'in katılan mağdur B. Y.lı'ya yönelik birden fazla kez mesaj çekerek "Tmaskım", "Askım az az yaparız", "Muah, En ck ne istyn", "Kulağından emcem", "omzlarına incem", Gerdaninda asagya", "Meme uclarına" şeklinde cinsel ilişkiye davet içeren cinsel tacizlerde bulunması şeklinde oluşa gelen ve sübut bulan çocuğa karşı cinsel taciz suçundan TCK'nın 105/1-2. cümlesi gereğince suçun işleniş şekli, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, failin güttüğü amaç ve saiki, sanığın okulda mağdurenin öğretmeni olup ve eylemini elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıkla gerçekleştirip birden fazla ağırlaştırıcı sebebin varlığı, göz önünde bulundurularak takdiren ve teşdiden 1 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemini elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle ve mağdurenin öğretmeni olması nedeniyle hükmolunan cezasının TCK'nın 105/2-b.d maddeleri gereğince 1/2 oranında artırım yapılarak 1 YIL 6 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eyleminin aynı mağdura yönelik farklı tarihlerde birden fazla kez tekrarlayarak zincirleme şeklinde gerçekleştirdiğinden hükmolun cezasının TCK'nın 43/1 maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında artırım yapılarak 1 YIL 15 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alındığında cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. Maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. Maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,
Şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 50 ve 51. maddelerinin ve CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
3-Sanık A. G.'in katılan mağdure B. Y.lı'ya yönelik resim atölyesinde başbaşa yalnız kaldıklarında bir çok kez "bacaklarını mağdurenin bacağına sürtmek" şeklinde, yine şark odasında dinlenen mağdureyi "dudaklarından öpmek" şeklinde birden çok kez sarkıntılık düzeyinde kalacak şekilde cinsel istismar suçunu işlediği anlaşılmakla, 6763 sayılı yasanın 13. maddesiyle TCK' nın 103/1. maddesinde yapılan değişiklikte nazara alınarak 6545 sayılı kanuna değişik eylemine uyan TCK'nın 103/1-2. cümlesi gereğince suçun işleniş şekli, suçun işlendiği zaman ve yer, failin güttüğü amaç ve saiki nazara alınarak takdiren 3 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın katılan mağdure B. Y.lı'nın öğretmeni olması nedeniyle hükmolunan cezasının TCK'nın 103/3-d maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılarak 4 YIL 6 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eyleminin aynı mağdura yönelik farklı tarihlerde birden fazla kez tekrarlayarak zincirleme şeklinde gerçekleştirdiğinden hükmolun cezasının TCK'nın 43/1 maddesi gereğince takdiren 1/2 oranında artırım yapılarak 6 YIL 9 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alındığında cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. Maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. Maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,
Şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 50 ve 51. maddelerinin ve CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın cinsel istismar suçu nedeniyle aldığı hapis cezasının miktarı, tabi olduğu infaz rejimi, tutuklulukta kaldığı süre, kaçma şüphesinin olması, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı hususları birlikte değerlendirilerek takdiren TAHLİYE TALEBİNİN REDDİNE, hükmen tutukluluk halinin devamına, CMK 101/2 madde gereği tutuk halinin devamına ilişkin kararın gerekçeleri ile sanığa sözlü olarak anlatılmasına (anlatıldı) hüküm özetinin bulunduğu cezaevi müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,
Sanığın tutukluluk halinin devamına ilişkin kararın bir yakınına veya belirlediği bir kişiye Cumhuriyet Başsavcılığı marifetiyle haber verilmesine,
Sanığın tutukluluk halinin devamına ilişkin karara karşı açıklanma tarihinden itibaren 7 gün içinde Mahkememize dilekçe vermek veya Zabıt Katibine beyanda bulunarak tutanağa geçirtmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine itiraz başvuru yolunun açık olduğunun BİLDİRİLMESİNE, (BİLDİRİLDİ)
Sanığın hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyetinin sınırlandırılması sonucunu doğuran tüm haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin TCK'nın 63. Maddesi uyarınca CEZASINDAN MAHSUBUNA,
Psikolog bilirkişinin duruşmada sarf ettiği emek ve mesaisi nazara alınarak 100 TL ücret takdiri ile bu konuda sarf kararının yazılmasına,
İlk derece mahkemesinde yargılama gideri olarak yapılan 110,00 TL posta gideri, mağdureye atanan zorunlu vekil gideri 800,00 TL, ilk derece mahkemesi kararından sonra yapılan 18 adet davetiye gideri 198,00 TL, posta gideri 12,90 TL, 100 TL psikolog bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1220,90 TL'nin sanıktan alınarak hazineye irat kaydına,
Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirtilen 3960,00 TL'nin sanıktan alınarak katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına verilmesine,
Adli emanetin 2016/3556 sırasında kayıtlı 1 adet bluray disk, 1 adet bluray disk ile kopyasının dosyada delil olarak saklanmasına,
Aynı emanette kayıtlı 1 adet Samsung marka cep telefonu, sim kart, 2 adet hafıza kartıyla arka kapak kılıfının karar kesinleştiğinde sanığa iadesine,
Dair, iddia makamının huzurunda sanık A. G. ve müdafii Av. M. E., katılan B. Y.lı ve vekili Av. S. Z. E. ile katılanlar Y. Y. ve A. Y. yüzüne karşı mütalaaya kısmen uygun olarak, sanığa yükletilen mağdur B. Y.lı'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden CMK’nın 280/1.a ve 286/2.a maddeleri gereğince KESİN olarak, cinsel istismar ve cinsel taciz suçları yönünden CMK’nın 280/1.a ve 286/2.b maddeleri gereğince YARGITAY’DA TEMYİZ yolu açık olmak üzere CMK nın 291. maddesi uyarınca kararın yüze karşı verilenler yönünden tefhim tarihinden itibaren 7 gün içinde Yargıtay 14. Ceza Dairesine sunulmak üzere dairemize verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyan ve bu beyanın tutanağa geçirilmesi veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle hükmü temyiz edebileceklerine, süresinde temyiz edilmediği takdirde ise hükmün kesinleşeceği ve infaz için dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderileceğine dair 01.06.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)